14.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Gizemli bir yazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 14.Bölüm

Yazarın Anlatımıyla
Turgut’un vurulduğu an, Elfida’nın resmen kalbine bir hançer saplanmıştı. Turgut’u o kadar çok seviyordu ki onun için canını vermeye hazırdı.
"Turgut!" diye yükselen feryadı tüm askeriyeyi ayağa kaldırmıştı. "Turgut'um kalk, Turgut!" diye bağırıyordu.
Hakan soğukkanlılığını korumaya çalışarak üzerindeki ceketi ve gömleği çıkartıp Turgut’un yarasına bastırdı. "Ambulansı arayın!" diye haykırdı, "Kardeşim ölüyor, ambulansı çağırın!"
Meriç ise çoktan keskin nişancının peşine düşmüştü. Adamı en son köşede sıkıştırıp yakalamış ve sorgu odasına götürerek sandalyeye bağlamıştı.
Hakan bir yandan Turgut’un nabzını kontrol ediyor, bir yandan da yarasına tampon yapmaya devam ediyordu. Elfida hâlâ "Turgut!" diye haykırıyordu. Hakan, "Nabzı düşüyor, nabzı düşüyor! Nerede kaldı bu ambulans?" diye bağırdı.
Elfida bunu duyar duymaz "Turgut!" diye öyle bir haykırdı ki ağaçtaki kuşlar bile ürküp kanat çırparak semaya doğru süzüldü. Bağırmaktan ve ağlamaktan helak olan Elfida, en sonunda acıya dayanamayarak bayıldı.
O bayıldıktan bir iki dakika sonra ambulans nihayet gelmişti. Turgut’u hızlıca ambulansa bindirdiler ve araç yola koyuldu. Ambulansın arkasından, yolu açmak için tam on askeri araba eşlik ediyordu.
Hakan'ın Anlatımıyla
Hastane koridorunda çaresizce yere çökmüş, oturuyordum. Turgut’la aramdaki bağ kardeşlikten de öteydi. O bağı kimsenin yıkmasına izin vermezdim ama şimdi kardeşim içeride ölüm kalım savaşı veriyordu. Ambulansa bindiği o son an aklıma geldikçe kalbim sıkışıyordu. Hayati bir yerden kurşun yarası almıştı. Ama güçlüydü benim kardeşim, başarırdı; sağ salim çıkardı oradan.
O sırada Meriç’ten, keskin nişancıyı sorgu odasında tuttuğuna dair bir mesaj geldi. O nişancıyı konuşturabilirsek, tüm timin günlerdir üzerinde çalıştığı plan gerçekleşecekti. Bu düşünce acımın içinde bana ayrı bir heyecan ve kararlılık veriyordu.
Tam o anda yoğun bakımdan bir ses yükseldi. Hızla fırlayıp camdan içeri baktım. Turgut’un... Kardeşimin kalbi durmuştu. Kalp grafiği dümdüzdü. Sadece düz bir çizgi...
Öfke ve çaresizlikle camı yumruklamaya başladım. Sinirden yere çöküp ağladım. Namı tüm askeriyede konuşulan, o her zaman sessiz ve soğukkanlı olan adam, o gün hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Yaren’in beni uzaktan, dolu gözlerle izlediğinden tamamen habersizdim. Tüm tim olayı toparlamaya çalışıyordu ama kimsenin elinden bir şey gelmiyordu.
Bir yandan da koridorda Elfida’nın bitkin sesini duydum: "Hakan, Turgut’um nerede? Nasıl?"
Tam o sırada yoğun bakım odasının kapısı açıldı ve doktor dışarı çıktı. Maskesini indirdikten sonra yüzünde hafif bir rahatlama belirdi: "Güzel haber... Hastamızın ameliyatı mükemmel geçti. Ameliyatta üç kez kalbi durdu, vücudu çok yorgun. Bu yüzden onu bir süre uyutacağız," dedi.
Dünyalar benim olmuştu. Bu sefer ikimizin de gözlerinden mutluluk gözyaşları akıyordu. Yengeme, yani Elfida’ya dönüp, "Hadi yenge, kantine inip birer kahve içelim," dedim. O da halsizce onayladı.
Koridorda ilerlerken Savcı Hanım’ı gördüm. Savcı Hanım, yani Yaren... Herkesi güzelliğiyle büyülüyordu, özellikle de beni.
"Savcı Hanım!" diye seslenince bana döndü. "Dinliyorum?" dediğinde sesindeki o asil ton yine içimi titretti. "Hepimiz çok yorulduk. Kantinde sen, ben ve yengem oturup birer kahve içelim mi?" diye sordum.
Yengem de Savcı Hanım’a doğru dönüp, "Yaren, lütfen gel," deyince bizi kırmadı ve eşlik etti.
Evettttt bittiiii bu bölüm birazcık kısa oldu belki akşam yeni bölüm gelir bunu tamamen siz belirleyebilirsiniz yorum ve beğeniler gelirse akşama yeni bölüm de gelirrr.Sizi çok seviyorum canım okurlarımmmmm 💖