9. bölüm / 15
Bir lise aşkı meselesi4. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm508 kelime
- 2 2. Bölüm422 kelime
- 3 3. Bölüm374 kelime
- 4 4. Bölüm617 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm323 kelime
- 6 6. Bölüm664 kelime
- 7 7. Bölüm741 kelime
- 8 8. Bölüm669 kelime
- 9 9. Bölüm479 kelime
- 10 10 . bölüm635 kelime
- 11 11.Bölüm1.273 kelime
- 12 12.Bölüm1.086 kelime
- 13 13.Bölüm486 kelime
- 14 14.Bölüm488 kelime
- 15 15. bölüm1.017 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Adamın eli Turgut’un omzundayken parmaklarını bir pençe gibi sıktı. Odadaki rutubet kokusuna, adamın üzerindeki keskin tütün kokusu karışmıştı. Elfida, adamın elindeki o altı yıllık bilgisayar çıktısı nota bakarken kalbinin göğüs kafesini zorladığını hissediyordu. Lise yıllarında hayatını cehenneme çeviren o satırlar, şimdi birer cellat gibi karşısında dikiliyordu.
"Bırak onu!" diye bağırdı Elfida, sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak. "Babanın hesabı neyse benimle kapat. Turgut’un bu işle hiçbir ilgisi yok!"
Adam hafifçe geriye doğru adımladı, loş ışığın altında yüzünün sert hatları belirginleşti. Kibirli bir kahkaha attı. "Ah, Elfida... Sadakat gözlerimi yaşartıyor. Ama yanılıyorsun. Babanın bana olan borcu öyle sadece seninle ödenebilecek bir şey değil. O, benden en değerli şeyimi aldı. Ben de onun en değerli varlığını, yani seni ve seni korumak için canını verecek bu çocuğu yavaş yavaş bitireceğim."
Turgut, dişlerini sıkarak zincirleri tekrar zorladı. Metalin çıkardığı tiz ses odada yankılandı. Yüzündeki morluklara rağmen gözlerinde en ufak bir korku kırıntısı yoktu. Aksine, dudaklarının kenarında adamı çileden çıkaracak hafif, alaycı bir gülümseme belirdi.
"Sen gerçekten lisedeki o çocuk olduğumu sanıyorsun, değil mi?" dedi Turgut, sesi bu sefer buz gibi ve kendinden emindi. "Geçen altı yılda sadece senin plan yapmadığını hesaba katmamışsın."
Adam kaşlarını çattı, Turgut’un bu rahatlığı asabını bozmuştu. Cebinden eski, gümüş bir köstekli saat çıkardı. "Cesaretin takdire şayan delikanlı. Ama kuralları ben koyarım. Şimdi, oyunun ilk kuralını açıklıyorum."
Yavaşça arkasındaki gölgelerin arasına doğru yürüdü ve oradaki eski bir masanın üzerindeki örtüyü kaldırdı. Örtünün altından iki adet küçük, dijital ekranlı cihaz çıktı. Cihazlar kalın kablolarla odanın köşesindeki karanlığa uzanıyordu.
"Bu odada sızdıran küçük bir gaz düzeneği var," dedi adam. "Şu andan itibaren tam 20 dakikanız var. Önünüzdeki masada duran kutunun içinde tek bir anahtar var. O anahtar hem Elfida’nın sandalyesindeki kilitleri hem de Turgut’un zincirlerini açabilir. Ama küçük bir pürüz var... Anahtarı ilk alan, diğerini odada bırakıp kaçma şansına sahip olacak. Seçim sizin."
Adam kapıya doğru yürürken durdu, kapıyı arkasından büyük bir gürültüyle kapatıp sürgüledi. O anda duvardaki dijital sayaç kırmızı sayılarla geriye doğru akmaya başladı: 19:59... 19:58...
Odaya hafif, tıslama şeklinde bir ses yayılmaya başlamıştı. Elfida gözyaşları içinde Turgut’a baktı. "Turgut... Ne yapacağız? Hepsi benim yüzümden..."
"Elfida, bana bak ve sakin ol," dedi Turgut, sesini sadece onun duyabileceği bir tona indirerek. "Gözlerini kapat ve derin nefes al. Akıllı saatimdeki nabız sensörü durduğunda veya aniden yükseldiğinde nereye sinyal gideceğini çok iyi biliyorsun."
Elfida’nın gözleri şokla açıldı. Turgut’un liseden sonra kurduğu, operasyonel ve teknolojik olarak ülkenin en iyilerinden biri olan o özel ekipten bahsediyordu: Gölge Timi.
"Onlar..." diye fısıldadı Elfida.
"Yoldalar," dedi Turgut güven veren bir gülümsemeyle. "Buraya kapatılmadan önce acil durum butonunu tetikledim. Çocuklar şu an koordinatı aldı."
Aynı dakikalarda, binanın dışındaki zifiri karanlıkta, simsiyah askeri teçhizatlar kuşanmış dört gölge sessizce hareket ediyordu. Gölge Timi'nin saha lideri Poyraz, termal kameralı dürbününden eski antrepoya bakıp kulaklığına fısıldadı:
"Lider içeride. Gaz düzeneği aktif, süre daralıyor. Ne yapıyoruz beyler, sessizce mi sızıyoruz?"
Kulaklıktan timin bombacısı Barut'un neşeli sesi yükseldi: "Komutanım, gaz odasına sessiz girilmez. İzin verin de şu arka duvarı patlatsınlar, yengeyi ve lideri çekip alalım!"
Poyraz hafifçe sırıttı: "Doğru dersin Barut. Patlatın gitsin!"
İçeride ise Turgut kulaklığındaki cızırtıyı hissetti. Kulaklık gizliydi ama sistem doğrudan kulağının içine ses veriyordu. Timin kendi arasındaki konuşmaları net bir şekilde duyabiliyordu.
Barut'un telsizden "Patlatsınlar yengeyi alalım" dediğini duyunca, odadaki o ölümcül ve gergin havaya rağmen Turgut kendini tutamadı. Kafasını hafifçe yana eğip, sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi mikrofonuna fısıldadı:
"Düzgün konuşun lan. Daha yengeniz değil..."
Elfida ne olduğunu anlamadan Turgut'a şaşkınlıkla bakarken, Turgut ona göz kırptı. "Sıkı tutun Elfida, birazdan buralar biraz sarsılacak."
Tam o saniyede, antreponun arka duvarı muazzam bir gürültüyle havaya uçtu. Alevler ve moloz tozları odayı kaplarken, sislerin arasından Gölge Timi'nin namluları göründü
Evettttt bu bölümde bitti bu bölümü yazmak için bir sürü arastırma yapmam gerekti ama olsun
Bol bol beğeni ve yorum bekliyorum canlarım mmm
