5. bölüm / 14
Ateşin KıyısındaBölüm 4
Bölümler 14Şu an: Bölüm 4
- 1 ATEŞİN KIYISINDA154 kelime
- 2 Bölüm 1449 kelime
- 3 Bölüm 21.148 kelime
- 4 Bölüm 3584 kelime
- 5 Bölüm 4595 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Bölüm 51.222 kelime
- 7 Bölüm 7764 kelime
- 8 Bölüm 8682 kelime
- 9 Bölüm 91.491 kelime
- 10 Bölüm 10567 kelime
- 11 Bölüm 11969 kelime
- 12 Bölüm 12874 kelime
- 13 Bölüm 14950 kelime
- 14 Bölüm 151.172 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah uyandığımda aklıma gelen ilk şey, dün gece gönderdiğim mesaj oldu.
Gözlerimi henüz tam açamamışken elimi komodinin üzerine uzattım. Telefonumu bulup ekranını açtım. Bir bildirim yoktu.
Mesaj kutusuna girdim.
Son mesajım hâlâ oradaydı. Altında, gece boyunca beklediğim ama gelmeyen cevabın boşluğu duruyordu.
Aslan yazmamıştı.
Yatağın içinde doğruldum. Saçlarımı yüzümden çekip bir kez daha ekrana baktım. Belki uyurken görmediğim bir bildirim olmuştur diye kontrol ettim. Sonra kendime kızarak telefonu kapattım.
Ne bekliyordum ki?
Dün gece birbirimizi hiç tanımadığımızı söylemiştim. Belki de bu sözlerim ona yeterince açık gelmişti. Belki beni ikna etmek için uğraşmak istememişti. Belki de başından beri düşündüğüm kadar kararlı değildi ve şimdi kararından vazgeçmişti.
Aslan Ateş evlilikten vazgeçmiş olabilirdi.
Bu ihtimalin beni rahatlatması gerekiyordu.
Sonuçta ben de bu evliliği istememiştim. Bir yabancıyla aynı hayatı paylaşmak, onun kurallarına alışmak, kendime ait olan her şeyi yeniden düzenlemek düşüncesi beni korkutuyordu. Vazgeçmiş olması bütün bunlardan kurtulmam anlamına gelebilirdi.
Ama sonra babam geldi aklıma.
Ya vazgeçtiyse ne olacaktı?
Borçlar ortadan kalkmayacaktı. Bizi sıkıştıran insanlar birdenbire anlayışlı olmayacaktı.Heleki beni isteyen adamların aklında kim bilir ne vardı. Babamın geceleri uyuyamamasına neden olan şeyler, bir mesajın cevapsız kalmasıyla yok olmayacaktı.
Yüzümü ellerimin arasına aldım.
Babamın başına gelenler için üzülüyordum. Onu böyle görmek canımı yakıyordu. Ama aynı zamanda ona öfkeliydim. Hem de düşündüğümden çok daha fazla.
Nasıl yapabilmişti?
Kumar masasında kaybettiklerinin arasına beni de koymayı nasıl göze almıştı? Kendi hatalarının bedelini benim hayatımla ödemeyi nasıl bu kadar kolay kabullenmişti?
Yalvardım demesine inanmıyorum,dediyse bile bu hale gelene kadar düşünecekti.
Beni koruması gereken insan, beni kurtarılması gereken bir duruma sokmuştu.
Bir an içim nefret doldu.
Bu düşünce boğazımda acı bir düğüme dönüştü. Babamı seviyordum ve şuan nefrette ediyordım.
Belki de en çok buna kızıyordum.
Hâlâ onun için endişeleniyordum.
Hâlâ başına kötü bir şey gelmesinden korkuyordum.
Ve şimdi, beni bu durumun içine sokan o adamı ve hatta kendimi kurtarmak için başka bir adamın cevabını bekliyordum.
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
Bir süre daha kalkmadan oturdum. Sonunda midemin çıkardığı ses, düşüncelerimin arasına girdi. Akşamdan beri doğru düzgün bir şey yememiştim. Açlıktan karnım ağrıyordu ama mutfağa gidip bir şeyler hazırlama fikri bile içimi daraltıyordu.
Yine de kalktım.
Mutfakta dolabı açtım. Kahvaltılıkları gördüm. Peynir, zeytin, ekmek… Normal bir sabah olsa hiç düşünmeden kendime bir şeyler hazırlardım. Belki de açlığımı bastırmak için bir dilim ekmek alırdım.
Elimi uzattım, sonra vazgeçtim.
Canım hiçbir şey istemiyordu.
Oysa midem açlıktan kasılıyordu.
Kendi hâlime acı acı gülümsedim. İnsan, hayatı altüst olduğunda bile karnının acıkmasına şaşırıyordu. Sanki bedenim yaşadığım şeyleri önemsemiyor, benden yalnızca alıştığı düzeni sürdürmemi bekliyordu.
Kahve yapmaya karar verdim.
En azından sıcak bir şey içebilirdim.
Cezveyi ocağa koyup kahveyi hazırlarken gözüm istemsizce telefona kaydı. Tezgâhın üzerinde duran ekrana bakmamaya çalıştım. Suyu ölçtüm, fincanımı çıkardım, kahvenin pişmesini bekledim.
Her şey olağan görünüyordu.
Olağan bir sabahın içindeydim. Mutfağımdaydım, kendi fincanıma kahve hazırlıyordum. Birkaç saat önceye kadar hayatımın böyle devam edeceğini düşünüyordum.
Şimdi ise tek bir adamın cevap vermemesi, geleceğim hakkında bilmediğim onlarca ihtimali zihnime doldurmuştu.
Kahvemi fincana döktüm. İlk yudumu almadan önce gözlerimi kapattım.
Belki vazgeçmişti.
Belki de birazdan telefonum çalacak, her şeyin bittiğini öğrenecektim.
Ve bütün korkuma rağmen, bu ihtimalin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bekliyordum.
Tam fincanı dudaklarıma götürmüştüm ki kapı çaldı.
Elim havada kaldı.
Bir an olduğum yerde durdum. Sabahın bu saatinde kim gelebilirdi? Babamın evde olmadığını biliyordum. Üstelik gelen bir telefon değil, doğrudan kapıya bırakılmayı bekleyen bir şeyin habercisi gibiydi bu ses.
Fincanı tezgâha bıraktım.
Kapıya doğru yürürken içimde açıklayamadığım bir sıkıntı büyüdü.
Kapıyı açtığımda karşımdaki görevli elindeki paketi bana uzattı.
“İmara Delmar?”
Başımı salladım.
Paketi teslim alıp kapıyı kapattım. Üzerindeki ismi gördüğümde parmaklarım kutunun kenarında hareketsiz kaldı.
Gönderen: Aslan Ateş
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum.
Sizce Aslan ne gönderdi?
Evlilikten vazgeçmiş olabilir mi?
Bölüm etkileşimi
