Bölüm 7

Vaveyla Yazarı: Yazar B .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Bölüm 7

“Bu evlilik böyle olacak, İmara.”
İlk kez adımı bu kadar kesin bir tonla söyledi.
İçimde bir şey gerildi. Sandalyemde doğruldum. Ona, benim de bu evlilikte söz hakkım olduğunu söylemek istedim. Kendi hayatımı onun kurallarına göre yaşayamayacağımı, henüz birbirimizi tanımadan böyle kesin konuşmasının doğru olmadığını anlatmak istedim.
Ama babamı düşündüm.
Borçları düşündüm.
Bu evliliğin neden gündemime girdiğini, neden bu masada oturduğumu hatırladım.
Ve sustum.
Aslan’ın bakışları yüzümdeydi. Söylemek isteyip de söylemediğim şeyleri anlayıp anlamadığını bilmiyordum. Beni ikna olmuş sanıyor olabilirdi. Oysa ben yalnızca ne kadar ileri gidebileceğimi bilmiyordum.
“Peki,” dedim sonunda. “Benim isteklerim ne olacak?”
“Onları da konuşabiliriz.”
“Şimdi mi?”
“Şimdi.”
Bu cevap beni hazırlıksız yakaladı.
“Benim hakkımda bir şey merak etmiyor musunuz?”
“Bilmem gerektiği kadarını biliyorum.”
“Ve bu sizin için yeterli yani öyle mi? Beni tanımıyorsunuz bile”
Aslan “bu benim sorum” dedi bense devam ettim çünkü
İlk kez konuşmanın yönünü değiştirebileceğimi hissettim. Ona kendi hayatımdan, yapmak istediklerimden, yazmaktan ve bir gün kendi ayaklarımın üzerinde durma isteğimden bahsetmek istedim.
Fakat daha ilk cümlemi kuramadan kendimi durdurdum.
Beni ne kadar dinleyeceğini bilmiyordum.
Yine de bu kez geri çekilmedim.
“Benim de kendime ait bir hayatım olsun istiyorum,” dedim. “Sadece bir evin içinde, belli saatlerde belli şeyleri yapan biri olmak istemiyorum, senin gerçek anlamda eşin olamam.”
Aslan’ın yüzünde belirgin bir değişiklik olmadı.
“Bunu konuşacağız.”
Yine aynı belirsizlik.
Ne evet diyordu ne de hayır. Söylediğim hiçbir şeyi açıkça reddetmiyor ama hiçbirine kesin bir karşılık da vermiyordu. Sanki bütün cevapları kendisine saklıyor, benimse her soruyla biraz daha fazla şey açığa vurmamı bekliyordu.
Görüşme boyunca ailesinden yalnızca bir kez söz etti. Amerika’da yaşayan bir kız kardeşi olduğunu söyledi. Bunun dışında ailesi, geçmişi ya da hayatına dair başka bir ayrıntı vermedi.
Ben de daha fazla üstelemedim.
Çünkü karşımdaki adamın yalnızca konuşmak istemediğini değil, konuşacağı şeyleri de kendisinin seçtiğini anlamaya başlamıştım.
Görüşmenin sonunda masadan kalkarken zihnimde daha önce sahip olmadığım kadar çok soru vardı.
Aslan ise aynı sakinlikle hesabı ödedi, kapıda nikah işlemleri için sabah beni 8de alacağını söyledi.
Ne gerektiğini sormadım, açıkcası ilgilenmek istemedim. Arabama doğru yürüdüm, defne mesaj atmıştı, onu bizde kalması için çağardım ve evin yolunu tuttum.
Defne eve geldiğinde, gün boyunca içimde birikenleri artık saklayacak hâlim kalmamıştı.
Ona Aslan’la yaptığım görüşmeyi anlattım. Evliliğin nasıl olacağını, evde hangi kuralların geçerli olacağını, sabah yedide kahvaltı yapılacağını…
Defne önce beni dinledi. Sonra kaşlarını kaldırdı.
“Yedide mi?”
“Evet.”
“Her sabah mı?”
“Her sabah.”
“İmara, adam evlilik değil, çalışma programı hazırlamış.”
İstemeden güldüm. Fakat gülüşüm kısa sürdü.
“Beni asıl rahatsız eden bu değil.”
“Ne peki?”
Bir süre düşündüm.
“Bilmiyorum. Sanki beni tanımadan nasıl biri olmam gerektiğine karar vermiş gibi. Kendi hayatı var, kendi düzeni var. Benim de o düzene uyum sağlamamı bekliyor.”
“Peki, sen ne istiyorsun?”
Yine aynı soru.
Herkes benden ne istediğimi öğrenmeye çalışıyordu. Oysa ben, ne istediğimi düşünecek kadar bile özgür hissetmiyordum kendimi.
“İstediğim şey zamanı geri almak ve babamın def olması, insan kumar oynarda bu seviyeye gelene kadar hiç mi kızını düşünmez, borc karşılığı ki çek gibi görüldüğüm için resmen canımda tehlikede onun yüzünden, sanki aslandan başka seçeneğim varmış gibi isteklerimin ne önemi var “dedim.
Defne’nin yüzü ciddileşti.
“Babanla konuştun mu?”
Başımı salladım.
“Pek konuşmadık.”
Aslında konuşmakta istemiyordum. Onu gördüğümde içimdeki öfke yeniden canlanıyordu.
Defne bu sefer “ aç mısın?” Dedi.
Nerden anladın demeye kalmadn karnım guruldadı.
“Bir şey yemediğin belli resmen iki günde erimişsin” diyip mutfakta şipşak sandiviç hazırladı yanınada meyve suyu koydu.
Defne hep böyle anaç sımsıcak biriydi. Oda babasını küçükken kaybetmiş annesi ile yaşıyordu, benim gibi tek çocuktu. Annemle annesi çocukluk arkadaşıydı ve bizde kundaktan itibaren kardeş gibi büyümüştük. Annemi kaybedince,Defnenin annesi sevim teyze manevi annem gibi beni kollamış, kendi kızından ayırmamıştı.
Karnım doyunca kendime geldim ve düşüncelerden sıyrılıp
“Bir de kız kardeşi varmış,” dedim konuyu değiştirerek. “Amerika’da yaşıyormuş.”
“Gördün mü hiç?”
“Hayır. Adını bile sormadım.”
Defne başını iki yana salladı.
“Sen bu adamla evleneceksin ve hakkında bildiğin şeyleri parmaklarınla saysan yeter.”
“Farkındayım.”
“Peki, korkuyor musun?”
Bu kez hemen cevap verdim.
“Evet.”
Kelime ağzımdan çıktığında, onu ilk kez kendime karşı dürüstçe söylemiş gibi hissettim.
Korkuyordum.
Yeni bir hayata başlamaktan, tanımadığım bir adamla aynı evde yaşamaktan, onun kurallarının arasında kendi sesimi kaybetmekten korkuyordum. Ama en çok, bir gün bütün bunlara alışmaktan korkuyordum.
Defne ile neredeyse saatlerce sohbet ettik. En azından konuşmak bir nebze iyi gelmişti. Sonra masanın üzerinde duran kitaba baktım.
Aslan’ın gönderdiği ilk baskı hâlâ oradaydı.
Kitabı elime aldım ve arasındaki kartı çıkardım.
Hiç.
Defneye kitaptan bahsetmiştim.
Aslana söylediğim yalanı söyleyinde kıkırdadı.
“Yazarlara ilk baskı kitap hediye edilmesi çok doğal, hatta ilk akla gelen hediye denebilir, basit bi tesadüf işte “dedi. Defneye inanmak istiyordum.
“Tesadüfse inan sevineceğim defne, adamda beni ürperten bir şey var. Hiç hoşlanmadım ondan” dedim.
“Ve çok yakında onunla evleneceksin” diye tamamladı sözümü sevgili dostum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.