3. bölüm / 14
Ateşin KıyısındaBölüm 2
Bölümler 14Şu an: Bölüm 2
- 1 ATEŞİN KIYISINDA154 kelime
- 2 Bölüm 1449 kelime
- 3 Bölüm 21.148 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Bölüm 3584 kelime
- 5 Bölüm 4595 kelime
- 6 Bölüm 51.222 kelime
- 7 Bölüm 7764 kelime
- 8 Bölüm 8682 kelime
- 9 Bölüm 91.491 kelime
- 10 Bölüm 10567 kelime
- 11 Bölüm 11969 kelime
- 12 Bölüm 12874 kelime
- 13 Bölüm 14950 kelime
- 14 Bölüm 151.172 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah, beklediğimden daha erken geldi.
Gece boyunca doğru dürüst uyuyamamıştım. Gözlerimi her kapattığımda aynı düşünceye dönüyordum, birkaç saat sonra,hayatımın geri kalanını etkileyebilcek bir adamla aynı masaya oturacaktım. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum ama hakkımda vereceği karar,benim verebilceğim karardan daha güçlü görünüyordu.
Dolabın karşısında uzun süre durdum. Ne giyeceğimi bilmiyordum. Sanki yanlış kıyafet seçersem, daha tanışmadan hakkımda yanlış bir fikir edinecekmiş gibi hissediyordum. Bu düşünceye kızdım. Ben kimseyi etkilemek zorunda değildim. Hele ki beni bir borcun karşılığında hayatına almak isteyen bir adamı hiç.
Sonunda sade,açık renkli bir bluzla koyu renk pantolon seçtim. Saçlarımı tarayıp omuzlarımda bıraktım.Aynadaki görüntüm yorgun görünüyordu. Koyu kahve gözlerimin altındaki morlukları kapatmayı düşündüm,sonra bu düşünceden hızla uzaklaştım. Uykusuz, düşünceli ve çok stresliydim.
Bugün kendimi olduğumdan başa biri biri göstermeye de hiç niyetim yoktu.
Mutfaktan babamın sesi geldiğinde hazırdım. Bütün gece oda uyumamış gibi görünüyordu. Yüzünü yıkamış,gömleğini değiştirmişti ama gözlerindeki yorgunluğu saklayamamıştı. Babam o gün gözüme bir gecede yaşlanmış gibi geldi, bana bakarken bir şey söylemek istediğini hissettim. Belki özür dileyecekti,belki bunu yapmaya mecbur olmadığımı söyleycekti. İkisini de duymaktan korkuyordum.
Çümkü ne söylerse söylesin,kararın ağırlığı yine benim omuzlarımda kalacaktı.
Annemi kaybettiğimizden beri babamla arkadaş gibiydik, aile demek artık babam demekti. Bu borcun ucu ya bana yada babamın canına dokunacaktı, biliyordum. Bulaştığı insanlar tekinsiz tefecilerden başkası değildi. Aklımı kurcalayan şey bu borç evlilik karşılığında ödenecekti, peki neden?
İşte bu babamında cevaplamadığı bir konuydu. İçimdeki ses babamın yeterince dürüst olmadığını fısıldıyordu.
Bu sesi şimdilik bastırdım.
“Kızım hazırsan çıkalım”
Cevap vermedim.
Arabaya bindiğimde hava kapalıydı. Yol boyunca pencereden dışarı baktım. Her zamanki sokaklardan geçiyor,tanıdığım binaları,dükkanları,aceleyle yürüyen insanları görüyordum. Her şey olağandı. İnsanlar işlerine yetişiyor,telefonla konuşuyor,kahvelerini alıp yollarına devam ediyordu.
Kimse benim hayatımın birazdan ikiye ayrılacağını bilmiyordu.
Görüşeceğimiz yer,şehir merkezinde sakin bir restorandı. Babam arabayı park ederken ellerimin soğuduğunu fark ettim. Avuçlarımı birbirine sürttüm ve derin bir nefes aldım.
Korktuğumu belli etmek istemiyordum.
Kime karşı,neden,bunu kendime bile açıklayamıyordum.
İçeri girdiğimizde önce sessizliği fark ettim. Mekan kalabalık değildi. Pencerenin yanındaki masalardan birinde,sırtı duvara dönük bir adam oturuyordu. Önündeki kahveye dokunmamıştı. Telefonuna bakmıyor,etrafıyla ilgilenmiyor gibiydi. Buna rağmen babam kapıdan girdiğimiz anda bakışlarını ona çevirdiğinşi gördüm.
Aslan ateş.
Dün gece küçük çapta yaptığım internet aramalarındaki kısıtlı fotoğraflardan tanımamıştım.Hakkında anlatılanlardanda bir görüntü oluşturamamıştım. Zaten basit bir kaç iş dışında bi haberde yoktu. Mimar olduğu için bazı büyük inşaatlarda ihalelerde adı geçiyordu sadece.
Ayağa kalktı.
Boyu uzun, sakalları kısa ve sert görünümlü bir adamdı. Gözleri yeşile çalıyordu. Normalde yeşil göz sımsıcak etki bırakırken şuan kısa attığı bakış bile içimi buz gibi dondurdu. Gerçekten donmuş gibi hafifce titredim ve sandalyeye oturdum. Tarafsız bi gözle bakınca yakışıklı olduğunu inkar edemezdim.
Bu düşünce aklımdan geçer geçmez kendime kızdım. Buraya bir adamın görünüşünü değerlendirmeye gelmemiştim. Yine de insanın ilk izlenimlerini seçemediği,yalnızca onalra verdiği anlamı seçebildiğini o an anladım.
Aslan önce babamla tokalaştı,ardından bana döndü. Elini uzattığında kısa bir an tereddüt ettim. Sonra elimi onun eline bıraktım.
Avucu sıcaktı. Tutuşu ne fazla sıkıydı ne de gevşek. Beni icitmeyecek kadar ölçülü,mesafeyi kapatmayacak kadar kontrollüydü.
Bana gülümsediğini söyleyemezdim. Yüzünde nezaket sayılabilcek bir ifade vardı ama bu ifadenin ardında ne olduğunu anlamak mümkün değildi.
Masaya oturduğumuzda garson geldi. Babam kahve istedi. Ben de aynı şeyi söyledim, aslında canım bir şey istemiyordu. Aslan,önündeki fincanı çekip bize döndü.
Konuşmaya başlamadan kısa bir sessizlik oldu. O sessilikte,karşımdaki adamın acele etmediğini fark ettim. Sanki burada bulunmamızın ne kadar zor olsuğunu biliyor ama bunu dile getirmeye gerek duymuyordu.
Belki de benim için en rahatsız edici şey buydu.
Bana acımıyor gibiydi.
Benden hoşlanmaya çalışmıyor,kendini iyi göstermeye uğraşmıyor,kararımı kolaylaştırmak için gereksiz sözler söylemiyordu. Sanki bir iş görüşmesine gelmiş ve konuşulması gerekenleri konuşmaya hazırdı.
Ben ise hayatımın en büyük kararlarından birinin ortasında duruyor, ne söyleyeceğimi hatta ne hissedeceğimi bilmiyordum.
Aslanın bakışları üzerimde durdu.
‘’ imara delmar’’
Adımı söylerken sesinde belirgin bir duygu yoktu. Yine de ismimi ondan duymak tuhaf geldi. Sanki kendi hayatımın içşinden çıkıp başka birinin hikayesine girmiştim.
Başımı hafifçe kaldırdım
‘’evet’’
Bakışlarını kaçırmadı. Ben de kaçırmamaya çalıştım.
O an, bu adamın karşısında sessiz kalırsam bütün konuşmanın onun istediği biçimde ilerleyeceğini hissettim. Buraya yalnızca babamın borcunu konuşmaya gelmiş olabilirdim ama benim de bilmeye hakkım olan şeyler vardı.
‘’ benimle neden evlenmek istiyorsunuz?’’
Soru ağzımdan çıktığı an babamın yanımda kıpırdandığını hissettim. Belki daha yumuşak sormamı bekliyordu. Belki de bu kadar doğrudan konuşmamdan korkmuştu.
Aslan ise şaşırmış görünmedi.
Birkaç saniye düşündü. Ardından,görüşmenin başından beri ilk kez yüzünde azda olsa ifade değişti.
‘’bunun için birbirimizı tanımamız gerektiğini düşünüyorum’’ dedi.’’ Ama size bilmediğiniz bir şeyi vaat etmeyeceğim. Bu evlilik konusunda karar vermeden önce sormak istediğiniz her şeyi sorabilirsiniz’’
Cevabı beklediğim gibi değildi. Beni ikna etmeye çalışmamıştı. Kendini savunmamış,neden iyi bir eş olcağını anlatmamıştı.
Bu,içimi rahatlatmak yerine daha çok düşündürdü.
“Sizi tanıdığımda benimle neden evlenmek istediğinizi anlamış olacağım öyle mi?”
“Öyle zannediyorum.” Yetersiz bir cevaptı.
“Sizi tanımıyorum, sizde beni tanımıyorsunuz. Sırf benle evlenmek için babamın borcunu kapatma isteğiniz garip değil mi? Kim tanımadığı bir kadın için başkasının borcunu öder?”
Bir nefeste söyledim, hiç üstelemeden öylece tamam diyemezdim. Babam iyice gerildi. Aslan;
“Haklısınız, sanırım bu konuyu babanızla bir kez daha konuşmalısınız imara hanım. Sizinle evlenmek için borcu kapatmadım, siz bu borcun direkt karşılığısınız” dedi.
Bu ne demekti? Babama dehşete düşmüş şekilde bakarken kızarıp bozardı. Tek bir kelime bile söylemedi.
Aslan ise dümdüz bir ifade ile bana bakıyordu.
“Baba bir şey söylemeyecek misin? Borcu kapatmak için tefeciye gittin ve bir şekilde borç katlandı, adamlar seni tehdit etti ve birden aslan bey borcu duydu kapatmayı teklif etti, karşılığındada evlilik şartı koydu öyle mi!!, bu konuda bildiğin bu kadar mı? Ya anlat yada şimdi kalkıp gidiyorum!”
“Tefeci, borç ve hayatımla tehdit edilmem doğru kızım, sana anlatmadığım kısım borcun nasıl olduğuydu. Malesef kumar oynadım. Girdap gibi kaybettikce kaybettim, evimiz, birikimimiz hiçbir şeyimiz yok artık. Dibe geldiğimde ve borcumu ödeyemeyecek seviyedeyken ya hep ya hiç yaparak son kez kumara oturdum ve yine kaybettim, oynadığım kişiler kafama silah dayadı, verecek tek canın kaldı dediler. O sırada içlerinden biri kızı var dedi, borcuna karşılık kızını alalım dediler. İnan canımı alın dedim kızım. Yalvardım ama yaka paça beni dışarı attılar. Aslan bey nasıl bu konuya dahil oldu bende bilmiyorum”
Nutkum tutulmuştu. Babama duyduğum öfke bir yerde neyin içine düştüğüm konusunda bir fikrim yoktu. Evlenip evlenmemek benim kararım mıydı? Aslana döndüm içimdeki öfkeye engel olamadım.
“Babamı benimle tehdit eden adamlar senin adamların mıydı? “
Aslan ifadesini değiştirmeden sıkılmış gibi nefes verdi.
“Benim adamlarım yok imara hanım, babanızı tehdit eden adamlarda sizi evlenmek için isteyecek değillerdi değil mi?” Dedi. Sonrasında ekledi. “Öyle yada böyle babanız sizi o masada kaybetti bende kaybettiği adamlar ile uzlaştım,bilmeniz gerekenler bu kadar. Evlilik istemezseniz borcu bana ödeyecek babanız, gerekli evrakları imzaladı. Karar size ait.”
Babamada “ bunu evde konuşup öyle gelmediydiniz, vaktimi boşa aldınız ahmet bey” dedi.
Kulaklarım uğulduyordu, karar bana ait. Babamın yüzüne dahi bakmadan kalktım.
“Hayatım alt üst olurken ve babam tarafından satılırken biraz dehşete düştüm, sarsıldım tabi sizinde 1 saatiniz almış oldum, büyük bi kayıp (!) kusura bakmayın.”
Aslanın dudakları kinayeli konuşmam ile kıvrıldı.
Eve gidince babamla hesaplaşmam gereken bir hayatım vardı.
Sizce aslan imarayla neden evlenmek istiyor?
Babası masum mu yoksa madur mu?
Buraya kadae okuduysanız teşekkür ederim.
Bölüm etkileşimi
