8. bölüm / 11
Ateşin KıyısındaBölüm 8
Bölümler 11Şu an: Bölüm 8
Sabahın nasıl geldiğini anlamamıştım bile.
Defne’yle konuşmalarımız gece boyunca sürmüş, saat beşe yaklaşırken ancak uyuyabilmiştik. Şimdi gözlerimi açmak için bile çaba harcıyordum. Alarmı susturup birkaç dakika daha yatakta kalmayı denedim ama bugün bunu yapabilecek lüksüm yoktu.
Yarın nikâhım vardı. Bugünse tamamlamamız gereken işlemler.
Yataktan kalkıp yüzümü yıkadım, saçlarımı alelacele topladım. Mutfağa geçtiğimde Defne de uyanmıştı. Bir yandan çantasını hazırlıyor, diğer yandan mutfak tezgâhının üzerinde bir şeyler arıyordu.
“Ben seninle gelemeyeceğim,” dedi telaşla. “İşe geç kalacağım. Ama akşam çıkışta geleceğim, söz.”
“Tamam, Defne. Sakin ol, yetişirsin.”
“Sen bana sakin ol diyorsun ama gözlerin kapanıyor.”
Cevap vermek yerine esnedim. Defne gülmeye başladı.
“Harika. Yarın evleniyorsun, bugün de ayakta uyuyorsun.”
“Gece boyunca konuşan kimdi acaba?”
“Ben sana uyuyalım dedim!”
“Beş dakika sonra yeni bir konu açan da sendin.”
İkimiz de güldük. Kısa süreliğine, bugün yapmam gerekenleri unutmuş gibi hissettim. Defne’nin yanında hayat hâlâ tanıdık, hâlâ benimdi. Birkaç saat sonra her şeyin ne kadar değişeceğini düşünmek istemiyordum.
Kapı çaldığında Defne çantasını omzuna takıyordu.
Aslan kapının önündeydi.
Onu görünce içimde tuhaf bir telaş belirdi. Üzerimdeki kıyafetleri düzelttim, saçlarımı elimle toparladım. Defne ise hiç çekinmeden yanına gitti.
“Günaydın, Aslan Bey. Ben de sizinle gelmek istiyordum ama işe yetişmem gerekiyor.”
“İşiniz kaçta bitiyor?”
“Akşam 8de. Çıkışta İmara’nın yanına geleceğim.”
Aslan başını hafifçe salladı.
“Nasıl isterseniz.”
Defne bana dönüp sarıldı.
“Akşam geliyorum. Sakın bütün gün aç bırakma kendini. Bir şey olursa beni ara.”
“Tamam.”
“Ciddiyim, İmara.”
“Biliyorum. Hadi, geç kalıyorsun.”
Son kez Aslan’a dönüp vedalaştıktan sonra kapıdan çıktı. Ayak sesleri merdivenlerde uzaklaşırken ev bir anda sessizleşti.
Aslan bana döndü.
Ben tam o sırada bir kez daha esnedim. Elimi ağzıma götürüp mahcup bir ifadeyle yüzüne baktım.
“Gece biraz geç yattık,” diye açıklama yapma gereği duydum. “Defne’yle konuşuyorduk. Saatin nasıl geçtiğini fark etmemişiz. Beşe doğru uyuduk sanırım.”
Aslan birkaç saniye yüzüme baktı.
“Anlaşılıyor.”
Kaşlarımı çattım.
“Neyden?”
“Ayakta uyuyorsun.”
Sesinde alay olup olmadığını anlayamadım. Anlamaya çalışırken bir kez daha esnedim ve bu kez kendime sinirlendim.
“Normalde böyle değilim.”
“Umarım.”
Cevap vermek için ağzımı açtım ama söyleyecek bir şey bulamadım. Aslan kapıya yönelirken arkasına dönüp ekledi:
“Hazırsan gidelim. İşlemlere tüm günümü ayırmadım.”
“Ben hazırım.”
Bana doğru baktığında yüzünde belli belirsiz bir ifade vardı. Gülümseme değildi onu anlayamıyordum.
İşlemleri hızlıca halletti, zaten Aslan nikah gününü bile belirlemiş evrak işi sadece formaliteye kalmıştı. Hiçbir yerde beklemedik. Yemek yemeyi teklif etsede eve gitmek istediğimi söyledim.
Evimdeki son gecemdi.
Defne akşam elinde iki pizza ile geldi, babamsa evde yoktu. Yarın evlenecektim ve babam ortalıkta değildi, aradım aradım açmadı. En sonunda mesaj attı.
“İmara kızım ne kadar zor durumda olduğunu biliyorum, dün gece sana veda edemeden evden çıkmak zorunda kaldım. Dedenin bir zamanlar çalıştığı ülkeye ispanyaya geldim. Burada tutunmaktan başka çarem yok. Seni yalnız bırakmak istemezdim. İşleri yoluna koyduğumda seni almaya geleceğim, her şeyi düzelteceğim söz veriyorum.”
Mesaja bakakaldım. Yarın evleniyorken yarına kadar neyi düzeltebilceksin acaba baba? Resmen kendisini kurtarmış, madem gidebiliyorduk neden beraber gitmedik?
Babama inancım git gide yok oluyordu. Parayı nerden buldu, nasıl gitti? Neden benle gitmedi? Belki en başından anlaşması buydu.
Beni ateşe attı.
Defne beni teselli etmek istesede ondada kelimeler tükenmişti.
O gün sarıldık, ağladık, güldük ve son kez pijamalarımızı giyip birlikte uyuduk.
…
Nikâh günü geldiğinde, beklediğimden daha az insan vardı.
Her şey sade tutulmuştu. Büyük bir salon, kalabalık bir davetli listesi, uzun hazırlıklar yoktu. Birkaç imza, birkaç soru ve birbirine karışan sesler…
Babam yanımda yoktu. Artık defneden başka kimsem yoktu. İçimi bi hüzün kapladı.
Nikâh memurunun sesi duyulduğunda başımı kaldırdım.
Aslan yanımdaydı. Her zamanki gibi sakindi. Yüzünde ne büyük bir heyecan ne de kararsızlık vardı. Sanki bu anı çok önceden zihninde yaşamış, şimdi yalnızca olması gerekeni yerine getiriyordu.
Sorular soruldu.
Cevaplar verildi.
İmzalar atıldı.
Hayatımın değiştiği anın daha gürültülü olacağını düşünürdüm. Oysa her şey bir kalemin kâğıdın üzerinde bıraktığı iz kadar sessizdi.
Aslan bana baktığında gözlerinde ne aradığımı bilmiyordum. Bir mutluluk işareti mi, bir rahatlama mı, yoksa bu evliliğin onun için ne ifade ettiğini gösterecek küçücük bir ayrıntı mı?
Hiçbirini göremedim.
Yalnızca kararından emin bir adamın sakinliği vardı.
Nikâhtan sonra eve döneceğimizi söylediğinde, içimde yeni bir huzursuzluk başladı.
Eve.
Artık benim de evim sayılacak yere.
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum. Bölümler hazır olduğu için seri yayınladım.
Düzenli bölümler devam edicek.
Yorumlarınızı bekliyorum :)
Bölüm etkileşimi
