24. bölüm · AŞK BODRUMDA (TEODEN)
24. Bölüm
Sabaha kadar doğru düzgün uyuyamadım arada uyanıp Ali'ye falan baktım her ne kadar istemesem de ayaklarım beni her zaman teoman'ın yanına götürdü. Onun böyle huzurlu uyuduğunu görmek tuhaf bir şekilde mutlu etti beni her ne kadar kabul etmek istemesem de onun da zor şeyler yaşadığını farkındayım. Ailesi ile neler oluyor bilmiyorum ama bu zorbalığının bu kötü kimliğinin arkasında kötü bir çocuk yok dışlanmış ve eziyet görmüş bir çocuk var.
Henüz saat erkendi ama ben ayaktaydım Ali daha uyanmamıştı bunu fırsat bilip hemen salona gittim. Ve teoman'ı uyandırdım hemen buradan gitmesi gerek yakalanmamız an meselesi. Eğer annemle babam bu manzarayı görürse onlara hiçbir şekilde açıklayamam bu durumu.
"Hadi bakalım gidiyorsun buradan"
"Sana da günaydın"
"Günaydın ve güle güle"
"Ne Meraklısın ya beni göndermeye"
"Ben sana anlatamıyor muyum derdimi gitmen gerekiyor lütfen"
"Tamam şimdi gidiyorum okul üniformalarımı giyip seni almaya geleceğim oradan da kahvaltıya gideceğiz"
"Evet dersem hemen kalkıp gidecek misin"
"Hem de hemen gideceğim"
"Tamam ama evin önüne gelme sokağın başına gel"
"Tamam Deniz kızı anlaştık"
Oturduğu yerden kalkmaya çalışırken elini uzattı bana sanırım çekip kaldırmamı istiyor elinden tutup çekmek istedim ama o beni kendine çekti. Dip dibe geldiğimizde derince yutkundum bu sefer ona başka bir gözle bakıyordum. Hemen kendime gelip geri çekildim.
"Bir daha böyle bir şey yapma kalk git hadi"
"Gidiyorum kovmaktan beter ettin"
"Dövmediğime dua et hadi çıkarken kapıyı da kapat"
"Emredersin deniz kızı"
Her ne kadar sinir olsam da bana deniz kızı demesine o kadar alışmıştım ki sanki Deniz dese yabancıya sesleniyormuş gibi hissedeceğim. Ali'yi uyandırıp güzelce kahvaltısını yaptırdıktan sonra annemler de geldi annem hiçbirimizle konuşmadan odasına gitti onun bu halini gerçekten üzülüyorum İlk defa anneme üzülmüştüm. Ama babam sanki ondan daha perişan görünüyordu evet bir kardeşimiz daha olmasını çok istemişti. Ama şimdi kardeşim bizim de değil maalesef ki cennette.
Babam kahvaltı masasına oturduğunda ben sandalyeden kalkıp annemlerin odasının kapısının önüne gittim. Kapıyı hafifçe tıklatıp içeri girdim annem yatağını uzanmıştı yüzü solgun görünüyordu.
"Anne iyi misin?"
"İyi gibi mi görünüyorum"
"Senin için yapabileceğim bir şey var mı?"
"Rahat bırakın biraz dinleneyim başka bir şey istemem"
"Peki ihtiyacı olursa ararsın beni"
Evet annem artık eski haline geri dönmüştü oysa ben iyi kalpli Nuraya alışmıştım. Aliyi okuldan bıraktıktan sonra telefonumun car car ötmesine daha fazla dayanamayıp en son açtım.
"Ya bu telefonu niye açmıyorsun"
"Yahu bekle bekle açmıyorsam demek ki müsait değilim değil mi Bir insan 10 defa aranmaz"
"Açmazsan 100 defa da ararım"
"Of gerçekten seni engelleyeceğim"
"Hadi bekliyorum yoksa ben mi geleyim"
"Yok yok gelme geliyorum ben"
Tekrar geldiğim yoldan geri dönüp sokağın başına gittim arabasıyla beni bekliyordu.
"Geldim işte ne abarttın sen de"
"Okul saati gelmeden kahvaltı yapalım istedim"
"Tamam geldim işte abartma hadi gidelim"
Yol boyunca konuşacak halim yoktu aklım hala evdeydi ve şu düşünce beni bir türlü rahat bırakmıyor gerçekten doğsaydı nasıl olurdu. Sanırım asla bilemeyeceğiz.
"Bu kadar üzüldüğünü belli etme seni elden ayaktan düşmüş görmek istemem"
"Her zaman güçlü görmek zorunda değilim insanım ben de zor zamanlarım olabilir"
"İşte bu yüzden dün akşam seni yalnız bırakmadım ya"
"Gitmeni söyledim ama aslında gitmeni istemiyordum her ne kadar seni sevmesem de gerçekten yanımda olduğun için teşekkür ederim"
"Keşke bu anı kayıt altına alsaydım deniz kızının hayatta teşekkür ettiği ilk insan benim ve bu ikinci kez oluyor"
"Sevinme hemen"
"Zamanla unutursun ya sıkma canını hem ali var. Onun için güçlü durmak zorundasın"
"Biliyorum çünkü artık onun benden başka kimsesi kalmadı"
"Desene senin ailenin de benim ailemden bir farkı yok"
"Ben en azından anlatıyorum ama sen sır küpü gibi dolaşmaya devam et "
"Zamanı gelince her şeyi öğrenirsin demiş gibi ama bir itiraftan sonra hayatımız tamamen değişebilir"
"Ne itirafı?"
"Dedim ya zamanı gelince onu da öğreneceksin şimdi daha fazla soru sorma"
Zaten daha fazla soru soracak halim yok beni kendi derdimle yalnız bırak. Kahvaltı yapacağımız yere kadar hiç konuşmadım geldiğimizde de manzaranın olduğu bir masaya geçip oturduk. Teoman tamamen dünyadan bağımsız kahvaltı yaparken ben elimdeki çatalla tabaktakilerle uğraşıp duruyorum.
"E hadi bir şey yememişsin?"
"Yiyesim yok ben zaten sana gelmeyelim dedim israf olacak şimdi bütün bunlar"
"İsraf olmayacak çünkü sen bunları yiyeceksin hasta olursun "
"Beni bu kadar düşünme"
"Düşünüp düşünmeyeceğime ben karar veririm hadi tabaktakileri bitirmen için 10 dakikan var "
Tabakta bulunan hiçbir şey yemeyeceğimi o da biliyordu sadece çayımdan bir yudum alıp kalktım.
Okula döndüğümüzde bu sefer herkesin önünde bir sevgili rolü yapmamız gerektiğini biliyordum ama ne yapayım ben temastan hiç hoşlanmam özellikle de teoman'ın elimi elleri arasında hapsetmesinden bazen kolunu omzuma atmasından bazen de sarılmasından oldukça rahatsız oluyordum.
Tabii ki de birlikte kahvaltıya gittiğimiz herkes tarafından biliniyordu. Sınıftakilerden önce beni Sıla'nın nefret dolu bakışları karşıladı artık o bakışlara alışkındım. Hiçbir şey demeden tekrar yerimize geçip oturduk.
"Bu kıza bu kadar değer veriyorsun ama beni bir kere bile kahvaltıya götürmedin Teoman"
"Sen boş konuşmaya devam edecek misin?"
"Sana inanamıyorum basit tercihlerinle mutlu olmaya devam et"
Sıla sınıftan çıktı ben tabii onun dediklerini hiç dikkate bile almadım sanırım makyaj malzemelerini yüzüne sürmek yerine yiyor beyni erimiş.
Ders bitip teneffüs zili çaldığında yine elimden tutup beni kendi arkasından sürüklemeye başladı. En son dayanamadım boş koridorda elimi birden elinden çektim.
"Of yeter bu kadar yakın temasta bulunma"
"Ne o hoşuna gidiyor sanmıştım"
"Gitmiyor sevmiyorum böyle şeyler"
"Ha anladım sen temas sevmiyorsun"
"Evet sevmiyorum buna uygun davran lütfen ayrıca biz nereye gidiyoruz"
"Yüzme havuzuna korkularından kurtulma vaktin geldi"
Yok artık her şey bitti benim su korkum başladı değil mi? Ben elbette ki havuza girmeyecektim sadece burda bekleyecektim. Teoman üzerine mayosunu giyip geldiğinde ben hala orada bekliyorum.
"E daha giyinmemişsin"
"Giyinmedim çünkü benim mayom yok hiç de olmadı ayrıca ben yüzüme bilmiyorum sen istiyorsan burada kal ben gideceğim"
"Buraya senin için geldik"
"Bak istemiyorum dedim bir kere uzatma"
Tabii ki de Teoman Akkaya laf dinler mi gitmeme izin vermedi beni kucağına aldığı gibi suya atladık birlikte daha doğrusu ben zorunlu bir şekilde suya düşmüş gibi oldum.
Suyun dibine doğru çekerken ben çırpınarak yukarı çıkmaya çalışıyorum gerçekten benim bu halimi görüp zevk mi alıyor yoksa bana mı öyle geliyor.
Nihayet beni suyun üzerine çıkardığında ona vurmaktan kendimi alıkoyamadım ama o sanki eyleniyormuş gibi gülüyordu.
"Benimle dalga mı geçiyorsun sen"
"Bak ne güzel işte alışıyorsun"
"Çabuk çıkar beni"
"Hayır şimdi seni bırakacağım"
"Sakın öyle bir şey yapma gebertirim seni"
"Tamam tamam zaten böyle bana tutunup çok yakın olman hoşuma gitti"
Evet şu an ona aşırı yakınım ve kollarına sarılmış durumdaydım bu hiç hoşuma gitmese de suyun yüzeyinde kalabilmek için bunu yapmak zorundaydım en son mızmızlanmalarıma dayanamayıp beni ve belimden tuttuğu gibi havuzun kenarına çıkardı.
Daha sonra kendisi çıkıp yanıma oturdu ben oturmadan ayağa kalktım hemen.
"Aferin bay dahi beni kıyafetlerle suyun içine koydun şimdi ne yapacağım ben bu ıslak kıyafetlerle"
"Sen de beni hep salak yerine koyuyorsun deniz kızı onu da düşündük herhalde"
Oturduğu yerden kalkıp dolabının oraya gitti 1-2 dakika sonra da elinde bir paketle geri geldi.
"Al bakalım"
"Bu ne?"
"Yedek okul üniforması işte böyle bir şeyin olacağını tahmin ettiğim için önceden almıştım ıslak ıslak dolaştırmam yani seni hem benim sevgilim en iyisini hak eder"
"İyi ver şunu Bir daha da beni havuzun içine atma"
Okul üniformalarını giymek için soyunma odasına giderken arkamdan söylediğini duydum.
"Rica ederim ya senin için her zaman en iyisini düşünüyorum"
Bunları duyunca kendi kendime sırıttım evet bu hareketini ben de beklemiyordum gerçekten bana da çok büyük sürpriz oldu.
(Evet arkadaşlar rica etsem bunu 15 beğeni yapar mısınız? Ben normalde beğeni sınırı koymam biliyorsunuz sadece 15 beğeni gelir mi?"
Sizce bu fotoğrafı mı daha iyi?
Yoksa bu mu?
