13. bölüm / 29
AŞK BODRUMDA (TEODEN)13. Bölüm
Bölümler 29Şu an: 13. Bölüm
- 1 1. Bölüm712 kelime
- 2 2. Bölüm826 kelime
- 3 3. Bölüm1.206 kelime
- 4 4. Bölüm1.086 kelime
- 5 5. Bölüm979 kelime
- 6 6. Bölüm960 kelime
- 7 7. Bölüm888 kelime
- 8 8. Bölüm1.446 kelime
- 9 9. Bölüm849 kelime
- 10 10. Bölüm1.512 kelime
- 11 11. Bölüm1.068 kelime
- 12 12. Bölüm1.114 kelime
- 13 13. Bölüm1.061 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14. Bölüm1.145 kelime
- 15 15. Bölüm810 kelime
- 16 16. Bölüm775 kelime
- 17 17. Bölüm945 kelime
- 18 18. Bölüm1.134 kelime
- 19 19. Bölüm951 kelime
- 20 20. Bölüm1.079 kelime
- 21 21. Bölüm1.277 kelime
- 22 22. Bölüm937 kelime
- 23 23. Bölüm1.211 kelime
- 24 24. Bölüm1.223 kelime
- 25 25. Bölüm1.147 kelime
- 26 26. Bölüm885 kelime
- 27 27. Bölüm960 kelime
- 28 28. Bölüm1.018 kelime
- 29 29. Bölüm (final)2.017 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnanamıyorum ya arası kullanarak beni kandırıp ayağına kadar çağırdı bu çocuk benim sabrımı sınıyor gerçekten şu an onu parçalamamak için kendimi zor tutuyorum. Bir de karşımda Durmuş hiç utanmadan sırıtıyor.
"Senin amacın ne ya ne istiyorsun benden bir de arası kullanarak beni ayağına kadar getirtiyorsun"
"Çok isterdim değil mi benim yerime arasın burada olmasını"
"Sen gerçekten hastasın gidip tedavi olmalısın"
Tekneden ayrılıp gitmek istedim ama izin vermedi Yeter artık sürekli birilerinin beni kısıtlamasından yoruldum.
"Çek ellerini üzerimden sana bana dokunma demedim mi"
"Soruma cevap ver çok isterdin değil mi burada benim yerime arası bulmayı"
"Evet çok isterdim tamam mı senin bu suratını göreceğine arasın burada olması daha çok isterdim"
"Bu kadar mı aşıksın ya ona"
"Aşık falan değilim sen kafayı yemişsin bırak beni gideyim"
"Gidemezsin izin vermiyorum"
"Allah'ım çattık ya ya sen ruh hastası mısın ne istiyorsun benden"
"Eğlenmek istiyorum"
"Lan ben senin eğlence aracın mıyım git başka eğlence bul kendine"
"Üf deniz kızı çok sıkıcısın"
"Daha fazla burada kalıp senin saçmalıklarınla uğraşamayacağım"
Bu sefer kolumu onun ellerinin arasından kurtarıp güverteden çıktım ama gördüğüm manzarayla ikinci bir şok yaşadım çünkü tekne bağlı değildi ve biz şu an denizin ortasındaydık.
Koskoca yatın içinde üstelik ak kayaların yatının içinde ben ve Teoman Akkaya öylece kalmıştık şu an bu teknenin nasıl ilerlediğini bilmiyorum Bir kaptanı var mı yoksa otomatik olarak mı gidiyor bilmiyorum tek istediğim şey bir an önce karaya ulaşıp eve gitmek.
"Ya sen ne yapıyorsun denizin ortasında isen farkında mısın?"
"Bu benim sorunum değil bundan haberim yoktu tamam mı ben teknenin bağlı olduğunu sanmıştım"
"Üstüne bir de yalan söylüyorsun"
"Söylemiyorum ayrıca durma şurada düşeceksin"
"Sana ellerini çek demedim mi ya?"
Ben onunla tartışıp ellerimi onun ellerinden kurtarmaya çalışırken aramızda bir itiş kakış yaşandı ben teoman'ın iterken O da beni tutmaya çalışıyordu en son benim ayağım takılınca ikimiz de birlikte suya düştük.
Ben suyun derinliklerine doğru çekilirken resmen bu olmamak için çırpınıyordum çünkü hiçbir şekilde yüzüme bilmiyordum ayrıca sudan korktuğum için de doğru düzgün sahile gelemezdim tek başıma.
Bir an önce suyun yüzeyine çıkıp nefes almak istiyorum ama çırpınışlarım hiçbir şeye yaramıyordu. Gözlerim kararmaya başlarken belime dolanan kolları hissettiğimde kurtulduğumu düşünerekten beni tutan teoman'ın boynuna sıkı sıkı sarıldım.
Beni suyun yüzeyine çıkardığında nefes nefese kalmıştım ıslak bedenlerimiz birbirine değdiğinde O anın tuhaflığı ve kurtarılmanın sevinci içindeydim. Nefes alışverişlerim biraz normale döndüğünde göz göze geldik ve o bana ilk defa bu kadar yakındı ve bana bu kadar farklı bakıyordu.
Ben bir iki kere yutkundum sonra aniden gelen sinirle suyun içinde teoman'a saldırmaya başladım.
"Geri zekalı senin yüzünden az kalsın boğuluyordum"
"Şaka mısın ya hayatını kurtarmasam gerçekten boğulacaktın evet ama ben kurtardım senin hayatını"
"Sen dalga mı geçiyorsun benimle beni tekneye çağıran kim düşünmeme sebep olan kim"
"Sen var ya bu yaşayacaklarını çoktan hak ettin"
Ne dediğini anlamaya çalıştım ama bedenimden tutup beni tekrar suyun dibine çektiğinde nefes alamadan tekrar çırpınmaya başladım. Tekrar Su yüzeyine çıktığımızda öfke ile teomana vurmaya başladım O ise her zamanki gibi neşe ile gülüyorduk o iğrenç gülüşüyle.
"Sen var ya manyaksın çıkar beni sudan çabuk"
"Tamam çırpınıp durma ara bana da vurma çıkaracağım bekle"
Tekneye çıkamadığımız için beni karaya kadar çıkardı tabii ona bu kadar yakın olmak ve boğulmamak için ona sıkı sıkı sarılmak hiç hoş olmasa da ölmek benim için iki kere hoş değildi.
Karaya çıktığımda doğru düzgün nefes alabilmek adına beton zemine oturup nefesimin düzene girmesini bekledim.
Teoman da hemen yanıma oturup beton zemine uzandı manyak gibi bağırıyor sanki bunun çok eğlenceli bir şey olduğunu düşünerek zevk alarak gülüyordu.
Ben oturduğum yerden kalkıp ıslak kıyafetlerimle yürümeye başladı son sözleri kulağıma da oluştuğunda sinirden deliye dönecektim resmen.
"Şimdi ödeştik işte deniz kızı sen benim hayatımı kurtardın ben de seninkini kurtardım"
"Sen benim hayatımı kurtarmış sayılmıyorsun çünkü senin yüzünden başıma geldi bunlar"
"Oyunbozanlık yapma"
"Sakın bir daha karşıma çıkma bu sefer bu kadar sakin davranmam"
"Ayhan bu sakin davranmadığın halin resmen öldürüyordun be beni"
Daha fazla kalıp onunla tartışamazdım bir an önce eve gitmek istiyorum bu ıslak kıyafetlerden kurtulup sıcak yatağıma yatmak istiyorum ama bir de evdekileri hesap vermem gerekiyor.
İnşallah annemler uyumuştur diye içimden dua ederken kapıyı açtım ve tam da olmaması gereken şey oldu annem beni kapıda yakaladı. Önce suratıma sonra ıslak kıyafetlerime baktı ardından da babamı çağırdı bunu yapmasa zaten ölür.
"Bak bak kızına bak gece gece yine ne işler açtın başına ıslak ıslak gelmişsin eve"
"Anne insan bir kere ne oldu diye sorar değil mi?"
"Allah bilir ne işler açtın başına"
"Ya bir sorar değil mi insan ayrıca hatırlarsan ben yüzme bilmiyorum"
"Öğrenseydin bu benim sorunum mu git çabuk üstünü değiştir o ıslak kıyafetlerden kurtul sonra da gel ıslattığım parka zemini temizle çabuk"
İnanmıyorum ya bu kadın gerçekten benim öz annem mi eğer öyleyse kendimi evlatlıktan reddedeceğim az kaldı.
Üstümü değiştirdikten sonra havluyla saçımı kuruturken odamın kapısı hafifçe açıldı gelenin kim olduğunu az çok tamir edebiliyorum Ali. Evet tam da tahminim doğru çıktı.
"Bir şey mi oldu ablacığım?"
"Yok seni merak ettim abla neden ıslandın?"
"Yok bir şey ya boş ver gelsene yanıma bu saate kadar neden uyanıksın sen?"
"Uykum gelmedi bir de abla ben çok acıktım"
Başını öne eğerek masum bir sesle söyledi o sözler gerçekten içimi acıttı anneme söylemiştir muhtemelen ama annem de ona yemek vermemiştir.
"Tamam ses yapmayacağına söz verirsen sana yumurta yapabilirim"
"Tamam tamam"
Tamam derken yüzündeki ifade her şeye değerdi aslında yarım saat önce yaşadığım bütün o kötü şeyleri unutturdu bana. Sessizce mutfağa gidip dolaptan 2 yumurta çıkardım annem bu sefer de uyanırsa gerçekten canımı okur gece gece kapının önüne koyar beni. Aliye yemeğini yedirdikten sonra odasına götürüp yatağına yatırdım.
"Abla bu gece benimle uyusan olur mu?"
"Neden korkuyor musun?"
"Yok da annem le uyumayı özledim ama o artık benimle uyumak istemiyor beni sevmiyor sen benimle uyur musun"
Gözlerimin dolmaması için çok çabaladım şu an içinde olduğumuz durum gerçekten çok saçma ve çok bencilce. Annem hayatı boyunca bizi hiçbir zaman düşünmedi madem bakmayacaktın madem sevmeyecektin o zaman doğurmasaydın.
Ali'nin yanına uzanıp kollarımı küçük bedenine doladım o uykuya dalana kadar ben de sessizce bütün bu yaşananları düşündüm. Bir yandan annem bir yandan Teoman Bir yandan arasın durumu herkes neden bu kadar üstüme geliyor anlayamıyorum benim hayatım normalde bu kadar renkli değildi normalde bu kadar aksiyonlu değildi nereden nereye geldik hepsi annemin suçu ille de o okula gitmem için ısrar etmeseydi belki de bunların hiçbiri olmayacaktı.
Evet arkadaşlar söz verdiğim gibi 10 beğeni geldiği için diğer bölümde yazıp paylaşıyorum bu bölüme de yine aynı ilgiyi gösterirseniz çok mutlu olurum hepinize iyi okumalar 🫶🤍
Bölüm etkileşimi
