14. bölüm · AŞK BODRUMDA (TEODEN)

14. Bölüm

🌞 Teomanım 🌞

Hafta sonu olduğu için içim rahat kimseyi görmek kimse ile iletişime geçmek zorunda kalmayacağım. Dün akşam yaşadıklarım aklıma geldikçe içim bir tuhaf oluyor. Hayatımı kurtarmıştı hiç düşünmeden hemde tamam ben de onun hayatını kurtardım diye yaptı artık borçlu değilim dedi ama borç onun için çokta önemli değil biraz tanıdıysam bir karşılığı olmadan kurtarmazdı hayatımı.

Daldığım derin düşüncelerden kurtulmak için arasın yanına gittim çiy burger de işe başlamıştı eğer notları bırakan adam gerçekten de buraya sık gelen biriyse illaki bir açık verecektir.

"Kolay gelsin"

Aras beni görünce yüzüne yerleşen hafif gülümseme ile karşıladı.

"Sağol hoşgeldin"

"Nasıl gidiyor bir ip ucu var mı?"

Başını olumsuz anlamda iki yöne salrlayarak yanıtladı beni.

"Maalesef ki"

"Aramadı adam dimi?"

"Yok aramadı"

"Amacı ne bunun "

"Bilmiyorum bir bilsem"

"Aras demir hakkında ne hatırlıyorsun yani nasıl biriydi nelerden hoşlanırdı neleri severdi belki de hâlâ seviyordur"

"Yani benimle birlikte vakit geçirmeyi severdi bir de kargaları çok severdi"

"Karga mı?"

"Evet karga"

"Tuhafmış"

"Onunla ilgili en elle tutulur bilgi bu"

"Anladım senin işin uzun sürecek sanırım ben yine gelirim yanına"

"Olur dikkat et kendine"

"Sen kolay gelsin"

Çiy burger den ayrılırken sıla ve Ezgi nin geldiğini gördüm tâbi sıla bana yine nefret bakışları atıyordu alıştım artık ama kafasına sokması gereken şey benim yüzümden ayrılmadıkları. Sonuna kadar söylesem de o bana inanmak istemeyip kendi düşündüklerine inanacaktı.

Neyse bu benim umrumda değil deyip tekrar eve döndüm akşama kadar boş boş takıldım tabii her boş vaktim de dün gece yaşadıklarım gözümün önüne geliyordu Teoman Akkaya ile bu kadar yakın olmam benim için hoş değildi çevreden görenler ve düşündükleri şeyler iki kere hoş değildi.

Bu yakınlık fazlasıyla canını sıkmaya başladı artık sürekli onu düşünmekten Kendi hayatıma odaklanamaz oldum.

Bütün düşüncelerimle birlikte boğulurken telefonuma gelen bildirim ile birkaç saniyeliğine olsun o düşüncelerden kurtuldum.

Yine mi bu ne istiyor benden kaç tane numarasını engelledim bilmiyorum yine bir şekilde ulaşmış bana.

"Ne haber Deniz kızı?"

"Sana ne bana bir daha yazma demedim mi?"

"Eminim ben de sana ait olan şeyi görünce sen benimle konuşmak isteyeceksin"

"Neymiş o benim olup da sende olan"

Cevap vermedi sadece bir fotoğraf attı inanmıyorum bu benim kolyem hem de kaç yıldır boynumda olan kolye bu onda ne arıyor.

"Bunu senden ne işi var?"

"Hemen delirme dün akşam seni kurtarmaya çalışırken koptu geri verecektim ama canım istemedi"

"Bak o kolyenin başına bir şey gelsin gerçekten seni gebertirim onu bana geri ver"

"İstersen gelir alırsın"

Yok yok mesajlaşarak olmayacaktı direkt aramam gerekiyordu.

"Ooo Deniz kızı beni şaşırtıyorsun arayacağını düşünmemiştim"

"Bu konuya bir şey olsun seni gerçekten gebertirim"

"Ama sen de hep tehdit hep tehdit hiçbir şey görmedik"

"Biraz daha canımı sıkmaya devam edersen göreceksin"

"Kolyem yanımda istersen gelir alırsın"

Ben daha cevap vermeden telefondaki ses kesildi aramaya çalıştım ama olmadı engellemiş beni şerefsiz. Sen görürsün bu bardağı taşıran son damlaydı kolyemi alırsın Bir de görürsün adi herif. Hemen üstümü değiştirip evden çıktım ama saat geç olmuştu şimdi bu saatte akkayalar'ın villasına gidersen benim hakkımda ne düşünürler ama ne düşünürlerse düşünsünler umurumda değil benim sorunum Teoman mı onun karşısına çıkar kolyeni alır gelirim kimseyle görüşmek zorunda değilim.

Ve işte bu tür düşüncelerin yüzünden gecenin bir vakti akkayaların villasına gizlice giriyordum. Neyse ki şansıma etrafta kimseler yoktu ben bu evi hiç bilmiyorum ki nereden bulacağım bu Teoman ı. Arasam ulaşamam çünkü engelledi. Başkalarının evinin içinde de hırsız gibi dolaşmak istemiyorum sadece bana ait olan şeyi alıp gideceğim.

Etraf karanlık ve sessizde kimse yoktu. Biraz etrafa bakındıktan sonra merdivenlerin oraya yöneldim ama tuhaf bir ses geliyordu ağlama sesi. Ve bu bir erkek sesiydi. Merdivenlerin oraya gittiğimde ses daha da yakından gelmeye başladı ve sesin kime ait olduğu da az çok belli olmaya başladı.

Birinci basamağı indim derken ikinci be üçüncüyüde indim. Her bir basamakta ses daha da yakınlaşıyordu ve artık bu sesim kime ait olduğundan emindim teomandı bu. Gerçekten ağlıyor mu yoksa bu da başka bir oyun mu bilmiyorum eğer oyunsa benim elimden çekeceği var.

Sesin geldiği kapının önüne geldim kapıyı açtığımda odanın küçük bir depo olarak kullanıldığını anladım. Ses artık iyice beton odanın içinde yankılanıyordu ve gerçekten içler acısıydı.

Duvara yaslamış oldukça eski boyası sökülmüş dolaptan geliyordu ses. Ne olursa olsun bu ağlayan keke bir yumazdım kim olursa olsun onun acı feryatlarını duymazdan gelemezdim. Dolabın kapağını açtıktan sonra paslanmış eski anahtarı açıp açmama konusunda kararsız kaldım ama teoman'ın iyice yükselen hıçkırıkları ve ağlamaklı sesi beni ikna etti.

Paslı anahtarı açıp kapıları açtığım an Teoman kollarıma düştü resmen. Bütün bedeni titriyor ayağa kalkmakta bile zorlanıyordu kollarımdan tutarak destek almaya çalıştı ben de yardım etmeye çalıştım ama o kalkmadı ben onun yanına diz çöktüm.

Şu an yaşadığım an çok garipti. Teoman akkaya herkesin korktuğu o zorba çocuk kimseye boyun eğmeyen o çocuk şu an bana dayanarak ayağa kalkmaya çalıyor. Üstelik bitik ve harap bir durumda gözleri kızarmış ağlamaktan her yeri titriyor yaşlı bir insan gibi çok güçsüz ve çok zayıf görünüyor. İlk şoku atlattıktan sonra Derince yutkunup ayağa kalkmasına yardımcı oluyorum ama o bir süre yerden kalkamıyor.

"T-teoman sen iyi misin?"

Cevap vermedi sadece gözlerinin içine acı bir şekilde bakmakla yetindi bu hali beni korkutmuştu artık bir oyun olmadığının farkındaydım.

"Bunu sana kim neden yaptı Teoman iyi misin sen?"

Yine cevap vermedi morarmış dudaklarını bir açıp bir kapattı zar zor nefes alıyor dudakları titriyordu.

"Tamam kalk ayağa iyi olucaksın"

Hâlâ konuşmuyordu onu bu kadar zayıf ve çaresiz göreceğim aklıma gelmezdi. Ellerimle yüzünü tutp biraz okşadım göz yaşlarını sildim bira iyi görünüyordu.

"Tamam iyi olucaksın "

Neredeyse kendine gelmişti ama hala gözleri dolu dolu bakıyordu hiç beklemediğim bir anda bana sarıldı hem de çok sıkı bir şekilde. Ben ne olduğunu anlamamıştım O yüzden boşta kalan ellerimi beline koymakta buldum.

"Tamam sakin ol geçti her şey"

O tabii hiç konuşmadı bir sürü öyle kaldıktan sonra ben biraz ittirerek kendimden uzaklaştırdım.

"Teoman odan nerede seni yatağına yatırmak zorundayız iyi görünmüyorsun"

Hala cevap vermiyordu ayağa kaldırıp kolunu omzuma koyup desteklemeye çalıştım biraz daha yürümeye başladığında merdivenlerden çıktık etrafta hiç ses yoktu kimseler de yoktu umarım yakalanmam yoksa bu neden burada bu saatte bulunduğumu açıklayamazdım.

Diğer merdivenlerden üst kata kadar çıktık şu ana kadar yakalanmadığımıza şükrediyorum. Bir iki tane odaya baktım ama onun odası değildi en sondaki odaya baktım tamam bu sanırım teoman'ın odasıydı.

Zar zor odanın içine soktum ve kapıyı kapattım yatağına yatırdım hala kötü görünüyordu onu bu halde bırakmak istemiyorum ama gitmek zorundayım.

"Bak şimdi gitmem lazım ama iyi olacaksın tamam mı?"

Bir şey demedi ama sanki gözleriyle teşekkür ediyordu daha fazla burada kalamazdım odanın kapısını açtığım gibi koşarak dışarıya fırladım yakalanmadığım için şükrediyordum resmen koştur koştur bahçedeki uzun yoldan villanın dış kapısına kadar ilerledim yakalanmadığım için çok mutluydum ama kalbim deli gibi atıyordu.

Kolyeyi almak için geldiğim evde karşılaştığım manzara karşısında nutkum tutuldu resmen o herkesin korktuğu çocuk ne haldeydi ve ne kadar acınası bir durumdaydı bunu kim ona yapmıştı ve bunları yaşadığını kim biliyordu.

(Evet arkadaşlar yeni bölüm sizlerle beğenip yorum yapmayı unutmayın bu gece daha 17 olduğu için onun şerefine 3 bölüm yazacağım bu ilkiydi diğer iki bölümü de yazıp paylaşacağım)