2. bölüm · AŞK BODRUMDA (TEODEN)
2. Bölüm
Dün hunharca yere attığım okul üniformalarını ütülemeyi unuttuğum için bu gün kırışık kırışık giymek zorunda kaldım. Bu sefer annemi suçlayacak bir şey yok hata tamamen bende. Annem salondan bas bas bağırıyordu geç kalıcaksın diye zaten amacım da o geç kalmak.
Daha fazla bağırmasın diye odadan çıktım tâbi yine Ali yi bana bırakıcak ben zaten geç kalıyorum bir de Ali yi mi bırakıcam.
"Al kardeşini de"
"Ben zaten geç kaldım sen bırak"
"Allah Allah işim var diyorum sana daha Şebnem hanımın yanına gidicem"
"Bıktım şebneminden de vakfından da "
"Benimle düzgün konuş seni mahvederim"
Daha fazla burda durup da bu bağrışmalara katlanmak istemiyorum zaten ali de rahatsız bu durumdan. Bunca yıldır annelik yapmamış birinden oğlunu okula bırakmasını beklemiyordum zaten. Ali nin elinden tutup hafif serin olan havada yürümeye başladım. Ali yi okula bırkatıktan sonra da kendi okuluma gitmek için yola koyuldum.
Bakalım bodrum eğitim kurumu lisesinde beni neler bekliyor. Biraz geç kaldığımın farkındaydım bahçeden içeriye girdiğim an buraya ait olmadığımı anladım. Lüks arabalar insanlara tepeden bakan yaşıtlarım okula değil de defileye gelmiş gibi süslenmiş kız öğrenciler. Kenar mahalle kızı olduğum her halimden belli oluyordu. Bütün bunları düşününce içimden gülmek geldi burdakilerle aynı olmadığımın farkındayım istedikleri kadar dışlayabilirler benim için sorun değil yeter ki bana bulaşmasınlar.
Bahçe boyunca yürüdükten sonra beton zemineden fayans zemine geçerken bile sınıf atlayan bir ortamda buluyorum kendimi. Oldukça temiz olan koridorlar okul dolapları öğrencerin oturması için yapılmış sünger koltuklar hepsi bana yabancı.
Birazdaha burda durup görmemiş gibi etrafı incelersem daha çok geç kalıcam hemen müdürün odasını sorup nerede olduğunu öğrendim yanına çıktım doğru düzgün ilgilenmedi bile sanırım paran yoksa kimse yüzüne bakmıyor lafı doğru gerçekten. Sınıfımı söyleyip herhangi bir ihtiyaç durumunda ona gelebileceğimi söyledi teşekkür edip odasından çıktım. Benim gideceğim sınıf bir alt katta. Koridorlar boş olduğuna göre herkes derste olmalı.
Tebrik ederim denizciğim ilk günden geç kaldın. Daha fazla oyalanmadan merdivenleri ikişer ikişer inerek gideceğim sınıfı buldum kapısı kapalı olduğu için muhtemelen içeride ders işleniyor diye düşündüm zaten hangi sınıfın kapısı açık kalır ki. Kapıyı çalıp içeriden gel komutunu duyurduktan sonra içeri girdim.
İçeri girdiğim an beni ilk öğretmenin yüzü karşılıyor 50'li yaşlarını geçmiş yüzü buruşmuş ciddi bir surat ifadesi ile bana bakıyordu.
"Kusura bakmayın hocam geç kaldım"
Bir şey demedi sadece boş boş şu suratıma baktı sanırım benim yeni olduğumu fark etti.
"Benden sonra derse girdin senin yok yazacağım çık dışarı"
İlk günden hoca ile ters düşüp sorun çıkarmak istemiyorum aklını kullan Deniz Bir yolunu bulursun.
"Ben yeni geldim de hocam sınıfını öğrenene kadar ancak"
Yüzündeki ciddi ifade biraz olsun dağıldı bir şey demeden arka sıralardan birine yönlendirdi beni. Ben arka sıraya doğru ilerlerken hem ön hem yan taraftaki masalarda oturan öğrenciler sırayla beni baştan aşağıya süzüyorlardı ne bakıyorsunuz mal mısınız sanki hiç mi insan görmediniz.
Duvar dibindeki en arka masaya geçip oturdum yanım boştu kimse oturmuyordu burada neyse en azından bu iyi. Etrafıma hiç odaklanmadan dersi dinlemeye başladım.
Yaklaşık yarım saat sonra ilk ders bitti teneffüs zili çaldığında ben yerimden milim kıpırdamadım. Hala bana olan tuhaf bakışların neden olduğunu anlamaya çalışırken çaprazımda duran üçlü erkek grubunun bana dik dik baktığını fark ettim.
İçlerinden birini gözüm ısırıyor nereden tanıyorum diye hatırlamaya çalışıyorum. Evet evet şimdi hatırladım bu okulun sahibi Hakan akkaya'nın oğlu Teoman Akkaya. Vakıf açılışında fotoğraf paylaştıklarında annem göstermişti oradan hatırlıyorum. Uzun boylu sarışın bir çocuk yanında duran da yine onun boylarında kumral bir şeydi. Diğeri de siyah saçlı beyaz tenli uzun boylu biriydi. Tekrar önüme dönüp başımı ellerimin arasına aldım başım felaket ağrıyordu.
Teoman ın yanında bir kız vardı sanırım sevgilisiydi ama tuhaf olan şey aralarında bir soğukluk varmış gibi durması. Teoman sürekli kötü davranıyordu kıza böyle biri ile niye sevgili olursun ki.
Bir diğer tuhaf olan şey de aynı sınıfta olduğumuz arasın ve Teoman ın arasında sürekli bir rekabet olması duyduğuma göre Teoman okulun zorbasıymış ona baş kaldıran tek kişi de aras.
Daha fazla sınıfta durmak istemediğim için oturduğum yerden kalktım kapıya yöneldim ama o sarı kafa ve arkadaşları kapının önünde durdukları için geçemedim önce bir şey demedim ama sonra dayanamayıp.
"Geçebilir miyim?"
Dedim oldukça isyankar bir şekilde. Hepsinin gözü bana döndüğünde ilk tepki veren Teoman oldu dudakları hafifçe kıvrıldı.
"Yeni kız biraz cesur baksanıza"
Diğerleri de sırıtarak bana baktı.
"Ne diyorsun be sen çekil"
Teoman a omuz atarak aralarından geçip gittim arkamdan hafif kahkaha sesleri geliyordu bunlar benimle dalga mı geçiyor. Sabır çekerek yoluma devam ettim ama giderken kulaklarım şunları duydu.
"Fazla cesaret sonu olacak haberi yok"
Neyin kafasını yaşıyor bu insanlar canımı sıkmakta bir numara annem iki numara da böyle boş insanlar. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım sonra tekrar sınıfa döndüm masamın üzerinde olan suyumu içmek için şişenin kapağını açtım su ağzıma gelir gelmez aldığım o tuzlu tat ile birlikte içtiğim suyu da püskürttüm.
İşte tam da o anda tekrar bir kahkaha sesi yükseldi bu kadar mı ucuzsun hiç bir şey demeden şişeyi çöp kutusuna atıp yerime oturdum.
"Bu daha başlangıç denizcim "
Adımı nerden biliyor bu. Daha da önemlisi bu daha başlangıç derken neyi kastediyordu.
(İkinci bölüm de böyle oldu arkadaşlar beğenip yorum yapmayı unutmayın)
