19. bölüm / 29
AŞK BODRUMDA (TEODEN)19. Bölüm
Bölümler 29Şu an: 19. Bölüm
- 1 1. Bölüm712 kelime
- 2 2. Bölüm826 kelime
- 3 3. Bölüm1.206 kelime
- 4 4. Bölüm1.086 kelime
- 5 5. Bölüm979 kelime
- 6 6. Bölüm960 kelime
- 7 7. Bölüm888 kelime
- 8 8. Bölüm1.446 kelime
- 9 9. Bölüm849 kelime
- 10 10. Bölüm1.512 kelime
- 11 11. Bölüm1.068 kelime
- 12 12. Bölüm1.114 kelime
- 13 13. Bölüm1.061 kelime
- 14 14. Bölüm1.145 kelime
- 15 15. Bölüm810 kelime
- 16 16. Bölüm775 kelime
- 17 17. Bölüm945 kelime
- 18 18. Bölüm1.134 kelime
- 19 19. Bölüm951 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20. Bölüm1.079 kelime
- 21 21. Bölüm1.277 kelime
- 22 22. Bölüm937 kelime
- 23 23. Bölüm1.211 kelime
- 24 24. Bölüm1.223 kelime
- 25 25. Bölüm1.147 kelime
- 26 26. Bölüm885 kelime
- 27 27. Bölüm960 kelime
- 28 28. Bölüm1.018 kelime
- 29 29. Bölüm (final)2.017 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben bu meymenetsizin suratını görmek istemiyorum ama aynı okula aynı sınıfata olduğumuz için her gün görüyorum mecburen bu da yetmezmiş gibi bir de aynı kulüpteyiz. Resime gram ilgisi yok bu çocuğun sadece beni sinir etmek için bu kulübe geldi. Bir de bu hiç rahat durmuyor her gün farklı bir olay tam durdu diyoruz sakinleşti diyoruz bu sefer daha büyük bir bomba patlatıyor.
Ya ben ya Aras ya da başka birisi herhangi birine bulaşıyor önüne gelene zorbalık yapıyor durdurak bilmiyor. Bir an sadece bir an gerçekten iyi biri olabileceğini düşünmüştüm ama beni yanıltması çok da uzun sürmedi.
Resim kulübüne tekrar gittiğimde bu sefer onu göremedim yaşasın galiba gelmiyor diye sevinirken kapı açıldı ve içeriye hırt efendi girdi. Gelmeseydin de olurdu hiç birimiz meraklı değiliz sana.
Yine yüzünde o meşhur gülümsemesi ile ilgili yanına oturdu ben hiçbir şekilde muhatap olmak istemiyorum ama o birkaç gün önce kendi kendine söylediği sözleri çoktan unutmuş ve yine dibimden ayrılmıyor.
Onu görmezden gelmeyi çok isterdim ama sürekli kulağıma eğilip bir şeyler söylüyor canımı sıkmak için elinden geleni yapıyor.
"Sen niye sürekli peşindesin ya?"
"Bilmem belki de keyif alıyorumdur"
"Gerçekten bu kadar yüzsüz ve gurursuz musun?"
"Evet öyleyim Yeni mi fark ettin?"
"Bak göt ve Don bile bu kadar birbirlerine yakın olmaz insan kendi donundan bile sıkılır"
"Gerçekten bize yakıştırdığın benzetme bu mu?"
"Oyalama beni bak hoca geldi"
Resim hocasının kulüp dersine girmesi ile birlikte ikimiz de sustuk birkaç bir şeyler anlattı ama ben hiçbir şekilde dinlemedim çizim defterimdeki son çizimi tamamlamakla meşguldüm çünkü.
"Evet arkadaşlar bugün size vereceğim ödev partnerinizi çizmek olacak"
Ay daha neler lütfen böyle bir ödev vermesin ya ben şimdi bu Teoman gıcığını mı çizeceğim zaten suratını görmeye tahammülüm yok.
Hemen itiraz etmek için parmağımı kaldırdım söz hakkı alınca da direkt itirazımı dile getirdim.
"Hocam bence bu ödev şu anlık gereksiz yani şu an herkes yeni yeni resim çizmeye başlıyor öyle değil mi?"
"Aslında düşüncende haklısın Deniz ama buraya gelenlerin hepsi cildinde yetenekli olan kişiler çizimde yeteneksiz olup buraya gelecek halleri yok ya bu insanların O yüzden hepinizin yapabileceğini düşünüyorum"
Evet buraya gelenlerin hepsi çizim konusunda bilgili tek bir kişi hariç Teoman O çöp adam bile çizemez sırf bana inat olsun diye geliyor hadi bakalım bu ödevi de yap da görelim benim için hava hoş ben çizerim ama konu seni çizmek seni çizmeyi hiç istemiyorum teoman Akkaya.
"Hadi yine şanslısın deniz kızı okulun en yakışıklı çocuğunu çizeceksin"
"Ya sorma sorma ne kadar büyük bir şans benimkisi"
Benimle dalga geçmesine karşılık olarak ben de onunla dalga geçiyordum neyse kulüp dersi bitti teneffüs zili çaldı arasın yanına gittim. Demir ile ilgili bir gelişme var mı diye sordum bir ipucu bulmuş olabilirim dedi okuldan sonra birkaç işim var oraya uğradıktan sonra haber veririm sana dedi umarım bir an önce kardeşini bulur.
Aras'tan ayrıldıktan sonra tekrar kafeterya'ya gidip oturdum defteri çıkardım ama şu an bende teoman'ın hiçbir fotoğrafı yok zaten istesem de bulamam onun resmini nasıl çizeceğim ki. Tam böyle düşünürken yine geldi ve tam dibime oturdu.
"Ne haber Deniz kızı şu resim işini halledelim mi sana modellik yapmak isterim"
"Gerek yok ben kendim bir fotoğraf bulur yaparım hem çok da önemli değil zaten"
"Aa öyle deme bu kulüplerden gelecek puanlar dönem puanınla bir tutulacak onlara işlenecek"
"Gerekirse sıfır bile alırım ama seni çizmek istemiyorum tamam mı?"
"O kadar nefret ediyorsun benden yani öyle mi?"
"Evet o kadar nefret ediyorum"
Yüzündeki ifade bu sefer her zamankinden daha farklıydı. Bir şey demeden oturduğum yerden kalkıp merdivenlerin oraya ilerledim arkamdan gelen ayak seslerini duyunca Teoman olduğunu anladım. Bana yetişmesin diye adımlarımı daha da hızlandırdım.
Ama tabii ki de arkamdan gelen ayak seslerinin hızlandığını da duydum O da benim gibi hızla geliyordu arkamdan.
En son adımları daha da hızlanıp yanıma kadar geldi kolumdan tuttuğu gibi beni hızla kendine çevirdi gözlerimiz bir noktada buluşmuştu. Birkaç saniye öyle bakıştıktan sonra ilk tepkiyi veren ben oldum kolumu hızla ellerinden kurtarıp birkaç adım geriye gittim.
"Yine ne var?"
"Bence o kadar nefret edilecek biri değilim"
"Öyle mi bir yaptıklarını sayalım mı? Geldiğimden beridir benimle uğraşıyorsun yapmadığın zorbalık kalmadı beni geçtim O yetim çocuğa arasa yapmadığını bırakmadın en zayıf noktasından kardeşinden vurdun her Allah'ın günü başka bir zorbalık yapıyorsun herkese. Gerçekten bu kadar kötü biri misin?"
"Evet bu kadar kötü biriyim"
"Madem bu kadar kötü birisin o zaman benden uzakta ol"
Ben bir adım geriye açtıkça O bir adım daha yaklaşıyordu bana.
"Ben senden uzakta olamam deniz kızı artık bunu anla"
Ne diyorsun derecesin ne baktım yüzüne. Daha fazla bir şey söylemeden merdivenlerden çıkıp gitti gerçekten amacı ne bunun neden bu kadar yakın davranıyor bana ve neden sevgilisi bu kadar rahatsız olduğu halde yine de benimle bu kadar ilgili.
Kütüphanedeki işim bitmediği için derse geç kalmıştım ama şu an ders umurumda değil kafam çok kalabalık. Bazı sorunların çözüme ulaşması gerektiğini düşünüyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum.
Kafamı kitaplara gömmüş hepsini düzeltmeye çalışırken bir anda çalan yangın alarmı zili ile panikledim yoksa yangın mı çıkmıştı okulda.
Hemen elimdeki kitapları bırakıp kütüphanenin kapısını açtım ama dumandan önümü göremedim evet maalesef ki yangın çıkmıştı ve ben yangının tam ortasında kalmıştım çığlıklar ve barış çağrışların içinde kurtulmaya çalışıyordum ama ne yazık ki yangın koridoru kaplamıştı her tarafta alevler vardı.
Kurtulmaya çalışırken daha çok yanacaktım son çare avazım çıktığı kadar bağırdım gerçekten yanacaktım da ben ölmek istemiyordum şu an. Ne geri gidebiliyorum ne ileriye gidebiliyorum her iki tarafımda alevlerle kapatılmıştı resmen bağırdım çağırdım ama sesimi duyan olmadı dumandan o kadar etkilenmiştim ki gözlerim kapanmak üzereydi.
Son bir kere sesim çıktığı kadar bağırdım sonrasını hatırlamıyorum gözlerim yavaş yavaş kararmaya başlamıştı sanırım artık yolun sonuna gelmiştim.
(Arkadaşlar özür dilerim Bir iki gündür bölüm atmıyorum ama hiç yazmak istemedi canım kusura bakmayın)
Şimdi dizideki dolap sahnesini hepiniz biliyorsunuz teoman'ın dolaptan çıkaran kişi Aras yerine Deniz olsaydı böyle bir sahne izlerdik muhtemelen çok güzel olmaz mıydı?
Bölüm etkileşimi
