30. bölüm / 31
Anlarsın YaXXVI - Kimse Kalmadığında
Bölümler 31Şu an: XXVI - Kimse Kalmadığında
- 1 l. Erteleme296 kelime
- 2 ll. Benden Önce Büyüyen Çocuk257 kelime
- 3 lll. İçimdeki Volkan965 kelime
- 4 lV. Kimse Kalıcı Değil158 kelime
- 5 V. Kendime Dönmek148 kelime
- 6 Vl. Kendim Kaldım139 kelime
- 7 VII. Kalabalığın İçindeki Sessizlik146 kelime
- 8 Vlll. Güvenmek115 kelime
- 9 IX. Kafamın İçindeki Sesler137 kelime
- 10 X. Sevmek146 kelime
- 11 Xl. Gitmek İstediğim Yer379 kelime
- 12 Xll. Bir Ev Kadar Sessiz289 kelime
- 13 XIII. İnsanlara Rağmen Değil, İnsanlarla252 kelime
- 14 XIV. Beni Anlamanı İstemiyorum231 kelime
- 15 XV. Bir Gün Biri Kalırsa282 kelime
- 16 XVI. Kendimi Seçtiğim Gün299 kelime
- 17 XVII. Gece Üçte289 kelime
- 18 XVIII. Güven Diye Bir Şey286 kelime
- 19 XIX. İçimdeki Ateş239 kelime
- 20 XX. Umut Fakirin Ekmeği291 kelime
- 21 XXI. Bir Sabah218 kelime
- 22 XXII. Anne.256 kelime
- 23 XXIII. Kardeşim202 kelime
- 24 XXIV. İlk Kez152 kelime
- 25 XXV. Yaşamak İçin Bir Sebep Aramıyorum262 kelime
- 26 XXVI - Kimse Kalmadığında537 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 XXVII - Birlikte Yaşlanmak612 kelime
- 28 XXVII - Kimsenin Beni Tanımadığı Bir Şehir539 kelime
- 29 XXIX - Kardeşim Aradığında616 kelime
- 30 XXX - Kendime Kurduğum Hayat812 kelime
- 31 XXXI - Biriktirdiğim Hayat1.916 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsanların hayatından çıkışını ilk başta büyük bir olay sanırdım. Bir tartışma, ağır bir söz, kapanan bir kapı ya da son kez söylenen bir veda…
Oysa bazı insanlar giderken hiçbir şey söylemiyordu. Mesajlar seyrekleşiyor, konuşmalar kısalıyor, eskiden saatlerce anlatılan şeyler birkaç kelimeye sığıyordu. Sonra bir gün, bir zamanlar hayatının en önemli parçalarından biri olan insanın artık gününün hiçbir yerinde olmadığını fark ediyordun.
Ne bir veda vardı ne de hesabını sorabileceğin kesin bir neden.
Yalnızca mesafe.
Ve mesafe, bazen insanın elinden tutup onu en sevdiği yerlerden bile uzaklaştırıyordu.
Ben de zamanla öğrendim. Hayatıma giren insanlar vardı; bazıları dostum olmuştu, bazıları sevdiğim, bazılarıysa ikisi arasında bir yerde durmuştu. Yanlarında bulunduğum zamanlarda içimden defalarca iyi ki demiştim. İyi ki tanımışım, iyi ki karşıma çıkmış, iyi ki o gün oradaymışım…
Ama hiçbir şey aynı kalmıyordu.
İnsanların hayatları değişiyor, yollar ayrılıyor, yakınlık yerini alışkanlığa, alışkanlık da sessizliğe bırakıyordu. Bir zamanlar birbirinin en küçük ayrıntısını bilen insanlar, günün sonunda birbirinin nasıl olduğunu bile sormaz hâle geliyordu.
Yine de kimseyi bütünüyle silemiyordum.
Birine gerçekten değer verdiysem, içimde ondan geriye küçücük bir şey kalıyordu. Bir cümle, birlikte güldüğümüz bir an, hiç kimsenin önemsemeyeceği bir ayrıntı… Bazen bir şarkı bile yıllardır görmediğim birini yeniden yanı başıma getirmeye yetiyordu.
Benim sorunum unutamamak değildi belki.
Belki de bir zamanlar güzel olan şeylerin sonradan kötüye dönüşmesinin, güzel oldukları gerçeğini ortadan kaldırmadığına inanıyordum.
Ama insan herkese yer açarken kendisine yer bırakmayı unutabiliyordu.
Ben bunu çok yaptım.
Birinin derdi olduğunda kendi derdimi erteledim. Birinin ihtiyacı olduğunda kendimden verdim. Beni anlaması için tekrar tekrar anlattım; bazen aynı cümleyi farklı kelimelerle, bazen gözlerim dolarak, bazen de artık anlatacak gücüm kalmadığında susarak…
Anlaşılmayı beklerken kendimi tükettiğimi fark etmedim.
Sonra en çok ihtiyacım olduğu zamanlarda yalnız kaldım.
İnsanların arasında bile tek başına kalınabileceğini öğrendim. Kafanın içindeki sesler birbirine karışırken, birinin yalnızca “Buradayım,” demesinin ne kadar kıymetli olabileceğini… Ama o cümleyi beklediğim zamanlarda çoğu kez kendi kendime yetmeye çalıştım.
Uzun zamandır içtenlikle güldüğümü hatırlayamıyordum.
Bunu fark etmek, gülecek bir şey bulamamaktan daha çok acıttı. Çünkü ben bir zamanlar hayatın içinden küçücük bir şey çıkarıp onunla mutlu olabilen biriydim. İçimdeki o neşeli kızın nereye gittiğini bilmiyordum. Belki yorulmuştu. Belki benden saklanıyordu. Belki de bir gün kendisini yeniden güvende hissederse geri dönecekti.
Yine de insanlara değer vermekten vazgeçemedim.
Bana göre gerçek dostluk, her sorunu çözmek değildi. Her zaman doğru şeyi söylemek, her an yanında bulunabilmek de değildi. Bazen hiçbir şey yapamadan yanında oturabilmekti. Seni anlamaya çalışmak, sustuğunda hemen gitmemek, bir gün iyi olmadığında sana kendini yük gibi hissettirmemekti.
Ben böyle bir dostluk istedim.
Belki bir gün bulurdum.
Ama artık birinin hayatımda kalması için kendimden parçalar koparmam gerektiğine inanmak istemiyordum.
Çünkü birini kaybetmemek uğruna kendimi kaybedersem, sonunda geriye kimi koruyacaktım?
İnsanların gidişini engelleyemezdim. Bunu artık biliyordum. Kimseyi sonsuza kadar yanımda tutamaz, kimsenin kalacağına dair sözünü garantiye alamazdım.
Ama bir şey yapabilirdim.
Biri gittiğinde, onunla birlikte kendimi de göndermemeyi öğrenebilirdim.
Belki büyümek buydu.
Gidenlerin ardından kapıda beklemekten vazgeçmek değil; kapının önünde beklerken bile içeride bir hayatın olduğunu hatırlamak.
Ve belki bir gün, hiç beklemediğim bir anda, bir insan çıkardı karşıma. Kalmak için büyük sözler vermeyen, ama yanımda durmayı küçük davranışlarıyla hissettiren biri…
O güne kadar kendime şunu öğretmem gerekiyordu:
Birinin hayatımda kalmaması, hayatımda bıraktığı her şeyin değersiz olduğu anlamına gelmez. Ama onun hatırasını yaşatmak için kendimi yaralamak zorunda da değilim.
⸻
Bölüm etkileşimi
