15. bölüm · Anlarsın Ya
Xl. Gitmek İstediğim Yer
Bazen bir bavul hazırlıyorum kafamın içinde.
İçine birkaç parça kıyafet, biraz para, birkaç fotoğraf ve kimsenin bilmediği bütün suskunluklarımı koyuyorum.
Sonra kapının önünde duruyorum.
Hangi kapı olduğunu bilmiyorum.
Nereye gideceğimi de.
Sadece gitmek istiyorum.
Arkamda bıraktığım şeylerin isimlerini tek tek saymadan.
Çünkü bazı yerlerin adresi olmaz.
Bazı yerler insanın içinde kurulur ve insan, o yerden çıkmak için kilometrelerce yol gitse bile kendi gölgesini yanında taşır.
Ben bunu biliyorum.
Bir şehir değiştirmenin insanı değiştirmediğini.
Başka bir sokağın, eski yaraların üzerini kapatmadığını.
Yeni bir evin duvarlarının, geçmişten gelen sesleri her zaman susturamadığını.
Yine de gitmek istiyorum.
Belki de kaçmak istediğim yerden çok, olmak istediğim kişiye doğru yürümek istiyorum.
Aradaki farkı anlamam uzun sürdü.
Çünkü yıllarca gitmeyi kaçmak sandım.
Oysa bazen insan bir şeyden kaçmaz.
Kendisine ulaşmak için uzaklaşır.
Ben de biraz uzaklaşmak istiyorum.
Kendimi her sabah aynı düşüncelerin arasında uyandırdığım yerden.
Duvarların yalnızca odaları değil, insanları da ayırdığı yerlerden.
Geçmişin evin içinde görünmez bir eşya gibi durduğu, nereye dönsen ona çarptığın o hayattan.
Bazen kendimi bir ağacın yaprağı gibi hissediyorum.
Kök salmak istediğim toprağı hiç bulamamışım.
Rüzgâr nereye savurursa oraya düşmüşüm.
Ama bir yaprağın toprağa düşmesi her zaman son değildir.
Belki başka bir başlangıçtır.
Belki bir gün küçük bir evim olur.
Etrafında ağaçlar.
Penceresinden içeri yeşil bir sessizlik süzülen.
Sabahları güneşin yüzüme vurduğu, geceleri kimsenin sesini dinlemek zorunda kalmadığım bir ev.
Kapısını kapattığımda yalnızca dışarıdaki dünyayı değil, yıllardır içimde taşıdığım gürültüyü de birkaç dakikalığına dışarıda bırakabildiğim bir yer.
Bahçesinde bir sandalye olur.
Belki üzerinde saatlerce otururum.
Hiçbir şey yapmadan.
İlk defa hiçbir şey yapmak zorunda olmadığımı bilerek.
Belki sevdiğim insanlar da gelir.
Bir masa kurulur.
Çaylar soğur.
Konuşmalar uzar.
Birileri güler.
Ben de gülerim.
Ve o an, yıllardır aradığım şeyin aslında çok büyük bir hayat olmadığını anlarım.
Sadece bana ait bir hayat.
Kimsenin benim yerime karar vermediği.
Kimsenin hayallerimi kendi elleriyle katlayıp bir çekmeceye kaldırmadığı.
Korktuğumda bunun ayıp sayılmadığı.
Mutlu olduğumda bunun bedelini ödemek zorunda kalmadığım bir hayat.
Belki bir gün gerçekten giderim.
Bir otobüsün camından dışarı bakarım.
Şehir küçülür.
Binalar geride kalır.
Yollar uzar.
Ben susarım.
Ve ilk defa içimdeki sessizlik korkutmaz beni.
Çünkü o gün kaçmıyor olurum.
O gün kendime gidiyor olurum.
Belki insanın hayatındaki en uzun yol, bir şehirden diğerine olan yol değildir.
Kendisinden korkmadan kendisine doğru yürüyebildiği yoldur.
Ben hâlâ o yolun başındayım.
Ama artık yürümekten korkmuyorum.
