Zorunlu evlilik kitap kapağı

7. bölüm / 13

Zorunlu evlilik

BÖLÜM 7: ESKİ SEVGİLİ*

Vaveyla Yazarı: Dilek Güldağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BÖLÜM 7: ESKİ SEVGİLİ*

---

Sabah okula gittiğimde herkes bana bakıyordu.

Zeynep koşarak yanıma geldi.

"Eylül! Duydun mu? Burak dönmüş!"

Elimdeki kitaplar yere düştü.

Burak.

Burak Kara.

Benim lise sevgilim. İlk aşkım. 2 yıl çıkmıştık. Sonra babamın borçları yüzünden ayrılmak zorunda kalmıştık. O İstanbul'u terk etmişti.

"Ne? Nasıl dönmüş?"

"Karşında duruyor."

Başımı kaldırdım.

Kantin kapısında, Burak duruyordu. Aynı Burak. Dağınık saçları, serseri gülüşü. Ama değişmişti. Daha kaslı, kolunda dövme...

"Eylül." dedi.

Herkes bize bakıyordu. Zeynep bile geri çekildi.

"Burak... ne işin var burada..."

"Seni görmeye geldim. Duydum... Baran Karahan'ın evinde kalıyormuşsun. Doğru mu? Babam söyledi. Babanın borcu için... seni satmışlar mı?"

O kelime. "Satmışlar."

"Saçmalama! Öyle bir şey yok!"

"Öyleyse gel benimle konuşalım. 5 dakika. Dışarıda."

Tereddüt ettim. Baran'ın şoförü dışarıda bekliyordu. Baran "okuldan çıkma" demişti. Ama bu Burak'tı. Açıklamam lazımdı.

Sadece 5 dakika dedim kendi kendime.

Dışarı çıktık. Okulun arkasındaki otoparka gittik. Kimse yoktu.

"Burak, bak... olanlar..."

"O adam kim Eylül? Neden onun evindesin? Ben seni seviyorum! Hala seviyorum!"

"Burak lütfen... bitti o iş..."

"Bitmedi!" Kolumdan tuttu. Sıktı. "Sen benimdin! Benim sevgilimdin! O herif kim oluyor da seni alıyor!"

"Burak canımı acıtıyorsun! Bırak!"

"Bırakmayacağım! Benimle geleceksin! Seni buradan götüreceğim! Ankara'ya gideceğiz, eskisi gibi!"

"Hayır! İstemiyorum!"

Tam bağıracaktım ki... arkadan siyah bir panelvan geldi. Kapısı açıldı. İçinde Burak'ın iki arkadaşı vardı.

"Eylül bindir arabaya, konuşacağız sadece!" dedi Burak.

"Hayır! Kaçırıyor musun beni! İmdat!"

Ağzımı kapatmaya çalıştı. Telefonum yere düştü.

Tam o sırada... otoparkın girişinde siyah bir Maybach'ın fren sesi duyuldu.

Kapı öyle hızlı açıldı ki...

Baran.

Koşmuyordu. Yürüyordu. Ama her adımı ölüm gibiydi. Gözlükleri vardı, çıkardı. Gözleri... hayatımda böyle öfke görmemiştim.

"ELİNİ ÇEK." dedi. Sesi kısık ama tüm otoparkta yankılandı.

Burak beni bırakmadı. "Sen kimsin lan! Bu benim kız arkadaşım!"

Baran bir şey demedi. Sadece ceketini çıkardı, yere attı. Gömleğinin kollarını sıvamaya başladı.

Murat ve iki koruması da arabadan indi.

"Eylül benim emanetim." dedi Baran, bana bakarak. "Ve sen emanetime dokundun."

Sonrası çok hızlı oldu.

Burak bana doğru hamle yapınca, Baran araya girdi. Bir yumruk. Tek bir yumruk. Burak yere düştü.

Panelvandaki çocuklar inmek istedi ama Murat'lar durdurdu.

Baran Burak'ın yakasından tuttu, kaldırdı.

"Adın ne?" dedi.

"Burak... Burak Kara..."

"Kara mı?" Baran güldü. Soğuk bir gülüş. "Ben Karahan'ım. Karahan varken Kara konuşmaz. Anladın mı?"

Burak'ın yüzü bembeyazdı.

"Eylül'e bir daha 10 metreden fazla yaklaşırsan, Ankara'ya değil, kimsenin bulamayacağı bir yere gidersin. Anladın mı?"

"Anladım... abi..."

Baran onu bıraktı. Burak koşarak kaçtı. Arabası bile kaldı.

Sonra bana döndü.

Ben titriyordum. Ağlıyordum. Dizlerimin üstüne çökmüştüm.

"Eylül!"

Koşarak yanıma geldi. Bu sefer izin istemedi. Beni kucakladı. Kucağına aldı.

"Korkma... korkma geçti... buradayım..."

"Sen... sen nereden... nasıl geldin..."

"Telefonuna SOS var. Üç kere yan tuşa basarsan bana geliyor. Unuttun mu? Ben koymuştum."

Hatırlamıyordum. O koymuştu.

Beni arabaya taşıdı. Zeynep ve bütün okul pencereden bakıyordu.

Arabada battaniye vardı. Omuzlarıma sardı.

"İyi misin? Bir yerine dokundu mu? Söyle bana, nereye dokundu?"

"Kolum... kolumu sıktı..."

Baran koluma baktı. Kızarmıştı. Gözleri yine karardı.

"Murat." dedi telefona. "O Burak Kara denen çocuğun kaydını bul. Okuldan attır. İstanbul'dan da."

"Baran hayır! Abartma!"

"Abartmıyorum." Telefonu kapattı. Bana döndü. "Sana dokundu."

"Baran... teşekkür ederim..."

"Teşekkür etme." Alnıma dokundu. Saçlarımı geri itti. "Ben... ben geç kalsaydım..."

Sesi titredi. İlk defa.

"Geç kalmadın." dedim. Elimi onun yanağına koydum. İzin almadan. İlk defa ben ona dokundum.

Gözleri şok oldu. Dokunmamı beklemiyordu.

"Eylül..."

"Ben senin emanetinim değil mi? Emanetler korunur."

Bana baktı. Uzun uzun baktı. Sonra... alnıma bir öpücük kondurdu. Dudakla değil, sadece başını yasladı.

"Evet. Benim emanetimsin. Ve kimse... hiç kimse seni benden alamaz."

Malikaneye dönerken başımı omzuna yasladım. İzin verdi. Hatta... kolunu omzuma attı.

Şoför dikiz aynasından bakmamaya çalışıyordu.

O gün anladım.

Baran Karahan beni sadece korumuyordu.

Baran Karahan beni kıskanıyordu.

Ve bir adam kıskanıyorsa...

Aşık olmaya başlamıştır.

---

*BÖLÜM SONU YAZAR NOTU:*

> YOK ARTIK BURAK! Sizce Baran abarttı mı haklı mıydı? Yorumlara yazın
> BÖLÜM 8'de ne olsun?
> 1. Baran'ın Eylül'ü banyo küvetinde yarasına pansuman yapması
> 2. Gece yarısı kütüphanede İLK ÖPÜCÜK

Hangisini olsun sizce ?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 5beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.