13. bölüm / 13
Zorunlu evlilikBABAMIN BORCU - BÖLÜM 13: SABAH*
Bölümler 13Şu an: BABAMIN BORCU - BÖLÜM 13: SABAH*
- 1 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 1: SÖZLEŞME*470 kelime
- 2 BÖLÜM 2: KARAHAN MALİKANESİ* -572 kelime
- 3 BÖLÜM 3 - OKULDAKİ ŞOK*600 kelime
- 4 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 4: SİYAH ELBİSE*697 kelime
- 5 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 5: EMANETİME DOKUNMA*746 kelime
- 6 BÖLÜM 6: HASTA BAKICI BARAN*647 kelime
- 7 BÖLÜM 7: ESKİ SEVGİLİ*642 kelime
- 8 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 8: CEZA*490 kelime
- 9 BÖLÜM 9: KARAHAN'LARIN VARİSİ*646 kelime
- 10 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 10: KIRMIZI ELBİSE*675 kelime
- 11 BÖLÜM 11: BALAYI*480 kelime
- 12 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 12: KARAHAN SOYADI*566 kelime
- 13 BABAMIN BORCU - BÖLÜM 13: SABAH*499 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah.
Gözümü açtığımda ilk gördüğüm şey... Baran'ın göğsüydü.
Başım oradaydı. Kolunu bana dolamış, diğer eliyle saçlarımı tutuyordu. Üstümüz örtülü, oda loş, dışarıda kuş sesleri...
Ben... ben hala onun kucağındaydım. Dün geceki gibi.
"Uyandın mı Karahan?" dedi sesi uykulu.
"Uyandım..."
"Kaç saattir seni izliyorum."
"Ne? Neden izliyorsun? Sapık gibi..."
"Çünkü çok güzel uyuyorsun. Ağzın açık falan..."
"BARAN! Ağzım açık mıydı!"
Güldü. Göğsü titredi. Başım titredi.
"Şaka. Çok güzeldin. Melek gibi."
Utandım. Kalkmak istedim ama bırakmadı. Daha sıkı sarıldı.
"Dur... biraz daha böyle kalalım. Hiç kalkmayalım."
"Okulum var..."
"Okul yok bugün. Ben izin aldım senin yerine."
"Ne! Hoca ne dedi!"
"'Karım yorgun' dedim."
"BARAN KARAHAN! Hocaya öyle mi dedin!"
"Evet. Ne var? Doğru değil mi? Yorgunsun."
Yanaklarım kıpkırmızı oldu. Dün gece... dün gece yorgun değildim ama kalbim çok yorulmuştu. Mutluluktan.
Tam o sırada...
Kapı çaldı.
TAK TAK TAK!
"Çocuklar! Kahvaltı hazır! Saat 11 oldu! Balayından döndünüz diye acıktınız diye düşündüm!"
Fatma Abla!
İkimiz de donduk. Ben battaniyenin altına saklandım. Baran panikle üstünü örttü.
"Geliyoruz Fatma Abla! 5 dakika!" diye bağırdı Baran. Sesi çatallaştı.
"Tamam ama çabuk! Börekler soğuyor! Dün gece yorulmuşsunuzdur!"
Gittiğini duyunca ikimiz de kahkahayla güldük.
"Rezil olduk..." dedim yüzümü kapatıp.
"Neden rezil olduk? Evliyiz biz. Karı kocayız."
"Ama Fatma Abla..."
"Fatma Abla 30 yıldır bu evde. Neler görmedi ki..."
"Baran!"
Kalktık. Giyindik. Ben Baran'ın gömleğini giydim. Çok büyüktü ama seviyordum. O da sadece eşofman altıyla kaldı.
Aşağı indik. Sofra... sofra bir düğün sofrası gibiydi. 20 çeşit.
Kemal Baba oradaydı. Bizi görünce gülümsedi.
"Günaydın genç evliler."
"Günaydın baba." dedik aynı anda.
"Nasıl geçti gece? Rahat uyudunuz mu?"
Baran boğuluyordu çay içerken. Ben kıpkırmızı oldum.
"Rahat... rahat uyuduk baba..."
"Güzel güzel. O zaman size bir haberim var."
"Neymiş?" dedi Baran.
"Balayınız yarım kaldı. O Göcek'teki ev... küçük. Size yeni bir ev aldım. Zekeriyaköy'de. Müstakil. Havuzlu. Bahçeli. Çocuk için uygun."
"Çocuk mu!" dedim şokla.
"Evet kızım. Torun. Ben torun istiyorum. Bu sene."
"Baba!" dedi Baran. "Daha dün evlendik!"
"Dün evlendiniz ama 1 aydır aynı evdesiniz. Ben bilirim o işleri..."
"BABA!"
Ben masadan kaçacaktım. Baran elimi tuttu. Masada, herkesin önünde elimi öptü.
"Baba haklı." dedi bana bakarak. "Ben de istiyorum."
"Baran! Sen de mi!"
"Neden olmasın? Küçük bir Eylül... ya da küçük bir Baran... bahçede koşan..."
Gözleri parlıyordu. Hayal ediyordu.
Kalbim eridi.
O an... o koca, soğuk, herkesin korktuğu Baran Karahan... bir çocuk hayaliyle gözleri parlayan bir adam olmuştu.
"Önce... önce okulum bitsin..." dedim fısıldayarak.
"Tamam." dedi hemen. "Önce okul. Sonra... sonra ne istersen."
Kemal Baba alkışladı.
"Aferin oğlum! Sonunda bir Karahan gibi konuşuyorsun! Aile gibi!"
Kahvaltı bitti. Baran beni bahçeye çıkardı. Havuz kenarına.
"Eylül... babam biraz hızlı gitti... kusura bakma..."
"Yok... önemli değil..."
"Ben gerçekten istiyorum ama..." dedi durarak. "Bir gün. Seninle. Bir aile..."
"Ben de istiyorum." dedim. İlk defa itiraf ettim. "Ama önce... önce sadece ikimiz olalım biraz. Olur mu?"
"Olur." Başımı göğsüne yasladı. "Sadece ikimiz. Sonsuza kadar sadece ikimiz de olur."
Havuzun kenarında, güneşin altında sarıldık.
Fatma Abla pencereden bize bakıp "Ayy maşallah!" dedi.
Biz güldük.
Biz... biz artık gerçekten evliydik.
Borçla başlayan bir hikaye...
Aşkla... aileyle devam ediyordu.
---
Bölüm etkileşimi
