Zorunlu evlilik kitap kapağı

3. bölüm / 13

Zorunlu evlilik

BÖLÜM 3 - OKULDAKİ ŞOK*

Vaveyla Yazarı: Dilek Güldağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BÖLÜM 3 - OKULDAKİ ŞOK*

*BÖLÜM 3 - OKULDAKİ ŞOK*

---

Sabah 06:30. Gözlerimi zar zor açtım.

Kapım yine izinsiz açıldı. Baran.

"Uyanmadın mı hala? Kahvaltı dedim."

Üzerinde spor kıyafetler vardı. Terliydi, koşudan gelmiş gibiydi. Saçları ıslaktı. Normalde korkutucu olan adam, şu an... farklı görünüyordu.

"Saat daha 6 buçuk!"

"Benim evimde gün 6'da başlar. 10 dakikan var."

Aşağı indiğimde sofra hazırdı. Ama sadece bir kişilik.

"Sen yemiyor musun?" dedim.

"Yedim. Sen ye, okula geç kalacaksın."

Hukuk Fakültesi'ne 3 aydır gitmiyormuşum gibi hissediyordum. Borçlar, kavgalar...

"Şoför seni bekliyor. Dersin bitince arıyorsun, seni alıyor. Başka bir yere gitmek yok."

"Baran, ben çocuk değilim."

"Biliyorum." Gözleri üzerimde gezindi. Siyah kazak giymiştim, dün gece bıraktığı elbiseyi giymemiştim. "Çocuk olmadığın çok belli. Ama benim emanetimsin. Emanetlerime bir şey olmasını istemem."

"Emanet, emanet... ben eşya değilim!"

"Eşya olsan bu kadar sorun çıkarmazdın." Kalktı, masaya bir kart bıraktı. Siyah kredi kartı. "Limit yok. İhtiyacın olanı al. Ama siyah elbise hala odanda duruyor. Akşam giyeceksin."

Kartı almadım. "Paran lazım değil."

"İnatçı." Cebinden telefonunu çıkardı, birini aradı. "Murat, Eylül Hanım'ın kartını iptal et, nakit gönder..."

"Tamam tamam alıyorum!" Hemen kartı kaptım. Sinirden çatlayacaktı.

Gülümsedi. "Aferin. Uslu durursan seversin."

---

*İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - HUKUK FAKÜLTESİ - 09:00*

Okula girdiğimde herkes bana bakıyordu. Fısıldaşmalar...

"Bu Eylül değil mi?"
"Evet, 3 aydır gelmiyordu."
"Üstündekine bak, zengin olmuş galiba?"

En yakın arkadaşım Zeynep koşarak geldi.

"Eylül! Neredesin sen! Öldüm meraktan! Baban..."

"Sonra anlatacağım." dedim.

Derse girdik. Ceza Hukuku. En sevdiğim ders. Hocayı dinlemeye çalışıyordum ama aklım hala malikanedeydi.

Teneffüste kantinde otururken telefonum çaldı.

Baran.

"Alo?"

"Neredesin?"

"Okuldayım, kantinde, dedim ya..."

"Yanında kim var?"

"Zeynep var, arkadaşım..."

"Erkek var mı?"

"Baran saçmalama! Kantin burası, 50 kişi var!"

"Fotoğraf at."

"Ne?"

"Bulunduğun yerin fotoğrafını at. Şimdi."

Sinirden telefonu kapatacaktım ki Zeynep dürttü.

"Eylül... şuna bak..."

Kantinin kapısında... Baran duruyordu.

Takım elbise, güneş gözlüğü, arkasında iki koruma. Bütün kantin susmuş ona bakıyordu.

Bütün kızlar ona bakıyordu.

Bana doğru yürüdü. Her adımda kalbim daha hızlı atıyordu.

Kantinin ortasında, herkesin içinde önümde durdu.

"Fotoğraf atmadın." dedi.

"Buraya neden geldin! Deli misin! Herkes bize bakıyor!"

"Evet, bakıyor." Gözlüğünü çıkardı. Gözleri öfkeliydi ama... kıskanç gibiydi. "Sabah sana ne dedim? Başka erkeklerin yanında gülmeyeceksin dedim."

"Ben gülmedim ki!"

"Güldün. Kantine girerken bir çocukla konuşurken güldün. Kameradan gördüm."

Kamera mı? Okula kamera mı taktırmıştı?

"Sen beni takip mi ettiriyorsun!"

"Koruyorum." Bir sandalye çekti, yanıma oturdu. Kolunu sandalyenin arkasına koydu, sanki... sanki sevgilisiymişim gibi. "Tanıştırsana arkadaşını."

Zeynep şoktan konuşamıyordu.

"Bu Zeynep... Zeynep bu da... patronum... Baran..."

Baran elini uzattı. "Baran Karahan. Eylül'ün... yakını."

Zeynep'in gözleri fal taşı gibi açıldı. "Karahan mı? O Karahan Holding..."

"Evet." Baran bana döndü. "Öğle yemeğini benimle yiyeceksin. Şimdi kalk."

"Bekle, dersim var..."

"Dersin iptal. Dekanla konuştum."

Ne? Dekanla mı konuşmuştu?

Herkesin bakışları arasında kolumdan tuttu - sert değil, sahiplenici bir şekilde - ve kantinden çıkardı.

Dışarıda Maybach bekliyordu.

"Bunu neden yaptın?" dedim sinirle. "Herkes hakkımda konuşacak!"

"Bırak konuşsunlar." Beni arabaya bindirdi, kendisi de bindi. Camlar simsiyah, dışarıdan görünmüyordu. "Bundan sonra herkes senin benim emanetim olduğunu bilecek. Böylece kimse sana yaklaşmaya cesaret edemez."

"Ben senin malın değilim!"

"Mal değilsin." Birden çok yaklaştı. Aramızda santimler kaldı. "Emanetsin. Ve ben emanetime göz koyan herkesi mahvederim. O kantindeki çocuk da dahil."

"Kim? Emre mi? Emre sadece arkadaşım!"

"Artık değil."

O kadar yakındı ki nefesini hissediyordum.

"Baran... çekil..."

"Çekilmezsem?"

Kalbim duracaktı. İlk defa ondan gerçekten korkmuyordum. Başka bir şey hissediyordum ve bu daha tehlikeliydi.

Tam o anda şoför öksürdü. "Efendim, restorana gidelim mi?"

Baran geri çekildi ama gözleri hala üzerimdeydi.

"Gidelim. Ve Eylül..."

"Ne?"

"Bir daha izinsiz gülersen, o çocuğun okul kaydını sildiririm. Anladın mı?"

Bu adam tam bir manyaktı. Kontrolcü, kıskanç, tehlikeli bir manyak.

Ama nedense... arabadan inerken elim hala titriyordu ve bu titreme korkudan değildi.

---

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.