Zorunlu evlilik kitap kapağı

11. bölüm / 13

Zorunlu evlilik

BÖLÜM 11: BALAYI*

Vaveyla Yazarı: Dilek Güldağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BÖLÜM 11: BALAYI*

Tekliften 3 gün sonra...

Biz evlendik.

Evet yanlış duymadın. 3 günde. Baran Karahan isterse nikah da 3 günde olurmuş. Basına kapalı, sadece aile. Kemal Baba, Fatma Abla, Zeynep ve Murat.

Ben beyaz sade bir elbise giydim. Baran siyah takım. Hakim "Eylül Yılmaz, Baran Karahan'ı eş olarak kabul ediyor musun?" dediğinde sesim titredi.

"Evet. Sonsuza kadar evet."

Baran "Evet." dedi. Sadece evet ama gözleriyle "sonsuz" dedi.

İmza attık. Ben artık Eylül Karahan'dım.

Nikah sonrası Baran kulağıma eğildi.

"Hazır mısın Karahan?"

"Neye?"

"Kaçırılmaya."

"Ne?"

Cevap vermedi. Beni omzuna attı! Resmen omzuna! Hakim şok oldu. Zeynep çığlık attı "Kız kaçırıyor!"

Arabaya bindirdi ve...

Havaalanına gittik.

Özel jet.

"Nereye gidiyoruz Baran! Söyle!"

"Sürpriz."

Jet 2 saat sonra indi. Kapı açıldı.

Koku... Deniz ve çam kokusu.

Göcek. Sizin oralara yakın. Baran'ın özel koyu. Kimsenin bilmediği bir koy.

Denizin üstünde, tek başına bir villa. Ahşap, cam, etrafı zeytin ağaçları.

"Bu... burası neresi?"

"Balayı evimiz. Kimse yok. Sadece biz. Telefon yok, koruma yok, Fatma Abla yok. Sadece sen ve ben."

"Baran burası... cennet gibi..."

"Evet. Çünkü sen cenneti hak ediyorsun."

İçeri girdik. Her yer mumlarla doluydu. Yerde gül yaprakları değil, papatyalar. Benim sevdiğim.

"Nereden bildin papatya sevdiğimi?"

"Günlüğünde yazıyordu." dedi utanmadan. "Evet günlüğünü okudum. Nikah hediyen olarak."

"Baran! O özeldi!"

"Artık özellerimiz ortak Karahan."

Denize bakan dev bir yatak odası. Ortada kocaman bir yatak. Üstünde beyaz çarşaflar.

Bir an utandım. Gerdek... bu gece gerdek gecemizdi. Daha önce hiç... ben daha önce hiç kimseyle...

Baran utandığımı anladı.

"Eylül." dedi yumuşakça. Elimi tuttu. "Bak bana."

Baktım.

"Korkuyor musun?"

"Hayır... yani biraz..."

"Korkma." Alnımdan öptü. "Bizim acelemiz yok. Bizim sonsuz zamanımız var dedik ya. İstersek sadece konuşuruz. İstersek sadece uyuruz. Ben seni üzmem. Hiçbir zaman."

"Gerçekten mi?"

"Gerçekten. Gel."

Beni yatağın kenarına oturttu. Kendisi yere, ayaklarımın önüne oturdu. Yine aynı pozisyon. O yerde, ben yukarıda.

"Ne yapmak istersin Karahan? İlk gecemizde ne yapalım?"

"Dürüst olayım mı?"

"Ol."

"Denize girmek istiyorum. O kırmızı elbise çok sıktı beni 3 gündür. Kot pantolon ve tişört istiyorum."

Baran kahkahayla güldü. O kadar içten güldü ki.

"Allah'ım sen nesin? Milyonluk villada kot pantolon mu istiyorsun?"

"Evet!"

"Tamam. Kot pantolon. Gidiyoruz."

İkimiz de kot giydik. Tişört giydik. Gece yarısı, ay ışığında denize koştuk.

Deniz buz gibiydi. Ben çığlık attım. Baran beni yakaladı.

"Bırakma! Düşeceğim!"

"Bırakmam. Hiç bırakmam."

Denizin içinde, belime sarıldı. Sırılsıklam olmuştuk.

Ve o an... ay ışığının altında, denizin içinde...

Beni öptü. Yavaşça. Tuzlu dudaklarım, onun sıcak dudakları...

"Benim karımsın artık." dedi nefes nefese.

"Senin karınım."

"İyi ki borcun vardı."

"Baran!"

"Şaka... şaka... İyi ki varsın demek istedim."

Başımı göğsüne yasladım. Kalbi deli gibi atıyordu.

"O gün baban borç için seni getirmeseydi... ben seni hiç tanımayacaktım." dedi fısıldayarak. "O borç... hayatımın en güzel borcu oldu."

"Benim de en güzel satışım." dedim gülerek.

"Bak hala satış diyorsun!"

Ve ikimiz de denizin içinde kahkahalarla güldük.

O gece... gerdek gecemizde...

Biz denizin içinde, sırılsıklam, kot pantolonlarla sarılarak uyuyakaldık.

Çünkü bazı aşklar acele etmez.

Bizimki gibi...

Sonsuz olanlar.

---

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 2beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.