Zorunlu evlilik kitap kapağı

2. bölüm / 13

Zorunlu evlilik

BÖLÜM 2: KARAHAN MALİKANESİ* -

Vaveyla Yazarı: Dilek Güldağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BÖLÜM 2: KARAHAN MALİKANESİ* -

---

*BABAMIN BORCU - BÖLÜM 2: KURALLAR*

20 dakikada bir bavula hayatımı sığdırmamı bekliyordu.

Sadece bir sırt çantası aldım. 3 tane kazak, hukuk kitaplarım, diş fırçam. Hepsi bu.

Annem sarılırken ağlıyordu. "Eylül affet bizi kızım..."

"Merak etme anne. Bir yıl. Sadece bir yıl. Sonra her şey bitecek." diyordum ama kendim de inanmıyordum.

Siyah bir Maybach kapının önünde bekliyordu. Baran arabada değildi, şoförü vardı.

"Baran Bey malikanede bekliyor." dedi şoför.

Malikane.

İstanbul'un dışındaydık. Yarım saat sonra demir kapılar açıldı. Burası ev değildi, kaleydi. Her yerde kamera, her köşede takım elbiseli adamlar.

Araba durduğunda kalbim yerinden çıkacaktı.

Kapıyı Baran'ın kendisi açtı. Üzerini değiştirmişti. Siyah boğazlı kazak, siyah pantolon. Takım elbiseden daha tehlikeli duruyordu.

"Geç kaldın. 2 dakika." dedi.

"20 dakika dedin, 18 dakikada geldim."

Gözleri parladı. "Dili de varmış."

İçeri girdim. Yerler mermer, tavan 5 metre. Ama soğuktu. Hiç ev gibi değildi.

"3 kuralım var." dedi arkamdan. Sesi evde yankılandı.

"DINLIYORUM."

"Bir: İzinsiz dışarı çıkmayacaksın. Okula şoförüm bırakacak, alacak. Derslerin dışında her an burada olacaksın."

"Bu hapis!"

"Bu güvenlik. İki: Benim işlerime karışmayacaksın. Ne duyarsan duy, ne görürsen gör. Soru sormayacaksın."

"Ve üç?"

Üç adımda yanıma geldi. O kadar yakındı ki parfümünü alabiliyordum. Odunsu, ağır bir koku.

"Üç: Başka bir erkeğin yanında gülmeyeceksin."

Donup kaldım. "Ne?"

"Duydun. Gülüşün sadece... sinir bozucu. Başkalarını rahatsız etmesin."

Sinirden delirecektim. Bu adam ne hakla?

"Sen kimsin ya! Sen benim patronumsun, sevgilim değil! Kime gülüp gülmeyeceğime karışamazsın!"

Tam bağıracakken, evin kapısı açıldı ve içeri inanılmaz güzel bir kadın girdi. Sarı saçlı, kırmızı elbiseli, manken gibi.

"Barancım! Geldim canım!" Kadın direkt Baran'a sarıldı.

Baran hiç tepki vermedi. Gözleri hala bendeydi.

Kadın beni fark etti. Baştan aşağı süzdü. "Aa... bu mu yeni hizmetçi? Biraz... sade değil mi?"

Kan beynime sıçradı.

"Hizmetçi değil." dedi Baran soğuk bir sesle. "Eylül Yılmaz. Yeni asistanım. Bir yıl bizimle kalacak."

Kadın kahkaha attı. "Asistan? Baran sen hiç asistan kullanmazdın. Yoksa... babanın borçlu olduğu kız bu mu? Ay çok dram filmi gibi."

Her şeyi biliyordu. Herkes biliyordu.

"Ben Eylül." dedim dişlerimi sıkarak. "Hukuk öğrencisiyim. Ve kimsenin hizmetçisi değilim."

Kadın bana yaklaştı. "Tatlısın. Ama Baran'ın yanında uzun kalamazsın canım. O çabuk sıkılır. Özellikle de... böyle inatçı kızlardan."

Baran araya girdi. "Selin. Yeter."

Selin. Demek adı Selin'di. Eski sevgilisi olduğu her halinden belliydi.

"Sen yukarı çık." dedi bana. "En üst kat, soldaki ilk oda. Eşyalarını yerleştir. Yarın 07:00'da kahvaltım hazır olacak."

"Ben aşçın da değilim!"

"Asistanımın görevleri arasında her şey var, Eylül. Alışsan iyi edersin."

Merdivenlere doğru yürüdüm. Arkamdan Selin'in sesini duydum.

"Baran, bu kızı neden aldın gerçekten? Acıdın mı?"

Baran'ın cevabını duymadım. Ama odaya girdiğimde telefonuma bir mesaj gelmişti.

Bilinmeyen bir numaradan:

*"Odanın kapısını kilitleme. Bu evde kilitler işe yaramaz. - B.K."*

B.K. Baran Karahan.

Oda... oda inanılmazdı. Kocamandı. Boğaz manzaralı. Ama kapıda kilit yoktu. Gerçekten yoktu.

Yatağa oturdum. Camdan İstanbul'un ışıkları görünüyordu.

Bir yıl. Bu evde bir yıl nasıl kalacaktım?

Tam o sırada kapı çaldı. İzin vermeden açıldı.

Baran kapıdaydı. Elinde bir kutu vardı.

"Selin gitti." dedi.

"E umurumda değil."

Kutuyu yatağa bıraktı. İçinde siyah, ipek bir elbise vardı.

"Yarın akşam iş yemeğim var. Benimle geleceksin. Bunu giyeceksin."

"Giymezsem?"

O tehlikeli gülümsemesi geri geldi.

"Giymezsen... babanın diğer alacaklılarına numaranı veririm. Onlar da seni yemeğe davet etmek ister emin ol."

Bu bir tehditti.

Elbiseye baktım. Çok güzeldi. Çok pahalı olduğu belliydi.

"Neden siyah?"

"Çünkü..." Bana doğru eğildi, kulağıma fısıldadı. "Sana siyahın çok yakışacağını söylemiştim. Ve ben hep haklı çıkarım, emanet."

Kapıyı kapatıp gitti.

Elbiseye dokundum. İpek yumuşacıktı.

Telefonuma tekrar baktım. Babam yazmıştı: "Kızım iyi misin
Hayır. İyi değildim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 7beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.