—III— Miras

Vaveyla Yazarı: Can Karakaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: —III— Miras

Oturduğum yerde,düşüncelerimin içinde kaybolmuş haldeydim.
Aklımdan geçen her ihtimali tartıyordum. Ne yapmam gerektiğini, nereye gitmem gerektiğini düşünüyordum. Hepsi, tüm düşüncelerim birbirine karışmıştı.
Ama sonunda şunu anladım, harekete geçmesi gereken bendim. Önümde benden saklanan bir geçmiş vardı. Ve o geçmişe açılan bir yol…
Bir not.
Bir yüzük.
Bunlar bana gerçeği mi gösterecekti, yoksa sadece yeni sorular mı doğuracaktı, bilmiyordum. İçimdeki o sıkıntıyı susturmanın tek bir yolu vardı.
Harekete geçmek.
Başımı kaldırıp anneme baktım.
Sonra yavaşça, oturduğum o yumuşak ama yaylarını bile hissedebildiğim koltuktan kalktım. Düşüncelerimden sıyrılmam gerekiyordu.
Kendimi, yeniden başlatmam gerekiyordu.
Yavaşça elim cebimdeki o katlanmış nota gitti. Ne yazdığını bilmediğim için içimde garip bir huzursuzluk vardı. Bir an tereddüt ettim fakat sonra notu cebimden çıkardım.

Eskimiş ve üzeri tozla kaplı kâğıdı yavaşça açtım.
Üzerindeki yazılar eskiydi, sanki aceleyle yazılmış gibiydi.
Gözlerim ilk satıra kaydı.
“Altar… eğer bunu okuyorsan…”
Bir an duraksadım. Kalbim hızlandı.
Devamını okumak istiyordum ama… birşey beni durduruyordu.
İçimde bir sıkıntı, bir tereddüt vardı. Gözlerimi yeniden notun üzerine çevirdim.
“Altar… eğer bunu okuyorsan, yanında olamadığım için okuyorsundur.
Bu notu, sen doğduğun gece yazdım. Zamanı geldiğinde sana ulaşması için…
Bu notun üzerindeki mühür açılmasın diye annen büyük fedakârlıklar yaptı, eminim.
Oğlum… bazı bilmen gereken konular var.
Ama gün yüzüne çıkamayacak kadar büyükler.
Şu an… yaşının reşit olmana bir yıl kalmış olması gerekiyor.
Koskoca on yedi yıl…
Yanında olamadım.
Bunun içimde yarattığı boşluğu sana nasıl anlatırım, bilmiyorum.
Sen doğduğun gece gitmek zorundaydım.
Eğer gitmeseydim…
Üstesinden gelemeyeceğimiz şeylerin içinde kalacaktık.”
Nefesim daraldı, babamın söyledikleri karşısında ne yapacağımı bilemez halde kalmıştım.
Olduğum yerde donakaldım.
Ama yine de okumaya devam ettim.
“Annenden, seni terk etmişim gibi davranmasını ben istedim. Lütfen annene bu konuda kızma ya da onu sözlerinle incitme.
Bazı gerçekleri senden saklamak zorundaydık.
Benim gücüm gibi…
Sen de benim gibisin, oğlum, dikkat etmek zorundasın. Bu gücünü herkesten, her şeyden saklamalısın.
Sen…
SONUN BAŞLANGICISIN!
Bu yozlaşmış dünyayı düzeltecek olan, son kişisin.
Sana güveniyorum, evlat. Elinden gelenin fazlasını başaracağını biliyorum. Bunu yapmak zorundasın.
Tüm güçlerin kaderi, senin ellerinde olacak.
Yeni gelen dünyada, hüküm süreceksin,Altar.
Annenin dediklerini dinle.
Akademi’ye git.
Orada dostlarımız sana yardım edecek…”
Olduğum yerde dona kaldım.
Babamın sözleri içime işlemişti.
Ne düşüneceğimi ne hissedeceğimi bilmiyordum. Zihnim karmakarışıktı. Gözlerim sabitlenmişti, sanki zaman benim için durmuştu.
Ellerim titriyordu.
Annem ellerimi tuttu.
Parmaklarımı kendi ellerinin arasına aldı ve gözlerimin içine baktı.
“Altar… iyi misin, oğlum?
Ne yazıyor?
Baban ne demiş?”
Gözlerindeki o ışığı görebiliyordum. O da benim gibi, onu on yedi yıldır görmemişti.
İçindeki özlemi hissedebiliyordum. Gözlerim doldu.
Babama karşı içimde büyüyen o boşluk, yerini başka bir şeye bırakıyordu.
Ama hâlâ cevaplayamadığım sorular vardı.
Neden gitmişti?
Neden beni bırakmıştı?
Gözlerim yavaşça kutunun içindeki yüzüğe kaydı.
Yeşilin tonlarında büsbüyük parlayan o yüzük…
Elime aldım ve bir an duraksadım.
Sonra, sol yüzük parmağıma taktım.
Ve o an, içimde bir şey değişti.
Sanki içimde dolaşan o güç… bir anda geri çekildi. Derin bir nefes aldım.
İlk kez… sessizlik vardı ruhum rahatladı ilk kez tüm benliğim rahatlamıştı.
Bu yüzük gerçekten de gücümü dizginliyordu.
Bu yüzük, hayatımı değiştirecek miydi?
Ya da beni düzene mi sokacaktı, emin değildim. Anneme son bir kez baktım. Yanına yaklaşıp onu öptüm. Hiçbir şey söylemedik.
Annem elimdeki mektubu okumak için aldı ve derin bir nefes alarak kâğıdı okumaya başladı. Her okuduğu cümlede gözlerinin dolduğunu görebiliyordum. Okudu,okudu ve bitirdi en sonunda ise kâğıdı alıp parçalayıp kenara attı. Artık ikimiz de biliyorduk,artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Arkamı döndüm, ağır adımlarla merdivenlere ilerledim ve odama çatı katına çıktım. İçimdeki o gücü kontrol edebileceğim bir yol bulmuştum.
En azından, öyle olduğunu düşünüyordum artık nasıl ilerleyeceğimi biliyordum.
Ben…
Artık o eski Altar değildim.
Yatağıma uzandım, zihnim hâlâ doluydu. Ama bedenim yorgundu. Gözlerim yavaşça kapandı…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.