22. bölüm · Vaveyla +18
22.Bölüm: Ve belki'de Azrail'lerde Gülebilirdi...
Evet!
Yeni bir bölüme daha hoşgeldiniz
Ayparçalarım!
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi
Benimle paylaşmayı unutmayın!
Hepinizi sevgiyle ve saygıyla
Selamlayıp sizi bölüme uğurluyorum 🖤...
🌙
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın...
Vur şanlı silâhınla , gönül mülkü düzelsin:
Sen öldürüyorken'de , vururken'de güzelsin...
( Nihal Atsız )
🌙
Acı...
Sadece acı veriyordu...
Onu sevmek.
Ona ait olan herşeyi sevmek.
Ve de onun dışında başka hiç bir şeyi sevememekte vardı elbette.
Öyle bir mevzu oldun sen bendeki bu ruh u revan da mehar...
Keşke...
Keşke bir bilebilsen...
Senin aşkınla yandığım bu ateşin boyutunu...
Hiddetini...
Yandıktan sonra gelen hissiyatı.
Belki o zaman anlardın beni.
Anlayabilirdin beni.
Belki o zaman anlayış gösterirdin biraz olsun bana...
Sadece biraz olsun anlayış...
Kalemimi masadaki kilitin yanına bıraktığımda derin bir iç çekmiştim.
Günlüğümü yeniden anahtarım ile kilitledikten sonra kalemimi de onun yanına koymuştum.
Oturduğum sandalyeden kalktığım gibi bir duvarın önünde durmuş ve yüz taramasının bitmesini beklemeye başlamıştım.
Yüz taraması bittikten sonra şifremi çözmüş ve parmağımı okutmuştum. Ortaya çıkan boş alana günlüğümü koyarak yeniden aynı kilidi koymuş ve yerime geçmiştim.
Tam koltuğuma oturacağım esnada odaya bir anda gelen karımla kafamı sallamakla yetinmiştim.
Acaba yine ne yapmıştım da , karıcığım bu şekilde odama baskın düzenlemişti.
Mehar iki elini masaya vurmuş ve sinirden deliye dönmüş olduğunu daha da yansıtan ses tonuyla koltuğuma oturmuştum. " sen ne yaptığını zannediyorsun ha?! Kim dedi sana bunları yapmanı? "
Ah!
Neden bahsettiğini şimdi daha iyi anlamıştım.
Alaycı bir tavırla gülümseyerek konuşmaya devam etmeye karar vermek şu anda yapılabilecek en kötü hataydı belkide.
Fakat ben barlas olarak tam anlamıyla baştan aşağıya kadar hatayken bu bir hata olarak sayılamazdı.
Mehar yüzümdeki gülümsemeye ölümcül bakışlar eşliğinde bakıyorken dirseğimi koltuğun kenarına koyarak işaret parmağımı ona doğru yöneltmiştim. " ilk önce derin bir nefes alman gerekiyor karıcığım. Yoksa mazaAllah nefessizlik ten ölürsün..."
Mehar masadaki bir elini anında boğazıma kadar götürmüş ve sıkmaya başlamıştı.
Mehar boğazıma tırnaklarını geçiriyorken bir yandan da onun söylediklerini idrak etmeye çalışıyordum." Benim ne şekilde ölüp ölmeyeceğim senin zerre kadar umurunda olamaz. Ve , ve sen nasıl olurda benim ölümüne karar verdiğim adamı bir anda öldürebilirsin!.."
Mehar'ın boğazımda duran elini boğazımdan koparttığım esnada onu masanın üstüne sırtı değecek şekilde yatırmıştım.
Mehar onu yatırdıĝım esnada tam kalkmaya yeltendiği sırada yeniden yatırmıştım. Mehar'ın bana olan kurşuni bakışları eşliğinde yüzünün her bir zerresinde bakışlarımı gezdiriyordum.
Bakışlarım kırmızı ruj sürerek daha belirgin kıldığı dudaklarına değdiğinde mehar altımda debelenmeye başlamıştı.
O debelendikçe ben onu dahada sıkı sarıyordum. Yani bu bana iyilik ona bir kötülük oluyordu ki bunu anlamış ve daha da debelenmeye başlamamıştı.
Mehar " sen o tecavüzcü pisliği sadece benim gözüme girmek için öldürmüş olabilirsin. Fakat bu yaptığının dışarıdaki insanlar için olan önemi anlayabilecek kadar vicdanlı olsaydın , şu anda hiç bir kimse bu noktaya kadar gelmezdi. "
Meharın söylediği sözlerden sonra üstünden anında beni çekmiş ve kapının önüne gelmişti.
Meharın sanki bir duvara bakıyormuşum gibi hissettiğim yüzüne doğru konuşmaya başlamıştım. " Benim için insanlar sen yanımda varken değerliler. Bunu seninde fark ettiğini sanıyordum ayparem. Ama bunu soruyor oluşundan fark etmediğin belli oluyor. "
Mehar iki elini bu sözlerimden sonra yumruk yapmıştı. Sanki sabrının son sınırlarında gibiydi.
Mehar sıktığı dişlerinin arasında konuşmaya başladığında gözlerimi camdan gözüken şehirden çekerek onun yüzüne doğru çevirmiştim.
Mehar " ben bunu fark etmediğimi söylemedim. Sadece bir an olsun , umut ettim. Fakat sen yine beni yüzüstü yere bıraktın. Madem beni yüzüstü bıraktın beni, o halde bu yüzüstü bırakışın sondu diyorum bende. "
Meharın topuklarının çıkardığı ses bütün odamda yankı çıkartıyordu. Sanki bana bundan sonra ki sözlerimden ve davranışlarımdan kork diyordu.
Mehar tam önümde dimdik duruyorken aşağılayıcı bakışlarıyla beni süzüyordu.
Mehar " Benim için onu öldürmen aslında iyi oldu. Sonuçta üyelere öyle bir adamın ölümünün hesabını sen vereceksin. Ben vermeyeceğim. Ama..."
Mehar işaret parmağını yüzüme karşı kaldırmış ve işaret parmağını anlıma dayamıştı. Anlıma uyguladığı kuvvetle bir iki adım geriye doğru adım atmak zorunda kalmıştım.
Mehar " bir daha benim işlerime karışacak olursan seni aynı bu şekilde yolumdan çekerim alaner!."
Mehar işaret parmağını anlımdan çektiğinde arkasını bana karşı dönmüştü. Yerdeki çantasını aldığı gibi anında odamdan çıktığı gibi elime telefonumu almıştım.
Onun arabasına taktığım çipe telefonum ile bağlamaya çalışmıştım.
Fakat bağlanamayınca diğer bu telefonuma bağlantılı çiplere ve kameralara ulaşmaya çalıştığım sırada duyduğum dijital sesle okkalı bir küfür savurmuştum.
Mehar'ın oluşturduğunu her bir hücremle bildiğim dijital ses odamda yankılanmaya başlamıştı. " Sen kendini akıllı zannetme. En azından benim karşımda..."
Bu kadın beni deli ediyordu.
Her tavrıyla , her sözüyle , her bakışıyla...
Telefonumdan bulduğum romanın numarasıyla arama butonuna basmıştım. Roman açtığında anında sözünü keserek konuşmaya başlamıştım. " bana bak roman. Mehar onu takip ettiğimi anlamış. Bütün güvenliğini sağladığım çipleri ve kameraları ortadan kaldırmış..."
Roman " sen sürekli onu kendinden küçük görüdüğün için bunlar normal barlas. "
Roman'ın dediği sözlerin doğruluğunu her bir hücremde yeniden hissettiğimde yeniden bir küfür savurmuştum.
Roman " küfür etmekle bu işler çözülmez barlas. Eğer çözülecek olsaydı , ben çoktan çözmüş olurdum inan ki. "
Romanın benimle alay ettiğini fark ettiğimde dişlerimin arasından konuşmaya başlamıştım. " başlatma şimdi beni roman! Ben seni senden bu konuda akıl almak için aramadım. "
Roman" e daha ne yüzden aradın o halde? " dediğinde telefonu kulağımdan uzaklaştırmış , öylece ekrana bakar olmuştum.
Birkaç dakika sonra romanın adımla seslenişi duyduğumda telefonu yeniden kulağıma yaklaştırmış ve konuşmaya başlamıştım. " bilmiyorum..."
Roman " bilmiyorsun demek... oğlum kendini de beni de kandırmayı bırak artık. Neden kabullenmek istemiyorsun?.."
Romanın sözlerini dinliyorken camın kenarında olan koltuğa oturmuş ve bir sigara yakmıştım.
Ben roman her yeni bir konuya geçtikçe yeni bir sigara yakıyor ve ortamdaki boşluğu doldurmaya çalışıyordum.
Neden ondan önceki sessizlik beni yutmuyor ve sesimi elimden almıyorken , ondan sonra ki boşluk beni yutuyor ve sesimi benden çalıyordu.
Roman " sen beni dinliyor'musun yoksa benim söylediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor'mu? Barlas! Barlas?! "
Romanın adımla bağırışıyla gözlerimi sabitlediğim yerden kopartmış ve romana cevap vermiştim. " Roman benim işlerim var. Sonra konuşuruz..."
Romanın bir şeyler daha zırvalayacağı esnada telefonu yüzüne kapatmış ve galerime girerek o fotoğrafı açmıştım.
Onun hiç bir şeyden haberi olmadan , benim aldığım çiçeklere yüzündeki gülümsemeyle baktığı o fotoğraf karesine her baktığımda yaptığım şeylere lanetler yağdırıyordum.
Neden yapmıştım bunu?
Neden kalbini kırmıştım?
Neden bana olan güvenini boşa çıkartmıştım?
Neden annelik hakkını ondan çalmıştım?
Neden ya neden?!
Ellerimi başımın iki yanına koyup vurmaya başladığımda binlerce kez neden demiştim. Fakat sadece diyebilmiştim.
🌙
Mehar Arkan
Sığınağımda karşımda elleri ve ayakları iki tarafından bağlı şekilde duran adamı gördüğüm sırada o adam iki tarafından zincirleri çözmeye kalkmıştı.
Ama bu ne boşa çabaydı?
O adam " Sen...Sen... Azrail sin değil'mi? Lütfen... Acı bana... Merhamet göster..."
Merhamet?
Acıma?
Bende artık o duygular yoktu.
Heleki Azrail olan tarafımda asla bulunmayan özellikler listesinde başı çekiyorlardı.
Elime ateşte kızdırılmış bıçağı almış ve yanına yönelmiştim. Sırasıyla bir sağ ve sol koluna bıçağı değdirmiştim.
O her dokundurduğumda haykırışlar sergiliyor , odayı inletiyordu.
Bıçağı kollarından çekip özel bölgesine vurduğumda kulak zarıma bile zarar verebilecek derece de bir haykırış dışarıya vermişti.
Özel yerini kesip onun önünde sallamış ve ölümcül derece de kısılan sesimle konuşmaya başlamıştım. " bununla mı acımadın o erkek çocuklara! Ha?! Bununla mı?! Ulan ben acımam. Ben devlet değilim ki , sana acıyıp bırakayım ailene. Haaa! Ailene derken onlarda biliyor artık senin nasıl bir mal olduğunu. Onu da bil istedim. "
Özel bölgesini ağzına tıktığımda keperteni elime almıştım. Sırasıyla ayak tırnaklarından başlayarak tırnaklarını kopartmıştım.
Onun çığlık gittikçe güçsüzleşmeye başlıyorken keperteni bırakmış ve kablolar bağlamıştım her bir tarafına.
Kalp atış hızlarını takip ediyorken bir yandan kalbini ondan söküp almak için bıçağımı almıştım elime.
Kalbinin olduğu yerin tam üstüne bıçağı koyup anında kesik atmıştım. O adama bir nefes maskesi takmayı unutmamış olmak gerçekten akıllıcaydı.
Sonunda kalbine ulaştığımda kalbini ondan koparmış ve ona bir kaç saniye gösterdikten sonra fişini tümüyle çekmiştim.
O önümde yatıyorken onun kalan son şeyi olan kalbini de paramparça etmiştim.
Boğazına bıçağımla yazdığım A harfiyle oradan ayrılmıştım. Oradan oldukça uzakta beni bekleyen siyah arabaya binmeden orayı havaya uçurmuştum.
Arabanın önüne geldiğimde kapısı açılmıştı. Bende içeriye girdiğimde içeride beni bekleyen yüzbaşıyla göz göze gelmiştik.
Yüzbaşı " esfandiyar'ın bir yüksek düzeydeki elemanını daha ortadan kaldırdın Azrail. Gerçekten iyi iş başardın."
Kolumdaki kanları temizliyorken onun bu sözlerden sonra tuttuğu alkışla ölümü andıran bakışlarımı bu sefer ona yöneltmiştim. " Unutma yüzbaşı. Biz o örgütü yok etmek istediğimiz için bir aradayız. Yoksa ben tek bir başımada bu ülkeye ve bu dünyaya adaleti getirebilirdim. O yüzden hal ve hareketlerine dikkat et!."
Yüzbaşı " neyin ne olduğunu iyi biliyorum mehar. Ve sen olmasan Türk - Rus birliğinin var olmayacağını da biliyorum. Onun başına da geçemeyeceğimi de biliyorum elbetteki..."
Yüzbaşı derin bir iç çektikten sonra bana bakarak konuşmasına devam etmişti. " Ama ben senin için üzülüyorum. Sen bu uğurda nelerden vazgeçtin mehar? Ve daha da nelerinden vazgeçeceksin. Lütfen mehar? "
Kaşlarımla onu gösterdiğimde ne istiyorsun sen? bakışı attığımda yüzbaşı konuşmaya başlamıştı. " kendine yepyeni temiz bir sayfa açmanı elbette. Ne bileyim , git yeni hobiler edin. Arkadaşlarınla takıl. Ve en başta yeni birini sevmeye başla..."
Onun son sözüne karşı sadece onun yüzüne bakmakla yetinmiştim. Yeni birisini sevmek... Ona kalbinin kapılarını açmak...
Söylemesi kolay fakat yapılması benim için zor olan tek şey...
Yüzbaşı bana adımla seslenmeye başlayınca gözlerimi bir kaç kırpmıştım. Onun bir cevap bekleyen suratına karşın verdiğim tek cevap " siktir git " olmuştu.
Yüzbaşı bir eliyle yüzünü ovduğunda oldukça ciddi duran sesiyle ona doğru bakmayan suratıma doğru konuşmaya başlamıştı. " ben sana yardımcı olmaya çalıştıkça sen karanlığın dibine gömülmeyi tercih ediyorsun. Cidden? Gerçekten ne istiyorsun?.."
Bakışlarımı telefonumdaki haber küpürlerinden çektiğimde yüzbaşı elini bana doğru uzatmaya başlamıştı.
Onun o eline garipsercesine bakıyorken elini kalbimin tam üstüne bastırdığında yeniden konuşmaya başlamıştı. " ben bu cevabı mehardan duymak istiyorum. Gerçekten... Ne istiyorsun mehar?.."
Elini kalbimin üzerinden atmadan önce öylece yüzüne doğru bakmakla yetinmiştim.
Elini kalbimin üstünden attığımda yeniden bakışlarımı telefondaki gazete küpürleriyle bakmakla dağıtmak istesemde o yüzbaşı iti bütün kafamın içine etmişti.
Bana...
Yada daha doğrusu... Mehar'a.
Bir sual sormuştu.
Ve o kız Azrail'in ona saldığı korku yüzünden dışarıya çıkıp cevap verememişti.
İlk defa olmasada uzun bir aradan sonra yeniden Azrail'den nefret etmeye başlamıştım.
Azrail benden ailemi , çocukluğumu , ilk ve tek olan gerçek aşkımı , annelik hakkımı ellerimin arasından kopartıp almıştı.
Ve geriye benden bir ceset bırakmıştı. Acıyı , merhameti , sevgiyi , güven duygusunu hissetmeyen bir ceset...
🌙
Türk - Rus birliğinin kuruluş yıl dönümüne özel düzenlediği partinin olduğu yere geldiğimde derin yırtmaçlı V yakalı elbisemle birlikte uyum sağlayan siyah topuklu ayakkabılarım ile arabadan aşağıya inmiştim.
Siyah çantamı koluma yeniden astığımda omzuma kadar gelen saçlarımı yeniden düzeltmiş ve mekana doğru ilerlemeye başlamıştım.
Mekana girdiğimde beni ele veren topuk seslerimle herkes merdivenlerden inen beni görebilmek için bana doğru dönmeye başlamışlardı.
Bana doğru bakmaya başlayan herkesin yüzünü yavaş yavaş görüyorken sadece bir kişinin yüzü bakışlarımı durdurmaya yetebilmiştim.
O da benim ayımın güneşi olan eski kocamdan başkası değildi.
Barlas kendini jilet gibi gösteren şık bir smokin ile buraya gelmişti. Fakat şuan da sadece tek bir kişiye bakıyordu.
O da bendim. Etrafındaki herkes bakışlarını kendi üzerine çekmeye çalışsada o bakışlarını üzerimden çekmiyordu. Tıpkı benim gibi...
Yüzbaşı önündeki herkesi atlatır atlatmaz yanıma ulaştığında dudaklarını kulağıma yaslayarak konuşmaya başlamıştı. " onları buraya çağırdım çünkü artık kendine ve ona bir şeyleri gösterebil diye... Ona halen daha aşık olabileceğini belli et diye değil... mehar kendine gel!"
Yüzbaşı son lafıyla birlikte sırtımı yumruğunu indirdiğinde bakışlarımı yüzbaşıya doğru çevirmiştim.
Yüzbaşı haydi dercesine kafasını oynatınca kafamı sallamıştım.
Yüzbaşının peşinden ilerlemeye başlıyorken onun söylediklerini düşünmeye çalışıyordum. Ve söylediklerinin doğru olduğuna kendimi zorda olsa inandırdığımda bakışlarımı yüzbaşının yanına geldiği adama çevirmiştim.
Bu adamı gözlerimi kıstıktan bir süre sonra hatırladığımda tek bir kaşımı alaycı bir tavırla havaya doğru kaldırmıştım.
Hazar Haznedar
33 yaşında
Doğduğu yer , Rize..
Uluslararası çapta olan bir gemi şirketinin sahibi
Haznedar ailesinin tek çocuğu ve varisi
Tek bir sabıka kaydı bile bulunmayan
Aynı zamanda ülkenin yakışıklı bekarı olarak kızların tek arzuladığı adam...
Hazar Haznedar yüzbaşının elini sıktığında bu sefer bakışlarını bana doğru çevirmişti.
Bende onun bu bakışıyla ilk defa elimi bu şekilde uzatan tarafta olmuştum. Yüzbaşı bu hareketimle memnun olurken Hazar yüzbaşıya gösterdiği tavırla elimi sıkmıştı.
İlk bir erkeğin bana düşmemesiyle ortada olduğum gibi kalakalmıştım. Ve bu etki bende ters yöne doğru tepmişti.
Bu hareketiyle birlikte onu incelemeye başlamıştım. Gözlerindeki dipsiz maviye yakışır şekilde giydiği mavi takım elbise mükemmel bir uyum yakalamıştı.
Yüzbaşı bana doğru üstten üstten bakmaya başladığında ne var dercesine suratına bakmaya başlamıştım.
Hazar sıradan bir kız olsam sesinden ölesiye etkileneceğim erkekler kategorisinde adını altın harflerle resmen kazımıştı.
Hazara doğru baktığımda o yeniden bana doğru konuşmaya başlamıştı. " sen ne yapıyorsun? İşlerin nasıl gidiyor? Sonuçta maden işletme tesisine sahip olmak zor iş. Zorlanıyor olmalısın. "
Onun bu sözlerinden sonra sesimi yapabileceğim kadar hissiz bırakmış ve konuşmaya başlamıştım. " Aslında bazen zorlanıyordum fakat artık değil. Sonuçta dünyada sayılı şirketlerinden birisinin sahibiyim. Olacak o kadar zorluk. Peki sen? Senden ne var , ne yok? "
Hazar beni pür dikkatle dinledikten sonra aynı benim gibi çıkan duygudan yoksun sesiyle konuşmaya başlamıştı. " bende aynı. Şirketle ilgileniyorum. Dışarıda ne deniliyordu buna..."
İkimizde aynı anda " işkolik " dediğimizde birbirimizin bakışlarına hapsolup gitmiştik.
Bakışmamızı bozan tek şey , hazarın annesi meltem hanım olmuştu.
Meltem Hanım benim ona karşı olan pür dikkat bakışlarıma karşın ellerini önünde kilitlemişti. " bak kızım... Seni tanıyorum ben. Senin kişiliğini de az çok tahmin edebiliyorum. Neden oğlumla evlenmiyorsun? "
Meltem hanımın sözleriyle Hazar ile benden bir " ne " lafı çıkmıştı.
Meltem Hanım ikimize birden garip bakışlar atınca ben sesimin tonunu düzelterek konuşmaya başlamıştım. " siz ne dediğinizin farkında'mısınız Meltem hanım? Ben ve Hazar... Yani..." diyerek işaret parmağımla ben ve hazarı göstermiştim.
Hazar sesinde sezdiğim şaşkınlık ile annesine bir şeyler söylemeye başlamıştı. " anne! Sana demedim mi bir daha böyle davranışta bulunmayacaksın diye. Ama yok! İlla her konuştuğum kıza bunu yapacaksın! Anne o kız evli..."
Meltem Hanım bir bıçak gibi sözlerini kesmişti. " evliydi! Artık değil Hazar! Dur hatta ona soralım. Sen evli misin kızım? "
Meltem Hanımın sorduğu soruya karşın öylece yüzüne bakakalmakla yetinmiştim. Hazar annesinin kolunu çekiştirerek yanımdan uzaklaştırmaya çalıştırsada annesi inat etmişti.
Resmen bu kadında karadenizli inadı vardı. Meltem Hanıma doğru sonunda cevap verdiğimde hazarın bakışları yüzümü bulmuştu. " Hayır. Değilim. Ama bir saldırıda anne olma hakkımı az da olsa kaybettim. "
Meltem Hanım söylediğim sözlerin ardından yanıma gelmişti. Elini yavaşça saçlarıma götürmüş ve okşamaya başlamıştı.
Hazar annesinin bu yaptığıyla sadece olduğu yerden bizi izlemeye başlamıştı.
Meltem Hanım ondan beklemediğim bir merhameti barındıran sesiyle konuşmaya başlamıştı. " Ama bak. Allah sana merhamet etmiş kızım. Bak... bende hazardan önce öyleydim. Fakat bir oğlum oldu. Sakın üzülme. Sadece inan kızım. Mutlu olabileceğine inan. İşte o zaman hayat illaki seni mutlu eder..."
Meltem Hanımın bu söylediklerini o ve hazar yanımdan ayrıldıktan sonra idrak etmeye çalıştığım zaman içerisinde bir şarkı çalmaya başlamıştı.
Bu şarkıyla beraber pist dans eden çiftlerle dolmaya başlamıştı. Ben onları olduğum yerden izliyorken bir anda pistte gördüğüm elfida ve barlasla kaşlarım havaya doğru kalkmıştı.
Vay! Vay! Vay!
Barlas beye bakın hele...
O kardeşini düşünüyormuş da haberimiz yokmuş ya?
Bu süreç içerisinde yanıma doğru gelen romanla bakışlarımı bilmiş bir tavırla ona doğru çevirmiştim.
Roman sanki yaptıklarını bilemeyecek kadar gerizekalı bir kızın yanına gelmiş gibi gelmişti.
Roman elini boynunun arkasına koyarak ovmaya başlamıştı. Oldukça dertli olan sesiyle konuşmaya başladığında bir şeylerin terse dönmüş olduğunu anlamıştım." neler döndüğünü bildiğini biliyorum mehar. Fakat karım yaptığım bir eşeklik yüzünden suratıma dahi bakmıyor. Bizde barlas ile bir plan yaptık. Eğer sende benimle dansa kalkarsan , onunla bir hareketle aynı yere düşme şansım olurda konuşabilirim belki... "
Ben bakışlarımı dans eden çiftlere çevirdiğimde yeniden konuşmaya başlamıştım. " sana bunu kabul edeceğimi söyleyen şey ; nedir?"
Roman dertli bir nefes verdikten sonra söylediği sözlerden sonra bakışlarımı yeniden yüzüne karşı çevirtmişti. " sensin mehar. Farkında değilsin fakat elfida seni ablası yerine koyuyor. Eğer sen benimle bugün o piste çıkıp dans ederken onunla konuşmamı istersen sana yemin ediyorum, sana borçlanırım. "
Romanın dediği sözlerin ardından gözlerimi hafiften kısmıştım. " Benim ne istediğimi iyi biliyorsun roman. O yüzden bir daha bunu demeye kalkma. "
Roman bir elini bana doğru uzattığında eline sadece bakakalmakla yetinmiştim. Roman lütfen dercesine yüzüme baktığında bize doğru bir umutla bakan elfidayı görmemle kaşlarımı hafiften havaya kaldırmıştım.
Elimi romanın eliyle birleştirdiĝim sırada onu peşimden dans pistine sürüklemeye başlamıştım. Dans pistine geldiğimizde yüzüne doğru fısıldamıştım. " sadece söyleyip giderim ona göre. "
Roman kafasını yüzünde gördüğüm gülümsemesi ile salladığında dans etmeye başlamıştık. Aradan geçen üç dakika sonra elfida ile barlasın yanına gelmiştik.
Roman beni bir adımla geriye doğru eğdiğinde elfidanın kulağına yaklaşmıştım. " romanla bir kez konuş..."
Elfida yeniden romanın önüne geldiğimde kafasını gözlerinde gördüğüm ışıkla sallamıştı. Ve bir anda yerlerimizi değiştirmiştik.
Roman ve elfida dans ederek konuşuyorken bende ellerimi tutan barlasa doğru bakıyordum. Ellerimi onun ellerinden koparttığım sırada barlas bir şeyler fısıldamıştı. " yapma mehar lütfen yapma..."
Arkamı ona doğru döndüğümde beni bekleyen yüzbaşına doğru dönmüştüm. Yüzbaşının yanına geldiğimde sözlerini bir jilet gibi kesmiştim. " sadece elfida için dans ettim. O kadar..."
Yüzbaşı " ben neden romanla dans ettiğini soracak değildim mehar. Sadece Hazar ile ne konuştuğunu soracaktım o kadar. "
Bakışlarımı etrafta gezdiriyorken bu tarafa doğru bakan hazarı görmemle kaşlarım ile onun olduğu tarafı işaret etmiştim. " neden gidip ona sormuyorsun? Sonuçta onunda ağzı var değil'mi?"
Yüzbaşı hazara doğru bakıyorken oldukça ciddi olan sesiyle konuşmaya başlamıştı. " ya da sen gidip bu dansı neden ettiğini anlatabilirsin? "
Yüzbaşının yüzüne hayretler içerisinde bakıyorken konuşmaya başlamıştım. " pardon da o benim neyim ki , ona yaptığım şeylerin hesabını vereceğim. "
Yüzbaşı elinin içini anlına vurduğunda konuşmasına devam etmişti. " manyak kız! Ben gidip hesap ver demedim. Git ve konuş diye dedim ben bunları. "
Yüzbaşının söylediği sözlerden sonra ne yaptığını eninde sonunda anlamıştım.
Yüzbaşı hazarla benim aramı yapmaya uğraşıyordu. Ve hazarın annesi de yüzbaşının yaptıklarına körükle gidiyordu.
Ama aklı başında olan herkes Hazar ile benim birlikte olamayacağımızı bilirdi.
Her günüm ölümle burun buruna iken nasıl birini hayatıma alabilirdim ki yüzbaşının yaptığı gibi?
Yüzbaşının yanında ayrıldığım gibi terasa çıkmıştım. Havanın yavaşça soğuduğunu fark ettiğimde gökyüzünde tüm ihtişamıyla parlayan aya dikkatimi çevirmiştim.
Ben öylece dolunayı izliyorken duyduğum sesin hazarın sesi olduğunu fark etmemle olduğum yerde kalmıştım.
Hazar " Ay , kalple ilgili herşeyin suç ve dert ortağıdır der Walter Mercado... Söylesene senin derdin ya da suçun nedir? "
Hazarın sözleriden sonra ilk bir an tek bir cevap vermemiştim fakat sonrasında konuşmaya başlamıştım. " Benim derdim bu düzenle , benim derdim bu insanlıkla , benim derdim bu kalple , benim derdim eski benle..."
Hazar " o zaman herşey yeniden başlıyor öyle'mi? "
Hazarın yüzüne doğru bakmaya başladığımda tek bir kaşımı sorgularcasına havaya kaldırmıştım. " yeniden derken? Sen ne demek istiyorsun? Açık konuşsana."
Hazar " benimle beraber olursan yapabileceklerimizin bir sınırı olmayacak. Ve sana söz veriyorum mehar... Sana ölümün bile bize yaklaşmayacağının garantisini..."
Ve hazar ondan beklemediğim bir cevabı verdiğinde yine söylediklerini dinlemek zorunda kalmıştım. " veremem. Fakat onunla birlikte savaşabileceğimizin garantisi verebilirim... bak mehar ben gerçekten bazı konularda uzaklaşamam çünkü ben uzaklaşırsam ailem olarak gördüğüm kişileri koruyamam. O yüzden sana en başından söylemek istedim bütün bunları. "
Hazarın söylediği her bir kelimeyi dinledikten sonra konuşmaya başlamıştım. " en doğrusunu yaptığını söyleyebilirim hazar... pekala sen bu evlilik işine tam olarak ne diyorsun? Yani... kararın ne yönde? "
Hazar " Benim kararım sana bağlı mehar. Eğer sen istersen bu benim için iyi olur. Çünkü onlarca mağdur edilen insanları onların ellerinden kurtarabiliriz. Ve bu şekilde de onlara bir gelecek vaad edebiliriz. Fakat sen ben bu işte yok isen bende ellerimde olan bütün güçle savaşmaya devam edeceğim onlar için. "
Hazarın bu sözleri üstümde öyle bir etki bırakmıştı ki , resmen farklı bir bakış açısıyla ona bakmaya başlamıştım.
Onunla benim derdim bir noktada aynıydı.
Onunla beraber duyduğumuz merhamet aynıydı.
Onunla bir gelecek vaad etmek istediğimiz insanlar aynıydı.
Derin bir iç çektiğimde hazar yüzüme doğru bakmaya başlamıştı. Kafamı olumlu bir cevap niteliğinde salladığımda hazar kaşlarını hafiften havaya kaldırmıştı.
Hazar " sen bu evliliği kabul ediyorsun yani. Bunu mu anlamalıyım? "
Hazarın bu sorusuyla dudaklarımı oynatmaya başlamıştım. " evet onu anlamalısın. "
Hazar kafasını salladığında bende gözlerimi yeniden aya doğru çevirmiştim. Ben öylece tek bir başıma durduğumu zannediyorken hazarın sesiyle gözlerimi ona doğru çevirmiştim.
Hazar ellerinin arasında tuttuğu ceketiyle bana doğru bakmaya başlamıştı. " hava iyice soğudu. Aslında senin üstüne atmak istemiştim fakat sana sormadan hareket etmek uygun olmaz diye yapmadım. "
Hazarın davranışından ötürü dumura uğramıştım. Gerçekten böyle erkeklerin halen daha var oluyor oluşu beni şaşırtmıştı.
Hemde öyle bir erkeğin var olup , beni buluşu?..
Kafamı örtebilirsin dercesine salladığımda o da ceketini arkama atmıştı.
O öylece yanımda ayı benimle beraber sıkılmadan izliyorken esen hafif bir rüzgarla gözlerimi kapatmıştım.
Belki de hayat her zaman insanı yaralamazdı...
O açtırdığı yaralara derman olabilecek birisini de yollardı bu karanlığa bürünmüş hayata...
🌙
Evet!!!
Bölüm gerçekten beni bile yazarken şaşırttı...
Hazar karakteri hakkındaki
Düşünceleriniz?
Belki de mehar da mutluluğu bulmaya başlamıştır dediği gibi?
Ha ne dersiniz?
Bir daha ki bölüme kadar hoşçakalın
Benim ayparçalarım... 🖤
Kişisel İG : nisakopuz
X: NisanurKopuz0
Spotify: NRK / VAVEYLA
#vaveyla etiketiyle sizi instagram ve
X ( twitter ) te takip ediyor olacağım 🫠...
