7. bölüm / 18
V.A - Darmaduman.6. Bölüm
Bölümler 18Şu an: 6. Bölüm
- 1 Giriş325 kelime
- 2 1. Bölüm432 kelime
- 3 2. Bölüm883 kelime
- 4 3. Bölüm808 kelime
- 5 4. Bölüm791 kelime
- 6 5. Bölüm657 kelime
- 7 6. Bölüm869 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 7. Bölüm1.178 kelime
- 9 8. Bölüm765 kelime
- 10 9. Bölüm688 kelime
- 11 10. Bölüm1.606 kelime
- 12 11. Bölüm1.309 kelime
- 13 12. Bölüm1.135 kelime
- 14 13. Bölüm1.020 kelime
- 15 14. Bölüm1.494 kelime
- 16 15. Bölüm1.395 kelime
- 17 16. Bölüm1.127 kelime
- 18 17. Bölüm1.850 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tükenmiş bir insan olabilir miydim?
Duygularını yitirmiş ve asla gün yüzüne tekrar çıkmayacak o kişi?
Belki de değildim.
Mutlu ve enerjik olmayı seviyordum bir kere ben fakat sevdiğim kişilerin yanında...
Geçmiş...
"Saçmalığa bak!" Dedi sinirle.
Kocaman açılmış masum gözlerimle onu izliyordum. Tek bir kelime etsem sanki bana da anneme baktığı gibi bakacak gibiydi.
"Saçma olan ne Kemal?" Demişti annem. Korkuyordum bir şey olacağından. Benim yüzümden olacaktı çünkü.
Gözü dönmüş babam, kıpkırmızı olmuş suratıyla önce anneme sonra bana baktı. "Küçücük bir çocuk sırf İtalya'larda gezsin diye burada kalmayacağım Dora! Birde gitmişsin İlhan'a söylüyorsun! Bana sordun mu ulan ne hakla?!" Diye bağırmaya devam etti.
Gösterime ve bu yaşıma kadar hiç yanıma gelmediği için artık vicdanı dayanamıyordu. Bende ondan onu taşıracak son hamle olduğunu bilmeden annemden rica etmiştim. 'babamın yanımda olmasını istiyorum. İlhan Amcayla konuşup babam için izin alabilir misin?' demiştim. Lanet olsundu o güne.
İlhan Amca tabii ki gidip benim için babama izinli olduğunu söyleyip İtalya'ya uçak bileti almıştı. Beni düşündüğünü ve sevdiğini biliyordum. Fakat babam bunu öğrenince deliye dönmüştü. Çocuğunun yanında kalmak en azından bir süreliğine bu kadar zor muydu gerçekten?
"Kendine gel Kemal. Çocuk var burada." Dedi annem sakinlikle. Annem babamı ne olursa olsun sevmekten vazgeçmeyen bir kadındı. Ne kadar kavga etselerde gözlerinde aşkı görürdüm. Ama bu seferki farklıydı, hüzünlüydü, acılıydı..
"Bir daha sakın Dora, sakın Valentina'nın sözlerini dinleyip şuraya çağırma beni. Çok istiyorsa kendisi Türkiye'ye gelsin hanımefendi!" Dedi babam ve gitti.
Yine annemle ben yalnız kalmıştık. Annem daha fazla kendini tutamayacak oldu ki yanağından bir damla gözyaşı aktı ve daha sonra daha fazla. Yaptığımdan pişmandım ama nihayetinde küçük bir çocuktum. Annemin yanına gittim burnumu çeke çeke, "özür dilerim anne." Tek söylediğim buydu fakat annem yüzüme bakıp daha çok ağlamaya başlamıştı.
Saçlarımı okşarken gülümsedi göz yaşlarının arasından, "özür dileme bebeğim, özür dilenecek bir şey yapmadın." Dedi. Anneme sarıldığımda içli içli ağladığı şeyin o zamanlar ne olduğunu anlamamıştım fakat şimdi biliyordum.
Aşkından öldüğü adamın ne iyi bir eş ne de iyi bir baba olmasından yakınıyordu. Asıl konu ise o adam ne yaparsa yapsın annemin gözyaşı dinmeyecek ve asla mutlu olamayacak olmasına rağmen kalbine söz geçirememiş olmasıydı.
...
Günümüz...
Akşam yemeğinden sonra Ateş'le hiç konuşmamıştık. Arada Toprak bizimle uğraşıyordu fakat Ateş kala almıyordu. Umursamazı oynuyorsa bende oynardım!
Gün bittiğinde üstüme giydiğim blazer ceket ve altımda mini etek ve topuklularımla asansöre doğru yürümeye başladım. Tam oraya gelmişken aynı anda benimle biri daha yanımda durdu. Baktığımda o kişinin Ateş olduğunu görmemle umursamazca önüme döndüm ve asansörün gelmesini beklemeye başladım. Ateş'le aynı anda binmiştik. Sadece ikimizin burada olması ve onunla yalnız kalmak korkutucuydu. Cidden.
Soğuk havasından rüzgarlar estirirken telefonu çaldı ve sabahtan beri ilk kez sesini duydum. "Efendim?" Dedi.
"Hayır bakmadım." Dedi. Neyden bahsettiğini anlamıyordum.
"Adam Türkiye'de bile değil koca dünyada nasıl bulacağız?!" Dedi sakince ama sinirli olduğu belliydi.
"Halledeceğim ben tamam. Şirkete gelince konuşuruz." Dedi ve kapattı. Saatler sonra ilk kez bana baktı. "Alıştın mı?" Diye sordu az öncekine kıyasla daha yumuşak bir sesle.
"Hayatında hep bir şeylere alışmak zorunda kalınca insan alışıyor." Dedim sadece.
Onayladı beni ve sustu. Bir süre sonra, "Hak etmediğimi mi düşünüyorsun?" Dedi birden sessizliği bozarak. Gözlerim onun yüzünü buldu, merakla bakıyordu. Dünkü olaydan çıkamamış gibiydi.
Omuz silktim, "Saltanat değil bu Ateş. Ben sana dün senin değil koltukta Asil'in olması gerekiyor demedim, sen öyle anladın. Bu nedenle beni suçlayamazsın."
"Kaçıyorsun." Dedi. "Hak etmiyor muyum?" Diye yineledi sorusunu.
"Seni tanımıyorum." Dedim ciddiyetle. Bir kaç kez babam yüzünden karşılaştığım bir insandı düne kadar ama şimdi ortağımdı. "Benim cevabım senin için bu kadar önemli olmamalı Ateş Soylu."
"O yüzden soruyorum. Toprak beni tanıyor ve yakınım ama seninle hiç bir bağımız yok. Gerçeği, doğruyu söyleyeceğini düşündüm. Yanlış mıyım?"
"Yanlışsın. Bana güveneceğini kim söyledi?" Dedim direkt. Şuan ona açık veriyordum ama bu umrumda değildi. Beni tanımadan nasıl güvenebilirdi?
Dudakları kıvrıldı, ilk kez yanımda gülümsediğini görmüştüm. "Ben hataya yer vermem. Sana bunu sormam sana güvendiğimi belirtmedi Valentina. Sözlerimi çarpıtma."
Güldüm alayla. "Sohbetine doyum olmuyor ama beni evde bekleyen bir annem var. Addio Ateş." Dedim ve asansörden indim. Beni izlediğini biliyordum ama arkamı dönüp bakmadım.
...
Annemle akşam yemeğini restorantta yemek istemiştim hemde bu son olanlardan sonra onun bana kırgınlığını yok etmek, buzları eritmek istiyordum.
Gülümsedim, "nasıl, beğendin mi?"
"İdare eder." Dedi nazlı kızı oynayarak. Güldüm dediğine. Yemeğe devam ederken masadaki telefonum çaldı ve anneme göstermeden hemen alıp ayaklandım. "İtalya'dan bir arkadaşım arıyor anne. Gelirim şimdi." Dedim ve uzaklaştım masadan. Restoranın balkonuna çıktığımda serin hava yüzüme esti. Aramayı cevapladım. "Efendim?"
"İyi akşamlar Valentina." Dedi.
"Annemle yemekteyim bir şey diyeceksen acele et."
"Pekâlâ. Yapılan çatışmada ki silahlardan birini bulmuşlar. Lanet herifler! Parmak izinden adamın DNA'sını bulmuş ve ayarladığımız çeteyi bulmuşlar! Bu kadar kolay olmamalıydı Valentina biri bizi satmış!" Dedi sinirle.
"Sakin ol. Bunu ben ayarladım." Dememle sustu.
"Ne?"
"Oraya silahı hemde parmak izini bırakacak kadar aptal bir insan değilim. Bilerek başka bir iz bıraktım ki başka yere yönelsin. Şirketin başına Ateş'in geçmesi kaçınılmaz değilmiş." Dedim iğneleyici bir şekilde.
"Son dediğin umrumda bile değil. O şerefsizin defteri kapandı, bu yüzden şu konuları açıp durma. Bu planı yapıp da bana haber vermemen üzücü." Dedi.
"Sürpriz yapmak istemiştim aslında." Dediğimde güldü.
"İyi yemekler Valentina." Dedi ve kapattı. Derin bir nefes alıp annemin yanına döndüm. Birlikte yemeğimizi bitirip çıkmıştık.
Herkesin kendince bir intikam arzusu vardı. Pişmanlık peki? Köşede duran bir süs müydü yoksa vicdanın yardakçısı mı?
...
OKUYAN HERKESE TEŞEKKÜRLER
🙏🏼🤍
Bölüm etkileşimi
