9. bölüm · V.A - Darmaduman.
8. Bölüm
"Yanında olacağım Ateş."
Böyle söylemiştim ona, onun inancını azda olsa kazanabilmek bir tarafımı mutlu ederken bir diğer tarafım hüzünden şuraya bayılacak durumdaydı.
Neden böyle olmuştu? Neyi yanlış yapmıştım? Bu bir fırsattı ve değerlendirmiştim, böyle hissetmemem gerekiyordu.
"Pışt." Diye Toprak'ın seslenmesiyle daldığım yerden uzaklaştım.
"Odama ne zaman girdin? Fark etmemişim." Dedim.
Güldü, "fark edemeyecek kadar umursamıyor gibiydin. Epey dalgınsın bugün, sorun ne?" Dedi direkt. Toprak normalde eğlenceli kişiliği olan ve sanki diğer insanlar umrunda değilmiş gibi davranan o kişiydi ama şuan böyle değildi. O hiç böyle olmamıştı ki aslında.
"Birşeyim yok ama teşekkürler sorduğun için." Dedim.
"Pekâlâ, o zaman benimde gitmem gerekiyor. Halletmem gereken çok iş birikti. Hoşçakal Valentina." Deyip odamdan çıktı.
Mavi tükenmez kalemi tekrar elime alıp önümdeki dosyaları okumaya başladım. Gerekli olduğunu düşündüğüm kağıtlara imza atıyor ve toptan Sofia'ya yolluyordum. Evet hâlâ bir asistanım yoktu fakat bunu sorun etmiyordum.
Ben imza atmakla meşgulken odamın kapısı yine çalınmadan açılınca kaşlarımı çattım ama gelen yine Toprak'tı ve nefes nefeseydi. Koşmuş muydu?
"Ne bu halin, gideli beş dakika olmadı?" Dedim.
"Ateş kendince oyun oynuyor. Şirketi mahvedecek yardıma ihtiyacım var." Dediğinde belli etmeden güldüm. Bana gerek yokmuş desene sen şu işe.
"Ne yardımı, ne oldu? Anlamıyorum."
"Ateş'in birden çok düşmanı var ama tek bir ezeli rakibi var o da Tunç. Asaf Bey'le senin atışmandan sonra bu saldırıyı kimin yaptığını doğru düzgün düşünmeden Tunç'u çağırmış buraya. Adam birazdan gelecek. Ateş'in sakin olması gerekiyor ama beni o odaya almayacak biliyorum ama seni alır." Dedi kararlılıkla.
"Beni neden alsın?" Dedim.
"Şirketin yarısı senin Valentina. Zararına bir olay olmaması için içeride durmak istediğini söylediğinde istemese de o odada olacaksın."
"Şunu unutuyorsun ki Ateş sürekli bu bahaneyi sürmemden nefret ediyor." Dedim.
"Sende ondan nefret etmiyor musun?"
"Evet." Dedim sinsice.
"Ben pek bir sorun göremiyorum o hâlde. Sana güveniyorum." Dedi ve gitti hemen.
Şimdi ne yapacaktım ki?
...
Ateş'in kendi odasına gittiğimde ikisi karşılıklı oturmuş duruyorlardı bile. Aynı bahaneyi sürerek kendimi yine zorla bir yere sokmuştum. Bu durumdan nefret ediyorum..
Elimdeki kahveden yudumlayarak onları dinliyordum ama Ateş fazlasıyla sinirliydi ve gerçekten Toprak'a hak vererek birşeyler yapmam gerektiğini o an fark etmiştim. Normalde yapmamak işime gelirdi ama bu sefer olaylar bana patlardı bu yüzden önce güvenlerini kazanarak bir daha ayağa kalmayacak kadar toparlanmamaları için uğraşıyordum.
"Gel dedin geldik Ateş." Dedi adını yeni öğrendiğim adam, Tunç.
Ateş dişlerini sıkıyor, sanki ağzını açsa bağırarak adama saldıracak gibi duruyordu. Sözü devralırsamda bana olacaklardan korkuyordum. Sonuçta o ikisi düşmandı ve kendime yeni bir düşman eklemek istediğimden emin değildim.
"Neye bu kadar sinirlisin merak ediyorum doğrusu." Dedi tekrar konuşarak Tunç.
"Sen mi yaptın?" Dedi Ateş sadece.
"Neyi?" Dedi Tunç. Yapan kişi bendim ama sinirle baktığı kişi Tunç'tu. Üçümüzün aynı ortamda yer alması bile ürkütücüydü.
"Babama karşı düzenlenen saldırıda bir parmağın var mı?" Dedi Ateş.
Sanki ayıp birşey söylemiş gibi davranan Tunç, "Bana böyle birşeyi nasıl yakıştırırsın eski dostum? Kurallarla oynarım, zaaflarla değil o kadar düşmedik." Dedi sadece.
"Biliyordum." Dedi Ateş.
"Yine de ihtimal verebildin ama? Madem biliyordun peki neden şuan buradayım?" Dedi Tunç.
"Kime niyet kime kısmet. Diğer insanlar odamda olmak için çabalarken sen gitmek istiyorsun. Bu benim bir sorunum değil." Dedi Ateş'te.
Bunu demesiyle Tunç bana doğru döndü ve sanki fısıldar gibi, "diğer insanlar dediğinden kasıt kadınlardan bahsediyor. Ateş daha iyi bilir tabii." Dedi.
Kaşlarımı kaldırdım. "Bu beni ilgilendirir mi?" Dedim.
"Ateş'in hayatındaki kadının hep Kemal'in kızı olacağını düşünmüşümdür." Dedi Tunç omuz silkerek.
"Bu dahi fikirlerin tuvalette sıçarken mi aklına geliyor?" Dedi Ateş kendini tutamayarak.
"Bir kadının yanında düzgün davranmalısın Ateş." Dedi kınarcasına.
"Yapmadığını biliyorum, git." Dedi Ateş. Bunun üzerine Tunç tepki bile vermeden ayağa kalkıp kapıya yürüdü. Odada başbaşa kaldığımızda bende çıkmak için hamle gösterirken Ateş konuştu.
"Tunç'un geleceğini nereden öğrendin?"
"Toprak söyledi." Dedim yalana gerek duymadan. Kafasını salladı.
Bir süre birbirimizle iletişime geçmeyince tekrar kapı koluna ilerledim ve yine konuştu. "Tunç uslu durmaz o yüzden sana öyle dedi. Yanlış anlama lütfen." Dedi. Az önceye kıyasla nasıl bu kadar sakin olabilirdi?
"Tunç'la düşmandan daha çok arkadaş gibiydiniz." Dediğimde güldü. "Neye gülüyorsun?"
"Biz eski dostuz. Uzun hikâye. Bir ara bana ayıracak vaktin olursa anlatırım Valentina." Dedi.
"Ne bu ima dolu sözler? Açık oynasana." Dediğim gibi burnumun dibinde bitti. Ellerini belime koydu ve ben kasıldım. Beklemiyordum.
"Ne yapıyorsun?" Dedim ama kımıldayacak gücü kendinde bulamıyordum. O an hemen uzaklaştı benden ve pis pis sırıttı. "Buz kraliçeside etkilenebilirmiş." Dedi.
Kaşlarım anında çatıldı. "Senden etkilenmedim! Ayrıca buz kraliçesi de ne?!"
"Bilmem, Toprak'ın senin için taktığı isimlerden biri." Demesiyle güldüm.
"Senden etkilenmedim!!" Dedim bastırarak.
"Görüyorum." Demesiyle bakışlarını takip ettim ve bana yaklaştığında tırnaklarımı elimin içine bastırdığım için oluşan izledi görmemle yüzümde kıpkırmızı oldu. Tek söz söylemeden odadan çıktığımda derin bir nefes aldım.
Sonu gelmeyecek miydi bu işin?
En çabuk sürede Valentina..
...
TESEKKURLERR 🤍✌🏼
