10. bölüm · V.A - Darmaduman.
9. Bölüm
Son bir haftadır Ateş'ten olabildiğince uzak duruyordum. En son konuşmamızdaki hareketi beni çok düşündürtmüştü ve buna ihtimal bile vermek istemiyordum.
Ben şirketle oyun oynuyordum, Ateş'in duygularıyla değil.
Bugünde yine Ateş'le gerek olmadığınca konuşmamıştım, gerçi ondan kaçtığımı anlamıştı.
"Yurt dışından getirilen taş büyük bir global tepki aldı fakat bu taşla ilgili en ufak bir tasarım bile yapılmadı. Eğer bu işi biz yaparsak dünyada bir ses getirebileceğimizi umuyorum." Dedi şirketin çalışanlarından bir kadın. Baya tecrübeli ve düşünmüş görünüyordu.
"Neden bu zamana kadar yapmamışlar peki? Taşın değerini kaybedip, zarar görüyor olması da bir olasılık değil midir?" Dedim. Kadın sorumu beklediğini gösterircesine gülümsedi.
"Elbette Valentina Hanım. Araştırmalarıma göre bu taşın dokusu değiştirilerek zaten piyasada mevcut olduğunu gördüm. Rengini değiştiriyorlar ve yeniden satışa sürüklüyorlar. Taşın bu renginin pazarlamada ilgi görmeyeceğini düşündükleri için parlatıyorlar ve mat görüntüsü gidince neredeyse yeni bir değerli maden ortaya çıkıyor diyebiliriz. Biz bu taşı bu şekilde tasarlayarak mücevherlerimize yeni bir koleksiyon ve yeni bir global pazar dükkanı açabiliriz." Dedi. Sürdüğü görüşler etkileyiciydi ve beğenmiştim.
"Fikrini beğendim." Dediğimde kadın gururlu bir ifade takındı. Başarılı olmak onu mutlu etmiş olmalıydı.
"Yine de sonucu bilmiyoruz." Dedi düşünür ses tonuyla Ateş. "Evet fikir harika fakat yüklü miktarda biz para ödediğimizde elimize de güzel bir kâr oranı geçmeli, bu nedenle bize yenilikçi değil daha çok iş getiren bir strateji lazım." Dedi Ateş.
"Ben buna katılmıyorum." Dedim kızın düşen yüzünü gördüğümde. "İşleri sağlama alacak olsaydık bu yerlere kadar gelemezdik bile. Risk almayacaksak burada olmamızın bir faydasıda yok."
Ateş'le bir süre sonra ilk defa bu kadar uzun konuştuğumdan dolayı olsa gerek bana uzunca baktı ve tekrar konuştu. "Oylayalım o zaman. Bu fikrin başarılı olacağını düşünenler?" Dedi ve şirketin müdürleri bile el kaldırdı.
"Olmayacağını düşünenler?" Dedim bende ve Ateş'le birlikte sadece altı el kalktı havaya. "Fikir onaylanmıştır. Toplantı bitti." Dedim ve herkes ayaklanmaya başladı. Sunumu yapan kız yanıma gelmişti o sırada.
"Valentina Hanım, gerçekten teşekkür ederim. Bu kadar onay almayı beklemiyordum." Dedi.
Gülümsedim. "İnan bana fikrin güzel olduğu için herkesten onay aldın benim sayemde değil." Dediğimde kız gülümsedi ve toplantı odasından çıktı. Bende tam çıkacağım sırada Ateş benden önce kapıya ulaştı ve kilitledi. Şok içinde ona bakarken o, anahtarı cebine sıkıştırmakla meşguldü.
"Ne yapıyorsun?" Dedim.
"Sadece konuşmak istiyorum, seninle yalnız kalabileceğim an kovalıyordum resmen." Dedi.
"Buna gerek yoktu, odama gelebilirdin?"
"Benden kaçıyorsun Valentina, fark etmedim mi sanıyorsun? Ayrıca bu fikir güzel olsa da kâr kaybedeceğiz."
"Senden kaçtığım falan yok. Kârda kaybetmeyeceğiz çünkü bu ses Türkiye'de bir ilk olacak. Başkalarına da güvenmen gerekir bazen." Dedim.
Alayla güldü. "Sana güvenmek ne kadar zor bilmiyorsun. Benden kaçma sebebini de bilmiyorum ama öğreneceğim."
Madem birşeyleri açıklamamı istiyordu bende açıklardım o zaman ama onun silahıyla. "Evet kaçıyorum çünkü bende sana güvenmek istemiyorum." Dedim.
"Sana bir yanlışım olmadı, neden güvenmek istemeyesin?"
"Benim sana bir yanlışım mı oldu peki güvenmiyorsun?" Dedim onun dediği gibi.
"Yanlışın yok ama şüphelisin Valentina. Bugün gelip bana abimi soruyor yarın ima yapıyorsun. Sonrasında gelip benden kaçıyor ve fikirlerimi reddediyorsun. Babamın ölmesi ve hemen ardından da Kemal Amca'nın ölmesini tesadüf bulmuyorum ve tam o esnada senin babanı hiç görmek istemediğin aklıma geliyor. Seni anlayamıyorum Valentina." Dedi.
Şaşırmıştım çünkü her ne yaparsam ya da nefret edersem edeyim kendi babamı öldürmemiştim. Öldüğünde üzülmüştüm ama hiç onu öldürmeyi planlamamıştım. Bunu nasıl düşünürdü? "Kendi babamı öldürebileceğimi nasıl düşünürsün?" Dedim acı bir şekilde.
"Düşünemiyorum işte olayda bu Valentina. Bu yüzden annen-" derken sözünü kestim sertçe.
"Annem yapmaz! Bu zamana kadar ne olursa olsun sessiz kalan bir kadın şimdi mi bağıracaktı? Babamı severken neyin intikamını alacaktı? Annemi bu işe karıştırmayacaksın!" Dedim sinirle. Bu tepkimi o da beklemiyor olacak ki sessizleşti ve sadece bana bakmayı sürdürdü.
Annem kırmızı çizgimdi benim. Babamın yokluğunda bile beni tek başına büyütmüş o kadındı. Güçlüydü ve şuanda bile benim için yaşıyordu. Ona haksızlık edemezdim. Onu çok seviyordum.
"Yine de sana güvenmemek için elimde onca kanıt varken sana güvenemem." Dedi.
"Bende sana güvenmiyorum zaten Ateş Soylu. Ödeşmiş oluruz." Dediğimde yanağımı ıslatan o tek damla gözyaşını Ateş silene kadar fark etmemiştim bile.
"Özür dilerim Valentina. Gözyaşını silecek kadar merhametli ama sana arkamı dönmeyecek kadar kötü bir adam olduğum için. Affet."
Benden şüphelenirken bile ağlamamı istemiyordu. Onu kendimden uzaklaştırmaya çalıştıkça sanki daha çok bana çekiliyor gibiydi. Tek bir bahanesi vardı.
Bana güvenmiyordu.
...
Mersii 🤍
