5. bölüm / 18
V.A - Darmaduman.4. Bölüm
Bölümler 18Şu an: 4. Bölüm
- 1 Giriş325 kelime
- 2 1. Bölüm432 kelime
- 3 2. Bölüm883 kelime
- 4 3. Bölüm808 kelime
- 5 4. Bölüm791 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 5. Bölüm657 kelime
- 7 6. Bölüm869 kelime
- 8 7. Bölüm1.178 kelime
- 9 8. Bölüm765 kelime
- 10 9. Bölüm688 kelime
- 11 10. Bölüm1.606 kelime
- 12 11. Bölüm1.309 kelime
- 13 12. Bölüm1.135 kelime
- 14 13. Bölüm1.020 kelime
- 15 14. Bölüm1.494 kelime
- 16 15. Bölüm1.395 kelime
- 17 16. Bölüm1.127 kelime
- 18 17. Bölüm1.850 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Neredeyse iki saattir Sofia'nın getirdiği dosyalarla meşguldüm. Elim ağrıyordu. Bir an vazgeçip Ateş'in teklifini kabul edecek gibi olmuştum ama kendime hâkim olarak bu durumu kontrol altına almıştım.
Kapım tıklatılınca yeni bir dosya var zannedip oflayarak seslendim ama giren kişi Toprak'tı. Hevesle gülümseyip ayaklandım. Toprak eğlenceliydi. Sevmiştim onu. "Beni gördüğüne mutlu oldun sanırım." Dedi.
"Nasıl olmam kii. İyi ki geldin, benvenuto." (Hoşgeldin.) Dedim.
"Son dediğini anlamadım."
"Önemli bir şey değildi boşver." Dedim ardından masadaki telefondan Sofia'yı aradım. Benim henüz asistanım yoktu. Ortak değil miyiz Ateş'le benim de asistanım olsun bir süre Sofia. "Sofia benim odama iki Türk kahvesi. Nasıl içiyorsun?" Dedim Toprak'a.
"Sofia'ya benim olduğumu söyle, o anlar zaten." Dedi.
"Toprak'ın nasıl içtiğini biliyormuşsun. Bana da şekerli. Teşekkürler." Dedim.
Önümdeki dosyaları kenara iterek Toprak'a baktım. "Bitmedi şu dosyalar. Beni kurtar buradan." Dedim.
"Ateş senin yokluğunda deliriyordu bu yüzden."
"Bana mı deliriyordu?" Dedim dalga geçercesine. Güldü dediğime.
"Ee şirkete alıştın mı?"
"İki saatte daha çok nefret ettim gibi."
"Zaman lazım. Tanımadığım insanla iş yapmam diyordun. Ne oldu da yapar oldun?"
"Ateş Bey bizi yemeğe götürecek."
"Beni de mi?"
"Ben seninde gelmeni istedim. Sorun olur mu?"
"Yok canım. Ne sorunu? Hatta çok iyi olmuş, Ateş'ten çok beni düşünüyorsun. Gururum okşandı." Dedi ellerimi kalbine götürerek.
Güldüm. "O odunu düşünecek değilim." Derken içeriye pat diye Ateş girdi. Kaşları çatılmış bize bakıyordu. "Anahtarı vermeye gelmiştim." Dedi ve ilerleyip bana üzerinde Ateş yazan anahtarı verdi. "Senin odanın anahtarı bende kalacak Valentina. Bu benim odamın anahtarı, rahatladığını düşünüyorum."
"Hemde nasıl. Gidebilirsin." Dediğimde ters ters bana bakıp Toprak'ın karşısındaki koltuğa oturdu. "Siz ne yapıyorsunuz?" Dedi.
"Sohbet ediyoruz, senin aksine." Dedim itici bir şekilde gülümserken.
"Toprak'ın işi vardır." Dedi yine.
"Yok abi işim falan. Valentina'yla kahve içeceğiz biz. Sen gideceksen git." Demesiyle bu yükselişine şaşırmıştım.
"O nasıl söz lan. Adam gibi söylesen izin verirdim." Dediğinde lafa atladım hemen. "İzin alan olmadı Ateş Bey."
Bu sefer de ters bakışları beni buldu. "Tabii ki izin alacak değil. Lafın gelişi."
"Olmasın o lafın gelişi. Dönüşü konuşulamaz bile. Odamda istemiyorum sizi gidin." Dedim.
"Nereye gidiyormuşum? Şirket benim."
"Dannazione! Ne trovo sempre di gente così!" (Allah'ın çatlağı! Beni buluyor zaten böyleleri!) Dedim. "Aynı zamanda yarısı da benim!"
"Küfür etmedin diye umuyorum az önce." Dedi bu seferde. Toprak bize gülmekle meşguldü. Sinirimi ondan çıkarmaya karar verdim. "Idiota! È così divertente, psicopatico?!" (Aptal! Çok mu komik ruh hastası?!) Dedim.
"Abi galiba bana hakaret ediyor. İdiota diyor aptal diyor bana Ateş! Psikopat bişi diyor! Ne diyorsun Valentina? Hiç yakışıyor mu? Gocunuyorum." Dedi Toprak.
"Lan bana niye bağırıyorsun?!" Dedi bu sefer de Ateş. Onlar kendi halinde ufak çaplı kavga ederken ben nefes almaya çalışıyordum. Elimi alnıma dayadım. "Dio, quali prove mi stai sottoponendo?" (Tanrım, beni nelerle sınıyorsun?) Dedim.
"Abi bak yine bir şeyler diyor! Ben gidiyorum!" Dedi ve odadan çıktı Toprak.
Kafamı kaldırdığım gibi beni baştan aşağıya süzen bir Ateş'le karşılaşmayı planlamıyordum. "Neye bakıyorsun?" Diye sordum.
"Sei bellissima." (Güzel olmuşsun.) Dedi beni şaşırtarak.
"İtalyanca bilip Toprak'ı niye kışkırtıyorsun? Dediklerimi anladın yani?"
"Hayır. Sadece sana demek istediğimi benimsediğin dilde söylemek istedim. Sadece bunun anlamına baktım ama bu gidişle bu dili öğrenmem zorunlu olacak herhalde." Dedi.
Benim için bakmıştı.
Boğazımı temizledim. "Anladım. Bu kadar laubalilik yeter bence. Hem imzalamam gereken bir çok evrak var. Kahveler nerede kaldı ayrıca."
"Sofia senin asistanın olmadığı için ben getirmemesini söyledim." Dediği gibi onu tokatlamak istedim.
"Benim asistanım yok?! Sadece kahve getirecekti kendim de yapabilirdim ama Toprak'ı burada yalnız bırakmak istememiştim ayrıca bu ne böyle?"
"Ney ne?"
Kafama çakan şimşeklerle ona döndüm öfkeyle. "Sen Sofia'dan öğrendin burada olduğumuzu! Anahtar bahaneydi sadece gelmek istedin yanılıyor muyum? Ayrıca Sofia neden bana kahve getirmek için senden izin istiyor?!" Öfkem vücudumu ele geçirmiş gibiydi.
"Evet tam da öyle oldu. Sofia benim asistanım. Elbette benden izin alacak. Buna bu kadar şaşırmamalısın Valentina."
"En kısa sürede kendime asistan bulacağım. Bak o zaman neler oluyor Ateş Soylu. Çık şimdi odamdan derhal!" Diye bağırdım.
"Sesini alçalt beni de sinirlendirme."
"Sinirlenince ne oluyor merak ettim doğrusu! Çünkü ben aşırı öfkeliyim!"
Masanın etrafından ilerleyip Ateş'in tam karşısında durdum. Yüzlerimiz çok yakındı. Umursamadan işaret parmağımla göğsünden ittim onu ama milim kıpırdanmamıştı. Uzun boyuyla bakışırken bana eğilerek yaklaştı. "İlk ve son defa konuşacağım bu konuyu Valentina. Yakın olmadığım insanlara karşı ne vicdanım ne de azıcık umursamam vardır. O yüzden ayağını denk al ve ona göre davran."
Burnumdan güldüm alayla. "Chi ti ha elevato a una posizione così elevata?" (Seni kim bu kadar yüceltti?) Dedim.
"Bir laf söylüyorsan anlayacağım dilde söyle."
"Kuduz köpekler gibisin diyorum Ateş." Dediğimde dişlerini sıktı. "Herkes senin sinirli hâlini görmüş olabilir ama benimkini görmediler. Amacımı bile bilmezken çok konuşuyorsun. Yakın olmadığım geveze insanları pek takmıyorum." Dedim onun lafını kullanarak.
"Amacın neymiş bakalım?" Dediğinde ağzımdan kaçırdığım şeyi fark ettim. Kahretsin!
"Seni ilgilendiren bir konu değil. Belki Toprak'la konuşurum ama sen dengim değilsin. Addio Ateş Soylu." Dediğim gibi odamdan çıktı.
Hepsini sana ödeteceğim stupido!
...
Yorumlarınızı bekliyoruumm 😈
Bölüm etkileşimi
