8. bölüm · V.A - Darmaduman.
7. Bölüm
"Hatayı ben en başında yaptım,
Aynı evi senle paylaşarak
Kendimi takdir edice'm
Ayrılığı kutlayarak." Diyerek şirkete giriş yaptım. Yüzümde güller açıyordu nedensizce ama mutluydum. Annemle aramı düzeltmiştim ve Ateş başka yöne ilerlemişti, hedeften şaşmıştı. Şarkıyı söyleye söyleye asansörün önüne gelip beklemeye başladım ama bir yandan hala kendimce kıpırdanıyor ve söylüyordum.
"Günaydın." Diye bir ses yükseldi arkamdan. Şarkıyı söylemeye devam ederken Toprak'ın olduğunu görmemle gülümseyip "günaydın." Diye karşılık verdim.
"Pek bir modundasın anlaşılan Valentina." Dedi.
"Aynen öyle. Mutluyum, huzurluyum."
"Sebebini öğrenme şerefine nail olabilir miyim acaba?" Dedi. Bunun üzerine bende omzunu pışpışladım. "Maalesef koca adam. Çok özel bir mesele." Son cümleyi fısıldayarak söylemiştim. Güldü dediğime. O sırada şirketin girişinde bir adam belirdi, siyah takım elbiseli orta yaşlarda bir adamdı. Gözlerimi kısarak daha iyi görmek istemiştim ama bu Toprak'ında dikkatinin o yöne çevrilmesine neden oldu. Bende herhangi bir çekince göstermeden ona sormaya karar verdim. "Bu adam kim?"
"Ateş'in işiyle ilgili olmalı. Şu sıralar çok meşgul." Sırıttım ona belli etmeden. Daha çok meşgul olacaktı o.
"Neyse asansör geldi gidelim." Dedim ve birlikte asansöre bindik. En son gördüğüm şey Sofia'nın adama eşlik ederek uzun koridorda herhangi bir toplantı odalarına girmeleriydi.
...
Ateş sabahtan beri ortalarda gözükmüyordu. Şirketin girişinde danışmadaki bir kadını kendim için ayarlanmıştım ve hala haber gelmemişti. Yani o giren siyah takım elbiseli adam hala burada olmalıydı ve Ateş'te onun yanında. Boş durmayarak odamdan çıktım ve sanki normal bir ziyarete gidiyormuşçasına Sofia'nın eşlik ettiği toplantı odasına ilerledim. Odanın camları buzluydu bu nedenle içerisi gözükmüyordu. Kapıyı tıklatmadan içeri daldım. Ateş, Toprak, o takım elbiseli adam ve hatta Sofia'yı görmemle durdum. Ateş bakışlarını üzerime dikmiş bana bakıyordu. Kesinlikle korkmuş olabilirdim. Bir yandan da Toprak'a karşı üzücü hissediyordum, ne demek bana söylemezdi? Kendi kendime dertlenip Toprak'ın yanına oturdum.
"Ne yapıyorsun Valentina?" Ateş'in sorusuyla ona döndüm.
"Bensiz toplantı yapıyorsunuz. Bende bu şirketin bir sahibiyim Ateş Soylu. Ben neden çağırılmıyorum?" Kesinlikle istenmediğim yerde durmazdım fakat bu adamın kim olduğunu öğrenmem gerektiğini hissediyordum ve bilgiyi Toprak'tan alacağımı da biliyordum.
"Ortak olduğumuzu her defasında hatırlatma gereği duyduğuna şaşıyorum doğrusu. Seni ilgilendiren bir konu olmadığı için burada değildin. Bu nedenle şimdi de gidiyorsun." Dediğinde kaşlarımı çattım.
"Birinden emir alacak bir kadın gibi durduğumu düşünmüyorum! Burada kalacağım." Gururum şuan bu masada ağlıyordu ama yapacak bir şeyiminde olamaması üzücüydü.
"Neden kalmıyor?" Dedi bir anda takım elbiseli adam.
Ateş bile şok olarak baktı adama. "Ne?"
"Kemal Bey'in kızı değil mi kendisi? Babasının en yakın dostu onu neden ilgilendirmesin?" Demesiyle taşlar kafama oturmuştu ama belli etmedim. Adamın bana olan desteğinde farklı anlamlar arıyordum. Karşılıksız birşey yapacak bir insana benzemiyordu.
"Burada kararlar benim Asaf Bey." Dedi Ateş. Adam tekrar konuşma gereği duymadı fakat Ateş'ten de bir hamle beklediği açıktı. "Peki, burada kalabilirsin Valentina." Demesiyle sırıttım. Toprak'ta sandalyesini bana yaklaştırıp gülümsedi. Ben şirketi mahvettiğimde Toprak bana çok kırgın olacakmış gibi hissediyordum, o iyi biriydi. Hele ki bana bu kadar desteği varken onu yok saymakta istemiyordum ama bu oyuna sadece duygularımla karşı çıkamazdım.
"DNA pek bir sonuç vermedi dediğim gibi. Yapan ekip işinin ehli, tek bir kanıt bile yok. Fakat bildiğim tek şey bulduğumuz o silah yön şaşırtmak için olsa bile asla Türkiye'de olmayacak olması." Demesiyle yutkundum. Ateş'i kandırdığımı zannetmek benim aptallığımdı. Ne yazık ki silahın bu denli incelenmesi benim aleyhime olmuştu.
Ateş kaşlarını çattı. "Neden? Belki de kaçak getirilmiştir?"
"Kaçak olamayacak kadar bir silahtan bahsediyorum Ateş Bey. İçindeki mermi hatta mermi kovanına kadar özel. Türkiye de olduğunu hiç sanmıyorum."
Bu işe bir el atmam gerektiğini hissetmiştim yoksa ben yanacaktım. Fakat dilim damağım kuruduğundan ne diyeceğimi bilemiyordum. "Çok emin gibisiniz." Dedim rahat olmaya çalışarak.
Asaf bana doğru döndü, "Sizde pek emin değil gibisiniz? Aksini düşünüyorsunuz sanırım. Sebebini öğrenebilir miyim?" Tüm gözlerin bana çevrilmesiyle profesyonel bir yanıt vermem gerektiğini anladım.
"Haklısınız." Dedim gülümseyerek ve sandalyemi masaya yaklaştırdım. "Silahtan anlayan bir adam görüyorum karşımda fakat bende iyi anlarım. Sadece poligona giderek silahtan anladığımı varsaymıyorum yanlış anlamayın, bizzat yaşayarak ele alıyorum. Babamın düşmanlarından annemi koruyacak tek ben vardım çünkü Asaf Bey."
Verdiğim yanıttan memnun kalan adam bana dikti bakışlarını. "Elbette öyledir, o hâlde sizinde önerinizi duymak isterim." Dedi.
"Hangi silah olduğunu bilmiyorum fakat silah tedariki Türkiye şartlarında ve güvenliğinde pek olanaksız değil. Hedef şaşırtmak isteyen siz misiniz yoksa?" Dedim topu ona atarak. Ayarladığım ekip İtalya'dandı ve adam bunu anlamıştı. Ateş, bizim bu hararetli atışmamızı sessizce izliyordu.
"Ne ima ediyorsunuz?" Dedi.
"Etmiyorum, açık oynuyorum. Art arda yas tutan bir şirket burası Asaf Bey, doğal olarak kandırılmak istemiyoruz." Dedim. Ateş söylediklerimden memnunmuşçasına dudakları kıvrıldı. Sofia ise sadece kızgın bakışlarını bana dikmişti, neden bunun altından kıskançlık kokusu alıyordum?
"Silahı gösterin." Dedi Asaf sadece sinirden kıpkırmızı olan yüzüyle. Beni kolay hamle sanması kırıcıydı. Toprak önündeki dosyayı açıp silahın bir fotoğrafı ve bilgileri olan kağıdı elime tutuşturdu. Dikkatlice bakıp tanımaya çalışıyor gibi yaptım ama zaten İtalya'dayken neredeyse çoğu zaman çekmecemde duran bir silahtı. Babamın düşmanı çok olunca bizimle tehdit etmek için buraya geliyorlardı fakat bir yolunu bulup annemi koruyabiliyordum.
"Bu silah mıymış bu kadar abarttığınız?" Dedim alayla. "Bilgilerine bakmama ihtiyaç yok gerek olduğunda zaten kullandığım bir silah." Dedim. Bu bilgide benim aleyhime bir yan görmüyordum.
"Tedariki kolay olsa bile yurtdışı işi. İspanya veya İtalya olabilir. Nasıl bu kadar kesin ve netsiniz?" Dedi Asaf. Susup gitmesi için daha ne kadar laf dalaşı yapacaktık?
"Bu silahı hiç elinize bir kere olsun aldığınızı zerre zannetmiyorum Asaf Bey aksi halde ne kadar hafif ve küçük olduğunu ayrıca bir ateşli saldırı için yetersiz olduğunu anlardınız." Dedim. Gitsindi artık!
"Yıllarını bu işe vermiş bir insanım-" dediğinde sözünü kestim.
"Yıllarını bu işe vermiş ama asla anlayamamış bir insansın." Diyerek düzelttim onu. İnsanları ezmek asla tercihim değildi fakat şuan da ortaya çıkmam demek, ölümümün Ateş'in elinden olması demekti.
"Bir dahakine dediğiniz gibi yalnız olalım Ateş Bey." Dedi Asaf beni muhattap almayarak.
"Üzgünüm Asaf Bey, işini iyi yapmayan bir insana benim ihtiyacım yok. Bir daha gelmeyin." Dedi ve adamı umursamayarak yolladı. Bu tavrı hoşuma giderek gülümsedim.
"Helal olsun Valentina." Dedi Toprak gururlu bir ifadeyle. Dudaklarım sevinçten daha çok kıvrıldı ve Toprak'ın omzuna başımı koydum.
"Odada sadece Valentina ile kalmak istiyorum." Dedi Ateş. İşte bu beni germeye yetmişti. Toprak arkadaşını ikiletmeden odadan çıktı ama Sofia hala buradaydı, ne oluyordu buna? "Sofia sende." Dedi Ateş bu seferde.
"Valentina Hanım'ın tek sözüne Asaf Bey'i yolladınız Ateş Bey. Ona nasıl hemen güvenebilirsiniz?" Demesiyle şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Ateş'in sekreterinin bile benim için bir tehdit olması şaka gibi bir olaydı şuan.
"Çık Sofia, bir saate de odamda ol konuşacağız." Demesiyle Sofia hemen çıktı. Cesareti tek saniyelikti galiba. Umursamadan kollarïnı masaya yasladım. Ne konuşacaktı ki benimle?
"İyi mi yoksa kötü birşey mi yapıyorum bilmiyorum ve bu ilk defa oluyor Valentina. Şuana kadar sadece güvenebileceğim Toprak vardı ama Kemal Amca'nın kızı olarak sana da güvenmek istiyorum. Evet hâlâ şüphe uyandıran pek çok sorum var sana karşı fakat az önce yaptığına şaşırdım doğrusu. Yanımda durabilecek bir kadın istiyorum."
Söylediğine yutkundum. Ne desem bilemiyordum. Söz verirsem onun güven limanını yıkacak insanlardan biri olacaktım fakat planım için bu durum kaçınılmaz bir fırsattı.
"Sana asla güvenmeyeceğim Valentina yanlış fikre kapılma. Sadece yardım et bana. Üstümdeki yükü al." Dedi.
Sadece ona bakıyordum. Boğazım acıyla yandı ama umursamadım bile. "Yanında olacağım Ateş."
Ateş Soylu benden yardım istemişti ve birgün bundan pişman olacaktı.
Pişmanlığına ortak bir kadın olacaktım.
...
OHAA TESEKKURLERR 🫣💕
Baya uzundu bölüm kusura bakmayinn
