18. bölüm / 18
V.A - Darmaduman.17. Bölüm
Bölümler 18Şu an: 17. Bölüm
- 1 Giriş325 kelime
- 2 1. Bölüm432 kelime
- 3 2. Bölüm883 kelime
- 4 3. Bölüm808 kelime
- 5 4. Bölüm791 kelime
- 6 5. Bölüm657 kelime
- 7 6. Bölüm869 kelime
- 8 7. Bölüm1.178 kelime
- 9 8. Bölüm765 kelime
- 10 9. Bölüm688 kelime
- 11 10. Bölüm1.606 kelime
- 12 11. Bölüm1.309 kelime
- 13 12. Bölüm1.135 kelime
- 14 13. Bölüm1.020 kelime
- 15 14. Bölüm1.494 kelime
- 16 15. Bölüm1.395 kelime
- 17 16. Bölüm1.127 kelime
- 18 17. Bölüm1.850 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ateş duygularımı alt üst ediyordu. Düşünmemi engelliyordu.
Zekasını kullanan kadın kalbini hissetmezken şimdi öyle bir hareket ediyordu ki o süs kalp, öleceğini delirdiğini zannediyordu.
Ateş’in arabasına asansör olayından sonra katiyen binecek değildim. Hala k kadar kafayı yememiştim.
Nihat’ı arayıp beni alması için araba göndertmiştim. Davette içersem diye arabamı almayacaktım. Nihat acil bir durum olduğu için kendisi de gelmişti. Arabada şimdi birlikte karşılıklı oturuyorduk.
“Nevin Hanım’la ilgili bir bilgi bulursam haber vermemi istemiştiniz.” Diye konuya girdi.
Onayladım. “Evet, ne buldun?”
“Yasak bir ilişkisi varmış.” Dediğinde şaşkınlıkla dudaklarım aralandı. “Kocasının kardeşiyle.” Demesiyle daha da şaşırdım.
“Çocuğu vardı diye hatırlıyorum. Çocuk kocasının kardeşinden mi?” Diye sordum. Ne pis insanlardı.
“Kocasıyla evlendikleri ilk beş yıl boyunca çocuğu olmamış fakat kocasının kardeşiyle ilişkisi evliliğinin altıncı yılında başlamış, bu yılda da hamile kalmış. Net bir cevap değil ama ihtimaller konuşulursa çocuğun babası kocası çıkamayabilir.”
Kurnaz bir sırıtış belirdi dudaklarımda. “Gerçek ya da değil. Sonuçta yasak bir ilişkisi var. Oyunu bana verecek.” Dedim çocuğa her ne kadar üzülsemde. “Bana kanıt bulmaya çalış hemen Nihat. Ne kadar çabuk, o kadar iyi.”
…
Davet Nevin’in evinde yapılıyordu. Evi bir köşkü andırıyordu. Kapıya kadar geldiğimde dışarıdaki korumalardan biri bana doğru bir kaç adım attı. “Davetiyeniz?” Dedi düz sesiyle.
“Davetiyem yok maalesef.” Dedim üzgünlükle. “Fakat Nevin Hanım’a söylerseniz beni içeri alacaktır.” Dedim. Beni alır mıydı bilmiyordum ama Kemal’in kızıydım her ne kadar sevmesem de ve Türkiye’de yaşamadığım için beni merak edecek bu sayede de muhakkak görmeye gelecekti. Buna güveniyordum. Tam tersi olması durumunda hiç bir plan yapmamıştım.
“Adınız?” Dedi adam.
“Valentina Başak. BaşSoy Şirket’inin sahip ortaklarındanım. Beni tanıyacaktır.” Dedim ve beklemeye başladım. Kulaklığına kısık sesle bir şeyler söyledi. Hemen hemen beş dakika sonra kapı açıldı. Nevin karşımda duruyordu. Yedek plan kullanmama gerek olmayacağını biliyordum.
“Valentina! Bu sen misin?” Diye yanıma gelmesiyle bende gülümsedim belli etmemek adına.
“Evet!” Diye şakıdım. Bu rol çok sıkıcıydı. İçeri geçip asıl oyunu oynamak için sabırsızlanıyordum.
Koluma girdi bir anda ve birlikte içeri yürümeye başladık. “Senin bebekliğini hatırlıyorum ve şimdi tam karşımda yetişkin bir kadın olarak duruyorsun. Bu inanılmaz! Türkiye’de olduğunu bilseydim seni de davet ederdim ama yine de burada olduğun için mutluyum.”
“Demek bilmiyordun? Bilmeden oy kullanıyorsun sen o hâlde.” Dedim alayla hemen konuya giriş yaparak.
Anlamayarak bana baktı. “Ne demek istiyorsun? Ne oyu?”
“Özel odalarda bana oy vermediğini kast ediyorum. Oyunu bana vermeden burada bana gülümsemene şaşırdım doğrusu.” Dedim açıkça ona.
Yüzünü gerçek bir şaşkınlık kapladı. “Valentina şimdi anladım. Ben son seçimlerde bulunmadım. Oğlumla ilgili bir durum nedeniyle oy hakkımı eşime vermiştim. Sana neden oy vermemiş anlamıyorum ama konuşacağım. Bu durumumu mazur gör lütfen.” Demesiyle gülümsedim. Şantaj yapmama gerek kalmayacaktı.
“Çok teşekkür ederim o hâlde.” Dedim bende. Çok kısa sürmüştü. Bu işte bir bit yeniği olduğunu hissettim.
Birlikte yürürken yavaş yavaş kalabalığın olduğu taraflara gelmiştik. Nefes kesici bir organizasyon olduğu gözler önündeydi. Buraya servet yatırmış olması da tahmin etmesi zor değildi.
“Valentina, yeni misafirlerimi de karşılamak adına gitmem gerekiyor. Akşam yine yanına uğramaya çalışacağım.” Dedi ve ben başımı salladığımda uzaklaştı.
Görevim bitmişti kalmalı mıydım? Her neyse diyerek yanımdan geçen garsondan elimi atıp bir şampanya kaptım. Tam o esnada yürürken hemen az ötemde Ateş’in bir kaç kadınla konuştuğunu fark ettim. O neden buradaydı? Hemen adımlarımı ona doğru ilerlettim. Yanlarına gittiğimde Ateş’i omzundan tutup kendime çevirdim.
“Burada ne halt ediyorsun?” Diye sordum kaşlarımı çatarak.
Rahat bir duruş sergiledi. “Davetli olarak geldim tabii ki.” Demesiyle şaşırdım.
“Bana bu konuda yalan söyleyecek değilsin, derdin ne? Neden buradasın?”
Pes etmiş gibi ellerini kaldırdı. “Sen kazandın. Seni burada tek bırakmak istemedim. Devrim olayından sonra güvenliğini sağlamak istiyorum.” Sözleri çok şaşırtıcıydı. Belli etmedim yine de.
Göz devirerek, “delirdin herhalde Ateş? Her saniye benim için çabaladığını söylüyorsun. Ne o beni çok mu beğeniyorsun?” Dedim çıtayı yükselterek.
Dudakları kıvrıldı. “Hemde nasıl bir bilsen. Aklın hayalin şaşar. Düşüncelerimi bir görsen Valentina,… işte o zaman dünya durur.” Nefes alamıyordum! Kalbim ağzımda atıyordu sanki. Yutkundum.
Boğazımı temizledim. “Salak salak konuşma. Senin beni korumana ihtiyacım yok.” Dedim ve tüm ambiansı bozdum.
Ateş yanımda gülmeye başladı. Bayadır onu bu kadar mutlu görmüyordum ya da yanımda güldüğünü. “Bunu bekliyordum bende. Acaba ne zaman lafları ağzıma tıkar diye.” Dedikten sonra ciddileşip beni arkamızda duran tatlı masasına yaslayıp ellerini masaya koydu. Dudakları sinsice kıvrıldı. “Asansörde.” Dediği an sertçe yutkundum. “Yarım kalan işi halletsek mi?” Dediği an gözlerim irice açıldı. Tamam utangaç bir kadın hiç değildim ama bu kadarı da artık pesti!
Omuzlarından tutup onu itmeye çalıştım ama bana mısın demedi. “Ateş insanlar var. Uzaklaş.” Dedim sakince sadece.
Başını omzuna doğru yatırdı. “Aklın mı karışıyor yoksa kalbin mi çelişiyor? Hangisi söyle bana.”
Şuan burada bunu yapmayacaktım. Delirmek üzereydim. Onu öpmek istedim o an ama bir amacım olduğunu ve Ateş’in duygularıyla oynamamak konusunda kendimi uyardığımı hatırladım.
Ben düşünürken dudaklarımı yaladığımı fark etmemiştim ama bunu yaptığım an Ateş’in bakışları dudaklarıma kaydı. İnsanların arasındaydık ve tanınan insanlardık. Burada bunu yapması aptallıktan başka birşey değildi.
“Kendine gel. Ateş, yanlış düşünüyorsun, kendine gel. İnsanlar farklı anlayacak.” Dedim geri çekilsin diye.
Aksine o bana bir tık daha yaklaştı. “Kuralları olan her zaman bendim sen değil Valentina.”
“Kendin söylüyorsun işte. Uzaklaşsana. Kurallarını hatırla.” Dedim.
Gözlerini kıstı. “Bilemedim. Galiba uymayacağım.” Demesiyle daha da şok oldum.
Tam o an Ateş’in arkasında uzakta Nevin Eldem’in bir adamla tartışma denilebilecek bir sohbette olduğunu gördüm. Çok hararetli görünüyorlardı. Bir an önce ne olduğunu anlamalıydım.
“Buraya gelme nedenimi biliyorsun Ateş. Bırakta gideyim Nevin’le işim var.” Dediğimde baktığım yere göz gezdirdi ve istemese de benden uzaklaştı.
“Bir dahakine bırakmayacağım, göreceksin.” Dediğinde omzuna hafifçe vurdum.
“Aptal aptal konuşma.” Dedim ve çantamı alıp uzaklaştım. Ben Nevin’e doğru gizlice yürürken telefonuma gelen bildirimle telefonuma baktım. Nihat mesaj atmıştı.
Nihat: çocukla ilgili DNA sonucu buldum hastane kayıtlarında. Nevin Hanım’ın eşinin kardeşi yaptırmış. Çocuğun kendisinden olduğunu biliyormuş.
Şok içinde mesaja bakakaldım. Hemen ardından bir belge attı Nihat. Tam zamanında. DNA belgesini incelediğimde hepsinin doğru olmasını görmemle ne diyeceğimi şaşırdım. Hemen duvardan ilerleyerek Nevin’lerin yanına ulaştım. Kendime görülmeyecek bir köşe seçip oraya sindim. Telefonumdan da ses kaydetmeye başladım.
“Mehmet derdin ne senin benimle?! Davette bunu yapman gerekiyor muydu?” Ne yapmıştı? Bu adam kimdi?
“Nevin! Yalancı Nevin! Ne yaptığımız kimin umrunda? Sen sadece kendin oyun kurup oynuyorsun?! Çok mu eğlenceli geliyor sana bu?! O çocuk benim çocuğum ama kardeşim dediğim herif babası zannediyor kendini! Allah bilir kendim test yaptırmasam anlamazdım! Söylemeyecektin!” Diye bağırdı neredeyse. Bu Nevin’in eşinin kardeşi olmalıydı. Eşinin çocuktan haberi yoktu.
“Kes sesini kes! Kes! Ne meraklıymışsın çocuğa? Evet söylemeyecektim! İyi bir aileyiz biz—“
“İyi aile?! Lan o adam kardeşim benim! Benimle yattın! Sırf nefsin yüzünden sarhoş etmedin mi beni sen?! Yüzsüz karı!”
Ne diyordu bu? Ağzım açık dinliyordum.
“Allah için sus Mehmet! Rahat bırak bizi. Unut her şeyi unut!”
“Siktir git. Senin gibi birinden boktan bir tavsiye bile almayacağım.” Dedi ve uzaklaştı. Nevin hıçkırmaya başladı ama hemen kendini düzeltti. Ses cihazını kapattım. Nevin uzaklaşırken hemen yanına gittim.
“Nevin Hanım?” Dememle hemen bana döndü.
Bana çaktırmadan yüzünü düzeltmeye çalıştı ama her şeyi görmüştüm zaten.
“Valentina? Sorun nedir?”
“Kocanızla oy meselesini konuştunuz mu diye sormak istemiştim ama yüzünüz biraz kötü. İyi misiniz?” Dedim yalandan endişelenerek.
“Ah iyiyim teşekkürler. Konuşma fırsatım olmadı. Açıkçası oyumu vermezsem size zarar dokunur mu?” Demesiyle ne demek istediğini bir an anlayamadım.
“Halledeceğinizi söylemiştiniz.”
“Biliyorum. Kocamla aram kötü. Halledemeyeceğim. Kusura bakma.” Dediğinde alayla güldüm.
“Kocanızla aranız tam olarak yarım saatte nasıl kötüleşti? Tahminen burada değil, Amerika’da olması gerekiyor.” Dediğimde bunu bildiğimi düşünmediği aşikardı.
“Telefonda—“ demeye kalktığında sözünü kestim.
“Kocamı aldattığım için yüzüne bakamıyorum. Hemde onu alalede biriyle değil biricik erkek kardeşi Mehmet’le yattım diyemediğiniz için bunca zaman Mehmet’ten uzak kalıp daha dün İstanbul’a ayak basmışken onunla yüzleşmeniz kaçınılmaz oldu değil mi?” Diye sordum kaşlarımı kaldırarak.
Yüzü değişti ve birden sert bir ifadeye büründü. Korkacağımı sanıyorsa yanılıyordu. “Ne ima ediyorsun? Konuşmalarımızı mı dinledin?”
“Evet.” Dedim açıkça. “Duymak suç olmamalı sonuçta hepimiz iki kulakla yaratılıyoruz.” Dalga geçerek kurduğum cümleye sinirlendi.
“İnsanlara yüksekten bakarak kendini mi yüceltiyorsun? Ne yaptığımdan kime ne?! Sen beni kendinle bir mi tutuyorsun?” Dedi sinirle.
“Aksine senden üstün olduğumu söylüyorum.” Dedim direkt. “Ne yaptığın inan bana kimsenin umrunda değil Nevin. Gidip sokaktan biriyle mi yattın, aldattın mı ha birde çocuk mu yaptın falan inan umrumuzda değil. Ama ne var biliyor musun?” Dedim ona doğru adım atarak. İşaret parmağımı onun omzuna doğru sertçe bastırdım. Bu hareketimle hafifçe sarsıldı. “Bir çocuğun var. Henüz küçük bir çocuk. Daha yeni hayata alışmaya çalışan, neyin ne olduğunu bilmeyen bir çocuk. Senin gibi bir anneden hayatı öğrenmesi ne yazık değil mi ama? O çocuğun hayatı yıkılmaz mı sanıyorsun?”
“Tehdit mi ediyorsun sen beni?”
“Başka ne gibi duruyor?” Dedim ellerimi iki yana açarak. “Elimde DNA raporu var Nevin. Kocana o ses kaydını verdiğim an hayatın ölümle tanışacak. Çocuğun ömrü boyunca annesinin ne pislik bir insan olduğunu hatırlayacak. Ve inan bana ne yaparım biliyor musun Nevin? Mehmet’e gider onu kışkırtır ve ona tanıdığım en iyi avukatı tutar o çocuğu ona veririm. Kocanı ise üstüne salar seni çiğ çiğ yedirtirim. Sana daha fazlasını da yaparım ama hak etmiyorsun be Nevin. Elden ne gelir.” Dedim ve iki adım geri çekildim. Sadece boşlukta gibi yeri izliyordu.
“Oyum senin için neden bu kadar değerli?” Dedi yerden bakışlarını kaldırıp bana dikerek. “Baban nasıl bir insandı biliyor musun sen? O dosyada ne var tahmin edebiliyor musun?” Dediğinde sustum. Evet bir dosya vardı ve asla Ateş’in öğrenmemesi gereken.
“Sen çok zeki olabilirsin Valentina. Ama ne yazık ki bende aptal bir kadın hiç olmadım. Ateş babanın yaptıklarını öğrenince değil yüzüne bakmak neler yapar sana biliyor musun? Gerçi ne bileceksin ki? Oyumu sırf Ateş’in bilgileri senden önce öğrenmesin diye istiyorsun. Bencilsin. Mutlulukla kendini ödüllendiriyorsun. Kendini babanın günahlarından muaf tutarak avunuyorsun. Bana düşüncelerini saydır ama şunu unutma. Amaçlarımız farklı olsa da ikimizde aynı kader için yaşıyoruz. Sana oyumu vereceğim ve sende benden çocuğumu ve hayatımı almayacaksın. Söz veriyorum. Şimdi git buradan.” Demesiyle direkt benden uzaklaştı.
Söylediklerini düşündüğümde yaptıklarımın yanlış olduğu sonucuna varsam da yoluma devam etmek zorunda olduğumu biliyordum. Herşey o gösteriye çıkamamış küçük kız çocuğu içindi.
Daha fazla üstelemedim ve çıkmak üzere yürüdüm. Büyük ihtişamlı kapıdan çıktıktan sonra direkt karşımda arabasını park etmiş ve kapıya dayanmış şekilde duran Ateş’i gördüm. Beni mi bekliyordu?
“Nihayet!” Dedi sevecen bir şekilde beni görünce.
“Seninle gelmeyeceğim üsteleme.” Dedim ve onun aksi bir yöne doğru yürümeye başladım. Ateş peşimden koşarak geldi ve bana yetişip kolumu tutup beni kendisine çevirdi.
Bıkkınlıkla burnumdan soludum. “Ne var?”
“Nevin’i hallettin mi?” Demesiyle bakışlarım onu buldu. Kafamda o an asla bunu düşünmediğim bir fikir belirdi. İçeride ki dosyalar için benimle yakınlaşma fikri.
“Ciddi olamazsın.” Dedim direkt.
“Ne?”
“Ciddi olamazsın Ateş. Ben senin duygularınla oynamak istemezken sen benimkilerle oynamış olamazsın.” Dedim acı bir şekilde. Boğazım yanıyordu. Nasıl tüm her şeyi gerçek sanmıştım? Aptalsın Valentina, aptal. Böyle dikkatsiz hiç bir zaman olmamıştım, nasıl böyle bir tuzağa düşer olmuştum şimdi peki?
Kollarımı tutmaya çalıştı. “Valentina—“
“Gerçekten mi?” Dedim boğazım her konuştuğumda daha da acıyarak. “Oyun oynadın bana.”
“Oynamadım. Evet dosyalara bakmak istedim ama—“
“Sus. Konuşma. Anlayacağımı anladım.” Dedim sakinleşmeye çalışırken. Ondan beş adım uzaklaştım. Aramızdaki mesefaye baktı göz ucuyla. Bunu beğenmemiş gibiydi. “Bundan sonra bana bu kadar mesafeden daha fazla yaklaşmayacaksın.” Dedim ve hemen yoldan geçen bir taksiye elimi salladım.
“Valentina yargısız infaz yapıyorsun!” Diye peşimden seslendi. Takmadım onu. Çok üzülmüştüm. Kalbim bu sefer heyecandan değil, ezilmenin hissiyle çırpınıyordu.
Bana daha öncesinde ‘en son kime açtın kendini?’ Diye sormuştu. Ona açabilirim kendimi diye düşünmek aptallıktı zaten. Ki düşmanım olması gereken bir adama gerektiğinden fazla merhamet göstermekte.
…
Devam edecek.
Bölüm etkileşimi
