15. bölüm · V.A - Darmaduman.
14. Bölüm
Selim’in yanına gelmiştim bu seferde. Tahminimce Zülfikar oyunu bana vermeyecekti. Yine de hala şansın benimle olduğunu düşünmekten kendimi geri alamıyordum. Umut etmek paralı olmasa gerek.
Kapıyı açan sekreterle birlikte bende içeriye girmiştim. Selim Adar beni bekliyordu. Gülümsememi yüzüme yerleştirdim ve masasının karşısında dikildim. “İyi akşamlar.” Dememle o da bana karşılık verdi.
“Oturmaz mısın?” Dedi ve bize iki kahve söyledi. Yaşlı değildi, otuzunun sonlarında olmalıydı. Kaşlarını kaldırdı ve bana baktı. “İzin mi bekliyorsun? Seni dinliyorum.” Dedi. Sakin bir ses tonu vardı, nedensizce beni geri çevirmeyecek gibi hissediyordum.
“Kim olduğumu biliyor musunuz?” Dedim. Alaycı bir şekilde güldü. Şimdi mi içindekileri açığa çıkaracaktı?
“Bilmeme ihtimalim olamaz Valentina. Oyumu almak için geldin. Bu kadar basit olduğunu sana düşündüren nedir?”
“Basit? Öyle olacağından bahsetmedim. Ben oyunuzu almaya değil, neden vermediğinizi merak ediyorum açıkçası.” Dedim ve devam ettim, “sizden önce konuştuklarımda oldu.”
Eliyle alnını ovaladı. “Zülfikar’ı düşürdüğün duruma düşmeyi yeğlemem açıkçası.” Demesiyle güldüm.
“Haber hızlı yayılıyor ha?”
“Burada işler gün yüzünden değil, yer altından gider. Alışman gerek. Bak, bu iş basit olmasa da ben basit bir adamım. Beni ikna etmen için tehdide ihtiyaç duymuyorum. Kemal’e güvenmezdim ama senin onun gibi biri olmadığını biliyorum. Sınırları zorlayacak ve kendimi aşağı konuma düşürmeye hiç niyetim yok. Bu yüzden her ne konuşacaksan boşa kendini yorma.”
Yüzümü ciddiyet kapladı. Elimle önüme gelen saçlarımı geriye doğru attım ve bakışlarımı Selim Adar’a diktim. “Neden başta vermediniz? Oyunuzu benimle eğlenmek için mi kullanıyorsunuz? Acınmaya ihtiyacım yok benim. Ve hayır, sadece siz değil vakıftaki herkes basit insanlar.”
Bana bir süre baktı. Sanki içimi görüyormuş gibiydi bakışları. “Sinirlisin, asabisin ve bu düzgün düşünmene engel oluyor. Neden daha sakin olmayı denemiyorsun, insanların konuşurken alttan vermek istedikleri mesajları görmüyorsun?” Demesini gerçekten beklemiyordum. Yine de kendimi bozmadım.
“Bunu konuşmak için gelmedim, ki sakin olacak bir zamanım bile yok sizin aksinize. Biliyorsunuz ya, on günüm var. Sanki çok gerekliymiş gibi aptal insanlarla uğraşıyorum. Sizce stresimin yüksek olma nedeni sizler olmuyor musunuz bu durumda? Karşıma geçip süslü cümlelerinizle beni etkilemeyi bırakın.”
“Senin aksine ben seni çok net anladım Valentina. Sana oyumu verseydim eğer yeterli sayıyı toplayıp direkt işe koyulabilecek ve vakfın herşeyine erişebilecektin. Ne kadar param olsa da Kemal’le aram iyi değildi. Belgelere erişseydin seninle böyle karşılıklı oturma fırsatını kaçıracaktım. Ne yazık öyle değil mi? Oyum hep seninleydi. Babandan nefret etsemde Ateş’in konuşmasına karşıt olarak ölüsüne saygım var.” Demesi gerçekten şaşırtıcıydı. Boğazımı temizledim.
“Ben…babam gibi değilim. Ona benzemeyi tercihte etmiyorum. Eriştiğim belgelerle size kurulacak bir kadın değilim. Açık konuşacağım, …yorgunum. Bir laftan anlamayan insanlara on kere anlatmaktan bıktım. Yani demem o ki, birde siz uğraştırmayın. Sözlerinizde hakikiyseniz sizin yanınızda durabilirim.” Dedim ve ayaklandım. O da benimle ayağa kalktı ve elini uzattı, sıktım.
“Aynı şey senin içinde geçerli olsun Valentina. İhtiyacın olursa buralardayım.” Dedi.
Tam kapıyı açıp çıkacakken tekrar ona döndüm. “Babamdan hazetmiyorsanız ve o da size böyleyse neden bana yardım edersiniz ki?”
Gülümsedi, “küçükken annenin zorlaması dışında hiç Türkiye’ye gelmedin. Kabul et, kendi çocuğu bile sevmiyorsa çevresinin sevmemesi açıkça belli değil mi?”
“Buradan yola çıkıp mı bu kanaate vardınız?” Güldüm. “Ne yaşandığını asla bilemeyeceksiniz.” Dedim.
“Annen benim dostumdur Valentina.” Demesiyle dondum. Ne? “Ne demek istiyorsun?” Dedim.
Bana yaklaştı, aramızda beş adım kala karşımda durdu. “İnsanın yakını bilmez mi sırları?” Demesini beklemiyordum açıkçası. Gözlerimi kıstım. Ne bok dönüyordu burada? Tek laf etmeden odadan çıktım.
…
BaşSoy Şirkete gelmiştim. Ateş yine ortalıklarda olmalıydı ama artık umrumda değildi. Kendi odama geçip yalnız kalmak istiyordum. Evde annem vardı ve eğer eve gitmiş olsaydım kesinlikle anneme bunu sormadan duramazdım. Odama geçip kapıyı kilitledim ve derin bir nefes aldım. Elimle saçımı dağıttım sinirle. Deli gibi merak etsem de oylamadan önce bu konuyu araştırmak aptalca olabilirdi. Elimden ne kaza çıkar tahmin edemiyordum. Ben düşüncelere dalmışken kapım açılmaya zorlandı. Kapı koluma bakıp bir süre bekledim.
“Valentina benim , Toprak.” Diyen sesi duyduğumda kilidi açtım ve Toprak içeriye girdi. Endişeli yüzümü görmüş olacak ki omzuma dokundu. “İyi misin?”
“Olmaya çalışıyorum.” Dedim dürüst olarak.
“Selim’le olan görüşmen iyi geçmedi galiba.”
“Aksine Zülfikar’dan kat kat daha iyiydi. Oyunu bana verecek.” Dediğimde kaşlarını kaldırdı.
“Buna inandığını söyleme. Seni kandırıyor olabilir, o adamı tanımıyorum.” Dedi.
“Sözlerinde ciddiydi Toprak. Başka şeylerde söyledi her neyse.” Dedim konuyu kapatmak ister gibi.
“O halde neden böylesin? Ne söyledi başka sana?”
“Bunları Ateş’e söylemek için mi yoksa gerçekten beni düşündüğün için mi soruyorsun?” Dediğimde yüzünde şaşkınlık belirdi.
“Deli misin, senin iyi olmanı istiyorum tabii ki. Aşırı telaşlı görünüyorsun, bu yüzden soruyorum.”
Tam ona cevap vereceğim sırada masanın üstündeki telefonum çalmaya başladı. Ekranda yazan isim yakalanma hissi yarattı.
Ortak arıyor…
Yutkundum. Toprak’ta okumuştu. “Ateş mi arıyor? Selim’le görüştüğünü biliyor olmalı.” Dedi.
Gülümsemeye zorladım kendimi ve telefonu meşgule attım. “Ateş değil. Benim bir arkadaşım sadece, sonra konuşabilirim.” Dedim. Kafasını salladı.
“O halde ben gidiyorum. Birşey olursa buralardayım biliyorsun.” Dedi gülümserken. Vedalaştık ve odadan çıktığı gibi tekrar kapıyı kilitledim. Hemen telefonu alıp onu aradım.
“Hey! Bu telefon nasıl meşgule atılabilir?” Diye dalga geçti ilk saniyede.
“Ben seni aramadıkça beni arayamazsın!” Dedim sinirle. “Senin yüzünden tüm plan mahvoluyordu!”
“Bende bunu kabul ettiğimi hatırlamıyorum Valentina. Her neyse haber vermek için aramıştım; Ateş senden hemen sonra Selim’in yanına gitmiş. Ve sonrasında da seni vakıf olayından beri takip ettirdiğini öğrendim, içerideki adamım hala yaşadığına göre Ateş şaşırtıcı derecede fark etmemiş demek. Dikkatli ol demek için aradım, bir anda ölüme koşma diye gerizekalı.” Göz devirdim o görmesede.
“Başka birşey yoksa kapat. Haber vermedende arama. Senin yüzünden patlayacağız bir yerde!” Dedim.
“Birde Toprak’la iletişimdeymişsin.”
“Sen beni mi izlettiriyorsun?” Dedim sinirle.
Güldü. “Seninle bir işim yok ama arkamdan kuyu kazarsan mezarın ben olurum İtalyan kızı.” Toprak’la plan yaptığımı düşünüyordu aptal.
“Emin ol o günü de bekliyorum. Kapat o çeneni şimdi.” Dedim ve aramayı sonlandırdım. Arkamı temizleyecek başka biri olsa ondan kurtulmam beş dakikamı almazdı. Çantamı alıp odanın kapını açtığım gibi Ateş’e çarptım ve geriye doğru sendelerken bana yaklaşıp belimi tuttu. Yüzlerimiz bu kadar yakın mesafedeyken nefes alamadığımı hissettim. Hemen kendimi toparlayıp ondan uzaklaştım. “Kapımı mı dinliyorsun sen?” Dedim gözlerimi kısarak.
“İşim olmaz.”
“O halde? Sebebi ziyaretiniz nedir Ateş Bey? Yeni bir teklifte mi bulanacaksınız?”
“Kıyısından geçmem.”
Havaya üfledim. “Kelimeleri sen veriyorsun cümleyi ben mi kuracağım, ne istiyorsun Ateş?”
Bana bir adım yaklaştı. Dik dik ona bakıyordum. Hafifçe eğildi ve o yapmasa fark etmeden tırnaklarımı elime batırmamı engelledi. Bakışları tekrar yüzümde dolandığında elimi ondan çektim. “Zülfikar ve Selim ile görüşmüşsün.”
“Takip ediyorsun beni bu kadar hayranım olmana inanamıyorum gerçekten.” Dedim yapay bir heyecanla.
“Selim babandan haz etmez.”
“Odaya girdiğimi bilebilirsin ama içerideki konuşmaları asla Ateş Soylu.”
“Emin misin?”
“Ne ima ediyorsun?”
Yüzüme doğru eğildi. Gözlerimin üstüne doğru gelen saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı deli edecek bir yavaşlıkla. Bir yanım ondan uzaklaşmak isterken bir yanım ne yapacağını görmek için deli oluyordu. “Ne hissedeceğini bilmiyorsun. Korkuyorsun. Annen’le nasıl dost olabilir inanamıyorsun.” Demesiyle yutkundum. “Senin izin verdiğin kadarı görebilirim Valentina. Endişelisin ve inan bana ne kadar her yerde düşman olduğumuzu vurgulasanda bazen sana burada, seninle beraber olduğumu göstermek istiyorum. Görmeni istiyorum. Bana gelip istediğin her şeyi konuşabilirsin.”
Ondan bir adım uzaklaştım ve alayla gülüp kollarımı birbirine doladım. “Beni kandıramazsın. Aptal yok karşında senin. Sana anlatacağım ve o bilgileri bana karşı mı kullanacaksın? Yemişler yalanını.” Dedim sinirle. Beni etkilemesine nasıl izin verebilirdim?
Gözlerime baktı anlamaz gibi. “Seni kandırmıyorum. En son ne zaman birine kendini açtın?” Cümleleri kalbime hançer gibi giriyordu. Artık susmalıydı.
“Seni ilgilendirmez.” Dedim. Arkamı dönüp gideceğim sırada kolumu tutuk beni kendisine çevirdi. “Birbirimizden nefret etsekte başına birşey gelmesi son isteğim bile değil.”
“Bir anda ne oldu da değiştin? Toprak falan mı konuştu seninle, ne bu tavırlar? Ne öğrenmek istediğini açıkça sor Ateş.”
Yakışıklı çehresindeki gamzeleri göstere göstere gülümsedi bana. “Yarın Devrim’in yanına gideceğim, iş için demir-çelik koleksiyonu için. Onun yanına gidecek olman tahmin etmesi zor birşey değil. Birlikte gidelim.”
“Senin olduğun bir araca ölsem binmem.”
“Büyük konuşmaların beni deli ediyor. Aklımla oynuyorsun Valentina Başak. O arabaya binmen için ne yapmam gerekiyor?”
Sırıttım. “Seninle birlikte gideceğimi sana ne düşündürüyor?”
“On yaşındaki çocuğa geri dön.” Dedi beni güldürmek ister gibi ama gülmek yerine daha çok suratsızlaştım.
“Ben o çocuğu gömdüm. Benimle aynı mezara giren bile o çocuğu oradan çıkaramaz. Sevgisiz ve asla büyümeyen bir çocuk benimkisi.” Sessizce bir süre beni izledi ve sonunda konuşmaya karar verdi.
“Yarın benimle gelirsen o çocuğu mutlu edeceğim Valentina.” Dedi iddiayla.
Kaşlarımı çattım. “Bu bir kumar değil. Küçüklüğümü bu masaya koymuyorum.”
“Seni kaçıracağımı mı düşünüyorsun yoksa?” Dedi.
Güldüm. “Düşünmüyorum. Kaçıracağını biliyorum.”
Ellerini havaya kaldırdı. “İnan bana ilgimi çekmiyorsun.” Demesiyle şok geçirdim. Ayağımı yere vurdum.
“Her erkeğin ilgisini çekerim! Asıl sen benim tipim değilsin!”
“Her kadının tipiyimdir. Yalancı.” Dedi.
“Seni etkileyebileceğimi biliyorsun!” Dedim. Nedense içimdeki alev beni deli ediyordu. Hayır, bu nefretti evet. Ya değilse?
Bana yaklaştı ve burnumun dibine girdi. “Etkile beni Valentina.” Dedi ve ben ona kendimi kaptıracağım sırada bunu anlayıp geri çekilip kahkaha attı. Gülüşü çok güzeldi. Kendime gelmeliydim!
“Gıcıksın Ateş Soylu!” Diye arkasından bağırdım.
“Yarın akşam sekizde seni alırım.” Dedi. Hiç bir cevap vermedim.
Kendine gel Valentina.
…
BÖLÜM SONUUH!!
Valentina intikam derdinde olmasa Ateş’le ne hayaller kurardı AOJDLAJAPA
BBBBBB ☺️😛
