Uyanış: Şans Ve Gölge kitap kapağı

7. bölüm / 16

7. Bölüm: Kuklacı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 7. Bölüm: Kuklacı

Bazı çocuklar oyuncaklarıyla oynar, bazıları ise oyuncaklarının kendilerini anlamasını ister.

Yağmur, salondaki koltukta oturan Alara'yı izlerken onun elindeki bebeğin saçlarını defalarca taradığını fark etti. Sekiz yaşındaki kız bir süre sonra oyuncağı kenara bırakıp sıkılmış bir şekilde odanın içinde dolaşmaya başladı. Yağmur elindeki kitabı kapatıp ona baktığında Alara'nın yüzündeki ifadeden gerçekten sıkıldığını anladı ve birlikte yapabilecekleri bir şey düşünmeye çalıştı:

"Canın mı sıkılıyor?"

Alara başını sallayıp odanın köşesindeki oyuncaklara baktı. Birkaç saniye sonra gözlerini yeniden Yağmur'a çevirdiğinde aklındaki şeyi söylemek için fazla düşünmesine gerek kalmadı:

"Ben yeni oyuncak istiyorum."

Yağmur gülümseyerek Alara'nın yanına oturdu. Onun gerçekten yeni bir oyuncak istediğini anlayabiliyordu ama bu konuda verebileceği bir karar olmadığını da biliyordu:

"Onu annenle konuşman lazım."

Alara dudaklarını büzerek başını iki yana salladı. Annesinin bu isteğini kabul etmeyeceğini daha şimdiden biliyor gibiydi:

"Annem almaz."

Yağmur tam cevap verecekken kapının açılmasıyla ikisi de girişe baktı. Ela içeri girmişti. Televizyon sunuculuğu yaptığı için yoğun bir hayatı olan Ela, Yağmur'un annesinin eski arkadaşlarından biriydi ve kızını almaya gelmişti. Çantasını kenara bırakıp Alara'nın yanına geçti, hazırlanmasını beklerken Yağmur'la da kısa süre sohbet etti. Alara ayakkabılarını giydikten sonra çantasını aldı ama aklındaki oyuncak meselesini hâlâ bırakmamıştı. Annesinin yanına gidip son bir kez şansını denedi:

"Anne, oyuncak alabilir miyiz?"

Ela kızının yüzüne baktı ve kararını değiştirmeden başını iki yana salladı:

"Bugün olmaz Alara."

Alara'nın yüzündeki heyecan bir anda kayboldu. Birkaç saniye boyunca annesine baktıktan sonra çantasını omzuna geçirip Yağmur'a döndü. Yağmur'un onu teselli etmek için söyleyecek bir şey aradığını görünce küçük bir sitemle konuştu:

"Sen olsan alırdın."

Yağmur birkaç saniye düşündükten sonra gülümseyerek cevap verdi:

"Ben önce fiyatına bakardım."

Alara kaşlarını çatıp annesine benzeyen bu cevabı hiç beklemediğini belli etti:

"Sen de annem gibisin."

Yağmur istemsizce güldü. Ela da gülümseyerek Alara'nın elini tuttu ve Yağmur'a teşekkür edip onunla birlikte evden çıktı. Kapı kapandıktan sonra Yağmur bir süre sessizce kapıya baktı. Tam yerine oturacağı sırada bilekliğinden Miya'nın sesi geldi:

"Yağmur."

Yağmur bilekliğine bakıp Miya'nın ne söyleyeceğini tahmin etmeye çalıştı:

"Ne oldu?"

Miya'nın sesindeki hafif alay hemen kendini belli etti:

"Alara senden oyuncak almanı bekliyordu."

Yağmur gözlerini devirdi. Daha birkaç dakika önce yaşanan konuşmayı hatırlayınca Miya'nın konuyu neden açtığını anlamıştı:

"Sen de başladın."

Miya masum bir ses tonuyla cevap verdi:

"Ben sadece olanı söylüyorum."

Yağmur başını sallayıp kitabını açtı:

"Hiçbir şey söylemiyorsun."

Miya birkaç saniye sustuktan sonra yine dayanamadı:

"Ama çocuk senden hoşlandı."

Yağmur kitabın sayfasına bakarken gülmemeye çalıştı:

"Miya..."

Miya:

"Tamam, sustum."

Yağmur birkaç saniye sonra hafifçe gülümsedi. Miya'nın sustuğunu düşünerek kitabına devam etti ama bilekliğinden gelen küçük bir kıkırdama, onun gerçekten susmadığını belli ediyordu.

Aynı saatlerde Ela ile Alara eve doğru yürürken Alara'nın dikkati yolun karşısındaki oyuncak dükkânına takıldı. Vitrinde farklı boyutlarda oyuncaklar, kuklalar ve bebekler vardı. Alara özellikle büyük bir kuklanın önünde durdu ve annesinin elini çekerek vitrini göstermeye başladı. Ela birkaç saniye boyunca kızının baktığı oyuncağı inceledi ama ardından saate bakıp yürümeye devam etmek istedi. Alara yerinden kıpırdamayınca geri dönüp elini tuttu ve onu yanında götürmeye çalıştı:

"Bugün oyuncak almıyoruz."

Alara gözlerini vitrinden ayırmadan annesine baktı:

"Ama bunu çok istiyorum."

Ela kızının elini daha sıkı tutarak kararını değiştirmedi:

"Eve gidiyoruz."

Alara istemeyerek annesinin peşinden yürüdü. Birkaç kez arkasına dönüp vitrindeki kuklaya baktı ama sonunda dükkân gözden kayboldu. O sırada şehrin başka bir yerinde Kronos, Alara'nın içindeki kırgınlığı uzaktan hissetti. Ona göre Alara'nın derdi yalnızca istediği oyuncağın alınmaması değildi. Küçük bir çocuğun istediği şeylerin sürekli başkalarının kararlarıyla elinden alınması, zamanla kendisini kimsenin dinlemediğine inanmasına neden olabilirdi. Kronos bu hissi izlerken yanında duran Zaman Tüyü'nü eline aldı ve sakin bir şekilde konuştu:

"Uç bakalım, sevgili tüyüm. Bu küçük kızın derdine çare bul."

Zaman Tüyü sessizce havalandı ve karanlığın içinde kaybolarak Alara'nın bulunduğu yere doğru ilerledi. Alara eve geldiğinde doğrudan odasına geçti ve kapıyı kapattı. Yatağının kenarına oturup bir süre sessizce kaldı. Gözlerinin önünde hâlâ oyuncak dükkânındaki kukla vardı. Annesinin onu neden almadığını düşünürken odanın köşesinde duran eski bir değnek gözüne ilişti. Değneği eline aldığı anda ucunda karanlık bir ışık belirdi. Alara şaşkınlıkla elindeki değneğe baktı. Ardından odadaki oyuncaklardan biri kendi kendine hareket etti. Alara değneği kaldırınca oyuncak da onun hareketini takip etti. Birkaç saniye sonra diğer oyuncaklar da hareketlenmeye başladı. Alara'nın şaşkınlığı yavaş yavaş yerini meraka bıraktı. Değneği sağa çevirdiğinde oyuncaklar sağa, sola çevirdiğinde hepsi sola hareket ediyordu. Tam o sırada Zaman Tüyü odanın penceresinden içeri süzüldü ve Alara'nın önünde durdu. Karartı'nın enerjisi etrafında dolaşırken Kronos'un sesi duyuldu:

"Kuklacı... ben Kronos. Sana istediğin oyuncaklardan çok daha fazlasını vereceğim. Ama karşılığında bana bir iyilik yapacaksın."

Karanlık enerji Alara'nın etrafını sardığında odadaki bütün oyuncaklar havaya kalktı ve onun çevresinde dönmeye başladı. Alara elindeki değneği sıkıca tuttu. Aynadaki görüntüsüne baktığında artık eski hâlinden farklı birini görüyordu. Yeni gücünü hissettiğinde yüzünde küçük bir gülümseme oluştu:

"Ben Kuklacı'yım."

Kuklacı değneğini kaldırdığında odadaki bütün oyuncaklar aynı anda hareket etti.

Ertesi gün Yağmur ile Zeynep sinemaya gitmek için metroya bindiklerinde ikisi de filmin başlamasına daha zaman olduğunu konuşuyordu. Yağmur biletini çantasına koyduktan sonra birkaç kez kontrol etti ve sonunda rahatlayarak arkasına yaslandı. Zeynep onun bu hareketini görünce gülümsemekle yetindi. Birkaç durak sonra kapılar kapanmadan hemen önce Doruk vagona yetişti. Yağmur onu gördüğü anda yüzündeki rahat ifade değişti. Doruk etrafa bakıp boş bir yer buldu ve onların yakınına oturduğunda Yağmur ne söyleyeceğini düşünmeye başladı. Aslında söylemek istediği çok basit bir şeydi ama Doruk'un yanında olduğu için kelimeler bir türlü düzgün çıkmıyordu. Birkaç saniye sonra sonunda ona dönüp konuşmayı başardı:

"Sen de mi... yani... sinemaya mı gidiyorsun?"

Doruk başını sallayıp gülümsedi:

"Evet."

Yağmur başını salladı ama gözlerini hemen başka tarafa çevirdi:

"Biz de."

Zeynep, Yağmur'un hâlini fark ettiği için gülmemek adına camdan dışarı bakmaya başladı. Yağmur bunu fark edip ona doğru eğildi:

"Sakın gülme."

Zeynep yüzünü çevirmeden cevap verdi:

"Bir şey demedim."

Yağmur yeniden önüne döndü. Doruk ise ikisinin arasındaki kısa konuşmayı duyduğu için hafifçe gülümsedi:

"Bir sorun mu var?"

Yağmur hemen başını iki yana salladı. Doruk'un ona baktığını fark edince sesi iyice kısıldı:

"Yok."

Doruk birkaç saniye bekledikten sonra:

"Emin misin?"

Yağmur yine gözlerini kaçırdı:

"Evet."

Zeynep bu kez gerçekten gülmemek için dudağını ısırdı. Yağmur onun hâlini görünce daha fazla bir şey söylemedi. Doruk'un yanında her zamanki gibi heyecanlanıyor, normalde rahatlıkla söyleyebileceği cümleleri bile düşünmekten konuşamaz hâle geliyordu.

Metro tünele girdiğinde vagonun içindeki ışıklar birkaç kez titredi. Yolcular önce bunun sıradan bir elektrik kesintisi olduğunu düşündü ama metro birkaç saniye sonra sert bir şekilde sarsılarak tamamen durdu. Acil durum ışıkları yandığında insanlar ne olduğunu anlamaya çalışırken bazıları telefonlarını çıkarıp görevliye ulaşmaya çalıştı. Yağmur da ayağa kalkıp etrafına bakarken metro ekranlarından birinin kendiliğinden açıldığını gördü. Ekranda Alara belirdi. Elindeki siyah değneği omzuna dayamış, doğrudan kameraya bakıyordu. Ardından görüntü değişerek vagonun farklı yerlerinde duran oyuncakları göstermeye başladı. Oyuncakların bazıları yavaşça hareket ederken bazıları yolcuların bulunduğu tarafa dönüyordu. Alara'nın sesi hoparlörlerden yayıldığında bütün vagon sessizleşti:

"Benimle oyun oynamaya hazır mısınız?"

Ekran kapandıktan sonra oyuncaklar bir anda hızlandı. Yolcular panikle geriye çekilirken Yağmur Zeynep'in koluna tutunduğunu fark etti. Doruk da bulunduğu yerden kalkıp vagonun diğer tarafına baktı. Yağmur ne yapmaları gerektiğini düşünürken bilekliğinden Miya'nın sesi geldi:

"Yağmur."

Yağmur bilekliğine bakıp alçak sesle:

"Ne oldu?"

Miya'nın sesindeki hafif alay hemen belli oldu:

"Sanırım Alara'nın oyuncak isteği biraz büyümüş."

Yağmur gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı:

"Miya, şimdi sırası mı?"

Miya birkaç saniye sustuktan sonra:

"Hayır."

Yağmur:

"İyi."

Miya yine dayanamayarak:

"Ama haklıydım."

Yağmur cevap vermeden etrafa baktı. Oyuncakların hareketleri giderek hızlanıyordu. Doruk da durumun sıradan bir arıza olmadığını anlamıştı. İkisi kısa bir süre göz göze geldiğinde Yağmur yine heyecanlanacak gibi oldu ama bu kez kendini toparlayarak etrafa baktı. Tam o sırada metro ekranı yeniden açıldı. Kuklacı'nın yüzü ekranda belirdi. Elindeki değneği kaldırdığında Karartı'nın enerjisi ekranın içinden yayılarak bütün vagona dağıldı. Hareket eden oyuncakların tamamı bir anda durdu ve aynı anda Yağmur ile Doruk'a döndü. Kuklacı'nın sesi karanlık vagonun içinde yankılandı:

"Şimdi sıra sizde."

Kuklacı'nın sesi vagonda yankılandıktan sonra ekran karardı. Birkaç saniye boyunca kimse ne olduğunu anlayamadı. Oyuncaklar hâlâ yerlerinde duruyor, yolcular ise yaşadıkları korkunun etkisiyle birbirlerine bakıyordu. Metro yeniden hareket etmeye başladığında vagondaki herkes sessizleşti. Birkaç dakika sonra istasyona giren metro yavaşlayarak durdu ve kapılar açılır açılmaz yolcular korkuyla dışarı çıktı. Bazıları telefonlarına sarılıp birilerini ararken bazıları yaşadıklarını anlatıyor, bazıları ise arkasına bile bakmadan istasyondan uzaklaşıyordu. Yağmur ile Zeynep de kalabalığın arasına karışarak vagondan çıktılar. Doruk birkaç adım arkalarından ilerlerken Yağmur, metroda yaşananların sıradan bir arıza olmadığını düşünüyordu. Zeynep etrafına bakıp derin bir nefes aldı:

"Ben bir daha metroya binmek istemiyorum."

Yağmur başını sallayarak:

"Ben de."

Doruk yanlarına geldiğinde istasyonun diğer tarafına baktı. Kuklacı ortalıkta görünmüyordu. Yağmur, Zeynep'e biraz ileride beklemesini söyledikten sonra Doruk'la birlikte istasyonun daha tenha bir bölümüne geçti. Kalabalığın sesi biraz uzaklaştığında Yağmur bilekliğine baktı. Miya'nın sesi hemen duyuldu:

"Sonunda yalnız kaldık."

Yağmur hafifçe gülümsedi:

"Birazdan yalnız kalmayacağız."

Miya ne demek istediğini anlamıştı. Yağmur'un sesindeki ciddiyeti fark edince bu kez şaka yapmadı:

"Dikkatli ol."

Yağmur başını salladı:

"Olacağım."

Doruk da kolyesini eline alırken Neko'nun sesi duyuldu:

"Bu kuklanın işi sandığımızdan daha büyük olabilir."

Doruk çevresine bakarak:

"Ben de öyle düşünüyorum."

Neko:

"O zaman hazır ol."

Doruk kısa bir süre sustuktan sonra:

"Her zaman."

Yağmur bilekliğini kaldırıp derin bir nefes aldı:

"Miya, parla!"

Bilekliğinden yayılan ışık Yağmur'u sararken Doruk da kolyesini tuttu:

"Neko, yüksel!"

Kolyeden yayılan karanlık enerji Doruk'un etrafını sardı. Birkaç saniye sonra istasyonun tenha bölümünde Şans ve Gölge yeniden ortaya çıktı. Şans çevreyi incelerken Gölge metro hattına doğru baktı. Tam o sırada istasyonun diğer ucundaki ekranlardan biri kendiliğinden açıldı. Ekranda Kuklacı belirdi. Elindeki değneği omzuna dayamış, doğrudan kameraya bakıyordu:

"Şimdi oyun daha eğlenceli olacak."

Ekran yeniden karardı. Şans bumerangını eline alırken Gölge de kancasını hazırladı. Kuklacı'nın nerede olduğunu bilmiyorlardı ama onun metrodan çoktan ayrıldığını anlamışlardı. Şans istasyonun çıkışına doğru ilerlerken Gölge de onun yanında yürüdü. Arkalarında ise hâlâ korkuyla konuşan yolcuların sesleri duyuluyordu. Şans ile Gölge istasyonun çıkışına doğru ilerlerken ekranın yeniden açılmasını beklediler fakat Kuklacı bu kez hiçbir görüntü bırakmadı. İstasyonun içinde hâlâ insanların telaşlı sesleri duyuluyor, görevliler metroda yaşananları anlamaya çalışıyordu. Şans kalabalığın arasından ilerlerken bir yandan da etrafındaki küçük ayrıntılara dikkat ediyordu. Kuklacı'nın oyuncakları doğrudan kontrol edebilmesi, metro gibi kapalı bir alanda insanları kolayca köşeye sıkıştırabilmesi ve özellikle kendilerini hedef alması tesadüf değildi. Gölge ise istasyonun diğer tarafındaki güvenlik ekranlarına bakıyordu. Birkaç ekranda metro vagonunun görüntüleri vardı ve görüntülerde hâlâ birkaç oyuncak yerde duruyordu. Gölge ekranlardan birinin önünde durup dikkatlice baktı:

"Şans, şuna bak."

Şans onun yanına gelip ekrandaki görüntüyü inceledi. Vagonun arka tarafında diğerlerinden farklı duran küçük bir kukla vardı. Oyuncakların tamamı hareketsizken onun başı yavaşça hareket ediyor, sanki kameraya bakıyordu. Şans birkaç saniye boyunca görüntüyü izledikten sonra bunun Kuklacı'nın geride bıraktığı bir iz olabileceğini düşündü. Tam ekrana yaklaşacakken görüntü aniden kesildi. Şans bumerangını eline alıp istasyonun çıkışına baktı:

"Buradan gitmiş."

Gölge başını sallayarak:

"Bir yere yetişmeye çalışıyor."

Şans birkaç adım daha ilerlediğinde yerde küçük bir tahta parçası gördü. Eğilip onu incelediğinde bunun sıradan bir oyuncak parçası olmadığını fark etti. Üzerinde aynı karanlık enerji izleri vardı. Şans parçayı eline almak yerine bumerangının ucuyla hafifçe çevirdi. Karartı'nın izi hâlâ kaybolmamıştı. Gölge yanına gelip parçaya baktığında ikisi de aynı şeyi düşünüyordu. Kuklacı'nın kontrol ettiği oyuncaklardan biri buraya kadar gelmiş ve bir parçasını geride bırakmış olabilirdi. Şans başını kaldırıp istasyonun çıkışına baktı:

"Bunu takip edebiliriz."

Gölge kancasını hazırlarken:

"Sonunda bir iz bulduk."

İkisi birlikte istasyondan çıktı. Dışarıda gece çoktan çökmüş, sokak lambaları kaldırımları aydınlatmaya başlamıştı. Şans elindeki parçayı tekrar incelediğinde Karartı'nın çok hafif bir şekilde titreştiğini fark etti. Titreşim belirli bir yöne doğru yoğunlaşıyordu. Gölge de bunu fark edince ikisi aynı yöne baktı. Birkaç sokak ileride eski bir oyuncak dükkânının tabelası görünüyordu. Şans gözlerini kısarak tabelaya baktı:

"Sanırım nereye gittiğini bulduk."

Gölge hafifçe gülümsedi:

"Umarım oyuncakçıya gidiyordur."

Şans ona baktı:

"Ne?"

Gölge omuzlarını silkti:

"En azından adıyla uyumlu olur."

Şans istemsizce gülümsedi ve ikisi karanlık sokağa doğru ilerlemeye başladı. Şans bumerangını hazırlarken dükkânın içindeki karanlığa baktı. Vitrindeki kuklalardan biri bir anda başını çevirdi. İçeriden gelen sessizlik artık beklemek için fazla rahatsız ediciydi.

"Sanırım bizi bekliyor."

Gölge kancasını hazırlayıp kapıya doğru ilerledi.

"O zaman bekletmeyelim."

Kapı açıldığında eski dükkânın içindeki ağır toz kokusu dışarıya yayıldı. Raflarda birbirinden farklı oyuncaklar, kuklalar ve eski bebekler duruyordu. Bazılarının üzeri tozla kaplanmış olsa da birkaç oyuncağın yeni olduğu hemen belli oluyordu. Şans içeri adım attığında yerdeki tahta parçalarının az önce buldukları parçayla aynı olduğunu fark etti. Karartı'nın izi dükkânın arka tarafına doğru ilerliyordu.

Gölge kancasını indirip çevreyi inceledi.

"Burada yeni bir şeyler olmuş."

Şans rafların arasından geçerken bazı oyuncakların gözlerinin hareket ettiğini fark etti. Birkaç adım sonra raflardan birindeki kuklanın başı kendiliğinden döndü. Şans durmadan ilerledi fakat elini bumerangından çekmedi.

"Uyanıklar."

Gölge arkasından gelirken yerdeki oyuncak ayıya baktı. Oyuncak ayı birkaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra ayağa kalktı ve ikisine doğru dönmeye başladı. Ardından raflardaki diğer oyuncakların da hareket ettiğini fark ettiler. Kuklalar iplerinden kurtuluyor, bebekler raflardan aşağı iniyor, oyuncak arabalar yerde kendi kendine ilerliyordu. Şans ile Gölge'nin çevresi kısa sürede hareket eden oyuncaklarla doldu.

Şans bumerangını kaldırdı.

"Sanırım sessizce girmemize izin vermeyecek."

Gölge kancasını savurup önündeki iki kuklayı birbirine çarptı.

"Zaten sessizlik fazla sıkıcıydı."

Oyuncaklar aynı anda saldırıya geçti. Şans bumerangını fırlatıp önündeki kuklaları yere düşürdü. Gölge kancasıyla tavandan sarkan büyük bir kuklayı kendisine doğru çekip kenara savurdu. Ancak yere düşen oyuncakların bazıları yeniden ayağa kalkıyordu. Şans bunun farkına vardığında saldırılarını boşa harcadığını anladı.

"Onları durduramıyoruz."

Gölge bir oyuncağın saldırısından sıyrılıp rafın arkasına geçti.

"Çünkü biri hâlâ kontrol ediyor."

Dükkânın arka tarafındaki karanlıkta küçük ayak sesleri duyuldu. Oyuncakların tamamı bir anda durdu. Şans ile Gölge'nin karşısındaki rafların arasından Alara çıktı. Elinde siyah değneği vardı ve yüzünde kendinden emin bir gülümseme bulunuyordu.

"Ben kontrol ediyorum."

Kuklacı değneğini kaldırdığında dükkândaki bütün oyuncakların gözleri aynı anda Şans ve Gölge'ye çevrildi.

"Ve siz de artık benim oyuncaklarımsınız."

Kuklacı'nın değneği havaya kalktığı anda dükkândaki bütün oyuncaklar aynı anda hareketlendi. Şans ile Gölge'nin önünü kapatan kuklalar saldırıya geçerken raflardaki küçük oyuncaklar da yere atlayıp ayaklarına doğru ilerledi. Şans bumerangını savurarak önündeki kuklaları geri püskürttü, Gölge ise kancasını raflardan birine geçirip kendisini yukarı çekerek oyuncakların üzerinden geçti. Ancak Kuklacı değneğini her çevirdiğinde düşen oyuncaklar yeniden ayağa kalkıyor ve saldırılarının yönünü değiştiriyordu.

Şans, oyuncakların sürekli yeniden hareket etmesini fark edince Kuklacı'nın elindeki değneğe odaklandı. Değnek hareket ettikçe bütün oyuncaklar aynı anda yön değiştiriyordu. Gölge de aynı şeyi fark etmişti:

"Değneği almamız gerekiyor."

Şans bumerangını yeniden eline alıp rafların arasından ilerledi:

"Evet ama önce ona yaklaşmamız lazım."

Kuklacı bunu duyunca gülümsedi ve değneğini yere doğru çevirdi. Tavandan sarkan kuklalar bir anda iplerinden kurtulup aşağı atladı. Şans geriye çekilirken Gölge kancasını fırlatıp kuklalardan birini yakaladı ve diğerlerinin üzerine savurdu. Açılan boşluktan ilerleyen Şans Kuklacı'ya yaklaşmaya çalıştı fakat Kuklacı değneğini kaldırdığı anda yerdeki oyuncak arabalar hızla Şans'ın ayaklarına doğru geldi. Şans son anda sıçrayarak saldırıdan kurtuldu:

"Fena değilsin."

Kuklacı'nın yüzündeki gülümseme genişledi:

"Ben daha yeni başladım."

Kuklacı değneğini tekrar kaldırdığında dükkânın arka tarafındaki büyük bir oyuncak ayı rafın üzerinden atlayarak Şans'ın üzerine doğru ilerledi. Şans bumerangını fırlatıp oyuncağın göğsüne çarptı fakat ayı birkaç saniye sonra yeniden ayağa kalktı. Gölge de önündeki kuklaları savuştururken Kuklacı'nın değneğiyle yaptığı her hareketin oyuncakları yönlendirdiğini gördü. Küçük kızın dikkatini dağıtmadan değneğe ulaşmaları mümkün değildi.

Gölge kancasını tavandaki demire geçirip kendisini Kuklacı'nın bulunduğu tarafa doğru çekti. Kuklacı başını kaldırıp onu fark ettiğinde değneğiyle havayı işaret etti. Tavandaki eski kuklalardan biri ipini savurarak Gölge'nin önüne geçti. Gölge kancasıyla kuklayı yakalayıp kenara savurduğunda Kuklacı çoktan başka bir oyuncağı harekete geçirmişti:

"Biraz daha uğraşmanız gerekecek."

Şans rafların arasından ilerlerken Kuklacı'nın yanında duran küçük oyuncak kutusunu fark etti. Kutunun kapağı açıktı ve içinde birbirinden farklı küçük oyuncaklar bulunuyordu. Kuklacı yeni bir oyuncağı kontrol etmek için değneğini ona doğru çevirdiği anda Şans bumerangını kutuya doğru fırlattı. Bumerang kutunun kenarına çarpınca içindeki oyuncaklar yere saçıldı. Kuklacı şaşkınlıkla o tarafa döndüğü anda Şans bu fırsatı değerlendirdi ve bumerangını yeniden yakalayıp Karartı'ya doğru fırlattı. Bumerang değneğe çarptığında Kuklacı'nın eli açıldı ve Karartı yere düştü. Aynı anda dükkândaki bütün oyuncaklar hareketsiz kaldı.

Kuklacı birkaç saniye boyunca yerdeki değneğe baktı. Şans ileri doğru bir adım attığında Kuklacı hızla Karartı'ya uzandı fakat Gölge kancasını fırlatıp değneği kendisine doğru çekti. Karartı yerde sürüklenerek Gölge'nin önünde durdu:

"Onu bana ver!"

Gölge değneği eline alıp Karartı'nın enerjisini hissetti. Değnek hafifçe titreşiyordu:

"Sanırım bunu istiyorsun."

Kuklacı birkaç adım öne çıktı:

"Onu bana ver!"

Şans Gölge'nin yanına gelip Karartı'ya baktı. Değneğin içindeki karanlık enerji hâlâ yoğun bir şekilde yayılıyordu. Tam o sırada dükkânın arka tarafındaki oyuncaklardan biri yeniden hareket etti. Ardından bir diğeri ve bir diğeri daha ayağa kalktı. Gölge elindeki değneğe bakarken Kuklacı'nın yüzünde yeniden küçük bir gülümseme belirdi:

"Değnek bende değil diye oyun bitmedi."

Şans etrafındaki oyuncaklara bakıp bumerangını kaldırdı. Rafların tamamı yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Bu kez dükkândaki bütün oyuncaklar aynı anda Şans ve Gölge'ye doğru dönüyordu. Dükkândaki oyuncaklar yeniden hareketlenirken Şans ile Gölge geri çekilmek zorunda kaldı. Kuklacı değneğini her çevirdiğinde oyuncaklar farklı yönlere saldırıyor, Gölge onları uzak tutmaya çalışırken Şans Karartı'yı nasıl etkisiz hâle getirebileceklerini düşünüyordu. Değnek onun gücünün kaynağıydı ve Kuklacı onu elinde tuttuğu sürece oyuncakları kontrol etmeye devam edecekti. Şans etrafındaki oyuncaklara, raflara ve dükkânın içinde duran eşyalara baktı. Ardından bilekliğini kaldırdı:

"Uğurlu Tılsım!"

Etrafındaki birkaç eşya dikkatini çekti. Rafın üzerinde duran eski bir oyuncak mancınık, yerdeki kalın bir ip ve küçük bir oyuncak araba gözüne takıldı. Şans üçünü bir araya getirerek ne yapabileceğini düşündü. Mancınığı yere yerleştirip ipi mekanizmasına bağladı, ardından oyuncak arabayı mancınığın önüne koydu. Gölge oyuncakları uzak tutmaya devam ederken Şans hazırladığı düzeneğin yanına geçti:

"Biraz daha dayan."

Gölge önüne gelen büyük bir kuklayı sopasıyla savururken:

"Elimden geleni yapıyorum."

Kuklacı değneğini kaldırıp bütün oyuncakları aynı anda harekete geçirdi. Şans hazırladığı mancınığa baktı ve planını uygulamaya başladı. Mancınığın içine kendisi geçti, bumerangını Gölge'ye uzatıp yerdeki küçük oyuncağı gösterdi. Gölge ne yapacağını anlayınca oyuncağı alıp Kuklacı'nın dikkatini dağıtmak için fırlattı. Kuklacı oyuncağı kontrol etmek üzere değneğini ona doğru çevirdiği anda Şans mancınığın ipini bıraktı. Mancınık Şans'ı doğrudan Kuklacı'ya doğru fırlattı. Havada ilerlerken Şans bumerangını savurdu. Bumerang Kuklacı'nın elindeki Karartı'ya çarptı ve değnek elinden fırlayarak yere düştü.

Kuklacı hemen Karartı'ya doğru hamle yaptı fakat Gölge önüne geçerek sopasıyla saldırısını durdurdu. Şans yere düşen değneğin yanına ulaşıp Karartı'yı iki eliyle kavradı. Değneğin içindeki karanlık enerji ellerinin arasında titreşirken Şans bütün gücüyle onu ortadan ikiye ayırdı. Karartı çatlayarak iki parçaya ayrıldığı anda içindeki karanlık enerji dağıldı ve dükkândaki bütün oyuncaklar aynı anda hareketsiz kaldı.

Kuklacı'nın dönüşümü sona erdi ve Alara yeniden ortaya çıktı. Küçük kız şaşkınlıkla etrafına bakarken ne olduğunu anlamaya çalıştı:

"Ben... buraya nasıl geldim?"

Şans etraftaki oyuncaklara bakıp sakin bir şekilde:

"Uzun hikâye."

Gölge yere düşen kuklaya bakarak:

"Ve biraz oyuncaklı."

Alara ikisine şaşkınlıkla bakarken Şans ile Gölge dükkândan çıkmak için hazırlanmaya başladı. Yerde Karartı'dan geriye kalan iki siyah parça duruyordu. Karanlık enerji tamamen kaybolduğunda dükkân yeniden sessizliğe büründü. Yağmur istasyonun tenha bölümünde dönüşümünü sona erdirdiğinde yeniden eski hâline döndü. Saate baktığında filmin başlamasına çok az kaldığını fark edince çantasını alıp hızla sinemaya doğru ilerledi. İstasyondan çıktığında Zeynep'in onu girişte beklediğini gördü. Yağmur nefesini toparlamaya çalışarak yanına geldi:

"Yetiştim."

Zeynep gülümseyerek:

"Sonunda."

İkisi salona girdiklerinde film henüz başlamıştı. Yağmur koltuklara bakarken ön sıralardan birinde Doruk'un oturduğunu fark etti. Onu görünce bir an duraksadı. Doruk da Yağmur'u fark edip yanındaki boş koltuğu gösterdi:

"Burada boş."

Yağmur'un kalbi hızlandı. Doruk'un yanına otururken ne söyleyeceğini bilemediği için birkaç saniye sessiz kaldı:

"T-tamam."

Işıklar tamamen kapandığında Yağmur gözlerini ekrana çevirdi ama Doruk'un yanında olduğu için filme odaklanmakta zorlanıyordu. Doruk, Yağmur'un sürekli yerinde kıpırdandığını fark edince biraz ona doğru eğildi:

"İyi misin?"

Yağmur bir anda ne diyeceğini şaşırdı. Doruk'un bu kadar yakınında olmasıyla kalbi yeniden hızlandı. Normalde kolayca söyleyebileceği cümleyi kurmaya çalışırken kelimeler ağzında birbirine girdi:

"Ş-şey... i-iyiyim. Yani... iyiyim, b-bir şey yok."

Doruk onun yüzündeki ifadeye bakıp hafifçe gülümsedi:

"Emin misin?"

Yağmur başını salladı ama Doruk'a bakmaya cesaret edemedi. Gözlerini ekrana çevirdiği hâlde yüzündeki heyecan hâlâ geçmemişti:

"E-evet... sadece f-film biraz... şey..."

Cümlesinin devamını getiremeyince sustu. Doruk onun ne demek istediğini anlamaya çalışırken Yağmur derin bir nefes alıp kendini toparlamaya çalıştı:

"Yani... filmi izliyorum."

Doruk gülümseyerek tekrar ekrana döndü:

"Tamam."

Yağmur da ekrana baktı. Birkaç saniye boyunca sessizce oturduktan sonra sonunda biraz sakinleşebildi. Gün içinde yaşanan bütün olayların ardından istediği tek şey filmin geri kalanını sorunsuz izlemekti.

Şehrin başka bir yerinde Kronos, yaşananları saatinin içindeki görüntülerden izliyordu. Kuklacı'nın yenilmesi onun için yalnızca bir başarısızlık değildi. Şans'ın çevresindeki nesneleri kullanarak beklenmedik bir çözüm bulmasını, Gölge'nin ona zaman kazandırmasını ve ikisinin birlikte hareket etmesini dikkatle incelemişti. Kronos saati kapatırken sakin bir şekilde konuştu:

"Her karşılaşmada sizi biraz daha tanıyorum."

Kısa bir sessizliğin ardından bakışlarını karanlık odada bir noktaya çevirdi:

"Ve siz farkına varmadan, ben de hazırlanıyorum."

Kronos'un yüzünde hafif bir gülümseme oluştu:

"Bir sonraki karşılaşmamız daha farklı olacak."

bölüm sonu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…