16. Bölüm: Oyuncak Ustası

Vaveyla Yazarı: Ali Osman Göktaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 16. Bölüm: Oyuncak Ustası

Yağmur, Doruk, Zeynep ve Mert okulun bahçesinde oturuyordu. Öğrenciler etraflarında sohbet ederken konu bir anda araba kullanmaya geldi. Mert:

"Ben on sekizime basar basmaz ehliyet alacağım."

Zeynep:

"Sen mi?"

Mert:

"Niye şaşırdın?"

Zeynep:

"Sen önce bisikleti düzgün sür."

Mert:

"Bisiklet farklı."

Doruk:

"Araba kullanmak o kadar kolay değil."

Mert:

"Sen kullanabiliyor musun?"

Doruk:

"Henüz değil."

Mert:

"Ben ilk gün şehir turuna çıkarım."

Zeynep:

"İlk gün direğe sarılırsın."

Mert:

"Hiçbir şey olmaz."

Yağmur sessizce onları dinliyordu. Mert bir anda ona döndü:

"Sen araba kullanmak ister misin?"

Yağmur'un yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu. Soruyla birlikte gözleri büyüdü. Birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi:

"Ben... bilmiyorum."

Mert:

"Neden?"

Yağmur:

"Biraz korkuyorum."

Doruk:

"Neden korkuyorsun?"

Yağmur:

"Araba büyük. Yanlış bir şey yaparsam ne olacak?"

Doruk:

"Öğrenince korkmazsın."

Yağmur:

"Belki."

Zeynep:

"Ben kesin kullanırım."

Mert:

"İşte cesaret."

Zeynep:

"Sen de fazla konuşuyorsun."

Mert:

"Ben doğuştan yetenekliyim."

Yağmur gülerek başını iki yana salladı:

"Seninle aynı arabaya binmem."

Mert:

"Niye?"

Yağmur:

"Çünkü hayatta kalmak istiyorum."

Zeynep ve Doruk gülerken Mert itiraz etmeye başladı:

"Abartıyorsunuz."

Yağmur da onlara bakıp gülümsedi. Mert:

"Bir gün hepiniz benim arabamda olacaksınız."

Zeynep:

"Ben yürürüm."

Doruk:

"Ben de."

Mert:

"Yağmur?"

Yağmur:

"Ben de yürürüm."

Mert:

"Niye herkes bana karşı?"

Zeynep:

"Çünkü sen daha bisikletle kaldırıma çıkıyorsun."

Mert:

"O bir kazaydı."

Doruk:

"Geçen hafta da ağaca çarptın."

Mert:

"O da ağacın suçu."

Yağmur gülmeye başladı. Mert kollarını bağlayıp:

"Tamam. Görürsünüz. On sekizime geldiğimde çok iyi araba kullanacağım."

Zeynep:

"Önce on sekizine gel."

Mert:

"Az kaldı."

Doruk:

"Senin için çok uzun."

Mert:

"Bekleyin. İlk işim araba almak olacak."

Yağmur:

"Ben hâlâ araba kullanmaktan korkuyorum."

Zeynep:

"Alışırsın."

Yağmur:

"Umarım."

Zil çaldığında dört arkadaş ayağa kalkıp sınıfa doğru yürümeye başladı. Yağmur son kez bahçeye baktı. Mert hâlâ araba kullanacağı günü anlatıyordu. Yağmur gülümseyerek başını iki yana salladı:

"Bu çocuk gerçekten araba kullanacak."

Zeynep:

"Ben de onu izlemek için yanında olacağım."

Mert:

"Ne dediniz?"

Zeynep:

"Hiç."

Mert:

"Yine mi hiç?"

Doruk gülerek:

"Senin yanında herkesin cevabı hiç."

Dördü birlikte sınıfa girerken Mert hâlâ gelecekte kullanacağı arabadan bahsediyordu. Dersler sona erdiğinde Yağmur, Doruk, Zeynep ve Mert okuldan çıkıp bahçeye yöneldi. Mert hâlâ on sekiz yaşına geldiğinde alacağı arabadan bahsediyordu:

"Size söylüyorum, ilk işim araba almak olacak."

Zeynep:

"Markası ne?"

Mert:

"Onu daha düşünmedim."

Doruk:

"Yani araba almaya karar verdin ama hangi arabayı alacağını bilmiyorsun."

Mert:

"Önemli olan araba."

Yağmur:

"Umarım güvenli bir şey alırsın."

Mert:

"Tabii ki."

Zeynep:

"Ve ağaca çarpmaz."

Mert:

"O ağaca bir daha denk gelmeyeceğim."

Doruk:

"Ağaçların yerini mi değiştireceksin?"

Mert:

"Komik."

Dördü gülerek okuldan uzaklaşırken yolun karşı tarafında küçük bir çocuk oyuncak arabasını sürüyordu. Çocuk arabayı yere koyup ileri geri hareket ettiriyor, sonra başka bir oyuncak arabayı yanına getiriyordu. Bir süre sonra çocuğun babası yanına geldi:

"Haydi, eve gidiyoruz."

Çocuk oyuncak arabalarını topladı:

"Biraz daha oynayabilir miyim?"

Babası:

"Hayır. Eve gidiyoruz."

Çocuk isteksizce oyuncaklarını çantasına koydu. Babasıyla birlikte yürümeye başladılar. Birkaç adım sonra çocuk başını kaldırıp babasına baktı:

"Baba, ben de gerçek araba kullanmak istiyorum."

Babası bir anda durdu:

"Sen daha on yaşındasın."

Çocuk:

"Ama oyuncak arabaları çok iyi kullanıyorum."

Babası:

"Bu aynı şey değil."

Çocuk:

"Ben dikkat ederim."

Babası:

"Hayır. Araba kullanamazsın."

Çocuk başını eğdi. Babası yürümeye devam ederken çocuk birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Sonra peşinden gitmek zorunda kaldı. Bir süre sonra babası arabasının yanına geldi. Anahtarlarını çıkarırken çocuk gözlerini arabadan ayırmıyordu. Babası arabaya binip:

"Sen burada bekle."

Çocuk cevap vermedi. Babası arabayı çalıştırıp uzaklaşırken çocuk arkasından baktı. Gözleri arabayı takip ediyordu. Aynı sırada Yağmur, Doruk, Zeynep ve Mert yolun diğer tarafında yürümeye devam ediyordu. Mert:

"Ben olsam şimdi arabayı sürerdim."

Zeynep:

"Sen de sürme zaten."

Mert:

"Niye?"

Zeynep:

"Çünkü hâlâ ağacı suçluyorsun."

Mert:

"Çünkü suçluydu."

Yağmur gülerek başını iki yana salladı. Dördü yollarına devam ederken küçük çocuk ise babasının arabasının arkasından bakmaya devam ediyordu. İçinde gerçek bir araba kullanma isteği giderek büyüyordu. Çocuk babasının arabayı park ettiği yeri aklında tuttu. Babası eve girip biraz sonra tekrar dışarı çıktığında çocuk hâlâ oyuncak arabalarıyla oynuyordu. Babası birkaç dakika başka bir işle ilgilenirken çocuk göz ucuyla arabanın anahtarlarına baktı. Sonra oyuncak arabasını yere bıraktı. Aklından geçen düşünceyi durduramıyordu. Gerçekten araba kullanmak istiyordu. Yavaşça anahtarlara doğru ilerledi. Babasının kendisini fark etmediğinden emin olduktan sonra anahtarları aldı ve arabaya doğru yürüdü. Kapıyı açıp sürücü koltuğuna oturdu. Ellerini direksiyona koydu. Birkaç saniye boyunca öylece durdu. Sonra motoru çalıştırdı. Arabanın sesi duyulunca çocuk heyecanlandı. Arabayı yavaşça hareket ettirdi. İlk başta her şey yolunda gidiyordu. Fakat sokağın sonuna geldiğinde direksiyonu kontrol etmekte zorlandı. Araba bir anda hızlandı. Çocuk panikle frene basmaya çalıştı:

"Dur!"

Araba yolda ilerlemeye devam etti. Çevredeki insanlar kenara çekilirken bazı araçlar ani fren yaptı. Çocuk direksiyonu iki eliyle sıkıca tutuyordu:

"Ben bunu yapabilirim."

Fakat korkusu giderek büyüyordu. Bir kavşaktan geçerken başka bir araç son anda durdu. Çocuk arabayı yeniden kontrol etmeye çalıştı. Kısa süreliğine şehirde büyük bir kaos oluşmuştu. İnsanlar ne olduğunu anlamaya çalışırken çocuk sonunda arabayı yolun kenarına çekmeyi başardı. Tam derin bir nefes alacakken arkasından babasının sesini duydu:

"Sen ne yaptığını sanıyorsun?"

Çocuk başını kaldırdı. Babası öfkeyle arabaya doğru geliyordu. Çocuk arabadan indi. Elindeki anahtarlara baktı:

"Baba..."

Babası:

"Sana araba kullanma demedim mi?"

Çocuk:

"Ben sadece..."

Babası:

"Sadece ne? Ya birine çarpsaydın?"

Çocuk başını eğdi. Babası öfkeyle devam etti:

"Bir daha böyle bir şey yapmayacaksın. Anladın mı?"

Çocuk cevap vermedi. Babasının sözleri karşısında gözleri doldu. Yere bıraktığı oyuncak arabasını gördü. Oyuncak arabayı eline aldı ve sessizce ona baktı. Çocuk oyuncak arabayı avucunda sıkıca tutarken gökyüzünden siyah bir tüy süzülerek yanına doğru ilerlemeye başladı. Çocuk başını kaldırıp havada ilerleyen tüyü fark etti. Tüy etrafında bir kez döndü. Tam o sırada Kronos'un sesi zihninde yankılandı:

"Oyuncak Ustası, ben Kronos. Seni oyuncakları canlandırıp kontrol edebilen bir güce dönüştürdüm. Karşılığında senden tek bir şey istiyorum: Şans ve Gölge'nin gücünü bana getir."

Karanlık enerji bir anda çocuğun bedenini sardı. Elindeki oyuncak araba hareket etmeye başladı. Çevresindeki oyuncak askerler ayağa kalktı, pelüş oyuncaklar kıpırdanmaya başladı. Karanlık enerji dağıldığında çocuk artık Oyuncak Ustası olmuştu. Oyuncak Ustası elindeki oyuncak arabaya baktı. Parmaklarını hareket ettirdiğinde araba kendi kendine ilerlemeye başladı. Yerdeki oyuncak askerler onun etrafında sıralandı. Oyuncak Ustası'nın yüzünde büyük bir gülümseme oluştu:

"Artık hepsi benimle oynayacak."

Oyuncak Ustası elini havaya kaldırdı:

"Haydi savaşa!"

Oyuncaklar bir anda harekete geçti. Oyuncak Ustası elini havaya kaldırdı:

"Haydi savaşa!"

Oyuncaklar bir anda harekete geçti. Oyuncak arabalar yola çıkıp hızla ilerlemeye başladı. Oyuncak askerler ellerindeki küçük silahları kaldırarak etrafa dağıldı. Birkaç pelüş oyuncak büyüyerek sokağın ortasında yürümeye başladı. Oyuncak Ustası kahkahalar atarak onların peşinden ilerledi. Şehirde insanlar ne olduğunu anlamaya çalışırken oyuncak arabalar sokaklarda dolaşıyor, devleşen pelüş oyuncaklar park halindeki araçları kenara itiyordu. Oyuncak Ustası bütün bunları büyük bir oyun gibi görüyordu:

"Bu daha başlangıç!"

Aynı sırada Yağmur, Doruk, Zeynep ve Mert okuldan ayrılmış, eve doğru yürüyordu. Bir anda uzaktan gelen gürültüyü duydular. Mert başını kaldırdı:

"Bu ses de ne?"

Zeynep:

"Bir şey devrildi galiba."

Bir oyuncak araba hızla sokağın köşesinden çıkıp önlerinden geçti. Mert şaşkınlıkla arkasından baktı:

"Oyuncak araba mıydı o?"

Doruk:

"Biraz büyüktü."

Tam o sırada dev bir pelüş ayı sokağın diğer tarafından ortaya çıktı. Dördü bir anda durdu.

Mert:

"Tamam. Bu kesinlikle normal değil."

Yağmur:

"Burada bir kötü var."

Doruk:

"Anlaşılan öyle."

Oyuncak Ustası uzaktan onları fark etti. Elini kaldırıp oyuncak ayıyı onlara doğru yönlendirdi:

"Yeni oyuncaklar!"

Dev pelüş ayı hızla üzerlerine doğru koşmaya başladı. Yağmur, Doruk, Zeynep ve Mert kaçmak için farklı yönlere dağıldı. Ayı yere vurduğunda kaldırım sarsıldı.

Mert:

"Ben bu oyuncağı hiç beğenmedim!"

Zeynep:

"Senin fikrini soran olmadı!"

Yağmur:

"Koş!"

Dördü köşeyi dönüp gözden kayboldu. Oyuncak Ustası ise uzaktan onları izleyip gülmeye devam etti:

"Kaçmayın! Daha yeni başladık!"

Dev pelüş ayı sokağın ortasında ilerlerken Yağmur ve Doruk farklı yönlere kaçtı. Yağmur bir ara sokağa girip etrafına baktı. Kimsenin kendisini görmediğinden emin olduktan sonra Miya'nın sesi zihninde yankılandı:

"Sanırım artık dönüşme zamanı."

Yağmur:

"Öyle görünüyor."

Miya:

"Bu arada, oyuncak ayı oldukça büyük."

Yağmur:

"Miya, şimdi sırası değil."

Miya:

"Tamam."

Yağmur tılsımını kaldırdı:

"Miya, parla!"

Karanlık ve ışık enerjisi Yağmur'un etrafını sardı. Birkaç saniye sonra Şans ortaya çıktı. Aynı sırada Doruk başka bir sokağa girip arkasına baktı. Kimsenin onu takip etmediğinden emin olduktan sonra Neko'nun sesi zihninde yankılandı:

"Umarım oyuncak ayılardan korkmuyorsundur."

Doruk:

"Korkmuyorum."

Neko:

"İyi. Çünkü birazdan bir tanesi seni ezmeye çalışacak."

Doruk:

"Neko."

Neko:

"Tamam, tamam."

Doruk tılsımını kaldırdı:

"Neko, yüksel!"

Karanlık enerji Doruk'un etrafını sardı. Birkaç saniye sonra Gölge ortaya çıktı. Şans ve Gölge birbirlerinin kim olduğunu bilmeden ayrı yönlerden Oyuncak Ustası'nın bulunduğu sokağa doğru ilerlemeye başladı. Şans ve Gölge ayrı yönlerden sokağa çıktı. Oyuncak Ustası'nın etrafında oyuncak arabalar hızla dolaşıyor, oyuncak askerler sokağın iki tarafına diziliyor, dev pelüş oyuncaklar ise önlerine çıkan her şeyi iterek ilerliyordu. Oyuncak Ustası onları fark edince elini havaya kaldırdı:

"Haydi çocuklar! Yeni oyun başladı!"

Bir grup oyuncak asker Şans'a doğru koşmaya başladı. Şans sopasını savurarak onları birer birer kenara fırlattı. Tam arkasından gelen oyuncak arabayı fark edip son anda üzerinden atladı. Gölge ise dev pelüş ayının saldırısından sıyrılıp sopasını ayının bacağına vurdu. Ayı sendeleyerek geriye çekildi.

Gölge:

"Şu oyuncakların boyutuyla biraz oynasak iyi olacak."

Şans:

"Önce sahibini durduralım."

Oyuncak Ustası elini kaldırdı. Yerde duran oyuncak askerler yeniden ayağa kalktı. Birkaç oyuncak araba da hızla Gölge'ye doğru ilerlemeye başladı. Gölge sopasını yere vurarak bir arabanın üzerinden atladı. İkinci araba tam yanından geçerken onu sopasıyla yana savurdu. Şans da başka bir oyuncak arabanın önüne geçip onu durdurdu.

Oyuncak Ustası kahkaha attı:

"Çok güzel oynuyorsunuz!"

Şans:

"Biz oyun oynamıyoruz."

Oyuncak Ustası:

"Ben oynuyorum."

Oyuncak Ustası elini tekrar kaldırdı. Bu kez dev bir oyuncak dinozor arkasından yükseldi. Dinozor ağzını açıp Şans ve Gölge'ye doğru ilerlemeye başladı.

Gölge:

"Bu da yeni çıktı."

Şans:

"Galiba."

Dinozor üzerlerine doğru hamle yaptı. İkisi farklı yönlere sıçrayarak saldırıdan kurtuldu. Dinozor arkasındaki duvara çarptı. Şans fırsatı değerlendirip Oyuncak Ustası'na doğru koşmaya başladı.

Oyuncak Ustası:

"Yakala onu!"

Oyuncak askerler Şans'ın önünü kesmeye çalıştı. Şans sopasını savurarak önünü açtı ve Oyuncak Ustası'na birkaç metre kadar yaklaştı. Tam ona ulaşacakken dev pelüş ayı önüne atladı.

Şans:

"Of!"

Gölge uzaktan bunu görünce Oyuncak Ustası'na doğru koştu:

"Şans, çekil!"

Şans son anda yana çekildi. Gölge sopasını savurarak pelüş ayıya vurdu. Ayı geriye doğru sendeledi. Şans ve Gölge yeniden yan yana geldi.

Oyuncak Ustası onlara bakıp gülmeye devam etti:

"Biraz daha oynayalım mı?"

Şans:

"Senin oyun anlayışın biraz fazla tehlikeli."

Gölge:

"Ben de aynı şeyi diyecektim."

Oyuncak Ustası elini kaldırdı. Etrafındaki bütün oyuncaklar bir anda harekete geçti.

"Haydi savaşa!"

Şans ve Gölge birbirlerine bakıp saldırıya hazırlanan oyuncakların karşısında durdu. Şans ve Gölge birbirlerine bakıp saldırıya hazırlanan oyuncakların karşısında durdu. Oyuncak askerler aynı anda üzerlerine doğru koşmaya başladı. Şans sopasını savurarak ilk grubun arasından geçti. Bir oyuncak asker ayağına dolanmaya çalışınca Şans zıplayıp üzerinden atladı. Gölge ise gelen oyuncak arabaları fark edip hızla geri çekildi. İlk araba yanından geçip duvara çarptı, ikinci araba ise doğrudan üzerine geldi. Gölge sopasını yere dayayıp kendisini yukarı çekerek arabanın üzerinden atladı.

Gölge:

"Bu çocuk gerçekten bütün oyuncaklarını yanında mı getiriyor?"

Şans:

"Sanırım."

Gölge:

"Benim çocukluğumda bir tane top vardı."

Şans:

"Şimdi nostalji yapmanın sırası değil."

Gölge:

"Haklısın."

Dev pelüş ayı yeniden üzerlerine doğru koşmaya başladı. Şans ayının saldırısından son anda kurtuldu. Ayının pençesi arkasındaki duvara çarptı. Şans fırsatı değerlendirip ayının koluna tırmandı ve omzuna kadar çıktı. Ayı onu üzerinden atmaya çalışırken Şans kendisini yere bıraktı. Tam o sırada Gölge koşarak gelip sopasını ayının bacaklarının arasından geçirdi. Ayı dengesini kaybedip yere düştü.

Şans:

"İyi hamle."

Gölge:

"Teşekkürler."

Oyuncak Ustası bu kez çantasından küçük bir oyuncak asker çıkardı. Oyuncağı yere bıraktı. Oyuncak bir anda büyüyerek Şans ve Gölge'nin karşısında duran zırhlı bir askere dönüştü. Elindeki plastik kılıcı sallayarak üzerlerine yürümeye başladı.

Gölge:

"Bu kesinlikle oyuncak değil artık."

Şans:

"Çocuk onları büyütebiliyor."

Gölge:

"O zaman küçültmesini sağlamamız lazım."

Şans:

"Nasıl?"

Gölge:

"Henüz bilmiyorum."

Oyuncak asker kılıcını savurdu. Gölge sopasını kaldırıp darbeyi engelledi. Şans da askerin arkasına geçerek ayağına vurdu. Asker sendeledi fakat yere düşmedi. İkisi birlikte saldırmaya devam ederken Oyuncak Ustası uzaktan onları izliyordu.

Oyuncak Ustası:

"Benim oyuncaklarımı yenemezsiniz!"

Şans:

"Bunu birazdan göreceğiz."

Şans ve Gölge aynı anda oyuncağın iki tarafına geçti. Gölge sopasıyla kılıcı yukarı kaldırırken Şans askerin gövdesine tekme attı. Oyuncak asker geriye doğru savruldu ve yerdeki oyuncak arabaların üzerine düştü. Birkaç oyuncak araba da onun altında ezildi.

Oyuncak Ustası'nın yüzündeki gülümseme kayboldu:

"Hey! Onları kırdınız!"

Gölge:

"Onlar bizi kırmaya çalışıyordu."

Oyuncak Ustası öfkeyle çantasını açtı. İçinden küçük bir oyuncak dinozor çıkardı. Dinozoru yere bıraktığı anda dinozor büyümeye başladı. Birkaç saniye içinde sokağın ortasında dev bir oyuncak dinozor duruyordu.

Şans:

"Bu biraz fazla."

Gölge:

"Kesinlikle fazla."

Dinozor kuyruğunu savurarak ikisine saldırdı. Şans eğilerek kuyruğun altından geçti. Gölge ise duvara sıçrayıp kendisini yukarı çekti. Kuyruk duvara çarptığında taş parçaları yere döküldü. Gölge havadan dönerek dinozorun sırtına indi. Dinozor onu üzerinden atmaya çalışırken Şans önüne geçti.

Şans:

"Buraya!"

Dinozor başını Şans'a çevirdi. Şans hemen yana çekildi. Dinozor hızla ilerleyip bir duvara çarptı. Gölge fırsattan yararlanıp dinozorun sırtından atladı ve yere indi.

Oyuncak Ustası sinirlenmeye başlamıştı:

"Siz oyunu bozuyorsunuz!"

Şans:

"Çünkü senin oyunun insanları tehlikeye atıyor."

Oyuncak Ustası:

"Ben sadece herkesin benimle oynamasını istiyorum!"

Şans birkaç saniye durdu. Çocuğun sesindeki öfkenin altında başka bir şey olduğunu fark etmişti. Gölge de ona baktı.

Gölge:

"Bir dakika."

Şans:

"Ne?"

Gölge:

"Belki de asıl sorunu bu."

Oyuncak Ustası yeniden elini kaldırdı. Bu kez bütün oyuncaklar bir anda harekete geçti. Oyuncak arabalar hızlandı, askerler etrafa dağıldı, pelüş oyuncaklar üzerlerine doğru koştu. Şans ve Gölge yeniden savunmaya geçti.

Şans:

"Şimdi konuşmanın sırası değil."

Gölge:

"Sonra konuşuruz."

İkisi farklı yönlere ayrıldı. Şans oyuncak arabaların arasından ilerlerken Gölge oyuncak askerleri etkisiz hâle getiriyordu. Şans bir arabanın üzerine sıçrayıp diğerinin üzerinden atladı. Önüne çıkan oyuncak ayı kolunu savurduğunda yere eğildi ve ayının bacağının arasından geçti. Gölge ise bir oyuncak askerin kılıcından kaçıp sopasını savurdu ve onu geriye doğru fırlattı.

Oyuncak Ustası bütün bunları izlerken bir anda çantasından son bir oyuncak çıkardı. Küçük bir oyuncak arabayı avucunda tuttu. Şans ve Gölge ona doğru ilerlerken çocuk gülümsedi:

"Şimdi asıl oyuncağımı göstereceğim."

Oyuncak arabayı yere bıraktı.

Araba hareket etmeye başladı.

Şans ve Gölge durup ona baktı. Küçük araba giderek büyüdü ve birkaç saniye içinde gerçek bir otomobil büyüklüğüne ulaştı. Motor sesi sokağı doldurdu.

Gölge:

"Tamam."

Şans:

"Ne?"

Gölge:

"Şimdi gerçekten başımız belada."

Oyuncak araba hızla üzerlerine doğru gelmeye başladı. Şans ve Gölge iki farklı yöne sıçrayarak arabanın önünden kurtuldu. Araba duvara çarpacak gibi oldu fakat Oyuncak Ustası elini hareket ettirince aniden yön değiştirdi ve tekrar onların üzerine döndü.

Gölge:

"Bu araba bizi takip ediyor!"

Şans:

"Fark ettim!"

Araba yeniden hızlanarak Gölge'ye doğru geldi. Gölge son anda bir aracın üzerine atladı. Oyuncak araba aracın yanından geçip ilerideki sokağa girdi. Birkaç saniye sonra tekrar dönüp Gölge'nin üzerine geldi.

Gölge:

"Bu çocuk oyuncak araba kullanmayı fazla ciddiye alıyor."

Şans:

"Onu durdurmanın bir yolunu bulmalıyız."

Şans etrafına baktı. Oyuncak Ustası arabanın hareketlerini elini kullanarak yönlendiriyordu. Şans bunu fark edince Gölge'ye seslendi:

"Onu oyalayabilir misin?"

Gölge:

"Deneyebilirim."

Gölge doğrudan Oyuncak Ustası'na doğru koşmaya başladı. Oyuncak Ustası elini kaldırınca araba Gölge'nin peşinden yön değiştirdi. Gölge bir sokağa girip hızla koşmaya başladı. Araba arkasından gelirken Gölge duvarın kenarına sıçrayıp son anda yön değiştirdi. Araba hızla geçip duvara çarptı.

Oyuncak Ustası:

"Hey!"

Gölge:

"Şimdi sıra sende."

Şans Oyuncak Ustası'na doğru koştu. Çocuk elini kaldırıp yerdeki oyuncak askerleri onun önüne gönderdi. Şans ilk askeri sopasıyla kenara savurdu. İkincisinin üzerinden atladı. Üçüncüsü yolunu kapattığında dönüp tekme attı.

Oyuncak Ustası geri çekildi:

"Bırakın beni!"

Şans:

"Önce oyuncaklarını durdur."

Oyuncak Ustası başını iki yana salladı:

"Hayır!"

Çocuk yeniden elini kaldırdı. Etraftaki bütün oyuncaklar hareketlenmeye başladı. Pelüş ayı, dinozor, oyuncak askerler ve arabalar aynı anda Şans ve Gölge'ye doğru ilerledi.

Gölge:

"Bu biraz kalabalık oldu."

Şans:

"Biraz mı?"

Gölge:

"Tamam, çok."

İkisi sırt sırta vererek gelen oyuncaklara karşı koymaya başladı. Şans pelüş ayının saldırısından kurtulup yere yuvarlandı. Gölge dinozorun kuyruğunun üzerinden atladı. Oyuncak askerler etraflarını sararken ikisi birlikte hareket ederek yollarını açmaya çalıştı.

Oyuncak Ustası ise birkaç metre ötede onları izliyordu. Yüzündeki öfke giderek azaldı. Oyuncaklarını kontrol ederken bir an durdu. Şans bunu fark etti.

Şans:

"Sen aslında kavga etmek istemiyorsun."

Oyuncak Ustası:

"İstiyorum!"

Şans:

"Hayır. Sen sadece biri seninle oynasın istiyorsun."

Çocuk cevap vermedi.

Gölge:

"Belki de bütün bunları bırakıp konuşabiliriz."

Oyuncak Ustası:

"Babam bile benimle oynamıyor."

Şans birkaç saniye sessiz kaldı. Çocuğun elindeki küçük oyuncak arabaya baktı:

"Bu yüzden gerçek arabayı mı aldın?"

Oyuncak Ustası başını eğdi:

"Ben sadece araba kullanmak istemiştim."

Gölge:

"Ve ortalığı birbirine kattın."

"Ben kötü bir şey yapmak istemedim."

Şans:

"Yaptığın şey tehlikeliydi. Ama bunu düzeltmenin bir yolu var."

Çocuk başını kaldırdı. Tam o sırada arkasındaki dev oyuncak araba yeniden hareket etmeye başladı. Oyuncak Ustası şaşkınlıkla arkasına döndü. Oyuncakların hâlâ kendi kendine hareket ettiğini fark etti.

Şans:

"Gücün devam ettiği sürece oyuncakların durmayacak."

Oyuncak Ustası elini kaldırdı. Oyuncaklar yeniden onun emrine girdi.

Gölge:

"Şimdi şu gücün kaynağını bulalım."

Oyuncak Ustası onları dikkatle izledi. Şans ve Gölge'nin ne yapacağını anlamaya çalışırken oyuncaklarını etrafına topladı. Oyuncak Ustası elini havaya kaldırdı. Etrafındaki oyuncakların hepsi yeniden harekete geçti. Şans ve Gölge kendilerine doğru gelen oyuncaklardan kaçmaya çalışırken küçük kırmızı bir oyuncak araba diğerlerinden farklı şekilde hareket ediyordu. Araba sürekli yön değiştiriyor, sanki kendi başına hareket ediyormuş gibi Şans ve Gölge'yi takip ediyordu.

Şans:

"Şu arabaya bak."

Gölge:

"Diğerlerinden farklı."

Şans:

"Bir şey var onda."

Oyuncak Ustası onların arabayı fark ettiğini görünce hemen elini uzattı:

"Ona dokunmayın!"

Gölge:

"Demek önemli."

Oyuncak Ustası elini savurdu. Küçük araba hızla Şans'a doğru ilerledi. Şans son anda yana çekildi. Araba arkasından dönüp tekrar saldırdı. Gölge sopasını savurarak arabayı uzaklaştırdı fakat araba birkaç metre ilerledikten sonra yeniden hareket etti.

Gölge:

"Bu küçük araba da ne böyle?"

Şans:

"Karartı olabilir."

Gölge:

"Karartı mı?"

Şans:

"İçinde bir şey var."

Oyuncak Ustası öfkeyle bağırdı:

"Onu size vermeyeceğim!"

Oyuncak Ustası'nın emriyle dev pelüş ayı ve oyuncak dinozor yeniden harekete geçti. Dinozor Gölge'ye doğru saldırırken pelüş ayı Şans'ın önünü kesti. Şans ayının saldırısından kurtulup kenara çekildi. Gölge dinozorun kuyruğundan kaçarken küçük araba yeniden hızlanıp Şans'a doğru geldi.

Şans:

"Önce şu oyuncakları durdurmalıyız!"

Gölge:

"Sonra arabayı alırız."

Şans:

"Tamam."

İkisi yeniden saldırıya geçti. Gölge oyuncak askerleri etkisiz hâle getirirken Şans dev pelüş ayıyla uğraşıyordu. Fakat Oyuncak Ustası her oyuncak etkisiz kaldığında başka bir oyuncağı harekete geçiriyordu.

Gölge:

"Bitmiyorlar!"

Şans:

"Çünkü hepsini kontrol ediyor."

Oyuncak Ustası gülmeye başladı:

"Ben Oyuncak Ustası'yım! Hepsi benim emrimde!"

Küçük kırmızı araba tekrar hareket etti. Bu kez hızla Gölge'ye doğru ilerledi. Gölge sopasını kaldırıp arabayı durdurmaya çalıştı fakat araba sopaya çarpıp yön değiştirdi ve arkasından dolaştı.

Gölge:

"Tamam, bu şey sinirimi bozmaya başladı."

Şans:

"Arabayı hâlâ koruyor."

Gölge:

"Fark ettim."

Şans küçük arabaya doğru koştu. Tam yakalayacakken Oyuncak Ustası elini kaldırdı. Dev dinozor Şans'ın önüne geçerek yolunu kapattı. Şans geri çekilmek zorunda kaldı.

Oyuncak Ustası:

"Size onu vermeyeceğim!"

Şans ve Gölge yeniden yan yana geldi. İkisi de küçük kırmızı arabaya baktı. Karartı'nın orada olduğunu artık anlamışlardı fakat Oyuncak Ustası'nın kontrolündeki oyuncaklar onları sürekli engelliyordu.

Gölge:

"Karartı'nın yerini bulduk."

Şans:

"Ama ona ulaşamıyoruz."

Gölge:

"Yani?"

Şans:

"Yani daha bitmedi."

Oyuncak Ustası elini havaya kaldırdı. Sokaktaki bütün oyuncaklar bir anda yeniden hareketlenmeye başladı.

Oyuncak Ustası:

"Haydi savaşa!"

Şans ve Gölge oyuncakların saldırılarından kurtulmaya çalışırken Şans bir anda durdu. Uğurlu Tılsım'ı havaya kaldırdı:

"Uğurlu Tılsım!"

Tılsımın enerjisi etrafında yayıldı. Ardından bir işaret belirerek belirli bir yönü gösterdi. Şans işarete baktı ve ne yapması gerektiğini anladı:

"Gitmem gerek. Hemen döneceğim."

Gölge ona döndü:

"Nereye gidiyorsun?"

Şans:

"Sana anlatamam."

Gölge:

"Ne demek anlatamam? Nereye gittiğini bile bilmiyorum."

Şans:

"Bana güven."

Gölge:

"Şans, bekle."

Şans cevap vermeden arkasını dönüp uzaklaştı. Gölge olduğu yerde kalıp onun gittiği yöne baktı. Şans ise tek başına Uğurlu Tılsım'ın gösterdiği yöne doğru ilerlemeye başladı. Şans, Uğurlu Tılsım'ın gösterdiği yönü takip ederek Arel'in yanına ulaştı. Arel, Şans'ın geldiğini görünce ona döndü. Şans yaşananları anlatmaya başladı:

"Bir çocuk Oyuncak Ustası'na dönüştü. Oyuncakları canlandırıp kontrol edebiliyor. Karartı da onun oyuncak arabalarından birinin içinde. Gölge'yle onu durdurmaya çalıştık ama oyuncakları çok fazla. Karartı'yı almamız gerekiyor."

Arel başını salladı:

"Anladım. Yağmur Ilgaz, bu görevde yanına güvendiğin birini al. Akıllıca seç. Görev bittiğinde seçtiğin tılsımı bana geri getireceksin."

Şans:

"Anladım."

Arel:

"Seçimini dikkatli yap."

Şans başını sallayıp geri dönmek için arkasını döndü. Şans, Arel'in yanından ayrıldıktan sonra Zeynep'in yanına döndü. Zeynep onu görünce şaşırdı:

"Sen neden geri geldin?"

Şans:

"Seni seçtim."

Zeynep:

"Bu görev için mi?"

Şans:

"Evet. Benimle gelmen gerekiyor."

Zeynep başını salladı:

"Tamam."

Zeynep daha önce kullandığı tılsımı kaldırdı:

"Mira, çizgilerimi çıkar!"

Zeynep'in dönüşümü tamamlandı ve Sera yeniden ortaya çıktı. Şans ve Sera birlikte Oyuncak Ustası'nın bulunduğu yere, Gölge'nin yanına geri döndüler. Gölge onları görünce Şans'a döndü:

"Nereye gittin?"

Şans:

"Sonra anlatırım."

Gölge:

"Yanındaki kim?"

Sera:

"Merhaba."

Şans:

"Şimdi Oyuncak Ustası'na odaklanalım."

Üçü birlikte Oyuncak Ustası'nın bulunduğu yere doğru ilerledi. Şans, Sera ve Gölge Oyuncak Ustası'nın karşısında duruyordu. Şans Uğurlu Tılsım'ı yeniden kullandı:

"Uğurlu Tılsım!"

Uğurlu Tılsım'ın gücü harekete geçti. Şans'ın karşısında bir kâğıt ve kırmızı bir kalem belirdi. Şans kâğıdı alıp yere koydu. Kırmızı kalemi eline alarak kâğıdın üzerine bir anahtar resmi çizdi. Sera çizime baktı:

"Ne yapacağız?"

Şans:

"Birazdan göreceksin."

Sera gözlerini kapattı ve serap gücünü kullanmaya başladı. Birkaç saniye içinde karşılarında gerçekmiş gibi görünen bir araba belirdi. Arabanın görüntüsü o kadar gerçekçiydi ki Oyuncak Ustası'nın gözleri parladı. Elindeki oyuncak arabayı hemen yere bıraktı:

"Araba!"

Oyuncak Ustası büyük bir sevinçle sahte arabaya doğru koşmaya başladı. Karartı'nın bulunduğu oyuncak arabayı tamamen unutmuştu. Sera Oyuncak Ustası'nın yeterince uzaklaştığını görünce:

"Gerçeklik!"

Sahte araba bir anda ortadan kayboldu. Oyuncak Ustası olduğu yerde kalıp şaşkınlıkla etrafına baktı:

"Ne?"

Şans beklediği fırsatı yakalamıştı. Hızla yerde duran oyuncak arabanın yanına koştu. Gölge de arkasından geldi. Gölge:

"Şimdi!"

Şans oyuncak arabayı eline aldı ve bütün gücüyle yere vurdu. Oyuncak araba parçalandı. İçindeki karanlık enerji dışarı çıktı. Karartı bir anda havaya yükseldi. Oyuncak Ustası:

"Hayır!"

Şans Karartı'ya baktı. Gölge ve Sera da onun yanına geldi. Oyuncak Ustası'nın etrafındaki oyuncaklar birer birer hareketsiz kalmaya başladı. Dev pelüş oyuncak küçüldü, oyuncak askerler yere düştü ve oyuncak arabalar durdu. Oyuncak Ustası'nın gücü sona ermişti. Sera'nın yanına gelen Şans:

"Sera'nın geri dönüşmesi gerek. Sonra ondan tılsımı geri alacağım. Gitmeliyim."

Gölge:

"Neden bu kadar acele ediyorsun?"

Şans:

"Çünkü gitmem gerekiyor."

Gölge:

"Nereye gidiyorsun?"

Şans:

"Söyleyemem."

Gölge:

"Yine mi sır?"

Şans:

"Bana güven."

Gölge:

"Şans, senin bu gizemli cevaplarından bıktım."

Şans:

"Hemen döneceğim."

Şans arkasını dönüp uzaklaşırken Gölge onu izlemeye devam etti. Şans, Sera'nın yanına geldi:

"Artık geri dönmen gerekiyor."

Sera:

"Tamam."

Sera tılsımını kaldırdı:

"Mira, hadi dinlenelim!"

Sera'nın dönüşümü sona erdi ve Zeynep yeniden ortaya çıktı. Şans ona yaklaşarak:

"Yardımın için teşekkür ederim."

Zeynep:

"Ne demek."

Şans, Zeynep'ten Ay Taşı'nı aldı:

"Ben bunu geri götürmeliyim."

Zeynep:

"Tamam."

Şans Ay Taşı'nı alıp oradan uzaklaştı. Tekrer geri dönüştükten sonra Yağmur, Ay Taşı'nı alarak Arel'in yanına geri döndü. Arel, Yağmur'un elindeki taşı görünce:

"Getirdin."

Yağmur:

"Evet."

Arel Ay Taşı'nı aldı. Yağmur'un yüzündeki sıkıntıyı fark edince ona baktı:

"Bir derdin olduğu belli. Şimdi içindeki sıkıntıyı anlat bana."

Yağmur birkaç saniye sustu:

"Gölge..."

Arel:

"Ne oldu?"

Yağmur:

"Son zamanlarda bana çok soru sormaya başladı. Nereye gittiğimi, neden gittiğimi, neden bazı şeyleri anlatmadığımı sürekli soruyor."

Arel:

"Sen ne cevap veriyorsun?"

Yağmur:

"Bana güvenmesini söylüyorum."

Arel:

"Bu onu daha fazla meraklandırıyor olabilir."

Yağmur:

"Ben de öyle düşünüyorum."

Arel:

"Gölge'nin sorularından kaçmak yerine ona güvenebileceği bir şey vermelisin."

Yağmur:

"Ama gerçeği söyleyemem."

Arel:

"Şimdilik söylemek zorunda değilsin."

Yağmur:

"Peki ne yapacağım?"

Arel:

"Sabırlı ol. Bazı sırların zamanı gelmeden açıklanmaması gerekir."

Yağmur başını salladı:

"Anladım."

Arel:

"Ve unutma, güven sadece cevap vermekle değil, gerektiğinde susmayı bilmekle de korunur."

Yağmur:

"Teşekkür ederim."

bölüm sonu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18