13. bölüm / 16
Uyanış: Şans Ve Gölge13. Bölüm: Fırtınalı Hava
Bölümler 16Şu an: 13. Bölüm: Fırtınalı Hava
- 1 1. Bölüm: Gölge Ve Şans'ın Uyanışı3.958 kelime
- 2 2. Bölüm: İlk Adımlar3.233 kelime
- 3 3. Bölüm: İstanbul'un Yeni Kahramanları5.106 kelime
- 4 4. Bölüm: Oyun Bozan4.481 kelime
- 5 5. Bölüm: Baş Döndüren6.458 kelime
- 6 6. Bölüm: Yansıma2.982 kelime
- 7 7. Bölüm: Kuklacı3.336 kelime
- 8 8. Bölüm: Maestro1.504 kelime
- 9 9. Bölüm: Taklitçi2.919 kelime
- 10 10. Bölüm: Dondurucu3.763 kelime
- 11 11. Bölüm: Kara Efendi3.598 kelime
- 12 12. Bölüm: Büyük Koruyucu Arel3.851 kelime
- 13 13. Bölüm: Fırtınalı Hava2.924 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14. Bölüm: Elementor3.419 kelime
- 15 15. Bölüm: Kalpkıran3.859 kelime
- 16 16. Bölüm: Oyuncak Ustası3.786 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şehirde hava bir anda değişmeye başladı. Güneşli olan gökyüzünü koyu bulutlar kapladı. Rüzgâr giderek şiddetlendi ve ağaçların dalları savrulmaya başladı. İnsanlar ne olduğunu anlamadan sokaklarda koşuşturmaya başladı. Yağmur ilk damlalarını düşürürken uzaktan gök gürültüsü duyuldu. Yağmur ve Doruk okulun penceresinden dışarı bakıyordu. Yağmur:
"Az önce hava güneşliydi."
Doruk:
"Ben de onu diyecektim."
Bir anda şiddetli bir yıldırım düştü. İkisi de irkildi. Doruk pencereye yaklaştı:
"Bu normal değil."
Yağmur dışarıdaki gökyüzüne baktı. Fırtına birkaç saniye içinde daha da güçlenmişti.
Yağmur:
"Bir şeyler oluyor."
Doruk:
"Yine mi?"
Yağmur ona baktı:
"Ne yine mi?"
Doruk:
"Son zamanlarda normal bir gün geçiremiyoruz."
Yağmur gülümsememek için kendini zor tuttu:
"Belki bugün geçiririz."
Tam o sırada gökyüzünde büyük bir şimşek çaktı. Okulun ışıkları birkaç kez yanıp söndü.
Doruk:
"Sanırım geçirmeyeceğiz."
Yağmur pencereden dışarı baktı. Fırtınanın ortasında, uzakta birinin siluetini gördü. Yağmur'un yüzündeki ifade değişti:
"Orada biri var."
Doruk:
"Nerede?"
Yağmur parmağıyla dışarıyı gösterdi:
"Şurada."
Doruk baktığında siluet çoktan kaybolmuştu.
Doruk:
"Hiçbir şey yok."
Yağmur:
"Vardı."
Doruk:
"Yağmur, fırtınanın ortasında insan görmen biraz normal."
Yağmur:
"Ben de zaten insan olduğunu söylemedim."
Doruk ona baktı:
"Harika."
Dışarıda gök yeniden gürledi. Yağmur ve Doruk birbirlerine baktılar. İkisi de bu fırtınanın sıradan olmadığını anlamıştı. Nisa sınıfta pencerenin kenarında oturmuş, dışarıdaki fırtınayı izliyordu. Gök gürlediği anda irkilip ellerini kulaklarına kapattı. Yanındaki öğrenci ona baktı:
"İyi misin?"
Nisa başını salladı:
"İyiyim."
Bir şimşek daha çaktı. Nisa gözlerini kapatıp başını eğdi. Yağmur onun korktuğunu fark edip yanına yaklaştı:
"Nisa, gerçekten iyi misin?"
Nisa:
"Şimşekten korkuyorum."
Yağmur:
"Merak etme. Birazdan diner."
Nisa dışarı baktı:
"Ya dinmezse?"
Yağmur:
"Diner."
Tam o sırada gökyüzünde büyük bir şimşek çaktı. Nisa korkuyla yerinden sıçradı ve kulaklarını kapattı. Korkusu giderek büyürken sınıftaki diğer öğrenciler de pencerelerden uzaklaşmaya başladı. Nisa gözlerini kapatıp derin bir nefes almaya çalıştı fakat bir türlü sakinleşemiyordu. Aynı sırada şehirden uzakta, karanlık bir odada Kronos Nisa'nın korkusunu hissetti. Masanın üzerinde duran Zaman Tüyü'nü eline aldı. Tüyü havaya bıraktı. Siyah tüy karanlık odadan çıkıp rüzgârın arasına karışarak Nisa'nın bulunduğu okula doğru ilerlemeye başladı. Sınıfta Yağmur, Nisa'nın yanında duruyordu. Nisa hâlâ kulaklarını kapatmıştı. Bir anda pencerenin dışından siyah bir tüy süzüldü. Yağmur tüyü fark etti. Gözleri büyüdü:
"Karartı."
Yağmur hemen sınıftaki öğrencilere döndü:
"Herkes sakin olsun! Pencerelerden uzak durun!"
Öğrenciler korkuyla birbirlerine bakarken Yağmur onların önüne geçti:
"Kimse yaklaşmasın!"
Tüy havada süzülerek Nisa'nın üzerine doğru ilerledi. Nisa başını kaldırıp onu gördü. Tüy yavaşça boynundaki kolyeye doğru ilerledi ve kolyenin içine girdi. Nisa'nın gözleri bir anda karardı. Etrafındaki rüzgâr şiddetlenirken Kronos'un sesi duyuldu:
"Ben Kronos. Sana korktuğun şeyi kontrol etme gücü veriyorum."
Nisa korkuyla:
"Sen kimsin?"
Kronos:
"Korktuğun şey artık senin gücün."
Nisa dışarıdaki şimşeğe baktı. Birkaç saniye sonra korkusunun yerini öfke aldı. Kolyeden yayılan karanlık bütün bedenini sardı. Rüzgâr sınıfın içinde dönmeye başladı. Öğrenciler çığlık atarak kapıya doğru koşarken Yağmur Nisa'ya doğru bir adım attı:
"Nisa!"
Nisa başını kaldırdı:
"Ben Nisa değilim."
Yağmur şaşkınlıkla ona baktı:
"Ne?"
Nisa kollarını iki yana açtı:
"Ben Fırtınalı Hava'yım!"
Gökyüzünde şimşek çaktı. Fırtınalı Hava elini kaldırdığında rüzgâr bir anda şiddetlendi. Sınıftaki perdeler savrulurken öğrenciler korkuyla kaçmaya devam etti. Yağmur da kapıya doğru geri çekildi. Doruk son öğrencilerin sınıftan çıkmasını sağladı. Yağmur sınıfta kalırken Fırtınalı Hava'ya baktı. Doruk kapıya yöneldi:
"Sen de gel."
Yağmur başını salladı:
"Sen çık. Ben birazdan gelirim."
Doruk:
"Tamam."
Doruk sınıftan çıktı. Kapı kapanır kapanmaz Yağmur arkasını dönüp Fırtınalı Hava'ya baktı. Sınıfta artık kimse yoktu. Yağmur bilekliğine dokundu:
"Miya, hazır mısın?"
Miya:
"Her zaman."
Yağmur:
"Miya, parla!"
Işık Yağmur'u sardı ve birkaç saniye sonra Şans ortaya çıktı. Aynı anda okulun başka bir bölümünde Doruk da boş bir koridora çekildi. Etrafına baktıktan sonra Neko'nun tılsımına dokundu:
"Neko, yüksel!"
Karanlık Doruk'u sardı ve Gölge ortaya çıktı. Şans sınıfın içinde Fırtınalı Hava'ya doğru ilerlerken Gölge de koridordan savaşın olduğu yere doğru koşmaya başladı. Şans sınıfa geri döndüğünde Fırtınalı Hava'yı karşısında buldu. Fırtınalı Hava elini kaldırdı. Bir anda sınıfın içindeki hava hareketlenmeye başladı. Masalar ve sandalyeler yerlerinden oynamaya başladı. Şans kendini yere atarak savrulan bir sıranın altından kurtuldu. Fırtınalı Hava:
"Şimşeklerden korkuyordum. Artık onlar benden korkacak."
Şans ayağa kalktı:
"İnsanlara zarar vermene izin vermeyeceğim."
Fırtınalı Hava elini gökyüzüne doğru kaldırdı. Pencerelerin ardından büyük bir şimşek çaktı. Şans son anda yana çekildi. Yıldırım sınıfın zeminine çarparak büyük bir gürültü çıkardı. Şans geri çekilirken koridordan bir ses duyuldu:
"Şans!"
Gölge sınıfa girdi. Şans ona baktı:
"Gölge."
Gölge sopasını eline aldı:
"Biraz geç kaldım."
Şans:
"Önemli değil."
Fırtınalı Hava ikisine birden baktı:
"İki kahraman..."
Gölge:
"Üçüncü nerede?"
Şans:
"Kim?"
Gölge:
"Boş ver."
Fırtınalı Hava elini savurdu. Şiddetli bir rüzgâr ikisini de geriye savurdu. Şans duvara tutunurken Gölge sopasını yere geçirerek kendini durdurdu.
Gölge:
"Bu kızın gücü biraz fazla."
Şans:
"Fırtınayı kontrol ediyor."
Gölge:
"Onu fark ettim."
Fırtınalı Hava yeniden elini kaldırdı. Bu kez sınıfın içine yoğun bir yağmur yağmaya başladı. Şans ve Gölge birbirlerine baktılar.
Şans:
"Birlikte hareket etmeliyiz."
Gölge:
"Sonunda mantıklı bir şey söyledin."
Şans:
"Sağından."
Gölge:
"Solundan."
İkisi aynı anda harekete geçti. Gölge Fırtınalı Hava'nın dikkatini üzerine çekerken Şans diğer taraftan ilerledi. Fırtınalı Hava elini Gölge'ye çevirdiği anda Şans saldırmak için öne atıldı. Fırtınalı Hava son anda arkasını dönüp güçlü bir rüzgâr gönderdi. Şans ve Gölge yeniden savruldu. Fırtınalı Hava gülerek:
"Fırtınaya karşı hiçbir şansınız yok!"
Şans ve Gölge birbirlerine baktı. Gölge:
"Şaka yapıyor olması kötü."
Şans:
"Neden?"
Gölge:
"Çünkü gerçekten kendine fazla güveniyor."
Şans ayağa kalktı:
"O zaman bunu kullanalım"
Fırtınalı Hava yeniden elini kaldırdı. Gök gürültüsü okulun içinde yankılanırken pencereler titremeye başladı. Şans ve Gölge farklı yönlere çekilerek saldırıdan kurtuldu. Gölge sopasını savurup Fırtınalı Hava'nın dikkatini üzerine çekti:
"Hey! Buradayım!"
Fırtınalı Hava öfkeyle ona döndü:
"Sen de mi?"
Gölge:
"Maalesef."
Fırtınalı Hava elini savurdu. Güçlü bir rüzgâr Gölge'yi koridora doğru savurdu. Şans bu sırada hızla ilerleyip Fırtınalı Hava'nın yanına ulaştı. Fırtınalı Hava arkasını döndüğü anda Şans ona doğru saldırdı fakat Fırtınalı Hava havaya yükselip saldırıdan kurtuldu. Gölge ayağa kalktı:
"Planın neydi?"
Şans:
"Henüz yok."
Gölge:
"Harika."
Fırtınalı Hava gökyüzüne doğru ellerini kaldırdı. Okulun üzerinde kara bulutlar toplanmaya başladı. Şimşekler arka arkaya çakarken sınıfın içindeki hava ağırlaştı. Şans:
"Onu aşağı indirmemiz gerekiyor."
Gölge:
"Nasıl?"
Şans çevresine baktı. Pencerelerden içeri giren rüzgârı fark etti. Sonra sınıfın tavanına baktı:
"Rüzgârını bize karşı kullanıyor."
Gölge:
"Ve?"
Şans:
"Onu yönlendirebilirsek kendini savunamaz."
Gölge başını salladı:
"Denemeye değer."
Fırtınalı Hava yeniden saldırdı. Gölge öne atılıp sopasını savurdu. Fırtınalı Hava saldırıyı engellemek için güçlü bir rüzgâr gönderdi. Gölge tam istediği gibi geri çekildi. Şans ise rüzgârın yönünü kullanarak diğer taraftan ilerledi. Fırtınalı Hava Gölge'ye odaklandığı için Şans'ı fark etmedi. Şans son anda önüne geçip onu yere indirdi. Fırtınalı Hava öfkeyle ayağa kalktı:
"Beni yenebileceğinizi mi sanıyorsunuz?"
Şans:
"Henüz değil."
Gölge sopasını kaldırdı:
"Ama yaklaşmaya başladık."
Fırtınalı Hava ellerini iki yana açtı. Bir anda bütün sınıfı kaplayan büyük bir rüzgâr oluştu. Şans ve Gölge kendilerini korumaya çalışırken Fırtınalı Hava gülmeye başladı:
"Fırtına daha yeni başlıyor!"
Şans ve Gölge birbirlerine baktılar. İkisi de bu savaşın henüz bitmediğini anlamıştı. Fırtınalı Hava ellerini iki yana açtı. Bir anda bütün sınıfı kaplayan büyük bir rüzgâr oluştu. Şans ve Gölge kendilerini korumaya çalışırken Fırtınalı Hava gülmeye başladı:
"Fırtına daha yeni başlıyor!"
Şans etrafına bakarken yerde birkaç renkli balon gördü. Birkaç saniye sonra aklına bir fikir geldi. Bilekliğini havaya kaldırdı:
"Uğurlu Tılsım!"
Şans'ın bakışları sınıfın dışındaki balonlara yöneldi. Bir baloncunun bıraktığı balonlar okulun bahçesinde hâlâ duruyordu. Şans:
"Balonlar..."
Gölge:
"Ne olmuş balonlara?"
Şans:
"Belki işimize yararlar."
Gölge:
"Nasıl?"
Şans:
"Önce çatının üzerine çıkmamız gerekiyor."
Gölge:
"Fırtınalı Hava'yı oraya nasıl çıkaracağız?"
Şans:
"Onu bizim peşimizden gelmeye zorlayacağız."
Gölge:
"Ve sonra?"
Şans:
"Orada göreceğiz."
Fırtınalı Hava yeniden saldırıya geçti. Şans ve Gölge saldırıdan kurtulup sınıftan dışarı çıktılar. Fırtınalı Hava onları takip ederek koridora çıktı. Şans ve Gölge merdivenlere doğru koşmaya başladı. Fırtınalı Hava arkalarından güçlü bir rüzgâr gönderdi:
"Kaçtığınızı mı sanıyorsunuz?"
Gölge:
"Koş!"
Şans:
"Çatıya!"
İkisi merdivenleri hızla çıkarken Fırtınalı Hava da peşlerinden geldi. Çatıya ulaştıklarında Şans ve Gölge durdu. Çatının bir köşesinde büyük havalandırma pervanesi dönüyordu. Şans balonlara baktı. Gölge ise Fırtınalı Hava'nın çatıya çıkmasını bekledi.
Fırtınalı Hava çatıya ulaştığında gülümsedi:
"Sonunda kaçacak yeriniz kalmadı."
Şans balonlardan birini alıp havalandırma pervanesinin bulunduğu yere doğru ilerledi. Gölge Fırtınalı Hava'nın dikkatini üzerine çekti:
"Hey! Buraya bak!"
Fırtınalı Hava öfkeyle Gölge'ye döndü:
"Yine sen!"
Gölge:
"Evet. Yine ben."
Şans balonu havalandırma pervanesinin yanına götürdü ve şişirmeye başladı. Birkaç saniye sonra balon büyüdü. Şans balonu pervanenin yakınına bıraktı.
Gölge:
"Şans!"
Şans:
"Şimdi!"
Gölge hemen kenara çekildi. Fırtınalı Hava elini kaldırdı. Karanlık bulutların arasından güçlü bir yıldırım çıktı ve doğrudan onlara doğru ilerledi. Şans son anda balonun arkasına geçti. Yıldırım balona çarptığında balon patladı. Saldırının yönü değişti ve elektrik akımı Fırtınalı Hava'ya doğru ilerledi. Fırtınalı Hava ne olduğunu anlayamadan saldırı kendisine ulaştı. Elindeki şemsiye yere düştü. Fırtınalı Hava sendeleyerek geri çekildi. Şans ve Gölge birbirlerine baktı:
"Şimdi!"
Gölge öne atıldı. Fırtınalı Hava saldırıyı savuşturmak için elini kaldırdı fakat Gölge sopasını savurarak onun dengesini bozdu. Şans hemen fırsatı değerlendirdi ve Fırtınalı Hava'nın üzerine doğru koştu. Fırtınalı Hava geri çekilerek bir rüzgâr oluşturdu. Şans rüzgârın etkisiyle birkaç adım geriye savruldu. Gölge tekrar saldırıya geçti. Fırtınalı Hava bu kez yıldırım çağırdı. Gölge son anda yana çekildi ve yıldırım çatının zeminine çarptı. Şans ayağa kalkıp Fırtınalı Hava'nın elindeki şemsiyeye baktı. Fırtınalı Hava yeniden saldırmak için elini kaldırdığında Şans hızla üzerine atıldı. Fırtınalı Hava saldırıyı engellemeye çalışırken Şans kolyesine uzandı fakat Fırtınalı Hava geri çekildi. Gölge arkasından yaklaşarak sopasını Fırtınalı Hava'nın önüne uzattı. Fırtınalı Hava dengesini kaybedince Şans tekrar kolyeye uzandı ve bu kez kolyeyi boynundan çekip aldı. Şans kolyeyi elinde tutarak:
"Yakaladım."
Fırtınalı Hava öfkeyle ona doğru ilerledi:
"Onu bana geri ver!"
Şans kolyeyi havaya kaldırdı:
"Artık bitti."
Şans kolyeyi yere attı ve ayağıyla üzerine bastı. Kolyenin içindeki karanlık enerji dağıldı. Nisa'nın üzerindeki karanlık tamamen dağıldı. Şans ve Gölge birkaç saniye boyunca onu izledi. Nisa gözlerini açıp etrafına baktı:
"Ben... neredeyim?"
Şans:
"İyi misin?"
Nisa yavaşça ayağa kalktı:
"Başım dönüyor."
Gölge:
"Biraz otur."
Nisa yere oturdu. Bir süre sonra kendini daha iyi hissetmeye başladı. Şans ve Gölge birbirlerine baktılar. Artık burada kalmalarına gerek yoktu. Şans:
"Gitmeliyiz."
Gölge:
"Tamam."
İkisi çatıdan ayrıldı. Nisa ise okul görevlileri tarafından bulunup güvenli bir yere götürüldü. Ertesi gün okulda her şey normale dönmüştü. Öğrenciler bir önceki gün yaşanan fırtınadan konuşuyor, herkes olay hakkında farklı bir şey anlatıyordu. Yağmur sınıfa girdiğinde Zeynep, Mert ve Doruk çoktan yerlerine geçmişti. Zeynep onu görür görmez yanına geldi:
"Yağmur, dün olanları gördün mü?"
Yağmur çantasını sırasına bıraktı:
"Bir kısmını."
Zeynep:
"İnanılmazdı. Fırtına bir anda başladı."
Mert:
"Ben hayatımda böyle bir yağmur görmedim."
Doruk:
"Ben de."
Zeynep:
"Üstelik Nisa'nın da ortadan kaybolduğu söyleniyor."
Yağmur kısa bir süre durdu:
"Sonra bulunmuş."
Zeynep:
"Evet. Neyse ki."
Mert sandalyesine yaslandı:
"Bugün hava güzel bari."
Doruk pencereden dışarı baktı:
"Şimdilik."
Yağmur:
"Umarım bu sefer gerçekten güzel kalır."
Zeynep gülerek:
"Sen de artık hava durumuna güvenmiyorsun."
Yağmur:
"Son yaşananlardan sonra pek güvenemiyorum."
Ders başlamadan önce dört arkadaş biraz daha sohbet etti. Öğretmen sınıfa girdiğinde herkes yerine geçti. Gün normal bir şekilde devam etmeye başladı. Dersler, teneffüsler, kantindeki kalabalık ve okul koridorlarında koşuşturan öğrenciler dünkü olayın izlerini yavaş yavaş unutturuyordu. Öğle arasında dört arkadaş kantinde aynı masaya oturdu. Zeynep elindeki meyve suyunu masaya bıraktı:
"Bugün ne yapıyoruz?"
Mert:
"Ben hiçbir şey yapmıyorum."
Zeynep:
"Ne kadar heyecanlı."
Mert:
"Teşekkür ederim."
Doruk:
"Okuldan sonra sahaya gidebiliriz."
Yağmur:
"Olur."
Zeynep:
"Ben de gelirim."
Mert:
"Ben gelmesem?"
Zeynep:
"Sen gelmezsen seni sürükleriz."
Mert:
"İyi. O zaman geliyorum."
Dördü gülerek sohbet etmeye devam etti. Yağmur bir süre onları dinledi. Birkaç saat önce yaşanan savaştan sonra böyle sıradan bir öğle arası geçirmek ona iyi gelmişti. Bir süreliğine hiçbir şey düşünmeden arkadaşlarıyla oturmak istiyordu. Dersler devam ederken günün geri kalanı da sakin geçti. Teneffüslerden birinde Zeynep sınıftan çıkıp koridora baktı:
"Bugün gerçekten çok sessiz."
Mert:
"Şikâyet mi ediyorsun?"
Zeynep:
"Hayır. Sadece alışık değilim."
Yağmur:
"Bir gün de sakin geçsin."
Doruk:
"Katılıyorum."
Dört arkadaş koridorda yürürken Zeynep bir anda durdu:
"Bu arada dün size anlatmadığım bir şey var."
Mert:
"Yine ne oldu?"
Zeynep:
"Fırtına başlamadan önce Nisa'nın çok korktuğunu gördüm."
Yağmur ona baktı:
"Gerçekten mi?"
Zeynep:
"Evet. Şimşek çaktıkça kulaklarını kapatıyordu."
Doruk:
"Belki de bütün bunlar yüzünden korkuyordu."
Yağmur:
"Olabilir."
Zeynep:
"Sonra bir anda ortadan kayboldu. Herkes başka bir şey söylüyor."
Mert:
"Okulda iki dakika içinde on farklı hikâye çıkıyor zaten."
Zeynep:
"Ben de onu diyorum."
Yağmur gülümsedi:
"En azından bugün kimse kaçmıyor."
Doruk:
"Şimdilik."
Yağmur ona baktı:
"Sen de şu 'şimdilik' kelimesini fazla kullanmaya başladın."
Doruk:
"Çünkü son zamanlarda işe yarıyor."
Zeynep:
"Tamam, siz böyle konuşmaya devam edin. Ben kantine gidiyorum."
Mert:
"Ben de geliyorum."
Zeynep:
"Sen zaten gelecektin."
Mert:
"Nasıl anladın?"
Zeynep:
"Çünkü yemek görünce hiçbir yere gitmiyorsun."
Mert:
"Doğru."
Dördü birlikte kantine doğru yürüdü. Gün boyunca yaşanan sıradan olaylar, dersler ve arkadaşlarıyla yaptığı küçük sohbetler Yağmur'un kafasını biraz olsun dağıtmıştı. Okul çıkışına doğru dört arkadaş bahçede bir süre daha oturdu. Hava gerçekten sakindi. Yağmur gökyüzüne baktı:
"Bugün fırtına çıkmayacak gibi."
Doruk:
"Umarım."
Zeynep:
"Bir daha fırtına çıkarsa ben evden çıkmam."
Mert:
"Ben de."
Yağmur gülümsedi:
"Bugünlük yeterince macera yaşadık."
Bir süre sonra dört arkadaş okuldan ayrıldı. Okul çıkışında dört arkadaş bahçede birlikte yürüyordu. Zeynep ile Mert önden giderken Yağmur ve Doruk arkalarında kaldı. Doruk bir süre sessizce yürüdükten sonra Yağmur'a baktı:
"Bugün bir tuhafsın."
Yağmur:
"Nasıl yani?"
Doruk:
"Bilmiyorum. Sanki söylemek istediğin bir şey var ama söylemiyorsun."
Yağmur bir an duraksadı. Doruk'un yüzüne bakınca söyleyeceklerini yine toparlayamadı:
"Yok... bir şey yok."
Doruk:
"Emin misin?"
Yağmur:
"Evet."
Doruk:
"Tamam."
Yağmur birkaç adım daha attı. Doruk'un yanında olduğu zaman neden böyle olduğunu kendisi de anlamıyordu. Aklında Arel, tılsımlar ve bugün yaşananlar vardı ama hiçbirini ona anlatamazdı. Doruk tekrar ona döndü:
"Bir şey söyleyecektin sanki."
Yağmur:
"Yok, sadece..."
Doruk:
"Sadece?"
Yağmur gözlerini kaçırdı:
"Boş ver."
Doruk gülümsedi:
"Senin 'boş ver' dediğin şeylerin çoğu boş değil."
Yağmur istemsizce gülümsedi:
"Belki bu sefer öyledir."
Doruk:
"Belki."
Önden yürüyen Zeynep arkalarına dönüp seslendi:
"Ne konuşuyorsunuz siz?"
Yağmur hemen toparlandı:
"Hiç!"
Doruk:
"Hiç."
Zeynep şüpheyle baktı:
"İkiniz aynı anda 'hiç' diyorsanız kesin bir şey konuşuyorsunuz."
Mert:
"Ben de merak ettim."
Yağmur:
"Gerçekten hiçbir şey konuşmuyorduk."
Zeynep:
"Tamam, tamam."
Dört arkadaş yürümeye devam etti. Yağmur bir süre Doruk'un yanında sessizce yürüdü. Söylemek istediği onca şey vardı ama hiçbirini söyleyemiyordu. Arel'in söyledikleri, tılsımlar ve Şans olarak yaşadıkları artık hayatının bir parçası olmuştu. Fakat bunların hepsi şimdilik yalnızca ona aitti. Yağmur eve geldiğinde çantasını odasına bırakıp salona geçti. Ninesi koltukta oturmuş televizyon izliyordu. Yağmur yanına oturdu:
"Nine."
Ninesi ona baktı:
"Hoş geldin kızım."
Yağmur:
"Hoş buldum."
Ninesi:
"Bugün okul nasıldı?"
Yağmur kısa bir süre düşündü:
"İyiydi."
Ninesi gülümsedi:
"Senin 'iyiydi' dediğin günlerde genelde bir şey olur."
Yağmur:
"Yok bir şey."
Ninesi:
"Öyle olsun."
Yağmur başını koltuğa yasladı. Bir süre ninesiyle sohbet etti. Okuldan, arkadaşlarından ve gün içinde yaşananlardan bahsetti. Fırtınadan söz ederken bazı ayrıntıları özellikle anlatmadı. Ninesi onun yüzüne bakıp:
"Biraz yorgun görünüyorsun."
Yağmur:
"Biraz."
Ninesi:
"Dinlen o zaman."
Yağmur başını salladı:
"Tamam."
Yağmur odasına geçip biraz dinlendikten sonra gece oldu.
Kerem evinin önünde yürürken karşıdan Doruk'un geldiğini gördü. İkisi birbirlerini fark ettiklerinde kısa bir süre duraksadı. Kerem başını çevirip yoluna devam etti. Doruk da ona bakmadan yanından geçti. Aralarında kısa bir sessizlik oldu. Kerem birkaç adım sonra arkasına bakmadan:
"Ne bakıyorsun?"
Doruk durup ona baktı:
"Bakmıyorum."
Kerem:
"İyi."
Doruk:
"Sen de fazla konuşma."
Kerem:
"Konuşmuyorum zaten."
İkisi farklı yönlere doğru yürüyüp birbirlerinden uzaklaştı. Gece ilerlediğinde Yağmur odasının penceresinden dışarı baktı. Ev sessizdi. Bileğindeki tılsıma baktı. Bir süre düşündükten sonra odasından çıktı. Kimsenin uyanık olmadığından emin olduktan sonra dışarı çıktı. Yağmur uygun bir yerde Şans'a dönüştü ve okulun çatısına çıktı. Birkaç dakika sonra çatının diğer tarafında Gölge belirdi. İkisi birbirini görünce sessizce birbirlerine baktı. Gölge sopasını omzuna aldı:
"Yine geldin."
Şans:
"Sen de."
Gölge:
"Bugün nereye gittin?"
Şans ona baktı fakat cevap vermedi.
Gölge:
"Savaşın ortasında ortadan kayboldun."
Şans sessiz kaldı.
Gölge:
"Sonra geri geldin."
Şans:
"Bir işim vardı."
Gölge:
"Ne işi?"
Şans cevap vermedi.
Gölge birkaç saniye onu izledi:
"Tamam."
Şans:
"Tamam mı?"
Gölge:
"Anlatmak istemiyorsun."
Şans:
"Şimdilik."
Gölge başını salladı:
"Bir gün anlatırsın."
Şans:
"Belki."
İkisi çatının kenarında yan yana durup şehre baktı. Gölge bir süre sonra tekrar konuştu:
"En azından iyi olduğunu biliyorum."
Şans ona baktı:
"Ben de senin iyi olduğunu biliyorum."
Gölge:
"Bu yeter."
Şans başını salladı. İkisi bir süre daha sessizce şehri izledi. Gölge bir süre daha sessiz kaldı. Sonra Şans'a dönüp:
"Bugün neden geri döndün?"
Şans:
"Seni korumak için."
Gölge kaşlarını çattı:
"Beni mi?"
Şans:
"Evet."
Gölge:
"Buna ihtiyacım yok."
Şans:
"Belki sen öyle düşünüyorsun."
Gölge:
"Ben kendimi koruyabilirim."
Şans:
"Biliyorum."
Gölge birkaç saniye sessiz kaldı. Şans'ın söylediklerini umursamıyormuş gibi davranıyordu. Yine de bugün yaşananları düşündüğünde, Şans'ın savaşın ortasında geri dönüp yanında savaştığını biliyordu. Bunu kabul etmek hoşuna gitmese de artık bir şeyi anlamıştı: Şans'a güvenmekten başka çaresi yoktu.
Gölge:
"Yine de..."
Şans ona baktı:
"Ne?"
Gölge:
"Bir dahaki sefere ortadan kaybolacaksan haber ver."
Şans hafifçe gülümsedi:
"Söz veremem."
Gölge:
"Zaten söz vermeni beklemiyordum."
Şans:
"Yine de dönerim."
Gölge bir süre ona baktı. Sonra başını çevirip şehre döndü:
"Umarım."
Şans:
"Döneceğim."
Gölge cevap vermedi. İkisi çatının kenarında sessizce oturmaya devam etti.
Ertesi gün Yağmur okuldan çıktıktan sonra Arel'in yanına gitmek için yola çıktı. Bir süre sonra daha önce geldiği yapının önüne ulaştı. Kapıyı çalıp içeri girdiğinde Arel her zamanki gibi bastonuna dayanarak masanın yanında duruyordu. Yağmur:
"Selam."
Arel ona baktı:
"Hoş geldin."
Yağmur:
"Bir şey soracağım."
Arel:
"Dinliyorum."
Yağmur:
"Gölge son zamanlarda bana çok soru sormaya başladı."
Arel hafifçe gülümsedi:
"Ne hakkında?"
Yağmur:
"Nereye gittiğimi, neden ortadan kaybolduğumu... Sürekli bir şeyler soruyor."
Arel:
"Şüpheleniyor olabilir."
Yağmur:
"Ben de öyle düşünüyorum."
Arel bastonuna dayanarak biraz doğruldu:
"Ona gerçeği anlatacak mısın?"
Yağmur başını salladı:
"Hayır."
Arel:
"Öyleyse dikkatli ol."
Yağmur:
"Olacağım."
Arel:
"Zamanı gelmeden hiçbir şeyi açıklama."
Yağmur başını salladı:
"Tamam."
Yağmur kapıya doğru yöneldi. Çıkmadan önce Arel'e dönüp:
"Bir gün her şeyi anlatabilecek miyim?"
Arel birkaç saniye sessiz kaldı:
"Doğru zaman geldiğinde."
Yağmur:
"Anladım."
Yağmur yapıdan çıktı. Arel kapının ardından onu izledi. Yağmur ise eve doğru yürürken son günlerde yaşadıklarını düşündü. Şans ve Gölge'nin yolu artık eskisinden daha fazla kesişiyordu ve sırların ağırlığı giderek büyüyordu.
bölüm sonu...
Bölüm etkileşimi
