10. Bölüm: Dondurucu

Yazar: Ali Osman Göktaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 10. Bölüm: Dondurucu

Okul çıkışından sonra Yağmur, Zeynep ve Mert birlikte okulun önünde yürürken sokağın karşı tarafındaki dükkânın önünde toplanan kalabalığı fark etti. Dükkânın üzerinde yeni asılmış büyük bir tabela vardı: "Dondurma Dünyası". Yağmur tabelaya bakıp merakla:

"Burayı daha önce görmemiştim."

Zeynep hemen dükkâna doğru bakarak:

"Çünkü yeni açılmış. Dün yoktu."

Mert ellerini cebine sokup:

"Demek ki bugün dondurma yiyeceğiz."

Zeynep kaşlarını kaldırdı:

"Kim söyledi?"

Mert kendinden emin bir şekilde:

"Ben."

Yağmur gülümseyerek:

"Senin karar verme yetkin ne zamandan beri var?"

Mert hiç düşünmeden:

"Doğuştan."

Zeynep gözlerini devirip Yağmur'un koluna girdi:

"Boş ver bunu. Hadi gidelim."

Yağmur dükkâna bakıp gülümsedi:

"Tamam."

Üçü birlikte yeni açılan dondurmacıya doğru yürümeye başladı. Dükkânın önüne geldiklerinde içerinin oldukça kalabalık olduğunu gördüler. Camın arkasındaki renkli dondurma kapları güneş ışığında parlıyor, içeriden tatlı bir koku geliyordu. Mert camın önünde durup menüye bakarken:

"Ben çikolatalı alıyorum."

Zeynep hemen:

"Sen daha içeri girmeden karar verdin."

Mert:

"Çünkü bazı şeyleri düşünmeye gerek yok."

Yağmur gülerek:

"Bu sözün hayatındaki en mantıklı şey olabilir."

Mert gururla başını salladı:

"Sonunda beni anlayan biri çıktı."

Zeynep:

"Yanlış anlama. Dalga geçiyor."

Üçü gülerek dükkâna girdi. Yağmur tam tezgâha yaklaşmıştı ki kapının açıldığını duydu. Arkasını döndüğünde içeri giren kişinin Doruk olduğunu gördü. Yağmur'un yüzündeki gülümseme bir anda değişti. Doruk yanlarına doğru yaklaşırken Yağmur ne söyleyeceğini şaşırdı:

"D-Doruk... s-sen de mi b-buraya g-geldin?"

Doruk gülümseyerek:

"Evet. Yeni açıldığını duydum."

Yağmur başını salladı:

"H-ha... h-harika."

Zeynep Yağmur'a bakıp gülümsemesini saklamaya çalışırken Mert hemen araya girdi:

"Sen az önce 'harika' derken üç kere takıldın."

Yağmur'un yüzü kızardı:

"M-Mert!"

Zeynep Mert'in koluna hafifçe vurdu:

"Sus artık."

Mert omuzlarını kaldırdı:

"Ben sadece tespit yaptım."

Doruk gülümseyerek Yağmur'a baktı:

"İstersen birlikte seçebiliriz."

Yağmur birkaç saniye sessiz kaldı. Doruk'un yanında heyecanlandığı için kelimeleri yine birbirine karışıyordu:

"T-tamam... o-olur."

Zeynep bunu fark edip hafifçe gülümsedi. Mert ise menüye bakıyormuş gibi yapıp Zeynep'e doğru eğildi:

"Yine başladı."

Zeynep fısıldayarak:

"Bir kelime daha edersen seni dışarı atarım."

Mert sessizce başını salladı:

"Anlaşıldı."

Zeynep menüye bakarken Yağmur ile Doruk yan yana duruyordu. Yağmur gözlerini menüden ayırmamaya çalışıyor, Doruk ise hangi dondurmayı alacağına karar vermeye çalışıyordu:

"Ben çilekli alacağım."

Yağmur hemen ona bakıp:

"B-ben de... ç-çilekli."

Doruk gülümseyerek:

"Demek aynı."

Yağmur'un yüzü yeniden kızardı:

"E-evet."

Mert ikisinin arkasından başını Zeynep'e doğru eğdi:

"Tesadüfe bak."

Zeynep dirseğiyle Mert'i dürttü:

"Kes."

Mert bu kez gerçekten sustu. Tezgâha geldiklerinde dondurmacı çalışanı önlerine birkaç farklı kap çıkardı. Zeynep vanilyalı, Mert çikolatalı, Yağmur ile Doruk ise çilekli dondurma istedi. Mert külahını aldıktan sonra ilk kaşığı ağzına attı ve gözlerini kapattı:

"İşte hayat bu."

Zeynep ona bakıp:

"Daha iki dakika önce hayatın gizliydi."

Mert:

"Artık açık."

Yağmur gülmeye başladı. Doruk da onun gülüşünü görünce hafifçe gülümsedi. Yağmur bunu fark edince başını eğip dondurmasına baktı. Bir süre sonra dördü dükkânın dışındaki masalardan birine oturdu. Zeynep ile Mert kendi aralarında konuşurken Yağmur ve Doruk yan yana oturuyordu. Doruk ara sıra Yağmur'a bakıyor, Yağmur bunu fark ettiğinde yine ne diyeceğini şaşırıyordu:

"Ş-şey... b-benim yüzümde b-bir şey mi var?"

Doruk şaşırarak:

"Hayır. Neden?"

Yağmur kaşığını dondurmanın içinde gezdirerek:

"Ç-çünkü b-bana bakıyordun."

Doruk hafifçe gülümsedi:

"Sadece bakıyordum."

Yağmur ne diyeceğini bilemeyip tekrar dondurmasına döndü. Zeynep onları izlerken Mert'e doğru eğildi:

"Bunlar böyle konuşmaya devam ederse dondurma eriyecek."

Mert başını salladı:

"Ben daha büyük bir sorun görüyorum."

Zeynep merakla:

"Ne?"

Mert kendi dondurmasını gösterdi:

"Benimki de eriyor."

Zeynep gözlerini devirdi:

"Gerçekten seninle uğraşamam."

Tam o sırada dükkânın içinden bir tepsi yere düştü. Çıkan ses herkesin dikkatini içeri çevirmesine neden oldu. Çalışanlardan biri tepsiyi yerden kaldırırken dükkânın arka tarafındaki kapı kısa bir süreliğine açıldı. Yağmur içerideki soğuk havayı yüzünde hissedince istemsizce ürperdi. Doruk ona baktı:

"Üşüdün mü?"

Yağmur başını salladı:

"Y-yok."

Mert hemen araya girdi:

"Ben üşüdüm. Dondurma yerken kış geldi."

Zeynep gülerek:

"Senin sorunun dondurma değil."

Mert:

"Ne?"

"Sen."

Yağmur ile Doruk gülmeye başlayınca Mert ikisine bakıp şaşkın bir ifadeyle:

"İkiniz birleşip bana karşı mı oldunuz?"

Doruk:

"Sanırım."

Yağmur da hafifçe gülümseyerek:

"Sanırım."

Mert ellerini kaldırdı:

"Tamam, teslim oluyorum."

Bir süre daha oturduktan sonra Zeynep ayağa kalktı:

"Hadi, hava kararmadan gidelim."

Yağmur çantasını alırken dükkâna son kez baktı. İçeride çalışanlardan biri arka taraftaki kapıyı kapatıyordu. Kapı kapanmadan hemen önce Yağmur, içeride duvarın üzerinde duran garip bir buz kristali şeklindeki süsü fark etti fakat üzerinde fazla durmadı. Dördü birlikte dükkândan uzaklaşırken içerideki çalışanlardan biri vitrinin önünde durup onların arkasından baktı. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. Dondurmacının içindeki kalabalık yavaş yavaş azalmaya başlamıştı. Tezgâhın önünde hâlâ birkaç müşteri bekliyor, çalışanlar siparişleri hazırlıyordu. Dondurmacı müşterilerden birine çikolatalı dondurma uzattı. Adam külahı alıp birkaç adım attıktan sonra dondurmanın erimeye başladığını fark etti. Dondurmayı tekrar kaşıklamaya çalıştı fakat eriyen dondurma külahın kenarlarından ellerine akıyordu. Adam yüzünü buruşturup tezgâha geri döndü:

"Bu ne böyle?"

Dondurmacı şaşkınlıkla ona baktı:

"Bir sorun mu oldu?"

Adam külahı gösterdi:

"Dondurma sürekli eriyor. Daha iki dakika geçmedi."

Dondurmacı sakin kalmaya çalışarak:

"Hava sıcak. İsterseniz yenisini verebilirim."

Adam sinirlenerek başını salladı:

"Ben zaten bunu yeni aldım."

Dondurmacı başka bir külah hazırlayıp uzattı:

"Buyurun, bunu deneyin."

Adam yeni külahı aldı fakat birkaç saniye sonra onun da erimeye başladığını gördü. Elindeki dondurmaya bakarken öfkesi daha da arttı:

"Bu da eriyor!"

Çevredeki müşteriler dönüp ona bakmaya başladı. Dondurmacı ne diyeceğini bilemeden:

"Gerçekten üzgünüm. İsterseniz paranızı iade edebilirim."

Adam cevap vermeden elindeki külahı yere fırlattı. Dondurma kaldırımın üzerine düştü. Adam öfkeyle üzerine basıp dondurmayı ezdi. Ardından ayağını çekip yere baktı:

"Bir daha buradan dondurma almam."

Adam arkasını dönüp dükkândan çıktı. Dondurmacı birkaç saniye boyunca yerde ezilmiş dondurmaya baktı. Sonra eline bezi alıp dışarı çıktı. Dizlerinin üzerine çömelip dondurmayı temizlemeye çalışırken yüzündeki ifade değişti. Öfkesi giderek arttı. Elindeki bezi yere bıraktı ve ezilmiş dondurmaya baktı:

"İnsanlar hiçbir şeyi beğenmiyor."

Uzakta Kronos bu hissi fark etmişti. Yavaşça gözlerini açtı:

"Ah... boşa gittiğini düşündüğün onca emek. İnsanların yaptığın şeyi tek bir kusur yüzünden değersiz görmesi. Sen sadece insanların emeğine saygı duymasını istiyorsun. Ama öfken büyüdükçe, onları cezalandırmanın daha kolay olduğunu düşünmeye başlıyorsun."

Kronos yanında duran Zaman Tüyü'nü aldı:

"Zaman Tüyü... değiştirmek istediği ana ulaş."

Tüy sessizce kayboldu ve Dondurucu'nun bulunduğu yere ulaştı. Dondurucu yerdeki ezilmiş dondurmaya bakarken etrafındaki her şey bir anda sessizleşti. Kronos'un sesi duyuldu:

"Dondurucu... ben Kronos. Sana dokunduğun her şeyi tamamen dondurabileceğin bir güç vereceğim. Karşılığında ise senden bir iyilik isteyeceğim."

Dondurucu etrafına şaşkınlıkla bakarken Tüy ışığa dönüşerek kayboldu. Karartı Dondurucu'nun bedenine yayıldı. Parmaklarının çevresinde buz kristalleri oluşmaya başladı. Yerdeki ezilmiş dondurmanın üzerinde ince bir buz tabakası belirdi. Buz hızla yayılarak kaldırımın üzerindeki dondurmayı tamamen kapladı. Dükkânın camlarında buz kristalleri oluşmaya başladı, tezgâhın üzerindeki kaşıklar dondu ve dondurma kaplarının kenarlarında ince buz tabakaları belirdi. Dondurucu ellerine baktığında parmaklarının çevresinde soğuk bir sis dolaştığını gördü. Adam yavaşça ayağa kalkıp elini tezgâha koydu. Tezgâhın yüzeyi tamamen dondu. Dondurucu elini kaldırıp oluşan buz kristallerine baktı:

"Bir daha kimse dondurmamı küçümsemeyecek."

Dükkânın içindeki sıcaklık hızla düşerken bütün dondurma kapları donmaya başladı. Dondurucu elini havaya kaldırdı ve önündeki su damlaları daha yere düşmeden buz parçalarına dönüştü.

Aynı sırada dışarıda yürüyen Yağmur, Zeynep, Mert ve Doruk'un üzerine aniden soğuk bir hava vurdu. Yağmur ürperip kollarını ovuşturdu:

"Ç-çok soğuk oldu."

Doruk arkasını dönüp dondurmacıya baktı. Dükkânın camları tamamen buzla kaplanmıştı:

"Az önce böyle değildi."

Zeynep şaşkınlıkla dükkâna bakarken Mert ellerini cebine soktu:

"Ben dondurma için bu kadar soğuğa katlanmam."

Yağmur gözlerini dükkândan ayırmadan:

"B-bence b-burada bir şeyler oluyor."

Doruk başını salladı:

"Ben de öyle düşünüyorum."

Dördü dükkâna doğru bakarken içerideki Dondurucu camın arkasından onları fark etti. Yüzünde soğuk bir gülümseme oluştu. Dondurucu camın arkasından onları fark etti. Yüzünde soğuk bir gülümseme oluştu. Yağmur onun bakışlarını fark edince geri çekildi:

"B-bizi gördü."

Doruk dükkânın kapısına doğru baktı:

"Burada kalamayız."

Zeynep endişeyle:

"Ne yapacağız?"

Yağmur birkaç saniye düşündü. Ardından Doruk'a bakıp:

"S-siz burada bekleyin. B-ben birazdan g-geleceğim."

Yağmur hızla sokağın köşesine doğru ilerledi. Doruk da başka bir yöne geçerek tenha bir yere ulaştı. İkisi birbirlerinden habersiz şekilde bilekliklerine ve kolyelerine dokundu. Yağmur bilekliğini kaldırdı:

"Miya, parla!"

Doruk kolyesini kaldırdı:

"Neko, yüksel!"

Işık ve karanlık bedenlerini sardı. Yağmur'un yerini Şans, Doruk'un yerini Gölge aldı. İkisi farklı yönlerden sokağa geri döndüğünde Dondurucu dükkânın önünde bekliyordu. Şans bumerangını eline alırken Gölge sopasını hazırladı. Dondurucu ellerini kaldırdı ve çevresindeki hava bir anda buz gibi oldu:

"Sonunda geldiniz."

Şans ona doğru bakarak:

"İnsanları dondurmayı bırak."

Dondurucu gülümsedi:

"Henüz hiçbir şey görmediniz."

Elini yere doğru uzattığı anda kaldırım boyunca buz hızla yayılmaya başladı. Şans ve Gölge farklı yönlere sıçrayarak buzdan kurtuldu. Gölge sopasını kaldırıp Dondurucu'ya doğru ilerlerken Şans bumerangını hazırladı. Dondurucu elini Gölge'ye doğru çevirdi ve Gölge'nin ayağının altındaki zemin bir anda buzla kaplandı. Gölge dengesini kaybederek geri çekildi. Şans bumerangını fırlattı fakat Dondurucu elini kaldırınca bumerangın etrafında buz oluştu ve bumerang havada durdu. Şans şaşkınlıkla ona baktı:

"Bu hiç iyi olmadı."

Dondurucu elini sıktığında bumerang tamamen buzla kaplandı ve yere düştü. Gölge sopasını yere vurarak buzun üzerinde dengesini toparladı. Şans ise yere düşen bumerangına baktı. Bumerangın tamamı buzla kaplanmıştı. Şans bilekliğine dokunduğu anda bumerangdaki buzlar parçalanarak yere düştü ve bumerang yeniden eline geldi:

"Demek dokunduğun her şeyi tamamen dondurabiliyorsun."

Dondurucu elini kaldırdı:

"Artık hiçbir şey elimden kaçamayacak."

Dondurucu Şans'a doğru ilerledi. Şans geri çekilirken Gölge yan taraftan yaklaşarak sopasını savurdu. Dondurucu son anda elini kaldırdı ve sopanın ucunu dondurdu. Gölge sopasını çekmeye çalışırken Dondurucu diğer elini ona doğru çevirdi. Gölge'nin koluna doğru buz ilerlemeye başladı. Gölge hemen geriye sıçrayarak buzdan kurtuldu.

Şans bumerangını Dondurucu'ya doğru fırlattı. Dondurucu bumeranga dokunmadan önce kenara çekildi. Bumerang arkasındaki duvara çarpıp geri döndü. Dondurucu tekrar elini kaldırınca bumerangın dönüş yönündeki zemin donmaya başladı. Şans bumerangını yakalayıp geri çekildi.

Gölge çevredeki dükkânlara bakarak:

"Her yer buzla kaplanıyor."

Şans etrafına baktı. Dondurucu'nun gücünü kullanabilmesi için doğrudan dokunmasına gerek olmadığını, yakındaki yüzeyleri de dondurabildiğini fark etti:

"Onu durdurmazsak bütün sokak donacak."

Dondurucu ellerini iki yana açtı. Dükkânın camları, kaldırım ve yolun kenarındaki metal korkuluklar aynı anda buzla kaplanmaya başladı. Şans ile Gölge geri çekilirken Dondurucu'nun arkasındaki dondurma dükkânının tabelası bile dondu.

Şans bumerangını sıkıca tuttu:

"Bu işi burada bitirmeliyiz."

Gölge sopasını kaldırdı:

"Bir planın var mı?"

Şans kısa bir süre Dondurucu'yu izledi. Sonra gözlerini dükkânın içine çevirdi:

"Var."

Dondurucu onların konuşmasını duyunca ellerini kaldırdı. Buz tabakası yeniden zeminde ilerlemeye başladı. Şans ve Gölge aynı anda iki farklı yöne ayrılarak saldırıdan kaçtı. Dondurucu hangisine saldıracağını seçmeye çalışırken Şans dükkânın önündeki buzlu zemine doğru ilerledi. Gölge onun ne yaptığını anlayınca Dondurucu'nun dikkatini üzerine çekti:

"Buradayım!"

Dondurucu Gölge'ye döndü ve elini ona doğru uzattı. Gölge sopasını savurarak yaklaşan buz tabakasını kırdı. Şans ise Dondurucu'nun arkasına geçmek için dükkânın kenarından ilerledi.

Dondurucu Gölge'ye doğru bir adım attığında Şans arkasından bumerangını fırlattı. Bumerang Dondurucu'ya değil, dükkânın üzerindeki donmuş tabelanın bağlantı noktasına çarptı. Tabela yerinden koparak Dondurucu'nun önüne düştü. Dondurucu geri çekilmek zorunda kaldı. Şans bu fırsatı kullanarak bumerangını geri çağırdı:

"Şimdi!"

Gölge ileri atılarak sopasını Dondurucu'nun eline doğru savurdu. Dondurucu elini geri çektiği anda Şans bumerangını fırlattı. Bumerang Dondurucu'nun elindeki buz tabakasını parçaladı. Dondurucu sendeleyerek birkaç adım geriye çekildi. Dondurucu sendeleyerek birkaç adım geriye çekildi. Şans ile Gölge onun yeniden saldırmasını beklerken Dondurucu elini yavaşça kaldırdı. Kırılan buz parçaları yerden yükselerek havada dönmeye başladı. Şans bumerangını savunma pozisyonuna getirirken Gölge sopasını iki eliyle kavradı:

"Sanırım sizi hafife aldım."

Dondurucu ellerini birbirine yaklaştırdı. Havada duran buz parçaları birleşerek uzun sivri buz kütlelerine dönüştü. Bir anda Şans ve Gölge'ye doğru fırladılar. Şans bumerangını savurarak önündeki buzları parçalarken Gölge sopasıyla diğerlerini engelledi. Ancak buz parçalarından biri Gölge'nin omzuna çarparak onu geriye savurdu:

"Gölge!"

Şans ona doğru koşmak istedi fakat Dondurucu elini yere doğru çevirdi. Şans'ın önündeki kaldırım bir anda dondu. Şans ayağını geri çekerek düşmekten son anda kurtuldu. Dondurucu yavaşça ona doğru ilerledi:

"Burada her adımınızı ben belirlerim."

Gölge ayağa kalkıp sopasını kaldırdı:

"Bu kadar kolay değil."

Gölge ileri atılıp Dondurucu'ya saldırdı. Dondurucu elini kaldırarak sopayı tamamen dondurmaya çalıştı. Gölge sopasını zamanında çekti fakat buz elinin bir kısmına kadar ilerledi. Gölge sopasını bırakıp geri sıçradı. Şans bumerangını fırlattı. Dondurucu yana çekildi ve bumerang arkasındaki duvara çarptı. Dondurucu duvara dokunduğu anda buz duvar boyunca yayıldı. Bumerangın sıkıştığını gören Şans'ın yüzü gerildi:

"Yine mi?"

Dondurucu gülümsedi:

"Bu kez geri çağırabilecek misin?"

Şans bilekliğine dokundu. Bumerang buzların arasından kurtularak havaya yükseldi ve Şans'ın eline geri döndü:

"Denemeye değerdi."

Dondurucu'nun yüzündeki gülümseme kayboldu. İki elini yere bastığında bütün sokak boyunca buz hızla yayılmaya başladı. Şans ve Gölge aynı anda zıplayarak yükselen buzdan kurtuldu. Arkalarındaki dükkânların kapıları, tabelaları ve kaldırım taşları tamamen dondu.

Gölge çevresine bakıp:

"Bu böyle devam ederse bütün mahalleyi donduracak."

Şans bumerangını sıkıca tuttu:

"O zaman onu durdurmanın başka bir yolunu bulacağız."

Dondurucu onları izlerken buzla kaplanmış sokakta birkaç adım daha attı:

"Bulun bakalım."

Şans ile Gölge birbirlerine baktı. Dondurucu yeniden ellerini kaldırırken ikisi farklı yönlere doğru hareket etti. Şans ile Gölge farklı yönlere doğru hareket ederek Dondurucu'nun saldırılarından kaçmaya başladı. Dondurucu ellerini kaldırdıkça önündeki zemin donuyor, buz tabakaları sokak boyunca ilerliyordu. Şans bir dükkânın önünden geçerken yerdeki buzun çatladığını fark etti. Bumerangını kaldırıp buz tabakasına vurdu. Buz parçalanınca altındaki kaldırım yeniden ortaya çıktı:

"Onun gücünü durdurmak için sürekli kaçamayız."

Gölge yanına gelip sopasını yeniden eline aldı:

"Bir fikrin var mı?"

Şans çevredeki donmuş yüzeylere baktı:

"Henüz değil."

Dondurucu uzaktan onları izliyordu. Elini kaldırdığı anda Gölge'nin bulunduğu yere doğru kalın bir buz tabakası ilerledi. Gölge sopasını yere saplayıp kendini geriye çekti. Şans bumerangını fırlatarak buzun önünü parçaladı fakat parçalanan buzlar yeniden birleşmeye başladı:

"Parçaladıkça geri geliyor."

Dondurucu gülerek:

"Çünkü burası artık benim alanım."

Dondurucu iki elini havaya kaldırdı. Dükkânların camları birer birer buzla kaplandı. Sokaktaki lambaların direkleri bile donmaya başladı. Şans etrafına bakarken dükkânın içindeki dondurma dolabını fark etti. Dolabın camı tamamen donmuştu fakat içindeki dondurmalar hâlâ görünüyordu. Şans bir anda durdu:

"Bekle."

Gölge ona baktı:

"Ne oldu?"

Şans gözlerini dolaba dikti:

"Bu kadar dondurmayı nerede saklıyor?"

Gölge dükkâna baktı:

"Dondurma dolabında."

Şans başını salladı:

"Hayır. Gücü sadece etrafa buz yaymak değil. Dokunduğu şeyleri donduruyor. Ama dükkândaki bütün dondurmalar aynı anda dondu."

Dondurucu onların konuşmasını fark edip ellerini kaldırdı. Şans hemen Gölge'ye döndü:

"Onu dükkândan uzaklaştır."

Gölge başını sallayıp Dondurucu'ya doğru koştu. Dondurucu elini ona çevirdiği anda Gölge yön değiştirip bir vitrinin arkasına geçti. Buz tabakası vitrinin camını tamamen kapladı. Şans ise dükkânın içine doğru koştu. Dondurucu onu fark edip arkasından buz gönderdi. Şans son anda yana çekildi ve dükkâna girdi. Buz duvara çarparak orada kaldı.

Şans dondurma dolabının önünde durdu. Buzla kaplı kapağa baktıktan sonra bumerangını kaldırdı:

"Sanırım ne yapacağımı buldum."

Dışarıda Gölge Dondurucu'nun saldırılarından kaçmaya devam ediyordu. Dondurucu elini kaldırdığı anda Gölge sopasını yere vurup yön değiştirdi. Dondurucu'nun dikkati tamamen Gölge'ye yönelmişken Şans dükkânın içinden çıktı. Bumerangını sıkıca tutuyordu:

"Şimdi sıra bende."

Dondurucu ona döndü:

"Ne yaptın?"

Şans cevap vermeden bumerangını fırlattı. Bumerang Dondurucu'nun yanından geçerek dükkânın arkasındaki büyük dondurma dolabına çarptı. Cam parçalandı ve içerideki bütün dondurma kapları yere düştü. Dondurucu bir anlığına ne olduğunu anlamadan dolaba baktı. Şans bu fırsatı kullanarak bumerangını geri çağırdı:

"Artık seni burada tutan şeyi bulacağız."

Dondurucu'nun yüzündeki gülümseme kayboldu. Elleri yeniden buzla kaplanırken bütün sokakta daha güçlü bir soğuk dalgası yayıldı. Dondurucu'nun etrafındaki soğuk hava giderek yoğunlaştı. Şans ve Gölge geri çekilirken buz tabakaları ayaklarının altından hızla ilerliyordu. Dondurucu iki elini yere bastı ve kaldırımın tamamı birkaç saniye içinde buzla kaplandı. Gölge dengesini kaybetmemek için sopasını yere sapladı:

"Bu güç giderek artıyor."

Şans etrafa bakarken yerdeki dondurma kaplarını fark etti. Kapların içindeki dondurmalar tamamen donmuştu. Şans bir anda durdu:

"Bir dakika..."

Gölge ona baktı:

"Ne oldu?"

Şans yerdeki kaplardan birini eline aldı:

"Bu dondurmalar onun gücü ortaya çıkmadan önce normaldi."

Gölge çevresine baktı:

"Yani?"

Şans kapı gösterdi:

"Karartı ona gücü verdiğinde ilk donan şey dondurmaydı."

Dondurucu onların ne konuştuğunu anlamaya çalışırken Şans kaplardan birini yere bıraktı. Gölge hemen onun ne düşündüğünü anladı:

"Karartı mı?"

Şans başını salladı:

"Belki de."

Dondurucu bunu duyunca öfkeyle ellerini kaldırdı. Buz kütleleri yerden yükselerek Şans ve Gölge'nin üzerine doğru ilerledi. Gölge sopasını savurarak önündeki buzları parçaladı. Şans ise bumerangını fırlatıp diğer buz kütlesini dağıttı. Dondurucu tekrar saldırmaya hazırlanırken Gölge onun önüne geçti:

"Şans, ne yapacaksan şimdi yap."

Şans başını sallayıp dükkâna doğru koştu. Dondurucu onu fark ederek peşinden ilerledi fakat Gölge yolunu kesti. Dondurucu elini kaldırıp Gölge'yi dondurmaya çalıştı. Gölge son anda yana çekildi ve buz duvara çarptı. Gölge sopasını savurarak Dondurucu'nun önündeki buz tabakasını kırdı:

"Buradan geçemezsin."

Dondurucu öfkeyle elini yere vurdu. Buz Gölge'nin ayaklarının altından yükselerek onu dizlerine kadar sardı. Gölge sopasıyla buzları kırmaya çalışırken Şans dükkânın içine ulaştı. Yerdeki dondurma kaplarını tek tek incelemeye başladı. Sonunda kaplardan birinin üzerinde siyah bir iz fark etti. Şans elini uzatırken durdu:

"İşte seni buldum."

Tam o anda Dondurucu'nun sesi dükkânın içinden duyuldu:

"Oraya dokunma!"

Şans arkasını döndü. Dondurucu kapıya ulaşmıştı. Ellerinin çevresinde yoğun buz kristalleri oluşuyordu. Şans kapıdaki siyah ize tekrar baktı ve bumerangını kaldırdı:

"Demek korktuğun şey bu."

Dondurucu bir anda ileri atıldı. Şans bumerangını savunmak için kaldırırken Gölge buzları kırıp dükkâna girdi ve sopasını Dondurucu'nun önüne uzattı:

"Şans, devam et!"

Şans bumerangını siyah izin bulunduğu dondurma kabına doğru fırlattı. Dondurucu bunu görünce elini uzattı. Bumerang ile kabın arasına kalın bir buz tabakası oluştu. Bumerang buza çarparak yere düştü. Dondurucu derin bir nefes aldı:

"Artık bunu yapamayacaksınız."

Şans bumerangını geri çağırdı. Bumerang yeniden eline gelirken Şans Dondurucu'ya baktı:

"Henüz bitmedi."

Dondurucu'nun etrafındaki buz tabakası giderek genişlerken Şans ve Gölge geri çekildi. Dondurucu yeniden üzerlerine doğru ilerlemeye başladığında Şans çaresizce çevresine baktı ve bilekliğine dokundu:

"Uğurlu Tılsım!"

Tılsımın gücü çevredeki nesneleri kullanarak Şans'ın çözümü görmesini sağladı. Şans'ın gözleri önce tavandaki pervaneye, sonra sokağın kenarında duran motosiklete ve ardından Gölge'nin elindeki sopaya takıldı. Sopayı iki binanın arasına doğru uzatabileceğini fark edince planını hemen anladı:

"Gölge, sopanı uzat ve onu iki binanın arasında sıkıştır!"

Gölge başını salladı. Sopasını iki binanın arasına doğru uzattığında sopa hızla uzayarak iki binanın duvarlarına dayanıp sabitlendi. Dondurucu ilerlemeye devam ederken uzayan sopaya çarptı ve hareket edemedi. Dondurucu ellerini kaldırıp sopayı dondurmaya çalıştı fakat Gölge sopasını sabit tutarak onu bulunduğu yerde tuttu. Şans motosiklete koşup üzerine atladı ve gazına sonuna kadar asıldı. Motosiklet hızla Dondurucu'ya doğru ilerlerken tavandaki pervane de dönmeye başladı. Pervanenin oluşturduğu güçlü hava Dondurucu'nun üzerindeki soğuk havayı dağıtırken motosikletin hareketiyle oluşan sıcaklık buz tabakasının çatlamasına neden oldu. Dondurucu bulunduğu yerde kıpırdanmaya çalıştı fakat Gölge'nin sopası onu iki bina arasında tutmaya devam ediyordu. Buzlar erimeye başladıkça Karartı'nın enerjisi de zayıfladı. Dondurucu sendeledi. Gölge sopayı hâlâ sabit tutarken Şans motosikletten atlayıp ona baktı:

"Şimdi külah!"

Gölge yerdeki dondurma külahını alıp Şans'a fırlattı. Şans külahı havada yakaladı ve bütün gücüyle yere fırlattı. Külah parçalandığı anda Karartı Dondurucu'nun bedeninden ayrıldı. Karartı birkaç saniye havada kıvrıldıktan sonra kendi kendine yok oldu. Dondurucu yere çökerken üzerindeki buzlar tamamen eridi. Dondurmacı yavaşça gözlerini açtı. Etrafına baktığında dükkânının yeniden eski hâline geldiğini gördü. Şans ve Gölge'nin karşısında durduğunu fark edince şaşkınlıkla:

"Ne oldu?"

Şans ona bakıp:

"Biraz zor bir gündü."

Dondurmacı başını eğdi:

"Ben... insanlara çok kızmıştım."

Gölge sopasını omzuna alıp:

"Bazen öfkeyle yaptığımız şeylerin sonucunu düşünmeyiz."

Dondurmacı sessizce başını salladı:

"Haklısın."

Şans ve Gölge daha fazla oyalanmadan dükkândan uzaklaştı. Birkaç sokak sonra tenha bir yere geçip dönüşümlerini sona erdirdiler. Şans yeniden Yağmur'a, Gölge ise Doruk'a dönüştü. Yağmur çantasını düzeltip yürümeye başladı. Doruk da başka bir sokaktan evine doğru ilerledi. İkisi de yaşananların ardından yollarına devam ederken şehirde akşam yavaş yavaş çökmeye başladı. Dönüşümlerini sona erdirdikten sonra Yağmur ile Doruk farklı sokaklardan ilerleyerek okulun yakınındaki parka doğru yürüdü. Yağmur parka ulaştığında Zeynep ile Mert'i banklardan birinin yanında otururken gördü. Zeynep onu fark edip el salladı:

"Yağmur! Buraya gelsene."

Yağmur yanlarına gidip oturdu:

"Ne oldu?"

Mert elindeki dondurma külahını gösterdi:

"Biraz önceki dondurmacıya tekrar gidelim diyorum."

Zeynep şaşkınlıkla ona baktı:

"Az önce oradaydık."

Mert:

"Benim dondurmam eridi."

Zeynep:

"Sen onu on dakikada bitirdin."

Mert başını salladı:

"İşte tam olarak bu yüzden yenisini almam gerekiyor."

Yağmur gülmeye başladı. Zeynep de gülümseyerek başını iki yana salladı:

"Senin dondurmayla aranda ciddi bir sorun var."

Mert:

"Dondurma beni anlamıyor."

Yağmur:

"S-sen de onu anlamıyorsun."

Mert Yağmur'a bakıp:

"Sen bugün bayağı konuşmaya başladın."

Yağmur'un yüzü kızardı:

"N-ne?"

Zeynep hemen Mert'e baktı:

"Bir şey söyleme."

Mert sırıtarak:

"Ben bir şey demedim."

Yağmur başını eğip ellerini birbirine kenetledi. Birkaç saniye sonra parkın girişinden Doruk'un geldiğini gördü. Doruk onları fark edince yanlarına doğru yürüdü. Yağmur onu görünce yine heyecanlandı:

"D-Doruk... s-sen de mi geldin?"

Doruk gülümseyerek:

"Evet. Sizi gördüm."

Mert hemen bankta biraz kenara çekildi:

"Gel otur."

Doruk yanlarına oturdu. Yağmur onun yanında oturduğu için ne yapacağını bilemeden çantasının fermuarıyla oynuyordu. Zeynep bunu fark edip hafifçe gülümsedi:

"Bugün hepimiz aynı yerdeyiz."

Mert:

"Ve ben hâlâ dondurma istiyorum."

Zeynep:

"Senin bütün hayatın dondurma mı?"

Mert:

"Şimdilik."

Doruk gülerek:

"Biraz önce dükkânda da aynısını söylüyordun."

Mert:

"Çünkü haklıydım."

Yağmur hafifçe gülümsedi. Bir süre dördü parkta oturup okuldan, derslerden ve gün içinde yaşananlardan konuştu. Yağmur, dondurmacıda yaşananları anlatmamaya dikkat ederken Zeynep bir anda ona dönüp:

"Bugün okulda da dalgındın. Şimdi de öylesin. Gerçekten iyi misin?"

Yağmur birkaç saniye düşündü:

"İ-iyiyim. S-sadece biraz yoruldum."

Doruk ona bakarak:

"Bugün gerçekten yorucu geçti."

Yağmur Doruk'a dönüp hafifçe gülümsedi:

"E-evet."

Mert ayağa kalktı:

"Ben gidiyorum."

Zeynep şaşırarak:

"Nereye?"

"Evime."

"Niye?"

Mert omuzlarını kaldırdı:

"Dondurma alamıyorsam burada durmamın anlamı yok."

Zeynep gülerek:

"Sen gerçekten değişiksin."

Mert yürümeye başlarken arkasından seslendi:

"Yarın dondurma yeriz!"

Zeynep:

"Yarın başka bir yere gideriz!"

Mert elini kaldırıp:

"Tamam!"

Bir süre sonra Zeynep de ayağa kalktı:

"Ben de eve geçeyim. Görüşürüz Yağmur."

Yağmur ayağa kalkıp:

"G-görüşürüz."

Zeynep Doruk'a da el sallayıp Mert'in peşinden gitti. Yağmur ile Doruk birkaç saniye parkta yalnız kaldı. Yağmur ne söyleyeceğini düşünürken Doruk ona baktı:

"Sen de eve gidecek misin?"

Yağmur başını salladı:

"E-evet."

Doruk:

"Tamam. Görüşürüz."

Yağmur hafifçe gülümsedi:

"G-görüşürüz."

Doruk başka yöne doğru yürürken Yağmur da evine doğru ilerledi.

Yağmur eve geldiğinde ninesi mutfakta yemek hazırlıyordu. Yağmur çantasını kenara bırakıp mutfağa geçti. Ninesi ona bakıp:

"Bugün geç kaldın."

Yağmur:

"A-arkadaşlarımla biraz oturduk."

Ninesi gülümseyerek:

"İyi yapmışsınız."

Yağmur sandalyeye oturdu. Ninesi önüne bir bardak su koyduktan sonra yüzüne dikkatlice baktı:

"Yine aklın başka yerde."

Yağmur bardağı eline aldı:

"Y-yok."

Ninesi:

"Bana yalan söylemek zorunda değilsin."

Yağmur birkaç saniye sessiz kaldı:

"Bugün biraz garip şeyler oldu."

Ninesi merakla:

"Okulda mı?"

Yağmur başını salladı:

"Okulda ve sonra dışarıda."

Ninesi onun yanına oturdu:

"Anlatmak istemiyorsan anlatma. Ama ne olursa olsun tek başına taşımaya çalışma."

Yağmur ninesine baktı. Birkaç saniye sonra hafifçe gülümsedi:

"Tamam."

Ninesi saçlarını düzeltti:

"Yemeğini ye."

Yağmur:

"Tamam nine."

Aynı saatlerde Doruk eve geldiğinde Kerem salonda oturuyordu. Doruk içeri girip çantasını bıraktı. Kerem kısa bir süre ona baktı:

"Geç kaldın."

Doruk:

"Arkadaşlarımla oturdum."

Kerem başını salladı:

"Yemeğini ye."

Doruk mutfağa yöneldi. Kerem arkasından baktı fakat başka bir şey söylemedi. Doruk da babasına dönmeden:

"Tamam."

Ev yeniden sessizliğe büründü.

Şehrin başka bir yerinde Kronos karanlık odasında tek başına duruyordu. Önündeki yüzeyde gün içinde yaşanan olayların görüntüleri birer birer belirdi. Dondurucunun ortaya çıkışı, Şans ve Gölge ile karşılaşması ve ardından Karartı'nın yok oluşu sessizce gözlerinin önünden geçti. Kronos görüntülerin kaybolmasını bekledi. Sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı:

"Bir insanın öfkesi onu değiştirmeye yetiyor. Ama her seferinde aynı şeyi denemek zorunda değilim."

Kronos birkaç adım yürüdü. Odanın karanlığında durup karşısındaki boşluğa baktı:

"İnsanların en büyük zayıflığı korkuları değil. Bazen onları asıl değiştiren şey, sahip olmak istedikleri şeydir."

Kronos'un yüzünde hafif bir gülümseme oluştu:

"Ve ben o isteği bulduğumda, geri çeviremeyecekleri bir teklif sunarım."

Odanın içindeki karanlık yavaşça yoğunlaşırken Kronos gözlerini kapattı:

"Şans ve Gölge... her zaferiniz beni biraz daha yaklaştırıyor."

bölüm sonu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…