11. Bölüm: Kara Efendi

Vaveyla Yazarı: Ali Osman Göktaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 11. Bölüm: Kara Efendi

Eskrim salonunda öğrenciler antrenman yaparken Harun Kılıçtaş salonun ortasında durup elindeki listeye baktı. Yeni takım için seçimler yapacaktı. Doruk zaten takımdaydı ve diğer öğrencileri izliyordu. Harun listeyi kapatıp öğrencilere döndü:

"Bugün yeni takım için denemeler yapacağız. Kendine güvenen piste gelsin."

Öğrenciler hazırlanmaya başlarken Yağmur kenarda onları izliyordu. Birkaç saniye tereddüt ettikten sonra elini kaldırdı:

"Ben de g-girmek istiyorum."

Doruk hemen ona döndü:

"Sen mi?"

Yağmur başını salladı:

"E-evet."

Doruk gülümseyerek yanına geldi:

"Önce sana birkaç şey öğretmem lazım."

Yağmur kılıcı eline aldı. Doruk onun duruşuna baktı:

"Önce ayaklarını düzgün koy."

Yağmur ayaklarını yerleştirdi:

"B-böyle mi?"

"Hayır, diğer tarafa."

Yağmur düzeltti:

"Şimdi?"

"Biraz daha geriye."

Yağmur tekrar hareket etti ve dengesini kaybederek sendeledi:

"Sen çok kötü öğretiyorsun."

Doruk gülerek:

"Sen de çok kötü öğreniyorsun."

Yağmur ona ters ters baktı:

"Ben daha yeni başladım."

Doruk kılıcını kaldırdı:

"Tamam. Şimdi bana saldır."

Yağmur şaşkınlıkla ona baktı:

"S-sana mı?"

"Evet."

Yağmur kılıcını kaldırıp yavaşça saldırdı. Doruk kolayca kenara çekildi:

"Çok yavaş."

Yağmur tekrar saldırdı. Doruk hamleyi engelledi:

"Biraz daha hızlı."

Yağmur üçüncü kez saldırdığında Doruk yine geri çekildi. Yağmur dengesini kaybedip durdu:

"S-sen hile yapıyorsun."

Doruk kahkaha attı:

"Ben sadece yerimde duruyorum."

Yağmur istemeden gülümsedi. Tam o sırada salonun kapısı açıldı. İçeri genç bir kız girdi. Kendinden emin adımlarla salona girip etrafına baktıktan sonra Harun'un yanına yürüdü:

"Takıma girmek istiyorum."

Harun ona baktı:

"Adın?"

Kız kibirli bir şekilde cevap verdi:

"Derin."

Harun:

"Eskrim tecrüben var mı?"

Derin:

"Yeterince."

Harun kılıcını eline aldı:

"Birini yenersen seni takıma alırım."

Derin çevresine baktı:

"Rakibim kim?"

Harun Yağmur'u gösterdi:

"Yağmur."

Yağmur şaşkınlıkla kendisini gösterdi:

"B-ben mi?"

Doruk yanına yaklaşıp alçak sesle:

"Az önce sana öğrettiklerimi hatırla."

Yağmur:

"Ben hiçbir şey öğrenmedim ki."

Doruk gülümsedi:

"En azından dene."

Derin kılıcını eline aldı:

"Umarım fazla zorlamam."

Yağmur onun sözlerinden rahatsız olsa da cevap vermedi. Harun ikisinin karşısına geçip:

"Hazır olun."

Yağmur ve Derin kılıçlarını kaldırdı. Harun elini indirdi:

"Başla!"

Derin hızla saldırdı. Yağmur son anda geri çekildi. Derin tekrar hamle yaptı. Yağmur kılıcını kaldırıp saldırıyı engelledi. Doruk kenardan seslendi:

"Yağmur, sakin ol!"

Yağmur derin bir nefes aldı. Derin art arda saldırmaya başladı. Yağmur her hamleyi karşılıyor ve geri çekiliyordu. Derin öfkeyle:

"Kaçmaktan başka bir şey yapmıyorsun."

Yağmur kılıcını sıkıca tuttu:

"B-birazdan görürsün."

Derin yeniden saldırdı. Yağmur yana çekildi, ardından kılıcını kontrollü bir şekilde savurdu. Derin dengesini kaybederek yere düştü. Salon bir anda sessizleşti. Harun elini kaldırdı:

"Yeter. Kazanan Yağmur."

Yağmur şaşkınlıkla Derin'e baktı. Doruk gülümseyerek:

"Fena değildi."

Derin öfkeyle ayağa kalktı:

"Bu daha bitmedi."

Harun:

"Kaybettin."

Derin kılıcını indirip:

"Babamı ararım."

Harun kaşlarını çattı:

"Bu bir tehdit mi?"

Derin:

"Babam belediye başkanı. İsterse bu okulu kapattırır."

Harun'un yüzü gerildi:

"Bir öğrencinin kaybetmesi yüzünden burayı kapattıramaz."

Derin:

"İzle."

Derin arkasını dönüp salondan çıktı. Harun öğrencilerine baktı:

"Antrenmana devam."

Fakat çok geçmeden kapı yeniden açıldı. Derin'in yanında bir adam salona girdi. Harun onu görünce durdu. Adam doğrudan Harun'un karşısına geçip:

"Ben Selim Ilgaz."

Harun sessizce ona baktı. Selim devam etti:

"Kızımın yaşadığı olayı öğrendim."

Harun:

"Bu bir seçmeydi. Kaybetti."

Selim'in yüzü sertleşti:

"Ben sonuçla ilgilenmiyorum."

Harun şaşkınlıkla:

"Ne demek istiyorsunuz?"

Selim salona bakıp:

"Bu eskrim okulunu kapatıyorum."

Harun'un yüzündeki ifade değişti:

"Ne?"

Selim:

"Bugünden itibaren burada eğitim yapılmayacak."

Harun öfkesini bastırmaya çalışarak:

"Yıllardır bu salonu ayakta tutuyorum. Çocukların bütün emeğini tek bir olay yüzünden yok edemezsiniz."

Selim:

"Kararımı verdim."

Selim arkasını dönüp Derin'le birlikte salondan çıktı. Kapı kapandığında Harun olduğu yerde kaldı. Duvarlardaki kupalara, madalyalara ve yıllardır yetiştirdiği öğrencilerin fotoğraflarına baktı. Sonra elindeki kılıcı yavaşça yere bıraktı:

"Onca yıl..."

Harun başını eğdi:

"Onca yılın karşılığı bu mu?"

Uzakta, karanlık odasında oturan Kronos bu öfkeyi hissetti. Yavaşça gözlerini açtı:

"Ah... yıllarca verdiğin emek. Birkaç kelimeyle elinden alınan bir hayat. İnsanlar bazen bir başkasının verdiği kararla bütün emeklerinin değersiz olduğunu düşünür."

Kronos ayağa kalkıp yanında duran Zaman Tüyü'nü eline aldı:

"Senin istediğin şey yalnızca intikam değil. Sana ait olan düzeni geri istiyorsun."

Kronos Tüyü Harun'un bulunduğu yöne doğru uzattı:

"Zaman Tüyü... değiştirmek istediği ana ulaş."

Tüy sessizce kayboldu ve Harun'un bulunduğu salona ulaştı. Harun boş salonda tek başına dururken önünde beliren Tüy'e baktı. Bir anda çevredeki bütün sesler kesildi ve Kronos'un sesi duyuldu:

"Kara Efendi... Ben Kronos. Sana gücünü geri vereceğim. Sana ait olan düzeni yeniden kurabilecek ve seni küçümseyen herkesi kendi tarafına katabileceksin. Ama karşılığında bana bir iyilik yapacaksın."

Harun Tüy'e baktı. Birkaç saniye sonra elini uzattı. Karanlık enerji bedenini sardı. Elinde siyah bir kılıç oluştu. Harun kılıca baktı ve gözleri karardı:

"Artık kimse beni yok sayamayacak."

Harun'un elindeki siyah kılıçtan yayılan karanlık enerji salonun tamamını kapladı. Yağmur ve Doruk kapının yakınında saklanarak olanları izliyordu. Harun'un üzerindeki karanlık enerji giderek yoğunlaştı ve birkaç saniye sonra karşılarında artık eskiden tanıdıkları eskrim hocası yoktu. Siyah kılıcını elinde tutan Kara Efendi başını kaldırdı. Yağmur korkuyla Doruk'a baktı:

"B-bu... Harun hoca."

Doruk gözlerini Kara Efendi'den ayırmadan:

"Evet."

Kara Efendi salonun ortasında kılıcını kaldırdı. Kılıcın çevresinde siyah bir enerji dolaşmaya başladı. Yağmur geri çekildi:

"Ne yapacağız?"

Doruk:

"Burada kalırsak bizi de fark eder."

Yağmur başını salladı. İkisi aynı anda salonun farklı taraflarına geçerek kimseye görünmeden dönüşebilecekleri yerlere ilerledi. Yağmur bilekliğine dokundu:

"Miya, Parla!"

Doruk kolyesini kaldırdı:

"Neko, Yüksel!"

İkisini de ışık ve gölge sardı. Birkaç saniye sonra Yağmur'un yerinde Şans, Doruk'un yerinde Gölge vardı. İkisi salonun farklı noktalarından ortaya çıktı. Kara Efendi onları fark edince siyah kılıcını kaldırdı:

"Demek sonunda geldiniz."

Şans bumerangını eline aldı:

"Harun hoca, ne yaptığının farkında mısın?"

Kara Efendi kılıcını sıkıca tuttu:

"Harun artık yok. Bana yıllarca vermedikleri değeri artık kendim alacağım."

Gölge sopasını kaldırdı:

"Bunu insanları kullanarak yapmana izin vermeyeceğiz."

Kara Efendi yüzünde soğuk bir gülümsemeyle:

"Öyleyse beni durdurun."
Kara Efendi salonun kapısına doğru yürüdü. Şans ile Gölge onu durdurmak için önüne geçmek istedi fakat Kara Efendi kılıcını havaya kaldırdı. Siyah enerji kılıcın ucunda toplanırken salonun kapısına doğru ilerledi ve kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Kara Efendi dışarı çıktı. Şans ile Gölge hemen peşinden gittiler. Kara Efendi okulun bahçesine çıktığında etrafına baktı. Bahçede öğrenciler ve öğretmenler vardı. Kılıcını kaldırıp en yakındaki öğrencilerden birine doğru yürüdü. Öğrenci korkuyla geri çekildi:

"Yaklaşma!"

Kara Efendi kılıcını öğrencinin omzuna dokundurduğu anda öğrencinin gözleri karardı. Karanlık enerji bedenine yayıldı ve birkaç saniye sonra öğrenci Kara Efendi'nin askeri hâline geldi. Şans şaşkınlıkla ona baktı:

"Ne yaptın ona?"

Kara Efendi kılıcını yeniden kaldırdı:

"Artık benim için savaşacak."

Gölge hemen ileri atılıp Kara Efendi'nin önünü kesti:

"Buna izin vermeyeceğiz."

Kara Efendi kılıcını savurdu. Gölge sopasıyla saldırıyı engelledi fakat Kara Efendi geri çekilip başka bir öğrencinin yanına ulaştı. Şans bumerangını fırlattı. Bumerang Kara Efendi'nin kılıcına çarparak onu öğrenciden uzaklaştırdı. Kara Efendi bumerangın yön değiştirmesinden faydalanıp kılıcını tekrar kaldırdı ve yakındaki başka bir öğrencinin omzuna dokundurdu. O öğrenci de karanlık enerjiyle kaplanarak Kara Efendi'nin askerlerinden birine dönüştü. Şans bumerangını geri çağırırken:

"İnsanları rahat bırak!"

Kara Efendi:

"Onları zorlamıyorum. Sadece bana katılmaları için bir sebep veriyorum."

Gölge:

"Onları kontrol ediyorsun."

Kara Efendi başını kaldırıp okulun dışındaki yüksek binaya baktı:

"Bu daha başlangıç."

Kara Efendi'nin çevresinde artık birkaç asker toplanmıştı. Askerler onun emriyle harekete geçerek okulun bahçesindeki diğer öğrencilere doğru ilerlemeye başladı. Şans ve Gölge hemen önlerine geçip onları durdurmaya çalıştı. Şans bumerangıyla bir askerin kılıcını düşürürken Gölge sopasıyla diğerini geri savurdu. Fakat Kara Efendi çoktan başka bir yöne ilerlemeye başlamıştı. Amacı daha fazla asker toplamak ve sonunda belediye binasına ulaşmaktı. Kara Efendi arkasına dönüp askerlerine baktı:

"Şehirde ne kadar insan varsa, hepsi benim ordum olacak."

Şans ile Gölge birbirlerine baktı. Bunun sıradan bir savaş olmadığını ikisi de anlamıştı. Kara Efendi'yi durduramazlarsa yalnızca birkaç kişi değil, bütün şehir onun askerlerine dönüşecekti. Kara Efendi'nin çevresinde birkaç asker toplanmıştı. Askerler onun emriyle okulun bahçesine yayılırken Şans ve Gölge önlerine çıkanları durdurmaya çalışıyordu. Şans bumerangını fırlatıp bir askerin elindeki kılıcı düşürdü, bumerang geri dönerken başka bir askerin ayağının önüne çarparak onu sendeletti. Gölge ise sopasını uzatıp iki askeri aynı anda geri itti. Fakat Kara Efendi çoktan okulun kapısına ulaşmıştı. Kılıcını kaldırıp dışarıdaki kalabalığa baktı. Öğrenciler ve öğretmenler korkuyla geri çekilirken Kara Efendi içlerinden birine doğru ilerledi. Şans onun niyetini anlayıp peşinden koştu:

"Dur!"

Kara Efendi dönüp Şans'a baktı:

"Şehrin tamamını orduma katacağım."

Şans bumerangını kaldırdı:

"Buna izin vermeyeceğiz."

Kara Efendi kılıcını savurdu. Şans saldırıdan yana çekilerek kurtuldu fakat Kara Efendi hemen yanındaki başka bir öğrencinin üzerine yürüdü. Gölge araya girip sopasını uzattı ve Kara Efendi'nin önünü kesti. Kara Efendi sopayı kılıcıyla kenara itti. Gölge yeniden saldıracakken Kara Efendi geri çekilip başka bir yöne yöneldi. Şans bumerangını fırlattı fakat Kara Efendi son anda eğilerek saldırıdan kurtuldu. Bumerang geri dönerken Şans onu yakaladı. Kara Efendi okuldan çıkıp sokağa ulaştığında çevredeki insanları görmeye başladı. Kılıcını kaldırıp ilk gördüğü kişiye doğru ilerledi. Gölge arkasından koştu:

"Onu durdurmalıyız!"

Şans başını salladı:

"Yoksa şehirde kimse kalmayacak."

Kara Efendi kılıcını savurdu ve bir adamın omzuna dokundurdu. Adamın gözleri karardı, bedenini siyah bir enerji sardı ve birkaç saniye sonra Kara Efendi'nin yanında yerini aldı. Kara Efendi yeni askerine bakıp:

"Benimle gel."

Adam başını eğdi. Kara Efendi yürümeye devam etti. Şans ve Gölge onun önünü kesmeye çalışsa da Kara Efendi'nin topladığı askerlerin sayısı giderek artıyordu. Sokakta ilerleyen her birkaç adımda yeni bir insan onun ordusuna katılıyordu. Şans çevresine bakıp:

"Bu hızla devam ederse onu durduramayacağız."

Gölge sopasını sıkıca tuttu:

"O zaman daha fazla asker toplamadan önce onu durduracağız."

Kara Efendi uzakta yükselen belediye binasını gördü. Binanın çatısındaki bayrak dalgalanıyordu. Kara Efendi'nin gözleri bayrağa çevrildi:

"Sonunda."

Kara Efendi ve askerleri belediye binasına doğru ilerlemeye başladı. Şans ile Gölge onların peşinden koşarken Kara Efendi'nin asıl planını artık anlamışlardı. Hedefi yalnızca insanları asker yapmak değildi. O bayrağı değiştirdiği anda bütün şehir onun ordusuna dönüşecekti. Kara Efendi ve askerleri belediye binasına doğru ilerlerken Şans ile Gölge arkalarından yetişmeye çalışıyordu. Kara Efendi'nin topladığı askerlerin sayısı her geçen dakika artıyordu. Şehrin sokaklarında insanlar kaçışırken bazıları ne olduğunu anlamadan Kara Efendi'nin önüne çıkıyor ve kısa süre sonra onun ordusuna katılıyordu. Şans bumerangını fırlatıp Kara Efendi'nin önündeki askerlerden birinin kılıcını düşürdü. Gölge de sopasını uzatarak diğer askerlerin yolunu kesti. Kara Efendi durup arkasına baktı:

"Siz ikiniz gerçekten pes etmeyeceksiniz."

Şans bumerangını eline alıp:

"Sen bayrağa ulaşmadan bu iş bitecek."

Kara Efendi alaycı bir şekilde gülümsedi:

"Geç kaldınız."

Kara Efendi elini kaldırınca askerleri aynı anda harekete geçti. Şans ve Gölge üzerlerine gelen askerlerle mücadele ederken Kara Efendi belediye binasının merdivenlerine doğru ilerledi. Şans bir askerin saldırısından kurtulup diğerinin kılıcını bumerangıyla engelledi. Gölge sopasını uzatarak merdivenlerin girişini kapattı fakat Kara Efendi kılıcını kaldırıp sopaya vurdu. Gölge sopasını geri çekmek zorunda kaldı. Kara Efendi fırsatı kullanarak merdivenlerden yukarı çıktı. Şans onun peşinden gitmek istedi ancak birkaç asker önünü kesti. Şans bumerangını savurup askerlerin arasından geçti. Gölge de sopasını uzatarak yolunu açtı. İkisi birlikte merdivenleri çıkarken Kara Efendi çoktan binanın girişine ulaşmıştı. Kapının önünde duran görevliler onu görünce geri çekildi. Kara Efendi kılıcını kaldırıp kapıya doğru ilerledi:

"Bu şehir artık benim."

Şans ve Gölge son anda merdivenlerin başına ulaştı. Şans nefesini toparlayıp Kara Efendi'ye baktı:

"Henüz değil."

Kara Efendi dönüp ikisine baktı. Ardından kapıyı açıp belediye binasının içine girdi. Şans ile Gölge hemen arkasından içeri girdiler. Binanın içindeki görevliler korkuyla koridorlara kaçışırken Kara Efendi üst kata çıkan merdivenlere yöneldi. Şans ve Gölge onu takip etti. Kara Efendi çatıya açılan kapıya ulaştığında Şans bumerangını fırlattı. Bumerang kapının önüne çarparak Kara Efendi'nin ilerlemesini engelledi. Kara Efendi geri çekilip bumeranga baktı:

"Sonunda yetiştiniz."

Gölge sopasını uzatıp Kara Efendi'nin yolunu kapattı:

"Buradan geçemezsin."

Kara Efendi kılıcını kaldırdı:

"Öyleyse sizi de orduma katacağım."

Kara Efendi saldırıya geçti. Şans bumerangıyla kılıcı engellerken Gölge sopasını uzatıp Kara Efendi'nin hareket alanını daralttı. Kara Efendi bir anlığına dengesini kaybetti. Şans bu fırsatı kullanarak onu geri itti:

"Bayrağa ulaşamayacaksın."

Kara Efendi öfkeyle kılıcını savurdu. Şans ve Gölge aynı anda geri çekildi. Kara Efendi tekrar çatı kapısına yöneldi. Gölge sopasını uzatıp iki duvar arasına sabitledi ve Kara Efendi'nin geçişini engelledi. Kara Efendi sopayı kırmaya çalışırken Şans bumerangını fırlattı. Bumerang kılıca çarparak onu Kara Efendi'nin elinden düşürdü. Kara Efendi birkaç saniye boyunca boş ellerine baktı. Şans bumerangını geri çağırırken:

"Silahın olmadan onları kontrol edemezsin."

Kara Efendi yerdeki kılıcına baktı ve gülümsedi:

"Benim için silah yalnızca bir araç."

Kara Efendi yere eğilip kılıcına yeniden uzandı. Şans bumerangını fırlatıp kılıcı ondan uzaklaştırdı. Kılıç çatının diğer tarafına savrulurken Gölge sopasını uzatıp Kara Efendi'nin önünü kesti. Kara Efendi geri çekilmek zorunda kaldı. Şans bumerangını geri çağırıp Kara Efendi'ye doğru ilerledi:

"Bu iş burada bitecek."

Kara Efendi öfkeyle ona baktı:

"Henüz hiçbir şey bitmedi."

Kara Efendi arkasındaki kapıya doğru koştu. Gölge sopasını iki yana uzatıp geçiş yolunu kapattı. Kara Efendi durmak zorunda kaldı. O sırada aşağıdaki askerlerin sesleri duyulmaya başladı. Şans çatıdan aşağı baktığında belediye binasının çevresinde giderek daha fazla insanın toplandığını gördü. Kara Efendi'nin askerleri binanın önünü tamamen dolduruyordu. Kara Efendi de aşağı bakıp gülümsedi:

"Bakın. Ordum hazır."

Şans başını kaldırdı:

"Onlar senin askerlerin değil. Onları zorla kullanıyorsun."

Kara Efendi:

"Onların ne olduğu önemli değil. Önemli olan benim emrimi dinlemeleri."

Kara Efendi bir anda Gölge'nin üzerinden atlayarak çatıdaki bayrak direğine doğru koştu. Gölge arkasından yetişip sopasını uzattı fakat Kara Efendi son anda yana çekildi. Şans bumerangını fırlattı. Bumerang Kara Efendi'nin önündeki zemine çarparak onu durdurdu. Kara Efendi sendeledi. Gölge bu fırsatı kullanarak sopasını uzatıp Kara Efendi'nin kılıcını elinden düşürdü. Kılıç çatıdan aşağı doğru kaydı.

Kara Efendi aşağıya baktı. Kılıcının uzaklaştığını görünce yüzündeki öfke arttı. Şans bumerangını elinde tutarak:

"Artık kılıcın yok."

Kara Efendi cevap vermeden bayrak direğine doğru baktı. Kendi bayrağını çıkardı ve elinde tuttu. Şans onun ne yapmak istediğini anlayınca gözleri büyüdü. Kara Efendi bayrağı direğe takmak için hamle yaptığı anda Şans ileri atıldı. Bumerangını fırlatıp bayrağın ipine çarptı. İp koparak Kara Efendi'nin elindeki bayrağı yere düşürdü. Kara Efendi öfkeyle arkasını döndü:

"Hayır!"

Gölge sopasını uzatıp bayrağı Kara Efendi'den uzaklaştırdı. Kara Efendi bir süre yere düşen bayrağa baktı. Ardından dizlerinin üzerine çöktü. Karanlık enerji bedeninden dışarı çıkmaya başladı. Şans ve Gölge dikkatle onu izledi. Kara Efendi'nin gücü giderek zayıflıyordu. Kısa süre sonra siyah enerji bedeninden ayrıldı ve kendi kendine yok oldu.Kara Efendi yere düşerken Şans ile Gölge birbirlerine baktı. Şans derin bir nefes aldı:

"Sonunda bitti."

Gölge sopasını geri kısaltıp omzuna aldı:

"Bu sefer gerçekten zorladı."

Aşağıdaki askerlerin üzerindeki karanlık enerji de yavaş yavaş kaybolmaya başladı. İnsanlar ne olduğunu anlamadan oldukları yerde durup birbirlerine bakıyordu. Şans ve Gölge çatıdan aşağı bakarken belediye binasının üzerindeki bayrak yeniden dalgalanmaya başladı. Kara Efendi yeniden kılıcına uzanmaya çalışırken Şans etrafına bakıp bir çıkış yolu aradı. Kılıç birkaç metre ötede duruyor, Kara Efendi ise onu yeniden eline almak için yavaş yavaş ilerliyordu. Gölge Kara Efendi'nin önüne geçerek onun dikkatini üzerine çekmeye çalıştı. Şans ise çevresine baktığı sırada havada uçan bir kuş fark etti. Kuş belediye binasının çatısının üzerinden geçerek yanlarından uzaklaşıyordu. Şans bilekliğine dokundu:

"Uğurlu Tılsım!"

Tılsımın gücü çevredeki nesneleri kullanarak Şans'ın zihnindeki çözümü ortaya çıkardı. Şans'ın gözleri kuşa, ardından kuşun kanadından düşen küçük tüye takıldı. Bir anda ne yapması gerektiğini anladı. Kuş tekrar üzerlerinden geçerken Şans bulunduğu yerden sıçrayarak kuşu havada yakaladı. Kuşu incitmeden elinden bıraktıktan sonra yerde kalan tüyü aldı. Gölge, Şans'ın elindeki tüye bakıp şaşkınlıkla:

"Bununla ne yapacaksın?"

Şans hafifçe gülümsedi:

"Biraz sabret."

Kara Efendi kılıcına doğru ilerlemeye devam ederken Gölge hemen önüne geçti. Sopasını uzatıp Kara Efendi'nin yolunu kapattı:

"Hey! Buradayım."

Kara Efendi öfkeyle Gölge'ye döndü:

"Yolumdan çekil!"

Gölge sopasını savurarak onu geri adım atmaya zorladı. Kara Efendi kılıcına ulaşmaya çalışıyor fakat Gölge her seferinde önünü kesiyordu. Şans ise birkaç adım geride durup elindeki tüyü hazırladı. Kara Efendi bir anda Gölge'nin saldırısından kurtulup kılıcına doğru atıldı. Gölge onun önüne geçmek için son anda yön değiştirdi:

"Bu kadar kolay kurtulamazsın."

Kara Efendi kılıcına ulaşmak için Gölge'yi kenara itmeye çalıştı. Gölge tam o sırada sopasını uzatıp Kara Efendi'nin hareketini engelledi. Kara Efendi öfkeyle Gölge'ye saldırırken Şans sessizce arkasına geçti. Elindeki tüyü dikkatlice kaldırdı. Kara Efendi'nin kolunu kaldırdığı anda Şans tüyü onun koltuk altına doğru uzattı ve hafifçe gıdıkladı. Kara Efendi bir anda irkilerek kollarını kapattı:

"Ne—"

Gölge onun şaşkınlığından faydalanarak Kara Efendi'nin önünden çekildi. Kara Efendi dengesini kaybedip kılıcına uzanmaya çalışırken tüy yeniden koltuk altına değdi. Kara Efendi istemeden güldü ve kendini toparlamaya çalıştı:

"Ne yapıyorsun sen?!"

Şans gülümseyerek:

"Planın buydu."

Kara Efendi öfkeyle Şans'a saldırmak için kılıcını kaldırdı fakat gıdıklanmanın etkisiyle elini kontrol edemedi. Kılıç parmaklarının arasından kayarak yere düştü. Gölge hemen sopasını uzatıp kılıcı Kara Efendi'den uzaklaştırdı. Kara Efendi kılıcının yere düştüğünü görünce bir anda ciddileşti. Şans ise kılıca doğru koştu. Yerde duran siyah kılıcı eline aldı. Kılıcın çevresinde yoğun karanlık enerji dolaşıyordu. Kara Efendi Şans'a doğru ilerledi:

"O kılıca dokunma!"

Şans kılıcı iki eliyle kavradı. Kara Efendi onu durdurmak için ileri atıldı. Gölge sopasını uzatıp Kara Efendi'nin önünü kesti. Kara Efendi sopayı aşmaya çalışırken Şans siyah kılıcı kaldırdı. Kılıcın üzerindeki karanlık enerji giderek yoğunlaştı. Şans kılıcı savurduğu anda karanlık enerji ortadan ikiye ayrıldı. Kılıcın içindeki Karartı büyük bir çatlama sesiyle parçalandı. Siyah enerji iki parçaya bölünüp havaya savruldu. Kara Efendi'nin bedenindeki karanlık tamamen çekilirken etrafındaki bütün askerlerin üzerindeki karanlık enerji de aynı anda kaybolmaya başladı. Karartı birkaç saniye havada kıvrıldıktan sonra tamamen yok oldu. Kara Efendi'nin elindeki güç sona erdi ve adam yere çöktü. Şans kılıcı bıraktı. Gölge sopasını kısaltıp yanına geldi:

"Uğurlu Tılsım yine işimizi gördü."

Şans elindeki kuş tüyüne bakıp gülümsedi:

"Bu sefer biraz... farklı bir çözümdü."

Gölge tüyü göstererek:

"Bir daha böyle bir plan yaparsan haber ver."

Şans:

"Planın en önemli kısmını bozardın."

Gölge başını iki yana salladı:

"Hiçbir şey anlamıyorum senden."

Şans elindeki siyah kılıca baktı. Kılıcın üzerindeki son karanlık parçaları da yavaşça kaybolurken etraftaki hasarı fark etti. Belediye binasının çatısı zarar görmüş, sokaklar kırılmış eşyalarla dolmuş, Kara Efendi'nin askerleri ise ne olduğunu anlamadan oldukları yerde kalmıştı. Şans bilekliğine dokundu:

"Şansımla her şey eski hâline geri dönsün!"

Bilekliğinden yayılan ışık bütün çatıyı sardı. Kırılan taşlar yerlerine dönmeye, zarar gören duvarlar onarılmaya başladı. Belediye binasının çatısındaki hasarlar tamamen ortadan kalktı. Sokaklardaki kırılmış camlar birleşti, devrilmiş eşyalar eski yerlerine döndü ve Kara Efendi'nin askerlerinin üzerindeki karanlık enerji tamamen yok oldu. İnsanlar yavaş yavaş kendilerine gelirken ne olduğunu anlamadan etraflarına bakmaya başladı. Birkaç saniye içinde şehirdeki bütün hasar ortadan kalktı. Şans etrafına bakıp derin bir nefes aldı:

"İşte şimdi gerçekten bitti."

Gölge sopasını omzuna alıp ona baktı:

"Bu gücünü her kullandığında biraz daha şaşırıyorum."

Şans hafifçe gülümsedi:

"Ben de."

Bir süre sonra Harun Kılıçtaş gözlerini açtı. Yerde oturduğunu fark edip yavaşça ayağa kalktı. Ellerine baktıktan sonra etrafına göz gezdirdi. Son yaşananları hatırlamaya başlayınca yüzündeki ifade değişti:

"Ben... ne yaptım?"

Gölge ona baktı:

"Biraz ortalığı karıştırdın."

Harun başını eğdi:

"Hatırlıyorum."

Tam o sırada Selim Ilgaz belediye binasının içinden çıkıp Harun'un yanına geldi. Derin de onun arkasından yürüyordu. Selim birkaç saniye Harun'a baktıktan sonra başını eğdi:

"Harun Bey, sizden özür diliyorum."

Harun şaşkınlıkla ona baktı. Selim devam etti:

"Yıllardır verdiğiniz emeği tek bir olay yüzünden yok saymamalıydım. Kızımın söylediklerine göre hareket ettim ve sizi dinlemeden karar verdim."

Harun birkaç saniye sessiz kaldı:

"Bu okul benim için sadece bir bina değil. Buradaki çocuklar için de öyle."

Selim başını salladı:

"Haklısınız."

Ardından yanında duran Derin'e döndü:

"Derin."

Derin babasına baktı:

"Ne?"

Selim'in sesi sertleşti:

"Özür dile."

Derin şaşkınlıkla:

"Ama baba..."

"Özür dile."

Derin isteksizce Harun'un karşısına geçti. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra:

"Özür dilerim."

Harun Derin'e baktı fakat bir şey söylemedi. Selim tekrar Harun'a döndü:

"Eskrim okulunu da yeniden açıyorum."

Harun şaşkınlıkla:

"Gerçekten mi?"

Selim:

"Evet. Buradaki öğrencilerin eğitimine devam etmesini sağlayacağım."

Harun'un yüzünde rahatlamış bir ifade oluştu:

"Teşekkür ederim."

Selim başını salladı. Derin ise sessizce babasının yanında durdu. Şans ve Gölge birbirlerine baktılar. Artık burada kalmalarına gerek yoktu. Gölge sopasını omzuna aldı:

"Bizim gitmemiz gerekiyor."

Harun onlara dönüp:

"Size teşekkür etmek istiyorum."

Şans hafifçe gülümsedi:

"Önemli değil."

Şans ve Gölge belediye binasından ayrılıp sokağın köşesine kadar birlikte yürüdüler. Köşeye geldiklerinde Gölge başka bir sokağı gösterdi:

"Ben buradan gideceğim."

Şans başını salladı:

"Ben de diğer taraftan."

İkisi farklı yönlere doğru yürüyerek birbirlerinden uzaklaştı. Bir süre sonra Şans tenha bir sokağa girip etrafına baktı. Kimsenin olmadığından emin olduktan sonra bilekliğine dokundu:

"Parlaklık, gitsin!"

Şans'ın üzerindeki ışık dağıldı ve Yağmur yeniden ortaya çıktı. Aynı sırada Gölge de başka bir sokağa geçti. Etrafını kontrol ettikten sonra kolyesine dokundu:

"Gölgeler, ayrılsın!"

Gölge'nin üzerindeki karanlık dağıldı ve Doruk yeniden ortaya çıktı. Yağmur çantasını düzelterek evine doğru yürürken Doruk da başka bir yoldan kendi evine doğru ilerledi. Eskrim salonunda antrenmanlar devam ediyordu. Yağmur elindeki kılıcı tutup Doruk'un karşısında dururken Doruk onun duruşunu dikkatlice inceledi. Yağmur bu kez ayaklarını doğru şekilde yerleştirmişti. Doruk başını salladı:

"Fena değil."

Yağmur hafifçe gülümsedi:

"Gerçekten mi?"

Doruk:

"Evet. Hatta düşündüğümden daha çabuk öğreniyorsun."

Yağmur'un yüzü aydınlandı:

"Y-yani iyi miyim?"

Doruk:

"Şimdilik."

Yağmur'un gülümsemesi kayboldu:

"Şimdilik mi?"

Doruk gülerek:

"Biraz daha çalışırsan belki kötü olmaktan çıkarırsın."

Yağmur ona ters ters baktı:

"Senin moral verme şeklin çok garip."

Doruk:

"Ben gerçekleri söylüyorum."

Yağmur kılıcını kaldırdı:

"Tamam. Bir daha saldırıyorum."

Doruk karşısında pozisyon aldı:

"Bu sefer hamleni önceden belli etme."

Yağmur başını salladı. Birkaç saniye bekledikten sonra ileri atıldı. Doruk son anda yana çekildi fakat Yağmur yönünü değiştirip yeniden saldırdı. Doruk kılıcını kaldırarak hamleyi engelledi. Yağmur geri çekilip tekrar saldırdı. Doruk bu kez birkaç adım geriye gitmek zorunda kaldı.

Doruk şaşkınlıkla:

"Bir dakika..."

Yağmur durdu:

"Ne oldu?"

Doruk:

"Gerçekten öğreniyorsun."

Yağmur gururla:

"Sana demiştim."

Doruk:

"Beş dakika önce kılıcı ters tutuyordun."

Yağmur:

"Onu konuşmasak?"

Doruk gülmeye başladı:

"Tamam, tamam."

Yağmur tekrar pozisyon aldı:

"Şimdi beni yenebilecek misin?"

Doruk kaşlarını kaldırdı:

"Sen beni yenmeye mi çalışıyorsun?"

Yağmur:

"E-evet."

Doruk:

"Cesaretine hayranım."

Yağmur:

"Dalga geçme."

Doruk:

"Geçmiyorum."

Yağmur hızla saldırdı. Doruk hamleyi engelledi. Yağmur geri çekilip tekrar saldırdı. Bu kez Doruk kılıcıyla onu durdurdu fakat Yağmur hemen yön değiştirerek farklı bir hamle yaptı. Doruk son anda geri çekildi.

Doruk:

"Tamam, tamam. Bunu beklemiyordum."

Yağmur gülümseyerek:

"Çabuk öğreniyorum demiştin."

Doruk:

"Dedim."

Yağmur:

"O zaman artık beni küçümseme."

Doruk:

"Ben seni küçümsemiyorum. Sadece ilk derste beni yenmeye çalışmanı komik buluyorum."

Yağmur:

"Bir gün yeneceğim."

Doruk:

"O günü merakla bekliyorum."

Yağmur kılıcını kaldırıp:

"Bir daha."

Doruk:

"Yine mi?"

Yağmur:

"Evet."

Doruk başını sallayıp yeniden pozisyon aldı:

"Tamam. Ama bu sefer gerçekten dikkat et."

Yağmur:

"Ediyorum."

Doruk:

"Ve ayağını doğru yere koy."

Yağmur hemen ayağına baktı:

"Doğru mu?"

Doruk gülerek:

"Hayır."

Yağmur:

"Of!"

Doruk kahkaha atarken Yağmur da istemeden gülmeye başladı. İkisi yeniden karşı karşıya geçip antrenmana devam etti. Yağmur her denemesinde biraz daha ilerliyor, Doruk ise ona yeni hareketler göstermeye devam ediyordu.

bölüm sonu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18