5. bölüm / 15
UNUTTUĞUMU SANDIĞIMDA4- Bazı Şeyler Unutulmuyor
Bölümler 15Şu an: 4- Bazı Şeyler Unutulmuyor
- 1 KARAKTER TANITIMI27 kelime
- 2 1- Sana Söylemek İstedim788 kelime
- 3 2- Yeni Başlangıçlar891 kelime
- 4 3- Unuttuğumu Sandığım His775 kelime
- 5 4- Bazı Şeyler Unutulmuyor616 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 İNSTAGRAM99 kelime
- 7 5- Beş Yıl Sonra Da Aynı881 kelime
- 8 6- Unutulan Yüz626 kelime
- 9 7- Geçmişin Gölgesi745 kelime
- 10 8- Kıskandım Seni1.042 kelime
- 11 9- Tehlikenin Gölgesinde615 kelime
- 12 10- Kaybetme Korkusu1.146 kelime
- 13 11-YARALARIN ARDINDAN849 kelime
- 14 12-BİR ABİ KADAR UZAK764 kelime
- 15 13-ALBAYIN KIZI1.247 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah yine erkenden kalktım ve hazırlanmaya başladım.
Kısa bir duşun ardından odama gelip kıyafet seçtim.
Saçlarımı da maşayla dalgalandırdım.
Makyajımı da yaptığımda hazır olduğuma kanaat getirerek odadan çıktım.
Abim ortalıkta görünmüyordu.
Ben bunu düşünürken abim de odasından çıktı.
"Günaydın güzelim"
"Günaydın"
Beraber evden çıktık ve sessiz bir yolculuğun ardından askeriyeye geldik.
Abime görüşürüz deyip revire doğru gittim.
Giderken de kendime bir kahve aldım.
Kahvaltı yapmamıştım.
Revire geldiğimde Demir'in gözleri beni buldu.
"Günaydın Defne"
"Günaydın Demir. Nasılsın?"
"İyiyim, sen?"
"Bende iyiyim"
Demir ile kısa sohbetimizin ardından önlüğümü giyerek çalışmaya başladım.
*********
Bir süredir çalışıyordum.
Telefonumu almak için çantamı açtığımda telefonumun yanında bir telefon daha gördüm.
Abim telefonunu çantamda unutmuştu.
Sıkıntılı bir nefes verdim ve abimin telefonunu alıp devirden çıktım.
Yürürken aklıma dünkü olanlar geldi.
Alp'in bakışları.
Neden düşünüyorsam? Saçmalık!
Tam o sırada karşıma çıkan Alp ile durmak zorunda kaldım.
"Günaydın, doktor hanım" Dedi.
"günaydın" Diye cevap verdim. Sesimi soğuk çıkarmaya çalışıyordum.
"Mert'in telefonu mu o?"
"Evet unutmuş, ben de götürüyorum"
"Şaşırmadım" Dediğinde ben de hafifçe gülümsedim ve
"Ben de şaşırmadım, beş yıl geçmiş ama bazı huyları hiç değişmiyor"
"Bazı insanların değişmesi zor"
"Sen değiştin ama" Dememle gözlerime baktı.
"Öyle mi düşünüyorsun?"
"Eskiden daha farklıydın" Dedim.
"Sende" Diye karşılık verdi.
Bu dediğiyle birkaç saniye sessiz kaldım, sonra da
"Ben nasılmışım?" Dediğimde gülümsedi.
"Daha çok konuşuyordun"
"Şimdi konuşmuyorum yani?"
"Hayır, sadece eskiden daha kolay gülerdin"
Ben de aynı şekilde ona baktım.
"İnsan değişiyor demek ki" Dedim.
"Belki de bazı şeyler değişmiyordur"
Ne demek istediğini anlamamıştım.
"Mesela?"
Hafifçe gülümsedi ve
" Sonra anlatırım" Diyerek gitti.
Ben de kendine gelmek ister gibi vaşımı sallayıp yoluma devam ettim.
Her zamanki gibi tim hep beraber oturuyordu.
Alp de buradaydı. Ne ara gelmişti ki?
Aman bana ne.
Beni gören Berk gülümsedi ve
"Hoşgeldin doktor" Dedi ve devam etti
"Kimi kurtarmaya geldin"
Abime döndüm ve
"Telefonunu unutmuşsun" Dedim.
"Allah razı olsun, tam da telefonumu arıyordum"
"Rica ederim"
"Gel otur biraz, çay içelim" Dedi ve bana bir çay söyledi.
Ben otururken kaan konuşmaya başladı.
"Doktor olmak nasıl? Bizimki kadar zor mu?"
"Ben sizin işinizi yapamam siz de benim işimi yapamazsınız" Dedim.
O sırada Serkan konuya dahil oldu
"Ben tansiyon ölçebilirim"
Yiğit de gülerek karşılık verdi
"Sen daha kendi tansiyonunu kontrol edemiyorsun" dediğinde tümden kahkahalar yükseldi.
Bir an üzerimde bakış hissettim.
Başımı kaldırdığımda Alp'in bana baktığını gördüm.
Gözlerini kaçırıp abime döndüm
"Ben gidiyorum, işlerim var" Dedim ve masadan kalktım.
Ben yürürken arkamdan Serkan konuştu
"Yine bekleriz doktor hanım"
Buna gülümseyip oradan çıktım.
Revire geldim ve masaya oturup dosyalsrı düzenlemeye başladım.
Tam o sırada kapı açıldı ve içeriye bir asker girdi. Elini tutuyordu.
"Ne oldu?" Diye sordum.
"Eğitim sırasında elim biraz incindi sanırım"
Elini muayene edip en son da krem sürdüğünden askere baktım ve
"Büyük birşey yok ama birkaç gün dikkat etmek gerekiyor."
"Eğitime devam edebilir miyim?"
"Bugünlük olmaz" Dediğimde başını salladı ve dışarıya çıktı.
Ben de masama oturup kahvemi içmeye başladım.
İstemsizce bugün olanları düşündüm.
Alp'in dediği cümle hala aklımdaydı.
Eskiden daha kolay gülerdin.
Beş yıl geçmişti.
İnsanlar değişirdi.
Ben de değişmiştim.
O da değişmişti.
Peki bazı şeyler gerçekten değişmiyor mu?
Kendime kızdım. Bunu neden düşünüyorsam.
Tekrar işime döneceksen kapı açıkdı ve içeriye abim ve tim girdi.
Abime baktım ve
"Ne oldu?" Diye sordum.
Omuz silkerek
"Birşey yok, şunları almaya gelmiştik" Dedi.
Timdekiler birşeyler aldılar ve dışarıya çıktılar.
Abim de dahil.
Bir tek o gitmemişti.
Göz göze geldik.
Ne o konuştu ne de ben.
En sonunda tekrar dosyası döndüm.
"Defne" Dediğinde başımı kaldırdım.
"Efendim?"
Birkaç saniye baktı.
"Konuşurken hala ellerini kullanıyorsun" Dedi.
Ne diyeceğini bilemedim.
"Ne?"
"Konuşurken ellerin durmuyor, eskiden de böyleydin."
Bir an sustum.
Yıllar önceye ait, unuttuğumu sandığım küçük bir ayrıntının onun hafızasında hala yer ettiğini düşünmek garipti.
"Bazı şeyleri hatırlıyorsun demek"
Alp'in dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Bazı şeyler unutulmuyor" Dedi ve gitti.
Bölüm etkileşimi
