10. bölüm · UNUTTUĞUMU SANDIĞIMDA

8- Kıskandım Seni

Eleyss 🩷

Sabah güneş ışıklarının odama girmesiyle uyandım demek isterdim ama aralıksız çalan alarmımla uyandım.

Yataktan uyuşuk şekilde kalktım ve banyoya girip işlerimi hallettim.

Üzerimi giyinip saçlarımı da açık bıraktım.

Hafif bir makyaj da yaptığımda hazırdım.

Odamdan çıktığımda abim mutfaktaydı.
Şarkı söylüyordu.

Mutfağa gittiğimde abimi pembe mutfak önlüğü giymiş, omlet pişirerek 'lafı mı olur' şarkısını söylerken görmeyi beklemiyordum.

"Lafı mı olur dar ağacına vur beni
Sözü mü olur yedi düvele sor beni
Yetti canıma , yeter ki anla
Sevdalardayım."

Diye nakaratını söylerken beni fark etmemişti bile.

"Abi?"

Hızla bana döndü.

"Ne zamandır oradasın kız sen?"

"Senin o mükemmel sesinle şarkı söylerken buradaydım abi" Dedim ve üzerindeki önlüğe bakarak konuştum.

"Ayrıca, önlük yakışmış"

"Uğraşma benimle, hem bak sana kahvaltı hazırladım. Otur."

"Teşekkür ederim" deyip sandalyeye oturdum.

Gerçekten güzel hazırlamıştı masayı.

"Bu hamaratlığını neye borçluyuz abicim?"

"Bugün güzel günümdeyim bir kıyak geçeyim dedim."

Cevap vermeden yemeğe devam ettim.

Yemeğimizi yiyip mutfağı toparladıktan sonra abimin arabasıyla askeriyeye geldik.

"Ben gidiyorum görüşürüz" Deyip odama doğru gittim.

Odama giderken Demir'i gördüm.

Yanıma geldi ve elindeki kahvenin birini bana uzattı.

"Günaydın, sana kahve aldım beraber içeriz diye"

"Teşekkür ederim" Deyip kahveyi aldım.

Beraber odama geçtik.

Belirli hastaların dosyalarını beraber kontrol ettikten sonra ise işimiz bitmişti.

"Ben artık gideyim bir hastanın kontrol saati geldi. "

"Tamam, görüşürüz"

Demir odadan çıkınca ben de koltuğuma yaslandım ve gözlerimi kapattım.

O sırada odamın kapısı çaldı.

"Gir"

Gözlerini açıp odaya girene baktım.

Emir gelmişti.

"Merhaba"

"Merhaba, hoşgeldin gel otur" diyerek masanın önündeki tekli koltuklardan birini gösterdim.

"Seni buraya getiren nedir?" Diye sordum bir süre konuşmayınca.

"Seni görmek istedim"

Buna diyecek birşeyim yoktu.

Ben sessiz kalınca o tekrar konuştu.

"Bugün işin yoksa birer kahve içermiyiz hem konuşmuş oluruz"

Aslında öğlen olmuştu ve çok da işim yoktu.

"Peki, olur"

"O zaman çıkalım" Deyince çantamı aldım ve beraber odadan çıktık.

Tam odadan çıkmıştık ki karşımızda bize doğru gelen Alpi gördüm.

"Nereye böyle?" Diye sordu.

"Kahve içecektik"

"Hmm işin yok mu?"

"Hayır, yok"

"Peki"

Dediğinde ben de Emirle beraber yanından ayrıldım.

Neden böyle davranıyor ki?

Bu düşünceyi bir kenara atarak Emire odaklandım ve beraber bir kafeye gittik.

Kahve ve tatlı söylemiştik

Biz siparişleri beklerken Emir konuşmaya başladı.

"Görüşmeyeli uzun zaman oldu"

"Evet, gerçekten de uzun zaman oldu"

"Bak Defne, ben konuyu uzatmak istemiyorum. Biliyorum beni sevmiyorsun ama en azından arkadaş olabiliriz"

Ne diyecektim ki ?

Onu sevmiştim ve beni sevdiğine de emindim. Ve bence arkadaşlığı hakediyordu.

En azından ona bunu borçluyum.

"Seninle arkadaş olmak güzel olacak" dedim gülümseyerek.

Ben bunu deyince rahatlamış görünüyordu.

Bir süre sadece günlük hayattan konuştuk.

Ve çok keyifli geçmişti.

Bu süre zarfında bana hiç başka şeylerin imasını yapmamıştı.

Sadece uzun zamandır görüşmeyen iki arkadaş gibi sohbet etmiştik.

Telefonumun çalmasıyla konuşmamız bölündü.

Abim arıyordu.

"Efendim abi"

"Neredesin Defne?"

"Kafedeyim"

"Kiminlesin?"

"Emirle" Dedim ve devam ettim.

"Of abi hesap mı veriyorum ben şuan ne oldu ne diyeceksin sen?"

"Sakın ol şampiyon. Sadece neredesin diye merak ettim."

Sonra hatırlamış gibi konuşmaya devam etti.

"Ha bu arada akşam tim bize gelecek yemeğe yani sen de evet dersen sana sormadan birşey demek istemedim"

"Tamam gelebilirler benim için sorun yok ben şimdi eve geçer birşeyler hazırlarım sen de içecekleri falan al"

" Tamam görüşürüz"

"Görüşürüz"

Bana bakan Emire döndüm ve

"Benim eve gitmem lazım, akşama misafirlerimiz varmış hazırlık yapacağım" Dediğimde anlayışla gülümsedi.

"Peki, o zaman kalkalım" Dedi ve ben ısrar etsem de kabul etmeyip hesabı ödedi.

Dışarıya çıktığımızda

"Hadi gel, bırakayım seni" dedi ve Emir'in arabsına bindik.

Gerçi onun arabasıyla gelmiştik.

Eve geldiğimizde durdu.
Ona döndüm ve

"Teşekkür ederim, güzel bir gündü"

"Asıl ben teşekkür ederim beni kırmayıp benimle arkadaş olduğun için" Dediğinde birşey demeyip

"Görüşürüz" Dedim.

"Görüşürüz"

Eve geldim ve üzerime rahat bir ev kombini yaptım.

Mutfağa geçip hızlıca yemek hazırlamaya başladım.

Fırında tavuk patates, pirinç pilavı, mevsim salatası ve cacık apacaktım. Tavuk ve patatesi fırına atıp pilavı da ocağa koydum. Onlar pişene kadar tatlıyı yapmaya koyuldum.

Çilekli soğuk cheesecake yaptım.

Onu dolaba attıktan sonra ise salatayı yaptım.

Herşey neredeyse hazırdı ki kapı çaldı.

Kapıyı açtığımda abımı ve timi gördüm. Hepsinin ağzı kulaklarındaydı.

Ben de gülümsedim ve

"Hoşgeldiniz" Dedim.

"Hoşbulduk" Diyerek içeriye geleceklerdir ki abim onları durdurdu.

"Ayakkabılarınızı çıkarın lan"

Hepsi ayakkabılarını çıkarıp sırayla içeriye girdiler.

Abimin elindeki poşeti de aldım.

En son ise Alp gelmişti.

"Sen de hoşgeldin"

"Hoşbuldum"

O da içeriye geçince ben de elindeki poşeti mutfağa bıraktım ve tekrar salona döndüm.

Hepsi sessizce oturuyorlardı. İstemsizce gülme geldi.

Ben de abimin yanına oturdum ve

"İsterseniz yemeğe geçelim" Dediğimde Serkan konuştu.

"Valla Defne hanım öleceğim açlıktan"

Kaan ise kafasına vurdu bir tane

" Sus gerizekalı. Öyle denir mi?"

"Ne vuruyorsun ya "

Onlara gülümsedim ve ayağa kalktım.

"Siz masaya geçin ben de yemekleri getireyim."

"Olur mu Defne hanım yardım etseydik" Dedi Yiğit.

"Gerek yok siz oturun abim yardım eder ve bana hanım demenize de gerek yok Defne yeterli" dedim ve abımı kolundan tuttum.

Abimle beraber mutfağa geldik ve yemekleri içeriye taşımaya başladık.

Herşey hazır olunca biz de otırduk ve yemeğe başladık.

Sessizce yemeği yerken Alp konuştu

"Bugünkü buluşman nasıl geçti?"

Ne diyordu be bu?

"Ne buluşması?" Diye sordu abim iç sesim olarak sanki.

"Bilmem Emir miydi neydi onunla kafeye gideceklerdi."

"Evet gittim ve gayet güzel vakit geçirdim sağol sorduğun için"

Böyle davranmamalıydı.

Neydi bu davranışlarının sebebi?

"Yemek harika olmuş defne, ellerine sağlık" diyen kereme döndüm ve

"Afiyet olsun" dedim gülümseyerek.

************

Yemekleri yemiştik şimdi ise çay içiyorduk. Yanında ise yaptığım çilekli soğuk cheesecake'i yiyorduk.

"Bir dilim daha alabilir miyim tatlı efsane olmuş" diyen Berke'e döndüm.

"Tabii"

Tabağını alıp mutfaktan bir dilim daha getirdim.

Çaylarımızı içerken sohbet ediyorduk.

Alp birkaç kere Emir konusunu açsa da geliştirerek cevap vermiştim.

Bu yaptığı aşırı saçma geliyordu.

En son dayanamadım ve ayağa kalktım.

"Alp bir dakika gelir misin? "

İtiraz etmeden ayağa kalktı ve beni takip etti.

Benim odama gelmiştik.

"Ne oldu?" Diye sorunca sakince cevap verdim.

"Asıl sana ne oldu, ne bu hallerin?"

"Ne varmış halimde?"

"Sürekli emirin konusunu açıyorsun, iki gündür bi hallerin var sanki kıskanıyorsun beni diyeceğim de"

Devam etmedim.

"Haklısın, kıskanıyorum" Dediğinde kalbim durdu.

Gerçekten.

"Ne?"

"Evet doğru duydun. O herifin sürekli etrafında olmasını istemiyorum."

Dedi sanki yıllar önce beni reddedip bırakmamış gibi.

Sinirlendim. Bunu bu kadar basit söylüyordu ki!

"Ya ne sıfatla kıskanıyorsun pardon?
Sen kimsin? Söylesene neyisin de kıskanıyorsun?"

"Ben.. Ben abinin en yakın arkadaşıyım yani çocukluğunuzdan beri yanınızdayım"

"O zaman abımı kıskanman lazım. Abimin arkadaşı olman neyi değiştirir?"

"Abinin arkadaşıyım yani senin de abin sayılırım"

Abin sayılırım..