8. bölüm · UNUTTUĞUMU SANDIĞIMDA

6- Unutulan Yüz

Eleyss 🩷

Uyandığımda hemen kalkıp banyoya gittim ve işlerimi hallettim.

Üzerine günlük kombin yaptıkgan sonra makyaj yapmaya başladım.

Abim bugün erkenden çıkmıştı.
Ben de kısa bir kahvaltı yapıp evden çıktım.

Askeriyeye geldiğimde revirdeki odama doğru yürümeye başladım.
Hastane koridorlarında yine sesler durmuyordu.

Tim bugün göreve çıkacaktı.

Ne kadar süreceğini bilmiyordum ama birkaç gün boyunca burada olmayacakları kesindi.

Masama oturduktan sonra koridordan gelen sesleri duydum.

"Her şeyi aldınız mı?" Diye soran abimdi.

"Ben aldım"

Berk'in cevabının ardından kaanın sesi duyuldu.

"Sen geçen sefer de aldım demiştin"

"Bir kere unuttum diye.."

Gülümsememi engelleyemedim.

Görece çıkacak olmalarına rağmen aralarındaki rahatlık hala aynıydı.

Ben de o sırada koridora çıkmıştım.

Beni farkeden abim yanıma geldi.

"Günaydın"

"Günaydın"

"Birazdan çıkacağız"

"Dikkatli olun" deyip sarıldım.

Sarılışıma karşılık verdi ve başımın üzerinden öptü.

Berk gülümseyerek başını salladı.

"Merak etmeyin doktor hanım"

Kaan hemen araya girdi.

"Berk, sen önce kendine dikkat et"

"Ben gayet dikkatliyim"

"Geçen görevde-" Diyordu ki Berk elini kaanın ağzına koymasıyla susmak zorunda kaldı.

"Tamam, sus"

İkisine bakıp hafifçe gülümsedim.

Sonra gözlerim Alp'e takıldı.

Diğerlerinden biraz geride durmuş sessizce bizi izliyordu.

Bakışlarımız kesişti.
Dün söylediği söz yine aklıma geldi.

Şimdi daha güzelsin

Bu düşünceyi hemen kafamdan uzaklaştırmaya çalıştım.

Alp yanıma geldi.

"Biz gidiyoruz"

"Biliyorum"

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra ona bakıp yalnızca
"Kendine dikkat et" dedim.

Alp'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

"Sen de"

Bir an durdu.

"Döndüğümüzde görüşürüz"

Başımı salladım.

"Görüşürüz"

O da diğerlerinin yanına gitti.

Tim yavaş yavaş çıkışa doğru ilerlerken ben olduğum yerde kaldım.

Kapıdan çıkmadan hemen önce dönüp bana baktı.

Bu kez hiçbirşey söylemedi

Sadece baktı.

Kapı kapandı.

Ve hastane bir anda garip bir şekilde sessizleşmiş gibi geldi.

Bir kaç gün boyunca onları göremeyecektim.

Nedenini bilmiyordum ama içimde, daha şimdiden bir eksiklik hissi oluşmuştu.

**********

Hastanede gün herzamanki gibi devam ediyordu. Hastalar, telefonlar, bitmek bilmeyen işler....

Ama ne zaman kısa bir boşluk bulsam aklım yine onlara gidiyordu.

Şuan neredeler acaba?

Telefonumu alıp ekrana baktım.

Herhangi bir mesaj yoktu.

Telefonu tekrar masaya bıraktım.

Görevde oldukları için haberleşmeleri her zaman mümkün değildi. Bunu biliyordum. Yine de insanın aklına takılıyordu.

Ben de tekrar işime odaklanmaya çalıştım.

Bir kaç saat sonra abimden bir mesaj geldi.

Abimm🩵: Merak etme, her şey yolunda. Bir kaç gün haber alamazsan endişelenme.

Mesajı okuyunca içim biraz olsun rahatladı.

Siz: Tamam, dikkat edin siz yine de

Telefonumu cebime koydum.

Tam işime döneceksen hastanenin acil bölümünden bir hemşire hızlı adımlarla yanıma geldi.

"Defne hanım"

"Efendim?"

"Demir bey sizi acilde bekliyor"

"Ne oldu?"

"Bir hasta geldi, özellikle sizi görmek istiyormuş"

Şaşkınlıkla hemşirenin peşinden ilerledim.

Acil servisin kapısından içeri girdiğimde Demirin yanına yaklaştım.

"Beni çağırmışsınız?"

"Evet, hastayı ben kontrol ettim ancak seni görmek istedi bir de sen bak dedim"

"Tabii"

Perdeyi aralayıp içeri girdim.

Fakat hastayı gördüğüm amda adımlarım durdu.

Çünkü karşımdaki kişi hiç beklemediğim biriydi.

************

Yatakta yatan kişiye bir kaç saniye baktım.

Tanımıyordum.

En azından ilk bakışta öyle sanmıştım.

Yanına yaklaştığımda yüzünü daha dikkatli inceledim.

"Merhaba, ben doktor Defne"

Adam bana döndü ve yüzünde şaşkınlık belirdi.

"Defne?"

Kaşlarım hafifçe çatıldı.

"Evet?"

Adam bir kaç saniye sustu.

Sonra yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.

"Gerçekten senmişsin"

İçimde tuhaf bir his oluştu.

"Biz daha önce tanışıyor muyduk?"

Adam cevap vermeden önce kısa bir süre bana baktı.

"Yıllar önce..."

Kalbim bir anlığına hızlandı. Son günlerde bu kelimeyi sık cumaya başlamıştım.

Adam gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

"Hatırlamaman normal"

"Adınız neydi?"

Gözlerini tekrar açtı.

"Emir"

"Emir.." diye mırıldandım kendi kendime.

O an zihnimde birşeyler belirmeye başladı.

Okul koridoru.

Yağmurlu bir gün.

Ve elimde tuttuğum bir kitap.

Gözlerimi kırpıştırdım.

"Sen.."

Hafifçe gülümsedi.
"Hatırladın"

Tam o sırada Demir içeri girdi.
"Defne hastanın durumu-" diye devam etti ama ben duymadım.

Çünkü hatırlamaya başlamıştım.

Emir, yıllar önce hayatımın kısa bir bölümünde karşıma çıkan ama sonrasında tamamen unuttuğumu sandığım biriydi.

Ve şimdi, tam da Alp'in hayatıma yeniden girdiği günlerin ardından karşıma çıkmıştı.

Tesadüf müydü?

Yoksa geçmiş gerçekten peşimi bırakmıyor muydu?