11. bölüm · UNUTTUĞUMU SANDIĞIMDA

9- Tehlikenin Gölgesinde

Eleyss 🩷

Abin sarılırım.

Abin sayılırım..

Kulaklarım çınlıyordu. Tamam böyle düşündüğünü biliyordum ama kendi ağzından duymak da koymuştu işte.

Lanet olsun ki bu dediğine delice üzülüyordum!

Ama bu düşüncelerimi ona belli etmedim.

Akmaya hazır bekleyen gözyaşlarımı zorlukla tuttum.

Başımı onaylar manada salladım.

"Peki, abim sayılırsın"

Başka hiçbir şey diyemeden oradan çıktım.

Yine aynısı olmuştu, herkes vardı ve ben yine kimseye ne hissettiğimi belli etmemem gerekiyordu.

Yıllar öncesinde yaşadığımız anın bir benzerini yaşamış gibiydik.

Ben salona geldiğimde diğerleri çoktan ayaklanmıştı.

"Ne oldu nereye?"

"Geç oldu Defne, yarın malum antrenman var sabahın altısında" diye cevap verdi Yiğit.

"Peki, iyi akşamlar "

O sırada Alp de yanımıza geldi.

Herkesle vedalaşıp onları uğurladık.

******

Herkes gitmişti ben ise pijamalarımı giymiştim.

Aklım hala Alp'in söylediklerindeydi.

Bunları aşmış olmam lazımdı ama olmuyordu.

Ben kendime bile itiraf edemiyorum ama unutamadığımı çok iyi biliyorum.

Sadece unuttuğumu sanıyordum. Ama bana bunu kanıtladı.

Onun sözlerinden sonra nasıl kırıldığımı görünce anladım.

Bunları düşünmemeye çalışarak uykuya daldım.

******

Sabah uyandığımda saat erkendi.

Abimle beraber gidecektik.

O yüzden hızlıca üzerime birşeyler giydim.
Saçımı ve makyajımı da yapınca hazırdım.

Odamdan çıkınca abimin yanına gittim.

"Günaydın"

"Günaydın güzelim"

"Ben kahvaltı yapmadım aç değilim sen yapacak mısın?"

"Hayır, hiç aç değilim"

Beraber abimin arabasına binip askeriyeye gitmek için yola koyulduk.

Askeriyeye geldiğimizde ben işim var diyerek direk odama gelmiştim.

Kendimi oyalamak için dosyalarla ilgilenmeye başladım.

O sırada kapı tıklatılıp açıldı.

"Kolay gelsin Doktor hanım"

Demir gelmişti.

Gülümseyerek cevap verdim.

"Sağol, günaydın"

"Günaydın" Deyip elinde tuttuğu kahve ve poğaça poşetini göstererek gülümsedi.

"Beraber kahvaltı yaparız diye düşündüm, ne dersin?"

Aslında biraz da acıkmıştım.

"Olur, acıkmıştım zaten"

"Süper" Deyip önümdeki koltuğa oturdu ve masama poğaçaları ve kahveleri yerleştirdi.

"Aslında meyve suyu içersin diye meyve suyu da aldım ama kahve de içe bileceği mi düşünerek kahve de aldım"

Meyve suyuna baktığımda vişneli olduğunu gördüm.

Vişneli meyve suyunu çok severdim.

"Çok severim" Deyip meyve suyunu aldım.

Beraber sohbet ederek kahvaltımızı yapıyorduk.

Bir süre sonra ise kapım çalındı ve içeriye girmesini en son düşündüğüm kişi girdi.

Alp.

Bize baktı, elimizdeki meyve sularına, kurulmuş masaya, ama sadece kapının önünde duruyordu.

Birşey demeyince ben konuştum.

"Birşey mi istemiştin?"

Kendine yeni gelmiş gibi gözlerini bana çevirdi.

"Hayır.. Yani şey.. Mert seni soruyordu bana da bir bak demişti"

"Neden birşey mi oldu yoksa?" Diye sordum

Abim neden beni soruyordu ki?

"Hayır birşey olmadı, neyse ben gideyim" dedi ve odadan çıktı.

Anlamlandıramadığım bu davranışını görmezden geldim ve Demir'e döndüm.

"Kahvaltı için teşekkür ederim"

"Rica ederim, ne demek. Ben gideyim işlerim vardı senin de işin vardır"

"Tamam, görüşürüz"

"Görüşürüz"

Demir gittiğinde ben de abimin beni neden sorduğunu anlamak için odadan çıktım.

Timi arıyordum ki bir anda bir patlama oldu.

Sendeleyerek geriye düştüm.

Bu neydi böyle?

Deneme kalmadan silah sesleri duyulmaya başladı.

Hızla ayağa kalktım. Abim leri bulmalıydım.

Yürürken birinin benim kolumu tutmasıyla durdum.

Kolumu çok fazla sıkıyordu.

Baktığımda ise maskeli bir adam olduğunu gördüm.

Yani yüzünde siyah bir maske vardı.

Beni sürüklemeye başladı.
"Ne yapıyorsun! Kimsin?! Bırak beni!" Diye bağırmaya başladım.

Ama bırakmadı.

"Kes sesini!"

"Ya bırak diyorum" Kolumu çekmeye çalışıyordum ama çok sıkı tutuyordu.

Ben çırpınırken karşımdan abimin sesini duydum.

"DEFNE!"

Yanıma koşarken kolumu tutan adamın başıma silah dayamasıyla durdu.

"Yaklaşma, yoksa kız ölür"

Abim bana bakarak konuştu.

"Defne, abicim sakın ol tamam mı kurtaracağım seni"

Arkamdaki adam kahkaha attı.

Ne gülüyon abi?

O sırada yanımıza birkaç o adamın arkadaşları olduğunu düşündüğüm kişiler geldi.

Beni tutan adam onlara döndü.

"Kızı alıyoruz, çıkıyoruz"

Sanırım o kız bendim.

"Ya bırak beni! Gelmiyorum hiçbir yere!"

Adamın bana vurmasıyla başım geriye düştü.

Ağzıma ise metalik bir tat geldi.

Şerefsiz nasıl vurduysa dudağım patlamıştı sanırım.

Adam beni tutarak askeriyeden çıkarmaya çalışıyordu.

Bu sırada ise çatışma devam ediyordu.

Ben ise gitmemek için çırpınıyordum ama nafileydi.

En sonunda ise adamın kafamın arkasına birşeyle vurmasıyla derin bir acı hissettim.

Sonrası karanlık..