4. bölüm / 25
Tutunduğum Son Dal4.Bölüm:İçimdeki Çocukluk Aşkı
Bölümler 25Şu an: 4.Bölüm:İçimdeki Çocukluk Aşkı
- 1 1. Bölüm:İçinde Hatırlamadığım Çocukluk2.009 kelime
- 2 2.Bölüm:Yılların İçinden Gelen Ses1.515 kelime
- 3 3.Bölüm:Kalbimin Hatırası2.566 kelime
- 4 4.Bölüm:İçimdeki Çocukluk Aşkı626 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.Bölüm:Hayatımın Kabusu1.155 kelime
- 6 6.Bölüm:Hayatın İçindeki Sırlar1.173 kelime
- 7 7.Bölüm:Geçmişimin Sessiz Yankısı1.049 kelime
- 8 8.Bölüm:Seni Bir Gülüşünle Tanıdım713 kelime
- 9 9.Bölüm:Kalbimin İçindeki Sen2.169 kelime
- 10 10.Bölüm:Senin Hatıran1.463 kelime
- 11 11.Bölüm:Kaçtığım Gerçekler1.202 kelime
- 12 12.Bölüm:Beni Benden Önce Bilen1.274 kelime
- 13 13.Bölüm:Sanki Seni Önceden Sevmişim Gibi1.101 kelime
- 14 14.Bölüm:Dönüm Noktam1.630 kelime
- 15 15.Bölüm:Aslında Ben…2.149 kelime
- 16 16.Bölüm:Sen…2.129 kelime
- 17 17.Bölüm:Geçmişim…1.171 kelime
- 18 18.Bölüm:Eylül…3.640 kelime
- 19 19.Bölüm:Oğuz…1.727 kelime
- 20 20.Bölüm:Işıklar Sönerken1.549 kelime
- 21 21.Bölüm: Neden Söylemedin1.541 kelime
- 22 22.Bölüm:Yüzleşme1.383 kelime
- 23 23.Bölüm:Çöküşüm1.156 kelime
- 24 24.Bölüm:Mutluluğun Öncesi2.111 kelime
- 25 25.Bölüm Final :Son Masalımız1.633 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
4.Bölüm:İçimdeki Çocukluk Aşkı
On Dört Yıl Önce
Küçük Oğuz, Eylül’le birlikte yerde oturmuş oyun oynuyordu. Önlerinde birkaç oyuncak araba ve oyuncak bebek vardı. Eylül heyecanla konuşuyor, elleriyle oyuncakları hareket ettirerek bir şeyler anlatıyordu.
Oğuz ise bütün dikkatini ona vermişti. Gözlerini ondan ayırmadan dinliyordu. Sanki Eylül’ün anlattığı hikâye dünyanın en önemli şeyiymiş gibi.
“Sonra,” dedi küçük Eylül heyecanla, elindeki oyuncağı havaya kaldırarak, “bu araba buradan gidiyor ve prensesi kurtarıyor!”
Oğuz gülümsedi.
“Prenses sen misin?” diye sordu.
Eylül bir an durdu, sonra gururla başını salladı.
“Tabii ki benim.”
Oğuz arabayı eline aldı ve oyuna devam etti.
“O zaman ben de şövalye oluyorum,” dedi ciddi bir şekilde. “Seni koruyacağım.”
Eylül kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Gerçekten mi?”
Oğuz başını salladı.
“Gerçekten.” Dedi Oğuz.
On Dört Yıl Sonra
İki Sene Önce
Gün güneşliydi, ama Oğuz’un içi bulutluydu. Yıllarca çocuklu aşkı olan Eylül’ü unutamamıştı. Yıllarca bir kız arkadaş bile edinmemişti. Sırf Eylül’le tekrar karşılaşırlar umuduyla kalbinin bir köşesini ona saklamıştı.
Oğuz, üniversitenin ilk gününde kampüsün kalabalığına karıştı. Güneş yüzünü ısıtırken, öğrencilerin koşturmacası arasında kendini biraz kaybolmuş hissetti. Çantası omzunda sallanıyor, gözleri etraftaki yüzleri tarıyordu. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, bazıları arkadaş gruplarına katılıyor, bazıları kahvelerini alıp koşuşturuyordu.
Tam o anda, kalabalığın arasından bir kız geçti. Ve bir anda kalbi hızlıca atmaya başladı arkasına dönüp kıza baktı kahverengi saçları güneşte parlıyor, hafif ürkek ama bir o kadar da dikkat çekici bir şekilde etrafa bakıyordu. Sanki birini arar gibiydi. Sonra Oğuz’la bir saniyeliğine göz göze geldiler. O bir saniye… belki de bir saniye bile değildi.
Ama Oğuz için zaman o an durmuş gibiydi.
Oğuz o bir saniye için o kız sanki o küçük Eylül’ü görmüş gibi olmuştu. Kız ise arkadaşı yanına gelince gözlerini kaçırdı ve arkadaşıyla birlikte yürümeye başladılar. Oğuz olduğu yerde kalmıştı. Gözleri hâlâ az önce geçtiği yöne bakıyordu.
“Bu his…” diye mırıldandı kendi kendine.
Nedenini bilmiyordu ama kalbi bir anlığına ona aynı şeyi söylemişti. Tanıdık. Hemde çok tanıdık bir histi. Ama aklı hemen buna karşı çıktı.
“Hayır,” diye düşündü. “Bu imkânsız.”
Sonuçta yıllar geçmişti.
Eylül’ü en son küçük bir kızken görmüştü.
Şimdi karşısından geçen kişi ise büyümüş, bambaşka birine dönüşmüş biriydi.
Ama yine de…
O bir saniyelik bakış, Oğuz’un içindeki yıllardır sessiz kalan bir duyguyu uyandırmıştı.
Ve Oğuz o an henüz farkında değildi.
Ama kader bazen insanları aynı yerde, aynı anda buluşturur.
Sadece…
Onların bunu fark etmesi biraz zaman alıcaktı.
Adımlarını hızlandırdı. Kızın biraz ileride durduğunu fark etmişti. Sınıfın kapısının önündeydi ve kapıyı açmak üzereydi. Oğuz birkaç adım daha attı. Artık onu daha yakından görebiliyordu.
Henüz bilmiyordu, ama bugünkü rastlantı yıllar sonra hayatının dönüm noktalarından birine dönüşecekti.
Kız kapıyı açtı ve sınıfa girdi. Oğuz o an fark etti ki aynı sınıftalardı. Oğuz da birkaç saniye sonra arkasından içeri girdi. Sınıf henüz tam dolmamıştı. Bazı öğrenciler sıralara yerleşiyor, bazıları arkadaşlarıyla konuşuyordu.
Oğuz’un gözleri ise istemsizce yine onu aradı.
Kız sınıfın orta sıralarından birine oturmuştu. Çantasını hemen yanına bıraktı ve etrafına kısa bir bakış attı. Oğuz birkaç sıra arkaya oturdu ama gözleri hâlâ onun üzerindeydi.
“Bu his…” diye düşündü.
İçinde garip bir tanıdıklık vardı. Sanki onu bir yerden tanıyormuş gibi.
Ama bu mümkün değildi. Yıllardır Eylül’ü görmemişti.
Zihni buna bir anlam veremiyordu ama kalbi farklı bir şey söylüyordu. Tam o sırada öğretmen sınıfa girdi. Öğretmen hemen kısa bir yoklama aldı. Tam Eylül dendiği sırada baktığı kız el kaldırıp burada demişti. Oğuz tam o an da o kızın yıllar önce gördüğü Eylül olabildiğini düşünmeye başlamıştı.
Oğuz sonra gözlerini kitaba indirdi ama birkaç saniye sonra tekrar başını kaldırdı.
Kız da tam o anda başını çevirmişti. Göz göze geldiler. Bu sefer bakışları bir saniyeden daha uzun sürdü. Kızın gözlerinde bir anlık şaşkınlık vardı. Ama sanki o Oğuz’u unutmuş gibiydi ama içeride bir yerlerde aynı tanıdık hissi yaşıyordu. Aniden hemen gözlerini kaçırdı. Oğuz ise hâlâ ona bakıyordu.İçinden geçen tek bir düşünce vardı.
“Sen…” dedi içinden “Sen gerçekten benim Eylül’ümüsün?”
Bölüm etkileşimi
