15. bölüm / 25
Tutunduğum Son Dal15.Bölüm:Aslında Ben…
Bölümler 25Şu an: 15.Bölüm:Aslında Ben…
- 1 1. Bölüm:İçinde Hatırlamadığım Çocukluk2.009 kelime
- 2 2.Bölüm:Yılların İçinden Gelen Ses1.515 kelime
- 3 3.Bölüm:Kalbimin Hatırası2.566 kelime
- 4 4.Bölüm:İçimdeki Çocukluk Aşkı626 kelime
- 5 5.Bölüm:Hayatımın Kabusu1.155 kelime
- 6 6.Bölüm:Hayatın İçindeki Sırlar1.173 kelime
- 7 7.Bölüm:Geçmişimin Sessiz Yankısı1.049 kelime
- 8 8.Bölüm:Seni Bir Gülüşünle Tanıdım713 kelime
- 9 9.Bölüm:Kalbimin İçindeki Sen2.169 kelime
- 10 10.Bölüm:Senin Hatıran1.463 kelime
- 11 11.Bölüm:Kaçtığım Gerçekler1.202 kelime
- 12 12.Bölüm:Beni Benden Önce Bilen1.274 kelime
- 13 13.Bölüm:Sanki Seni Önceden Sevmişim Gibi1.101 kelime
- 14 14.Bölüm:Dönüm Noktam1.630 kelime
- 15 15.Bölüm:Aslında Ben…2.149 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.Bölüm:Sen…2.129 kelime
- 17 17.Bölüm:Geçmişim…1.171 kelime
- 18 18.Bölüm:Eylül…3.640 kelime
- 19 19.Bölüm:Oğuz…1.727 kelime
- 20 20.Bölüm:Işıklar Sönerken1.549 kelime
- 21 21.Bölüm: Neden Söylemedin1.541 kelime
- 22 22.Bölüm:Yüzleşme1.383 kelime
- 23 23.Bölüm:Çöküşüm1.156 kelime
- 24 24.Bölüm:Mutluluğun Öncesi2.111 kelime
- 25 25.Bölüm Final :Son Masalımız1.633 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
15.Bölüm:Aslında Ben…
Oğuz evden çıkmak için hazırlanmıştı. Ayakkabılarını giydi, evden tam çıkacakken telefonuna bir mesaj geldi. Mesaj arkadaşındandı.
“Kanka” yazıyordu mesajda. Ardından bir mesaj daha geldi.
“Halı saha maçına gelecek misin?”
Oğuz mesaj yazmaya başladı.
“Bilmiyorum kanka, işim çıkmazsa gelirim.”
Yazdı ve gönderdi.
Arkadaşından bir mesaj daha geldi.
“Tamam kanka.”
Telefonunu kapatıp pantolonunun cebine koydu ve evden çıktı. Bir süre yürüdükten sonra caddeden karşıya geçti. Biraz daha ilerledikten sonra bir insan kalabalığı gördü. Kaşlarını çattı. İçine garip bir his çökmüştü.
Adımlarını hızlandırdı.
Kalabalığa biraz daha yaklaştığında onu gördü.
Eylül’ü…
Eylül yolun ortasında durmuştu. Bomboş bir şekilde bir yere bakıyordu. Yüzü bembeyaz olmuştu. Sanki nefes almayı bile unutmuş gibiydi. Oğuz’un bir anda içine korku doldu.
O an Oğuz’un başından aşağı kaynar sular döküldü. Eylül’e bir şey olmuş korkusuyla hiç düşünmeden koşmaya başladı.
Eylül’ün yanına gittiğinde nefes nefeseydi. Eylül’e telaşlı sesiyle “Eylül.” Dedi “İyi misin?”
Eylül, Oğuz’a bakıyordu. Sanki Oğuz’a ben senin için yabancıyım bana neden böyle davranıyorsun gibi bakıyordu.
Sonra Eylül başını salladı. Oğuz birazda olsa rahatlamıştı.
Sonra Oğuz’un, Eylül’e olan bakışları değişti. O anlık rahatlamayla omuzlarını gevşetti, gözlerini kısaca kapatıp açtı, derin bir nefes verdi. Eylül’e bir şey olucak korkusuyla, o kadar korkmuştu ki, aklı çıkmıştı. Ama Eylül’de Oğuz’a çok dikkatli bakıyordu, sanki bir şeylerden şüphelenmiş gibiydi.
Sonra etraftaki kalabalık yavaş yavaş dağıldı, herkes kendi yoluna gitmeye başladı. Ama Oğuz hâlâ Eylül’e bakıyordu. Sonra Eylül’ün eline dokundu eli buz gibi olmuştu o an Oğuz’un içi gitmişti.
“Ellerin buz gibi olmuş, Eylül.” Dedi.
Eylül’de o anda farketmişti ellerinin buz gibi olduğunu hem de ellerinin titrediğini.
Sonra Oğuz, Eylül’ün elinde bir şişe su olduğunu fark etti diğer elinde de kapağı vardı. Oğuz, Eylül’ün elindeki su şişesini alıp kapağını kapatıp tekrar Eylül’e verdi.
Sonra Oğuz, Eylül’ün ayakta duracak hâli kalmadığını fark etti.
“Bir yere oturalım.” Dedi Oğuz. “Bu hâlinle ayakta durabilecek gibi görünmüyorsun.”
“Gerçekten iyiyim.” Dedi. Eylül ama hiç sesi iyi olduğunu söylemiyordu.
Oğuz kaşlarını çattı. Eylül’ü ikna edip bir banka oturdular. Oturduktan sonra Oğuz, Eylül’den gizli telefonunu çıkarttı. Ve arkadaşı Yağız’a yazmaya başladı.
“Kanka.” Yazdı ve gönderdi.
Bir süre sonra Yağız’dan cevap geldi “Efendim kanka ne oldu?”
Oğuz cevap yazmaya başladı. Bir yandan da Eylül’e bakıyordu. “Kanka bizim okuldaki Eylül varya, demin yolun ortasında durmuştu. Şimdi ise iyi ama arkadaşı Afra’ya haber verirsin.” Yazdı ve gönderdi.
Yağız’dan hemen cevap geldi. “Tamam kanka okuldayım ben zaten haber veririm.”
Mesajı okudu “Tamam kanka.” Yazıp gönderdi. Telefonunu cebine koydu.
Sonra Eylül’e döndü. Gözlerini kapatmış derin derin nefesler veriyordu. Oğuz “Eylül.” Dedi. Oğuz’un ‘Eylül.’ Demesiyle birlikte Oğuz’a döndü.
Tekrardan Oğuz “Eylül.” Dedi “Kendini bu kadar zorlamak zorunda değilsin.”
Eylül bir şey söylemedi. Beraber beş dakika kadar sessizce oturdular, Oğuz, Eylül’e tekrardan “İyi misin?” Diye sordu. Eylül başını salladı “Gerçekten iyiyim.” Dedi sesi iyi çıkıyordu. Bir süre sonra kalktılar Oğuz, Eylül’ün iyi olduğuna ikna olmuştu. Ve beraber okulun yolunu tuttular.
Okula geldikten sonra, Eylül’ün arkadaşı Afra yanlarına geldi “Eylül, neredesin sen? İyi misin?” Dedi Afra “Oğuz’un arkadaşı anlattı bana. Şimdi daha iyi misin?”
Eylül başını salladı “İyiyim.” Dedi.
Bir süre sonra Oğuz’un arkadaşı Yağız geldi yanlarına. Oğuz, Yağız’a bir şeyler diyordu fısıldayarak. Eylül ise onlara bakıyordu ama ne dediklerini anlamamıştı. Konuşmaları tam biterken Yağız “Tamam kanka.” Dedi.
Ardından Yağız Eylül’e baktı iyi olduğunu anlamaya çalıştı.
Sonra Eylül, Oğuz’a baktı neden bu kadar endişeli olduğunu merak ediyordu. Afra ise hâlâ Eylül’e “İyi misin?” Diyordu. Eylül yüzüncü kez başını salladıktan sonra Afra ikna olmuştu. Sonra Oğuz’a döndü “Ben gidiyorum.” Dedi “Arkadaşım sana emanet.” Oğuz başını salladı “Tamam.” Dedi.
Afra sonra tekrardan gitmeden önce Eylül’e döndü. “Ben gidiyorum tamam mı? İyisin ama değil mi?”
Eylül “İyiyim.” Dedi net bir sesle.
“Tamam… ama kötü hissedersen beni hemen ara.” Dedi, Afra.
Eylül gülümsemeye çalıştı “Ararım.” Dedi.
Sonra yanlarından Afra ve Yağız onlar yanlarından ayrıldıktan sonra Eylül ve Oğuz'un arasında sessizlik oldu. İkisi bir süre sonra okulun içine girdiler. İkisi de sessizdi yürürken koridordaki insanların sesleri yankılanıyordu ama o gürültünün arasında birbirlerinin sessizliklerini duyabiliyordular. Sonra Oğuz yavaşça Eylül'e döndü. Tekrardan Eylül'e "Gerçekten iyi misin?" diye sordu.
Eylül başını salladı. Sonra ikisi de adım atacakken Eylül "Oğuz." dedi ve olduğu yerde kalıp Eylül'e döndü. Başını salladı Eylül "Ben." dedi ama sanki anlatmak istediği şeyde kararsız gibiydi. Oğuz, Eylül'e dikkatlice bakıyordu anlatacağı şeyi merak ediyordu ama aynı zamanda da korkuyordu. Eylül tekrardan "Ben." dedi "Sanırım evlatlığım."
Oğuz'un ifadesi değişti. Şaşırmıştı ne diyeceğini bilemedi, gözleri hafif büyümüştü sonra hemen toparladı. Ama Eylül'ü anlayabiliyordu, ne hissettiğini kararsızlığını ve Eylül'ün ona olan güvenini biliyordu ve bu yüzden de 10 yıllık arkadaşı Afra'ya değil de, Oğuz'a söylüyordu. Ama aynı zamanda korkmuş gibiydi.
“Bugün gördüğüm şey…” dedi Eylül yavaşça. “Bir anı gibiydi.”
Oğuz hiçbir şey demeden dikkatlice Eylül'ü diniyordu.
“Bugün sokakta donup kalmıştım, kalmamın sebebi de bir anı görmüştüm. Bir odadaydım yatakta oturuyordum, sanırım yetimhaneydi, sonra bir kadın geldi, ‘Seni görmek isteyen bir aile var.’ Dedi bende kalktım kadının elini tuttum, bir odaya götürdü. İçeride annemle babam oturuyordu sanki içeride beni bekliyor gibiydiler. Sonrası yok.”
Eylül bunları anlatırken Oğuz’un eli yavaşça yumruk olmuştu. Gözlerini kısa bir an yere çevirdi. Sanki duydukları canını acıtmış. Eylül ise Oğuz'a bakıyordu. Neden öfkelendiğini merak ediyordu. Oğuz, Eylül için neyi ifade ediyordu?
Sonra Eylül dedi ki “Gerçek ailemi bulmama yardım eder misin? Onlarla yüzleşmek istiyorum.”
Eylül’ün sorusunu duyuca Oğuz bir kaç saniye konuşmadı gözleri Eylül’e değil yere bakıyordu. Ne söyleyeceğini bilemiyordu bunu derse üzülecekti, onu derse kırılıcaktı ama Eylül’ü ne üzmek istiyordu, ne de kırmak.
Sonra derin bir nefes verdi. “Buluruz.” Dedi sessizce. Ama Eylül’ün biyolojik ailesini bulmak istemiyordu Eylül’e tekrardan zarar vericeklerini biliyordu ama yine de mecburiyetten ‘Buluruz.’ Demişti.
Üç Saat SonraDersleri bitmişti. Okulun çıkışına geldiklerinde “Eve bırakayım mı? Seni.” Demişti Oğuz gülümseyerek. “Gerek yok.” Dedi Eylül “Kendim giderim.”
Oğuz bir kaç saniye Eylül’e baktı onu yalnız bırakmak istemiyordu yalnız bırakırsa Eylül’e bir şey olmasından korkuyordu.
Sonra “Emin misin?” Diye sordu sesi ciddiydi.
Eylül başını salladı “Eminim.” Dedi gülümseyerek.
Oğuz ikna olmamıştı. Sonra Eylül’e bir şey söyleyecekti. Ona gerçekleri anlatmak istiyordu anlatmayı içinden geçirdi ama yapamadı. Eylül’ü üzmek istemiyordu, o yüzden söyleyeceği şeyden vazgeçti. Sonra Oğuz derin bir nefes verdi.
En sonunda istemeye istemeye “Tamam.” Dedi. “Ama eve gidince bana yaz.”
Sonra içinden sinirle kendine söylendi “Salak Oğuz numarası yok ki sen de nasıl yazsın.”
“Doğru ya.” Dedi Oğuz “Numaram yoktu.”
Oğuz çantasından kalem bir de küçük not kağıdı çıkardı numarasını yazmaya başladı “0534-950-****” yazdı ve kağıdı Eylül’e uzattı.
Oğuz’un uzattığı kağıdı Eylül aldı. “Ve bir şey olunca da beni ararsın.” Dedi Oğuz. Eylül başını salladı “Tamam.” Dedi “Ararım.”
Oğuz’a el salladı ve yanından ayrıldı. Oğuz ise arkasından ona bakıyordu. Bir anda içi huzursuz olmuştu sanki bir şeyler olacağını hissediyor gibiydi. Sonra Eylül’ün peşinden gidicekti ki vazgeçti. Eylül’ün birazda olsa yalnız kalmaya ihtiyacı vardı o yüzden peşine gitmedi kendi yolundan yürümeye başladı.
Sonra telefonuna bir mesaj geldi. Telefonunu cebinden çıkarttı ve baktı “0535-560-****” tanımadığı bir numaradan mesaj gelmişti. Mesajı tamamen açıp baktı bu mesaj Eylül’den gelmişti. “Oğuz benim Eylül beni merak etme.” Yazıyordu mesajda.
Oğuz hemen cevap yazmaya başladı. “Tamam.” Yazdı ve gönderdi. Telefonunu cebine koydu, yürümeye devam etti.
Sonra Oğuz’un bir anda birden bire kalbine bir sancı girmişti. Ne olduğunu anlamamıştı. Yürüdüğü yerde kalmıştı. Sonra aklına Eylül geldi ona bir şey mi olmuştu. Diye sorgulamaya başladı. Bir süre sonra ağrı geçmişti. Sonra ise telefonuna bir mesaj geldi. Telefonunu cebinden çıkardı baktı, mesaj Yağız’dan geliyordu. “Kanka Eylül’ün biyolojik ailesini buldum.”
Bugün okulda Oğuz’la, Yağız’ın fısıldaşarak konuştuğu konuydu Oğuz ondan Eylül’ün biyolojik ailesini bulmasını istemişti. Yağız’da Oğuz’u için, Eylül’ün ailesini bulmuştu.
“Sağol kanka ya bulduğun için peki neredeler şimdi. Kanka bir de Eylül’ün kaldığı yetimhaneyide bulabilir misin?” Yazdı, gönderdi.
“Tamam kanka bulurum.” Mesaj geldi ardından bir mesaj geldi “Eylül’ün ailesi Eylül’ü yetimhaneye verdikten bir sene sonra babası, annesini terk etmiş. Annesi ise yıllarca Eylül’ü armaya çalışmış. Hâlâ da kızını aramaya çalışıyor ama bulup bulamadığını bilmiyorum.”
Oğuz mesajı okuduktan sonra bir mesaj daha yazdı “Ve kanka senden son bir şey daha istiyeceğim.”
Hemen cevap geldi. “Evet kanka ne istersen.”
“Eylül’ün ev adresini de bulabilir misin?” Eylül’ün ev adresini de istemesi Eylül’ün başına bir iş gelirse hemen gitmesi içindi.
“Tamam kanka, Afra’dan alırım.” Mesajı geldi.
“Tamam kanka çok sağol ya.” Yazdı ve gönderdi, Oğuz.
Aradan iki saat sonra, Oğuz evine gitti. Koltuğa oturdu, telefonuna bakmaya başladı. Sonra arkadaşı Yağız’dan mesaj geldi “Kanka Eylül’ün adresini Afra’dan istedim ikiletmeden de verdi. Bu da adresi Tarabya Mahallesi, Çınar Yokuşu Sokak No:16 Daire:4 - Sarıyer / İstanbul”
“Tamam kanka sağol.” Yazdı ve gönderdi.
Bir süre sonra Eylül’den hiçbir mesaj ve arama gelmedi. Ve aramaya karar verdi. Aradı telefon çaldı çaldı Ama açan olmadı Oğuz hemen telaşlanmaya başladı kendi kendine “Acaba başına bir şey mi geldi?” Diyerek söylenmeye başladı. Evden apar topar çıktı. Arabaya binip Eylül’ün evinin yolunu tuttu. Bir süre sonra tekrar aradı bu kez Eylül telefonu açmıştı.
“Efendim.” Dedi Eylül sesi kısıktı. Sanki ağlıyordu.
Yumuşak bir sesle “Ağlıyor musun sen?” Dedi ağladığını hemen anlamıştı.
Eylül bir şey söylemedi.
Eylül’den ses gelmeyince endişeli bir sesle “Eylül.” Dedi.
Oğuz bir yandan arabanın hızını 190 çıkarmıştı en hızlı şekilde gelmeye çalışıyordu. En hızlı şekilde Eylül’ün yanına gitmeye çalışıyordu. Eylül için kendisini hiçe saymıştı.
“İyiyim.” Dedi Eylül, ama yalandı, yalan söylediği sesinden belliydi.
Oğuz arabayı durdurdu el frenini çekip arabadan indi. Apartmandan içeri girdi, 3 kat merdiven çıktı en sonunda Eylül’ün kapısının önüne vardı.
Eylül’e telefondan ciddi bir sesle “Aç kapıyı.” Dedi.
“Ne?” Dedi Eylül şaşırmış bir sesle
“Kapıyı aç Eylül.” Dedi aynı ciddilikle.
Eylül kapıyı açtığında, dikkatini ilk çeken şey Oğuz’un saçlarıydı. O kadar çok aceleyle geldiği belli oluyordu ki. Eylül bunu fark etmişti.
Oğuz ise Eylül’ü görür görmez ilk dikkatini çeken şey gözleri olmuştu. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu.
Oğuz hiçbir şey söylemedi. Sadece Eylül’e bakıyordu, Eylül daha fazla dayanamamıştı tekrardan gözleri dolmaya başlamıştı.
Oğuz sessizce “Ne oldu?” Diye sordu.
Eylül’ün içinde tuttuğu anlatmak istediği şeyler vardı. Oğuz bunu görebiliyordu. Dikkatlice Eylül’e bakıyordu bir yandan da onun için endişeleniyordu.
Ama o anda Oğuz’un bile tahmin edemeyeceği bir şey oldu. Eylül Oğuz’a doğru iki adım yaklaştı ve sarıldı.
Eylül, Oğuz’un omzuna kafasını gömdü. Ama sonra daha fazla dayanamayıp ağlamaya başladı. O ağlamada bir süre sonra hıçkırıklara dönüştü.
Oğuz ise Eylül’ün ona sarılmasıyla hâlâ şaşırmıştı. Çünkü yıllar sonra tekrardan sarılmışlardı.
Sonra Oğuz kollarını kaldırdı ve yavaşça Eylül’ü kollarıyla sardı. Oğuz hiçbir şey söylemiyordu. Sadece Eylül’e sarılıp ağlamasını dinliyordu. Ama Eylül ağladıkça Oğuz’un içi gidiyordu, öfkelenmişti ama öfkesini bastırmaya çalışıyordu.
Sonra Oğuz ellerini Eylül’ün saçlarında gezdirmeye başladı. “Tamam…” dedi sessizce Eylül’e “Ağla.”
Eylül’ün gözyaşları daha çok artmıştı.
Dakikalar boyunca öyle kaldılar. Eylül ağladı Oğuz ise sessizce onun ağlayışlarını dinledi.
“Bugün…” diye başladı Eylül sesi titriyordu “Okul çıkışı.” Nefesini toparlamaya çalıştı. “Bir kadın yanıma geldi.”
Oğuz sessizce Eylül’ü dinliyordu.
“Bana annem olduğunu söyledi.” Dedi Eylül.
O an da Oğuz’un sarılan kollarını hafifçe sıkılaştırmıştı. Ama Eylül canını acıtmadan sarılıyordu.
Sonra Oğuz “Ne dedin?” Diye sordu. Oğuz bir anda Eylül’ün ne dediğini anlamamıştı
Sonra Eylül, Oğuz’un kollarından ayrıldı.
Eylül gözlerini Oğuz’dan kaçırdı. Sanki cümleyi yeniden demek omun canını acıtıyordu.
Eylül tekrardan “Annem olduğunu söyledi...” Dedi titreyen sesiyle “Beni küçükken bırakan kadın.”
Oğuz’un kaşları çatıldı yüz ifadesi değişmişti. Yine de Eylül için sakin kalmaya çalışıyordu.
Sonra Oğuz ağzından bir kelime kaçırıverdi. “Sen emin misin? Yıllar sonra geri mi döndü?”
Eylül kaşlarını çattı. Başını kaldırıp Oğuz’a baktı, “Nasıl yani?” Diye sordu.
Oğuz duraksamıştı, gözlerini kısa süreliğine Eylül’den kaçırmıştı. Ama Oğuz içinden söylemesi gerektiği şeyi dışından söylemişti. Ve bunu hemen fark etti, konuyu değiştirmeye çalıştı ama Eylül şüphelenmişti.
“Yok bir şey.” Dedi hemen Oğuz “Nasıl… annen geldi?”
Sonra Eylül acı içinde gülemeye başlamıştı. Eylül böyle gülünce aklına çocukluğu gelmişti. Eylül küçükken ne kadar acı çekerse çeksin hep böyle gülerdi.
Sonra Eylül artık dayanamamıştı içindekileri tek tek boşaltmaya başlamıştı “Bilmiyorum.” Dedi “Hiçbir şey bilmiyorum artık. Çocukken yaşadığım bir şeyden dolayı nedenini bilmiyorum ama 12 yaşımdan sonrasını hatırlamıyorum, annem de babam da hiçbir şey anlatmadı babam da ben büyükçe benden uzaklaştı."
Bu seferde Eylül’e sarılan Oğuz olmuştu. Eylül’ün çaresizliğini görüp çare olmak için sarılmıştı.
Oğuz’un Eylül’e sarılan kolları sıkılaşmıştı ama bir süre sonra hafifçe gevşedi. Çok kısa bir andı. Eylül başını yavaşça kaldırıp Oğuz’a baktı. Oğuz’un yüzündeki ifade değişmişti. Gözleri bir noktaya dalmış gibiydi çenesi hafifçe kasılmıştı.Sonra Eylül, Oğuz’un elini yavaşça yumruk yaptığını fark etti. Oğuz o anda öfkelenmişti bunu belli etmek istemiyordu, belli etmemeye çalışıyordu.
Eylül, Oğuz’u izliyordu. Oğuz bir süre sonra derin bir nefes verdi sakin kalmaya çalıştı. Ama olmuyordu içinde o öfkeyi batırmak için savaş veriyordu.
En sonunda biraz da olsa öfkesini dindirebilmişti. İçindeki savaşa son vererek, Eylül’e odaklanmaya çalıştı.
Sonra Eylül’e baktı. “Kapının önünde durmayalım.” Dedi. Oğuz “Üşüyeceksin.”
Eylül başını salladı. Beraber salona doğru yürüdüler. Eylül gözüne ilk kestirdiği ilk koltuğa oturdu. Eylül oturduktan sonra Oğuz da yanına oturdu.
Sonra Eylül’ün gözleri tekrardan dolmaya başlamıştı. Oğuz fark edince, Eylül’e doğru döndü. Bir süre Eylül’e sessizce baktı. Sonra kolunu açtı. “Gel göğsüme.” Dedi yavaşça “Biraz dinlen.”
Eylül hiçbir şey söylemeden Oğuz’a biraz daha yaklaştı kafasını Oğuz göğsüne yasladı. Oğuz ellerini, Eylül’ün saçları arasında dolaşmaya başladı. Bir süre sonra Eylül’ün yorgunluğu ağır basmıştı. Gözlerini kapatmıştı ama daha uyumamıştı.
Bir süre sonra uykuya dalmaya başlamıştı. Oğuz o an Eylül’ün uyuduğunu düşünüp fısıldayarak “Keşke bugün seni yalnız bırakmasaydım…” dedi.
Ama o cümleyi Eylül duymuştu ve duyduktan sonra Oğuz’un kollarında, göğsünde yavaşça uykuya daldı.
Bölüm etkileşimi
