40. bölüm · SÖZLEŞME
FİNAL ✨
Beni buradan ve instagramdan takip etmeyi unutmayın aşklarım.
İyi okumalar..
Kızımız şimdiden çok şanslıydı. Onun için dünyayı yakacak bir babaya sahipti.
Savaş gibi bir babası vardı bebeklerimin. Başka ne isteyebilirim ki.
Böyle bir adamdan on çocuk bile yapabilirdim.
Boynunda soluklandığım adama aşıktım. Ailemizi, bebeklerimizi çok seviyordum...seviyorduk.
İkinci meleğimizle daha güzel günlerimiz olacaktı.
Babalık en çok Savaş'a çok yakışıyordu.
*************
Hastaneden çıktıktan sonra arabaya balonlarımızı ve çiçeklerimizi doldurup ilk önce sürpriz yapacağımız iki kişinin yanına doğru yola çıkmıştık.
Savaş arabaya pembe bolanlar alıp tüm arka koltuğu doldurmuştu. Çiçeklerin yarısını bagaja koymuştuk. Zaten Narin hanım ve Tufan beye de bagajı açıp gösterecektik.
Evin önünde durduğumuzda Savaş arabadan inip eve doğru yürümeye başlamıştı ama ben kornaya üst üste basmıştım. Geleceğimizden haberleri yoktu. Hatta cinsiyeti bugün öğreneceğimizden de haberleri yoktu.
Dış kapıdan çıkan Tufan beyle hemen arabadan indim. Savaş'la konuştuktan sonra gözleri tekrar beni bulmuştu.
Narin hanımı, annemi soracakken o da kapıya çıkmıştı bile. İçimden anne diyecektim artık ona.
"Ada, noldu niye eve geçmediniz...Savaş geç içeriye çok ayakta kalma hadi." O Savaş'ı içeriye götürmek için koluna girdiğinde Savaş'ta onun koluna girerek bana doğru getiriyordu.
Tufan bey olduğu yerde dururken ben de onun yanına yürüdüm.
"Hadi gel." Dediğimde gözlerinin içi gülerek elimi tutmuştu.
"Noldu.?" Diyordu annem önümüzde yürürken.
Arabanın arkasına geçtiğimizde ikisinin de koluna girip ters döndürdüm.
"Hazır mısınız.?" Dedim sessizce.
"Ada, korkutmayın beni."
"Kötü bir şey değil merak etme." Dediğimde bagajın açılma sesini duymuştum.
"Tamam." Savaş'ın sesiyle ben de konuştum.
"Dönebiliriz." Beni beklemeden hızla döndüklerinde şaşırarak bir bana bir de pembe balon ve çiçeklerimize bakıyorlardı.
Annem ufak bir çığlık attı.Tufan bey gülümseyerek bana doğru bir adım attığında beklemeden kollarımı boynuna attığımda önce şaşırsada sonra sıkıca sarmıştı beni.
"Çok sevindim." Dedi sessizce.
"Bir tane daha kızımız oluyor." Hemen başını sallayarak onaylamıştı beni.
Annem ağlayarak Savaş'a sarılırken ben de Tufan beye yani babama sarılıyordum.
Onunla ayrıldığımızda bu sefer annemle göz göze gelmiştim.
Beklemeden yanına hızlıca gidip sımsıkı sarıldığımda o da aynı şekilde boynumdan öperek sıkıca sarılıyordu.
"Çok sevindim annem. Bir meleğimiz daha geliyor." Başımı sallarken ona sarıldığımda iyice duygusallaşmıştım.
"Çok mutlu ettin beni Ada...ararsın diye tahmin ediyordum." Sesi sonlara doğru kısılmıştı.
"Haberi ilk annem ve babama vermek istedim." Kollarımdan tutarak hemen bana baktığımda duyduğuna inanamıyormuş gibi bakıyordu.
Dudaklarım titrerken başımı salladım.
"İlk siz bilin istedim anne." Narin hanım gözlerinden akan yaşlarla beraber sesli bir şekilde ağlamaya başladığında tekrar bana sarılarak içli içli ağlamasına omzumda devam etti.
"Ada." Diyip susuyordu hep.
"Kızım..bir tanem benim." Kaç dakika onunla sarılarak ağladık bilmiyorum ama sonunda ağlamalarımız biraz durmuştu.
O benden ayrılıp gözyaşlarını sildiğinde hemen kocasına baktı.
Durgun bir şekilde gülümseyip tekrar bana dönüp yanaklarımdan sertçe öpüyordu.
"Seni çok seviyorum..çok seviyorum seni annem." Diyordu.
"Ben de seni seviyorum." Diyerek karşılık vermiştim.
Gözlerim Tufan beye takıldığında ilk defa onu dolu gözleriyle bizi izlerken görünce onun da bakışları beni bulmuştu.
"Hadi üçümüz sarılalım." Tufan bey hafifçe güldüğünde Savaş onun omzunu sıktı, babam bizim yanımıza gelip ikimizi de kollarıyla sarmıştı.
Bizde hemen bir kolumuzu ona sarmıştık.
Başımın üstünden öpen Tufan beyle gülümsedim. Ben ona adım atmadan o adım atmamıştı bana. Rahatsız olacağımı düşündüğü için kendini geri çekiyordu.
Çekmişti. Ta ki bugüne kadar. Şu anda saçlarımın üstünden öpmesinden onun da adım attığını anlamıştım.
İkisine de daha sıkı sarıldım.
"İçeriye gelin yemek yeriz...hastanede yedik ama sen yine açıkmışsındır hadi gel annem yine ye." Heyecandan canım hiçbir şey istemiyoru.
"Canım hiç istemiyor. Hastaneden sonra Neva hanımın yanına geçtik cinsiyeti öğrendik hemen size geldik. Firdevs hanım, Savaş'ı bekliyor. Sürpriz yapacağız diye telefonları da açmadık iyice telaşlanmasın." Yanlış anlamaması için uzunca bir açıklama yapmıştım.
Gülümseyerek elleri yüzümde beni dinlemişti.
"Tamam bir tanem bekletmeyin merak etmesin kadın." Dediğinde kendine çekip tekrar sıkıca sarmalamıştı beni.
Ondan ayrıldıktan sonra yanımızda bizi dinleyen Tufan beye döndüm ve beklemeden tekrar sarıldım.
"Çok sevindim Savaş hayırlı olsun oğlum." Diyordu annem Savaş'a sarılırken.
Tufan bey'de bana aynılarını söylüyordu.
Ayrıldığımızda o gözlerini kaçırıp sürekli karısına bakıp durmuştu.
Ani olmuştu sanırım onun için. Beklemiyordu.
Ben de beklemiyordum sadece içimden gelmişti. Beni hastanede bir kere bile yalnız bırakmayan adama sarılmak istemiştim.
Babama sarılmak istemiştim.
Annem yanımda olmasa da sürekli İnci'yle ilgilenmişti. Yine yanımdaydı yani. Ha İnci ha ben ikimizde aynıydık.
Onlarla vedalaştıktan sonra tekrar yola çıktığımızda Savaş sağ eliyle ellerimi kavramış sıkıyordu.
Bazen dudaklarına götürüp öpüyordu.
"İki kız...acaba bunu dört mü yapsak." Savaş'ın söyledikleriyle önce şaşırıp sonra başımı onun koluna yaslayarak kahkaha atmaya başlamıştım.
"En az iki yıl başka çocuk yok Savaş." Tek kaşını kaldırıp bir kaç saniye bana baktığında başını olumsuz anlamda sallamıştı.
"Savaş, ciddiyim." Dediğimde tekrar ellerimi öptü.
"Görürsün." Dedim cevap vermediğinde.
Neva hanımla en etkili korunma yöntemini konuşacaktım. En azından bebeklerimiz büyüyene kadar iki yıl hamile kalmayacaktım.
"Bakarız." Dediğinde bu sefer benim kaşlarım hayretle kalkmıştı.
"Bakarsan işine bakarsın Savaş, yok bakarız falan..zorlanıyorum." Dediğimde arabayı biraz yavaşlatmıştı.
Tamamen durduğumuzda bana döndü ve yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Söz veriyorum sen üçüncüyü isteyene kadar olmayacak." Burukça gülümseyerek yüzümü eline sürttüm.
"Zorlanıyorsun...iki bebeğimiz yeter bize sen ne diyorsan o tamam mı özür dilerim bir tanem."
"Savaş saçmalama sadece iki üç yıl sonra istiyorum hemen değil tamam mı özür dilemene gerek yok." Ben de ellerimle yüzünü kavramıştım.
"İnci üç dört yaşına gelsin biraz büyüsün." Başını salladı.
"Söz veriyorum...önlemleri alacağım güzelim sen ne zaman dersen o zaman olacak." Dudaklarına uzandığımda bir kaç kere öptüm.
"Bebeklerimiz büyüdüğünde biz ne zaman istersek o zaman olsun." Dediğimde alnımdan öptü.
Anlaşmıştık sanırım.
"Anlaştık." Dedikten sonra son kez öptü ve arabayı yeniden çalıştırdı.
Bahçeye girdiğimizde bu sefer Savaş kornaya basılı tutuyordu.
Agah bey koşar adımlarla dışarı çıkıp bizi gördüğünde rahatlamıştı.
"Noluyor Savaş.!" Kornadan dolayı yüksek sesle söylemişti.
Onun arkasından Zeynep ve kucağında kızımla beraber Firdevs hanım da dışarıya çıkmıştı.
Biz arabanın yanında durduğumuz için onlar bize doğru geliyordu.
"Size bir şey göstereceğiz." Dediğimde iki kadının koluna girmiştim bile.
"Hadi Agah bey sizde gelin." Tekrar arabanın arkasına dolandığımızda konuştum.
"Ters dönün hepiniz." Agah bey söylense de dönmüştü.
Zeynep koluma vurup kulağıma eğildi.
"Noldu."
"Bekle." Dedim sessizce.
"Dönün bakalım." Savaş'ın sesiyle döndüğümüzde Zeynep'in çığlıkları ve bana sarılışıyla gülüyordum.
"Kız mı.? Yine mı kız Allahım.!" Zeynep benden ayrıldıktan sonra zıplayarak etrafında döndüğünde Agah bey kollarını sarılmam için açmıştı.
Kolları arasına girdiğimde tebrik ediyordu.
Onunla ayrıldıktan sonra hala bagaja bakan Firdevs hanımın kucağındaki kızımı alıp ona baktım.
"Ay abi öleceğim mutluluktan ya iki kızımız mı olacak şimdi bizim.!" Zeynep hala bağırıyordu.
Firdevs hanım birden bana sıkıca sarıldığında tek kolumu ona sardım.
"Çok sevindim Ada." Diyordu çatallı sesiyle.
"Benim kızlarım çok şanslı baksanıza nasıl seviliyorlar." Hafifçe güldü ama benden ayrılmadı.
Firdevs hanımı seviyordum. Aramızda farklı bir bağ vardı. Anne kız gibiden öte onunla arkadaş gibiydim.
Mesela annemde iliklerime kadar anne kız ilişkimizi hissediyordum ama Firdevs hanım sanki benim en yakın arkadaşımdı ve ben ona her şeyimi anlatabiliyordum.
Çekinmeden.
Çünkü hiçbir zaman çekinmemi sağlayan tepkiler vermiyordu.
Firdevs hanım benden ayrılıp Savaş'a doğru koştuğunda ona da sarılmıştı.
İnci şaşkın şaşkın bana ve etrafa bakarken başının üstünden öpüp kucağımda zıplattım. Herkes mutluluğumuza ortak olmuştu. Onlar da en az bizim kadar mutlu olmuşlardı.
İnci'yi bir daha zıplatacağım zaman Savaş tarafından kucağımdan alındığında babasına giden kızım ayaklarını çırparak sesler çıkartmaya başlamıştı bile.
Savaş, İnci'yi gövdesinden tutarak havaya kaldırdığında İnci sesli bir şekilde gülüyordu.
Hepimiz onlara bakıp gülümsüyordum.
"Savaş dikkat et." Dedim yanlarına yürürken.
Savaş bu sefer İnci'yi havaya attığında gayet mutlu olan kızımın aksine ben kalp krizi geçirecektim.
"Savaş." Dediğimde o kucağındaki bebeğimizle bana döndü.
"Söyle annesi."
İnci'nin yanağından öptüm.
Savaş onu tekrar kaldırdı ileri geri götürdüğünde İnci fazla mutluydu.
"Evet babacım uçuyoruz." Dediğinde Savaş'ı izliyordum.
O dünyanın en güzel babasıydı.
Ve ben dünyanın en şanslı insanıydım.
Geçte olsa böyle bir aileye sahip olduğum için çok şanslıydım.
Zeynep ve Neşet nereden bulduklarını bilmediğim konfetileri patlattıklarında İnci'nin ağlaması ve Savaş'ın, Neşet'e silah çekmesiyle sonuçlanan kutlamayla beraber içeriye geçmiştik.
İnci hala ağlıyordu.
Savaş onu kucağında tek koluna almış poşet tutar gibi tutarak salladığında bu kızımın dikkatini çekmiş olacak ki ağlaması durmuştu.
"Gözüme gözükme Zeynep alırım seni ayağımın altına." Yanımdaki Firdevs hanım da kızını kovmakla meşguldü.
"Abi...şimdi geldim tebrik ederim..Ada." Salona giren Salih'le beraber Zeynep hemen ayaklanıp yanına geçerken karnına dolanan kollarla durmuştu.
Agah bey, kızının Salih'e gitmesini engellemişti.
Gülmüştük bu duruma.
"Ya baba yeter valla yeter ya." Diyordu Zeynep ağlak bir ifadeyle.
"Aldık tebriğini hadi Salih." Agah bey konuştuğunda Firdevs hanım ve ben gülmekle meşguldük.
"Salih, bahçeyi hazırlayın mangal yakalım." Savaş konuşunca gözlerimi kocaman açarak ayağa kalktım.
Bir koluyla İnci'yi tutarken diğer koluna girmiştim bile.
"Hadi hemen yak mangalı Savaş, ver İnci'yi ben tutayım sen git yak hadi." Gülerek İnci'yi almamı engelleyip beni kolunun altına aldığında gülümsemiştim.
"Acıktı mı benim güzelliğim..hazırlasınlar hemen yakalım bir tanem." Başımı sallayıp ona daha çok sırnaştım.
"Annemler de gelsin mi.?"
Bana cevap vermeden babasına seslendi.
"Baba, Tufan beyi arasana onlar da gelsin." Agah bey, Salih'e ters bakışlar atarak oğlunu onayladığında Zeynep'i de alarak bahçeye çıkmıştı.
Sırf Salih'le ikisi konuşmasın diye Zeynep'le bahçeye çıkmasına yine güldüm.
"Baban çok komik." Dediğimde başımın üzerinden öptü.
Bahçe hazır olunca Savaş, Salih ve Neşet ızgaranın başına geçtiklerinde ben de İnci'yi emzirmiş uyutmaya çalışıyordum.
Uyumuyordu.
Savaş'ı camdan görüp kollarını uzatıyordu.
Biz içeride onları izliyorduk.
Zil çaldığında hemen yerimden kalktım. Narin hanımlar...Annemler gelmişti.
"Ben açarım Sevda abla." Kapıya giden Sevda ablaya söyleyerek ondan önce hemen kapıya gitmiştim.
Kapıyı açınca gördüğüm kişilerle gülümseyip hemen tek kolumla sarıldım.
İnci kucağımda olduğu için tam sarılamamıştık. Annemle ayrıldıktan sonraTufan bey'e, babam döndüm.
Ona da kolumu uzatınca hemen sarılmıştı.
"İyi misin." Dediğinde başımı salladım.
"Savaş'lar bahçede." O başını sallayıp içeriye geçtiğinde annemle kalmıştık.
Koluma girdiğinde hemen başımı omzuna koydum.
"Miden bulanmıyor değil mi.?"
"İyiyim merak etme, Neva hanım ilaç verdi bulantım için." Kaşlarını çattı.
"Kustuğum için kilo alamıyorum. Kilo almam lazımmış." Derin bir nefes alarak kolumdan çıktı ve kolunu bana sardı.
Sarılarak salona gelmiştik.
Tufan bey bahçeye çıkmıştı bile.
Baban.
Sanırım bir süre daha alışana kadar böyle olacaktı.
Zeynep telefonunu yanına bırakıp İnci'yi kucağına aldığında boynunu bir kaç kere öptü.
İnci hiç rahatsız değildi bu ilgilerden. Seviyordu kalabalığı ve farklı insanları.
Ya da gün içinde çok kişi kucağına aldığı için alışmıştı.
Savaş'a bakıyorken o bana dönüp gel işareti yaptığında gülerek yerimden kalktım.
Bahçeye çıkıp Savaş'ın yanına yürürken o tabağa et koymuş üflüyordu.
"Dikkat et hala sıcak bir tanem." Çatalı ağzıma yaklaştırdığında hemen yemiştim.
Savaş ben lokmamı çiğnerken alnımdan öpünce kollarımı ona doladım.
"İyisin değil mi.?" Dedim kalbinin oradaki yarasını okşarken.
Tekrar alnımdan öptü. Bir yandan da etleri çeviriyordu.
"İyiyim merak etme." Derin bir nefes verip sarılmaya devam ettim.
Savaş tabağa bir tane daha et atıp üflemeye başladığında utanmasam ağzımı açıp bekleyecektim. Çok acıkmıştım.
Eti çatala aldığında hemen ağzımı açıp yedirmesini bekledim.
Savaş böyle böyle yemeğe kadar karnımı doyurmuştu.
"Doydun mu biraz." Başımı salladım.
"Yemekte de yersin biraz iyice doyar küçük bebek." Gülmüştüm.
"Niye annesi doymasın mı hep kendi çocuğunu düşünüyorsun." Bilerek alınmış gibi söylediğimde o şaşkınlıkla ne diyeceğini bilemez gibi bana bakınca kahkaha attım.
"Şaka yapıyorum." Elindeki maşayı bırakıp kolunu bana sardığında dip dibeydik.
"İkinize de iyi bakmaya çalışıyorum."
Savaş'ı yiyebilir miyim şu an.
"En çok bana ama." Şımarık çıkan sesimle dalga geçtiğimi bu sefer anlamıştı.
"En çok üçünüze." Daha sıkı sarıldım.
Çok seviyordum ben bu adamı.
"Abi etler.!" Neşet'in sesini duyduğumuzda Savaş'tan biraz ayrıldım ama o beni bırakmadan bir eliyle bana sarılırken diğeriyle de etleri çeviriyordu.
Eti üflediğinde omzundan öptüm.
Yine bana yediriyordu.
Çiğnerken bu sefer ben çatalla et aldım.
"Sen alma sıcak yaklaştırma elini ben veririm sana." Dedi ama itiraz ederek aldım.
Çatala üflerken öylece beni izliyordu.
"Sıra sende." Çatalı bu sefer ben ona uzatıyordum. Savaş gözlerini kapatıp açtıktan sonra önce beni öptü sonra da uzattığım çataldaki eti yedi.
Bir kaç kere daha yapıp ona veriyordum.
Savaş işin içine ekmeği de katınca ben tamamen iptal olmuştum. Etle doldurduğu ekmeği peçeteye sarıp verdiğinde gözlerimi kapatarak yiyordum.
Benim ekmek arası sevdiğimi bildiği için böyle yapmıştı. Yoksa kimse ekmekle yemiyordu.
Isırdığım yere Savaş'a uzattım. O da ısırdı.
"Çok güzel yapmışım değil mi.? Elime sağlık." Söylediğime güldü.
"Çok güzel yapmışsın bir tanem." Dedi.
Koluna yaslanmış ekmeğimi yerken o hala çatala et koyarak bana uzatıyordu.
"Sen de ye." Izgaranın başına geçmiş baş başa piknik yapıyorduk resmen.
"Savaş, diğerlerine bir şey kalmadı farkında mısın.?" Gülerek konuştuğumda onun da dudağının kenarı kıvrılmıştı.
"Siktir et." Kahkaha attığımda bir iki adım geriye doğru gittim ama o belimden tutarak bedenimi kendine çekti.
Hala gülüyordum.
"Annemleri çağırdık yemek yemeden göndereceğiz." Tekrar sesli bir şekilde güldüm.
"Ay çok komik ya." Dediğimde ekmeğimden bir lokma daha aldım.
Diğer elimi göbeğime attığımda ızgarada olan bakışları bana döndü.
"Bebek babama teşekkür et diyor." Dudağından öpüp geri çekildim ama o hemen ensemden tutup tekrar ve uzunca öpmüştü.
"Savaş, babamlar arkada." Bizi görmüyorlardı ama görebilirlerdi.
Gözlerim salonun camına takıldığında annemlerin gülerek bize baktığını görünce gördüklerini anlamıştım.
"Al işte bak annenler gördü." Bakacağı zaman hemen koluna vurdum.
"Bakma hemen Savaş ya anlayacaklar söylediğimi."
"Bakayım mı bakmayayım mı Ada."
"Bak dediysem lafın gelişi." Dedim.
"Ada biz evliyiz iki tane de çocuğumuz var biliyorsun değil mi.?" Başımı salladım.
"Yani." Ensemden tutup tekrar dudağımdan öptüğünde gülümseyerek ona bakıyordum.
"Yani." Dedim devam etmesi için.
"Karımı istediğim yerde öperim."
"Karın da seni yer." Bunu dedikten sonra da o bahçeyi dolduracak şekilde kahkaha attı.
Başımı utançla koluna gömdüm.
"Ulan." Elindeki maşayı bırakıp bana sarıldığında ellerimle yüzümü kapatıyordum.
"Kocan seni yemeden sen onu nasıl yiyorsun acaba..yerim lan.!" Sesi yükseldiğinde omzuna vurdum.
"Savaş." O hala gülerek başımın üstünden ve alnımdan öpüyordu.
"Doyduysan içeriye geç bir tanem ayakta durma." Az önce sarılırken ekmeği etlerin olduğu tezgaha koymuştum.
Onu tekrar elime alıp önce Savaş'a uzattım. O ısırdığında elimle yan tarafımızı kapatıp dudağından öptüm.
Hiç kimse görmedi merak etme.
"Gidiyorum o zaman."
"Git yoksa millet aç kalacak, etleri pişiremiyorum seni öpmekten."
Son kez yanağından öperek eve doğru yürümeye başlamıştım.
Salonun boydan cam olan kapısını tek elimle itekleyip açtığımda gülüşmeleri kulağıma geliyordu.
"Bırakmayın bize bir şey tamam mı Ada biz aç kalalım." Zeynep hemen yanıma gelip elimdeki ekmekten böldüğünde gülerek onu izliyordum.
"Zeynep, kız hamile napıyorsun.!" Firdevs hanım uyarmıştı ama Zeynep ağzına attığı lokmayı çiğniyordu.
"Doymuştur o biraz ben sabahtan beri açım anne." Diye savunmasını yapıyordu.
Firdevs hanım bana ve elimdeki ekmeğe bakıyordu.
"Doydun mu.?" Başımı salladığımda Zeynep'in yanına geçip ekmeği ona verdim.
İtiraz etmeden alıp hızlı hızlı yemeğe başlamıştı.
"Sevda'ya söyleseydin ya Zeynep niye aç bekliyorsun." Annesine cevap vermeden ağzındaki lokmaları çiğnedi.
İnci, annemdeydi. Onların yanına yürüdüm.
"Doydun değil mi, yemekte de yersin biraz oh." Annem tek eliyle bana sarılıp konuşmuştu.
"Doydum doydum çok bile yedim...biraz daha dursaydım kimseye bir şey kalmayacaktı." O bu söylediğime sesli bir şekilde gülünce ben de onu böyle mutlu gördüğüm için gülümseyerek izledim.
"Savaş çok iyi bakıyor kızıma." Dedi.
Başımı salladığımda Zeynep konuşunca ona baktık.
"Bakıyor bakıyor karısına çok iyi bakıyor da kardeşi açlıktan ölecek hiç umrunda değil." Gülerek söylediği şeyler annem ve Firdevs hanımı güldürmüştü.
Tabi benide.
Zeynep'in bu hali komikti.
"Salih'e söyle o da sana pişirsin." Dedi Firdevs hanım.
Zeynep hemen gözlerini kocaman açarak bahçede oturan babasını gösterdi.
"Senin kocan da öyle diyordu Firdevs hanım. Salih gel Zeynep'e et pişir diyordu." Ses tonuna üçümüz de kahkaha atmıştık.
Hatta dördümüz.
İnci'de gülerek bizi izliyordu.
Bebeğimin elini tutup öptüm.
"Yerim seni İnci. Nasıl gülüyor benim aşkım." Daha çok güldü.
Elini üst üste öptüm.
"Yavaş ye Zeynep." Zeynep son lokmasını da annesinin uyarılarıyla ağzına atmıştı.
"Bende ekmekli dürüm yapayım var değil mi ekmek." Bana bakarak konuşunca başımı salladım.
Savaş benim için almıştı. Bir sürü vardı.
Biz böyle sohbet edip gülerken sofra çoktan hazırlanmıştı.
Savaş yine bana dürüm yaptığında bazen et uzatıyordu ağzıma. Onu da yiyordum.
Patlamak üzereyken ekmeğimi bitirmiştim.
Savaş yaptığı için bırakmayıp bitirmiştim.
Salatadan yerken Savaş'ın uzattığı etleri geri çevirmeyip onları da yiyordum.
Bebek şu an karnımda şok geçiriyordur.
Hem bu kadar çok yiyip hem de kusmadığım için o da şaşkındır.
Agah bey ve babamdan kopan bir kahkaha ile başımı kaldırıp gülerek onlara baktım.
Agah bey, gülerek babamın omzuna tutunmuştu.
"İlahi Tufan." Firdevs hanımda gülerek söylemişti.
Savaş'ın kucağındaki İnci yine şaşkın şaşkın babasının koluna dokunarak etrafı izliyordu.
"Ver bana sen yemeğini ye." Vermedi.
"Sen rahatına bak yavrum ben rahatım...değil mi İnci tanem." Kızımızı öptükten sonra masadaki sohbete katılmıştı.
"Para var zevk yok işte paçoz." Firdevs hanımın sesiyle sağ tarafıma dikkat kesildim.
Yine cemiyet dedikodusu yapıyorlardı.
"Aman Firdevs deme şöyle boşver." Demişti annem.
Firdevs hanım sadece omuz silkmişti.
Salih ve Zeynep'in kaçamak bakışmaları. Savaş ve Neşet'in babamlarla sohbetleriyle geçmişti yemek.
Kahvelerini içiyordu herkes.
Hava kararmıştı.
Ve biz bugün çok güzel bir gün geçirmiştik.
Hep beraber ve mutlu.
Herkes mutluydu.
Ben de.
Kolları arasında olduğum adam uykumu getiriyordu. Onun kokusunu aldığım an uyuyordum zaten.
İnci'yi emzirip uyuttuğum için şu an uyumaya çok müsaittim ama annemler giderse onları geçirmem lazımdı.
Savaş'ın parmakları kolumda çizgi çizerken o babamlarla konuşuyordu.
Firdevs hanım ve annemde aralarında bir şeyler konuşuyordu.
Gözlerim kapandığında kendimi tutamadım ve zihnimde yavaş yavaş kapanıyordu.
Havalandığımı hissettiğimde hemen gözlerimi açtım.
"Savaş, annemler." Dediğimde o eğilmiş alnımdan öpmüştü.
"Gittiler bir tanem odamıza çıkıyoruz." Gözlerimi tekrar kapattım.
Sırtım soğuk yatakla buluşunca tek gözümü açarak yan tarafta yatakla birleşik olan beşiğe baktım.
Tekrar gözümü kapattım.
İnci'de odadaydı.
Bir kaç dakika sonra yatağın diğer tarafının çökmesi ve karnıma dolanan ellerle Savaş beni kendine doğru çekmişti.
"İyi geceler her şeyim." Savaş sessiz bir şekilde kulağıma fısıldadığında elimi yüzüne attım.
Sakallarını okşadım.
"İyi geceler bir tanem." Dediğimde boynumdan öpüyordu.
Savaş'ın öpmeleriyle kendimi tekrar uykuya bıraktığımda günler sonra ilk defa rahat bir şekilde Savaş'ın kolları arasında uyuyordum.
5 ay sonra..
Gece yarısı tuvalette oturmuş sancımın geçmesini bekliyordum.
Derin derin nefes alıp veriyordum ama geçmiyordu işte. Öncekiler gibi değildi bu sancı.
Zar zor ayağa kalkıp kapıyı açtığımda kapıda beni bekleyen adamla şaşırsam da ona bakmaya devam ettim.
"Sancın mı var." Dediğinde tekrar gelen sancıyla yüzümü buruşturarak başımı salladım.
Bugün yaşadığımız tartışmadan dolayı bana sinirli olsa da elleri hemen saçlarımı bulmuştu.
Beni kucağına alıp yatağa bıraktığında dizlerinin üzerine oturup telefonu eline aldı.
"Neva hanım, Ada'nın sancısı var. Sabahta vardı geçmedi...tamam geliyoruz." Kapatıp bana döndüğünde Sabah ki sancımı nasıl bildiğini soracaktım ama acıdan konuşamadım.
"Savaş." Dediğimde telaşla elleriyle yüzümü tuttu.
"Hastaneye gidiyoruz, anneme haber verip geleceğim tamam mı.?" Başımı salladığımda o İnci'yi de alıp odadan çıktığında gözümden bir kaç damla yaş aktı.
Doğuracaktım galiba.
Her şey o kadar hızlı oluyordu ki ne zaman aşağıya inip arabaya bindiğimizi hatırlayamıyordum.
"Savaş galiba doğuruyorum." Daha önce hiç bu kadar yüksek sancılar hissetmemiştim.
"Ela annesiyle tanışmak istiyor." Güldüm ama alnımdan terler akıyordu.
Ela
Ela'mız.
Derin derin nefesler alıp sakinleşmeye çalışıyordum ve işe yarıyordu. Sancılar biraz olsun azalıyordu.
Ben sesli sesli nefesler alırken Savaş ağzının içinden bir şeyler söylüyordu.
"Bir şey olmaz değil mi.?" Korkuyla sorduğum soruyla bir kaç saniye bana dönüp sinirle baktıktan sonra tekrar yola odaklandı.
"Olacak tek şey kızımıza kavuşacağımız Ada, aklına başka şeyler getirip beni sinirlendirme."
Başımı sallayıp derin nefesler almaya devam ediyordum.
"Doğuma girmiyorsun." Bin kere söylediğim şeyi tekrar söylediğimde yine ağzının içinde söylendi.
"Girmeyeceğim bir tanem." Dedi sakince. Ama sakin değildi.
"Savaş gerçekten doğuruyorum." İnanamıyormuşum gibi konuşuyordum çünkü İnci'de bu kadar sancı hissetmemiştim.
Sezaryen olduğu için doğum sancısı çekmemiştim ama şu an ağrıdan dolayı oturup ağlamak istiyordum.
"Sonunda kavuşuyoruz Ela'ya." Başımı sallayarak gülümsedim ama gelen sancıyla tekrar yüzümü buruşturdum.
Hastaneye giriş yaptığımızda Savaş acil kapısının önünde durmuştu.
Neva hanım ve ekibi sedyeyle bizi bekliyorlardı.
Arabaya doğru geldiklerinde Savaş hemen kapımı açıp beni kucağına almıştı.
"Ada...geliyormuş Ela sonunda." Gözümden akan yaşla başımı salladığımda sancılar daha çok artıyordu.
"Kaç dakikada bir sancı geliyor." Savaş beni sedyeye bıraktığında elimi tutuyordu.
"Bilmiyorum her saniye geliyor işte." Hafifçe sesimin yükselmesi acıdan dolayıydı.
"Tamam kontrolleri yapıp doğuma alalım seni açılmana bakalım...kontrol odasına çocuklar.!" Asistan doktorlardan ikisi kafasını salladığında Savaş'a baktım.
Hızlı giden sedyeyle beraber o da büyük adımlar atıyordu.
"Korkma sakın." Başımı sallayıp ellerini daha sıkı tuttum.
Yüzümü buruşturdum. Ne zaman geçecekti bu acı.
Kısık sesle inlediğimde kontrol odasına gelmiştik.
Neva hanım hemen yan tarafa gidip eldivenlerini takarak geldiğinde açılmama bakıyordu.
"Doğuma alıyoruz." Dediği an korkuyla Savaş'a baktım.
"Ada bir iki saate bebeğin kucağında olacak açıklığın fazla epidural takamam." Bu iyi değildi işte.
Böyle konuşmamıştık.
Hiçbir şeyi böyle planlamamıştık ama kızım erkenci davranmıştı.
Savaş elimi öptüğünde ona bakarak elimi yüzüne uzattım.
Birisi alnımdaki terleri silmişti.
"Korkuyorum biraz." Dediğimde ağlamaya başlamam da bir olmuştu.
Savaş beni kendine çektiğinde hem gelen sancıyla hem de korkuyla ağlıyordum.
"Ada kaç kere konuştuk otuz sekizinci hatta otuz dokuza girmek üzereyiz hiçbir anormallik yok bebek sağlıklı sen sağlıklısın çok kolay olacak...sadece açılma sandığımdan da fazla." Savaş saçlarımdan öpüyordu.
O da korkuyordu.
Ben ağladıkça kasılıyordu.
Kendimi toparlamaya çalıştığımda ağlamamı durdurdum ama sancılar durmuyordu.
"Hadi gidelim doğumhaneye Ela anne ve babasıyla tanışsın artık zaten kaç haftadır kıpır kıpırdı." Gözyaşlarımı silen adamla derin bir nefes aldım.
Sıkıca ellini tutuyordum.
Son nst'lerde Ela çok hareketliydi.
"Hemen Savaş'a götürsünler Neva hanım." Neva hanım gülümseyerek başını sallıyordu.
Savaş doğuma benimle beraber girmeyecekti.
Yüksek sesle inlediğimde kolumu Savaş'a uzattıyordum.
Daha sıkı sarıldım.
Boynundan öptüğümde o da aynısını yapıyordu.
"Siktiğimin acısını engelleyemiyorum git hemen doğur Ada." Sancıların arasında hafifçe güldüğümde o saçlarımı önümden çekti.
"Hadi çocuklar en geç iki saate görüşeceksiniz gelmek isteyen bir bebek var." Savaş'la ayrıldığımızda burnumu çektim.
Savaş ellerini yüzümü attığında alnım alnıdaydı.
"Bekliyorum tamam mı.? Onu ben karşılayacağım sen bunları düşünme." Başımı salladığımda yüzümün her yerini öpüyordu.
Elleri karnımı bulduğunda eğilip karnımı da öptü.
"Sizi bekliyorum burada..annenleri arayacağım." Başımı salladım.
Hastaneye Savaş dışında kimsenin gelmesini istememiştim. Ela doğduktan sonra gelecekti hepsi.
Savaş gözyaşlarımı silerken ben ona sıkıca sarılmaya devam ediyordum.
"Özür dilerim sabah için." Başını iki yana sallayıp dudağımdan öptü.
"Dileme, geçti gitti." Sinirlendirmiştim onu. Merdivenlerden tek inip çıkmama izin vermediği halde çıkıp son basamakta dengemi kaybetmiştim. Savaş evde olmasaydı yüz üstü yere düşecektim.
Şans eseri yanıma gelmek için merdivene gelirken beni tutmuştu.
Sonrası onun bağırması benimde ağlamamla bitmişti.
"Ela artık güzel annesiyle tanışsın." Dediğinde gülümsedim.
"Ela artık dünyanın en iyi babasıyla tanışsın." Boynumdan öperek yüzüme doğru çıkıyordu.
Dudaklarımı öptükten sonra yanaklarımı gözlerimi her yerimi öptü.
"Seni çok seviyorum. Seni ve kızlarımızı çok seviyorum." Yüzümü buruşturarak başımı salladım.
"Bizde seni çok seviyoruz." Ellerim yüzündeydi.
"Çocuklar hadi." Neva hanımın seslenmesiyle Savaş sıkıca sarılmıştı.
Bende ona gücüm yettiği kadar sarıldım.
"Doğurup geliyorum." Biraz telaşını alsın diye güldüm ama gelen sancıyla neredeyse çığlık atmıştım.
Savaş tekrar eğilerek elimi tutmuştu.
"Hadi hemen alalım yoksa böyle acı çekmeye devam edeceksin..hadi Savaş." Neva hanımın sesiyle Savaş hızla uzaklaşıp gitmemize izin vermişti.
Ona son kez bakarak elimle öpücük atarak el salladığımda endişeyle gözlerini kapatıp açtı.
Kapılar kapandığında o dışarıda kalmıştı.
Kaç saattir ıkınıyordum bilmiyorum. Acıdan dolayı zaman kavramını yitirmiş durumdaydım.
"Bir iki üç hadi Ada." Tekrar ve son kez güçlü bir şekilde ıkındığımda hissettiğim boşluk ve acıyla beraber gözlerimi kapatıp kendimi arkaya attığımda gelen sesle beraber hemen doğruldum.
Doğmuştu.
Ela doğmuştu ve mırıltı şeklinde sesler çıkartıyordu.
"Ada...Ela'ya merhaba de."
Nefese nefese onu görmeye çalıştığımda Neva hanımın kolları arasındaki minik bedenle gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile.
"Bu kızlar her seferinde nasıl böyle güzel doğuyor annesi." Neva hanım bebeğimi kucağıma koyduğunda hemen sardım onu.
Bana bakan dolu gözlere aynı şekilde dolu gözlerimle bakıyordum. Neva hanım bir havluyla onu temizlerken ben alnından öpüyordum.
Saçları çok yoktu ama biraz vardı. İnci'ninki gibiydi.
Gözleri de aynı İnci gibi renkliydi.
Dudaklarım titreye titreye ona bakarken Neva hanım benim kontrollerimi yapıyordu.
"Dikişlerimizi atalım sonra odaya alacağım seni Ada." Hala kızımla bakışıyorduk.
Dudakları benim gibi titremeye başladığında ağlamaya başlamıştı.
Bu sefer boğazı yırtılırcasına ağladığında sesi tüm doğumhaneyi inletiyordu.
"Çocuklar alalım Ela'yı hızlıca kontrollerini yapıp babasına teslim edelim." Kızlardan birisi bebeğimi aldığında son kez onu öpüp kendimi arkaya bıraktım.
Çok soğuktu.
Çok yorulmuştum.
Gözlerimi kapatıp buradan çıkmayı bekliyordum. Savaş'a sarılmam lazımdı. Kızımızın nasıl doğduğunu anlatmam lazımdı ona.
Ela'nın ağlamaları kulağıma gelirken ona bakmaya çalıştım ama göremiyordum. Sesi tüm doğumhanede yankılanırken Savaş'ın sesi duyup duymadığını düşündüm.
"Hocam her şey tamam Savaş beye götürüyoruz." Neva hanım onaylayınca bulunduğumuz odanın kapısı açılmıştı.
Savaş'ın saniyeler sonra onu kucağına alacağını düşündükçe ağlıyordum.
"2 kilo 850 gram." Dedi Neva hanım.
Normaldi.
Burnumu çektim.
"Çok yorgunsun biliyorum...on dakika sonra odaya geçeceğiz." Neva hanım beni sakinleştirmek için konuşuyordu.
"Tamam." Dedim güçsüz sesimle.
Benim soğuktan titremem ve ağlamamla geçen on on beş dakikadan sonra sonunda bedenim soğuk yataktan sedyeye geçmişti.
Neva hanım ellerimi tuttu.
Telefonunun ekranını gösterdiğinde gülümsedim.
"Çok güzel." Dedim gözyaşlarımı silerek.
"Dünyalar güzeli hem de maşallah."
Gülümsedim.
Tüm yorgunluğum geçmişti. Sadece kucağıma tekrar almak istiyordum.
"Hadi bizde gidelim tek bırakmayalım bebişi." Neva hanım yatağı itmeye başladığında ellerimi karnıma koydum.
Artık o kadar da şiş olmayan karnımla kendimi tuhaf hissetmiştim.
Kapılar açıldığında kucağında Ela'yla beraber beni bekleyen aşık olduğum adamla gülümsedim.
Beni görünce kızımızı hemşireye uzatıp hemen yanıma doğru dizlerini kırarak eğildi.
"İyi misin bir tanem. Ağrın var mı.? iyi misin Ada.?" Halsizce başımı salladığımda saçlarımdan öpüyordu.
"Savaş, çok güzel değil mi.?" Gözümden bir damla yaş aktığında o da başını salladı.
"Çok güzel Ada."
Hemşire'nin kucağına düştü bakışlarım.
Ağlamıyordu artık.
"Hadi odaya geçelim konuşuruz orada." Savaş son kez dudağımdan öptükten sonra elimi tutarak sedyeyle beraber yürümeye başlamıştı.
Hemşire ve Ela önden odaya girmişlerdi bile.
Yatak yerleştirildiğinde Hemşire yandaki küveze kızımızı koyup dışarı çıkmıştı.
Savaş dizlerinin üzerine eğilmiş yüzümü okşuyordu.
Neva hanım damar yolumu kontrol ettikten sonra bir şeyler yapıp bize döndü.
"Doğum güzel geçti merak etmeyin her şey yolunda. Ela'da gayet sağlıklı, yarım saat sonra kontrol için götürecekler o sırada da sen dinlenirsin biraz tamam mı.?" Gözlerimi kapatıp açtım.
"Savaş, isterseniz Ela'yı ben götüreyim Ada biraz kendine gelsin zorlandı bir kaç saate getiririm Ela'yı.
"Neva hanım, her şeyiyle siz ilgilenin lütfen." Neva hanım hemen başını salladı.
"Konuştuğumuz gibi merak etmeyin." Küveze doğru yürüdü ve itekledi.
"Getiriyorum prensesi 1-2 saate bir sorun olursa hemen arayın kontrol için hemşire gönderiyorum." Neva hanım çıktığında baş başa kalmıştık.
"Doğurdum." Dediğimde Savaş hala derin derin bakmaya devam ediyordu.
"Futbol takımını siktir et iki bebek yeter bize." Halim olmamasına rağmen hafifçe gülümsedim.
"Her seferinde böyle acı çektirmem sana bitti kapandı bebek konusu." Elimi yüzüne attığımda hemen avuç içimi öptü.
"İyiyim şöyle bakma." Dedim. Hala korkarak bakıyordu.
Üst üste avucumdan öptü.
"Sen benim her şeyimsin Ada..her şeyimsin."
"Savaş çok yoruldum." Bedeni kasılmıştı boynumdaki dudakları konuşmamla öpmeyi bırakmıştı.
"Ağrın var mı.?"
"Hayır, merak etme." Dediğimde iç çekti.
Savaş gelen mesajla telefonunu eline almıştı. Bir eli hala bendeydi.
Mesaja bakıp ekranı hemen bana çevirdiğinde dudaklarımı büzdüm.
"Ya ağlatmasınlar kızımızı Savaş."
Savaş'ta fotoğrafa bakıyordu.
"Çok güzel Ada, çok güzel lan bu çocuklar." Yine gülümsedim.
Gözlerim kapanmaya başladığında hatırladığım son şey Savaş'ın saçlarımı okşaması ve öpüşleriydi.
"Rahat mısın." Hemen başımı salladım.
Dört saat uykudan sonra uyanmıştım. Uykudan ya da bayılmadan sonra da diyebilirim.
Savaş pijamalarımı giydirdikten sonra lavaboya geçmiştim. Çıktıktan sonra yatakta hafif oturur pozisyona getirmişti beni.
"Birazdan gelecek." Elimdeki krakerle beraber başımı salladım.
Ela'yı emzirmem için getireceklerdi.
"Annemler gelelim diye ısrar ediyorlar. Narin hanımı zaten tutamıyorum daha fazla."
"Gelsinler o zaman onlar gelene kadar Ela'yı da emziririm." Koltuktan kalkıp telefonunu uzandığında Firdevs hanımı arayarak bekledi.
"Savaş, ne yaptınız.? Uyandı mı.?" Annemin sesiyle şaşırsam da içten bir tebessümle Savaş'a baktım.
İlk kendi annesini arar sanmıştım ama o annemi aramıştı.
"Narin hanım, Ada uyandı Ela'yı birazdan odaya getirecekler. Gelin isterseniz."
"Geliyoruz hemen oğlum teşekkür ederim...hadi görüşürüz." Annem heyecanla konuşup hemen kapatmıştı.
Savaş bu seferde Firdevs hanımı aramıştı.
"Savaş, uyandı mı.?"
Ben uyurken ikisiyle de konuşmuştu sanırım.
Sanırım değil konuşmuş.
"Anne, Ada uyandı sizde gelin hadi." Firdevs hanımda bir kaç şey sorup kapatmıştı.
Savaş tekrar yanıma gelip dizlerini kırarak eğildi.
"İyisin değil mi.? Ağrın yok." Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım.
Çok iyiydim.
"Acıktım." Gülümseyerek tekrar ve tekrar alnımdan öptü.
Bu sefer dudakları bir süre orada kaldı.
"Çok güzel doğurdum değil mi.?" Güldüğümde biraz uzaklaşıp bana baktı.
"Çok güzel." Dedi ciddi bir şey ifadeyle.
"Ağlıyor muydu.?" Dedim parmaklarım tekrar yüzünü bulurken.
Ben uyuyunca o Ela'nın yanına geçmişti.
"Kızımız senin gibi çok nazlı."
Yan tarafa bıraktığı telefonu alarak fotoğrafları açarken heyecanla yerimde dikleştim.
"Şuna bak."
"Savaş." Diyebildim sadece.
"Öleceğim lan çok güzel." Ekranı yakınlaştırıp duruyordum.
Kapımız tıklatıldığında hemen açılmıştı. Telefondan baktığımız surat şimdi karşımızdaydı.
Ela gelmişti.
"Ada hanım, küçük hanım akşama kadar sizin yanınızada kalacak, emzirmeniz gerekiyor...yardımcı olmamı ister misiniz.?" Başımı iki yana sallarken kollarıma konulan bebeğime bakıyordum.
Çok güzelsin Ela.
Çok güzelsin annecim.
"Savaş." Dediğimde onun da gözünü kırpmadan bize baktığını görmüştüm.
"Eğer bir şey olursa dışarıdayım düğmeye basmanız yeterli." Hemşire kıza başımı salladığımda odadan çıkmıştı.
Hemen boynunu öptüğümde mis kokusunu aldım.
Yıkamışlardı.
"Ela..hoş geldin annecim, sonunda gelebildin." Gözlerim dolu dolu onunla konuşuyordum ama o uyuyordu.
Savaş şapkasını çıkartıp başının üzerinden öptüğünde onları izliyordum.
"İnci'de gelseydi keşke Savaş." Dediğimde hemen başını kaldırdı.
"Yarın sabah geçeceğiz Ada mikrop kapmasın çocuk." Doğru söylüyordu.
Başımı sallayıp kucağımdaki bebeğimize baktım.
Ela'yı biraz daha sevdikten sonra uyandırıp emzirmiştim.
Bir sorun çıkmamıştı.
Hatta emzirdikten sonra Savaş gazını çıkartıp uyutmuştu bile.
Ben yemek yerken Savaş'ta uyuyan kızımızı küveze koymuştu.
"İyi misin bir tanem." Başımı salladım.
"Çok iyiyim merak etme."
Telefonu çaldığında arayan Firdevs hanımla beraber geldiklerini anlamıştım.
Lokmamı hızlı hızlı çiğneyip yuttuktan sonra ıslak mendille ellerimi sildim.
"Tamam anne gelin siz müsaitiz." Kapattığında kapıya doğru gitmişti.
Annemler geldikten sonrası çok hızı geçmişti.
Ela'yla tanışıp benim nasıl olduğumu kontrol ettikten sonra gitmişlerdi.
Bizde şu an sabahın erken saatinde hastaneden çıkış yapıyorduk.
"Gel bebeğim." Savaş arabanın kapısını açtıktan sonra arka koltuğa, Ela'nın yanına yerleşmiştim.
Dudaklarımdan öpüp kapıyı kapattığında uyuyan kızıma baktım.
"Yiyeceğim sizi niye böyle güzelsiniz." Savaş'ta yerine geçtikten sonra yola çıkmıştık.
İnci'yle Ela'nın arasında 13 ay vardı.
1 yaş 1 ay. Gülümdedim.
Geçen ay İnci'nin doğum gününü Savaş çok güzel bir şekilde hazırlamıştı. Ben son ayımda olduğum için çok fazla bir şey yapamamıştım. İnci'yi bile kucağıma alamıyordum.
Eve gidip bebeğimi hemen kucağıma alacaktım.
"İyi misiniz." Savaş yol boyunca aynı soruyu sormuştu.
İyiydik ikimizde.
Telefonu elime alıp sosyal medyaya baktım. Dünden beri herkes Ela'nın doğumunu paylaşıyordu.
@MAGAZİNRİTMİ:
ADA VE SAVAŞ KOZCUOĞLU ÇİFTİMİZ DÜN İKİNCİ BEBEKLERİNİ KUCAĞINA ALDI. ÇİFTİMİZİN İKİNCİ BEBEĞİ DE KIZ. ADINI KAYITLARDAN ÖĞRENDİK AMA ÖNCE KENDİLERİNİN AÇIKLAMASI DAHA DOĞRU OLUR. BEBEKLERİNİN ARASINDA 1 YIL GİBİ BİR YAŞ VAR SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ.?
546.829 beğenme. 37.628 yorum
@instagramkullanıcısı: şu bebek kadar kimseyi beklemedim amk.
@instagramkullanıcısı: Hayırlı olsun
@instagramkullanıcısı: Ay sonunda
@instagramkullanıcısı: Savaş ciddi ciddi ikinci kere baba oldu
@instagramkullanıcısı: Benim fav çift
@instagramkullanıcısı: Ay hele şükür doğurmuş
@instagramkullanıcısı: Savaş iki kız babası oldu ama anneleri ben değilim.
@instagramkullanıcısı: Gözümüz aydın.
@instagramkullanıcısı: Tüm ünlüler yine bu haberi paylaşıyor aq
@instagramkullanıcısı: Hadi hayırlı olsun aşk çiftim
@instagramkullanıcısı: Ay bunlar hayalimdeki hayatı yaşıyorlar
@instagramkullanıcısı: hemen paylaşsınlar ya
@instagramkullanıcısı: Savaş birazdan açıklar bence beklemedeyiz
@instagramkullanıcısı: Ya çok mutlu oldum Ada benim aşkım çok seviyorum.
@instagramkullanıcısı: Savaş'ın tüm eskileri şok geçiriyor.
@instagramkullanıcısı: A öyle mi (boş buzdolabı)
Savaş hastaneden çıkmadan önce paylaşım yapmıştı. Onun sayfasına da baktım.
Hızla beğeni alıyordu fotoğraflar.
@savaskozcuoglu: ELA KOZCUOĞLU 🤍
9.926.829 beğenme. 102.729 yorum
@adakozcuoglu: Ela'mız.🤍🤍
@firdevskozcuoglu: Babaannesinin meleği.
@zeynepkozcuoglu: ikinci meleğimiz.
@instagramkullanıcısı: Ay Allahım sonunda
@instagramkullanıcısı: Ya adı çok güzel ama
@instagramkullanıcısı: duygulanmam şaka mı şu an.
@instagramkullanıcısı: Abi siz nasıl insansınız ya (kıskançlıktan kudurdum)
@instagramkullanıcısı: Ela kozcuoğlu çok havalı.
@instagramkullanıcısı: bir tane çirkin çocuk çıkmaz mı.? Çıkmıyor.
@instagramkullanıcısı: Çok güzel bir aile oldular ya inanmıyorum.
@instagramkullanıcısı: Sinem yorumlarda anxnnsmsm.
@instagramkullanıcısı: Üçüncü ne zaman .?
@instagramkullanıcısı: ağlıyorum amk
@instagramkullanıcısı: ismine bayıldım.
@instagramkullanıcısı: Çok şanslı bir bebek yorumlara bak ya.
@instagramkullanıcısı: Sosyal medyayı yıktınız yine.
@instagramkullanıcısı: Güzel aile.
@instagramkullanıcısı: Allah herkese Ada şansı versin.
@instagramkullanıcısı: Ah ah dünyadaki cenneti yaşıyorlar.
@instagramkullanıcısı: Ada ikinci doğumda da zayıfsan seni dava ederim.
@instagramkullanıcısı: Daha 17 yaşındayım. Daha 17 yaşındayım. Daha 17 yaşındayım.
Eve geldiğimizde bizden önce gelen Firdevs hanımlar bizi kapıda bekliyordu.
Kucağında benim bir tanem vardı.
Savaş önce benim kapımı açıp inmeme yardım ettikten sonra Ela'nın tarafına yürümeye başlayınca ben de babaannesinin kollarında bize doğru çırpınan kızıma doğru yürüyordum.
"Aşkım." İnci'ye uzanıp beklemeden kucağıma aldığımda boynuna gömüldüm.
Savaş'lar arkadaydı.
Salih ve Neşet pusetten Ela'ya bakıyorlardı.
"Çok küçük lan ellere bak." Neşet'in sesi geliyordu.
"İyisin değil mi.?" Firdevs hanıma başımı salladığımda içeriden çıkan annemle gülümseyip yanına doğru bir kaç adım attım.
"Eve geçmeyecek miydin." Dedim bana sarılmasına izin verirken.
"Sizi göreyim öyle gideyim dedim." Gülümseyerek yanağından öptüm.
Bahçedeki kalabalık kısa sürede dağıldığında sonunda dördümüz odaya geçmiştik.
Savaş duşta bende iki melekle yatakta uzanıyordum.
İkisi de uyuyordu.
Ela'nın elini tutarken diğer elimle de İnci'nin karnını okşuyordum.
Banyonun kapısı açıldığında kocama baktım.
Kocam, bir tanem, her şeyim.
Bir tanemdi o benim.
Hayatımın aşkı.
Bir şey söylemeden yatağa doğru gelip dudaklarıma bir öpücük bıraktı.
"Geliyorum hemen." Başımı sallarken o da giyinme odasına geçti.
Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladığında yerimde iyice kıvrıldım.
Bir kaç dakika sonra Savaş geldiğinde tek gözümü açtım. İnci'yi beşiğine koydu.
Ela'yı da kucağına alıp yatakla birleştirdiğimiz benim tarafımdaki beşiğe koyduğunda gelip beni yatağın başlığına doğru çevirdi.
Yan yatmıştım kızlar var diye.
"Açma uykunu güzelliğim." Alnımdaki soğuk dudaklar ve saçımı okşayan parmaklarla uykuya dalmıştım.
6 ay sonra
"Ada hadi.!" Annemin sesiyle Ela'nın emziğini takarak bahçeye çıktım.
Herkes bahçede toplanmış kahve içiyordu.
Akşam ailecek hep beraber yemek yemiştik. Firdevs hanım, Agah bey.
Annem, babam.
Zeynep, Salih.
Tabi ki Neşet.
Zeynep ve Salih'in nişanından sonra soluğu bizim bahçede almıştık.
Bizim bahçeye girdiğimizi gören kocam hızlı yanımıza gelerek Ela'yı kucağımdan almıştı.
"Babasının meleği." Ela hemen çatık kaşlarını düzeltip gülücükler saçmaya başlamıştı.
"Kurban olurum sana lan." Boynundan sertçe öptüğünde Ela'nın ağlaması da bir oldu.
"Savaş ya." Derken o çoktan ağlayan kızımızı bana uzatıyordu.
"İnci hiç ağlamıyordu benim ikinci aşkım çok nazlı." Gülümseyerek Ela'yı sakinleştirmeye çalıştım.
İnci babamın kucağındaydı.
"İyi misin sen." Başımı salladım hemen.
"Merak etme." Benimde boynumdan öptüğünde hemen ona sokuldum.
"Ada gel annem şu tatlıdan yememişsin hiç sana yaptım o kadar."
Annemin seslenmesiyle tüm gözler bize dönmüştü.
"Geldik." Yürümeye başladığımızda tekrar yerlerimize oturmuştuk.
Az önce Ela'yı emzirmek için kalkmıştım.
"İnci'ye bak." Firdevs hanımın sesiyle hemen başımı kaldırdım.
Kahkahaları bahçeyi inletiyordu.
Babam göbeğinden ses çıkarttıkça İnci kahkahalarla gülüyordu.
"Yerim ben onu." Annemin sesiyle başımı salladım.
Ben de yerdim bu iki meleği.
Savaş, kucağımdaki kızımızdan elini çekmeden babasıyla konuşurken Agah bey Salih'e kötü kötü bakmaklar meşguldü.
"Savaş, Ela'yı alır mısın.?" Babasında olan bakışları beni bulduğunda kızımızı hemen kucağımdan almıştı.
Zeynep'e baktığımda gülerek başını salladı.
"Noldu." Dedi annem ve Firdevs hanım aynı anda.
Ayağa kalktığımda Savaş çatık kaşlarıyla bana bakmaya başlamıştı.
Kafasını ne oldu der gibisinden salladığında bir şey demedim.
Savaş gözlerini benden ayırmadığında etrafımıza kısa bir bakış atıp tekrar ona döndüm.
"Hamileyim."
Savaş bakmaya devam ettiğinde arkamdaki kadınlardan kopan çığlıklarla gülümsedim.
Hamileydim.
Hem de Savaş'ın dikkat etmesine rağmen kendi isteğimle üçüncü bebeğimize hamileydim.
"Hamileyim Savaş."
Herkes ayağa kalkmış birbirine sarılırken Savaş kucağındaki kızımızla öylece bana bakıyordu.
"Abi karın hamile üçüncü bebek yolda.!" Zeynep bağırdıktan sonra abisinin kucağından Ela'yı aldı.
Savaş'ın sandalyesinin önüne eğilip ellerini tuttuğumda gözlerini bir saniye bile benden ayırmıyordu.
Bu sefer şok olmuştu.
Korunmasın rağmen bir buçuk aydır ona hap alıyorum diye yalan söylüyordum.
Ellerini tutuğum an ayağa kalkıp bağırdığında elimi ağzına koymaya çalıştım ama beni kucağına alarak döndürüyordu.
"SİKTİR.!"
"Savaş, dur.!" Savaş dönmesini durdurdu ama beni kucağından indirmedi.
"Hamile misin.?" Başımı salladığımda bağırarak tekrar döndürmeye başladı.
"Yine mi baba oluyorum lan.!"
Kahkaha atıyordum. Herkes gibi.
"Hamile misin yani Ada...o yüzden mi başın dönüyormuş." Başımı salladığımda alnımdan öptü.
"Hamile lan.!"
Annemin ağlama sesiyle ona baktım.
Ağlıyordu.
Firdevs hanımın da gözleri dolu doluydu.
"Hani bekleyecektik..nasıl olabilir Ada." Dedi hala şaşkınlıkla bana bakan adam.
"İlaçları içmedim." Alnımdan öptü.
"İstemiyordun."
"İstiyordum sadece erken olduğunu düşünüyordum ama...senden üç çocuk yapma fikri fazla güzel geldi." Savaş bu sefer beni sıkıca sarmalayıp bırakmadı.
"Ulan Ada sen insanı öldürürsün lan."
Daha sıkı sardım kollarımı.
"Annemler ağlıyor." Savaş beni bıraktığında Agah bey yanına gelip hızla oğluna sarıldı.
Ben de annem ve Firdevs hanımın yanına geçip ikisine de sarıldım.
"Ağlayın diye yapmadım bu çocuğu." Güldüler.
"Siz akıllanmazsınız bir şey demiyorum artık ikinize." Firdevs hanım alayla kızarak konuşuyordu.
"Çok sevindim annecim sağlıkla doğsun torunumuz." Başımı sallıyordum sadece.
Babama kayan gözlerimle dolan gözlerimle hemen onun yanına yürüdüm.
"Babam." Dedi içten bir şekilde. Beklemeden boynuna doladım kollarımı.
"Hayırlı olsun küçük meleğim."
Dudaklarım titrediği için konuşamadım.
Altı aydır onunla çok fazla şey paylaşmıştık. Artık ne o ne de ben kendimi geri çekiyordum.
Anneliği ve babalığı tatmıştım ben.
Anne ve baba sevgisini tatmıştım.
Çok seviyordum onları.
Boynumdan öperken ben ona sadece daha sıkı sarılıyordum.
Herkesle sarılıp gülüştükten sonra tekrar ilerde Salih'lerle sarılan kocama baktım.
Gözleri bana değer değmez yanıma adımlamaya başlamıştı.
Ellerimi boynuna koyduğumda o dudaklarıma yapışmıştı bile.
"Seni çok seviyorum." Dedi.
"Seni çok seviyorum." Ard arda aynı şeyi söyleyerek dudaklarımdan öpüyordu.
"Savaş." Öpücükleri durmadı.
"Savaş." Bu sefer bana bakmıştı.
Ellerim yüzünün iki yanında sakallarını okşuyordum.
"Seni iki yılda üç çocuk yapacak kadar çok seviyorum."
Parıldayan gözlerle bana baktıktan sonra öpüşmeye devam ettik.
"Ölüyorum sana Ada..bir tanemsin."
"Bir tanemsin Savaş."
O gün tüm ailede bahçede çifte sevinçle gülüp eğlenmiştik.
Savaş ve benim hikayem uzun yıllar devam edecekti biliyorum. Üç çocukla sınırlı kalacağımızı sanmıyorum ama şimdilik üç bebeğimiz, iki buçuk bebeğimiz vardı.
Savaş'a aşkım, bebeklerime sevgim her geçen gün artarak devam edecekti.
Hikayemize şahit olan herkese sonsuz teşekkür ederiz. Kozcuoğlu ailesi sizi çok seviyor.
Hoşça kalın.
~ İnci Kozcuoğlu
~ Ela Kozcuoğlu
FİNAL
Savaş ve Ada çiftimizin sonuna geldik. Oy veren, destek olan herkese çok teşekkür ederim.
Sizi çok seviyorum.
Yeni kitaplar için beni buradan ve instagramdan takip edebilirsiniz.
Başka kurgularda görüşmez üzere.
