38. bölüm · SÖZLEŞME
38
Duyurular için beni buradan ve instagramdan takip edebilirsiniz aşklar..
Keyifli okumalar...
Elimin birini yüzüne uzattığında beklemeden öpmüştü.
"Savaş."
"Açma uykunu güzelliğim."
Tekrar kapattım gözümü.
Savaş yataktan kalkınca diğer tarafa dönerek uykuma devam etmiştim. Kısa süre sonra tekrar yatağa geldiğinde belime sarıldığında duştan çıktığını anlayarak Savaş'a sarılarak kendimi uykunun kollarına attım.
******************
Yüzümdeki parmaklarla kaşlarımı çatarak diğer tarafa dönmek istedim ama belimdeki eller izin vermedi.
"Ada." Savaş kulağıma eğilmiş fısıldayarak söylemişti ismimi.
"Şirkete gideceğim bebeğim...biraz göreyim seni." Kolumu okşayan eli karnıma inince orada durdu.
Karnımı okşamaya başladı bu seferde.
"Güzelim...bebeğim." Zorlansam da gözlerimi açmıştım.
Karşımda aşık olduğum adamın yüzünü görünce kocaman gülümseyerek kollarımı boynuna attım.
"Günaydın." Dedi dudağımı öperken.
Mırıltılar çıkartıyordum hala.
"Günaymamış benim güzelime." Güldüm.
"Günaydın." Dedim bende onun dudaklarını öperken.
Onun dudakları yüzümün her yerinde geziyordu.
"Saat kaç."
"11" dediğinde gözlerim kocaman açıldı.
Üzerine gözüm takıldığında takımını giymiş olduğunu görünce gideceğini idrak ettim.
"Gidiyor musun.?" Boynunu öptüm.
"Uyanmanı bekledim ama dayanamadım görmeden gitmek istemedim...iyi misin.?" Hemen başımı salladım ama dün olanlar aklıma geldiğinde dudaklarım düz bir çizgi halini almıştı.
"Dün Narin hanıma sarılarak uyumuştum." Dediğimde başını saklayarak çenemi öptü.
"Odaya çıkartmak için ayıramadım seni annenden." Hafifçe gülümsedim.
"Dün konuşmadı benimle ben de sandım ki is.."
"Akşam anlattılar her şeyi." Dediğinde alnımdan öpüyordu.
"Biraz alıngan mıyız bu aralar." Hemen başımı salladım.
Öyleydim.
"Benimle konuşmadı diye üzüldüm sadece, sonra da bebekten dolayı ağladım." Tek kaşını kaldırdı.
"Bebekten dolayı mı ağladın annen seninle konuşmadı diye küstüğün için mi ağladın."
Cevabını bildiği sorular soruyordu.
"Yine istemiyorlar sandım." Ona içimdekileri açık açık söylemek istemiştim.
"O kadının yaptığı gibi yine istenmiyorum sandım Savaş." Savaş anında dudaklarıma kapanmıştı.
"Duygusal düşünüyorsun, Narin hanım senin için her şeyi yapar seni çok seviyor." Bende onu sevmeye başlamıştım.
Bir şey demeden sarılmaya devam ettim.
İyi gelmişti ona sarılmak.
"Böyle şeyler düşünüp kendini de bebeğimizi de üzme Ada." Başımı salladım.
Dün biraz duygusaldım ama bugün iyiydim.
"Dün anneannem ve büyükannemle tanıştım." Savaş güldüğünde bunu da bildiğini anlamıştım.
"Sırma hanım komikti, Hilal hanım aynı Tufan bey gibi ciddiydi ama iyi bir kadındı." Öylece dudakları yüzümde gezerken beni dinliyordu.
"Narin hanım." Diyip derin bir nefes aldı.
"Dün seni onun kucağından alıp odaya çıkartırken çok ağladı."
"Dün sen aradıktan sonra Narin hanım benimle çok konuşmadı diye ağladım." Öpmeye devam ediyordu.
"Kadın sadece bir saat benimle konuşmadı diye ağladım Savaş." Hafifçe gülerek boynuma bastırdı dudaklarını.
"Biz bir süre daha burada kalacağız anlaşılan." Bu sefer onu sertçe öpen taraf bendim.
Bunu onunla konuşmamıştım ama zaten burada kalıp Narin hanımlarla iletişimimi geliştirmemi o istiyordu.
"Seni çok seviyorum." Fısıltı gibi çıkmıştı sesim.
"Ben sana ölüyorum meleğim." Boynumdan derin bir nefes almıştı.
"Ne yapacağımı bilmiyorum Savaş onu sürekli üzüyorum benimle ilgili bir şey olduğunda çalışanlara yaptırmıyor... biliyorsun zaten." Başını sallıyordu.
Kafası karnıma indiğinde bu sefer orayı öpmeye başlamıştı.
Bebeğimizi öpüyordu.
"İnci aşağıda mı.?" Öperken hıhı gibi sesler çıkartmıştı.
Narin hanım ve Firdevs hanım bakıyordu. Erken uyanamıyordum eskisi gibi.
Elimi Savaş'ın saçlarına atarak okşuyordum.
"Çıkmam lazım bebeğim." Başımı salladım hemen.
Karnımı son kez öperek yine ağırlığını vermeden üzerime geçmişti.
Elleriyle yüzümdeki saçları kenara çekip dudaklarımı öptüğünde bende onun soğuk dudaklarını öpmeye başlamıştım.
"Merdivenlerden tek inme hazırlan beraber inelim."
"Acaba bugün odadan çıkmasam mı.?" Utanıyordum.
"Ada." Savaş burnumu ısırdığında sesli bir şekilde gülerek ondan kurtulmaya çalışıyordum.
"Savaş acıyor ya." Isırdığı yeri şimdi de öpüyordu.
"Hadi, Narin hanım seni merak ediyor zaten üç kere odaya geldi hepsinde uyuyordun en son İnci'yi alıp gitti."
Esneyerek kollarımı uzattığımda hemen kaldırdı beni. Kucağına aldığında bacaklarımı kalçasına doğru sardım.
Sımsıkı sarılmıştım.
"Kurban olurum sana." Boynumu öperken gülümsüyordum.
Çok fazla seviyordum onu.
"Bende sana." Dediğimde güldü.
"Sen olma, ben olurum hepinize." Başımı boynuna gömdüğümde elleri kalçalarıma gitmişti.
Zor da olsa Savaş'la ayrılıp banyoya geçmiştim.
"Ada."
"Çıkıyorum." Ellerimi yıkayıp son kez kendime baktıktan sonra hızlıca pijamalarımı da değiştirdim.
"Hazırım." Etrafımda dönüp ona kombinimi gösterdikten sonra beni kucağına alıp boynuma yapışması bir oldu.
"Savaş."
Gıdıklandığım için kahkaha atıyordum.
"Yerim o dönmeni." Dediğinde daha çok güldüm.
Bebek gibi seviyordu beni.
"Midem." Dediğimde hemen yere indirip endişeyle bakmaya başlayınca gözlerimi kapatıp açtım.
Bu aralar başımda dönüyordu.
"Gel yatağa geç inmeyelim tamam." Hemen itiraz ettim.
"O kadar da bulanmıyor bırak diye söyledim." Güldüğümde biraz daha rahatlamıştı.
Beni kolunun altına çektiğinde beraber odadan çıktık.
Merdivenlerden inerken gergindim ama Narin hanımı da merak ediyordum.
"Sen uyuduğun için kahvaltıyı yaptık ayıp olmasın diye bende yanlarındaydım." Kolunu okşadım Savaş'ın.
"İyi yapmışsın bende yaparım hemen bebek sabahları çok acıkıyor." Gülüp başımın üstünden öpmüştü.
Salona geçmeden önce gelen seslerle hepsinin İnci'yle oynadığını anlamıştık.
"Aman dikkat et Tufan başındanda tut kendini geriye atmasın." Diyordu Narin hanım.
"Ne diyor anneannen İnci, ben izin verir miyim sana zarar gelmesine küçük." Tufan beyin konuşması bitince Savaş'a baktım.
Beni kendine çekip sarıldığında hemen kafamı göğüsüne gömdüm.
"Oy şunun ağzına bak Firdevs nasıl gülüyor...dişi mi çıkıyor alttan." Narin hanımdı.
Bende fark etmiştim dişini çok az beyazlık görünüyordu.
"Çıkar artık yavaş yavaş kocaman kız oldu baksana şuna Narin." Firdevs hanımında sesi neşeliydi.
"Hadi." Dedi sarıldığım adam.
Beni kollarının arasına alarak salona geçtiğimizde bizi ilk fark eden ayakta kızımı uçak yaparak güldüren Tufan beydi.
"Günaydın." Dedi hemen bana bakarak.
Ona gülümseyerek başımı salladığımda bu sefer Narin hanım hemen kocasının baktığı tarafa bakarak beni görmüştü.
Gülümseyerek elindeki oyuncağı bırakıp yanıma gelmek için ayağa kalkınca bende Savaş'tan ayrılıp ona doğru yürüdüm.
"Günaydın aç mısın masayı hazırlasınlar hemen." Ona mahcubiyetle başımı salladığımda yanımdan ayrılmıştı.
"İyi misin.?" Tufan beye döndüm.
Merakla bakıyordu.
"İyiyim...siz nasılsınız?" Burukça gülümseyip cevap olarak gözlerini kapatıp açtı.
"Günaydın Ada aldın mı uykunu, seni bekledik ama uyanmayınca kahvaltıyı yaptık." Savaş söylemişti zaten.
Ona başımı sallıyordum.
"Hazır on dakikaya." Diyerek tekrar salona gelen Narin hanıma baktım.
"Ayakta durma gel oturalım." Dediğinde hemen Savaş'a bakmıştım.
Gidecekti.
"Hemen mi gideceksin." Başını salladı.
"Savaş'ı geçireyim geliyorum." Başını sallayarak tekrar kalktığı yere gidip oturunca bende Savaş'ın yanına geçmiştim.
Herkes Savaş'a görüşürüz dedikten sonra Savaş İnci'yle de vedalaştıktan sonra dış kapıya gelmiştik bile.
"Erken gelmeye çalışacağım bir tanem...Zeynep yanına gelecek bugün." Başımı sallarken sarılıyordum.
Bir eli belimde diğeri de karnımdaydı.
"Seni seviyorum dikkat et kendine ve bebeğimize."
"Sende dikkat et çok seviyorum seni." Alnımdan öptükten sonra kapıyı açmıştı.
"Günaydın Yenge." Salih kapıda bekliyordu.
"Günaydın." Dedim ona hemen.
"Araba hazır abi." Savaş son kez başımdan öptükten sonra yürümeye başlamıştı.
Arkalarından geçerken Savaş arabaya binmeden önce bana bakarak eliyle gir işareti yapınca son kez el sallayarak içeriye geçtim.
Derin bir nefes alıp salona geçtiğimde herkes bıraktığım gibiydi.
Firdevs hanım daha geniş bir koltukta oturuyordu ama ben gidip Narin hanımın koltuğunun kenarına oturduğumda hemen yerinden kalkıp oturmamı söyledi.
"Tamam beraber ikili koltuğa geçelim." Dediğinde başımı sallayarak onunla beraber karşıdaki geniş koltuğa oturduk.
İnci dedesinin kollarında gülerken Tufan beyin telefonu çalınca İnci'yi bana vermişti.
Kucağıma gelen kızımın gözü dedesine takılsada onu seven Narin hanımla tekrar gülmeye başlamıştı.
Tufan bey kaçamak bakışlarla bana bakınca ikimizde aynısını yaptığımız için birbirimize yakalanıyorduk.
Ben ona, o da bana bakıyordu.
Telefonuyla konuşan Tufan bey bana son kez bakarak uzaklaştığında Firdevs hanım hafifçe boğazını temizlemişti.
"İyisin değil mi.? Rahatsın." Narin hanımdan gelen soruyla hemen başımı salladım.
"Ben rahatım siz rahat mısınız İnci geceleri durmuyor sesi geliyordur rahatsız ediyoruz sizi." Dün gece hiç durmamıştı sürekli bir ben bir Savaş uyanıp bakmıştık.
Ellerimi tuttu.
"Yanınıza gelecektim gece ama rahatsız etmemek için gelmedim...ve emin ol ben hayatımda hiç bu kadar rahat olmamıştım İnci kuş istediği kadar ağlayabilir rahatsız olmam, olmayız." Minnetle gülümseyerek ben de ellerini tuttum.
"Teşekkür ederim." Dediğimde kucağımda İnci olmasına rağmen yarım bir şekilde başımı onun omzuna koyarak sarılmıştım.
Önce tepki vermese de sonradan elini belime atarak çenesini başımın üzerine koydu.
"Biz şikayetçi değiliz sen bunları düşünerek gitme sakın. Gitmek istediğinde git biz asla rahatsız olmayız sizden." Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Gözlerim bahçe kapısının dışında olan adama kaydığında onun bakışlarınında bizde olduğunu görünce biraz daha dikkatli baktım.
Telefondaki kişiyi dinleyip bir yanda da buruk bir tebessümle bize bakıyordu.
Bu süreç üçümüz içinde zor olacaktı.
Narin hanımın vanilya kokusu burnuma gelince çenemi değil de yanağımı koydum omzuna.
"Çok seviyorum seni...çok seviyorum annecim." Diyordu saçlarımdan öperken.
Bense ona sadece daha sıkı sarılıyordum.
Bende onu seviyordum. Anlamıştım artık.
"Bende seni seviyorum." Benden duymayı beklemediği cümleyle kaskatı kesildiğinde şaşırmıştı.
Sadece o değil Firdevs hanımda en az onun kadar şaşkındı.
Bende öyle.
Narin hanımın sırtımdaki elleri hareketini kestiğinde hemen benden ayrılıp iki elini de yüzüme attı.
"Ne dedin...seviyorsun. Sen beni mi seviyorsun." Sesi o kadar masum çıkıyordu ki.
Firdevs hanıma döndü bakışları.
"Ne söyledi duydun mu.?"
Firdevs hanım başını sallıyordu.
"Duydum, çok şükür duydum." Onunda sesi sevinçliydi.
Narin hanım bana bakarken tekrar sarıldığında gülümseyerek ona karşılık veriyordum.
İnci aramızda olduğu için tam olarak sarılamıyordum.
Ondan ayrıldığımda ayağa kalktım. Alttan alttan ne oldu der gibisinden bakınca düşen yüzüyle söylediğime ya da sarıldığımız için pişman olduğumu düşündüğüne emindim.
İnci'yi babaannesine uzatıp tekrar yerime oturdum ve kollarımı kocaman açarak Narin hanıma uzandım.
Bana karşılık verirken ağlıyordu.
Onu omzundan öptüğümde daha çok ağlamaya başlamıştı. Ağlamasından nefret ediyordum.
O ağlamayı hak etmiyordu.
Ona bir daha siz demeyecektim dün gece İnci'yi emzirirken böyle bir karar vermiştim ama sabah bu planı hemen uygulayacak kadar cesaretli olamamıştım.
"Ağlama." Dedim sessizce.
Daha çok ağladı. Siz demediğimi fark etmişti.
Böyle güzel kalpli bir kadını siz diyerek daha fazla üzmeyecektim.
"Narin." Tufan beyin benim omzumdaki eliyle gözlerimi kapattım.
İkisinin de eli üzerimdeydi. Annem ve babam vardı benim hem de beni seviyorlardı.
Kötü davranmıyorlardı.
Hiçbir şey için beni suçlamıyorlardı.
Sadece seviyorlardı.
Tufan beyin elleri saçlarıma çıkıp okşadığında diğer elini de Narin hanıma uzatmıştı.
Boynumdan öpülmemle istemsizce gülümsedim.
Ağlaması durmuş bu seferde boynumdan öpüyordu. Bir sürü.
Bende onun omzunu bir kaç kere öptüğümde derin bir iç çekip kollarının arasındaki beni daha sıkı sardı.
"Bir tanemsin sen benim Ada..bir tanemsin."
"Narin, daha kahvaltı yapmadı...üzme kızımızı."
Narin hanım bana sarılarak başını sallamıştı.
Tufan beyin omzumdaki eli çekildiğinde Narin hanım benden ayrılarak yüzüme baktı. Elini yanağıma atıp okşadığında yüzümü yana atarak avucuna bastırdım.
Gülümseyerek başını kaldırdı ve bizi izleyen kocasına baktı.
"Kendimi zor tutuyorum." Dedi Tufan beye.
Anlamadığım için kaşlarımı çattım.
"Ne için." Dediğimde bakışları bana dönmüştü.
Elleriyle yüzümü sıkıca tutup yanağımda sesli ve sert bir şekilde öptüğünde otuz iki diş sırıtıyordum.
Bende Tufan beye baktım.
"Kendimi zor tutuyorum." Dedikten sonra beklemeden aynı Narin hanım gibi onu yanağından sert ve sesli bir şekilde öptüm ama o benim gibi gülmemişti.
Şok olmuş bir ifadeyle bana bakıyordu.
Elimi yüzüne atıp onun yaptığı gibi okşadığımda gözlerini kapattı. Gözlerini kapatmasıyla gözünden akan yaşlara baktım.
Yine ağlıyordu.
"Narin." Dedi Tufan bey karısının başının üzerinden öperken.
Diğer eli tekrar omzumu bulmuştu.
Tufan bey ondan rahatsız olduğumu düşünüp bana çok fazla yakın temasta bulunmuyordu.
"Kalbime indirecek şimdi." Tufan beye sessiz bir şekilde söylüyordu ama bende duyuyordum.
"Ağlama çiçeğim...tadını çıkart ağlama." Tufan bey konuştuktan sonra tekrar eğildiği yerden kalktığında Narin hanımla göz göze gelmiştik.
Gözyaşlarını silerek gülümsedi.
"Tufan bey sofra hazır efendim." Gelen sesle hemen söyleyen kıza dönmüştüm.
Bugün fazla aç olarak uyanmıştım o yüzden sofra lafını duyduğumda gözlerim parlamış olabilir.
Ellerimi tutan kadına döndüm tekrar.
O anlamış gibi hemen ayaklanmış ve benimde kalkmama yardımcı olmuştu.
"Hadi sofraya geç hemen." Ona başımı salladıktan sonra arkamı dönüp gideceğim zaman hızla arkamı döndüm ama çarptığım omuzla durmak zorunda kaldım.
"Ada yavaş, bir şey oldu mu.?" Narin hanım konuşurken ben Tufan beye bakıyordum.
Kollarımdan tutmuştu.
"İyi misin." Dedi çarptığım koluma bakarken.
İkisinin de ufak bir şeye bu kadar telaşlanmaları içimdeki çocuğu ağlatıyordu.
"Sert mi çarptı Tufan." Narin hanım, Tufan beyin diğer tarafına geçtiğinde artık ikisi de önümdeydi.
"Bana tır çarpsa anca öyle sert derim Narin bilmiyorsun sanki." Narin hanım kocasının koluna vurup sinirle konuştu.
"Ben ne diyorum sen ne diyorsun Tufan." İkili tartışmaya başladığında hemen konuştum.
"Sert çarpmadım ve iyiyim merak etmeyin." Rahat bir nefes verdiklerini gördüğümde bana çok fazla değer verdiklerini daha iyi anlamıştım.
Ve ben bu insanları üzüyordum. Bana bu kadar değer veren iki kişiyi hala üzüyordum.
Artık onlara adım atarak gidecektim.
"Emin misin." Tufan bey konuşurken bir de çarptığım omzumu okşuyordu.
Başımı salladım ona.
"Tamam hadi yemek odasına geçelim çok ayakta durma aç karnına." Koluma girdiğinde beraber yürümeye başlamıştık.
Tufan beyde arkamızdan geliyordu.
Kahvaltı yaparken yememelerine rağmen Tufan bey ve Narin hanımda benimle beraber masaya oturmuşlardı.
Firdevs hanım salonda İnci'yle beraberdi.
Hızlı hızlı yiyordum çünkü dünkü bulantımdan dolayı hiçbir şey yiyememiştim. Bugün düne göre biraz daha iyiydim.
Halsiz değildim en azından.
Son lokmamı çiğnerken masada kahvelerini içen ikiliye baktım. Kaçamak bakışlarla beni izliyorlardı.
"Doydu sonunda bebek." Narin hanım kıkırtıyla güldüğünde Tufan beyin sadece dudakları kıvrılmıştı.
"Afiyet olsun ikinize de." Dedi Tufan bey.
Başımı salladım ona.
Kahvaltıdan sonra Tufan beye gelen telefonla hazırlanmak için odalarına çıktı.
Narin hanım ve ben içeriye geçtiğimizde Firdevs hanımın yanında oturan bedenle hızlı adımlarla yanına gittiğimde o da beni görerek hemen kalkıp sarıldı.
"Adişkom iyi misin...iyisin iyisin şu vücuda bak hiç iki çocuk anası der misin.?" Benden ayrılıp üzerimi süzerken konuşuyordu.
Güldüğümde o Narin hanıma da sarılmıştı.
"Duydum ki benim aşk sıkılmış dışarıda arizona var gezdirelim mi.?" Arizona köpeğiydi.
Firdevs hanım ve Narin hanıma baktım. İkisi de kafalarını sallıyordu.
"Tamam gezdirelim ben üzerimi değiştireyim." Ayağa kalkıp gideceğim de izin vermedi.
"Çok güzel üstündekiler boşver çıkalım." Üzerime baktım.
Siyah taytım, kısa bluzum ve beyaz geniş gömleğimle günlük duruyordum.
Bu civarda tanıdığımız kimse olmadığı için ona da başımı salladım.
"İnci'yi emzir öyle çık Ada, biz uyuturuz sonra." Narin hanım konuştuğunda gülümseyerek ona döndüm.
"O zaman ben kızımı alıp odaya geçiyorum yirmi dakika, yarım saate gelirim sonra çıkarız." Hepsi başını salladığında İnci'yi babaannesinden alıp merdivenlere doğru yöneldim.
"İyi düşündün Zeynep, kız biraz hava alsın kafası dağılır." Firdevs hanımı duymuştum ama diğer konuşulanları duyamadan merdivenleri yarılamıştık.
Biz çıkarken sert adımlarla inen adamla yana kayıp ona yer açtım.
"Ada." Eli gömleğinin yaka kısmındayken hemen bırakıp kucağımdaki İnci'yi aldı.
"Odaya mı.?" Başımı salladığımda o tekrar kucağındaki kıpırdanan kızımla yukarıya çıkmaya başlamıştı.
Onlar önden bende arkalarından merdivenlerden çıkıyorduk.
Tufan bey odamızın kapısının önünde beklediğinde hemen gidip kapıyı açtım. Sanırım o benden önce girmek istememişti.
"Yatağa bırakayım mı.?" Dediğinde başımı salladım.
"Gidiyor musunuz.?" Dedim merakla.
İnci'yi yatağa bırakıp bana döndü.
"Gidiyorum, bugün evdeydim normalde ama acil bir işim çıktı." Başımı tekrar salladım.
Omzuma değen ellerle başımı kaldırıp ona baktım.
"Kendine ve küçüklere iyi bak." Hemen gülümsedim.
"Sizde dikkatli olun." Burukça gülümseyip bana bakmaya devam ettiğinde gider diye bekledim ama bir süre bana bakmaya devam etti. Daha sonra kafasını iki yana sallayarak odadan çıktı.
Tuhaf bir adamdı. Soğuktu.
İnci'yi doyurmaya başladığımda aklımda Tufan beyle geliştiremediğimiz iletişimiz vardı.
Sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdim.
İnci'nin gözleri kapanmaya başladığında gülerek alnından öptüm.
Gözleri açıldığında mavileri dikkatle bana bakıyordu.
"Noldu."
Gözleri ağır ağır açılıp kapandığında gülümsedim.
"Yerim seni annecim."
Öpe öpe karnını doyururken uyuyakalan kızımla beraber aşağıya inmeye başladım.
Narin hanımların yanında uyusun diye onu da aşağıya indiriyordum.
"Emzirdin mi.?" Firdevs hanıma başımı salladığımda kucağımda uyuyan kızıma bakıp gülümsedi.
"Oy şuna bir bak Narin nasıl uyumuş ellere bak." Elleri kedi gibi başının altında kalmıştı.
Narin hanım ayağa kalkıp hemen yanıma gelmişti. Elini yanağıma koyup okşadığında İnci'ye baktı.
"Hadi beşiğine koyayım yorulma." İnci'yi dikkatlice onun kollarına bıraktığımda Zeynep'te ayaklanmıştı.
"Hadi Adoşum çıkalım." Başımı salladığımda karşımdaki iki kadına baktım.
"Sorun olmaz değil mi.? Size bırakıp gidiyorum ama rahatsız olursanı.."
Firdevs hanım hemen sözümü kesmişti.
"Hadi Ada bir git bizde biraz kafamızı dinleyelim car car konuşuyorsun." Narin hanıma döndü.
"Hayır sana ya da Tufana'da çekmemiş ki bu çenesi." Zeynep koluma girip beni kapıya doğru götürmeye başladığında gülümseyerek önüme dönerek ona ayak uydurdum.
Firdevs hanım hala konuşuyordu.
"Bir dili var ki sorma..laflarıyla adam öldürür..gülme öyle Narin." Onu duydukça bende gülümsüyordum.
Kapının önünde duran Arizonayla birlikte hemen eğilip öptüm. Havlayarak dizlerime patisini koydu.
"Oğlum, özledim seni." İki üç kere yüzüme karşı havladığında daha çok güldüm.
Zeyneple etrafta tur atmaya başladığımızda Salih'le ilişkisinin nasıl gittiğini anlatmıştı.
Şu anlık bir sıkıntı yoktu.
Savaş'ta artık eskisi kadar tepkili değildi.
Ona Narin hanım ve Tufan beyi biraz anlatmıştım.
"Çok tatlı kadın." Öyleydi.
"Seni de çok seviyor...ya annem bir kere bana öyle bakmadı." Güldüğümüzde şaka yaptığını tabi ki biliyordum.
Firdevs hanımda Narin hanımda çok güzel annelerdi.
Zeyneple sohbet ede ede bir buçuk saattir dolaşıyorduk.
Midemin iyice bulanmasıyla eve gelmek zorunda kalmıştık..
Bahçeden girdiğimizde artık bir kaç adım atıp duruyordum. Fazla bulanmaya başlamıştı.
"Annemleri çağırayım mı.?" Başımı olumsuz anlamda salladım ama o koşarak dış kapıya gitmişti.
Bende hızla kapıya doğru yürümeye başladım.
Kapının açıldığını görünce koşarak eve giren Zeynep'in arkasından bende koşarak girmiştim.
Lavaboya kendimi atıp kusmaya başladığımda kapıdan sesler geliyordu.
"Narin hanım, Ada hanım Lavaboda kusuyor, koşarak ilk buraya girdi." Kapıyı açan kızdı sanırım.
"Ada." Öğürdüğümde karnımı tutuyordum.
Nefes nefese kaldığımda sifona bastım. Gözlerimi kapatıp tekrar kusmayı beklerken kapı açılmıştı.
Benim gibi hemen Yanıma oturan bedene yaslandım.
Saçlarımı yüzümden çekip bana bakmaya çalışıyordu Narin hanım.
"Kusacak mısın.?" Dediğinde tekrar derin bir nefes aldım ama daha çok bulanan midemle bir daha kusmaya başladım.
Elimin birisini Narin hanım sıkıca tutuyordu.
Bir insan kusmaktan yorulabilir miydi.? Ben yoruluyordum.
Yaşaran gözlerimle sifonu çekeceğim zaman Narin hanım yine benden önce davranarak çekmişti.
"Rahatladın mı biraz. Bulanıyor mu hala." Biraz daha iyiydim.
"İyiyim." Dedim ama kustuktan sonra kötü oluyordum.
Beni koltuk altlarımdan tutarak kaldırdığında yüzümü yıkayıp ağzımı çalkalatmıştı.
"Gel içeri geçelim hemen uzan." Koluma girdiğimde benimle beraber yürüyordu.
Kapının önündeki Zeynep telaşla tırnaklarını ağzına atmış beklerken bizi görünce hemen yanıma gelmişti.
"İyi misin.?" Başımı sallayabildim sadece.
"Ay bu çocuklar niye böyle yapıyor sana." Zeynep'in isyanla arkamızdan gelirken söylediklerine güldüğümde Narin hanımda hafifçe gülümsedi.
"Firdevs bitki çayı yapmaya gitti birazdan getirir rahatlarsın." Gerçekten de o çay iyi geliyordu.
Bulantımı azaltıyordu.
Normalde İnci'de her sabah içiyordum ama bu hamileliğimde fırsat bulamamıştık.
Öğrendiğim gün zaten buraya gelmiştim.
Sürekli unutuyorduk.
Koltuğa uzandığımda yan taraftaki beşikte hala uyuyan bebeğimle rahatlamıştım.
Uyanıp yormamıştı kimseyi.
Telefonum çalmaya başladığında Zeynep hemen uzatmıştı.
Narin hanım telefonu ondan alıp bana verdiğinde ekranda gördüğüm isimle Zeynep'e baktım.
"Savaş'a söyledin mi.?" Başını hemen hayır anlamında iki yana salladığında telefonu açmıştım.
"Savaş."
"Bir tanem, iyi misin." Sesini duyunca iç çekmiştim.
"İyiyim, iyiyiz hepimiz sen nasılsın." Daha bir kaç saat önce çıktığı için bu kadar erken aramasına şaşırmıştım.
"Dışarı mı çıktınız.?"
"Evet Zeyneple biraz Arizonayı gezdirdik." Dedim.
"İyi yapmışsınız güzelim...miden bulanıyor mu.?"
"Bulanmıyor bugün." Dediğimde iki bakışta bana döndü.
"Kustun mu Ada." Sesi sertleştiğinde ellerime baktım.
"Hayır."
Sıkıntıyla nefes verdi.
"Kustun ve merak etmemem için söylemiyorsun." Eve kamera mı yerleştirmişti bu adam.
"Nasıl anlıyorsun." Dediğimde yine nefes sesini duydum.
"Ses tonundan anlarım ben..yanındayken gözlerinden, uzaktayken de güzel sesinden anlarım yavrum." Gülümsediğimde bana bakan iki kişiyle hemen kendimi toparladım.
"İyi misin." Tekrar sormuştu.
"İyiyim, İnci uyuyor diğer bebekte sıkılıp beni kusturuyor." Gülerek söyledim ama o gülmedi.
İki bebeğimiz vardı bizim.
Hala inanamıyordum bu duruma.
"Haberlerini yapmışlar." Dedi.
"Bugün mü.?"
"Evet bir tanem yürürken çekmişler." Bir şey demedim.
Kapattıktan sonra bakacaktım.
"İyisin değil mi Ada."
"Savaş iyiyim diyorum gerçekten iyiyim Firdevs hanım çay yapıyor birazdan onu içeceğim ve bulantım geçecek merak etme." Gözlerim Narin hanımı buldu.
Karşıdaki koltuğa oturmuştu.
"Hem Narin hanım bana çok iyi bakıyor aklın kalmasın." Bakışları anında beni bulduğunda ondan bakışlarımı çekmiştim.
"Tamam her şeyim bir şey olursa hemen arıyorsun aklım sende."
"Benimde sende." Buna gülümsediğini hissedebiliyordum.
"Kapatmak zorundayım toplantıya gireceğim çıkınca ararım tekrar."
"Tamam kolay gelsin öpüyorum."
"Ben de Ada..ben de öpüyorum güzel dudaklarından."
Zeynep yakınımda olduğu için duyduğu düşüncesiyle hemen kapatıp telefonu kucağıma attım.
Zeynep gülerek Narin hanımın yanına geçtiğinde duyduğunu anlamıştım.
Bir şey söylemese bari.
"Haberimiz çıkmış o yüzden aramış." Narin hanım kaşlarını çatarak eline telefonunu almıştı.
Sanırım habere bakacaktı.
Ben de az önce kucağıma attığım telefonu alarak haberlere baktım.
@GAZETEMAGAZİN:
ADA KOZCUOĞLU YAKLAŞIK 5-6 AY ÖNCE DOĞUM YAPMASINA RAĞMEN FİT VÜCUDU İLE DİKKAT ÇEKTİ. TAMAM DOĞUM KİLOLARI VERİLİR AMA BU BİRAZ ŞOV OLMUŞ ADA. FİZİĞİNE ZATEN DİYECEK BİR LAFIM YOK KENDİSİNİ DE ÇOK SEVERİM. HİÇBİR MAGAZİN OLAYINA DAHİL OLMAYAN NADİR HATTA TEK ÜNLÜ DİYEBİLİRİM. ADA KOZCUOĞLU 6 AYLIK BEBEĞİNE KENDİSİ BAKTIĞI İÇİN ONU ARTIK ESKİSİ GİBİ SIK SIK GÖREMİYORUZ AMA ÖNÜMÜZDEKİ GALA'DA SAVAŞ KOZCUOĞLU ÖDÜL OLACAĞI İÇİN ÇİFTİMİZİ BERABER GÖREBİLİRİZ.
230.639 beğeni. 9.729 yorum
@instagramkullanıcısı: Gerçekten bu fizik şov artık.
@instagramkullanıcısı: Biz kadına bakımsızlaştı diyoruz kadın karşımıza en güzel versiyonu ile çıkıyor.
@instagramkullanıcısı: Çok güzel aq
@instagramkullanıcısı: Bu kız nasıl 6 ay önce doğurur allahım çıldıracağım.
@instagramkullanıcısı: Çok donuk bakıyor ya.
@instagramkullanıcısı: Şaka mı güzelliği.
@instagramkullanıcısı: Habersiz çekilen fotoğraflara bakın kadın gitsin türkiyeyi temsil etsin amk fazla güzel.
@instagramkullanıcısı: Bazen Savaş olmak istersin.
@instagramkullanıcısı: bu ilişkide Kim kime cenneti yaşatıyor acaba.
@instagramkullanıcısı: Seksi bir anne.
@instagramkullanıcısı: Sevemiyorum bu kızı.
@instagramkullanıcısı: Geldi benim güzellik algım.
@instagramkullanıcısı: Savaş fazla şanslısın
@instagramkullanıcısı: Güzel anne.
@instagramkullanıcısı: Bebeği hiç paylaşmıyorlar ya bir kere görseydik.
Başka bir haber sayfasının gözüme takılan yazısıyla ona tıkladım.
@MAGAZİNBOMBASI:
SELAM HERKESE GÜNE KOZCUOĞLU ÇİFTİ İLE BAŞLAMAK İSTEDİM. İKİLİ HAKKINDA ÇOK YAKIN KAYNAKTAN BİR İDDİA GELDİ HATTA HABERİ BUGÜN PAYLAŞACAKTIM AMA SABAH GÖRÜNTÜLENEN ADA KOZCUOĞLU İLE TAM OLARAK EMİN OLAMADIĞIM İÇİN İLERİKİ HAFTALARDA HABERİ SİZLERLE PAYLAŞACAĞIM..
467.926 beğeni. 21.782 yorum
@instagramkullanıcısı: Çatlarım lütfen paylaş.
@instagramkullanıcısı: BOŞANIYORLAR
@instagramkullanıcısı: Ne iddiası söyle lütfen boşanma olmasın ya ben yakıştırıyorum.
@instagramkullanıcısı: Ay bir evlilik daha bitti desenize.
@instagramkullanıcısı: Ne vardı Ada'da niye vazgeçtin.
@instagramkullanıcısı: Hayırlı olsun arkadaşlar nur toplu gibi bekar bir Savaşımız oldu.
@instagramkullanıcısı: Aha boşandılar.
@instagramkullanıcısı: Bence birisinden birisi evi terk etti.
@instagramkullanıcısı: kaos bayılırız hemen paylaş.
@instagramkullanıcısı: Meraktan ölürüm ya boşanıyorlar mı yoksa.
@instagramkullanıcısı: Başka bir şey olamayacağına göre net boşanıyorlar.
@instagramkullanıcısı: Aklımda tek soru Ada bu fiziğe doğumdan bu kadar kısa zamandan sonra nasıl kavuştu.
@instagramkullanıcısı: Boşanma haberi geldi sonunda.
Haberi Savaş'a atmıştım.
Sanırım hamileliğimi açıklayacaktı sayfa.
Nereden öğrenebilir diye aklımdan geçirirken hastanedeki hemşireler olabilir diye düşünüyordum.
Sıkıntıyla bir nefes aldığımda telefonuma mesaj gelmişti.
♥️: Hallediyorum sakın canını sıkma.
Gülümseyerek okumuştum mesajı.
Hallederdi biliyorum.
Ama bu sefer ikinci bebeğimizin haberini ben paylaşmak istiyordum. İlk bizden öğrensinler.
Zaten bir kaç aya hatta bu gidişle haftaya tüm magazin öğrenecekti.
Savaş'la konuşabilirdim bu konuyu. Belki akşam kendi hesabımızda paylaşırdık bu haberi.
"Ay iki fotoğrafta karnını tutmuşsun..ama bir şey anlamamış kimse." Zeynep dikkatle fotoğraflara bakarak konuşuyordu.
Firdevs hanımın getirdiği çayı içerken onlar da kendi aralarında konuşuyorlardı.
Zeynep annesi ve Narin hanıma Salih'i anlatırken Firdevs hanım burun kıvırıyordu.
Narin hanımda heyecanla onu dinliyordu.
Elimdeki telefonu bırakıp İnci'yi kontrol ettiğimde hala uyumasıyla dudaklarımı büzdüm.
Sıkılmıştım ve kızımı özlemiştim.
Başımı geriye atıp gözlerimi kapattığımda bir elimi beşiğin kenarına attım.
Karşıdaki üçlünün konuşmaları bana ninni gibi gelirken bastıran uykuya daha fazla direnemedim.
Narin hanımlardayken günler hızlı geçmişti ve biz tam on yedi gündür onlarlaydık.
Küçük bebekte dokuz haftalık olmuştu bile.
İnci bugün huysuz olduğu için geceden beri uyutmamıştı bizi. Savaş şirkete gideceği için sabaha karşı ben bebeğimizi emzirirken duşa atmıştı kendini.
Uykulu gözlerimle kızıma bakarken onun uyumaya hiç niyetinin olmadığını anladığımda gülümseyerek gözlerimi kapattım.
"Uyusan mı artık İnci kuş." Anlamış gibi itiraz dolu mırıltılarıyla kendimi yatak başlığına daha çok bastırdım.
Banyonun kapısı açıldığında altında sadece havluyla çıkan Savaş'a baktım.
O zaten hemen yanımıza doğru gelmeye başlamıştı. Yatağın kenarına oturup alnımdan öptükten sonra İnci'yi de öptü.
"Uyumadı mı hala."
Gözlerimi tekrar kapattım.
Parmakları yüzümdeydi.
"Annemler uyansın yanlarına bırakayım sen biraz dinlen." Ağırlaşan gözlerimi bu sefer açamamıştım.
"Uyur birazdan, bende uyurum onunla beraber." Başım göğüsüne düşmüştü.
Bir eliyle beni sarıp diğeriyle de İnci'nin yanağını okşuyordu.
"Miden bulanıyor mu.?"
"İyiyim." Dedim.
Konuyu açıp açmama konusunda biraz kararsız kalmıştım.
"Savaş." Dedim gözlerimi açarak.
"Söyle her şeyim."
"Burada kalıyoruz yani sen benim için bir şey demiyorsun ama düzenimizden rahatsızsın farkındayım istersen gid.."
Dudağımdan öperek susturdu.
"Sen nerede kalmak istiyorsan orada kalıyoruz konu tartışmaya kapalı."
Tüm yorgunluğuma rağmen kocaman gülümsemiştim.
"Çok seviyorum." Bu sefer ben öptüm dudaklarını.
Karşılık vermeye başladığında duramayacağımızı anlayıp dudaklarımızı ayırdık.
Alnımı alnına yaslamış nefesleniyordum. O da aynı şekilde.
"Ölüyorum sana lan." Yine gülümsedim.
"Narin hanım çok mutlu." Başımı salladım söylediklerine.
"Üzmüyorum artık." Dudağımdan tekrar öptü.
"Zaten üzmüyordun bir tanem..zamanla daha çok alışacaksınız birbirinize." Öyleydi.
Şimdiden Sırma hanımla bile daha iyi anlaşmaya başlamıştım.
Bugün onlar geleceklerdi. Hilal hanım ve Sırma hanım.
Savaş giyinme odasına geçtiğinde İnci'yi yatağa bırakıp üzerimi düzelttim.
Tekrar kucağıma aldığımda artık gözlerinin yavaş yavaş kapandığını görünce alnından öpmeye başladım.
"Yerim ben aşkımı." Yanağından dayanamayıp sertçe öpmüştüm.
Yan taraftaki telefonumu elime alıp dün akşam Savaş'ın attığı fotoğraflara baktım.
@savaskozcuoglu: İki numara 🤍 @adakozcuoglu
11.638.829 beğenme. 288.629 yorum
@instagramkullanıcısı: Birisi şaka yaptıklarını söyleyebilir mi.?
@instagramkullanıcısı: Şaka.
@instagramkullanıcısı: LAN SİZ ŞAKA MI YAPIYORSUNUZ.
@instagramkullanıcısı: Tebrik ederim ikinci bebişi.
@instagramkullanıcısı: Ağlıyorum amk
@instagramkullanıcısı: Boşanma haberini beklerken onların tekrar çocuk yapmasına kaç puan veriyorsunuz.
@instagramkullanıcısı: Ağzım açık ekrana bakıyorum.
@instagramkullanıcısı: İnanamıyorum hayatımın şoku olabilir diğer bebek daha yeni doğmadı mı amk.
@instagramkullanıcısı: Savaş çocuklara numara verdiğine göre futbol takımı gelecek:)
@instagramkullanıcısı: Gözüm doldu aq
@instagramkullanıcısı: Ben bu ikisine aşığım.
@instagramkullanıcısı: Yemin ederim bu çift herkesi zortlatmak için dünyaya gelmiş.
@instagramkullanıcısı: Sabah boşanıyorlar haberlerden sonra ilaç gibi geldi canım çift.
@instagramkullanıcısı: Arkadaşlar ZORT.
@instagramkullanıcısı: Ne demek Savaş kozcuoğlu ikinci kez baba oluyor.
@instagramkullanıcısı: Sabah hamile değildi bu kız, kaç aylık lan bebek.
@instagramkullanıcısı: Mutluluktan ağlıyorum.
@instagramkullanıcısı: Vay amk Savaş bile evlendi ve ikinci çocuğunu bekliyor.
@instagramkullanıcısı: Aldatmasaydı onunla yaşayacağım ilişki aynı böyle olurdu.
Haber tüm sosyal medyada konuşulmaya devam ediyordu. Magazin sayfaları sürekli haberimizi paylaşıyordu.
Tanımadığım bazı ünlüler bile haberi hikayelerinde paylaşmıştı.
Magazin sayfalarına girdim.
@GAZETEMAGAZİN:
SAVAŞ KOZCUOĞLU TEKRAR BABA OLUYOR.! ALTI AY ÖNCE İLK BEBEKLERİNİ KUCAKLARINA ALAN ÜNLÜ ÇİFTİMİZ İKİNCİ BEBEKLERİNİ BEKLEDİKLERİNİN HABERİNİ PAYLAŞTI. SANIRIM HERKES ŞU AN BENİM GİBİ ŞOK OLMUŞ DURUMDA. ADA ALACALI 2 AYLIK HAMİLE. YANİ GEÇEN GÜN DOĞUM YAPMASINA RAĞMEN FİZİĞİNİ KONUŞTUĞUMUZ ADA KOZCUOĞLU BİR DE İKİ AYLIK HAMİLE ÇIKTI.! HER AY BOŞANACAKLAR DİYE HABERLER ÇIKIYOR AMA ÇİFTİMİZİN ÇOK UMRUNDA DEĞİL GİBİ. BEBEK HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ NELER.?
436.944 beğenme. 32.758 yorum
@instagramkullanıcısı: ŞOK
@instagramkullanıcısı: Ağzım açık hala Savaş'ın sayfasına bakıyorum.
@instagramkullanıcısı: İnanılmaz hızlılar.
@instagramkullanıcısı: Lan bunlar şaka gibiler amk
@instagramkullanıcısı: Ya hayırlı olsun çok güzel bir haber
@instagramkullanıcısı: ama ben bunları yerim
@instagramkullanıcısı: lan oha
@instagramkullanıcısı: İnci daha çok küçük.
@instagramkullanıcısı: Ay benim best çiftim.
@instagramkullanıcısı: ne demek Savaş ikinci kez baba oluyor.
@instagramkullanıcısı: Savaş baba oluyormuş ama bilin bakalım kim hamile değil (ben)
@instagramkullanıcısı: Aldatıldık.
@instagramkullanıcısı: Hani boşanıyorlardı amk.
@instagramkullanıcısı: Allah herkese şu kızın fiziğinden nasip etsin amin
@instagramkullanıcısı: Bebeklerini hiç göstermiyorlar ya.
@instagramkullanıcısı: Ada her hamile olduğunda sosyal medyayı bırakıyor.
@instagramkullanıcısı: Ah Savaş yas ilan ettim bu günü bana nasıl yaptın bunu.
Savaş tekrar yanımıza geldiğinde İnci'yi yatağa bırakıp onun üzerine uzandım.
Göğüsünde yatıyordum.
Elleri kalçalarıma kaydığında gülümseyip boynundan öptüm.
"Tehlikeli yollardasın yavrum."
Boynunu daha çok öptüğümde bu sefer adem elmasına da öpücüklerimi konduruyordum.
Savaş derin bir nefes alarak ikimizi ters çevirerek beni altına aldığında kahkaha atıyordum.
"İyi misin." Dedi boynumu öperken.
"Bilmiyorum ki belki dudağımdan öpersen iyi olab.." Sözlerimi kesen dudaklarla ellerimi saçlarına atarak okşamaya başlamıştım.
Nefes nefese kaldığımda Savaş son kez öperek dudaklarını alnıma değdirdi.
"Şimdi iyi mi benim her şeyim." Kedi gibi ona sokuldum.
"Acaba...su tasarrufu mu yapsak." Ben daha cümlemi bitirmeden o gülmeye başlamıştı.
Alttan alttan ona bakarken bakışları beni buldu.
"Ada seninle çok pis su tasarrufu yapmak istiyorum."
Bu sefer gülen taraf bendim.
"Hadi gel barajlara biraz da bizim katkımız olsun." Kalkmak istedim ama izin vermedi.
"Depoda işler biraz karışık, gitmem lazım ama akşam elimden seni kimse kurtaramaz Ada." Dudaklarımı büzdüm.
"İyi." Dediğimde altından çıkmaya çalıştım ama izin vermedi.
"Ada." Yüzümden tutup ona bakmamı sağladığında dudaklarımı öpüp duruyordu.
"Beni çok zorluyorsun ama çıkmam lazım bir tanem." Ona bakmadım.
"Akşam seninle su tasarrufu falan yapmayacağım Savaş hatta bebeğimiz doğana kadar su tasarrufu yok." Tek kaşını kaldırdığında bende başımı sallıyordum.
Üzerime eğilip dudaklarını boynuma tekrar sabitlediğinde ellerim kaslı sırtını buldu.
"Ne demek su tasarrufu yok...sana dokunmadan durabilir miyim sence ben." Sözleriyle ona baktım.
Bir şey demesine izin vermeden sıkıca sarıldım.
Hem kollarımı hem de bacaklarımı ona sardığımda neredeyse sırtım yataktan ayrılmıştı.
Sıkıca sarılıyordum.
"Ben de sana dokunmadan duramam ki." Savaş tekrar ters döndüğünde yine onun üzerinde uzanıyordum.
O da bana sakıca sarılmış boynumdan derin bir nefes almıştı.
"Ölürüm kokuna." Yüzümü omuzlarına sürttüm.
Biraz daha o şekilde durduktan sonra Savaş hazırlanıp evden çıkmıştı.
İnci'de uyumuştu ama bu seferde benim uykum kaçmıştı.
Normalde anında uyurdum ama uyuyamıyordum.
Yatakta dönüp durduğum dakikalardan sonra yatağın kenarlarına yastık koyduktan sonra bebek telsizini alarak aşağıya indim.
Mis gibi yemek kokuları geliyordu ama canım bir şey istemiyordu.
Bebek için yemem lazımdı ama bugün yiyemeyecektim. Sofraya oturduğumuzda kendimi zorladım ama midem almadı.
"Başka bir şey yapayım mı sana..canın ne istiyor annem." Narin hanım yanıma oturmuş yemek yemem için ısrar ediyordu ama ben koltuğa oturmuş içimdeki huzursuzlukla karşıya bakıyordum.
"Ada." Dedi karşımdaki Firdevs hanım.
Savaş gideli 3-4 saat olmuştu sanırım ve ben hala uyumamıştım.
"Gece uyumadım kusura bakmayın...canım bir şey istemiyor gerçekten, midemde bulanmıyor iyiyim." İkisine bakarak konuşurken elimi kalbime atıp okşadım.
Ayağa kalkıp bahçe kapısının oraya geçtiğimde biraz hava almak istemiştim ama Firdevs hanım hemen yanıma geldi.
"Bir sorun mu var, Savaş'la mı tartıştınız erkenden çıkmış bir şey yok değil mi.?" Firdevs hanım yanımdaydı ama Narin hanımda konuştuğumuz her şeyi duyuyordu.
"Hayır, depoda işleri varmış erken çıktı...ikimizde uyumadık gece. İnci durmadı sürekli emzirdim." Koluma dokundu.
"Gözlerin kızarmış, biraz uzan uyursun zaten." Başımı iki yana salladım.
"Ada bir şey de yemedin bari ayakta durma kızım." Narin hanımda yanıma gelmişti.
Gözlerimi kapatıp açtıktan sonra tekrar kalktığım yere oturdum.
"İçim sıkılıyor." Dediğimde ikiside birbirine baktı.
"Uykusuzsun, yorulmuşsun normal gel uzan biraz." Firdevs hanımın sözleriyle başımı olumsuz anlamda iki yana salladım.
"Savaş'ı arar mısınız.?" Dedim içimdeki sıkıntı büyürken.
Derin bir nefes alarak telefonunun yanına gitti ve oğlunu aradı.
Bana bakarak telefonu kulağında tutuyordu.
"Ada otur lütfen annem." Narin hanım yanımda kolumdan tutuyordu.
Onu kırmamak için yanına oturduğumda hala Firdevs hanıma bakıyorum.
"Açmıyor mu.?" Dedim telaşla.
"Yok..işi vardır birazdan ararız tekrar." Derin bir nefes vererek tekrar ayağa kalktığımda iki kadında aynı şekilde bıkkın bir nefes vermişti.
Bir şey söylemeden merdivenlerden çıkmaya başlamıştım.
Odadan telefonumu alacaktım.
Yavaşça kapıyı açıp uyuyan kızımı uyandırmadan yere düşmüş olan telefonumu aldığımda yine aynı şekilde odadan çıktım.
İnci bu gidişle akşama kadar uyanmazdı.
Merdivenlerden dikkatli bir şekilde inerken Savaş'ı arıyordum.
Salona geldiğimde iki kadının bakışları beni bulduktan sonra tekrar konuştukları konuya dönmüşlerdi.
"Kahveleriniz Narin hanım." İçeriye giren kıza bakarken hala kocama ulaşmaya çalışıyordum.
Savaş tekrar açmadığında bu sefer onunla giden Salih'i aradım.
"Efendim yenge."
"Salih.! Savaş yanında mı.?" Dedim biraz yüksek sesimle.
"Onlar Neşet'le depoda yenge bende birazdan yanlarına geçeceğim bir şey mi oldu."
"Savaş telefona bakmıyor ben Neşet'i arayayım o zaman hadi kapatıyorum." Diyip hemen kapattım.
"Ada..sakin olur musun biraz." Firdevs hanım seslenmişti ama ben bu seferde Neşet'i arıyordum.
O da açmadı.
Tekrar Savaş'ı aradım.
Bir elim kalbimde diğer elimde kulağımda içimdeki huzursuzluk iyice artmışken telefon açılmış ve ben aşık olduğum sesi sonunda duymuştum.
"Bir tanem." Gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim.
"Savaş, neden açmıyorsun telefonları." Sesimi duyan kadınlar birbirine bakarak güldüğünde ben bahçeye doğru dönmüştüm.
"Telefon Neşet'teydi bebeğim ısrarla aradığını görünce bana getirdi."
"Sen neredesin ki." Dedim hemen.
"Mahzendeyim hala, bir kaç saate şirkete geçeceğim."
"Tamam dikkatli ol ve telefonunu yanına al merak ediyorum." Hafifçe gülmüştü.
"Karım beni merak mı etmiş."
"Savaş..gerçekten merak ettim bir daha aç telefonu lütfen." Sesim çatallı çıktığında gözlerimde dolmuştu.
"Tamam bir tanem...ağlama sakın Ada açacağım siktiğimin aletini ağlama her şeyim." Gözlerimi kapatıp tekrar açtım.
"Dikkatli de ol." Dediğimde burnumu çekiyordum.
"Dikkatli de olacağım söz." Gülümsedim hafifçe.
"Seni çok seviyorum Savaş."
"Ben sana ölüyorum bir tanem çok seviyorum bebeğimi...bebeklerimi." İkimizinde gülümsediğine emindim.
"Kapatmam lazım Ada...akşam alacağım ifadeni tamam mı ağlama sakın." Başımı sallıyordum.
"Olur bekliyorum o zaman akşam." Arkamdaki kadınlara laf vermemek için sessizce söylemiştim bunu.
"Seni seviyorum bir tanem dikkat et kendine öpüyorum üçünüzü de."
"Bizde seni çok öpüyoruz ve çok seviyoruz Savaş." İç çektiğinde daha fazla konuşmayacağını anlayıp kapatmıştım.
Rahat bir şekilde arkamı döndüğümde kahvelerini içen Firdevs hanım ve Narin hanımın yanına geçtim.
"Rahatladın mı ortalığı ayağa kaldırıyorsun hemen." Firdevs hanıma gülümseyerek başımı salladım.
"Ne yapayım merak ettim." İkisi de birbirine bakarak gülmüştü.
Savaş'ın sesini duyduktan sonra acıkmıştım.
Çalışanlardan birisi masayı tekrar kurduğunda hemen acıkan bebişi doyurmuştum.
Birki çayımı içerken Narin hanım'ın telefonu çalmıştı.
Gülerek açmıştı.
"Efendim hayatım." Tufan beydi sanırım.
Gözleri beni bulunca tekrar gülümsedi.
"Evet."
Karşı tarafı dinledikten sonra değişen yüzüyle ayağa kalkıp içeriye doğru gitmişti.
"İç hadi çayını miden bulanıyor sonra yediklerini de çıkartıyorsun." Firdevs hanıma başımı sallayarak çayımdan içtim.
On on beş dakika sonra Narin hanım yanımıza geldiğinde Firdevs hanımın yanına neredeyse yığılmıştı.
"Noldu." Dedim telaşla yanına giderken.
Cevap vermediğinde elimle yüzünü tutup okşadım.
"Noldu." Diyerek tekrar konuştum.
Kolumu tuttu sıkıca.
"Bir şey yok annecim telaşlanma..otur Ada." Yanına oturduğumda elim kolundaydı.
"Narin, iyi misin.?" O Firdevs hanıma bakmadan başını sallayınca Firdevs hanımla bakışlarımız kesişti.
Bilmiyorum der gibi omzunu silktiğinde tekrar Narin hanıma döndüm.
Aynı anda zil de çalmıştı.
İçeriye nefes nefese giren Tufan beyin gözleri hemen beni bulunca sabahki sıkıntım tekrar geldi.
Telaşla ayağa kalkıp yanına gittim.
"Narin hanım sizinle konuştuktan sonra böyle oldu yüzü de bembeyaz." Ben karısı için endişeyle konuşurken o acıyla gözlerini kapatıp açtı.
Elleri omuzlarımı bulduğunda bir şey olduğunu anlamıştım.
"Noldu." Dediğimde bu sefer Firdevs hanımda yanıma gelmişti.
"Noluyor Tufan.!" Onun sesi daha yüksekti.
Tufan bey telaşlı ve korku dolu gözleriyle bana bakıyordu.
Bir şey olmuştu Savaş'a.
"Noldu Savaş'a." Dediğimde Firdevs hanım eliyle Tufan beyin omzuna sertçe dokundu.
"Tufan.!"
Biz Tufan beyden bir cevap beklerken o sonunda bizim yıkılmamızı sağlayan cümleyi kurmuştu.
"Hastaneye gitmemiz lazım."
Sevdiğim adama bir şey olmuştu.
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Oy sınırı 650
Yorum sınırı 250
Sizi seviyorum.
