39. bölüm · SÖZLEŞME
39
Keyifli okumalar...
"Noluyor Tufan.!" Onun sesi daha yüksekti.
Tufan bey telaşlı ve korku dolu gözleriyle bana bakıyordu.
Bir şey olmuştu Savaş'a.
"Noldu Savaş'a." Dediğimde Firdevs hanım eliyle Tufan beyin omzuna sertçe dokundu.
"Tufan.!"
Biz Tufan beyden bir cevap beklerken o sonunda bizim yıkılmamızı sağlayan cümleyi kurmuştu.
"Hastaneye gitmemiz lazım."
Sevdiğim adama bir şey olmuştu.
******************
Firdevs hanımın yüksek çığlığı ve Narin hanımın onu yerden kaldırmaya çalışmasını Tufan beyin kolları arasından izliyordum.
Dizlerim aldığım haberleri daha fazla ayakta duramayarak kendini bıraktığında Tufan bey tutmuştu beni.
"Yok olmaz benim çocuğuma bir şey.! OLMAZ NARİN.!"
"Firdevs lütfen toparlan hastaneye gidelim hadi." Diyordu Narin hanım.
Derin bir nefes alıp verdim.
Sakin ol. Bebeğini düşün. Bir şey olmadı. Durumu ciddi değil. Kontrollerden sonra eve geleceksiniz.
Kendime söylediklerimle sakinleşmeye çalışıyordum ama Tufan bey ve Narin hanımın suratlarındaki korkuyla durumun ciddi olduğunu anlamıştım.
Bedenim titrerken Tufan beye döndüm.
"Savaş'a götürün beni Tufan bey." Gözümden akan yaşları sildikten sonra o da kafasını sallayıp Firdevs hanımlara dönmüştü.
Beni bırakamıyordu çünkü kendimi ayakta tutacak gücüm yoktu.
Elim ayağım boşalmıştı.
Onu görmem lazımdı.
Öpmem lazımdı Savaş'ı.
Firdevs hanımın sinir krizi geçirmesinden dolayı zar zor arabalara binip yola çıkmıştık.
Arabada bağıra bağıra ağlayan Firdevs hanıma boş gözlerimle bakıyordum.
Savaş'ı görmem lazımdı benim.
Onunla konuşmam lazımdı.
Telefonumu elime alıp Savaş'ı aradığımda ağlamaktan etrafı göremiyordum.
Telefon çalıyordu ama açan yoktu.
Tamam bir tanem...ağlama sakın Ada açacağım siktiğimin aletini ağlama her şeyim
Niye açmıyorsun Savaş.
Araba durduğunda etrafa baktım. Savaş'a ait olan bir hastaneydi. Kimseyi beklemeden kapıyı açıp indiğimde dışarıda olan gazetecilerle beraber gözyaşlarım daha hızlı akmaya başladı.
"Ada Kozcuoğlu geldi.! Ada hanım, Savaş beyin durumu kritik mi.? Savaş beyin beş yerinden vurulduğu doğru mu.?"
Duyduğum şeylerle adımlarım dursa da tekrar koşarak hastaneye doğru yürümeye başladım.
"Arkadaşlar indirin kameraları görmüyor musunuz ailesinin halini.!" Tanımadığım sesi koşarken duymuştum.
"Ada." Salih'in sesiyle adımlarım durdu ve ben tekrar titremeye başladım.
Kolu sargıdaydı.
Bir adım attığımda o yanıma kadar gelip koluma girdi.
"Sakin ol tamam mı iyileşecek seni bırakmaz benim abim."
"Nerede." Dedim kısık sesimle.
Tüm yükümü ona vermiştim.
Konuşmadı.
"Vuruldu mu.?"
Başını salladığında ağzımdan bir hıçkırık kaçtı.
Firdevs hanımın çığlıkları koridoru kapladığında o da yanımıza gelmişti.
"Noldu Salih.! Nerede oğlum.!" Bağırıyordu.
"Ameliyatta." Nefes alış verişlerim sesli bir hal aldığında elimi göğüsüme koydum.
"Abim vuruldu Firdevs anne..üç kurşundan birisi riskli bir yerde."
Nefesim kesilmişti.
Salih'in kollarına yığıldığımda ani tepkiler veremiyordum.
Bebeğimiz için ani tepkiler vermiyordum.
Savaş uyandığında ona bir şey olduğunu duyarsa çok kızardı bana. Üzülürdü.
Narin hanım benimle beraber yere çöktüğünde hemen sarmıştı beni.
"Bir şey olmayacak annecim...bir şey olmayacak Ada bir kaç saate çıkacak Savaş tamam mı annem."
Karnıma giren sancıyla beraber Narin hanıma baktım.
Ameliyathanenin önünde ben yerde Narin hanımın kolları arasında ona sarılmış ağlarken Firdevs hanımı da Tufan bey ve Salih sakinleştirmeye çalışıyorlardı.
"Ada, ağlama bir tanem bebeğinizi düşün annecim sarsma kendi lütfen." Narin hanım kulağıma sakinleşmem için bir şeyler söylerken koridora başka birinin çığlığı da karıştı.
Zeynep.
"Anne.!"
"Ada, abim nerede...anne abim vurulmuş.! Anne.!" Zeynep sevgilisinin kollarına yerleşmiş sakinleşmeye çalışıyordu.
"Ada." Zeynep benim yanıma geldiğinde göz göze geldik.
"Bir şey olmayacak...abime bir şey olmaz. Sakin ol." Bakışları karnıma düştü.
"Bebeğe bir şey olmasın Ada, abim çok üzülür." O ağlayarak konuşurken bende onun gibi ağlayarak dinliyordum.
Elini yüzüme attığında başını omzuma koymuştu Zeynep.
Bir benim yanıma bir de annesinin yanına gidiyordu.
Ameliyathanenin kapısı açıldığında yerimden kalkamadan çıkan doktora bakıyordum.
"Ameliyat uzun sürecek, hocalarımız aileyi bilgilendirmek istedi." Gözlerimi sıkıca kapattım.
Nolur Savaş...nolur bırakma beni nolur.
Nefes alamaz hale geldiğimde gözlerimi açtım.
Herkesi bulanık görürken seslerini de boğuk duyuyordum.
"Ada." Diyordu kollarında olduğum Narin hanım.
"Tufan, Ada'yı kaldıralım." Birisi beni kucağına aldığında korku tüm bedenimi esir almıştı.
Savaş beni bırakırsa ben nefes alamazdım.
O olmadan yapamazdım ben.
Başımı iki yana salladığımda yan taraflardaki koltuklara oturtulmuştum.
Firdevs hanım'ın ağlama seslerini duyuyordum sadece.
Bebeğiniz için sakinleş. Ani tepki verme.
Başımı ellerimin arasına alıp yere bakmaya başladığımda Zeynep ve Narin hanım yanımdalardı.
Kaç saat geçti bilmiyorum ama geçen saatler bana bir ömür gibi gelmişti.
Onun ameliyatta olması bile aklımı oynatmam için bir sebepken durumunun ağır olduğunu öğrenmiştim.
Gözlerimi kapatıp karnıma giren sancının geçmesini bekledim.
Dikkat et bebeklerimize demişti. Dikkat etmem gerekiyordu.
Ağlamamı durdurmaya çalıştım ama olmuyordu.
Önüme uzatılan suyla başımı kaldırdım.
Tufan bey dizlerinin üzerine çökmüş elindeki suyu bana uzatıyordu.
Elleri saçımı bulduğunda okşadı.
"Su iç meleğim...bir şey olmaz ona, sizi asla bırakmaz merak etme."
Dudaklarım titrerken Tufan beyden suyu aldım.
İçemedim.
O ameliyattan çıkmadan bir şey içemezdim ki ben.
Görmem lazımdı onu. Tufan bey içmeyeceğimi anladığımda sıkıntılı bir nefes alarak tekrar Firdevs hanımın yanına gitti.
Narin hanıma döndüğümde hemen bakışlarını bana çıkarttı. Sancımı ona söyleyecekken geçmişti ve vazgeçmiştim.
Başımı boynuna koyarak bir kaç saatte öyle geçirdim.
Hava kararmıştı gece yarısı olmuştu ama benim her şeyim hala ameliyattaydı.
"Tufan hırka ya da battaniye bulur musun Ada buz gibi olmuş." Yanımdaki Narin hanım kocasına doğru konuştuğunda gözlerimi kapattım.
Ameliyathanenin buradan daha soğuk olduğunu düşünmek istemiyordum ama aklıma gelenle tekrar ağlamaya başlamıştım bile.
Firdevs hanım yaklaşık iki saattir konuşmadan ve ağlamadan ameliyat kapısına bakıyordu.
Şimdi çıkan tek ses benim ağlama sesimdi.
Ağlamaya devam ederken ameliyathaneden çıkan doktorlar ve onun arkasından sedyedeki Savaş'la hızla ayağa kalkıp sedyenin kenarına gittim.
"Savaş." Elini tuttum ama buz gibiydi.
Elini tutarak yere çöktüğümde yatağı iten hemşireler durmuştu.
"Savaş buradayım." Elinin üstünden öptüm.
"Annem." Firdevs hanım tekrar ağlamaya başladığında Zeynep abisine bakarak onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Ada hanım, yoğun bakıma almam lazım temas etmeyin lütfen."
Elini daha sıkı tuttum.
"Seni seviyorum bir tanem çok seviyorum seni Savaş lütfen duy beni buradayım." Sedye hareket etmeye başladığında yerde olduğum için onlar götürmeye başladığında ben yana doğru düştüm. Tufan bey bağırıyordu.
"Ne yapıyorsunuz siz.!" Beni kaldırırken bu sefer Zeynep bağırmıştı.
"Görmüyor musunuz ezerek geçiyorsunuz noluyor.!"
Onlar bağırırken ben dizlerimin üstünde sürünerek tekrar duran sedyeye doğru gittim.
Yanağımı avucunun içine koyup bir kaç saniye bekledim.
"Ada hanım temas etmemeniz lazım." Sertçe uyarılmamla Tufan bey iki yanımdan tutarak beni kaldırmıştı.
Onun elinden çırpınarak kurtulduğumda tekrar Savaş'a doğru yürüdüm.
Bu sefer saçlarından öptüğümde hemşire yanıma gelerek beni tutarken diğer hemşire Savaş'ı götürmeye başlamıştı.
Peşlerinden gideceğim zaman doktorların sesini duyduğumda son kez Savaş'a bakarak Firdevs hanımın yanına doğru yürüdüm.
"Savaş beyi bir kaç hafta komada tutacağız." Bu cümleyle adımlar durmuştu.
"Çok ciddi bir ameliyattan çıktı ve hala hayati tehlikesi sürüyor kurşunlardan birisi kalbe fazla yakındı...açık konuşayım zor bir ameliyattı ve biz güzel geçmeyeceğini biliyorduk. Öyle de oldu ameliyat iyi geçmedi."
Her cümlede ölüyordum.
"İkinci kurşun organlara geldiği ve içeride parçalandığı için her bir kurşunu ve parçalarını çıkartmak bizi çok zorladı...hastayı da öyle. Savaş bey'i fazla yordu ameliyat o yüzden bir kaç hafta gerekirse bir ay komada tutacağım. Değerlerine göre de gün gün size rapor ederim." Karnımı tuttum.
Herkes doktoru dinlerken hızlı atan kalbimle kilometrelerce koşmuş gibiydim.
Ağlayarak çığlık attığımda artık kendimi tutamıyordum.
Birisi kolumdan tuttuğunda kolumu sertçe çektim.
"Savaş nolur uyan.!" Çığlıklarım hastanede yankılanırken artık nefes alamıyordum.
"Savaş.!"
Sedyenin gittiği yere dönüp yürüyeceğim zaman birisi tarafından çekildim ama daha çok bağırdım.
"Bırak gideceğim.!"
"Sakinleştirici yapacağım sabit tutun." Duyduğum seslerle daha çok kıpırdandım.
"Görmem lazım bırak.! Bırakın yanına gideceğim.!SAVAŞ."
Koluma giren iğneyle beraber çırpınmaya devam ettim.
İğne düşmüştü.
"Hocam, yapamıyorum."
"Yapmayın.! Tufan bey bir şey yapın." Beni tutan adama yalvardım ama o beni daha sıkı tutarak başımın üzerinden öpüyordu.
"Ada nolur annecim sakinleş bebeğinizi düşün lütfen bir tanem sakinleş." Narin hanımın sesiyle beraber başım Tufan beyin omzuna düşmüştü.
Koluma giren iğneyle tepki vermedim.
"Ada, bebeğin için yapma ona da bir şey olmasın Ada." Zeynep konuştuğunda gözlerimi kapattım.
Bedenim uyuşmuştu.
"Odaya alalım sabaha kendine gelir."
Etraftaki sesler uzaklaşmaya başladığında bedenim havalanmıştı.
Son hatırladığım bir yatağa bırakıldığımdı.
Hastaneden içeriye girdiğimde saat gecenin iki buçuğu olduğu için etrafta pek kimse yoktu.
Koridorda elindeki karton bardaktan bir şey içerek Salih'le konuşan Firdevs hanımı görünce onlara doğru yürümeye başlamıştım.
Beni gördüklerinde ikisi de ayağa kalkmıştı.
"İyi mi.?" Dediğinde başımı salladım.
Narin hanım, akşama doğru İnci'yi susturamadığını söylediğinde eve gitmiştim.
"Beni görünce uyudu sorun yok." Dediğimde kolumdan tutarak oturmamı sağladı.
"Oturun siz Ada'ya da bir şeyler getireyim ben." Salih yanımızdan gittiğinde bende elimdeki büyük çantayı bırakıp tekrar ayağa kalktım.
Çaprazdaki camlı odaya baktığımda gördüğüm adamla elim karnımı buldu.
On altı gün.
Savaş on altı gündür uyutuluyordu ve benim artık dayanacak gücüm kalmamıştı.
İki günde bir eve gidip İnci ile ilgilenip o uyuyunca hemen hastaneye geri dönüyordum.
Birisine bırakamayacağım için kızıma Narin hanım ve Sevda abla bakıyordu.
Ben eve gittiğimde o da hastaneye gelip Firdevs hanımın yanında duruyordu.
Tufan bey her gün işlerini halledip önce eve sonra hastaneye uğruyordu. Gece tekrar eve geçiyordu.
Agah beyde gelmişti.
Zeynep'le beraber şu an eve gitmişlerdi. Ben Narin hanımlara gittiğim için beraber gelemiyorduk. Onlar bizim evimize gidiyorlardı.
Savaş'a bakarken istemsizce iç çektiğimde Firdevs hanım yanıma gelmişti.
"İyileşecek, vücudu biraz toparlansın uyanacak merak etme." Başımı salladım ona ama bozulan sinirlerimle beraber ağlamaya da başlamıştım.
İnci'den ayrıydım. Savaş yoktu.
Zorlanıyordum onlarsız.
"Ağlama gel buraya." Beni kolları arasına aldığında ona sarılarak ağlamaya devam ettim.
Çok özlemiştim Savaş'ı.
"Çok özledim." Dedim ağlamalarımın arasından.
"Uyansın artık çok özledim."
Bir şey demeden sırtımı okşamaya devam etti.
Hıçkırıklarım koridorda yankılanırken hemşirenin gelip yoğun bakıma girmesiyle birbirimizden ayrıldık.
Kapıdan içeriye bakmaya başladım.
İçeriye doğru bir adım attığımda hemen uyarılmıştım.
"Ada hanım, lütfen. Hastayı tehlikeye atıyorsunuz." Anında kapıdan uzaklaşıp camın önüne geçtim.
Bebeğimiz üç aylık olmuştu ve artık karnım hafifte olsa çıkmıştı. İnci'de olduğu gibi düşük riski de yoktu.
Neva hanım geçen gün gittiğimiz kontrolde haftaya cinsiyetini öğrenebileceğimizi söylemişti.
Öğrenmeyecektim tabi ki.
Beraber öğrenecektik.
Hemşire çıktığında bende dönen başımla beraber koltuklara oturdum.
Bir kaç gündür ev ve hastane arasında fazla yormuştum kendimi. İki gündür sürekli kusuyordum.
Salih çay getirdiğinde üçümüz her zamanki gibi yine sabahlamıştık.
Geçen sekiz günün ardından tekrar eve geldim.
İnci'yi emzirip dolaba birazda süt bırakmıştım.
Kucağımdaki kızımla gecenin dördünde evi turluyordum.
Narin hanım hastanedeydi. Hepsi hastanedeydi.
Telefonumu elime alıp yirmi dört gündür girmediğim sosyal medyaya baktım.
Benim hastaneye giriş çıkış fotoğraflarımı haber yapmışlardı.
@GAZETEMAGAZİN:
ADA ALACALI SABAHLARI HASTANEYE GELİP GECE TEKRAR GİDİYORMUŞ. BEBEĞİYLE İLGİLENİP SABAHA KARŞI TEKRARDAN HASTANEYE GELEN KOZCUOĞLU ÜÇ AYLIKTA HAMİLE. AYRICA FİRDEVS KOZCUOĞLU YİRMİ DÖRT GÜNDÜR HASTANEDEN ÇIKMAMIŞ. AİLE ORADA KAMP KURMUŞ SAVAŞ KOZCUOĞLUNUN UYANMASINI BEKLİYOR. UMARIM SAVAŞ KOZCUOĞLU EN KISA ZAMANDA UYANIR VE SAĞLIĞINA KAVUŞUR.
376.928 beğenme. 29.739 yorum
@instagramkullanıcısı: Ada'ya üzüleceğimi düşünmezdim amk.
@instagramkullanıcısı: Yazık lan kız hamile bir de.
@instagramkullanıcısı: Savaş'ın durumu hala kritik mi.?
@instagramkullanıcısı: hayat bitti.
@instagramkullanıcısı: Savaş uyan lan kız perişan oldu.
@instagramkullanıcısı: Her gün aynı şeyi yapıyor bu kız bir hastaneye bir eve gidiyor çok zor.
@instagramkullanıcısı: Firdevs hanım henüz hastaneden hiç çıkmadı mı.? İnanmıyorum ya.
@instagramkullanıcısı: Kat tamamen boşaltılmış diye söylediler bize.
@instagramkullanıcısı: Basın yasağı gelmesine rağmen nasıl fotoğrafları çekilebilir bu kızın.
@instagramkullanıcısı: Savaşım uyan haydi ya.
@instagramkullanıcısı: Üç hatta üç buçuk aylık hamile bu kadın.
@instagramkullanıcısı: Daha da zayıflamış.
@instagramkullanıcısı: Ada ev ve hastane arası mahvolmuş bebeği hastaneye de getiremiyorlar.
@instagramkullanıcısı: Ah canım Ada'm.
@instagramkullanıcısı: Şu kızın günahını aldık ama Savaş'ı sadece kızına bakıp gelmek için yalnız bırakıyor helal olsun.
Daha eski haberlere bakmak istedim ama hazır değildim.
O günlere gitmek istemiyordum.
Bir elim karnımda diğeri de İnci'deydi.
"Kuzum uyumadı mı daha." Sevda ablaya başımı salladı.
"Uyumadı...Sevda abla bana bir şeyler hazırlar mısın başım dönüyor." Sevda abla telaşla mutfağa gittiğinde İnci'ye sarıldım.
"Aşkım." Boynundan öptüğümde gülüyordu.
O da bir kaç gündür huzursuzdu ve bensiz durmuyordu.
Üç gündür 5-6 saatte bir eve geliyordum. Uyuyunca gidip uyanınca geri geliyordum.
Savaş uyanana kadar bende uyumak istiyordum ama İnci vardı. Sorumluluğu böyle bir zamanda bana zor gelmişti.
Hem o hem karnımdaki bebeğimiz beni fazlasıyla zorluyordu.
İnci'yi hastaneye götüremiyordum ve araba midemi bulandırıyordu.
Bizim için zorlu bir süreçteydik ama geçecek biliyorum. Savaş uyanacak.
Savaş.
Dudaklarımı titretmişti onu düşünmek.
Kendimi tutamadan İnci'ye sarılarak ağlamaya başladığımda ona sarılırmış gibi kızımıza sarıldım.
O kadar özlemiştim ki ona sarılmayı, kokusunu çok fazla özlemiştim.
Hıçkırığımda elimde olmadan İnci'yi de ağlatmıştım.
Çok fazla dolmuştum ve kendimi durduramıyordum. Savaş'a bir kere bile olsa sarılmam lazımdı.
Gözlerine bakmam lazımdı.
"Tamam annecim özür dilerim...özür dilerim aşkım ağlama." Ayağa kalkıp onu sakinleştirmeye çalışırken Sevda ablanın içeriye gelmesi ve benim koltuğa kendimi bırakmam bir olmuştu.
"Ada.!"
Kucağımda İnci'yle beraber koltuğa düşmüştüm.
Sevda abla bebeğimi kucağımdan aldığında gözlerimi biraz açarak ona baktım.
Yandaki beşiğe koyuyordu.
"Kuzum...Ada korkutma beni annem." Diyordu Sevda abla.
"İyiyim." Dedim gözlerimi açmadan.
Gözlerim kararmıştı ve dengemi sağlayamamıştım.
"İnci iyi mi.?"
"İyi o iyi, sen iyi değilsin." Gözlerimi açtım.
Çalan telefonumla beraber Sevda abla uzattı.
Zeynep arıyordu.
"Ada.! Geliyor musun.? Ne zaman geliyorsun hadi.!" Bağırarak konuştuğunda kaşlarımı çattım.
"İnci uyusun çıkacağım."
"Ada.!" Dedi yine yüksek sesiyle.
"Bir şey mi oldu Zeynep. Savaş iyi mi.?"
"İyi iyi sen çabuk gel sadec.." Zeynep konuşurken birden Firdevs hanımın sesini duydum.
"Ada."
"Bir şey olmadı değil mi.?" Ağlayan sesimle konuştuğumda Firdevs hanımın kızgın sesini duymuştum ama bana değil Zeynep'e kızıyordu.
"Bir şey yok Ada sen işin ne zaman biterse dikkatli bir şekilde gel bakma Zeynep'e canı sıkıldı burada seni çağırıyor." Burnumu çektim.
"Tamam ben geliyorum birazd.." Telefonun elimden alınmasıyla Sevda ablaya baktım.
"Firdevs hanım, Ada az önce koltuğa düştü sanırım başı döndü bugün evde dinlense mi.?" Sevda abla karşı tarafı dinlerken gözlerini açarak bana baktıktan sonra arkasını dönmüştü.
"Tamam gönderiyorum Firdevs hanım." Dedikten sonra kapatmış ve bana dönmüştü.
"Hadi kuzum yemeğini ye git hastaneye." Ağırlaşan gözlerimle ona başımı sallayarak kucağımdaki kızımla beraber mutfağa geçtiğimde bir kaç lokma yemek yemiştim.
İnci kucağımda uyuduğunda yukarı çıkarak onu beşiğine yatırdıktan sonra üzerimi değiştirip hızla evden çıktım.
Çok oyalandığımı fark edip yola çıktığımda kısa sürede hastaneye gelmiştim.
Yürürken çantama attığım suyu çıkartmaya çalışıyordum. Suyu elime alıp kapağını açtığımda içemeden Zeynep'in sesiyle ona baktım.
Odanın önü kalabalıktı ve herkes cama bakıyordu.
Elimdeki su düşerken çantamı da yere atarak koşar adımlarla yoğun bakımın önüne geldim.
"Ada." Narin hanım bana döndüğünde nefes nefese ve korka korka onlara baktım.
"Bir şey olmadı değil mi.?" Dediğimde hepsi bana bakıyordu. Gülümseyerek ve ağlayarak.
Firdevs hanım eliyle ağzını kapattıktan sonra bana bakarak ağlamaya başladığında camın önüne doğru yürüdüm.
Korkarak cama baktığım da bana değen bir çift gözle adımlarım olduğu yerde durdu.
Şokla önümdeki kişiyi biraz iterek cama yapıştım.
Savaş yorgun gözleriyle bana bakıyordu.
"Seni bekledi. Üç saat önce uyandı ağrı kesici yapıp uyutacaklardı ama senin evden gelmeni bekledi." Ne ara ağlamaya başladığımı bilmiyordum ama gözlerim buğulu görmeye başladığında sertçe yüzümü silerek aşık olduğum adama bakmaya devam ettim.
"Girebilir miyim içeriye." Dedim sessizce.
Tufan bey omzumu tuttuğunda bakışlarımı Savaş'tan çekmedim.
Yanındaki hemşireye bir şeyler söylediğini dudaklarının oynamasından anlamıştım. Hemşire başını olumsuz anlamda salladığında Savaş tekrar konuşmuştu.
Hemşire bu sefer ona bir şey dememişti.
Savaş tekrar konuştuğunda gözlerimiz bir an bile ayrılmıyordu. Bana bakarak konuşuyordu.
"İçeri girmem lazım benim." Dedim yalvaran bir ses tonuyla.
Firdevs hanım camın önünden çekilmişti.
Yan tarafa dönüp gelen doktora doğru yürüdüm.
"Sadece beş dakika yanına gideyim İhsan bey..hemşire giriyor bende gireyim nolur." İhsan bey başını olumsuz anlamda salladığında tekrar konuştum.
"İhsan bey...24 gündür kocamın sesini duymuyorum ona dokunamıyorum hemşirenin girdiği gibi bende beş dakika gireyim çok kısa."
"İhsan, Ada girmezse rahat edemez kaç gündür buralarda perişan oldu biliyorsun." Tufan bey yanıma gelip konuştuğunda doktor kararsız gibi bize bakıyordu.
Şu an Savaş'ı göremiyordum çünkü kapının orada İhsan beyle konuşuyorduk.
İçeriden çıkan hemşire yanımıza gelmişti.
Kapıya doğru gideceğim zaman hemen omuzlarımdan tutulmuştum.
"Ada hanım'ı görmek istiyor...istemiyor, Ada içeriye gelsin diyor İhsan bey." Burukça gülümseyerek gözlerimi kapattım.
Gözlerini açmıştı.
"Firdevs zaten içeriye girdi ve sadece tek hakkınız var demiştim." Dokunamayacaktım ona.
İhsan bey derin bir nefes verdi.
"Çok kısa...on dakika dolduğu an çıkacaksınız Ada hanım hastamızı dinlendirmemiz gerekiyor lütfen yormayın." Gözlerimi açtığımda akan yaşları silerek Tufan beye sıkıca sarıldım.
Ondan ayrılıp camın önüne geçtiğimde tekrar ona baktım.
Başını arkaya atmış tavana doğru bakıyordu. Bakmıyordu gözleri kapalıydı.
"Uyudu mu.?" Dedim telaşla.
Hemşire kız bana bir önlük getirmişti ve onu giyiyordum.
"Sizi görmeden uyuyacağını sanmıyorum...içeride beni tehdit etti." Hemşire kızın söyledikleriyle gülümsedim.
O da gülmüştü.
"Kusura bakma." Dediğimde başını salladı.
"Girebilirsiniz Ada hanım on dakika sonra geleceğim." Gözlerimi açıp kapattığımda arkamı döndüm ve hala aynı yerde şaşkınlıkla duran Tufan beye baktım.
Yanına gidip koluna dokundum.
Hastanede olduğum sürece işleri olduğu süre dışında beni hiç yalnız bırakmamıştı.
Eve beni o getirip götürmüştü bazı günler.
"Teşekkür ederim." Tufan bey demedim bu sefer.
Firdevs hanımlara son kez bakarak açılan kapıdan içeriye geçtiğimde ağlamamaya çalışacaktım. Ağlayıp onu üzmeyecektim.
Kapı arkamdan kapandığın bir kaç adım atıp odanın ortasında durduğumda gözlerini açarak bana bakınca az önce içimden koyduğum kuralı bozmuştum bile.
Gözlerimden akan yaşlarla odanın ortasında durup ona bakıyordum.
Teni hala soluktu.
"Bebeğim." Sesini duyduğum an ağzımdan çıkan ağlama sesleriyle yanına kadar yürüyüp dizlerimi yere koydum ve açtığı kollarının arasına başımı koydum.
Boynumdan öpüldüğümde yirmi dört gündür ilk defa nefes almıştım. Bir daha boynumdan öpülmeyeceğim diye çok korkmuştum.
Sesini duymayacağım diye çok korkmuştum Savaş.
"Ağlama Ada."
Yüzümü onun boynuna gömmüş ağlamaya devam ediyordum.
Canını acıtmadan kollarımı vücuduna dolayıp yerden biraz kalkacağım sırada Savaş beni kendine çekip yanına yatırdığında ona döndüm.
"Savaş ne yapıyorsun sen. Canın acır diye sarılamıyorum sen beni kaldırıyorsun." Sesim sert çıktığında o yüzümün her yerini öpüyordu.
Elinin birisi karnıma gittiğinde titreyen dudaklarımla kendimi tutmaya çalıştım.
"Her şeyim." Gözlerimi kapatıp başımı tekrar boynuna yasladığımda sessizce ağlıyordum.
"Uyandın." Dedim kendime hatırlatmak ister gibi.
Saçlarımdan öpüyordu.
"Ağlama."
Beni kendine daha çok çektiğinde göğüsünden öperek sarılmaya devam ettim.
"Bebeğimiz büyümüş bir tanem." Eli hala karnımı okşuyordu.
Büyümüştü.
Çıkıntılığı artık belli oluyordu.
"Ağlama Ada, özür dilerim güzelim....çok yormuşum seni özür dilerim her şeyim." Başımı hemen iki yana salladım.
"Yorulmadım, uyanmanı bekledim yorulmadım Savaş." Başımı kaldırmıştım ama tekrar eliyle boynuna yatmamı sağlamıştı.
"Canın acıyor mu.?"
"İyiyim, sen gelince acımaz benim canım." Sadece öpüp kokluyordum onu.
"İnci iyi mi.?"
"İyi onun yanından geliyorum..seni çok özledi." Sadece başımın üzerinden öpüp daha sıkı sarıldı.
"Çok özledim." Dediğimde bakışları bana dönmüştü.
"Çok özledim seni." Diye tekrar ettiğimde başımı kaldırıp dudağımdan öptüğünde bende aynısını yaptım.
Hemen karşılık vermiştim.
"Seni göremeyince bir şey oldu sandım." Dedi. Sanırım ilk uyandığı andan bahsediyordu.
"Annem geldi yanıma. Eve gitti İnci'yi uyutup besliyor dedi." Burnumu çekmiştim.
"Çok yoruldu dedi."
"Değilim Savaş, yorgun değilim sen beni düşünme...uyandın."
"Dünyanın en mutlu insanıyım." Dedim. Doğruydu. Şu an dünyanın en mutlu insanıydım.
Savaş beni öpmeye devam ediyordu. Konuşmuyordu.
"Bebeğimizin cinsiyetini öğrenebilirmişiz." Hareketleri durdu.
"İyi mi.?" Dediğinde hemen başımı salladım.
"Hepimiz iyiyiz, seni bekliyorduk sadece." Elimi yüzüne atıp okşadım.
Göğüsünde uyumak ister gibi gözlerim kapandığında uykumda geliyordu. Savaş'ın yanında sürekli uykum geliyordu zaten. Kokusuyla mayışıyordum.
"Çok özledim Savaş." Sayıklar gibi hep aynı şeyi söylüyordum ama hala şoktan çıkamamıştım. Sarılıyordum ona, yirmi dört gündür hayalini kurduğum şey gerçekleşmişti.
Çok korkmuştum.
"Odaya alındığında İnci'yi de getireceğim."
Dudakları boynuma indiğinde derin bir nefes alıp öptü.
Kapıya tıklatıldığında gelen uyarıyla yüzüm düştü.
Kalkacağım zaman bırakmadı ama gitmem lazımdı.
"Uyandığında burada olacağım." Dedim elimi yorgun göz kapaklarının üzerinde gezdirirken.
O da aynısını benim yüzüme yapıyordu.
"Biraz uyur musun Ada anneme söyledim yan odaya geç ve uyu ben uyandığımda seni de uyandıracaklar."
"Olmaz." Dedim kısık sesimle.
İki elini de karnıma koydu.
"Bebeğimiz için bir kaç saat uyu bir tanem lütfen." Gözlerimi kaçırıp başımı salladım ama inanmadığı için sertçe nefesini verdi.
Eğilerek gözlerinden öptüm. Alnından yanaklarından dudaklarından. Yüzünün her yerini öpüp yataktan çıktım.
Dizlerimin üzerine çöküp başımı kolunun üzerine koydum.
Son uyarıya kadar yanında durmak istiyordum.
"Seni çok seviyorum Ada..seni her şeyden, herkesten çok seviyorum." Gülümsedim ama o görmüyordu.
"Ben de seni her şeyden ve herkesten çok seviyorum Savaş." Kolundan öptüm.
Yoğun bakımın kapısı açıldığında hemşirenin sesini duymuştuk.
"Ada hanım..lütfen çıkar mısınız.?"
"Beş dakika daha." Dedim şansımı deneyerek.
"Maalesef Ada hanım, durumu zorlaştırmayalım lütfen."
"Tamam son bir dakika." Dedim ona dönerek ama Savaş çenemden tutarak yüzüme yaklaştığında dudaklarıma kapanmıştı.
Ellerimi onun yüzüne atıp daha çok öptüm.
"Sabah normal odaya alacaklar bir kaç saat sonra yanımda uyuyacaksın." Alnını alnımdan ayırdığında ben de ayağa kalkmıştım.
Geriye doğru bir iki adım attım ama tekrar ona doğru yürüyüp sarıldım.
Boynumdan öperken ben de ona sarılıp kokusunu içime çekmekle meşguldüm.
Onun yanında ağlamak istemiyordum ama kendimi de tutamıyordum.
"Hadi Ada." Dedi zorlanarak.
Dolu gözlerimle başımı sallarken bir kaç damla yaş akmıştı.
"Hemen şuradayım bekliyorum." Elimle cam tarafı gösterdiğimde gözlerini açıp kapattı.
Ona bakarak kapıya gittiğimde çıkacakken sesini duydum.
"Ben de çok özlemişim bir tanem." Gülümseyerek odadan çıktım.
Firdevs hanım ve Narin hanımdan başka kimse yoktu ortalıkta.
Ben üstümdekini çıkartırken Narin hanım yanıma gelip sarıldıktan sonra hemen önlüğü çıkartmama yardımcı olmuştu.
Firdevs hanım hala ağlıyordu.
"Savaş iyi Firdevs hanım, sabah normal odaya alınacakmış." Dedim ağlamaması için ama o hala ağlıyordu.
O da korkmuştu.
Narin hanıma döndüm.
"Teşekkür ederim." Koluna girdiğimde bana sarıldı.
"İyi misin annem." Başımı salladım.
Camın önüne tekrar geçtiğimde Hemşire kızın seruma bir şeyler eklediğini gördüm.
Uyutacaklardı.
Savaş gözlerini kapatmıştı zaten.
Benim ona baktığımı anlamış gibi buraya döndüğünde elimi cama yaslamam bir oldu.
Ağırlaşan göz kapaklarıyla uyuyacağını anlamıştım.
Dudaklarımı oynatarak seni seviyorum dediğimde gözleri çoktan kapanmıştı.
Bir süre sonra derin bir nefes alarak arkamı döndüm ve oturan iki kadının yanına yerleştim.
"Uyudu." Dediğimde ikisi de başını salladı.
"İyi misiniz." Dedim Firdevs hanıma.
Yine başını salladı.
Ellerime bakarken Firdevs hanımın konuşmasıyla ona bakmaya başladım.
"Yanına gittim daha kapıdan adımımı atmadan Ada nerede dedi." Gülümsüyordu.
"Bebek iyi mi dedi sonra İnci'yi sordu...birine cevap vermeden başka bir soru sordu."
"Bebeğin durumunu söyledim kontrole gideceğini söyledim yirmi dört gün ne yaptığını sordu."
"Söyledikten sonra pişman oldum, kendine kızmaya başlayınca zor sakinleşti...Seni yalnız bıraktığı için kendine kızdı."
"Sende geç kalınca iyice delirdi."
Firdevs hanım olanları anlatırken Narin hanım da ellerimi tutuyordu.
"Karnı büyüdü mü dedi hemen." Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Büyümüştü ama çok değil.
"Tamam ağla diye anlatmadım Ada." Omzuma dokunduğunda burnumu çektim.
Savaş'a sarılıp bir hafta aralıksız ağlamak istiyordum.
"İkinizde ağlamayın atlattık çok şükür Savaş iyi." Narin hanım ikimizinde kolunu tutup salladığında hafifçe gülmüştüm.
Hem o hem de Tufan beyin hakkını ödeyemezdim.
Tufan bey benim yanımda, Narin hanımda İnci'nin yanında durmuştu.
Yanımdaki gölgeyle başımı kaldırdım. Firdevs hanım ayağa kalkmış bana doğru kollarını açmıştı.
Ayağa kalkıp ona sarıldığımda Narin hanıma takıldı gözlerim. Yere bakıyordu.
"Uyandı çok şükür gözümüz aydın gideriz bir kaç güne evimize." Başımı sallıyordum.
Evimize gidecektik. Burada kalmayacaktık artık.
Firdevs hanımla ayrıldığımızda o Narin hanımla da sarılmaya başlarken ben camın oraya gidip tekrar Savaş'a baktım. Uyuyordu.
İkisi ayrıldığında Narin hanım oturmadan kollarının arasına girdim.
Sımsıkı sarılarak karşılık vermişti.
"Geçmiş olsun annem." Dedi sessizce.
Omzundan öptüm.
"Teşekkür ederim her şey için." Dediğimde hafifçe koluma vurdu.
"Ne teşekkürü Ada, sus." Gülümsedim.
Gözüm Savaş'ın olduğu tarafa takılıyordu.
Uyanması hala şaka gibi geliyordu ve ona karşımda dikilirken sarılana kadar da emin olamayacaktım.
Yavaş yavaş herkes tekrar gelmeye başladığında Zeynep ve Salih kol kolaydı.
Başım koltuğa düştüğünde Neşet önüme tepsi uzattı.
Çay içecek halde değildim.
Elimi hayır anlamında salladığımda diğerlerine geçti.
Başımı koltuğun kenarına koyduğumda bir el tarafından kaldırılıp kenara yastık konulduktan sonra başım tekrar aynı yere yerleştirildi ama bu sefer yastık vardı.
Gözlerimi yukarı kaldırıp baktığımda Tufan bey olduğunu görünce gülümsedim ve bir elimi onun koluna attım.
Hemen elimi tutup öpmüştü.
Elini sıktım. Bu süreçte çok fazla alışmıştım onlara. Tufan bey saçlarımı okşamaya başladığında iyice mayışıyordum.
"Odaya geç biraz uzan..söz veriyorum uyandığında seni de uyandıracağım." Başımı iki yana salladım.
Uyanmadan uyumayacaktım.
Bir elimi karnıma koyup okşadım. Ben kocamı, bebeğimde babasını bekliyordu. Uyanmadan da kapıdan ayrılmazdık.
"Uyanmadan kapıdan ayrılmam." Dediğimde nefesini verip saçlarımın üzerinden öptü.
"Tufan şunu da üstüne ört..iki büklüm yatmış oraya da Allahım." Üzerime örtülen battaniye ile koltuğa daha çok sindim.
"Uyanırsa haber verir misin.?" Tufan bey hemen başını sallayıp onaylamıştı beni.
"Güveniyorum sana." Dediğimde gülümsedi.
"Uzaklaş delirtme beni Salih.!" Agah beyin sert sesiyle alışık olduğum senaryoya gülümsemekle yetindim.
Salih ve Zeynep beraber gezdikçe Agah bey, Salih'e bulaşıyordu.
"Agah bey sadece elini tutuy.."
"Başlatma eline koluna yürü git lan şuradan.!"
Kimseden ses çıkmazken Firdevs hanım konuştu.
"Tamam Agah, Savaş çıkana kadar ses etme lütfen bağırma ayrıca kız uyuyor." Kız ben oluyordum sanırım.
"Tamam Savaş uyanana kadar öpüp koklamaya devam etsin o zaman Firdevs. Yürü git lan geç diğer tarafa.!" Agah bey'in bu halleri komikti.
Tufan bey avuç içlerimi öptüğünde gözlerim tamamen kapanmıştı. Öz babamın saçlarımı okşamasıyla uyuyakalmıştım.
Dudaklarıma değen dudaklarla anında gözlerimi açtığımda karşımda Savaş'ı görmemle gözlerim kocaman açılmıştı.
"Savaş." Dedim telaşla.
Üzerinde siyah bir tshirt vardı. Etrafa baktığımda koridorda uyuduğum koltukta olduğumu anlamıştım.
"Kurban olurum sana Ada. Delirtecek misin sen beni." Elini yüzüme attığında başımı koyduğum yastıktan kaldırdım.
Alnımı alnına yasladığımda arkasındaki hemşirelere baktım.
"Ne zaman uyandın." Etrafta da kimse yoktu.
"Bir iki saat oluyor, burada olduğunu yürüyüşe çıkınca gördüm. odaya geçmemişsin her zamanki Ada'lığını yaparak...kendine dikkat etmen lazım bir tanem niye böyle yapıyorsun." Tane tane ama sertçe konuşuyordu.
"Seni bekledik...küçük bebekle." Bakışları karnıma değdiğinde dudakları kıvrıldı.
Elinin birini hemen karnıma atmıştı.
"Size ölürüm ben." Boynuma koydu kafasını.
Dudakları boynumu öptükçe ona daha sıkı sarılıyordum.
"Ağrın var mı.? İyi misin.?"
"Çok iyiyim." Dedi boğuk sesiyle.
Elimi yarasının yani kalbinin üzerine koydum.
Çok korkmuştum. Gerçekten çok korkmuştum.
Derin bir nefes aldığımda istemsizce iç çektim.
Savaş tekrar alınlarımızı birleştirdi.
"İyiyim Ada...çok iyiyim tamam mı.?" Gözlerimi kapatıp yüzümü tutan ellerini tuttum.
"Ağlama sakın." Başımı salladım ama ağlamaya çok yakındım.
"Savaş bey biraz yürüyüş yapıp tekrar uzanmanız gerekiyor." Arkamızdaki hemşirelerden birisi konuştuğunda bir tepki vermemiştik.
"Ayağa kalkıyorsun değil mi.?" Dedim sessizce.
Onaylamıştı.
Ben kalktığımda o da kalkınca gözlerine baktıktan sonra kollarımla onu sardığımda o da beni sımsıkı sardı.
Başım göğüsündeyken gözyaşlarım bu anı bekliyormuş gibi akmaya başlamıştı.
Savaş sarılmaya devam ederken ben ellerimle yüzümü kapatarak ağlıyordum.
"Buradayım Ada ağlama...ağlama her şeyim yanındayım." Bir daha bana sarılmayacak sanmıştım.
Yirmi gündür ağlamamaya çalışmıştım çünkü o uyandığında bebeğimize bir şey olduğunu öğrenirse çok üzülürdü.
Kızardı.
"Ağlamadım çok fazla...bebeğe bir şey olmasın diye ağlamadım Savaş gerçekten ona iyi baktım yemek yedim hep." Savaş kasıldığında alnımı öpen dudakları bir kaç saniye durmuştu.
"Geceleri senin yan odanda uzandım...bazen uyudum, Neva hanımın yanına da gittim bebeğimizi kontrol etti çok iyi baktım ona yemin ederim."
"Sen orada yatarken ben yemek yedim Savaş." Ağlamam arttığında Savaş daha çok kasılıyordu.
"Bebek için yedim o iyi olsun diye uyudum yoksa sen uyurken nasıl yemek yiyeyim ben." Koltuklara doğru bir iki adım atıp oturduğunda beni de kucağına almıştı.
Boynuna sarılıp başımı da oraya gömdüm.
"Bebeğe bir şey olmasın diye yedim Savaş özür dilerim."
"Ada.! Aptal aptal şeyler düşünme bebek olmasa da yemek yiyeceksin nasıl ayakta durup beni bekleyeceksin yemek yemezsen." Başımı iki yana sallıyordum.
"Sen yemezken ben yedim." Daha sıkı sarıldım.
Bir şey demeden saçlarımı yüzümden çekmeye çalışıyordu ama yüzümü boynuna gömdüğüm için zorlanıyordu.
"Bebeğimize iyi baktığın için mi ağlıyorsun." Sesi üzgün gelince başımı kaldırıp ona baktım.
Gözlerinin beyazı kırmızılaşmıştı.
"Sen orada yatarken...su bile içemezken ben yemek yiyebildiğim için ağlıyorum."
Hemen alnımdan öpmüştü. Tekrar başımı boynuna koyacakken izin vermedi.
"Sinirleniyorum." Daha fazla bir şey söylemedim.
Elimle yüzümdeki yaşları sildiğimde başımı göğüsüne koymuştum.
"Acıyor mu.?" Dedim yarasını öperken.
"Acımıyor Ada emin ol ağlaman daha çok canımı yakıyor hele ki böyle bir konuda ağlamana dayanamıyorum...iki tane bebeğimiz var bizim eğer sen yemek yemeseydin hem İnci etkilenirdi hem de küçük bebeğimiz aç kalırdı." Burnumu çektim.
Başımı sallayarak göğüsünde yatmaya devam ettim.
"Savaş...noldu niye ağlıyor Ada." Firdevs hanım koridorun başından seslendiğinde Savaş'a daha çok sindim.
"Yemek yediği için bana hesap veriyor." Demişti Savaş.
"O ne demek." Şaşırarak sormuştu Firdevs hanım.
"Ben uyurken yemek yediği için suçlu hissediyor kendini bu demek anne." Sinirliydi sesi.
Daha çok sarıldım. Neredeyse yapışmıştım ona.
"Dayak istiyor onun canı Narin'e söyleyeyim de halletsin."
Savaş sırtımı okşadığında yumuşadığını anlamıştım.
"Hadi geçelim odaya durmayın burada..sende uzan biraz ayaklanma hemen Savaş." Savaş benimle beraber ayağa kalktığında hemşireler dahil hepimizin uyarısına rağmen yürümeye başlamıştı.
"Savaş eğer indirmezsen bir daha konuşmam asla...indir Savaş." İndirsin diye bilerek ağlak bir şekilde konuşmuştum ve işe yaramıştı.
Beni yere bıraktığında koluna vurdum.
Firdevs hanımda yanımızda kalbini tutarak bize bakıyordu.
Savaş'a kızgınlıkla bakarak yürümeye başladığımda alındığı normal odayı bilmeden yürüyordum. Yanlış yöne gitseydim birisi uyarırdı değil mi.?
"Ada." Firdevs hanıma baktım.
Eliyle gösterdiği kapı arkamda kalıyordu.
Tekrar Savaş'a hiç bakmadan odadan içeriye girdim. Bu kadar yakın mıydı.?
Büyük geniş bir odada iki tane yatak vardı.
Koltuklardan birisine oturduğumda Zeynep'leri odanın balkonunda görmüştüm.
Zeynep ve Salih'i.
Firdevs hanım, Savaş'ın koluna girmiş yatağa oturmasını sağlamıştı.
"İyiyim anne abartmayın tamam."
Birisi ona yirmi dört gündür komada olduğunu söyleyebilir mi.? Hemen iyiyim demelere başlamıştı.
"Narin hanımlar nerede." Dedim Firdevs hanıma bakarak. Bana bakan adama hiç bakmıyordum.
"İnci'nin yanına gittiler...Tufan bırakıp geri gelecek." Başımı salladım.
Koltukta oturarak ellerime bakmaya başladığımda kendimi tekrardan yanıma gelen adamın kollarında bulmuştum.
"Yirmi dört gündür yoğun bakımda ölü gibi yatıyordun Savaş, riskli hareketler yapma korkuyoruz." Alnımdan öpüp beni tekrar göğüsüne koymuştu.
"Yaralarım kapanmış Ada bir sorun yok iyiyim." Kolumu onun belinin etrafına sarmıştım.
Beline tutunduğumda şükür ediyordum.
Kokusunu tekrar aldığıma, tekrar sarılabildiğime şükürler olsun.
"Yatağa uzan lütfen." Dediğimde beni şaşırtarak ikiletmeden kalkıp gitmişti.
Uzandığında Firdevs hanımla beraber rahat bir nefes almıştık. Hemşireler damar yolu açıp serum taktıklarında esneyip kollarımı birbirine doladım.
Savaş'ta karşımda annesinin sorularını cevaplıyordu.
Bir elimi karnıma atarak geriye yaslandığımda başım koltuğun yumuşak kısmına gelince hemen gözlerimi kapattım.
"İnci nasıl iyi mi anne."
"İyi annem merak etme Ada her gün gidip geri geliyor..İnci'yi uyutuyor beş altı saat sonra uyandığında tekrar gidiyor...uyuduğunda tekrar geliyor..du. Geliyordu çünkü artık böyle bir şey olmayacak hep beraber evimize gideceğiz." Savaş bir cevap vermemişti.
"Hastaneye niye getirmediniz git gel yorulmuş sürekli."
"Ada getirmedi...hem düzeni bozulmasın diye hem de pis olur burası hastalık kapmasın diye kendisi gitti geldi."
Gözlerimi açıp ona baktığımda onun zaten bana bakıyor olduğunu görünce gülümsedim. Ama o sinirlenmişti.
Bana bakmaya devam ederken gözlerini kapatıp açmıştı.
Savaş yatakta hafif yatar bir şekilde oturuyordu. Tamamen yatmıyordu.
Ağzımı kapatıp esnediğimde yan dönerek gözlerimi kapattım.
Savaş uyanmıştı.
Gülümsedim istemsizce.
"Yatağa geç orada uyu Ada." Savaş'ın sözleriyle gözlerimi açtığımda eğer kalkmazsam gelip kucağına alacağını bildiğim için dediğini yaparak Firdevs hanımın oturduğu yatağa ayağımdaki terlikleri çıkartarak uzandım. Firdevs hanım Savaş'ın yatağının kenarına geçmişti.
Yatakların arasında bir kişinin geçeceği kadar yer varken Savaş kolunu uzatıp yatağı kendi yatağıyla birleştirdi.
Bir şey diyemiyordum artık bu adama.
Gözlerimi kapatarak sırtımı ona döndüğümde belimden tutmuştu bile.
Elini karnıma attığında okşamaya başlamıştı. Bende kaç gündür olan uykusuzluğuma yenilerek Savaş'ın dokunuşlarıyla beraber uyumuştum.
"Fotoğraf atsın o zaman bir göreyim anne."
"Söyleyeyim Narin'e fotoğraf değil video atsın hemen...uyuyor olabilir ama sorayım da."
Karnımdaki eli tuttuğumda parmaklarımız iç içe geçmişti.
Ensemden ve boynumdan sürekli öpülmemle arada bir irkilerek uyansamda soluksuz bir uyku çekmiştim.
Bir buçuk gündür yattığım yatak odadan giderken koltukta oturarak Savaş'ın duştan çıkmasını bekliyordum.
Evimize geçecektik.
Savaş'ı daha fazla tutamadığımız için gidiyorduk.
Bir gün çok bile dayanmıştı.
Önce bebeğin kontrolüne ve cinsiyetini öğrenmeye gidecektik ve ben heyecandan delirmek üzereydim.
İnci ve Firdevs hanımlar az önce gitmişlerdi. Barin hanımlarda onlarla beraber çıkıp kendi evlerine geçmişlerdi.
Biz bir süre kendi evimizde kalacağımız için Narin hanım üzülse de Savaş'ın durumunu bildiği için bana hiç yansıtmamıştı.
İnci'yle beraber her gün ona gidecektim. O muhtemelen bir daha böyle sık görüşmeyeceğimizi düşünüyordu ama ben her gün onun yanına gidecektim.
Suyun sesi kesildiğinde Savaş'ın yatağının üzerindeki eşyalarımı çantaya attım. Dağılan son eşyaları da çantaya attıktan sonra yatağa oturdum.
Bugün mide bulantım çok yoktu ama başım dönüyordu. Birisi bitince diğeri başlıyordu.
İnci'de yaşamadığım bazı durumları ikinci bebekte yaşayınca acaba erkek mi diye düşünmeden edemiyordum.
Banyonun kapısı açıldığında çıkan adamla göz göze geldiğimde hemen yanına gidip kollarımı boynuna sardım.
"Hazır mısın Ada." O da boynumdan öpmüştü.
"Hazırım hadi gidelim hemen." Kaşlarını çatarak bana bakınca bende ona baktım.
"Geç banyoya şu saçlarını kurutalım...ben çıkmadan kurut dedim niye böyle yapıyorsun." Kenarda az önce bıraktığı makineyi tekrar eline alınca beni de banyoya doğru çekmişti.
Hızlı bir şekilde saçlarımı kuruttuktan sonra hazırdık.
"Hadi çıkalım hemen." Dudağının kenarı kıvrılınca beni çekip kucağına aldığında çığlık atarak bacaklarımı kalçalarına sarmıştım.
Yüz yüze geldiğimizde dudaklarıma saldırmasıyla hızla karşılık verdim.
Ellerimi yüzüne koyduğumda kendime daha çok çekerek alt dudağını öpüyordum.
Dudaklarım artık ağrımaya başlayınca inleyip başımı geriye doğru çektim.
"Acıdı mı.?" Başımı salladığımda dudağıma son bir öpücük kondurdu ve boynumu öpmeye başladı.
"Savaş hadi..merak ediyorum diyorum sen oyalanıyorsun." Sertçe öpüp başını kaldırdığında alnımdan öpüp beni indirdi.
"Hadi çıkalım güzelim." Elimi tuttuğunda parmaklarımız iç içe geçmişti.
Kapının önünde bekleyen Neşet bizi görünce hemen önden yürümeye başladı.
"Çantalar içeride." Savaş yandaki korumaya doğru konuştuğunda o da hemen çıktığımız odaya girmişti.
"Neva hanımın haberi var mı.?" Başını salladı.
"Sabah konuştum biliyor." Gülümseyerek sol yüzümü kaslı koluna sürttüm.
Elini üstten omzuma attığında artık sarılarak yürüyorduk.
Arabanın yanına geldiğimizde açtığı kapıyla hemen ön koltuğa yerleşmiştim.
Savaş, Neşet'e bir kaç şey dedikten sonra sonunda yola çıkabildik.
Ben heyecandan tırnaklarımın kenarını soymaya başladığımda Savaş gözünü yoldan ayırmadan ellerimi tuttu.
"Ada, erkek ya da kız bebek... ikisinin de annesi sen olduğun sürece fark etmez biliyorsun değil mi.?" Başımı salladım dolu gözlerimle.
"Merak ediyorum." Dediğimde sesim boğuk çıkınca bir kaç saniye bana bakıp elini yüzüme attı.
"İkisini de çok seveceğiz, seviyoruz. On dakikaya öğreneceğiz duygusallaşma hemen." Başımı salladım ama fazla heyecanlıydım.
Sanırım her bebeğimizde böyle heyecanlı olacaktım.
Sonunda hastaneye geldiğimizde hızlı hızlı Neva hanımın yanına gelmiştik.
Sedyeye uzandığımda Savaş göbeğimi açmıştı.
"Hazır mıyız bakalım." Neva hanım karnıma jel dökerken konuşmuştu.
"Hazırız." Dedim heyecanla.
Savaş yan tarafta elimi tutup saçlarımı okşarken ekrana bakıyordu.
Ben de onun elini sıkarak anlayabilirmişim gibi ekrana bakıyordum.
Kalp atışları odayı kapladığında gözlerimi kapatıp başımı Savaş'ın omzuna sürttüm.
O oturduğu için başım onun omzundaydı zaten.
"Gördüm." Dedi Neva hanım.
Gülümseyerek bize dönünce kaşlarımı kaldırmış dolu dolu gözlerimle ağzının içine bakıyordum.
Savaş'a baktı.
"Başın çok derde girecek Savaş." Çenem titrediğinde Savaş'a döndüm.
"Kız." Dedim sessizce.
"İkinci prensesimiz geliyor." Neva hanımın beni onaylamasıyla Savaş alnını alnıma koyarak gözlerini kapatmıştı.
Tuttuğu elimi kaldırıp dudaklarına götürüp öpüyordu.
İki kızımız olacaktı.
"Kız." Dedi o da benim gibi.
Başımı salladığıma hazır ol da bekleyen gözyaşlarım akmaya başlamıştı bile.
"Büyümesi normal haftasında herhangi bir sorun yok her şey olması gerektiği gibi." Neva hanım ekrana bakarak bize bilgi veriyordu.
"Annemizin artık biraz kilo alması gerekiyor 13. Haftaya girmişiz ve sen hamile kaldığın kilonun altındasın." Savaş kendini çektiğinde bende burnumu çektim.
"Bunu söylememiştin." Savaş'a baktım.
"İki kilo sadece, merak etme." Dedim elimi yüzüne atarak.
Benim bunlardan zaten haberim vardı kontrole gelmiştim. Savaş ilk defa duyuyordu.
"Sana bir kaç hap yazacağım bulantın için, biraz yatıştırır en azından." Başımı salladım.
"Diğer aya kontrol yazıyorum size, bu sefer senin kilonda önemli unutma bebek büyüyor."
Kilonun benim yememle alakası yoktu çok fazla kusuyordum. Böyle söylemişti Neva hanım.
Peçete uzattığında alacağım zaman Savaş benden önce davranarak aldı. O karnımı silerken kilomun kafasına takıldığını görebiliyordum.
"Merak etmeyin diğer ay kilo almış bir şekilde geliyoruz." Dediğimde gülümsedi.
Savaş üzerimi düzelttiğinde ellerim hala titriyordu.
Bir kızımız daha olacaktı.
Neva hanımla vedalaştıktan sonra odadan çıkmıştık.
Kapıdan çıkar çıkmaz beni kucağına alan adamla gülümsedim.
Boynumu öpüp bir şeyler söylüyordu ama duyamıyordum.
"Sana benzeyen bir kız daha." Gülümsedim.
İnci görünüş olarak benzemese de huy olarak çok benziyordu.
"İki kızımız olacak Savaş. İki tane minik bebeğimiz olacak evimizde." Başımı boynuna bastırıp daha sıkı sarıldı.
"Çok seviyorum lan seni, ölüyorum sana Ada..çok seviyorum." Gözlerimi kapattım.
"Çok seviyorum Savaş."
"Seni de kızlarımızı da çok seviyorum." Neva hanımın odasının önünde Savaş'ın kucağında öylece durmuş sevincimizi yaşıyorduk.
Kızımız şimdiden çok şanslıydı. Onun için dünyayı yakacak bir babaya sahipti.
Savaş gibi bir babası vardı bebeklerimin. Başka ne isteyebilirim ki.
Böyle bir adamdan on çocuk bile yapabilirdim.
Boynunda soluklandığım adama aşıktım. Ailemizi, bebeklerimizi çok seviyordum...seviyorduk.
İkinci meleğimizle daha güzel günlerimiz olacaktı.
Babalık en çok Savaş'a çok yakışıyordu.
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Oy sınırı 650
Yorum sınırı 350
Yavaş yavaş finale gidiyoruz. Bence yaşayacakları her şeyi yaşadılar. Dozunda bırakalım diye düşünüyorum.
Sizi seviyorum.
