20. bölüm · SÖZLEŞME

20

Buse Mina

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın aşklarım.

Oy sınırı: 345
Yorum sınır: 250

|sınır geçmeden bölüm gelmeyecek|

Takip ederseniz duyurulardan haberdar olursunuz bu arada hem buradan hem instagramdan.

Keyifli okumalar..

"Sen sakın konuşayım deme.!" Öyle bir söylemişti ki..uzaklaştığımızı hissetmiştim.

Gözlerime sinirle bakıp yine annesine döndü.

"O iki orospu evladını benden nasıl saklarsınız lan siz.!"

"NASIL LAN NASIL.!"

___________

"BANA NİYE BAĞIRIYORSUN." Ben de ona bağırmıştım.

Savaş arkasını dönüp burun kemerini sıktı.

"Savaş bir sakin ol..Ada sende gel otur şöyle sakinleş." Firdevs hanım kolumdan tutup koltuklara götürdü beni.

Onun kolundan çıkıp Savaş'a yaklaştım.

"Her olayda bana bağırmayı kes artık Savaş senin karşında emrinde çalışan adamların yok ben varım." Dedim.

Bana döndü. Sinirli olduğunu bakışlarından bile anlayabiliyordum ama boynundaki damarlara bakmaktan gözlerine odaklanamadım. Bunda bize bu kadar ne vardı.

"Ben mi dedim onlara gelin bana asılın diye. BANA NİYE BAĞIRIYORSUN.!" Boğazım yırtılacaktı.

Bıkmıştım artık her seferinde bana bağırmasına. Ellerim titriyordu sinirden.

Savaş arkasını dönüp duvara yumruk attığında Firdevs hanım yanına gidip engel oldu.

Sessizce bir şeyler diyordu oğluna ama ben hem sinirden hem de fısıldadığı için duymuyordum.

"Tamam Ada otur gel sakinleş sinirli o da Neşet söyleyince delirdi." Salih'in kolunu ittim.

"Başlarım onun sinirine şimdi Salih.!" Savaş duyuyordu beni.

Salondan çıkacağım zaman Savaş kolumdan tuttu.

"Geç şuraya o orospu evlatlarını bana neden anlatmadığını söyleyeceksin." Kolumu çektim ama bırakmadı.

"Lan daha dün demedim mi bir şey saklama diye gelip anlatacaksın lan anlatacaksın Ada.!" Bir şey demedim.

Tüm moralimin içine sıçmıştı.

"Anlatacaktık." Dedi Firdevs hanım.

"Kız anlatalım dedi ben anlattırmadım." Bakışlarımı etrafta gezdiriyordum.

Savaş kolumu bırakıp bahçe kapısına doğru yürümeye başladı.

"Delireceğim amına koyayım." Masanın üstünden sigarasını alıp sinirle bahçeye çıktığında ben de koltuğa oturdum.

"İyi misin." Firdevs hanım bana hitaben konuşmuştu.

Bir şey demedim.

"Ada her zaman ki abim işte üzülme." Demişti Zeynep.

"Bana bağırmayacak.!" Dedim.

Bir şey demediler.

Salih, Savaş'ın yanına gitmiş hararetle bir şeyler anlatıyordu. Savaş't sigarasını içiyordu.

Neşet'in nerede olduğunu sormaya korkuyordum. Onun bizimle beraber sakladığını öğrenmişse kötü yapmıştır Neşet'i.

Bir kaç dakika geçtikten sonra Savaş tekrardan içeriye girdi ama bu sefer hiçbirimize bakmadan direkt üst kata yöneldi.

"Bunun egosu kime ya hem suçlu hem de güçlü." Firdevs hanıma bakarak söylemiştim.

"Tamam Ada kavga edip durmayın valla sizin yüzünüzden her gün migrenim tutmaya başladı." Başını tutarak koltuğa oturmuştu o da.

"Ben de oğlunuzun yanında sinir hastası olacağım." Dedim hemen.

Zeynep ilaçları annesine verip yanıma oturdu.

"Sen söyleme dedin anne." Zeynep konuştuğunda Firdevs hanım sinirle ona baktı.

"Bana bak Zeynep, sinirlerimi bozma benim." Suyunu içmeye devam etti.

"Boşu boşuna kavga çıktı gördün mü.?" Zeynep'in söylediğine bir şey demedim çünkü Firdevs hanım bilerek saklamamıştı. Olay çıkmasın diye saklamıştı.

"Ne güzel röportajını izlettirecektim abime ya romantik romantik içine sıçıldı." Başımı ellerimin arasına aldım.

"Ben odaya geçeyim iyi misiniz Firdevs hanım." Dedim çünkü kötü duruyordu.

"Geçer şimdi ağrım sen çık odana Ada." Başımı sallayıp merdivenlere doğru yürüdüm.

Savaş'ın odasına değil yanındaki misafir odasına geçip yatağın içine girdim.

Küsünce Savaş'ın odası diyorsun sende.

Yorganı tüm vücudumu kapatacak şekilde üzerime çektim. Kıyafetlerimle rahat edemediğimi anlayınca burada bir şeylerim var mı diye kontrol ettim ama hepsi giyinme odasındaydı.

Yataktan çıkıp Savaş'ın odasına geldim. Kapıyı yavaşça açıp etrafa baktım ama yoktu. Duş aldığını anladığım an koşar adımlarla giyinme odasına geçip elime gelen pijama takımlarımı aldım.

Hızlıca geldiğim gibi çıkmıştım.

Üzerimi değiştirdikten sonra yine aynı şekilde yatağa geçtim.

Telefonum da alt katta kalmıştı.

Tavana bakmaya devam ederek uzandım. Belki de aradan iki saat geçmişti ama Savaş'tan hala bir hamle yoktu.

Seni odaya götürmesini istiyorsun.

Hayır.

Cenin pozisyonuna geçip uyumaya çalıştım ama uyuyamıyordum. Savaş ilk defa kavga ettiğimizde beni gelip odaya götürmüyordu.

Pislik.

Geçen yarım saatle yatakta yata yata uykum olmamasına rağmen mayışmıştım. Çok geçmeden kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Gece uyanıp Savaş beni odaya taşımış mı diye bakmıştım ama hala misafir odasındaydım. Yandaki yastığı alıp sarıldım.

Aklıma farklı farklı şeylerin gelmesiyle gözlerim dolmaya başladı.

İç sesimi susturamıyordum. Savaş'ın beni sevdiğini biliyordum ama bu düşünce de aklıma geliyordu.

Beni kullanıp sıkılmış olabilir miydi.?

Benim başka bir odada uyumama izin vermezdi normalde ama şu an hala bu odadaydım.

Ne olursa olsun beni odasına taşırdı.

Gözümden bir kaç damla yaş aktı. Hevesini aldı işte niye gelip odasına götürsün.

Ben oturmuş böyle ağlarken gecenin bir yarısı bahçeye giren araba sesleriyle hemen pencerenin oraya gittim.

Arabadan inen Savaş'ı görmemle kaşlarım şaşkınlıkla yukarı kalktı.

Evde değil miydi.?

Alnıma vurup yatağa geri uzandım.

Merdivenlerden gelen adım seslerinden sonra yan odanın kapısı açıldı. Savaşın odasıydı. Savaş odaya girmişti. Bir dakika sonra da benim odamın kapısı açıldı.

Savaş yüzümü görmediği için dolu gözlerimle gülümsedim.

Gelmişti.

Boynumdaki dudaklardan sonra bacaklarımdaki kollarla havalanmıştım. Bu bizim için bir rutin haline gelmişti.

Uyanık olduğumu biliyor muydu bilmiyorum ama başımı omzuna koydum.

Güzel kokusunu içime çektim.

Odaya geçtiğimizde sırtımın yatakla buluşması geç olmadı. Beni yatağa bırakıp giyinme odasına geçmişti.

Alışmıştım bu yatağa. Başka yerde uyuyamıyordum.

Savaş'ın adım sesleriyle beraber gözlerimi kapattım. Savaş benim tarafıma doğru gelmeye başladı ve direkt balkona çıktı.

Sanırım sigara içecekti. Yüzüm direkt balkona baktığı için gözlerimi de açamıyordum.

Gözlerimi kapatıcam diye gerçekten mayışmaya başladığımda bedenimi diğer tarafa döndürdüm.

Bir kaç dakikaya Savaş içeriye tekrar girince telefonunu komidinin üstüne bırakıp kendi tarafına uzanıp beni de kendine çekmişti.

Başımı kolunun üstüne koyup yüzümün omzuna değmesini sağladıktan sonra başımın üstünden öpüp başını yastığına koydu.

"Neredeydin." Dedim dayanamayıp.

"Bana söylemediğin orospu çocuklarının analarını sikmeye gittim." Yüzümü buruşturdum.

Terbiyesiz.

"Bir daha bana bağırırsan senden ayrılırım." Eliyle yüzümü okşuyordu.

"Özür dilerim." Dedi ve devam etti.

"Eğer bir daha sana yavşayan piçleri bana söylemezsen sana bir daha bağırırım Ada. Ne olursa olsun sana yaklaşan ya da yaklaşmaya çalışan herkesi bana söyleyeceksin." Bir şey demedim.

"Bana emir verme Savaş."

Sinirle bir nefes verdi.

"Siktirme emrini Ada, bu emir mi bana söyleyeceksin diyorum amına koyduğumun piçlerini bana söylemek zorundasın bu emir değil." Sinirliydi ama sesini yükseltmiyordu.

Ona düşündüklerimi söylesem üzüleceğini bildiğim için o gelmeden önce aklımdan geçenleri ona söylemedim.

Kıpırdanıp uyuma pozisyonuna geçtim. Bir bacağımı onun bacaklarının arasına attığımda beni iyice kendine çekti.

Uykudan gözlerimi açamazken aklıma gelenle konuştum.

"Savaş." Elleri hala saçlarımda gezindiği için uyumadığını biliyordum.

"İzledin mi programı." Dedim fısıltıyla.

"İzleyemedim, yarın izleyeceğim." Alnımdan öptü.

"İzleseydin keşke." Dedim uykuya dalmadan hemen önce. Gerisini de hatırlamıyorum zaten zihnim kapanmıştı.

Gözlerimi yavaş yavaş açmaya başladığımda kendimi dün gece olduğu gibi Savaş'ın omzunda yatarken buldum. Sadece farkı, şu an neredeyse onun üstündeydim. İki eliyle kalçamı kavramış üstünden düşmememi sağlıyordu.

"Savaş." Dedim yüzünü göremediğim için.

"Günaydın güzelim." Sesi hiç yeni uyanmış gibi gelmiyordu.

Başımı kaldırıp onunla yüz yüze geldim. Yani ona biraz üstten bakıyordum.

"Günaydın." Başımı çenesine koyduğumda güldü.

"Ölürüm sana Ada..Kurban olurum sana amına koyayım." Kaşlarımı çatarak başımı kaldırdım.

Gözlerindeki parıltıyı görebiliyordum.

Yoksa programı mı izledi.

Savaş zihnimi okumuş gibi konuştu.

"Programı izledim." Kalçalarımı sıktı.

"Sen beni öldürmek mi istiyorsun..o güzel ağzından çıkanlar." İç çektikten hemen sonra dudaklarıma kapandı.

Karşılık vermeye başlamamla işler ciddiye bindi. Savaş üstümdeki pijama takımının üstünü çıkarttı.

Tekrardan dudaklarıma kapandığında bu sefer elleri pijamama gitti. Onu da kolayca çıkarttıktan sonra iç çamaşırlarımla kalmıştım. Yerlerimizi değiştirip hızlı bir şekilde beni altına aldığında ufak bir çığlık attım.

"Napıyorsun Savaş ya." Dememle kendi üstünü de çıkartıp dudaklarıma kapanması aynı anda olmuştu.

"Savaş sana ölsün." Dedi dudaklarını çekip.

Yavaş yavaş boynuma inmeye başladığında sütyenimi de çıkarttı.

Tenime dokunarak altlara doğru iniyordu.

Kendimi ona bırakıp zevkten delirdiğim dakikalar yaşamıştım. Ya da saatler demeliyim.

Savaş beni yıkadıktan sonra duşa kabinden kucağında benimle beraber dikkatlice çıkıp bornozumu giydirdi.

Kendi bornozunu da giydikten sonra banyodan çıktık.

"Ağrın var mı Ada." Dedi eli hala belimdeyken.

Başımı olumsuz anlamda salladım.

Yatağın üstüne oturup çekmeceden tarağımı aldım. Savaş doğrudan giyinme odasına geçmişti.

Kendi üstünü giyinmiş benim için de elinde bir kaç kıyafetle çıkmıştı giyinme odasından.

Şortlu pijama takımımı elinden aldım.

"Aşağıdayım Neşet'le konuşacağım güzelim sen rahatça giyin üzerini." Dudağıma son kez öpücük kondurup çıktı.

Giyindiklerine bakarsak bugün şirkete gitmeyecekti sanırım.

Hızlıca pijamaları üstüme geçirip ben de odadan çıktım. Saat sabah 10 a geldiği için evdeki herkes çoktan uyanmıştı.

Yavaş yavaş alt kata indiğimde Firdevs hanım ve Zeynep'in kahvaltı yaptığını gördüm. Şimdi Firdevs hanımın dilinden kurtul kurtulabilirsen.

"Günaydın Adoşkom." Zeynep'e öpücük yollayıp Firdevs hanıma baktım.

"Günaydın." Dedim ona hitaben.

"Günaydın değil tünaydın olacak." Dedi yumurtasını kesip ağzına atarken.

"Geç otur hadi bizde yeni başladık." Diyerek devam etti.

Otururken bahçeye bakındım ama Savaş yoktu.

"Abim 10 dakika önce senin yanından indi Ada." Zeynep sesli bir şekilde gülünce dudaklarımı birbirine bastırıp ağzıma salatalık attım.

"Neşet'le konuşuyor." Dedi Firdevs hanım beni şaşırtarak.

Başımı salladım.

Tabağıma iki üç zeytin ve bir dilim peynir aldım.

Firdevs hanım tabağıma bakıp sessizce söylense de bana bir şey demedi.

Çayımdan içerken Savaş salona girmişti.

"Geç otur Savaş kahvaltıdan sonra konuşamadınız mı çocuğum." Firdevs hanımdı bunu söyleyen.

Savaş benim sağ tarafıma yani baş köşeye oturduğunda ilk işi benim tabağımı almak oldu. Masadaki yemeklerden tabağa doldurup geri önüme koydu ve kendi tabağına da bir şeyler doldurmaya başladı.

Firdevs hanım alttan alttan gülüyordu.

Zeynep'te ağzıyla wow işareti yaptığında az kalsın gülecektim.

Savaş ikimizin önüne ekmekte bıraktığında yavaş yavaş yemeye başlamıştım.

"Yemekten sonra seni bir yere götüreceğim." Savaş bana söylemişti bu cümleyi. Gülümsedim.

"Nereye." Dedim heyecanla.

Gülüp elini yüzüme atıp burnumu sıktı.

"Sürpriz."

Dudaklarımı büzdüm.

"Hazırlanayım o zaman gidelim hemen." Ayağa kalktığımda beni tekrar yerime oturttu. Firdevs hanım ve Zeynep sesli bir şekilde gülünce utanmıştım.

"Otur yavrum yemeğini ye ondan sonra gideceğiz bitir tabağını."

Yavrum dediği için bacağına vurdum.

Gözlerimle Firdevs hanımı gösterince bu sefer Savaş başını eğerek gülmüştü.

Kafasını iki yana sallayıp başını kaldırdı ve bana baktı.

"Beni kudurtmaya devam et gideceğimiz yerde çok eğleneceğiz güzelim." Sadece ikimizin duyabileceği ses tonuyla söylemişti bunları.

Sandalyemi ondan uzaklaştırdığımda kahkaha attı.

Firdevs hanım ve Zeynep'te bize bakarak gülüyorlardı.

Savaş sandalyemden tutup kendine yaklaştırdı.

Bana son kez bakıp yemeğini yemeye başladı.

Yemekten sonra Savaş yanıma bikini almamı söyleyince iyice heyecanlanmıştım. Sanırım Deniz'e gidiyorduk.

Üzerime beyaz uzun bir elbise giyinip koluma gerekli eşyalarımı koyduğum geniş hasır çantamı taktım.

Ayağıma da sandaletlerimi geçirdiğim de çok güzel olmuştum.

Hızlı hızlı odadan çıkıp aşağıya indim.

"Firdevs hanım.!" Son basamağa gelince Firdevs hanıma seslenmeye başladım.

İçeriden çıkıp yanıma gelince etrafımda döndüm.

"Nasıl olmuşum." Dediğimde gülümsedi.

"Eh işte." Dediğinde sesli bir şekilde güldüm.

"Eh işte." Dedim ben de onun gibi.

"Sanırım plaja gidiyoruz." Dedim sessizce.

Başını iki yana sallayınca onun nereye gideceğimizi bildiğini anladım.

"Firdevs hanım." Dedim kolunu tutup.

"Size söyledi mi Savaş." Dediğimde başını olumlu anlamda salladı.

"Bugün ayrı bir güzelsiniz söylemiş miydim." Söylediklerimle kahkaha attı.

"Hadi gitsene Savaş dışarıda seni bekliyor." Dedi.

Başımı sallayıp ona sarıldığımda o da anında kollarını bana sardı.

"Görüşürüz." Dedim ve hızlıca kapıdan çıktım. Arkamdan gülüyordu.

Savaş arabanın önünde sigara içiyordu. Benim çıktığımı görünce sigarayı yere atıp ayağıyla ezdi.

Kendi bahçene de atmazsın be adam.

"Hadi gidelim." Dedim onu beklemeden ön kapıyı açıp arabaya yerleşirken.

Kemerimi takarken Savaş'ta yüzündeki gülümsemeyle binmişti.

Çantamı uzanıp arka koltuğa koyduktan sonra Savaş'ın omzuna da öpücük kondurdum.

"Gidelim şoför bey." Söylediğime ben sesli bir şekilde gülerken Savaş beni izliyordu.

"Hadisene Savaş sür artık." Dediğimde o da bana doğru uzanıp dudaklarımı öptükten sonra yola çıkmıştık.

Yolda bir kaç kere nereye gittiğimizi sormuştum ama cevap vermedi.

Araba marina yoluna girdiğinde heyecanlanmıştım. Yatla açılacaktık.

Ellerimi çırptım.

"Yatla mı açılacağız." Bir yandan bana bir yandan yola bakarken başını salladı.

"Ya Savaş." Dedim başımı sağ omuzuna koyarken.

"Bu hareketlerinin devamını birazdan yine istiyorum." Güldüm.

Arabayı park ettikten sonra teknelerin olduğu yere geçip yürümeye başladık.

Savaş yatın yanında kaptanla konuşurken ben dolanıp binmiştim bile. Kaptan marinadan uzaklaşmaya başladığında şaşkınlıkla Savaş'a baktım.

"Sen mi kullanacaksın." Başını salladı.

"Ben kullanacağım yavrum." Dedi ve beni kucağına alıp arkalara gitmeye başladı.

Savaş motoru çalıştırdığında güldüm.

"Tut direksiyonu." Dediğinde elimdeki telefonu kenara bırakıp hemen yanına geçtim.

"Sabit tut." Dedi alttan bir yerlere basarken.

"Sağa kır çok hafif." Dediklerini yapıyordum. Yat hareket etmeye başlayınca kıkırdadım.

"Kullanıyorum." Dedim her şeyi Savaş yaparken.

Başımın üstünden öpüp ayaklarını bir yere koydu ve hızlı bir şekilde marinadan uzaklaşmaya başladık.

Savaş direksiyona elini koyup yatı düz döndürdüğünde ben bırakmıştım.

Belimden tutup beni kucağına oturttu.

Dikkatle önümüze bakıyordum.

"Bir kaç gün buradayız." Hemen başımı arkaya attım.

"Gerçekten mi." Dedim hevesle. Kollarımı boynuna doladım.

"Ama yanıma kıyafet almadım." Dedim tek sorun buymuş gibi.

"İçeride her şey var oradan ayarlarsın bebeğim." Tekrar önüme döndüm. Biraz daha açıldıktan sonra durdurmuştu motoru.

O arkaya gittiğinde ben de telefonumu elime alıp Zeynep ve Firdevs hanıma yatın fotoğrafını attım.

Üstten gelen bildirimlere tıkladığımda haberleri açmıştım. Magazin haberiydi.

Buraya gelirken fotoğraflarımı çekmişlerdi.

@GAZETEMAGAZİN:
ADA ALACALI VE SAVAŞ KOZCUOOĞLU MARİNA DA GÖRÜNTÜLENMİŞLER. KISA SÜRE SONRA DA SAVAŞ KOZCUOĞLUNUN YATIYLA AÇILMIŞLAR. ADA ÇOK GÜZEL DEĞİL Mİ ARKADAŞLAR BU KIZA KARŞI TÜM ÖNYARGIM BİTMİŞ BULUNMAKTA.

397.628 beğenme. 42.829 yorum

@instagramkullanıcısı: Bu kızı tanımıyordum dün bir programda gördüm ve dilim tutuldu keşke hep böylelerini ünlü yapsak.
@instagramkullanıcısı: Ben artık Ada Alacalı fanıyım
@instagramkullanıcısı: Adaaaa
@instagramkullanıcısı: Dün herkesi zort ettikten sonra yatta tatile çıkmış kraliçe
@instagramkullanıcısı: Ay bayıldım ben bu kıza
@instagramkullanıcısı: Savaş çok şanslısın kanka
@instagramkullanıcısı: Ya Adaa dünden sonra kaç kere izledim programı gerçekten tutuldum hayran kaldım
@instagramkullanıcısı: Savaş için hem hayranıyım hem sevgilisiyim demiş ben bu kızı yerim
@instagramkullanıcısı: Firdevs hanımla aralarının bozuk olduğunu hangi mal söylemişti.
@instagramkullanıcısı: Çok güzel bir kız gerçekten
@instagramkullanıcısı: Boyu 1.76 arkadaşlar
@instagramkullanıcısı: Artık en sevdiğim ünlü bu kız
@instagramkullanıcısı: Özür dilerim Ada senin gibi birine hakaret ettim dünden sonra pişman oldum
@instagramkullanıcısı: Takipçisi hızla artıyor
@instagramkullanıcısı: Çok güzel giyiniyor ya
@instagramkullanıcısı: Savaş neredee
@instagramkullanıcısı: Savaş bu kızla evlenir demedi demeyin.
@instagramkullanıcısı: Maşallah ya çok güzel ve zeki bir kız.
@instagramkullanıcısı: Ada alacalı herkesi kendine aşık ettin be kadın
@instagramkullanıcısı: Çok efendi bir kız ya Savaş'ın neden Ada'da takılı kaldığını dün anladım.
@instagramkullanıcısı: Tarz bir kız.

Yorumların bazısını okudum.

Çok tatlı şeyler yazılıyordu hakkımda. Özellikle dünkü programdan sonra.

Bir kaç saat sonra dolapta olan şeylerle yemek yapmıştım. Savaş denizdeydi.

Sofrayı hızlıca kurduktan sonra kenarlara giderek Savaş'ı aramaya çalıştım ama görünürde yoktu.

"Savaş.!" Duyacağını sanmıyordum ama bağırmıştım.

"Her şeyim." Arkamdan gelen sesiyle hemen ona doğru döndüm.

"Çıkmış mıydın." Dedim yanına giderken.

Saçlarından sular damlıyordu.

"Hadi yemek hazır çok açım." Dedim masaya doğru giderken ama kolumdan tuttuğu gibi kendine yasladı bedenimi.

"Ben de..ben de çok açım." Dudaklarıma bakarak konuştuğu için gülmüştüm.

"Umarım doyarsın Savaş." Dediğimde ikimiz de gülmüştük.

"Hiç sanmıyorum." Dedi ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Öpüşme derinleştiğinde Savaş beni kucağına alıp içeriye doğru götürecekken zor da olsa kucağından indim.

"Savaş çok güzel masa hazırladım önce yemek yiyelim." Dedim boynundan öpüp.

Savaş belimden tutarak masaya doğru yürümeye başladı.

"Yiyelim bakalım..yemek."

Savaş benim oturacağım sandalyeyi çektiğinde gülerek oturdum.

"Aferin hep böyle nazik ol hep böy.."

"Ada.!" Dedi sertçe.

"Tamam bir şey demedim."

O da karşıma geçtiğinde masaya baktı.

"Ellerine sağlık güzelim çok güzel olmuş her şey." Daha yemeden böyle diyordu.

"Ye hadi." Dedim. Tabağıma salata alırken.

Yemeklerimizi yedikten sonra Savaş beni tuttuğu gibi yatak odasına götürdü ve sabaha kadar tutkuyla birbirimize karıştık.

Öğlene doğru uyanmıştık ve banyoya girdiğimde her yerimin mosmor olduğunu görmemle çığlık attım.

"Hayvan, yabani misin sen Savaş." Yatakta bir kolu başının altında öylece bana bakıyordu.

"Dün öyle demiyordun." Dediğinde elimdeki tshirtü ona fırlattım.

"Bir daha bana yaklaşmana izin vermiyorum."

"Bak sen." Dedi yataktan kalkarken.

"Gelme." Dedim geri geri giderken.

"Sana yaklaşamazsam ben nasıl nefes alacağım yavrum bunu da düşündün mü.?" Elini belime atmıştı çoktan.

Dudakları boynumdaydı.

"Savaş, her yerimi mosmor yapmışsın bak." Boynumu görmesi için sağa yatırmıştım. Öptü.

"Bacaklarım bile mor." Dedim sitemle.

"Biraz sert davranmışım." Dedi sıkıntıyla.

"Üstümden dozer geçm.." Sustum. Ama o çoktan cümlemi anlayıp kahkaha atmıştı.

"Ulan Ada..ulan Ada sen böyleyken ben sana nasıl sert davranmayayım tutamıyorum lan kendimi." Ensemden tutup dudaklarımızı birleştirdiğinde tutkuyla karşılık vermeye başladım.

Savaş öpüşmemizi kesip ayrıldı.

"Bugün iskeleye yanaşıp bir yere gideceğiz." Dedi.

Başımı salladım.

"Hazırlanayım çıkalım bir tanem olur mu.?" Ona da başımı salladım. Banyoya gittiğinde ben de yatağa oturdum.

Dün Savaş'ın çektiğim iki fotoğrafını instagrama atmak istedim. Fotoğrafları seçip attım.

@adalacali: Atanamamış Disney prensesi.
@savaskozcuoglu

7.927.025 beğenme. 521.820 yorum

@zeynepkozcuoglu: KAHKAHA ATTIM.
@instagramkullanıcısı: Ölücem şimdi.
@instagramkullanıcısı: Romantiklik yapınca ben
@instagramkullanıcısı: İlk defa Savaş'ı paylaştı ama gülmekten altıma yapacağım
@instagramkullanıcısı: Fotoğraflarla açıklamayı bağdaştırmaya çalışırken ben
@instagramkullanıcısı: Dağ gibi adama prenses demezsin Ada
@instagramkullanıcısı: Çığlık attım
@instagramkullanıcısı: Bu kız niye çok komik aq
@instagramkullanıcısı: Amk açıklamaya bak
@instagramkullanıcısı: Savaşa nasıl prenses dedin aq kızı
@instagramkullanıcısı: çok komik lan bu kız
@instagramkullanıcısı: Sevgilimi bu açıklamayala paylaşmayacaksam niye sevgilim.
@instagramkullanıcısı: Anırdım
@instagramkullanıcısı: Açıklamaya kalbimi bıraktım
@instagramkullanıcısı: Savaş gibi birine nasıl prenses dersin ya iki saattir gülüyorum
@instagramkullanıcısı: Çok tatlılar amk
@instagramkullanıcısı: Böyle bir ilişki nasip et allahım.
@instagramkullanıcısı: Savaş prensesli kekim
@instagramkullanıcısı: öldüm gülmekten
@instagramkullanıcısı: Çok komik ya açıklamaya beş gün gülebilirim.

Yorumları gülerek okudum.

Savaş banyodan çıktığında beni başımdan öpüp motoru çalıştırmak için dışarı çıktı.

Fotoğrafı hala görmemişti.

İskeleye yanaştığımızda ben de Savaş'ın yanına gittim. Sigara içiyordu.

"Hadi bebeğim." Dedi elini bana uzatıp.

Çantamı da almıştım.

Önden Savaş inince beni de karnımın iki yanından tutup indirdi.

Otel gibi bir yere gelmiştik.

"Burada mı kalacağız bugün." Dedim yürürken.

"Evet." Dedi.

Etrafa baktım.

Odaya geçtiğimizde hemen balkon kapısını açıp manzaraya baktım.

Çok güzel bir yere gelmiştik.

"Savaş gel gel şuraya bi bak." Arkaya doğru bağırıp tekrar manzaraya bakmıştım.

"Ada.!" Gözlerim kocaman açıldı.

Fotoğrafın açıklamasını görmüştü kesin.

"Sen beni delirtecek misin Ada..ne yazmış açıklamaya Allahım..sabır..sabır." Kıkırdadığımda susup bana baktı.

"Sana şaka yapmak için öyle yazdım." Dediğimde yanıma yürümeye başladı.

"Ben de sana şaka yapmak istiyorum." Dudaklarım kapalıyken ağzımdan istemsizce gülme sesi çıkınca bu sefer sesli bir şekilde güldüm.

"Gel hadi bahçede fotoğraf çekelim." Dedim ama o hala sinirliydi.

Yine de kolunu omzuma atıp başımdan öptü.

"Bir şey diyemiyorum ki sana amına koyayım." Kendi kendine konuşuyor gibiydi.

Biraz bahçeye çıktık. Savaş'a fotoğraflarımı çektirdim. Denize girdik.

Kıyıda yürüdük.

Biraz öpüştük.

Ada gibi bir yere gelmiştik ve her yeri gezmiştik.

Savaş bir sürü fotoğrafımı çekmişti.

Hatta bir kaç tanesini paylaşmıştı.

@savaskozcuoglu: Hayatımın aşkı ♥️

8.720.098 beğenme. 287.026 yorum

@zeynepkozcuoglu: Ada'nın açıklaması daha güzeldi.
@instagramkullanıcısı: Adamın profili full Ada dolu aq
@instagramkullanıcısı: Böyle bir aşk var mı ya
@instagramkullanıcısı: Şaka mı bu paylaşımlar
@instagramkullanıcısı: ada'nın bikinili fotolarını atmaması kaç şuan.
@instagramkullanıcısı: Lan sizi yerim
@instagramkullanıcısı: Benim bundan sonda best çiftim Savaş ve Ada
@instagramkullanıcısı: Abi açıklamayı silsen olur mu bir arkadaş üzülüyor da
@instagramkullanıcısı: Ya çok tatlılar amk
@instagramkullanıcısı: Manitasının bir yerlerini göstermeyen adam gibi adam Savaş abim.
@instagramkullanıcısı: Ben de böyle bir aşk istiyorum nolur ya
@instagramkullanıcısı: Türkiyenin en iyi çifti
@instagramkullanıcısı: Abi nasıl aşıksa kızın üç kendinin sadece bir fotosunu atmış
@instagramkullanıcısı: helal lan yusufi
@instagramkullanıcısı: Ada'nın açıklaması > bu açıklama
@instagramkullanıcısı: Ada çok tatlı lan
@instagramkullanıcısı: Peki asla kızın açık fotolarını atmaması shfjdkdm
@instagramkullanıcısı: Ben de geri dönemesi için ritüel videoları izliyorum hayata bak amk
@instagramkullanıcısı: Çok güzelsiniz.

Savaş'ın attığı fotoğraflara güldüm. Bilerek hepsini kapalı seçmişti.

Bugün ben de onun bir sürü habersiz fotoğrafını çekmiştim. Hatta Bir kaç tanesini seçip attım.

@adalacali: Seviyorum. ♥️

6.927.027 beğenme. 78.028 yorum

@instagramkullanıcısı: Bizde kocanı çok seviyoruz valla
@instagramkullanıcısı: Savaş sevilmez mi
@instagramkullanıcısı: Ada sen iyisin ama kocan da adam çıktı
@instagramkullanıcısı: Savaş gülüyor ya lan....
@instagramkullanıcısı: Lan bunlar evlenirler demedi demeyin
@instagramkullanıcısı: Oha fotolara bak bayılmaya gidiyorum
@instagramkullanıcısı: Çok güzeller amk
@instagramkullanıcısı: Ada sana aşık oldum lan çok tatlısın
@instagramkullanıcısı: Savaşı ilk defa gülerken gördüm
@instagramkullanıcısı: İkisi de o kadar şanslılar ki
@instagramkullanıcısı: Evlenin ve çocuk yapın
@instagramkullanıcısı: Çok güzelsiniz
@instagramkullanıcısı: Çocuk yapmanız gereken konular var
@instagramkullanıcısı: Abla fotoları siler misin bir arkadaş çok üzülüyor da
@instagramkullanıcısı: Böyle bir hayat istiyorum
@instagramkullanıcısı: İlk defa savaşı gülerken gördüm
@instagramkullanıcısı: Çok güzeller

"Ada hadi yavrum." Savaş'ın sesiyle oturduğum yerden kalkıp içeriye geçtim.

Burada ikinci günümüz bitmişti ve biz yarın dönecektik.

Hiç istemiyordum. Burada böyle baş başa olmayı çok sevmiştim.

"Banyoya girelim mi.?" Dedi Savaş.

"Su tasarrufu diyorsun." Dedim düşünüyormuş gibi.

"Öyle diyorum bir tanem." Dedi belimden tutarken.

"Tamam o zaman." Dedim kıkırdarken.

"Davete icabet etmek gerekir." Diyordum banyoya doğru giderken.

Savaş'ta gülmüştü.

Tshirtünü başından çıkarttıktan sonra benim de tshirtümü çıkarttı.

İçimde bikinim vardı. Şortumu da çıkarttığında baştan aşağı beni süzdü.

"Ben bikinilerimle duş alacağım." Dediğimde üzerimdeki son parçaları da çıkartmıştı bile.

"Paralel evrende alırsın o şekilde benim yanımda alamazsın." Birden beni kucağına aldığında omzuna vurdum.

"Biraz saygı duy bana." Dedim alaylı sesimle.

"Duyacağım birazdan dur sen." Dedi bacağımı okşarken.

Boynunu öpmüştüm.

Savaş'ta üzerindekileri çıkarttığında yanıma gelip kucağına aldığında bacaklarımı kalçalarında birleştirdim. Altımda hissetmeye başladığım sertlikle inledim.

Savaş beni çıldırtmak ister gibi yavaş hareketlerle vücuduma dokunuyordu. Ellerimi yüzüne koyup dudaklarımızı birleştirdiğimde hemen karşılık vermeye başladı.

Öyle bir öpüyordu ki. Dudaklarım davul gibi şişiyordu.

"Hazır mısın güzelim." Dedi.

Başımı bekletmeden salladığımda tutkulu dakikalarımıza bir yenisi daha eklenmişti.

Savaş beni duşa kabine yasladığında zorlukla konuştum.

"Savaş, yeter."

Son bir kez daha birlikte olduktan sonra kucağında benimle beraber fıskiyenin altına geçmişti.

"İyi misin." Dedi boğuk ve nefes nefese sesiyle.

"İyiyim." Dedim yorgun sesimle.

"Uyuyacağız hemen bebeğim ağrın yok değil mi."

Başımı iki yana salladığımda burnumun üstünden öptü. Oradan gözlerime çıktı. Alnımı da öpüp ayrıldı.

Beni yıkadıktan sonra onu beklemeden duşa kabinden çıktım çünkü çok yorgundum. Bornozla yatağa yattım.

Yatar yatmaz zihnim kapanmıştı. Bir ara Savaş'ın saçımı kuruttuğunu anlamıştım ama uyanamamıştım. Neredeyse altı saate yakın banyoda kalmıştık.

Savaş'a doyumsuz derken şaka yapmıyordum.

Sabah erkenden uyanıp eve doğru yola çıkmıştık. Marinaya geldiğimizde yatak odasındaki eşyalarımızı toplayıp çantama attım.

"Hazır mısın yavrum."

"Geliyorum.!" Diye seslendim.

Marinadan çıkıp arabaya geçtik ve hızlıca yola çıktık.

"Evi özledim." Dedim yolu izlerken.

"Sen yanımdayken bir yeri özleyemiyorum." Dedi bana karşılık.

Gülümseyip elimi yüzüne koydum.

"Dün çok yordum seni değil mi bir daha dur dediğinde duracağım bir tanem özür dilerim." Omzundan öptüm.

"Dün yormadın Savaş, öldürdün." Dedim gülerek.

Dudakları kıvrıldı.

"Pislik misin bir de gülüyorsun." Dedim kızgınlıkla.

"Sende gülüyorsun Ada." Dedi o da şaşırarak.

"Ben gülebilirim." Dedim kendimi sağ tarafa çevirerek.

Sağ elini bacağıma koyup beni döndürmeye çalıştı ama bakmadım.

Canım şu an trip atmak istediği için trip atıyordum.

Sebebi yoktu.

"Hay ben gülen ağzımın amına koyayım tamam mı Ada dudağımın da ecdadını sikeyim." Gülmek istedim ettiği küfürlere.

Eve gidene kadar telefonumla ilgilendim.

Demir Burak mesaj atmıştı ama bakmamıştım. Bakmak istemedim çünkü geçen çıkan haberlerde onun parmağı olduğunu düşünüyordum. Hiç birine güvenemiyorum.

Her şeyi yapabilecek insanlar.

Savaş Arabayı evin önüne park ettiğinde inecekken kolumdan tutup inmeme izin vermedi.

"Ada senin canın trip mi atmak istiyorum bebeğim anlayamıyorum." Dedi elini yüzüme atıp saçlarımı okşarken.

"Evet." Dediğimde şaşırmıştı.

Onun şaşkınlığından yararlanıp arabadan indim.

Yürürken dudaklarımı gülmemek için birbirine bastırdım.

"Ada." Gelip kolumdan tuttu.

Kapının önünde duruyorduk.

Alınlarımızı birleştirip konuştu.

"Beni peşinde koşturmaktan zevk mi alıyorsun güzelliğim." Burnumun üstünden öptü.

"Evet." Dedim yine. Her evet diyişimde ne diyeceğini bilemez bir halde bakmasına gülmek istiyordum.

"Ada." Dedi beni kendine bastırırken.

Gözlerimi kapattım.

"Savaş." Dedim ben de fısıltıyla.

"Senin peşinden koşmak neden hoşuma gidiyor." Gözlerimi açtım. Buna şaşırmıştım.

"Tahminlerime göre bana aşık olmuşsun." Dediğimde dudakları kıvrıldı.

"Tahminleri sikeyim aşığım zaten." Bu sefer benim dudaklarım kıvrıldı.

Dudağımı yavaşça dudaklarının arasına aldığında ellerimi yanaklarına koydum. Biz bu şekilde öpüşmeye devam ederken duyduğumuz sesle beraber ikimiz de şaşkındık.

Sinem gelmişti. Elinde bir poşetle bize doğru yürüyordu. Savaş'tan ayrılıp şaşkınlıkla Sinem'in hareketlerini izliyordum.

"Savaş." Dedi gözleri parlayarak Savaş'a bakarken.

Bana bakıp baştan aşağı süzdükten sonra tekrar Savaş'a baktı. Elindeki poşeti havaya kaldırdı.

"Seviştikten sonra giydiğim gömleğin, eskileri toplarken buldum al." Poşeti Savaş'a uzattığında ağzımda aynı şekilde açıldı.

Tekrar bana döndü.

"Naber Ada."

"Sinem bir siktir git lan elimde kalacaksın siktiğimin gömleği için.!" Savaş sesini yükseltip sinirle konuştu ama Sinem güldü.

"Eski günlerimizi özlediğini biliyorum." Gözlerimi kapatıp açtım.

Savaş, Sinem'in kolundan sertçe tutup demir kapıya doğru sürüklemeye başladığında Sinem hala konuşuyordu.

Elimdekilere yere bırakıp hızla arkalarında koştum.

BÖLÜM SONU

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayalım lütfen..

Oy sınırı 345
Yorum sınırı 250

Oy verenler ve yorum yapanlar, kitaba yeni bölüm gelsin diye hayalet okuyuculara sitem edenler sizi seviyorum...♥️