30. bölüm · SÖZLEŞME
30
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın aşklarım..
🚨: Beni buradan takibe alabilirsiniz duyurular için..
Oy sınırı: 490
Yorum sınır: 300
Yorumlarınızı bekliyorumm.
|sınır geçmeden bölüm gelmeyecek|
"Sana ölüyorum ben Ada, içim gidiyor sana bakarken, öperken içim gidiyor." Elleri karnımda birleşti.
Ben de ellerimi onun elinin üzerine koydum ama o hemen ellerimi avuç içlerine alıp karnımda öyle birleştirdi.
Savaş'ın kokusuyla ve boynumu ard arda öpmesiyle yavaş yavaş mayışıyordum.
Bugünü de atlatmıştık.
Bebek iyiydi.
Ben de iyiydim.
Her şey güzeldi.
Başımıza geleceklerden habersiz Savaş'ın kollarında huzurla uykuya daldım.
**************
Dört ay sonra
Gözlerimi zor da olsa açtıktan sonra etrafıma baktım.
Karnımın altındaki yastığı yavaşça çekip sırtımı yatak başlığına yasladım.
Esnedikten sonra telefonuma uzandım. Hala etrafı buğulu görüyordum.
Bir elim karnımda bir elim telefonda Savaş'ı arıyordum.
"Bebeğim." Gülümsedim sesini duyunca.
"Ada'nın kocası beyefendi." Dediğim de Savaş güldü. Ben de öyle.
"Mutfaktayım bir tanem geleceğim birazdan annem de burada." Yataktan çıkmıştım bile.
"Ben de geleyim mi.?" Dedim masum sesimle.
"Bekle geliyorum beraber ineriz yavrum." Başımı sallıyordum görecekmiş gibi.
"Bekliyoruz o zaman." Dedim ve kapattım.
Hızlıca banyoya girip işlerimi hallettim. Elimi yüzümü yıkarken odanın kapısı açılmıştı.
Savaş banyonun kapısı açık olduğu için kapının pervazına yaslanmış bana ve açıkta kalan göbeğime bakıyordu.
Havluyu yerine bırakıp hemen kollarımı ona sarmaya çalıştım ama göbeğim yüzünden tam olarak sarılamıyorduk.
"Ya Savaş." Dedim ağlamaklı bir sesle.
"Tamam Ada sarılıyorum işte." Dedi saçlarımın üstünden öperken.
"Tam sarılamıyorum." Sesim ağlamaklı çıkınca Savaş derin bir nefes alıp yüzümü iki elinin arasına aldı.
"Bir tanem son bir ayımız daha var biliyorsun iki gün önce de konuştuk." Başımı salladım.
"Hadi İnci'nin odasına gidelim." Elini tutup önden yürüdüğüm de dudakları kıvrıldı.
Odasını iki kere değiştirmiştik geçen ay. Hepsi benim kararsızlığım yüzündendi.
Bir türlü içime sinmemişti ama son yapılanı çok beğenmiştim.
Seçtiklerimiz çok güzeldi.
Dolabında bir sürü kıyafet vardı şimdiden. Dayanamıyordum gördüğüm her şeyi alıyordum. Tabi bu süreçte Savaş'ın burnundan getirmeyi de ihmal etmiyordum.
Kapıyı açtığımda bizi karşılayan hoş kokuyla gülümseyip Savaş'a baktım.
Alnımdan öptükten sonra beni arkaya doğru döndürdü ve arkadan sıkıca sarıldı.
Elleri karnımdaydı.
"Bir süre burayı kullanmayacak biliyorsun değil mi her şeyim." Başımı salladım.
"Bizim yanımızda kalsın daha iyi." Duvarlara bakıyordum.
Çok güzel olmuştu bebeğimizin odası. Tamam biraz abartmıştım ama ilk çocuğumdu.
O yüzden böyle heyecan yapmıştım.
"Akşam mı gideceksin.?" Diye sordum.
"Evet güzelim."
Şehir dışına gidecekti. Ankara'ya hem de 2 gün.
"Ya bir şey olursa." Dememle sinirlendi.
"Söyleye söyleye bir şey olduracaksın Ada şunu söyleyip durma." Arkamdan çekilmişti.
Buna da bir şey söylenmiyor sanki kendisi hamile.
"Ne var Salih gitse niye sen gidiyorsun...Doğuma kadar gitmeyeceğim dedin bu ne şimdi.!" Sesim yükselmişti.
Ellerini saçlarının arasından geçirdi.
"Ada...Gerçekten sıkıldım." Alnım kırışacak şekilde kaşlarımı çattım.
"Sıkıldın.?" Dedim ben de ona dönerek.
Odanın kapısı açıldığında gülerek giren Firdevs hanıma baktım.
"Burda mıydınız çocuklar hadi kahvaltı hazır Ada gel hemen ye açsındır sen." Yanıma geldi ama ben sadece Savaş'a bakıyordum.
Etrafı bulanık gördüğümde ağlayacağımı anlamıştım.
Firdevs hanımın kolundan çıkıp Savaş'a hızlıca vurdum. Göğüsüne doğru vuruyordum.
"Biliyordum böyle olacağını, ilk günden biliyordum aptal gibi sana inanıp aşık oldum.! Sıkıldıysan defol git Savaş.! Bir daha sakın yanıma gelme hangi cehenneme gidiyorsan git.!"
"Salaklık ben de bir de senden çocuk yaptım.!" Gözyaşlarım akmaya başladığında Savaş ensemden tutup beni göğüsüne yapıştırdı ama hala omzuna vuruyordum.
"BIRAK.!"
"Senden sıkıldım demedim Ada başka taraflara çekme." Hıçkırdığımda küfür ediyordu.
"Ağlama özür dilerim o açıdan söylemedim bir tanem ağlama...Ada."
"Ne söyledin yine Savaş, oğlum sen delirdin mi kız neredeyse sekiz aylık hamile niye abuk subuk konuşuyorsun." Firdevs hanım da bana destek çıkıyordu.
Ellerimi yüzüme atmış Savaşın göğüsünde ağlıyordum.
"Senden sıkıldım demedim Ada alınganlıklarından sıkıld.." Daha çok ağladım.
Firdevs hanımda Savaşın omzuna vurdu.
"Savaş sus." Dedi Firdevs hanım.
Savaş'tan zorlukla ayrılıp odadan çıktım. Kendi odamıza geçtim. Doğru düzgün yürüyemiyordum bile karnım çok büyümüştü.
Yatağa tekrardan uzanıp gözlerimi kapattım.
Sıkmıştım onu.
3 ayda sıkılmıştı. Bu süreçte hep benimleydi şirkete çok fazla gitmiyordu hatta ikimizde evden çok çıkmamıştık.
Sürekli benimle vakit geçirmekten mi sıkılmıştı bilmiyorum.
Sanırım.
Bir işi çıktığı zaman ısrar edip kalmasını istiyordum o da beni kıramayıp tüm işlerini iptal ediyordu.
Bunu yapmam bencillikti ama korkuyordum. Savaş yokken bebeğimle tek kalmaktan korkuyordum. Ona bir şey olursa bir şey yapamazdım ama Savaş yapabilirdi. Ayrıca doğuma kadar Savaş'la vakit geçirmek istiyordum.
Aptalca bir düşünce olabilir ama benim için bu böyleydi. Tek kalmak istemiyordum. Savaş yanımda olsun istiyordum.
Sırtıma zorlukla yastık koyup yorganı üstüme çektim. Üşümüştüm.
Karnıma sarılıp uyumaya çalıştım.
Aptal Savaş.
Odanın kapısı açılınca diğer tarafa dönmeye çalıştım ama karnımdan dolayı bu pek mümkün olmadı.
Savaş önce bana sonra yorgandan görünmeyen karnıma bakıp başını yana çevirip söylendi. Şu an ondan tarafa dönüktüm ve başka tarafa dönemezdim.
"Gider misin sıkıldım." Dediğimde yatağa oturup yorganı biraz üstümden çekti.
Çeneme kadar çektiğim için biraz omuzlarıma indirmişti.
"O anlamda söylemedim diyorum dinleyecek misin."
"Hayır sıkıyorsun beni konuşma." Sıkıyorsunu bastıra bastıra söyledim.
Ellerimi yorganın içinden bulup dışarı çıkarttı.
"Ada işlere beni göndermemenden sıkıldığımı söyledim senden sıkılmadım bu zaten imkansız bir şey sen bunu bilmiyor musun." Sakin sakin konuşuyordu.
"İşlerime karışılmasını sevmediğimi biliyorsun ve buna rağmen ben üç aydır sen ne dersen onu yapıyorum Ada. Gitme diyorsun gitmiyorum, acil diyorum gözlerini dolduruyorsun yine gitmiyorum, buraya çağırıyorum insanları çalışma odasında çok kaldım diye ağlıyorsun." Derin bir nefes alıp verdi.
"Seni kırmak istemiyorum Ada sadece iş konusunda sıkıldım, bunaldım. Mahzene gitmem lazım gidemiyorum, toplantılara giremiyorum hepsi senin için."
Bakışlarım iç içe geçmiş ellerimizdeydi.
Böyle söyleyince kötü olmuştum. Hepsini yapmıştım ama o an fark etmemiştim bu kadar saçma şeyler yaptığımı.
"Şirket karışmış durumda, her şey birbirine giriyor Ankaraya gidip mahzenden bir kaç kişiyle görüşmek zorundayım."
"Üç aydır yokum diye hem şirket hem de mahzende sorunlar var Ada. Ve ben burada durmuş hala senin gitme demelerini dinliyorum kendini biraz benim yerime koyar mısın sadece bir kere. Seni kırmakta istemiyorum amına koyayım ama olmuyor gitmek zorundayım Ada"
Bir şey söyleyemedim haklı sözlerine.
Haklıydı.
Ona üç aydır fazla kapris yapıyordum. Ama bilmeden yapıyordum. Fazla duygusaldım yanımda onu istiyordum.
O yokken korkuyordum.
Ellerimi kaldırıp dudaklarıma götürdüğümde gözlerine baktım. O zaten bana bakıyordu.
Bir elini yüzüme koyup okşamaya başladı.
"Beni anlıyorsun değil mi yavrum." Başımı salladım.
Hafifçe tebessüm edip alnımdan öptü.
"Kurban olurum sana. Bebek yüzünden böyle olduğunun farkındayım güzelim duygusalsın, alıngansın, beni yanında istiyorsun." Hepsi doğruydu.
"Savaş." Dedim titrek sesimle.
"Özür dilerim." Başımı hemen göğüsüne bastırdı.
"Dileme Ada, özür dileme her şeyim." Gözlerimi kapattım ama dudaklarım titriyordu.
"Beraber vakit geçirelim istiyorum." Derken ağlamaya başladım.
Aklımdakileri ona söylersem çok kızcağını biliyordum. Ama söyledim.
"Belki...Savaş belki doğumda." Dememle yüzümü kaldırıp ona bakmamı sağladı.
"Sakın.! Sus.!"
Gözyaşlarım akıyordu.
"Seninle vakit geçirmem lazım." Bir şey olur da ona doyamazsam.
"Bir şey olurs.."
"ADA.!" Beni bırakıp yataktan sinirle kalktı.
"Aptal aptal şeyler düşünme.!" Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım.
"Risk var biliyorsun." Dedim kısık ve ağlayan sesimle.
Elini kapıya vurduğunda yerimde sıçradım.
"SUS DİYORUM ADA BİR ŞEY OLMAYACAK SUS.!" Gözlerimi kapattım. Hala gözyaşlarım akıyordu.
"Duydum sizi." Dediğim de şaşırdı.
"Ne du.." Son anda hatırlamış gibi sustu.
"Saçma sikik olacak şeyleri söyledi olacak demedi.!" Elini bir kere daha vurdu.
"O yüzden mi dibimden ayrılmıyorsun Ada ÖLECEĞİNİ SANDIĞIN İÇİN Mİ.!"
Elimle dudaklarımı kapatıp öyle ağlamaya başladım.
Neva hanım ona tüm riskleri ve doğumun zor geçeceğini söylemişti.
Doğumun iyi geçme olasılığını bile hesapladığını söyledi. %55.
"Savaş b.."
"KONUŞMA, SEN BUGÜN KONUŞMA ADA.!" Öyle bir bağırıyordu ki odaya Firdevs hanım girdi.
"Savaş.! Ne bağırıyorsun ben sana ne diyoru.."
"Niye yanımdan ayrılmıyormuş biliyor musun Anne.!" Eliyle beni gösterip bağırıyordu.
"Doğumda öleceğini düşündüğü için benimle daha fazla vakit geçirmek için bir saniye bile yanımdan ayrılmıyormuş.!" Firdevs hanım korkuyla bana baktı.
"Ada." Dedi Savaş'ın az önce kalktığı yere otururken.
"Ada öyle bir şey olmay.." Bu sefer de ben Firdevs hanımın sözünü kestim.
"Duydum, duydum olabilir dedi Neva hanım hazırlan..."
"LAN SUS SUS ADA SUS.!" Yanındaki komodine tekme atıp hızla odadan çıktı.
Savaş'ın arkasından öylece baktım.
Firdevs hanım hala şaşkın ve şok olmuş gibi bana bakıyordu.
"Sen bana o yüzden...o yüzden mi." Yutkundu.
"İnci'yi o yüzden mi bana emanet edip duruyorsun sen." Acıyla gözlerimi kapattım.
Firdevs hanım çenemi sertçe kavrayıp omzuma vurdu.
"Bana bak Ada sen anne dayağı yemedin galiba hamile oluşuna bakma seni ayağımın altına alırım aptal aptal şeyler düşünme.!" O da bağırmıştı.
Burnumu çektim.
"Salak.!" Dedi tekrardan.
"Söylediklerin aklıma geldikçe delireceğim şimdi." O da elini başına atıp yataktan kalktı.
Etrafında bir iki kere döndü.
"Ben dışarı çıkınca İnci size emanet ben dışardayken İnci'ye iyi bakın..ben dışardayken İnci'ye beni anlatın.!" Söylediklerimi söylüyordu.
"Dışardayken değil ben ölünce diyordun içinden içinden değil mi.!" Ellerini iki yana kaldırıp yumruklarını açıp kapattı.
"Ben delireceğim şimdi Savaş'ın halini düşünemiyorum elim ayağım titriyor." Gelip tekrar yatağa oturdu ama bana bakınca tekrar kalkıp odada tur atmaya başladı.
"Bana niye söylemedin...niye gelip konuşmuyorsun, neden anlatmıyorsun içindekileri Ada." Dedi.
Dışarıdan gelen silah sesiyle korkuyla Firdevs hanıma baktım.
Bir silahtan sıkma sesleri geliyordu. Yanına Savaş'ın bağırtısı da eklenince ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başladım.
Bu kadar mı sinirlendirmiştim onu.
Neva hanım doğum riskli dediğinden beri Savaş'la yapışık ikiz gibiydik. Bazen uyurken onu izliyordum.
Her anını aklıma kaydetmeye çalışıyordum.
Uzun uzun onu izliyordum. Doğuma kadar her vaktimizin beraber geçmesini istemiştim sadece. Ne olacağını bilmiyordum ama olacaklara kendimi hazırlamaya çalışıyordum.
Hoş bunları benim yapmam ne kadar mantıklı bilemiyorum sadece...Savaş'ı özlemek istemiyorum. Özlemek zorunda kalmak istemiyorum.
Onun yanında kalmak, beraber bebeğimizi büyütmek istiyordum.
Omzularım sarsılınca artık sesli bir şekilde ağladığımı fark ettim.
Firdevs hanım elini uzattı ama yarı yolda geri çekti. Parmaklarımdaki aralıklardan hissedebiliyordum.
"Doğumda bir şey olmayacak sende İnci'de sağ salim yeniden eve geleceksiniz ne düşündüğünü az çok tahmin etmeye başladım ama o düşündüklerin olmayacak Ada."
Ama olabilirdi de.
Bunu düşünmek zorundaydım. Bana bir şey olursa bebeğimi emanet ettiğim kişilerin olduğunu bilmek zorundaydım.
"Beni anlamıyorsunuz ona bakacağınızı bilmem lazım." Tekrar omzuma vurdu.
"Sen gerçekten bugün beni katil edeceksin sus.!"
Bir şey demeden o da sinirle odadan çıktı.
Tek kaldığımda tekrar ağlamaya başladım.
Aşağıdan hala Savaş'ın silah sıkma sesleri geliyordu.
Savaş sadece sinirini atmak için boş silah sıkardı. O da bir kaç saniye. Şu an on dakikadır sıkıyordu.
Karnıma sancı girince hemen uzandım. Sakinleşmeye çalıştım ama ağlamalarım devam ediyordu.
İkisi de beni anlamıyordu.
Gözümün arkada kalmasını istemedim sadece.
Savaş'la doya doya vakit geçirmek istedim.
Benim için kolay bir şey mi sanıyorlardı.
Ellerimi karnıma koyup gözlerimi kapattığımda silah sesleri sustu.
Onun yerine bir kaç kırılma sesi gelmeye başladı.
Bahçedeki eşyaların kırılma sesleri.
Uzun yastığı karnımın altına ve arkama dolayıp yan döndüm.
Hala gözyaşlarım akıyordu.
Aptal aptal şeyleri düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum.
Neva hanım öyle ciddiyetle Savaş'la konuşunca içime korku düşmüştü.
O Allahın cezası pislik öyle huzursuz etti ki beni..İçime öyle bir kurt düşürdü ki.
Aklıma gelen saçma sapan şeyle bir kaç saniye güldüm.
Moladan sonra tekrar ağlamaya geri döndüm.
Burnumu çekip gözyaşlarımı siliyordum. Kapı tıklatıldığında elinde kahvaltı tepsisi ile Sevda abla gelmişti.
"Yemeyeceğim Sevda a.." Dedim ama arkasında gördüğüm Savaş'la beraber sözlerimi yarıda kesip gözlerimi de hemen ellerime çevirdim.
"Bırak sen Sevda abla nasıl yemeyecekmiş izleyeyim." Sevda abla sabahtan beri olan kavgalarımızı duyduğu için bana sadece gülümseyip hızla odadan çıktı.
Tepsiyi yan tarafıma bırakmıştı.
"Banyodan çıkana kadar tepsi bitmiş olsun." Banyoya geçip kapısını tüm gücüyle çarptığında yerimde sıçradım.
Dudaklarım titreye titreye elime çatalı alıp yemeye başladım.
Ağzıma salatalık attığımda gözümden de yaşlar akıyordu.
Gözyaşlarımı silip yemeye devam ettim. Hem kavga etmek istemediğimden hem de bebeğim için yiyordum.
Bu kavga çıkmamış hali yani.
İç çekişlerimle ağlamalarımla tepsidekilerin çoğunu yemiştim.
Peçete ile ellerimi silerken banyo kapısı yine sertçe açıldı ve bilerek tüm gücüyle kapıyı sökecek bir şekilde kapattı.
Öfkeli gözlerle bana baktığını biliyordum ama ona bakmadım.
Bir kaç dakika banyo kapısının önünde durup baktıktan sonra havluyu duvara fırlatıp giyinme odasına geçti.
Gidecekti ve biz böyle küs ayrılacaktık.
Dönene kadar benimle barışmazdı biliyorum. Sadece tek kelimemle böyle oluyorsa diğer ihtimali düşünmek istemiyorum.
Olmaması için sadece dua edebiliyorum.
Onu bırakmak istemiyorum ki.
Onu ve İnci'yi.
Gözlerimi acıyla kapatıp sırtımı başlığa daha çok bastırdım. Karnımda hala biraz sancı vardı.
Ama arada bir olan ve geçen sancılar gibiydi.
Ellerim göbeğimde başımı arkaya atmış düşünüyordum. Düşünmek istemiyorum ama aptal aptal ihtimalleri düşünüyordum.
Savaş'ın korumalarla konuşmak için aşağıya indiği gece mal gibi ona mektup yazmıştım. Korkuyordum.
Pek iyi değildim. Biliyorum.
Giyinme odasının kapısı açıldığında adım sesleri hiç durmadan odadan çıktı.
Gözlerimi açtım.
Gerçekten gitmişti.
Ne bekliyorsam.
Delirtmiştim onu. Tek sözümle bu hale gelmişti.
Şu an ona söylediğim şeyleri düşünüp sinirlendiğini biliyordum.
İnci'nin bakımıyla ilgili her şeyi detaylı anlatmalarımı şimdi daha iyi anlıyordu. Onu hangi okula göndermek istediğimi bile alttan alttan söylemiştim.
Nasıl yetiştirmek istediğimi her detayına kadar her gece bilerek anlatıyordum. Daha bir sürü detay.
Bana ne kadar kızgın olduğunu tahmin bile edemezdim.
"Söyle o aptala kendine gelsin anne.!"
Savaş'ın sert sesi odaya kadar geliyordu.
"Ben hayallerini anlatıyor sanıyorum hanımefendi yokluğunda bebekle ne yapmam gerektiğini söylüyormuş delireceğim şimdi ırzını siktiğimin evinde lan beş yaş için kıyafetler seçti bunun içinmiş.!" Sesi yüksekti üst kata kadar geliyordu.
Onu o kıyafetlerin içinde görmek istemiştim sadece. Görmesem bile giyeceğini bilmek istedim.
Gözlerim tekrar acıyla kapandı. Onu sarılarak öperek göndermek istiyordum ama bu durumda beni yanına yaklaştıracağını bile düşünmüyorum.
Zaten ağlamaktan şişen gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. Bebekten dolayı günde 14-15 saat uyuyordum.
Son on gündür fazla uyumaya başlamıştım.
Derin bir iç çektiğimde bedenim sarsıldı. Yataktaki tepsiye dikkat ederek yan döndüm. Yorganı tekrardan çeneme kadar çekil bacaklarımı da karnımın izin verdiği kadar kendime çektim.
Geçen yarım saatin sonunda zihnim kapanıyordu. Uykuya geçecekken kapı açıldı ama ben gelenin Savaş olmayacağını bildiğim için gözümü bile açmadım.
Tepsinin yataktan alındığını zar zor algılayabiliyordum.
"Ada...Ada." Sevda ablanın sesiydi ama cevap veremedim.
"Uyumuş Savaş bey." Ne söylediğini anlayamadım.
"Tamam sen çıkabilirsin Sevda abla." Dedi bir ses.
Bacaklarım ağrıyınca kıpırdanıp düz bir şekilde uzattım.
Kapı sesini seçebildim.
"Sana bir şey olursa benim yaşayabileceğimi mi düşünüyorsun Ada." Savaş'ın sesini boğuk boğuk duydum ama anlayamadım.
"Savaş." Dedim uyku ve uyanıklık arasında.
Saçlarıma bir el değdi.
"Bir şey olursa ben ölürüm." Yüzüme düşen bir damla ile elim yüzüme gitti. Yüzümdeki ıslaklığı sildim.
"Nasıl anlamadım Ada nasıl anlamadım anlattıklarından." Bir damla daha yüzüme düştüğünde yatak biraz sallandı.
Yanımda sanırım Savaş vardı.
"Ölürüm sana, sana kurban olurum lan sen nasıl bunları düşünürsün, nasıl anlamam korkunu."
Ellerimi tutan bir el hissedince ben de biraz sıktım.
Bir ıslaklıkta elimin üstüne düştü.
Alnımda hissettiğim dudaklar bir süre oradan ayrılmadı.
Ard arda alnımdan öptükten sonra sabit kaldı dudakları. Savaş'tı beni öpen.
Gözlerimi zorlayarak hafifçe açtığımda etrafı ilk önce bulanık gördüm ama sonra görüş açıma giren siyah saçlarla derin bir nefes aldım.
Boşta olan elimi Savaş'ın saçlarına atınca kasıldığını hissettim ama yerinden kıpırdamadı.
"İhtimalleri düşünmek zorundaydım özür dilerim Savaş." Dedim çatallı sesimle.
Kıpırdamadı yine.
"Siktirme ihtimalleri."
Saçlarındaki ellerim sırtına kaydı. Biraz kendime çekip sarılmaya çalıştım ama o kıpırdamadı. Sarılmamı istemiyordu.
Elim sırtında kaldı.
Gözlerimi kapattıktan bir süre sonra sırtındaki elim istemsizce yan tarafa doğru düştü.
Bu sefer kendimi uykunun tatlı kollarına komple atıyordum.
Düşen elimi ve yüzümün her yerini öpen dudaklarla uykuya dalacakken Savaş yorganı üstümden çekip geceliğimi kaldırıp karnımı öpmeye başladı. Hatta karnıma sarılıyordu.
Ellerini belimden geçirmiş karnımla konuşuyordu ama ne dediğini duyacak kadar bilincim açık değildi.
Saniyeler sonra artık direnemeyerek uykuya daldım.
Karnımdaki kıpırdanma ve yanma ile gözlerimi hızla açtım.
Tekme atıyordu. Ve midem bulanıyordu. Evet hala.
Arada sırada hala midem bulanıyordu.
Yataktan kalkmaya çalışıp kalkamayınca etrafa baktım. Kimse yoktu. Doğal olarak.
Kendimi zorlayarak yan bir şekilde kalktım ve hemen banyoya geçtim. Midem bulandığı için biraz klozetin başında durdum ama kusamadım. Öksürdüğümde grip olacağımı anladım. Boğazımda hafiften ağrıyordu.
Çok güzel.
Banyoda işlerimi hallettikten sonra yavaş yavaş yatağıma doğru yürüdüm ama oturmadım.
Saat akşam 7-8 civarıydı sanırım. Odadan çıkıp Savaş'ın gidip gitmediğine bakmak istedim.
Koridorda kimse yoktu. Kenardan tutuna tutuna aşağıya indim. Saat daha erkendi ama evde kimse yoktu sanırım.
Savaş beni tek bırakıp gitmelerine izin vermezdi ama sanırım çok kızmıştı.
Yine saçma saçma şeyler düşünüyorsun.
Salona doğru yürürken Zeynep'in sesini duymak içimi rahatlattı.
"Bakayım mı anne uyanmıştır sıkılmasın zaten morali bozulmuş bugün." Firdevs hanım yanındaydı sanırım ama konuşmadı.
"Anne yapma şunu işte korkmuş öyle düşünmüş sen söyledin olabilir diye şimdi de böy.."
"Onun ağzından duymak farklı benim demem farklı Zeynep yeni sakinleştim kapat konuyu o yukardakine sinirim bir kaç gün geçmez...Bana neler söyledi alttan alttan çocuğu emanet ediyormuş." Hala aynı konu dönüyordu.
"Abim ne dedi." Sanırım Zeynep yeni gelmişti olayları bilmiyordu.
"Delirdi, çıldırdı çocuk ne desin bağırdı çağırdı ortalığı yaktı yıktı gitti." Dolan gözlerimle ikisini dinliyordum.
"Anne...bir şey olmaz değil mi.? Ben de korktum şu an."
Firdevs hanım sinirle bir nefes verdi.
"Zeynep kalk git şuradan çıldırtma beni yeni sakinleştim diyorum ne olacak siz delirdiniz mi.!" Sesi yüksekti bu defa.
Zeynep sustu.
"Abim." Sanırım Zeynep'in telefonu çalmıştı.
"Efendim abi." Pür dikkat dinlemeye başladım.
"Yok bakmadık daha gideyim mi.?" Gözlerim açıldı. Benden bahsediyorsa dinlediğimi anlayacaklardı.
"Ben hallederim merak etme dur vereyim annemi."
"Savaş." Dedi Firdevs hanım.
Bir süre hatta bir iki dakikaya yakın ses gelmedi.
"Tamam annecim Neva yine bir baksın sen canını sıkma bir şey olacağı yok Ada korkmuş üstüne gitme daha fazla eve uğra barışın öyle yola çık annem kız hamile üzme." Firdevs hanım daha demin sinirim geçmedi ona diyordu şimdi de Savaş'a gel barış diyordu.
Tebessüm ederek dinledim kalan konuşmayı.
"Savaş seninle barışsın öyle git diyorum üç gün yoksun o kız ne yapacak sen söyle...Korktuğu için böyle saçma bir şey düşünmüş normal bunlar riski de duymuş...doğumdan sonra ayağımın altına alırım ben onu sen gel hadi annem."
"Uyuyor bakmadım daha." Dedi sonra da.
"Sen gel uyanır o hadi inat etme." Firdevs hanım sıkıntılı bir nefes verdi.
"Tamam Savaş karını görmeden git oğlum hadi görüşürüz." Kapatmıştı sanırım.
"Gelmiyor mu.?" Diye sordu Zeynep.
"Sinirliyim havalimanındayım, Ada'nın yanında durun kontrol edin dedi." Üzülmüştüm. Tamam çok üzülmüştüm.
Sabahtan beri karnıma giren kaçıncı sancıydı bilmiyorum ama bir daha sancı girdi.
Bu sefer biraz şiddetliydi.
Derin bir nefes alıp ikilinin yanına yürümeye başladım.
Zeynep beni gördüğü an söyleyeceklerinden vazgeçip hemen ayağa kalktı.
"Aşkım iyi misin." Kollarını bana doladığında ben de hemen karşılık verdim.
Ama konuşmadım. Karnıma rağmen bana sıkıca sarıldı.
"Gel otur sana özel karadut suyu getirdim." Yanımdan geçip hızlıca mutfağa gittiğinde Firdevs hanımla baş başa kalmıştık.
Yavaşça karşısındaki koltuğa oturdum. Gözleri üstümdeydi ama ona bakmadım.
"Sevda birazdan sofrayı kurcak acıkmışsındır." Konuşunca ona baktım.
Karnıma yine sancı girmişti.
"Canım istemiyor." Diyebildim.
Alnımın terlediğini hissediyordum ve ilk defa böyle bir şey oluyordu.
Elimin kenarıyla alnımdaki terleri sildim.
Karnıma elimi koydum. Bugün fazla kasılmıştım sanırım.
"Yemek yiyeceksin birazdan Ada akşam oldu kahvaltıyla duruyorsun." Bir şey demedim. Zeynep elinde kupayla gelince hızla elinden aldım.
Sıcak basmıştı.
Karadut suyunu hızla içmeye başladım. Tekrar alnımdaki terleri sildim.
Karnıma tekrar giren sancıyla yerimden kalktım.
"Ben bir lavaboya gidip geliyorum." Zeynep benimle beraber kalktığında koluna tutundum.
"İyi misin bugün olanları annem anlattı biraz.." Ne diyeceğini bilemiyor gibiydi.
Merdivenlerden yavaş yavaş çıkıyordum ama nefes nefese kalmıştım.
Artı olarak terliyordum.
"Zeynep banyoya gireyim sonra konuşuruz olur mu teşekkür ederim getirdiğin için." Dediğimde tekrar sarıldı.
"Bekleyeyim mi işin uzun mu sürer." Başımı olumsuz anlamda salladım.
"Hiç bekleme ben seslenirim sana zaten." Yüzümü kararsızlıkla inceledi.
"İyi değil gibisin kalayım mı Ada." Ellerimi tutmuştu.
"Zeynep iyiyim merak etme geliyorum birazdan." Gülümsemeye çalıştım konuşurken.
İkna olmuş gibi başını sallayıp benim odaya girmemi bekledi.
Odaya girer girmez sırtımı kapıya yaslayıp derin derin nefes almaya başladım.
Başım dönüyordu ve çok kötü terliyordum.
Biraz yürüyüp telefonumu elime aldım.
Düşünmeden Savaş'ı aradım.
Kötü olduğumu söylemeyecektim ama sesini duymam lazımdı.
Telefonu meşgule attığında bir daha aradım. Yine meşgule atınca yatağa oturup sancı giren karnıma baktım. Sinirden elimle yatağa vurup tekrar aradım.
Bu sefer telefonu kapalı çaldı.
Alnımdaki boncuk boncuk olan terleri silip banyoya yürüdüm.
Gözlerimi açık tutamıyordum.
Tekrar sancı ve tekme aynı anda olunca bir gözümü kapatıp yüzümü buruşturdum.
Banyodan çıkıp telefonu tekrar elime aldım ama bu sefer ayaktaydım.
Derin derin nefes alıp vermeye çalışıyordum.
Salih'i aradım. Uçağa binmişler miydi bilmiyorum ama onunla konuşmam lazımdı.
"Efendim yenge." Gözlerimi kapattım Salih'in sesini duyunca.
"Salih, Savaş yanında mı yani uçağa bindiniz mi.?" Normal çıkıyordu sesim.
Salih bir kaç saniye sustu.
"Yeni uçuşa geçtik yanımda." Başımı iki yana sallayarak yatağa oturdum.
"Telefonu ona verir misin.?"
Yine ses gelmedi. Hadi Savaş al şu telefonu.
"Yenge abi şu an müsait de.."
"Telefonu Savaş'a ver Salih.!" Sesim yüksek çıkmıştı.
Yutkunup alnımdaki terleri sildim.
Telefondan Savaş'ın sesli nefes alıp verme sesini duyduğumda konuştum.
"Savaş." Bir şey demedi.
"Biraz konuşabilir miyiz.?" Dediğimde bu sefer sesini duydum.
"Konuş." Sesi hala sertti.
Peçeteye uzanıp alnıma bastırdım. Karnımdaki sancıyı şu an için unutmaya çalışıyordum.
"Şey...bugün olan yani söyledi.."
"Uzatma Ada birazdan telefon çekmeyecek hızlı söyle." Gözlerimi kapatıp açtım.
Sancıyla yüzüm buruştu.
"Söylediklerim için ya da düşüncelerim için özür dilemek istemiyorum sana anlattıklarımın hepsi doğum güzel geçene kadar geçerli." Onu daha da sinirlendirmiştim.
"Benim moralimi tekrar sikmek için mi aradın Ada.!" Dedi yüksek sesle.
"Savaş..." Derin derin nefes aldığımda telefonun ucundan bazı sesler geldi. Sinirlenmişti.
"Kapatıyorum." Dedi ama hattın ucunda bekledi.
"İyi kapat iki konuşturmadın zaten." Geri zekâlı yüzüme kapattı.
Sinirden kısık sesli bir çığlık attım.
Git gide daha çok terliyordum artı olarak sancım da artıyordu. Bu sefer elime telefonu alıp Neva hanımı aradım.
İkinci çalışta açtı.
"Ada, bir sorun mu var." Aramamıştım daha önce anlamıştı hemen.
"Neva hanım." Derin bir nefes aldım.
"Bir şey mi oldu korkutma beni.!"
"Sancım var bilmiyorum tekme ile karışık oluyordu yine öyle sandım ama sabahtan beri hala devam ediyor...alnımdan terler akıyor fazla terliyorum." Sıkıntılı bir nefes alıp verdi.
"Kanaman var mı.? Hemen kontrol eder misin çok acil." Başımı olumsuz anlamda salladım ama yine de banyoya geçtim.
Baktığımda ufakta olsa kanamam olduğunu gördüm.
"Var, var yani az ama var Neva hanım noluyor." Sesim titriyordu.
"Hemen hastaneye geçin ben de geliyorum hızlı olun bebeğe bakalım." Tezgaha zar zor tutundum.
Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
"Bir şey mi oluyor ona." Dedim.
"Ada bir şey olduğunu sanmıyorum sadece bakmam lazım zaten erken doğum riskinden bahsetmiştim hatırlıyorsun değil mi.?" Söylemişti.
"Ben çıkıyorum sizde hemen hastaneye geçin hadi Ada..Savaş ya da Firdevs orada mı.?" Hızla banyodan çıkıp giyinme odasına girdim.
"Tamam ben söyleyeceğim Firdevs hanıma kapatıyorum şimdi geliyoruz hemen Neva hanım." O da onaylayınca kapattım.
Üzerimdeki gecelikleri çıkartıp hızla bir tshirt giyindim.
Üstüne de kazağımı geçirdim.
Altım eşofmanla kalsa da sorun olmazdı.
Odanın kapısını açtığım an burun buruna geldiğim Firdevs hanımla olduğum yerde kaldım.
Çantama ve kazağıma bakıp konuştu.
"Noldu, nereye.?"
"Benimle Neva hanımın yanına gelir misiniz.?" Anında kaşlarını çatıp kolumu tuttu.
"Noldu ağrın mı var bir şey mi oldu." Kanamamı söyleyip söylememekte kararsız kaldım. Savaş'a söyleyebilirdi.
"İçim rahat etmedi bir kontrole gidelim." İnanmadı ama telaşla koluma girip merdivenlerden inmeye başladık.
"ZEYNEP GEL ÇABUK." Zeynep merdivenlerin başından Firdevs hanıma baktı. Ben de alnımdaki teri sildim.
"Çabuk Mustafaya haber ver ve hazırlan hastaneye gidiyoruz." Zeynep korkuyla iki basamak çıktı.
"Ada noldu...anne terliyor." O da alnımdaki teri sildi.
"Bir şey yok Zeynep merak etme sadece Neva hanımın yanına gitmek istiyorum hızlı olalım lütfen." Korkuyordum. Savaş yoktu.
Tam kavga ettiğimiz zamana denk gelmesine lanetler etmek istiyordum.
Firdevs hanım kolumu tutması için Zeynep'e uzattıktan sonra hemen içeriye doğru koşarak gitti.
Zeynep bana korkuyla bakınca gözlerim doldu.
"Zeynep...kanamam var." İki eliyle ağzını kapatıp gözlerini kocaman açtı.
"Söyleme kimseye Savaş'a haber verilmesin gidene kadar tamam mı.?" Zeynep tekrar koluma girip dış kapıya doğru yürüttü beni.
"Mustafa abi.! Hastaneye gidiyoruz ama abimlerin haberi olmasın rica ediyorum önemli bir şey yok zaten." Mustafa abi hemen başını sallamıştı.
"Hadi binin Zeynep.!" Firdevs hanım arkamızdan bağırıyordu.
Zeynep öne oturdu. Firdevs hanım ve ben de arkaya geçtik.
"Hızlı sür Mustafa hemen gidelim." Firdevs hanım kolumu tutuyordu.
Elleriyle karnımı okşadıktan sonra başımı omzuna yatırdı.
"Niye terliyorsun böyle." Diye sordu.
Zeynep'in hıçkırık sesiyle hemen başımı kaldırıp ona baktım.
İki elini yüzünün arasına almış ağlıyordu. Firdevs hanım şaşkınlıkla bana baktı.
"Sinirleri bozulmuştur." Dediğim an karnıma sancı girdiği için yüzümü buruşturdum.
"Düştün mü ne oluyor Ada niye gidiyoruz söyle yoksa Savaş'ı aramak zorunda kalacağım." Sesi yumuşaktı.
Zeynep arkasını dönüp benim söyleyeceğim şeyi söyledi.
"Kanaması varmış anne sanırım sancı giriyor baksana terliyor." Firdevs hanım bir süre Zeynep'i izledikten sonra ağır ağır bana döndü.
Karnıma baktı.
O da korkmuştu şu an.
"Bismillahirrahmanirrahim." Dedi korkuyla ve dua okumaya başladı.
Gözlerimi kapatıp arkama yaslandım. Biraz karnıma bastırdım ama sancı geçecek gibi değildi.
Yol Firdevs hanımın Neva hanımla telefonda konuşmasıyla geçti. Hastanenin arka kapısına geldiğimizde hızlıca indik. Bir kolumda Zeynep bir kolumda Firdevs hanım hızla yürümeye başladık.
Bir kaç kişi bizi görmüştü ama şu an kimse umrumda değildi. Bebeğe bakılması lazımdı.
Odanın önüne geldiğimizde bizden önce Neva hanım kapıyı açtı.
"Gel çabuk Ada.!" O da telaşlanmıştı çünkü şu an baya riskli bir süreçteydik.
"Otur hemen eldivenlerimi takıp geliyorum." Firdevs hanımın yardımıyla sedyeye uzanıp beklemeye başladım.
Elimi tutuyordu.
"Sorun yok merak etme." Dedi ama çok korkuyordum.
Neva hanım elinde tansiyon aletiyle geldiğinde kalp atışlarımı yeni fark ediyordum.
Koluma bandı yapıştırıp şişirmeye başlayınca başımı arkaya attım.
"Tansiyonu yüksek bebeğe bakalım hemen." Eline ultrasonu alıp kontrol etmeye çalıştı.
Sıkıntılı bir nefes alıp cihazdan bir şeylere bastı.
Yerinden kalkıp masanın üstündeki telefonunu aldı.
"Hocam bir odama gelir misiniz biraz acil." Korkuyla Firdevs hanıma baktım.
"Firdevs hanım." Dedim dayanamayıp. Neva hanıma bakıp kolumu okşuyordu.
"Bir şey yok sakin ol." Zeynep'te ayakta telaşla buraya bakıyordu.
"Nst ye alalım bir bakalım." Dediğinde şaşırdım.
Daha önce böyle bir şey yapmamıştı.
"Zaten girecektin sadece biraz erken oldu Ada korkma lütfen Halit hocayı çağırdım bir de o bakacak bebeğe." Elimi alnıma koyup başımı sedyeye koydum.
Ağlamaya başlamıştım.
Odanın kapısı tıklanıldığında kapıda açıldı. İçeriye 50 li yaşlarda bir adam girince yaşlı gözlerimle ona baktım.
"Hanımlar...Niye ağlıyorsun küçük hanım, Neva sorun ne." Dedi ve beklemeden cihazı eline alıp karnımda gezdirmeye başladı.
"Hocam bebeğimiz 34 hatta 35 Haftalık olmak üzere annemizin sancısı ve kanaması var bebek biraz alta kaymış bir de siz bakar mısınız duruma." İşte şimdi boku yemiştim.
Bu çocuk niye sürekli alta kayıyor Allahım delirtecek beni.
Halit bey cihazda bir kaç şeyin fotoğrafını çekti...hala karnıma bakıyordu.
"Normal doğum olamaz ama Sezaryen için şu an erken...desek de...Sanırım bebek biraz sabırsız...Cinsiyeti biliyoruz değil mi.?" Dediğinde bana bakınca başımı salladım.
"Kız." Dedi tekrarlayıp.
"Bir kaç fotoğraf aldım seni önce nst ye alalım sonra bebeğimize bir bakalım çünkü bu bebek bir haftadan fazla içeride durmaz şimdiden sana sancı vermeye ve aşağıya yani doğum kanalına kaymaya başlamış." Kalbim fazla hızlı atıyordu.
"Küçük değil mi nasıl doğuma gireceğim daha 8 aylık." Gülümsedi.
"Sorun yok nst sonuçlarına göre bakalım tekrar tamam mı...Bu arada siz hazırlıklı olun bir iki gün buradasınız ve büyük ihtimalle doğum olur." Firdevs hanım kolumu sıktı.
Zeynep şokla olanları dinliyordu.
"Abimi arayalım mı.?" Hızla başımı iki yana salladım.
Doktora bakarak konuştum.
"Nst sonuçları iyi olsa bile yine doğuma alınacak mıyım.?" Doktor başını salladı.
"Bebek riske girmesin duruma göre doğduğunda küveze alırız kontrollerini orada sağlarız...doğum olmazsa böylesi daha tehlikeli." Gözümden bir bir yaşlar akmaya başlamıştı.
"Hastanın yatışı verilsin hızlı bir şekilde nst ye alınsın sonra tekrar kontrol edelim olur mu.?" Neva hanım başını salladı.
"Kan testi de alalım Neva değerlerine bakalım annemizin." Her şey fazla hızlı oluyordu.
Doktor bana komple döndüğünde artık cihazı elinden bırakmıştı.
"Korkacak bir şey yok dediğim gibi küçük hanım fazla sabırsız ve durum biraz riskli Neva size bahsetmiştir zaten ama bebek olması gerekenden aşağıda erken doğum ihtimali zaten varmış." Evet vardı.
"Ama fazla erken." Dedim burnumu çekerken.
"Bebek sekiz aylık ben bir sorun çıkacağını düşünmüyorum sen de rahat ol eşini arayabilirsin burada olması daha iyi olur sonuca göre bu gece bile doğuma alabiliriz seni." Firdevs hanım yanımda kalktığında Savaş'ı arayacağını anlamıştım.
"Ada senden bazı testler alalım önce." Neva hanım yanıma gelip kolumdan kan almaya başlamıştı.
Dişlerimi sıktım.
Korkuyordum. Tüm ihtimallerden.
Aklıma gelen ihtimallerin gerçekleşmesinden korkuyordum.
Zeynep yanıma gelmiş yüzümdeki saçları çekiyordu.
"Annem abimle konuşuyor sesleri geliyor." Bir şey demedim.
"Seni 708 numaralı odaya alalım Ada yürüyebilirsin değil mi.?" Sedyeden Zeynep sayesinden kalkıp odamıza doğru yürümeye başladık.
Firdevs hanım biraz gerimizde telefonda doktorun söylediklerini sanırım Savaş'a anlatıyordu.
Odaya sadece Zeynep ve ben girdik. Firdevs hanım hala dışarıdaydı.
"Gel şu önlüğü giyelim." Bir de önlüğü giymek zorundaydım.
Bunlar beni kesin doğuma alacaktı biliyorum.
Her şeyi ona göre hazırlıyorlardı.
Zeynep arkasını döndüğünde iç çamaşırlarımı da çıkartıp önlüğü giydim.
Bol ve desenli bir elbise gibiydi.
"Giyindim." Dediğimde hızla arkası döndü. Onunla beraber kapıda açıldı.
Elindeki telefonu bana uzatıyordu.
Ben de uzanıp telefonu elinden aldım.
"Savaş." Dememle çenemin titremesi bir oldu.
"Ada." Sustu. Sesi kötüydü.
"Sorun yok iyiyim şu an bir şey yok." Ona diyordum ama benim gözümden yaşlar akıyordu. Uzaktaydı ve telaş yapmasını istemiyordum. Kaç aydır tüm yük ondaydı.
"Geliyorum Ada tamam mı en geç bir saate oradayım." Başımı salladım.
"Tamam biz odaya geçtik." Bildiği şeyleri söylüyordum.
"Ada...aklına aptal aptal şeyler getirme geliyorum sakın korkma düşündüğün şeyler olmayacak sakın diyorum Ada sakın.!" Son cümlesi uyarı niyetindeydi.
"Savaş, çabuk gel." Diyebildim sadece.
Sesi soluğu çıkmadı böyle söyledikten sonra.
"Geliyorum geliyorum uçak inecek yarım saate sen sadece beni bekle aklındaki şeyleri düşünme.!"
"Tamam." Ağlamaklı bir tamamdı bu.
"Telefon açık dursun sakın kapatma." Ama sesi zaten kesik kesik geliyordu. Kapatmak zorundaydık.
"Tamam." Diyebildim ona da.
"Halit beyle konuştum sorun yok bebeğim her şey planladığımız gibi gidecek sadece biraz erken olacak." Bana söylüyordu ama ses tonu bok gibiydi.
Korkmuştu. Telaşlıydı.
Benden daha çok korkuyordu Savaş eminim.
Savaş bunu dedikten sonra telefon kapanmıştı. Çekmiyordu çünkü telefonu.
Neva hanım bir kaç tane daha test yaptı.
Odadan çıkmadan önce Firdevs hanım onun peşinden gitti.
Zeynep Savaş'a ulaşmaya çalışıyordu.
"Gelecek zaten bir saate Zeynep arama çekmez." Sinirle telefonu bıraktı.
Arkama yaslanıp Savaş'ın söylediği gibi düşünmeden uyumaya çalıştım. Fazla uykum vardı.
Yavaş yavaş uykuya dalarken Savaş gelene kadar uyanmamak istedim.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Oy sınırı:490
Oy sınırı:300
Sizi seviyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.
