15. bölüm · SÖZLEŞME
15
Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen..
İnstagramdan duyuruları yapıyorum.
(Minabuse_)
Oy sınırı 300
Yorum sınırı 250
Keyifli okumalar...
"Yavaş ol orospu çocuğu.!" Salih, babam beni çekiştirdiği için bağırdı ama babam arabanın yanına geldiğimizde beklemediğim bir şey yaparak silahını ateşledi.
Çığlıklarım havaya karıştı..
Etrafımdakiler sakin olmamı söylüyorlardı ama gözlerimi kapatmış titriyordum. Oldum olası kurşun seslerinden korkuyordum.
"BİN.!" Arabanın kapısını açıp beni içine fırlattığında ağlıyordum.
Camdan baktığımda Salih telefonla konuşuyordu.
Gözlerim hemen Firdevs hanımı buldu. Korkuyla bana bakıyordu.
İyiydi bir şey yoktu. Zeynep arabaya doğru koştuğunda Salih onu tuttu.
Araba bahçeden hızlı bir şekilde çıktığında hemen kemerimi taktım. Çok hızlıydı.
"Baba tamam sakinleş noldu söyle.!" Göz yaşlarımı silip onu sakinleştirmeye çalıştım.
"KES SESİNİ.!" Bağırdığında sustum.
Arabayı hala çok hızlı kullanıyordu. Telefonu çaldığında bana bakarak güldü. Açtı.
"Ooo Savaş Kozcuoğlu yüz kere aramama rağmen açmıyor ama Ada hanımı yanından alınca tıpış tıpış arıyor ha..iyiymiş." Bir süre Savaş'ı dinledi.
Ağlamayı kesmiş Savaş'ı duymaya çalışıyordum ama ses gelmiyordu.
Babam yutkunduğunda göz göze geldik.
"Sen uymadın anlaşma bitti her şey senin istediğin gibi olmaz.!"
Sızlayan koluma baktım. Morarıyordu.
Babam birden güldüğünde kemerime tutundum. Arabayı da hızlandırmıştı.
"Ada artık seninle kalmayacak hala Ada diyorsun kapatıyorum eğer anlaşma yapacaksan ara Ada için arama beni yoksa kendi kızım demem canını yakarım."
Sonunda Savaş'ın sesini duymuştum. Bağırıyordu. Ne dediğini tam olarak anlamıyordum ama çok fazla bağırıyordu.
Babamın yüzü kasıldı.
"Dedilerimi düşün Savaş sen akıllı bir adamsın sana kızımı verdim karşılığı bu mu..sen resmen malımı kullanıp bana verdin.!" Babamın söyledikleri kalbimde ağrı oluşturdu.
Malımı kullanıp..
Gözlerim dolduğunda ağzımdan bir hıçkırık kaçtı. Yüzümü ellerimin arasına alıp ağladım.
"Ağlattın narin prensesi Savaş..tehditlerini dinlemek için açmadım telefonu kapatıyorum." Kapattı.
"AĞLAMA.!"
Araba durduğu an kaçacaktım. Yola baktığımda evin yolunda olduğumuzu gördüm.
İyi bir şeydi en azından annemle konuşabilirdim.
Bana zarar veremezdi.
Geçen yarım saatin sonunda eve gelmiştik. Araba bahçede sertçe durduğunda öne savruldum.
Kapımı ondan önce açıp hızlıca inip dış kapıya doğru koştum ama karşıma çıkan iki kişiyle babam da arkamdan güldü.
"Geç içeriye.!" Olduğum yerde durduğumda yanıma gelip yine kolumdan tuttu ve bu sefer de eve doğru sürüklemeye başladı.
Kapı Yıldız teyze tarafından açıldığında hiçte şaşırmamış gibi bana baktı. Bu kadından nedensiz bir şekilde nefret ediyordum.
Kenara çekildiğinde babam beni bu sefer de salona sürükledi.
Annem ve Sedef salondaydı.
"Zafer, ne yapıyorsun sen kendine gel.!" Annem yanımıza gelip kolumu babamdan kurtardığında beni arkasına aldı ama babam ona da bağırdı.
"KARIŞMA.!"
"Bağırma..ne yaptın kızıma ne bu hali.!" Dedi annem.
Sedefte ayağa kalkıp yanımıza gelmişti. Annem bu sefer bana dönüp kolumdan tuttu.
"Noldu Ada bir şey yaptı mı sana." Başımı iki yana salladım.
"Neden ağlıyorsun."
"Evden aldı beni silahı..silahı bana tuttu. Sıktı ya birine gelseydi kurşun anne silahı sıktı." Kendi kendime konuşuyor gibiydim.
Annem bu seferde babama döndü ama o konuşmadan sedefin sesi duyuldu.
"Savaş'a bir şey oldu mu.!" Gözlerim bu sefer ağır ağır ona döndü.
Noluyor bu aşağılık evde..
Annem boğazını temizlediğinde bu sefer ona baktım. Sedefe bakıp kaşını kaldırmıştı.
Güldüm.
Alt merdivenlerden adım seslerinin gelmesiyle bu sefer oraya baktım.
Burak..Demir Burak'ta evdeydi.
Aile tamam.
"Abla.!" Hızlıca yanıma gelip kolumu tuttu ama ağzımdan çıkan sesle elini çekti. Aynı anda Koluma baktığımızda iyice morardığını gördük.
"Abla, noldu koluna mor..şişmiş gel hastaneye gidelim hadi." Diğer kolumdan beni çektiğinde babam konuştu.
"Ablan bir yere gitmiyor çek elini üzerinden." Burak şaşkınlıkla babama baktı.
Babama..
"Saçma sapan konuşma Zafer, Savaş bizi öldürür bu kızın hali ne."
Halimi sadece Savaş'ın onlara kızacağı için önemsiyorlardı. Gülümsedim.
"Baba, Savaş buraya mı gelecek." Sedef saçını düzeltince bazı şeyleri görmeye başlıyordum. Annem yine Sedefe işaretle sus dedi.
"Zafer hadi Ada'yı bırakalım her şeyi batırma kendine gel." Annemdi bunları söyleyen. Ben..onların kötü olduklarını biliyordum ama bu kadar bencil olduklarını bilmiyordum. Kendilerine zarar gelmesin diye beni gözden çıkartmaları bir kere daha yüzüme tokat gibi çarptı.
"Tıpış tıpış gelecek ayağımıza Songül, sonuçta en değerlisi bizde." Babamın sözleriydi bunlar.
"Savaş ne yaptı anlat artık bu kız niye bu evde bak bizi kötü yapma Zafer rezil olmayalım millete sakın.!." Böyle bir anne düşünün.
"İhalemi bozdu kaybettirdi bana üç ortağımı kaybettim İŞLER TEKRAR BOKA SARDI.!"
Gözlerimi kapattım. İhale içindi işte tüm bunlar.
"Hatta." Bana bakıp güldü babam. "Ada'nın ondan kaçtığını söyleyeceğim bir daha göremeyecek o çok kıymet verdiği Ada'sını saklayalım da görsün." Dedi.
Derin bir nefes alıp etrafa korkuyla baktığımda Yıldız teyzenin yüzündeki sırıtmayla bana baktığını gördüm.
"Sen niye gülüyorsun." Yanına doğru yürümeye başladım. İfadesini düzeltmişti.
"Komik mi Yıldız teyze, kendine çeki düzen ver bu evdeki konumun belli bana bakıp sırıtamazsın." Dedim.
"Ada.!" Bağırmıştı babam.
"Sen ona bakma Yıldız teyze sinirleri bozuk saçmalıyor." Ablam Sedef'ti konuşan.
"Bir siktirin gidin ya." Kısıktı sesim. Burak'tan kolumu sertçe kurtarıp merdivenlerden çıkmaya başladım ama babam arkamdan geliyordu. Koşarak odamın kapısını açtım..kapatacağım zaman babam araya kolunu koyarak tüm gücüyle açtı. Geriye doğru sendeledim.
Makyaj masamın önündeki pufa çarpıp yere düştüğümde belimi de çarpmıştım.
Babam kapının arkasındaki anahtarı alıp kapıyı sertçe kapattı ve kilitledi.
Hızlı hızlı nefes alıyordum.
Ben yerde, ellerim parkede iki yanda duruyordu.
Ağlamayı kesip belimin acısına rağmen ayağa kalkıp düşünmeye başladım. Ama düşünecek bir şey yoktu. Savaş'ı bekleyecektim. Yatağıma oturdum. Titriyordum. Ailemin bu kadar gaddar olmasıyla bir kere daha yüzleştim.
Elimi kalbimin üzerine koydum.
Sedef'in, Savaş'ı sorması.
Ellerimi saçlarıma doladım. Delirecektim. Ablamın Savaş'a ilgisi vardı.
Öz ablamın.
Kaç dakika yatakta bunlarla yüzleştim bilmiyorum ama bir kaç arabanın evin önüne gelip acı bir frenle durmasıyla kalkıp pencereden baktım.
Gördüklerimle gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
Gelmişti.
Savaş gelmişti.
Öndeki arabanın kapısı öyle sesli açıldı ki..Savaş'ı görmüştüm sonunda. Savaş, Salih ve Neşet'de dahil bir kaç kişiyle eve doğru gittiğinde bende hemen camı açtım.
Aşağıya baktım. Çok yüksek değildi.
Emin miyiz..
Bir daha kafamı çıkartıp baktım. Çim vardı. Derin bir nefes aldım.
Atlayacaktım. Eğer babam benim Savaş'tan kaçtığımı söylerse Savaş'ın inanabilme ihtimali vardı.
Bir aksilik çıkarsa ve burda kalırsam atlayacaktım. Savaş'a bir an önce sarılmam lazımdı.
Bacağımı sarkıttığımda aşağıdan bağırış sesleri geliyordu.
"Ada'nın aşağıya inmesi için size beş saniye veriyorum.!" Savaş.
Korkup bacağımı geri içeri çektim.
"Bitti oyun, Ada'yı yurtdışına göndereceğim sen güzellikten anlamıyorsun.!"
İçeri çektiğim bacağımı tekrardan dışarı sarkıttım. Diğerini de aynı şekilde sarkıttığımda işler ciddileşiyordu.
Ellerimi pencere kenarına koyup bu sefer düşüşü yavaşlatmak için bedenimi de sarkıttım.
Hala yüksekti.
Biraz geriye sallanıp kendimi aşağıya bıraktığımda ellerimi bağırınca sesimin çıkmaması için dudaklarıma örttüm.
Sırt üstü düştüğümde acı olsada heyecandan ve korkudan hissedecek durumda değilim. Doğrulmaya çalışırken belim sızladı ama hızlıca Savaş'ın arabasına geçip arka koltuğa oturdum. Derin derin nefesler alıyordum.
Elimle belimi ovdum. Kırık çıkık olsaydı anlar mıydım.
Kalbim çok hızlı atıyordu.
Koltuktan aşağıya kayıp ayaklarımızı koyduğumuz yere oturdum. Görünmek istemiyordum.
Evden silah sesleri geldiğinde aynı anda kapıda hızla açılmıştı.
"DAĞILIN LAN.!" Savaş öyle bir bağırmıştı ki arabanın içindeyken bile çok net duymuştum.
"SALİH EVİ ARA GİTMİŞ Mİ.!"
Ellerim titriyordu. Arabaya gelmesini beklemek istiyordum. Bu evin önünden uzaklaşmak istiyordum.
Yarım saat kırk dakikaya yakın titreyerek arabada bekledim. Arada sırada gözyaşlarım istemsizce akıyordu.
Arabanın kapısı sonunda açıldığında Savaş'ın geldiğini biliyordum. Kokusunu ondan önce tanıyordum.
Gözlerim dolu doluydu.
Savaş arabayı hızlı bir şekilde kapının önünden çıkarttığında konuşacaktım ama telefon çaldı. Çok hızlı gidiyordu.
"Söyle.!"
Karşı tarafı dinledi.
"Bulacaksınız lan.! Bulamıyorum diye bir şey yok BULACAKSINIZ SİKERİM LAN HEPİNİZİN BELASINI." Telefonu kapattığında ağladığım için ses çıkmaması için elimle dudaklarımı kapatıyordum.
Ağlama sesim yüksek çıktığında arabanın aniden durması da bir oldu.
Savaş önce arkasını dönüp baktı sonra da küfür ederek arabadan indi ve benim kapımı açtı.
"Meleğim." Koltuk altlarımdan tutup kucağına aldığında arka koltuğa oturdu.
"Buraya mı saklandın, kurban olurum sana." Boynuna sarıldım.
Bir şey demedi sadece ağlamamı bitirmemi bekledi.
"Camdan atladın." Dedi.
Soru sormuyordu. Zaten biliyordu.
"Camdan niye atlıyorsun Ada.!" Bana da bağırmıştı.
"Geri zekalı olduğum için öylesine atladım Savaş." boğuk ve çatallıydı sesim.
"Ağlarken bile laf yetiştiriyorsun amına koyayım." Sırtımı okşadı.
"Hastaneye gideceğiz." Dediğinde bir şey demedim. Belim ağrıyordu.
"Bir yerin ağrıyor değil mi normalde itiraz edersin ama sen o siktiğimin yerinden atladığın için canını acıttın.!"
Gözlerimi kapatıp boynunda soluklanmaya çalıştım.
Aklıma gelen düşüncelerle kollarımı sıkıca sardım.
Savaş derin bir nefes alıp boynumdan öptü.
"Seni almadan o evden çıkar mıyım Ada..siktiğimin camından atlamışsın. Seni bırakıp gideceğimi gerçekten düşündün mü.?"
Düşünmüştüm.
Aklımı toparlayamıyordum.
Aklımdakileri Savaş'a söyleyemiyordum.
"Düşündün ve atladın..böyle devam et sakın çizgini bozma çok iyi gidiyorsun." Sinirle gülmüştü.
Beni kucağına alarak ön koltuğa yerleştirdi ve kemerimi takıp sert bir şekilde kapıyı kapattı. Kendi koltuğuna oturduğunda yola çıkmıştık.
"Turan, hastaneye geç Ada'yı getireceğim."
Yola o kadar dalmıştım ki konuşmasıyla irkildi.
"Haber veririm kapat." Dedi ve telefonu bıraktı.
Sol tarafıma kaçamak bakışlar atıyordum ama Savaş sinirli bir şekilde sadece yola odaklanmıştı. Derin bir nefes aldım.
"Sana gelmek için atlıyorum...neden sürekli böyle davranıyorsun ben anl.."
"NASIL DAVRANIYORUM LAN NASIL NE YAPMAMI BEKLİYORSUN ŞU AN ADA NE YAPAYIM LAN SİKTİĞİMİN YERİNDE NE." Yerime sinmiştim.
Onun yerine benim Ses tellerim acımıştı.
"Hastaneye gidene kadar sadece sus.!" Geri zekalı.
"KONUŞTUM MU DA SUS DİYORSUN." Beni de delirtmişti sonunda. Onun gibi olmasada ona ilk defa bu şekilde bağırmıştım.
Bana sinirle bakıp tekrar önüne döndü. Sinirden ellerim titriyordu. Sabah nasıldık şimdi nasıl. Düşüncesine bile ağlayabilirdim.
Telefonu çaldığında açtı.
"Geliyoruz 1-2 saate anne." Dedi ve kapattı.
Kollarımı birbirine sarıp ona arkamı dönüp camdan bakmaya başladım. Sırtım ve ayak bileğime yeni yeni ağrı girmeye başlıyordu.
Aklımda evde annem ve Sedef'in yani öz ablamın söyledikleri vardı.
Burukça gülümsedim.
Beni sevmiyorlardı.
Sırf Savaş'ın olay çıkartacağını bildikleri için babama beni bırakmasını söylemişti Annem. Öz annem.
Koluma baktığımda oranında morardığını gördüm.
Kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. Bu kadarını hak etmiyordum bence.
Araba sertçe fren yaptığında Savaş'ın da kapısı beklemeden açılmıştı. Dolanıp benim tarafıma gelip aynı sertlikle kapıyı açtı.
Belimden tutup arabadan indirdi.
Bebek taşıyor sanki ruh hastası.
Savaş kapıyı kapatırken kollarından çıkıp hastaneye doğru yürümeye başlamıştım. Ama bir iki saniye sonra heybetli bedeniyle yanıma gelip belime kollarını dolamıştı.
Savaş beni gideceğimiz yere doğru yönlendiriyordu. Turan'ın yanına gidiyorduk sanırım. Ezberliyordum artık hastaneyi.
Savaş Turan'ın odasına kapıyı çalmadan girmişti. Yani yanında olduğum için ikimiz girmiş bulunduk.
"Hoş geldiniz, ne oldu yine benim yengeme." Eğlenceli ses tonuyla söylemişti ama Savaş sinirle oturma grubuna gidip sigarasını yaktı.
"Gel Ada sana bakalım otur sedyeye." Dediğini yaptım.
"İkinci kattan aşağıya atladı kırık çıkık olabilir Turan." Savaş konuşmuştu.
Turan el bileklerimi kontrol etti ama bir acı yoktu. Ayak bileğime dokunduğunda acıyla inlediğimde Savaş'ta küfür etmişti.
"Sağ bileğinde ya ezilme ya da çatlak var bakılması lazım başka bir yerinde acı hissediyor musun." Dedi hala ayak bileğimi kontrol ederken.
"Sırtım sanırım çizildi." Dediğimde Savaş başını kaldırıp sinirle baktı ve yanımıza doğru gelmeye başladı.
Direkt Tshirtümü kaldırıp sırtımı açtığında küfür etti.
"Çizilmiş." Dedi Savaş canı acır gibi dişlerinin arasından.
Turan da bakıp bir kaç yere bastırdı ve muayene etti. Ayak bileğim için röntgen çekilmişti ve ezik olduğu anlaşılmıştı.
Turan dediklerini dinleyip yazdığı ilaçları almıştık ve şimdi de eve geçiyorduk.
"Siktiğimin yarasına dikkat et benim canımı sıkma sakın.!" Gözlerimi kapattım ama keşke aynı şekilde kulaklarımı da kapatabilseydim.
Küfür ediyordu hala.
Evin olduğu araziye girdiğimizde derin bir nefes verdim. Burayı benimsemiştim. 22 yıldır kaldığım evden daha çok benimsemiştim.
Bu evi, Annem ve babamın olduğu eve tercih ediyordum. Ne kadar ironik.
Bahçeye girdiğimizde bizi Neşet ve Salih karşılamıştı. Kapım Neşet tarafından açıldı.
"En sevdiğim yengem geçmiş olsun." Bir şey demeden arabadan indim.
"Ada iyi misin." Salih'e de bir şey demedim. Kapıya doğru yürüyordum sadece. Üçü arkamda kalmıştı, sanırım sigara içecekler.
"Karışma oğlum bize patlayacak şimdi sinirlenmiş yine." Neşetten çıkmıştı bu sözler.
Kapının önüne geldiğimde ayağım yine kapının yanındaki saksıya takıldığında tökezledim. Arkamda hareketlilik oldu ama aynı anda Sevda abla kapıyı açmıştı.
"Yavrum hoş geldin." Direkt sarılmıştı. Ben de kollarımı ona sardım.
"İyi misin kızım." Başımı salladım sadece konuşmadım.
"Geç hadi Firdevs hanım çok merak etti seni." Ayrıldık ve ikimizde salona doğru yürümeye başladık. Ama Firdevs hanım yoktu.
"Ben şu üstümü değiştireyim Sevda abla birazdan inerim." Diyip odaya çıktım.
Sinirliydim. Aileme. Anne baba dediğim insanlara sinirliydim.
Dişlerimi sıkıyordum hastaneden beri.
Savaş'ın odasına girince kapıyı kapattım ve sırtımı kapıya dayadım. Gözlerimi kapatıp yavaş yavaş aşağıya kaymaya başladım.
Gözlerim dolu doluydu ama ağlamıyordum. Ağlayamıyordum.
Çöktüğüm yerden kalkıp banyoya attım kendimi. Hızlı bir duş almıştım ve şimdi de bornozumu bağlamış çıkıyordum.
Odaya geçtiğimde yatağın üstünde oturan Firdevs hanımı gördüm. O da zaten bana bakıyordu.
Ayağa kalktığında kollarını açtı, ben de hemen yanına giderek sarıldım. Dudaklarım titremeye başlamıştı.
"Sakın ağlayayım deme." Dediği an ağzımdan bir hıçkırık koptu.
"Bir daha buradan bir yere gitmiyorsun." Diyordu sırtımı okşarken.
"O şerefsiz babanla Agah ilgilenecek aradık onu da anlattık her şeyi." Üstümde bornozla Firdevs hanımın omzunda ağlıyordum.
"Sanırım ablam Savaş'ı seviyor." Dediğimde bedeni kasıldı.
"Nasıl.?" Şaşırmıştı. Beni kendinden ayırıp yüz yüze gelmemizi sağladı.
"Nasılı mı var Firdevs hanım şimdi size ablamın sevgilimi nasıl sevdiğini mi anlatayım." Elimle yüzümü kapatmıştım.
Omzuma vurdu.
"Onu mu soruyorum." Dedi.
"Otur bakayım şuraya doğru düzgün anlat ne demek Sedef Savaşı seviyor ablan o senin." Burnumu çektim. O da beni kolumdan tutup yatağa oturttu.
"Seviyor işte Firdevs hanım." Elimle gözyaşımı sildim.
"Sizin elinizde delireceğim ben." Diye söylendi.
"Savaş biliyor mu.? sen buna mı ağlıyorsun." Dedi o da gözyaşlarımı silerken.
"Bilmiyor galiba bilmiyorum..ayrıca babam bugün başıma silah dayadı Firdevs hanım." Dedim yine dudaklarım titrerken.
"Çocuğum sen onu değil ablanın Savaşa aşık olmasını içerlemişsin hemen bunu söyledin." Burnumu çektim tekrardan.
"Sessiz olun biraz duymasın Savaş." Dedim kısık sesle.
"Bak sen şu Sedef'e demek o yüzden öyl.." ben başımı kaldırıp ona bakınca pot kırmış gibi sustu.
"O yüzden ne.." dedim hızlıca.
"Bir şey değil hadi şu üstünü giyin aşağıya inelim Zeynep merak ediyor seni." Ayağa kalktı hemen.
Öylece ona bakıyordum.
"Firdevs hanım." Dedim ben de ayağa kalktım.
"O yüzden öyle ne demek ne gördünüz." Dedim kolunu tutarken.
"Bir şey değil Savaş'ı soruyordu davetlerde aranızın kötü olduğunu bir kaç kişiye anlatıyordu."
Yatağa tekrar oturdum.
Ablam Savaşı seviyordu.
Jeton biraz köşeli bizim.
"Tamam canım Savaş'ı kaç kişi seviyor önemli olan onun kimi sevdiği.." Ciddi misiniz der gibi baktım.
"Sağ olun Firdevs hanım içim rahatladı." Dedim ayağa kalkıp giyinme odasına giderken.
Odanın kapısı açıldığında omzumun üstünden baktım. Savaş'tı.
"Anne." Dedi şaşırarak.
"Oğlum." Dedi.
"Ne işin var burada." Savaş bana bakarak konuşmuştu.
"Ada'yla konuştuk odana girmek yasak mı Savaş.. neyse ben aşağıya iniyorum Ada gel tamam mı çay yaptırdım Sevda'ya." Başımı salladım ama o bunu görmeden odadan çıkmıştı bile.
Savaş'a bakıp giyinme odasına girdim. Kapıyı sertçe kapattım.
Hızlıca bornozu çıkartıp üzerimi giyinmeye başladım. Islak saçlarım sırtıma değdiğinde donmuştum.
Giyinme odasından çıktığımda yatağın üstündeki kurutma makinasıyla bakıştım. Balkon kapısına baktım..kapalıydı ama Savaş balkonda sigara içiyordu. Beni görünce sigarasını söndürüp odaya geçti.
"Otur saçını kurutalım." Dedi yanıma gelirken.
"Ben kurutu.."
"Otur şuraya Ada." Sinirle nefes verip oturdum. Makinayı çalıştırıp saçlarımı kurutmaya başladı. Kurutuyordu ama aynı zamanda başıma masajda yapıyordu. Gözlerimi kapattım.
Saçlarıma o kadar nazik bir şekilde davranıyordu ki beni mayıştırıyordu.
Makinayı kapattığında başımın üstünü öpüp odadan çıktı.
Ben de pijamalarımla beraber alt kata indim. Ayağımın ağrısı yavaş yavaş geçiyordu. Sanırım içtiğim ilaçtan dolayıydı.
Salona indiğimde Zeynep'le de sarılmıştık. Şu an da da üçümüz öylesine konuşuyorduk ama aklım hala Sedef'teydi.
Sinir doluyordum her düşündüğümde. O hareketleri..Savaş'ı sorması..
"Gidelim mi Ada." Dedi Zeynep.
"Nereye." Dedim dalgınlıkla.
Annesine baktı.
"Konya'ya diyorum gidelim mi.?" Gözlerimi devirip sırtımı koltuğun arkasına dayadım.
"Uçmuş ya bu kız kendine gel.!" Son cümleleri kolumu dürterek söylemesine güldüm.
"Onun derdi büyük bugün karışma Ada'ya Zeynep." Firdevs hanımın da sesi eğlenir tondaydı.
"Nee.! Noldu bana niye bir şey anlatmıyorsunuz ki siz niye dışladınız unutma Ada annemden önce ben vardım hadi kalk bana da anlatacaksın küserim." Zeynep taramalı tüfek gibi konuşunca Firdevs hanımla beraber güldük.
"Baban..yani başına silah dayadı diye mi üzgünsün." Dedi Zeynep.
"Bunu bile ikinci plana atacak bir şey öğrenmiş." Firdevs hanıma çevirdim gözlerimi. Doğruldum biraz. Etrafımıza baktım.
"Sedef..Savaş'tan hoşlanıyor." Dememle Zeynep çığlık attı.
"Sessiz ol." Dedim fısıldayarak.
Firdevs hanım gülüyordu.
"Abimin haberi var mı.?" Başımı olumsuz anlamda salladım ama belki de biliyordur.
"Var mı acaba." Dedim ben de düşünceli şekilde.
Firdevs hanım konuşacağı zaman Savaş ve takımı salona girdiklerinde vazgeçti. Çayımdan bir yudum aldım.
"İyiysen eğer yarın seninle bir yere gideceğiz." Dedi Firdevs hanım.
Başımı olumlu anlamda salladım.
"Ada dinleniyor bir yere gitmeyecek anne.!"
"İyiyim diyorum, gelirim yarın Firdevs hanım." Dedim ben de.
"Yarın bir yere gidilmeyecek anne.!" Dedi ve Sinirle elindeki bardağı kafasına dikti.
"İlla delirtecek beni siktiğimin evinde." Başımı salladım.
"Sen zaten del.." Firdevs hanımın boğazını temizlemesiyle sustum
"Ada..yarın ya da sonraki gün annenlerle biraz konuşalım olur mu.?" Gerilmiştim Firdevs hanımın sorusuyla.
Başımı salladım ama gerildiğimi anlamıştı.
"Yarın sabah konuşuruz bunları." Dedi elimi tutup.
Biraz daha konuştuktan sonra gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. Başımı Zeynep'in omzuna koydum ama hemen ardından havalanmıştım. Burnuma gelen kokuyla Savaş'ın beni kucağına aldığını anladım ve bu sefer yüzümü onun boynuna gömdüm.
Merdivenleri çıkarken boynuna dudaklarımı değdirdim ama öpmedim. Birden durdu ama geri çıkmaya devam etti.
Bir kere daha aynı şeyi yaptığımda bu sefer beni kucağında kendine sıkıca bastırdı.
"Kemiklerim kırılacak." Dedim boğuk sesimle.
"Rahat dur." Dedi sertçe.
"Tamam." Dedikten sonra boynunu öptüm. Kasılmıştı. Adımları duraksamıştı.
"Ada..delirtme beni."
Bugün ablamın ondan hoşlandığını anladığım için Savaş'a da sinir olmuştum.
Lan ne alaka ne alaka.
Hoşlandırtmasaydı kendini.
Odaya geldiğimizde beni yavaşça yatağa bırakmıştı. Banyoya girdiğinde uyumadan onu beklemek istedim ama sanırım dayanamayacaktım.
Bugün ona boşuna trip atmıştım ya da boşuna sinirlendirmiştim. Sabah ki halimiz düştü aklıma. Öpüşmüştük. Yakınlaşmıştık. Akşam konuşacağız demişti.
Boş yere kırmıştım bugün Savaşı. Ablam onu seviyor diye resmen trip atıyordum. Banyonun kapısı açıldığında savaş altında sadece eşofmanıyla çıkmıştı. Üstünü her zamanki gibi giyinmemişti.
Saçlarını kurutmadan direkt olarak yatağa geçti ve ışıkları kapattı.
Tamam buna şaşırmıştım. Çünkü bana arkasını dönmüştü.
Yatakta oturur pozisyona gelip onun yüzüne doğru eğildim ama gözlerini kapatmıştı.
"Savaş." Dedim kısık sesle.
"Küstün mü.?" Dedim yine.
Ses yok..
"Uyudun mu.?"
Yine ses yok.
Arkasından sarılıp kollarımı kolunun altından geçirip karnına sardım. Başımı da ensesine koymuştum.
"Savaş." Dedim yeniden.
"Atladığım için özür dilerim ben sadece..gece seninle uyuyamayacağım için korktum." Doğruydu söylediklerim. Orada kalmamak için atladım. Savaşa gelmek için.
"Küstün mü.?" Ensesini öpüp sormuştum bu soruyu.
"Ama sende bana bağırdın.!" Sesimi yükselttiğimde yüzümü buruşturdum.
"Ben de bağırdım ama sen kızarak bağırdın." Kendi kendime konuşuyordum resmen. Derin bir nefes verip kolundan başlayarak ensesine kadar öptüm.
Seni seviyorum.
"Savaş." Dedim son kez şansımı deneyerek.
Yine bir şey demedi ama bu sefer karnının üstündeki parmaklarımı tuttu. Gülümsedim.
"İyi geceler." Dedim çatallı sesimle. Bir kaç kere daha öptükten sonra başımı ensesinden boynuna doğru gömdüm. Sakallarından da öptüm ve kendimi uykuya bırakmaya başladım.
Beş on dakika sonra uyuyacağım zaman Savaş başımı eliyle tuttu ve kendini bana doğru döndürdü. Ama zihnimi tam toparlayamıyordum.
Eğer uyumadıysam ve rüya görmüyorsam yüzümün her yerini bir şeyler söyleyerek öpüyordu. Zihnim uykulu olduğu için ne dediğini duymuyordum.
Mırıltıyla kıpırdandığımda öpüşleri durdu.
Elimi kıpırdattığımda hala ona sarılıydı. Daha çok sarılmaya çalıştım.
"Savaş." Dedim tamamen bilinçsizce.
Savaş'tan ses duymadım ama alnımdan öpülmüştüm.
"Ablam." Dedim bu seferde.
Uyku arasında kafama taktıklarımı söylüyordum sanırım.
"Ne olmuş ablana."
"Sevmiyorum." Dediğimde sanırım güldü.
"Sende sevmiyorsun." Sevme der gibi demiştim.
"Sevmiyorum." Dedi saçlarımdan öperken. Yüzümün her yerinde dudaklarını hissediyordum. Öpmek için uyumamı mı bekledin Savaş.
"Tamam." Dedim öylesine. Başımı kaşıdım. Düzenli nefes alış verişimi duyuyordum.
"Kurban olurum lan sana."
"Bir tanem."
Parmakları kolumda geziyordu. Kıpırdanınca durdu.
Başımı Savaş'ın koluna koyup yüzümü de boynuna gömdüğümde artık tamamen uyuyabilirdim.
Gözümü açtığımda her zamanki gibi Savaş'ın boynuyla göz göze gelmiştim. En son bana arkasını dönüp yatmıştı.
Gece hasretime dayanamayıp bana doğru dönmüş sanırım.
Güldüm düşündüklerime.
Savaş'a bakmak için başımı kaldırdım ve uyuduğunu gördüm. Boynunu öpüp sıkıca sarıldım.
Dün Savaş'a teşekkür etmek yerine salakça davranmıştım. Geceden beri aklıma takılıyordu.
Bilmediği bir şeyden dolayı ona sinirlenmiştim.
Bacağımı kıpırdattım.
Yorgan üstümden kaymıştı ve biraz üşümüştüm. Sadece Savaş'ın kolları bedenimi sarmalamıştı. Sıcaktı teni.
Yanmandan anladık onu.
"Kıpırdama." Savaş'ın boğuk sesiyle başımı kaldırıp yüzüne baktım.
"Uyandın mı uyuyacak mısın." Dedim elimi sakalına atarak.
"Kıpırdamazsan uyuyacağım." Dedi daha sıkı sarılırken.
"Savaş..üşüdüm yorgan düşmüş." Dediğimde aynı anda hemen eliyle yorgana uzanıp üzerime sıkıca örttü.
Elini kolumda gezdirdi.
"Özür dilerim, fark etmemişim güzelim." Dedi beni kendine çekip ısıtırken.
Bir şey demeden sarıldım. Başımı kaldırıp çenesinden öptüğümde o da bana bakmak için başını eğdi.
Göz gözeydik şimdi.
"Günaydın." Dedim ve tekrardan çenesini ve üstünü öptüm. Dudaklarına çok yakındım.
Bir şey demeden kafasını tekrardan yastığa koydu. Boynunda da benim kafam vardı.
"Dün..korktuğum için atladım." Dedim fısıltıyla.
Gece duymuştu ama tekrar ettim.
Belki siniri geçmiştir.
"Sana güvenmediğim için değil babam..onlar..sana benim gittiğimi söyleyeceklerdi Savaş." Söylemiştim sonunda.
Sinirlendiğini ellerini saçlarına atmasından anlayabiliyordum.
"Küs müsün.?"
"Şunu sorup durma amına koyayım geceden beri küs müsün küs müsün üç yaşında mıyım ben Ada.!" Sesi yükselmişti.
Kollarından çıktım.
"Ben sana bazen küsüyorum üç yaşında mı oluyorum.!" Dedim ben de aynı şekilde.
Savaş ne diyeceğini bilemez bir şekilde bana bakıyordu.
Göğüsüne vurdum.
"Özürümü geri alıyorum hayvan.!" Ayağa kalkacağım zaman kolumdan tutup beni göğüsüne düşürdü sonra da yerimizi değiştirip beni altına aldı.
Sinirle bakıyordum ona.
"Sen küsebilirsin sana demedim onu.." dedi açıklama yaparak. Sonra da küfür etti.
"Susar mısın." Dedim kalkmaya çalışarak.
"Ayrıca gece bana arkanı dönüp uyudun o kadar şey anlattım sana birine bile tepki verip dönmedin..ben sarıldım sana sadece sen sarılmadın.!" Son cümlelerde bağırmıştım.
Gözlerinin koyulaşmasına şahit olmuştum.
"Ben de sarıldım." Dediğinde yüzümü buruşturdum.
"Yalancı." Dedim ağzımın içinden.
"Sen şu an sana sarılmadım diye mi küstün yoksa çocuk iması yaptım diye mi."
"İKİSİ İÇİN DE KÜST.." Küsmeyi üç yaşında gibi görüyordu ben de küstüğümü söylüyordum.
Gözlerimi kıstım.
"Eğer merak ediyorsan dün sen uyuduktan hemen sonra sana sarıldım Ada buna boş yere...küsme." Dedi.
Hala küsme diyor ama bu adam.
"Ben üç yaşında mıyım niye küseyim." Dediğimde dudakları kıvrıldı.
"Sen benim bebeğimsin, güzelimsin." Benim yaptığım gibi o da çenemden öptü.
"Bir daha sabah ben uyanmadan beni boynumdan öpersen..iyi şeyler olmaz." Dedi.
"Barıştın mı." Dedim ellerim saçlarına giderken. Savaş normalde saçlarına dokunulmasından hoşlanmıyor ama ben bilinsizce yaptığımda bana kızmadığında dolayı sürekli elim saçlarındaydı.
"Barıştım Ada, barıştım." Hala üstümdeydi ve bu pozisyon..tehlikeliydi.
"Halan gitti mi.?" Dedim konudan konuya atlayarak.
"Dün amcamda kaldı bugün gelir yine." Dudaklarımı büzdüm. Gelmeseydi keşke.
Savaş'ın gözleri büzdüğüm dudaklarıma takılınca normal haline getirdim.
"Savaş." Dediğimde hımm gibi bir ses çıkarttı yüzümü incelerken.
"Bir şey söyleyeceğim." Dedim güçlükle.
Savaş üstümden kalktığında ben de doğrulmuştum. Gözlerimi kaçırdığımda Savaş yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Söyle." Dedi sabırsızca.
"Savaş.." yutkundum. "Babamı.." gözlerimi kapattım.
"Babamla ilgili elindekileri polise verir misin." Derken sesim titriyordu.
Savaş'ın yüzümdeki elleri durdu.
Onlar beni düşünmüyorsa ben neden onları düşüneyim ki..benim de yanacağımı bilmeme rağmen bunu yapmasını istiyordum.
Beni gözden çıkartıp mutlu olmalarına daha fazla sebep olmak istemiyorum.
"Ada..sana bir şey mi dediler." Dedi sadece.
Başımı iki yana salladım ama demişlerdi. Direkt olarak yüzüme olmasada söylenmişti bazı şeyler.
Annemin niye getirdin Savaş kızacak demelerini unutamıyorum.
"Doğruyu söylemediğin sürece hiçbir şey yapmam." Dedi çenemden tutup yüzüne bakmamı sağlarken.
Gözlerimi kaçırıp yataktan çıkmaya çalıştım.
"Babamın yaptıklarını istediğin zaman ortaya çıkartabilirsin onlar artık..umrumda değiller." Yataktan kalkıp hızlıca banyoya girmiştim.
Savaş sanırım şu an şaşırıyordu. Daha bir ay önceye kadar belgeleri vereceğim dediğinde tutuşuyordum ama şimdi..
Ablanın Savaş'tan hoşlanmasına mı sinirlendin.
Ne saçma bir soru.
Tabii ki sinirlendim.
Tüm bunları ablan Savaş'ı seviyor diye mi yapıyorsun.
Onu söyleyemiyoruz maalesef.
Banyodan en sonunda yüzümü yıkayıp çıktığım da Savaş odada yoktu.
Ben de üzerimi değiştirmeden aşağıya indim. Kahvaltı yine bahçeye kuruluyordu.
Gözlerim Savaş'ı arıyordu ama ortalarda görünmüyordu. Bahçeye geçeceğim zaman Sevda ablayı görüp Savaş'ı sordum ama çıktığını söyleyince omuzlarım düştü.
Savaş gittiğinde anlamsız bir şekilde üzülüyordum. Bahçeye doğru yürüyüp masaya oturdum.
Keyfim kaçmıştı.
Firdevs hanım'da aşağıya indiğinde kahvesini isteyip sofraya oturdu.
Biraz Firdevs hanımla sohbet etmiştik ama halsiz olduğumu söyleyip odama çıkmıştım. Yani odamıza.
Odaya çıktığımda uyumuştum ve şu an saat akşam üstü dörttü.
Esneyip yataktan kalktım.
Telefonumu elime alıp alt kata inmeye başladım.
"Uyuyor..uyanmadan gel ve durumu açıkla Savaş.!" Firdevs hanım ve Sevda ablayı salonda görmüştüm. Firdevs hanım Telefondaydı Sevda abla'da yanında duruyordu.
Eğer aptal değilsem bahsettikleri kişi bendim.
"Kaldırt şu haberleri de çabuk.!"
Telefonun ekranını açıp hemen haberlere bakmaya başladım. Savaş'ın adını yazacaktım ama buna gerek kalmadı.
Savaş bey her zamanki gibi yapacağını yapmıştı.
@MAGAZİNSAYFASI:
SAVAŞ KOZCUOĞLU BUGÜN ARTMAN ŞİRKETİN VARİSİ HAZAL ARTMAN İLE TOPLANTI GERÇEKLEŞTİRDİ..KISA SÜRE SONRA HAZAL ARTMAN SOSYAL MEDYA HESABINDAN SAVAŞ KOZCUOĞLU İLE BERABER ÇEKTİRDİĞİ FOTOĞRAFLARI PAYLAŞTI. BANA PEK BİR YAKIN GELDİLER SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ.?
187.927 beğenme. 29.629 yorum
@instagramkullanıcısı: Obaa
@instagramkullanıcısı: Ay bunların herkesi herkesle yakıştırması da bitmedi
@instagramkullanıcısı: Savaş kızı siklememiş bile :)
@instagramkullanıcısı: Hazal şeytan mısın
@instagramkullanıcısı: ee savaş normal durmuş nolmuş ki
@instagramkullanıcısı: Ada Cabbar
@instagramkullanıcısı: Bunlar da olay bitmiyor arkadaşlar Savaş yeter
@instagramkullanıcısı: Ay artık bu yapılanlar gerçekten Ada'ya haksızlık ya
@instagramkullanıcısı: Bir rahat dur Savaş
@instagramkullanıcısı: kız yapışmış
@instagramkullanıcısı: Ya sinem bitiyor hazal başlıyor öleceğim
@instagramkullanıcısı: Lan kızın sevgilisi vardı ayrılmış mı
@instagramkullanıcısı: Ada bu kaçıncı yıkılışın be kızım.
@instagramkullanıcısı: Kadınlar çok tehlikeli amk
@instagramkullanıcısı: bu kız niye hep böyle açık poz veriyor
Kan beynime sıçramıştı.
Şerefsiz pislik.
Bu kaçıncıydı artık gerçekten bıktım. Aralarında bir şey olmadığını biliyorum ama bu haberlerin önüne asla geçmiyor sürekli bir fotoğraf çıkıyor.
ÜSTELİK BU YENİ.
Hızlıca Savaş'a mesaj attım.
Ben; Akşam eve gelme. Ya sen gelmezsin ya da ben giderim.
Ben; ŞEREFSİZ
Ben; Yettin artık sen.
Ben; Sana da fotoğraflarının çıktığı kadınlara da başlarım.
Ben; Sakın eve gelme ve mesajıma yanıt vermek gibi bir aptallıkta yapma.
Ben; PİSLİK.
BÖLÜM SONU
Bölümü nasıl buldunuzz
Takip etmeyi unutmayın aşklarım.
Sınırlar
Oy sınırı 300
Yorum sınırı 200 (gerçek yorumlar.)
İnstagram: Minabuse_
Sizi seviyorum.
