37. bölüm · SÖZLEŞME

37

Buse Mina

Beni buradan takip etmeyi unutmayın aşklar...

İyi okumalar...

"Dikkatli ol bende seni seviyorum." O kapatmayınca ben kapattım ve şaşkınlıkla bana bakan Narin hanıma bakmaya başladım.

Kendini göstererek ağzını açıp kapattığında Hilal hanıma bakıyordu.

"Bana mı dedi...anne dedi..bana mı dedi.?"

Annem bakıyor bana.

Farkında olmadan anne demiştim Narin hanıma.

Anneme anne demiştim.

**************************

"Ben farkında değilim öyle dediğimin özür dilerim."

Narin hanım aynı şaşkın, sevinçli ve üzgün ifadesi ile bana bakıyordu.

"Çayı hazırlayayım ben iyi misin biraz." Bu yıkılmış halinde bile beni soran kadınla kendimi kötü hissetmeye başlamıştım.

"İyiyim." Dedim zorlukla.

Başını sallayarak tekrar mutfağa gittiğinde arkasından bakıyordum.

Kolumdaki ellerle Hilal hanıma baktım.

"Zamanla kabulleneceksin merak etme ve üzülme." Dudaklarımı birbirine bastırdığımda kendimi ağlamamak için zor tutuyordum.

"Onu üzüyorum."

"Evet hem kendini hem de gelinimi üzüyorsun ama şu an için yapılacak bir şey yok dediğim gibi vakit geçirdikçe aranızdaki ilişki ilerleyecek sen onu, o da seni tanıyacak." Burnumu çektiğimde anlayışla bana bakıyordu.

"Annemle yani üvey olan annemle düzgün bir ilişkimiz yoktu..anne gibi görmüyordum onu..şimdi Narin hanımın bana olan ilgisi davranışı bunlar bana yabancı geliyor. Hayatım boyunca böyle bir şey yaşamadım annem olmadı hiç benim bilmiyorum annelerin nasıl davrandığını." Gözümden bir kaç damla yaş aktığında Hilal hanımda gözleri dolu bir şekilde bana bakıyordu.

"Firdevs hanım var, Savaşın annesi. O da bana çok iyi davranıyor çokta seviyorum onu ama Narin hanım gibi değil...Narin hanım gibi davranmıyor kimse. Fazla ilgili her yaptığımı alttan alıyor üzüyorum kırıyorum ağlatıyorum ama iki gün sonra beni tekrar görmek istiyor vazgeçmiyor benden...hiç vazgeçmiyor." Ağlamam sesli bir hal aldığında ellerimle ağzımı kapattım.

"Annen olduğu için bunları yapıyor Ada..annen senden istesende vazgeçemez ne kadar kırsan da döksen de Narin senin annen ve senden asla vazgeçmez, vazgeçmeyecek."

Anlamıştım zaten bunu.

Bazen düşünüyordum ben bunları Firdevs hanıma ya da başka birisine yapsaydım. Bu kadar naz bu kadar kaprisi kimse 8-9 ay boyunca çekmezdi. İllaki bir yerde sıkılırlardı.

Narin hanım çekmişti.

Onu aşağıya inip görmememe rağmen her gün eve gelmişti. Ama ben kendimi göstermemiştim.

Yağmurda, karda gelmişti.

Ben yine odadan çıkmamıştım.

Ve tüm bunlara rağmen hala tek lafımla mutlu oluyordu bu kadın.

"Fazla iyi...bize geldiğinde görmek için odamdan bile çıkmadım sırf beni beş dakikada olsa görmek için geldi ama ben kapımı kilitledim." Hilal hanım üzgün suratıyla anlattıklarımı dinliyordu.

"Narin bunları unutmuştur bile üzme kendini." Başımı salladım.

"Nasıl unutsun neler yaptım ona." Tekrar bulanmaya başlayan midemle koltukta oturur pozisyona geldim.

"Hamilelik, Narin hanım ve Tufan beyi öğrenmem, doğum, hormonlar hepsi aynı anda oldu sinirlerim bozuldu. Düzgün düşünemedim...bilmiyorum." Şu an Hilal hanıma içimdeki her şeyi ağlaya ağlaya anlatıyordum.

İşin garip tarafı iyi geliyordu.

İçimdekileri sonundan birisine döküyordum.

"Şimdi yine hamileyim ve biz Narin hanımla hala ilişkimizi geliştiremedik ben yine düzgün düşünemeyeceğim bir döneme gireceğim kapris yapacağım her şeyi her an yanlış anlayabilecek bir halde olacağım. O yine üzülecek." Başımı kaldırıp Hilal hanıma baktığımda aynı bir psikolog edasıyla beni dinlediğini görünce derin bir iç çektim.

"Bunları yaşayacağını o da biliyor, annen her şeyin farkında Ada merak etme. Şu an sen ve karnındaki bebeğin daha önemlisiniz annenle ilişki kurman için bir çok zaman olacak doğumdan sonra tekrar konuşursunuz."

Gözümden hala yaşlar akıyordu.

"Çok geç doğumdan sonra..çok üzülüyor ne yapsam üzüyorum onu." İçimdeki her şeyi daha bir saat önce tanıştığım babaanneme dökmüştüm.

"Şimdiden yanlış şeyler düşünmeye başlamışsın bile hiçbir şey için geç değil annen senin için sabırla bekler bunu unutma." Niye hepsi bu kadar anlayışlıydı.

Gözlerimi kapatıp ağlamaya devam ettiğimde yanıma oturarak beni kendine çekip sarıldığında bende ona sarıldım.

"Ağlarsan daha çok üzülür ne yapıyorsan yap ama ağlama o dayanamaz senin ağlamana."

Durdurmaya çalışıyordum ama içimdekileri döktükçe ağlamıştım.

Hilal hanıma anlatmak iyi gelmişti.

Gözyaşlarımı silerek biraz toparlandığımda yanımdaki kadın ayağa kalkmıştı.

"Yaptınız mı çayı." Dediğinde birilerinin geldiğini anlayıp hemen kendimi toparlamaya çalıştım.

"Yaptı başında bekliyor karıştırılması lazımmış." Sırma hanım gelmişti.

Baktığımda kucağında hala İnci'yi tuttuğunu görmüştüm.

"Ver ben alayım geç otur sende." İnci'ye uzanıp almıştı Hilal hanım.

Sırma hanım morali bozuk bir şekilde karşıma oturduğunda sadece İnci'nin mırıldanma sesleri vardı.

"Ağlıyor." Dedi Sırma hanım beni daha çok üzerken.

"Ben bir bakayım." Hilal hanım gideceği zaman Sırma hanım onu durdurdu hemen.

"Beni de istemedi Hilal, biraz tek kalsın ağlasın rahatlasın." Başımı öne eğmiş tırnaklarıma bakıyordum.

Hiç böyle hayal etmemiştim.

Bu sefer onu üzecek bir şey yapmam diyerek gelmiştim buraya ama yine üzmüştüm.

Burnumu çektikten sonra bulanan midemle derin bir nefes aldım.

"Böyle olmaz daha çok üzülüyor benim kızım." Sırma hanım sanırım kibarca bana git diyordu.

"Birbirlerine alışacaklar zamanla Sırma." Sırma hanım anında reddetmişti bunu.

"Yok, yok Ada'nın alışacağı falan yok alışmak istediği de yok zaten olan benim çocuğuma oluyor yıllarca yüzünün gülmediği yetmezmiş gibi birde Ada varken mi gülmesin...Kızımın hayatı ağlamakla geçti Hilal.!" Sesi yükseldiğinde başımı kaldırıp Sırma hanıma baktım. Oradan da merakla bana bakan kızıma.

İnci şu an kaybolsa ölürdüm.

Onu yirmi sene göremesem ölürdüm ben.

Narin hanımın yaşadıklarını düşündükçe gözümden yaşlar tekrar akmaya başlamıştı.

İnci gibiyken beni ondan ayırmışlardı. Narin hanımı yaşayan ölüye çevirmişlerdi.

Ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya devam ettiğimde İnci huysuzlanıyordu ama başımı kaldırıp ağlamamı durduramıyordum.

Hilal hanım, kucağındaki kızıma bir şeyler diyerek sakinleştirirken ben ağlamaya devam ediyordum.

"Tamam ağlama bir şey demiyorum." Sırma hanım konuştuğunda artık sarsıla sarsıla ağlıyordum.

Doğru söylüyordu.

Kızını üzüyordum onun kızmaya hakkı vardı. Ama isteyerek yapmıyordum.

Yemin ederim isteyerek yapmıyordum.

"Ada ağlama lütfen susuyorum hadi." Sırma hanım tekrar konuşmuştu.

Sırtıma dokunan ellerin Sırma hanıma ait olduğunu biliyordum.

"İkiniz içinde zor biliyorum sadece Narin'in yıllardır kendini suçlayıp hayatına devam edemediğini bildiğimden dolayı üzgün bir anne olarak konuştum..ağlama zaten hamilesin." Sarsılmam durmuştu. Sadece iç çekerek ağlıyordum.

Sırma hanım tekrar konuşacağı zaman duyduğumuz Narin hanımın sesiyle hemen gözyaşlarımı silmeye çalıştım.

"Ada noldu niye ağlıyorsun." Bir kaç saniye sonra Narin hanım karşıma geçerek dizlerinin üzerine eğilerek ellerimi yüzümden çekmeye çalıştı.

"Bir tanem, ağlama gel hava alalım kıpkırmızı olmuşsun çek elini." Elimi çekmedim.

"Bir şey mi söyledin anne." Narin hanımın sert sorusuyla kimseden ses çıkmadı.

"Kaç kere söyleyeceğim kızıma bir şey deme diye anne.!" Sesi yükseldiğinde hemen ellerimi yüzümden çektim.

"Bir şey söylemedi." Dedim boğuk sesimle.

Narin hanımın annesine bakan kızgın gözleri bana döndü.

Ellerini yüzüme atıp hemen yüzüme gelen saçlarımı arkaya doğru atmaya başladığında yüzüme üflüyordu.

"Gel elini yüzünü yıkayalım gözlerin şişmiş." Cevabımı beklemeden elimden tutup beni kaldırdığında peşinden gidiyordum.

Narin hanım sinirle lavabonun ışığını açıp içeriye geçtiğinde musluğu açarak başımı eğmemi sağladığında yüzümü yıkıyordu.

İkimizde konuşmuyorduk.

Enseme de soğuk su değdirdiğinde musluğu kapatmıştı.

Havluyla yüzümü sildikten sonra tekrar salona geçmiştik.

Beni aynı yerime bıraktıktan sonra kendisi mutfağa geçmişti. Biz üçümüz de onun arkasından bakıyorduk.

İnci'yi de sayarsak dördümüz.

"Sinirlendi Sırma'ya." Hilal hanımın konuşmasıyla Sırma hanım hemen yanımdan kalktı.

"Aman ne dediysem sanki kabakta hep bana patlıyor." Hilal hanımın kucağındaki kızımı tekrar almıştı Sırma hanım.

"Değil mi boncuk gözlüm hep bana patlıyor kabak." İnci dudaklarıyla ses çıkarttığında Sırma hanım onu kendine bastırarak başından öpüyordu.

"Oy kurban olsun ananen sana." Teknik olarak anneannesi miydi bilmiyordum ve sanırım bu takılmam gereken son konuydu.

Narin hanım elinde tepsiyle tekrar salona geldiğinde onun bana yapacağı şeyleri çalışanlarına yaptırmayıp kendisinin uğraşıp yaptığını da anlamış oldum.

Fazla düşünceli bir kadındı.

"Anne kalk sen oradan Ada uzansın." Yanımda İnci ile beraber oturan Sırma hanım söylene söylene kalktığında Narin hanım bacaklarımı işaret ettiğinde mecburen uzattım.

Ortadaki sehpaya tepsiyi bırakıp Firdevs hanımın her zaman yaptığı çayı bana uzattığında hemen elinden aldım.

Bu çay mide bulantımı biraz kesiyordu ama bugün midem çok fazla bulanmaya başlamıştı. Keseceğini zannetmiyordum.

Çayı içmeye başladığımda bile midem hafiften yanıyordu.

Narin hanım annesi ve kaynanasına da normal çay yapmıştı onlarda onu içiyordu.

İnci hala Sırma hanımın kucağında duruyordu. Şaşırmıştım çünkü normalde bu kadar uysal değildi. Hele de yeni tanıştığı kişilerin kucağında asla durmazdı.

Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladığında alnımdaki elle hemen açtım.

Narin hanımdı.

Sanırım ateşime bakmıştı.

Ateşimde olabilirdi bilmiyorum kendimi çok iyi hissetmiyordum bugün.

Gribi tam olarak atlatamadan gelmiştim zaten.

"Biraz var." Dedi Narin hanım nahif sesiyle.

Başımı koltuğun kenarına yasladığımda bir elimde karnımdaydı.

"Bakma konuşacağız seninle." Sanırım annesine söylemişti Narin hanım.

"Aman konuş ne konuşacaksın sanki yanlış bir şey söyledim..senin çocuğun çok hassas." Demişti Sırma hanım.

"Anne delirtme beni."

"İyi bir şey demiyorum Narin tamam mı susuyorum kızım."

Trip atıyordu. Sanırım ben Sırma hanıma çekmişim onun gibi çok tripli bir insandım.

"Tamam Sırma onlar aralarında hallederler karışmayalım." Hilal hanımda olaya dahil olmuştu.

Bir süre sessizlik olduktan sonra İnci'nin ağlamasıyla hemen gözlerimi açtım.

İlk önce Narin hanımla göz göze geldikten sonra Sırma hanımın tarafına baktım. O susturmaya çalışıyordu ama İnci acıkmıştı ve beni istiyordu.

"Getir Ada'ya anne durmaz yoksa." Narin hanımın sesiyle Sırma hanım İnci'yi kollarıma bırakmıştı.

İnci ellerini yüzüme atarak biraz sustuğunda boynundan öptüm.

Mis gibi kokuyordu bir tanem.

Konuşup onu rahatlatmaya bile halim yoktu. Konuşmadım.

Tekrardan koltuğa uzanıp İnci'yi de karnıma koyduğumda susmuştu.

Halim olmadığı için emzirmek için beş dakika kendime gelmeyi bekleyecektim.

"Sütü getireyim mi yorulma zaten halsizsin." Narin hanım soru sormuştu ama cevabımı beklemeden mutfağa gitmişti.

Yüzüme bakıp ne düşündüğümü anlıyordu bu kadın emindim artık.

İnci göğüsümde yatarken bir elim onun sırtında diğer elimde karnımdaydı.

İki bebeğimde benimleydi.

Kısa süre sonra Narin hanım elinde biberonla geldiğinde İnci'yi de kucağımdan almıştı.

İnci anneannesine bakıp gözlerini kırpıştırdığında Narin hanım onu öpmüştü.

"Acıkmış mı benim miniğim." Onu koluna yatırıp biberonu ağzına verdiğinde İnci hemen içmeye başlamıştı.

Bende rahatlıkla gözlerimi kapattım.

Artık Narin hanım ve Sırma hanımın sesi boğuk bir şekilde gelmeye başladığında kendimi uykunun kollarına bırakmıştım.

Bulanan midemle gözlerimi açmaya çalıştığımda yan taraftan gelen seslerle onları dinledim.

"Sen konuş uyanınca eve gitmeye ikna et." Narin hanımdı bunları söyleyen.

"Narin kız seninle durmak ist.."

"Ağlıyor Firdevs, kötü oluyor zaten hamile bırakalım bari bu hamileliği rahat geçsin...konuş sen rahat ettiği yere geçsin üzülmesin,ağlamasın güzel güzel hamileliğini yaşasın çocuk."

"Yanında durmak istemeseydi kalmazdı gerçekten kalmazdı bak seni sevmeye başladığı için kalıyor." Narin hanım bir süre konuşmadı.

"Yok olmuyor, o iyi değil ben zaten yıllardır iyi değilim onu görünce kendimi tutamıyorum bu da ona zarar veriyor. Annemler bugün bir sürü laf söylemiş benimle uğraştığı yetmiyor bir de annemlerle uğraşmış...doğru zaman değil bencillik ettim hemen yanımda olsun istedim. Bak durum ortada gözleri şişti ağlamaktan." Narin hanım beni aşırı fazla düşündüğü için yanlış anlamıştı.

"Ada onların kötü niyetli olduklarını hissetseydi lafları ağzılarına tıkardı demek ki ikisini de zararsız görmüş ki bir şey dememiş bunu düşünme şimdi sen...çok mu kustu...İnci'de de böyleydi yediği yemeği çıkartırdı hemen." Derin bir nefes almıştı Firdevs hanım.

"Neva ne diyor normal mi.?"

"Normal normal merak etme bünyesi zayıfmış kaldıramıyormuş." İkisi de susmuştu.

"İstiyor muydu ikinci bebeği." Bir kaç dakika süren sessizlikten sonra Narin hanım sormuştu bu soruyu.

"İstiyorlardı da hemen değil fazla erken oldu zaten beklemiyorlardı." Narin hanım hafifçe gülmüştü.

"Savaş, futbol takımı kuracağız diyip duruyor şimdiden o yönde ilerliyorlar." İkisi de gülmüştü.

Bende tebessüm etmiştim.

Tek seferdi beşiz falan doğramıyor muydum Savaş anca öyle rahatlardı.

"Kaç çocuk istiyorlar.?"

Firdevs hanım gülerek cevap vermişti.

"Ne kadar olursa o kadar istiyorlardı en son." Yine gülmüştü Narin hanım.

"Beş on hiç fark etmez bunlara." Firdevs hanım biraz daha konuşursa beni yerin dibine sokacaktı.

"Savaş'ı çok seviyor." Demişti Narin hanım kısık sesiyle.

"İkisi de birbirine ölüyorlar...bakma bizim böyle anlaştığımıza az kavga etmedik Ada'yla...hakkını yemeyeyim durduk yere bana bir yanlışı olmadı hep ben bulaştım ona...Ama senin kızın da fenalar fenası haberin olsun Allah bir dil vermiş gerisini boşvermiş." Güldüler.

"Araları iyi değildi bir anda bağlandılar bu kadar, Savaş hep gözünün içine bakıyordu ama Ada sonradan bağlandı Savaş'a...bağlanış o bağlanış birbirlerinden ayrı duramazlar... Savaş karısını bırakıp iş için bir yere gidemiyor artık öyle günü birlik hemen gidip dönüyor sabaha karşıda olsa dönüyor eve."

Narin hanım bir şey demedi.

Sanırım İnci onlarlaydı çünkü onun sesi de diğer taraftan geliyordu.

"Ben konuşmayacağım ayrıca konuşsam bile Ada kabul etmez seninle durmak istiyor." Öyleydi.

Narin hanımla vakit geçirip onu tanımak istiyordum.

Yine konuşmadı Narin hanım.

"Durma şöyle uyanırsa seni böyle görmesin."

"Onun yanında böyle durmuyorum belli etmemeye çalışıyorum." Öyleydi. Ama bir yerde patlak veriyordu.

İkisi de bir süre konuşmayınca telefonumun çalmasıyla irkilsemde elimi sehpaya uzattım.

Arkamdaki kadınlarda da hareketlenme vardı.

Ekranı kendime çevirdiğimde gördüğüm isimle hafifçe gülümsedim.

"Savaş." Sesim uykuluydu.

"Bir tanem, uyuyor muydun yavrum." Hıhı gibi bir ses çıkarttım.

"Ada bugün biraz geç geleceğim güzelim haber vermek için aradım." Esneyerek başımı sallarken koltuktan doğrulmuştum.

Hafifçe arkama baktığımda bana bakan iki kadınla elimi kaldırdım. Onlarda gülümsediklerinde tekrar önüme döndüm.

"Miden bulanıyor mu.?"

"Biraz ama çok değil merak etme." Gelen yemek kokularıyla beraber acıktığımı hissetmiştim.

"Savaş bey." Arkadan duyulan kadın sesiyle sakin kalmaya çalışıyordum.

"Geliyorum Neşet'e haber verin." Sertti sesi. Dışarıya karşı hep olduğu gibi.

"Bebeğim kapatıyorum ve üç saatlik bir toplantıya giriyorum bir şey olursa hemen arıyorsun anlaştık mı.?" Başımı sallıyordum.

"Anlaştık aklın kalmasın, bende iyiyim bebekler de." Bebekleri gülerek söylediğimde o da gülmüştü.

"Ölürüm size..seni seviyorum bir tanem."

"Seni çok seviyorum dikkatli ol öpüyorum kocaman." O kapatmayacağı için ben kapatmıştım.

Derin bir nefes alarak ayağa kalktığımda Narin hanım ve Firdevs hanımın yanına doğru yürümeye başlamıştım.

"İyi misin." Diyen Firdevs hanıma başımı sallayarak ortadaki koltuğu Narin hanımın yanına çekip oturduğumda Firdevs hanımın kucağındaki kızımı da almıştım.

Onun saçlarından öperken sesler çıkartıyordu.

"Bulantın yok değil mi.?" Yan tarafımdaki kadından gelen soruyla Narin hanıma döndüm.

"Şu an yok iyiyim." Başını sallayarak ne yapacağını bilmezmiş gibi önüne dönmüştü.

İnci'yi ters çevirip başını omzuma koyduğumda artık ayakları karnımdaydı.

İlgilenememiştim bugün kızımla. Narin hanımlar bakmışlardı.

"Narinler sen Kusunca korkmuş geldim hemen akşam giderim." O konuşunca bende hemen başımı sallamıştım.

"Bir daha geldiğinizde bir kaç eşyamıda alır mısınız.?" O da benim gibi kahvesini içerken başını sallamıştı.

"Sofra ne zaman hazır olur...bebek biraz acıktı." Firdevs hanım söylediğime gülmüştü ama Narin hanım naz yaptığımı anlayamadığı için çok acıktığımı düşünüp hemen ayaklanmıştı.

"Hemen kursunlar Tufanlar bugün geç gelir zaten haber verdiler sen uyurken." Yanımızdan gittiğinde Firdevs hanımla tek başıma kalmıştım.

Hemen koluma uzanmıştı.

"İyi misin alışabiliyor musun." Bilmiyorum der gibi omuz silktim.

"Bebekten dolayı biraz zorlanıyorum, uyuyorum zaten sürekli uyumadığımda da kusuyorum ve çok korkuyor." Narin hanımdan bahsediyordum.

Başını salladı.

"Korkuyor hemen beni aradı baksana."

"Onu üzüyorum..yine."

"Saçma saçma konuşmaya başladın yine...hamilesin diye kusuyorsun bilerek değil bir kaç gün sonra o da alışır merak etme." Diyordu.

"Ben İnci'ye nasıl davranıyorsam o da bana öyle davranıyor." Burukça gülümsedi.

"Yanlış anlamayın sakın sizde bana çok güzel davranıyorsunuz ama o benim..yani ben onun kızıyım diye bana böyle davranıyor...mesafeli olmama rağmen beni seviyor gibi."

"Gibi değil seni çok seviyor sen onun tek meleğisin."

Öyle miydim.

Onunda benim tek meleğim olması gerekiyordu.

Zaten öyleydi de ben hiçkimseye anne dememiştim. Tek annem Narin hanımdı.

O kadın hiçbir zaman annem olmamıştı.

Firdevs hanımda annemdi ama o kocamın annesi olduğu için ikinci annem oluyordu.

Tek annem Narin hanımdı.

"Rahatsın değil mi bir sorun yok." Hızla başımı iki yana salladım.

"Bulantılarım dışında çok rahatım." Biraz ona doğru eğilip sessizce fısıldadım.

"Ben bir süre onun yanında kalmak istiyorum.. kabul eder mi bilmiyorum ama ona söyleyeceğim." Firdevs hanımın gözleri dolu dolu olunca başını sallamıştı.

"Kabul eder tabi ki hatta dünyanın en mutlu insanı olur." Gülümsedim.

İnci mırıldanmaya başladığında sanırım acıkmıştı.

"Süt var mıydı dolapta, içti mi ben uyurken."

"Senin uyanmanı bekledik süt yoktu." Hemen ayaklandım.

"Emzirip geliyorum." Birden ayağa kalktığımda gözlerim kararsada bir iki saniye durup devam ettim.

"İyi misin." Arkamdan sesleniyordu Firdevs hanım.

"Bir şey yok." Bu kattaki boş bir odaya girip bebeğimi beslemeye başladım.

Sanırım burası misafir odasıydı.

Evlerinin içi de dışı da çok güzeldi.

Kendi zevkine göre Narin hanım yaptırmış.

Sormuştum.

İnci'yle yarım saat kadar odada durduktan sonra doyduğuna emin olduktan sonra tekrar ayaklanmıştım.

Hala uykulu olmama artık küfürler etmek istiyordum.

Uyku ve kusma hamilelikte nefret ettiğim iki olaydı.

Ve bende en yoğun olan iki belirtide bunlardı.

"Gelir şimdi gel biz başlayalım sende yoruldun." Firdevs hanımlar sanırım sofraya geçmişti.

"Başı falan dönmesin Firdevs bir gideyim." Telaşla bize doğru gelen Narin hanımla yarı yolda karşılaşmıştık.

Bizi görünce endişeli yüzü hemen normale dönmüştü.

"Sofra hazır gel hadi." Bu sefer önden önden yürüyordu. Yanımda yürümemişti.

Alıngan olarak uyanmıştım bugün sanırım.

Yemeğe başladığımızda tek elimle İnci'yi tutup öyle bir şeyler yiyordum. İki kadında almak için ısrar etse de vermedim.

İnci'yi sürekli başkalarına baktırıyordum. Elimde değildi kustuğum için kötü oluyordum ama yine de üzülüyordum bu duruma.

O yüzden iyi olduğum zamanlar yanımdan ayırmıyordum.

"Bak şundan al Ada seviyorsun sen." Firdevs hanım ortadaki sevdiğim turşuyu önüme getirdiğinde hemen istemediğimi belirtir gibi başımı sallamıştım.

"Midem bulanıyor." Dediğimde hemen benden en uzak köşeye koymuştu.

"Bu midesini söküp atıcam en son ya her şeye bulanamaz." Sitem edercesine Narin hanıma bakarak söyleniyordu.

Narin hanım sessiz kalmıştı.

Ben uyanmadan önce konuşan kadın ben uyandıktan sonra sessizleşmişti.

Hava kararmaya başladığında yavaş yavaş yediğim için hala sofradan kalkamamıştım.

Masa çalışanlar tarafından toplanmaya başlandığında benim önümdeki tabaklar hariç hepsi gitmişti.

Ben hala yiyordum.

Midem bulanmasın diye yavaş yediğim için biraz uzun sürüyordu.

"Doydun mu.?" Firdevs hanıma başımı sallarken ağzımdaki lokmamı çiğniyordum.

Narin hanıma döndüğümde dalgınca sofraya baktığını görünce onunla konuşmak için konu açtım.

"Sırma hanımlar gitti mi.?" Pozisyonunu bozmadan sadece başını salladı.

O bizim aksimize çok fazla yemek yememişti.

"Yarın tekrar geleceğiz dediler...halan da gelir belki Zehra. Tufan'ın yanında görmüştün hani sarışın." Aklıma gelenlerle hemen başımı salladım.

O halamdı demek ki.

Hatırlıyordum güzel bir kadındı.

Elindeki peçeteyi masaya bırakıp yerinden kalktığında ben arkasından bakıyordum.

Bir mi bir şey yapmıştım yoksa o mu benden sıkılmıştı.

"Morali bozuktur yanlış anlama sakın." Firdevs hanım konuşunca önüme döndüm.

Narin hanımdan sonra bizde kalkıp oturma alanına yani onun yanına geçtik.

İnci'yi koltuğa uzandırıp bacaklarıyla oynaya oynaya gazını çıkarttıktan sonra mayışmaya başlamasıyla yandaki küçük beşiğe bıraktım.

Narin hanım ve Firdevs hanım kendilerine kahve söylerken ben bir şey istememiştim. Telefonumu elime alıp biraz sosyal medyaya girdim.

Girdiğim gördüğüm kocamla beraber haberleri ve yorumları okumaya başlamıştım bile.

@GAZETEMAGAZİN:
SAVAŞ KOZCUOĞLU LÜKS BİR MEKANDA TOPLANTIYA GİRERKEN OBJEKTİFLERİMİZE TAKILMIŞ. YAKIŞIKLILIĞIYLA HER KIZIN HAYALLERİNİ SÜSLEYEN KOZCUOĞLUNA EŞİ ADA KOZCUOĞLUNU SORMUŞLAR AMA CEVAP VERMEMİŞ. EVLİLİK VE ADA İLE İLGİLİ SORULARIN HİÇBİRİNE GENEL OLARAK CEVAP VERMEMİŞ. ACABA YENİ EVLİ ÇİFTİMİZİN ARASINA KARA KEDİ Mİ GİRDİ.BU ARADA DİKKAT FOTOĞRAFLARDA SAVAŞ KOZCUOĞLUNA AŞIK OLABİLİRSİNİZ...

328.729 beğenme. 11.620 yorum

@instagramkullanıcısı: Bunlar kesin ayrıldı.
@instagramkullanıcısı: Öncelikle hay maşallah.
@instagramkullanıcısı: Savaş sen bizi yaktın Savaş.
@instagramkullanıcısı: Bu adam cidden yaş aldıkça sınırları nirvanaya çıkartıyor.
@instagramkullanıcısı: Umarım ayrılmamışlardır ortada bir bebek var.
@instagramkullanıcısı: Belliydi zaten Ada gibi suratsızla neden olsun.
@instagramkullanıcısı: Lan bu adama aşık olmamak elde mi amk
@instagramkullanıcısı: Benim kocam gelmiş
@instagramkullanıcısı: Ada neden görüntülenmiyor çünkü hepimiz gibi çocuk bakarken bakımsızlaştı :)
@instagramkullanıcısı: Doğumdan sonra Ada artık o kadar da çekici gelmemiş demek ki.
@instagramkullanıcısı: Ay ayrılsınlar ve Savaş eskisi gibi gününü gün etsin.
@instagramkullanıcısı: Ada umarım iyidir. Sosyal medyada da aktif değil eskisi gibi.
@instagramkullanıcısı: Benim aşk.

Yorumları okurken sinir krizlerine girmemek için telefonu kapattım.

Savaş'a yine sinir olmuştum. Niye öyle giyinmişti ki. Fazla şıktı.

Telefonu elime alıp fotoğraflara tekrar baktığımda yine sinirle kenara bıraktım.

Ayağa kalktığımda iki kadında konuşmasını durdurarak bana bakmıştı. Bahçe kapısının yanına gidip açtığımda gelen havayla biraz rahatlamıştım.

"Ada noldu.?" Firdevs hanıma arkamı dönmeden cevap verdim.

"Bir şey yok hava alıyorum."

Narin hanım hala konuşmuyordu.

İstemiyordu sanırım. Sıkılmış olabilirdi bu kadar kapristen bu kadar gürültüden.

Ben bunları düşünürken Narin hanımın güzel kahkahasını duyunca hemen arkamı dönerek ona baktım.

İlk defa böyle gülerken görüyordum onu.

Çok güzel gülüyordu. Yakışıyordu ona gülmek ama gülüşlerini çalmışlardı.

"Aman Firdevs ya güleceğim yoktu." Diyordu hala gülmeye devam ederken.

Kapıyı kapatıp yanlarına doğru yürümeye başlamıştım.

"Noldu." Dedim konuya dahil olmak ister gibi.

"Bir şey yok Sırma hanımla ilgili bir şey söyledim." Dedi Firdevs hanımda gülerek.

Yerime oturdum.

Koltuğun kenarına yasladığım elimi yanağıma koyarak düşüncelerimle beraber karşıya bakmaya başladığımda durgunlaşmıştım.

Narin hanım ilgisini kesince böyle olmuştum.

Bilmeden bir şey mi yapmıştım anlayamıyordum.

Ben bunları düşünürken koluma değen parmaklarla irkilerek Firdevs hanıma döndüm.

"İyi misin.?" Dedi telaşla.

Ne zamandır aynı yere bakıyordum acaba.

"İyiyim." Kısıktı sesim.

Narin hanıma kaydı bakışlarım. O da telaşla bana bakıyordu ama konuşmuyordu.

Bakışlarımı kaçırıp tekrardan ayağa kalktığımda lavaboya gideceğimi söyleyerek salondan çıktım.

Lavabonun kapısını kapattığım gibi gözlerimden akan yaşlarla aynaya baktım.

Fazla alınganlık yapıyordum. Farkındaydım ama kontrol edemiyordum o konuşmayınca alınıyordum.

Yanaklarımı silerek yüzümü yıkadığımda bulanmaya başlayan midemle gözlerimi kapatıp açtım.

Saçımı arkadan topladığımda hala üstümde olan pijamalarıma baktım.

Rahat ettiğim için böyle duruyordum belki de bu rahatsız etmiştir Narin hanımı bilmiyorum aklıma saçma sapan sebepler geliyordu.

Derin bir nefes alarak lavabodan çıktığımda salona girecekken duvarın kenarına geçip sesleri gelen kadınları dinlemeye başladım.

"Öyle daralıyor arada geliyorlar senin kızına merak etme bir şeyi yok." Firdevs hanım konuşuyordu.

"Bir şey okudu telefondan duruldu sonra da kalktı gitti bir baksana gidip Firdevs." Ben bana bakmıyor sanıyorken onun gözleri üstümde miymiş.?

"Sen niye hiç konuşmuyorsun belki de ona bozuldu." Dedi Firdevs hanım.

"Konuşsam da konuşmasam da zaten iletişimimiz böyle bizim onu sıkmak istemiyorum...sıkarsam gider en azından bir iki gün daha dursun istiyorum."

Bu yüzden mi konuşmuyordu.

"Narin ben ne yapacağımı şaşırdım arkadaşım bu böyle olmaz eminim şu an içeride ağlıyordur sen konuşmuyorsun diye." Beni tanıyordu.

"O yüzden niye ağlasın belki ben konuşmayınca daha rahat hissediyordur...Bir git yanına Firdevs hadi bak gel." Sesi yine telaşlı çıkmıştı.

O niye gelmiyordu, niye Firdevs hanımı gönderiyordu.

"Sen konuşmadığın için şu an neler düşünüyordur tahmin bile etmek istemezsin. Bir şey yapıp yapmadığını sorguluyordur şimdi sen git kızının yanına Narin...Sakın söylediğimi söyleme ama Ada bana bir şey söyledi."

"Ne kötü bir şey mi.?"

Firdevs hanım keyifle gülmüştü.

"Bir süre daha senin yanında durmak istiyormuş sana soracağını söylemişti ama sormadı sen çok konuşmuyorsun diye."

Ses gelmemişti Narin hanımdan.

"Böyle mi dedi." Titriyordu sesi.

Uyandığımdan beri Narin hanıma sarılmak istemem normal miydi.

Ona sarılı bir şekilde durup konuşmak istiyordum.

Dolan gözlerimi elimle sildim. Şu an ona sarılamadığım için ağlıyordum. Ben gerçekten fazla duygusallaşmıştım.

Yaşanan olaylar hamilelik hepsi üst üste gelince böyle oluyordum.

Midemdeki hareketlilikle gözlerimi kapatıp açtım.

"Kalmak mı istiyormuş yani...böyle söyledi değil mi.?" Sesi eski durgun sesine göre daha heyecanlı çıkmıştı.

"Sana da söyler görürsün gitmek istemiyor yanından." Doğruydu Firdevs hanımın dedikleri.

Ayakta durduğum için dönen başımla konuşmalarını dinlemek istesem de salona girmiştim.

İkisi de bana baktığında ben onlara bakmadan beşikteki kızımı kucağıma aldım.

"Odaya çıkıyorum ben." Dedim istemsiz bir sinirle.

İkisi de ayağa kalkınca bir şey söylemeden arkamı dönmüştüm ama Firdevs hanım kolumdan tutmuştu.

"Noluyor...oturuyoruz şurada Savaş'lar gelir birazdan o zaman çıkarsın." Gözüm yine kararınca İnci'ye dikkat ederek koltuğa oturdum.

"Uzanayım biraz odada." Dedim.

"Tamam uzan şuraya işte gel." İnci'yi alıp tekrar beşiğe koyduğunda az önce kalktığım koltuğa tekrar uzanmıştım.

"Çıkayım ben odaya Narin hanım rahat etsin." Benimle konuşsun diye kadına bulaşıyordum.

"Ne..ne demek rahat etsin Ada." Narin hanım konuşarak hemen yanıma gelmişti.

"Öyle." Dedim ona bakarken.

"Nasıl öyle sen odaya çıkınca mı ben rahat edeceğim sence." Başımı salladığımda ne diyeceğini bilemiyormuş gibi Firdevs hanıma bakıp tekrar bana döndü.

"Ben, sen gözümün önünde olunca rahat ediyorum uzağımda olunca değil." Dedi ciddiyetle.

"Ben gideyim diye yapmıyor musunuz.?" Anlamayarak kaşlarını çattı.

"Ne." Dedi şaşkın ifadesiyle. Kaşlarını çatıp ne demek istediğimi anlamaya çalışıyordu.

"Ben gideyim diye yüzüme bakmıyorsunuz, konuşmuyorsunuz benimle." Bunları söylerken dolan gözlerim ve akan gözyaşlarımla beraber ağlamaya başlamamla kendime şaşırıyordum.

Narin hanım benimle yarım saat konuşmadı diye ağlıyordum.

Ben ağlarken Narin hanım, ağzı şaşkınlıkla açılmış bir şekilde bana bakıyordu.

"Özür dilerim tamam ağlama seni sıkmamak için katılmadım konuşmalara." Başımı iki yana sallarken ağzımdan bir hıçkırık kaçmıştı.

"Firdevs hanımla konuştunuz." Oturur pozisyona geçerek ellerimle yüzümü kapattığımda konunun saçma olduğunu biliyordum ama ağlıyordum işte.

Narin hanıma alışmıştım ve benimle konuşmayınca bir şey oldu sanarak korkmuştum.

Yanıma oturan beden beni omzularımdan tutarak kendine yasladığında ellerimi yüzümden çekerek Narin hanıma sıkıca sarılıyordum.

Hala ağlarken onun bedeni kasılmıştı.

Kafamı boynuna koymuş iki elimle sıkıca sarılarak içimi boşaltıyordum.

Çok ağlamıştım bugün.

Sırma hanımın ve Hilal hanımın gelmesi değil, kendimi Narin hanımın yerine koymak etkilemişti beni..İnci'yi aldıklarını düşünmem, yirmi yıl onsuz yaşamayı düşününce bile böyle olmuştum ama sarıldığım kadın bunları bizzat yaşamıştı.

Narin hanım için ağlıyordum...onun yaşadıkları için.

Hayatına devam edemedi demişti Sırma hanım. Kızım hayatına devam edemedi demişti.

Bana bir şeyler diyorlardı ama ben ağlamaktan ve bunları düşünmekten duymuyordum onları.

"Firdevs ben ağlasın diye yapmadım yemin ederim." Diyordu yine kendini suçlayarak.

Daha sıkı sarıldım.

Kollarını parmaklarımla bir yere gidecekmiş gibi sıkıyordum.

"Özür dilerim annecim sen git diye yapmadım bir tanem ağlama." Ağlamalarım sesli bir hal alınca ona daha çok yapışıyordum.

O zaten bunları yaşamışken yaptığım haksızlığa ağlıyordum.

"Ada tamam ağlama...gitmeni ister mi sence annen." Firdevs hanımda saçlarımı geriye çekip konuşuyordu.

Narin hanımda ağlıyordu.

"Sıkılırsın diye çok konuşmadım bir tanem çok özür dilerim...üzüleceğini düşünemedim ki özür dilerim annem."

Burnumu çektim seslice.

Ağlamalarım iç çekişlere döndüğünde ona hala sıkı sıkı sarılıyordum.

Çok güzel kokuyordu Narin hanım.

"Özür dilerim bir tanem." Başımın üzerinden öpmeye devam etmişti.

Ağlamam tamamen durduğunda gözlerimi kapatmıştım.

"Ada gel bahçeye çıkalım hava alalım biraz." Firdevs hanım omzumdan tutup beni çektiğinde omuz silktim.

Narin hanımın bedeni kasılıyordu benim hareketlerimle.

"Tamam yapış annene kal orada." Firdevs hanım ortamı keyiflendirmek için gülerek söylemişti ama ben tekrar iç çekmiştim.

Narin hanımında kolları beni sıkıca sararken rahatlamıştım sonunda. Hala seviyordu beni vazgeçmemişti.

Korkmuştum konuşmadığında. Yine istenmiyorum sanmıştım.

Yine ailem tarafından istenmiyorum diye çok korkmuştum.

Onun kokusuyla mayışmaya başladığımda onu tutan ellerim gevşiyordu. Mayıştığım sırada elimin Narin hanımın bacağına düşmesiyle hemen gözlerimi açarak elimi tekrar ona sardım.

Artık bilincim yavaş yavaş beni terk ederken elimin birisi boşa düşmüştü diğeri kanepeden destek aldığı için hala Narin hanımın belindeydi.

"Söyledim sana." Kısıktı Firdevs hanımın sesi.

Bir şey demedi sarıldığım beden.

Alnımı öpmekle meşguldü.

"Konuşmadın diye korkmuş gördün mü.? Seviyor seni." Doğruydu söyledikleri.

"Bana sarılarak uyuyor." Sesi şaşırmış gibi çıkıyordu.

"Boynumda uyuyor Firdevs."

"Daha çok uyur senin boynunda merak etme." Demişti Firdevs hanım.

Seslerini artık anlayamadığımda bedenimi birisi kucaklamaya çalıştı ama Narin hanımı bırakmadım. Ne kadar süre geçtiği hakkında hiçbir fikrim yoktu.

"Güzelim." Savaş'tı sanırım sesin sahibi.

"Tamam koltuğa uzandıralım başı kucağımda kalsın Savaş." Narin hanımdı.

Bacaklarımın uzatılmasıyla başım Narin hanımın karnına düşmüştü.

"Uyanmasın oğlum...gerçi uyansa da kalkmaz yerinden."

Yanağımı Narin hanımın karnına sürtüp iyice yerleştim. Birisi ayak ucuma oturup bacaklarımı elliyordu. Savaş'tı.

Firdevs hanımın kısık sesle Savaş'a olanları anlatmasını bir süre sonra duymamaya başlamıştım çünkü yüzümde gezen parmaklarla, annemin parmaklarıyla mayışmıştım ve zihnim tamamen kapanmıştı.

Havalandığımı hissetmemle en son olanları hatırlamaya çalışıyordum.

"Narin hanım." Sayıkladığımda beni taşıyan kişinin adımları durmuştu.

Elimi bilinçsizce öne attığımda Narin hanımı arıyordum.

Yanağımdan öpülmemle hafifçe gözlerimi araladım.

"Burada Narin hanım güzelim..odamıza çıkıyoruz." Savaş'a sardım kollarımı.

"Savaş, Narin hanım gelsin." Ne dediğimi bende bilmiyordum.

"Burdayım meleğim..burdayım annecim." Elimi tutan yumuşak parmaklarla onun olduğunu anlayıp hemen sıkmıştım. Yeni uyandığım için güçlü sıkamıyordum ama tutmuştun en azından.

Parmaklarımı öpen dudaklarla gülümsedim.

"Hadi kızımız odasına çıksın çiçeğim." Tufan bey konuşmuştu.

"Adımı söylüyor Tufan nasıl bırakayım." Sesi titrek ve zayıf çıkıyordu Narin hanımın.

"Savaş." Dedim yine uyku sersemliğiyle ne dediğimi bilmeden.

"Söyle yavrum buradayım...hadi yatağa yatıralım seni." Bir adım attığında konuşmamla tekrar durdu adımları.

"Narin hanım benim annem."

Gelen hıçkırık sesini algılayamayacak kadar uykuluydum.

"Evet bir tanem annen."

Yanağımı Savaş'ın göğüsüne yasladım.

"Gitmemi istemiyormuş Savaş yanlış anlaşılmış." Savaş ben konuşurken etrafımızda yükselen seslerle beraber yürümeye başlamıştı.

"Ağlama Narin çiçeğim...ağlama hayatım."

Seslerden uzaklaştığımızda elimle gömleğine tutundum.

"İnci." Dediğimde saçlarımı öpüyordu.

"Odaya çıkarttım onu." Bir şey demedim.

Sırtımın soğuk yatağa değmesiyle irkilsemde üzerime örtülen battaniyeyle hemen bacaklarımı kendime çekerek yan dönmem bir oldu.

Yatağın diğer tarafı çöktüğünde saçlarımdaki ellerle mırıldandım.

"Kurban olurum sana lan."

Elleri yanaklarımı bulunca yüzümü eline bastırdım.

Tek gözümü açıp ona bakınca uykum yavaştan açılıyordu.

Elimin birini yüzüne uzattığında beklemeden öpmüştü.

"Savaş."

"Açma uykunu güzelliğim."

Tekrar kapattım gözümü.

Savaş yataktan kalkınca diğer tarafa dönerek uykuma devam etmiştim. Kısa süre sonra tekrar yatağa geldiğinde belime sarıldığında duştan çıktığını anlayarak Savaş'a sarılarak kendimi uykunun kollarına attım.

BÖLÜM SONU

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Oy sınırı 600
Yorum sınırı 250

Sizi seviyorum.