34. bölüm · SÖZLEŞME

34

Buse Mina

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın aşklarım..

Oy sınırı: 500
Yorum sınır: 300
Yorumlarınızı bekliyorumm.

|sınır geçmeden bölüm gelmeyecek|

"Hani biz bir tane daha bebek istiyorduk." Şaşkınlıkla bana bakıyordu. Başını salladı.

"Sen en son İnci bir yaşına gelince elimden kaçamazsın demiştin." Cümlenin sonunda sesli sesli ağlıyordum.

"Buna mı takıldın Ada tamam istemiyorsan iki sene sonra başka bir bebeğimiz olur İnci de iyice büyümüş olur." O konuştu ama ben yine ağladım.

Sertçe omzuna vurup başımı kaldırdım.

"Elinden kaçamamışım." Diyip başımı göğüsüne gömdüm ve sarsılarak ağladım.

"Ne diyorsun Ada." Hala anlamamıştı.

"Savaş...hamileyim.!"

***************

Savaş donup kaldığında burnumu çekip gözyaşlarımı sildim.

"Erken diye düşünüyorsun değil mi.? İnci çok küçük beş aylık daha." Tekrar ona sarılarak ağlamaya başladığımda hala tepkisizdi.

"Testlere bak." Dedim elimdekileri ona göstererek. Bakışları elime döndü.

"Siktir.!" Dedi bağırarak.

Beni uzaklaştırıp karnıma baktı.

"Hamilesin."

Yüzümde değişik bir ifadeyle onu anlamaya çalışıyordum. Sevinmiş miydi.

"LAN.!" Karnıma dokunup bana baktı.

"Hamilesin Ada.!"

Kaşlarımı çatmış ona bakıyordum.

"Savaş İnci beş aylık." Gözlerim dolu dolu oluyordu.

Alnımdan öpüp hemen bedenimi kendine çekti.

"İnci 14 aylıkken kardeşi olacak." Dedim. Kendi kendime hesaplamalar yapıyordum.

"Ada...ikinci bebeğimiz oluyor kafandakileri at yavrum. Hamilesin. Yeni bir can var karnında." Çenem titreyince gözyaşlarım akmaya başladı.

Öyleydi.

"Dikkatli davrandım gerçekten nasıl olabiliyor." Aklıma gelen kaçamaklarımızla gözlerimi sıkıca kapattım.

Her zaman dikkatli değildim.

"Yine hamileyim Savaş." Güler gibi oldum ama ağlıyordum.

Savaş sıkı sıkı sarılıyordu.

"Futbol takımı konusunda ciddi olduğumu anlamışsındır." Güldüm.

"Sus." Dedim omzuna vururken.

"Bir tane daha çocuğumuz olacak." Dedi başımın üstünden öperek.

Yine aynı heyecan yüklenmişti bana. Kalp atışı, Cinsiyeti, doğum süreci...

Bir sürü yol vardı önümüzde ve bu sefer İnci'de bizimleydi.

"Yorulduğun an yanında ben varım...annem var Zeynep var istiyorsan birini ayarlayalım. Yoruluyorum dersen bir sürü seçenek var Ada ağlama her şeyim." Tekrar burnumu çektim.

"Yorulmuyorum annenler hep yanımda zaten." Dedim.

Savaş'ta çok yardımcı oluyordu.

"Sen varsın." Dedim tekrardan.

Derin bir nefes alıp verdim.

Alışmıştım hamile olmaya sanırım.

"Testleri Zeynep mi aldı." Dediğinde başımı salladım.

Saçlarımdan tekrardan öptü.

"Yine hamilesin Ada." Hala şaşkındım.

"Ben böyle sürekli hamile mi olacağım Savaş bebek doğduktan sonra Neva hanımla bu konuyu konuşacağım." Dedim. Doktorumuzun yine Neva hanım olacağını düşünüyordum.

Tek eliyle çenemden tuttu.

"İstemiyor muydun.?" Normaldi sesi. Benim tepkimi merak ettiği için sormuştu.

"Savaş çok erken...istemiyorum değil sadece erken İnci var çok küçük onun bana ihtiyacı var ama ben bir kaç ay sonra bir yerlerde uyuyakalacağım için bebeğimle ilgilenemeyeceğim." Gözlerimi kapatıp açtım.

"İnci'ye hamileyken ne kadar zorlandığımı biliyorsun korkuyorum daha çok küçük." Alnımı göğüsüne yasladım.

"Daha fazla yanında olurum Ada..İnci ile ilgilenemediğin zaman ben ilgileneceğim şunu söyleyip durma İnci ilgisiz falan kalmayacak evde kaç tane insan var bir çocuğa bakılmayacak mı.?" Anlamıyordu.

"Annesinin bakması ayrı Savaş."

"Başka bir şehire gitmiyorsun Ada sadece hamilesin bebeğinle yine ilgilenebilirsin herkes sana yardımcı olacak." Biliyordum ama korkuyordum.

Hamileydim.

"Neva hanımın yanına gitmemiz lazım." Dedim sessizce.

Ellerini sırtıma koyup sıkıca sarıldı.

"Hazırlan gidelim hemen bir tanem." Başımı sallayarak lavabonun üstünden indim.

Aynadan göbeğime baktım.

Hiçbir şey belli değildi.

"Yaşları yakın olacak hem İnci sıkılmadan kardeşiyle büyür değil mi.?" Dediğimde Aynadan bakışlarımız birleşti.

Kendimi ikna etmeye çalışıyordum.

Arkadan bana sarılıp ellerini karnıma koydu.

"İkiz bebeklerimiz varmış gibi düşün Ada eğer İnci'nin ikizi olsaydı birine bakıp birine bakamayacak mıydın.?" Doğru söylüyordu.

"Sanırım biz kalabalık bir aile olacağız." Gülümseyerek söyledim.

Savaş'la konuşunca biraz rahatlamıştım.

"Annelerinin sen olduğu çocuklar...kreş bile kurabilirim eve." Sesli bir şekilde güldüm.

"Savaş...Neva hanımla daha sonra bu durumu konuşacağım sana kalsa her yıl çocuk doğuracağım." Bir şey demeden boynumdan öptü.

"Seni seviyorum." Dedi sertçe öptükten sonra.

"Seni de bebeklerimizi de çok seviyorum...ölüyorum size Ada." Arkamı dönüp ellerimi boynuna doladım.

"Ben asıl seni seviyorum Savaş...Senden sürekli çocuk yapacak kadar çok seviyorum seni." Söyledikten sonra gülmüştüm.

Evlenmeden çocuk yapacak kadar seviyorum.

Sürekli çocuk yapacak kadar seviyorum.

Umarım bunun sonu senden beş çocuk yapacak kadar seviyorum olmazdı.

Futbol takımı olmasa da okey takımı kuruyorduk.

Çantamı aldıktan sonra Savaş ile beraber el ele aşağıya inmeye başladık.

Biraz halsizlik vardı gripten dolayı.

Salondan Firdevs hanımın İnci ile konuşma sesleri geliyordu.

Zeynep neredeydi hiçbir fikrim yoktu.

"Anne." Firdevs hanım gülümseyerek bize döndü.

Çantama bakıp konuştu.

"Bir yere mi gidiyorsunuz Ada hastasın çıkma bir yere ilerlemesin iyice."

"Hastaneye gidiyoruz anne." Firdevs hanım hemen kalkıp başını salladı.

"İyi gidin annem Ada kötü bir baksınlar detaylıca." Dedi Firdevs hanım. Göz ucuyla İnci'ye bakıyordum.

Mayışmış bir şekilde etrafa bakıyordu yavruşum.

"Neva hanımın yanına gidiyoruz anne." Kaşları çatıldı Firdevs hanımın.

"Niye." Dedi şaşkınlıkla. Kadının aklına hamile olabileceğim asla gelmezdi biliyorum.

Firdevs hanım biz konuşmayınca kaşlarını iyice çattı.

"Bir şey mi oldu...Ada." Sanırım başka bir şey için gideceğimizi düşünüyordu.

"Anne, Ada hamile." Firdevs hanımın ağzının yavaş yavaş açılmasına sonra gülecektim.

Kadın donmuş gibi bize bakıyordu.

"Saçmalamayın." Dedi kısık sesle.

"Yalan söylemeyin." Diye devam etti.

Eliyle ağzını kapatmıştı. Şok geçiriyordu şu an.

"Valla." Dememle kucağındaki İnci'yi Savaş'a uzatıp hızla gidip koltuğa oturdu. İkimize bakmaya başladı.

Kolunu uzatıp konuştu. İşaret parmağı ile ikimizi gösterdi.

"Siz delirmişsiniz...çocuk daha küçücük." Bunu demesiyle anında Savaş'a döndüm. Gözlerim yine dolu dolu olmuştu.

Savaş ne yapacağını bilemiyormuş gibi hemen konuştu.

"Küçük değil ağlama sakın Ada küçük değil bir tanem beraber büyüyecekler." Kucağında İnci olduğu için yanıma da gelemiyordu.

Firdevs hanım oturduğu yerden kalkıp hızla bana sarıldı.

"Çok sevindim öyle demek istemedim...sadece İnci küçük diye öyle söyledim o karnında büyürken İnci'de büyür güzel güzel." İlk tepkisini sanırım şoktan dolayı vermişti. Şu an gözleri dolu dolu karnıma dokunuyordu.

Burnumu çekip ona daha sıkı sarıldım.

"Yine hamileyim." Dediğimde Firdevs hanımdan yüksek bir ağlama sesi çıktı.

Gözlerim kocaman açılmıştı.

"Ben daha çok gencim iki torunum var." Bunu demesiyle önce şaşırsam da sonra gülmem bir oldu.

"Benim de iki çocuğum oluyor." Dedim o hala ağlarken.

Değişik bir aileydik.

İnci'nin sesiyle ona baktım. Bana bakıyordu.

Dudaklarımı büzerek ona baktım.

"Kardeşini görmeye gidiyoruz aşkım." Başını hızlıca Savaş'ın göğüsüne koyunca korkmuştum.

"Savaş." Dedim korkuyla.

"Tamam tuttum." Eli İnci'nin başının altındaydı.

Manyaktı bu kız.

"Hadi ver İnci'yi gidin çabuk bakın kaç aylıkmış öğrenin gelin bir şeyi var mı bana haber edin hemen." Firdevs hanım babasının kucağından İnci'yi alınca Savaş hemen beni kollarının arasına aldı.

"Tamam anne ararız seni gidelim artık." Beraber arabaya geçtiğimizde ellerim karnımdaydı.

Tekrar başladık galiba. Gülümsedim.

"Kaç aylık acaba merak ediyorum." Stresten konuşup duruyordum.

"İki üç haftalıktır." Bilmiyorum der gibi dudaklarımı büktüm.

"İki tane çocuğumuz olacak." Elimi ensesine atmış okşuyordum.

"Senden iki tane bebek." İç çekti konuştuktan sonra.

"Testler yanlış olabilir mi yani bilmiyorum yanılma payı var yazıyordu her yerde baktım inte.." Ellerimi tuttu.

"Sakin olur musun.?" Dedi.

Ben konuşacağım zaman telefonumun çalmasıyla ekrana baktım. Zeynep'ti.

"ADA HAMİLESİN." Bağırdığında güldüm.

"Çift çizgi çıktı." Dediğimde o hala çığlık atıyordu.

"Hamilesin oha.!" Arkadan Firdevs hanımın sesini duymamla salonda olduğunu anladım.

"Çıktıktan sonra ararım Zeynep tamam mı.?" Hastaneye gelmiştik çünkü.

"Tamam hadi çabuk arayın beni bu bebiş kaç aylıkmış bakalım." Ağzım kulaklarımdaydı.

"Hadi Zeynep." Dedikten sonra kapattık.

Neva hanıma haber verdiğimiz için direkt onun yanına çıkıyorduk. Kapıyı çaldığımızda bizi yine güler yüzle karşıladı.

Sanırım sürekli onunla muhattap olacaktık.

"Sizi bekliyordum...çok şaşırdım." Derken o da kısaca karnıma bakıp geri bize döndü.

"Bizde, yani beklemiyorduk." Dedim.

"Geç sedyeye bakalım hemen." Neva hanımın yüz ifadesi hem şaşkın hem de mutluydu.

Sedyeye uzanıp alışkan olduğum için karnımı açtım. Savaş yine hemen yanımda ekrana bakıyordu.

Karnıma jel döküldüğünde irkilsem de derin bir nefes alıp ekrana bakmaya devam ettim.

Neva hanım karnımda ultrasonu gezdirip ekrana dikkatle bakıyordu. İki düğmeye basıp ekranı durdurduğunda gözlerimiz küçük bir yuvarlağa takılı kaldı.

"Burada, hamilesin." Dudaklarımı birbirine bastırıp kapatıp açtım.

"Siktir." Savaş kısık sesle konuşmuştu.

Ellerimiz birleşmiş heyecanlar ekrana bakıyorduk.

Odada birden kalp atışı sesi duyulunca her zaman olduğu gibi ağlamaya başladım. Bu olay beni her zaman duygulandırıyordu.

İkinci bebeğimizin ilk kez kalp atışını duyuyorduk.

"Kalp atışları çok güçlü." Savaş gözyaşlarımı silip alnımın köşesinden öptü.

Neva hanım ekrandan bir şeylere bakıyordu.

Bir kaç ultrason fotoğrafı çekip çıkartmıştı.

"Bebek 6 haftalık." Gözlerim elime düşecekti.

"Ne.!" Dedim biraz yüksek sesle.

Bir buçuk aydır hamile miydim.

Asıl şoku şu an yaşıyordum.

Nasıl olabilir böyle bir şey.

Savaş'ta en az benim kadar şaşırmıştı.

"Evet hatta 7 ye doğru gidiyor yarılamış." Hala ağzım açık onu dinliyordum.

"Bir haftadır belirtiler var iki üç haftalık sanmıştım." Dedim şaşkınlık ve şokla.

Gülümsedi.

"Artık annesine kendini belli etmek istemiş demek ki." Yerim ben onu.

Savaş'a baktığımda bakışlarımız birleşti.

"Bir buçuk aylıkmış Savaş." Sanki o duymamış gibi söylüyordum.

Dudağının kenarı yana kıvrılmış bir şekilde başını sallayıp başımdan öptü.

"Yine aynı şeyler mi geçerli yerimden kalkmayacak mıyım.? Hiç kalkmam." Dedim hızla.

Savaş elimi sıkmıştı.

Neva hanım bize bakıp gülümsüyordu.

"Şu anlık bir sorun yok yani günlük hayatındaki gibi hareket edebilirsin kesemizde İnci'de olduğu gibi değil, risk oranı şu an yok." Biz sonradan risk skorunu doldururduk zaten.

Güldüm düşündüğüme.

Bu hamileliğim de stres yapmayacağım. Her şey güzel geçecekti.

"Vitamin peki." Dedim heyecanla.

"Sadece beslenme programı yazacağım vitamine gerek olup olmadığına sonraki kontrolde bakalım." Başımı salladım.

İlaç ve vitamin yoktu.

Karnımdaki jeli siliyordu Savaş.

Gülümsememi durduramıyordum.

Testleri yaparken erken diye ağlayan ben şu an yerimde duramaz bir halde hala ekrana bakıyordum.

"Kalp atışlarını sana attım." Hemen telefonun ekranına baktım. Atmıştı.

"Ultrason fotoğrafı...bu da beslenme programın şimdilik bu kadar ve her ay kontrole alacağım seni." Başımı salladım hepsine.

"Dikkatli ol kendini yoracak hareketlerden kaçın zaten yapmazsın ama ağır kaldırma." Başımı salladım.

"Eğer bir sorun olursa bana ulaşabilirsiniz...artı olarak bir sorun olmadıkça son aya kadar ilişki serbest." Son cümleyle bir şey yapmasa da Savaş'ın bacağına ayağımla vurdum.

"Tamamdır Neva hanım biz dikkat edeceğiz." Savaş konuşmuştu.

"Çok tebrik ederim sevindim gerçekten sadece biraz şaşkınım." Sadece gülümsedim.

"Biz gidelim o zaman çok teşekkür ederiz." Dedim heyecanlı sesimle.

"Hoşça kalın diğer ay görüşürüz." Neva hanımla vedalaşıp hemen hastaneden çıktık.
Arabaya yürürken başımı Savaş'ın omzuna yaslamıştım.

"İki bebeğimiz var Savaş." Dedim boynuna doğru nefesim çarparken.

"Benim üç bebeğim var." Gülümsedim.

"İki küçük bebek bir büyük bebek." Dediğimde Savaş durup dudaklarımdan öptü.

"Ölüyorum lan sana.!" Yüksek sesle konuşup tekrar öpmeye başladığında ben de hızla karşılık verdim.

Bir kaç saniye daha birbirimize yükseldikten sonra ayrıldık. Arabaya binmiştik.

Evdekilere haberi vermek için o kadar heyecanlıydım ki.

Ayrıca grip olmama rağmen kendimi iyi hissediyordum.

Kıpır kıpırdım. Yerimde duramıyordum.

"Çekiştirme kemeri yavrum." Biraz camı araladım.

"Hamileyim ben." Dememle güldüm.

"Yine.!" Bu sefer gülen oydu.

"Yine hamilesin Ada...bebeklerimiz çoğalıyor." Sanki barbie koleksiyonu yapıyoruz Savaş.

"Aralarında 14 ay olacak." Dediğim şeyleri tekrar ediyordum.

"Olsun Ada konuştuk bunları yaşları yakın olacak beraber büyüyecekler yavrum." Doğru söylüyordu.

Daha 23. Yaşındaydım ve iki bebeğim vardı.

Derin bir nefes alıp yolu izliyordum.

"Ada sakinleş bir tanem ben yanındayım her zaman da yanında olacağım iki değil beş tane bebeğimiz olsa da beraber bakacağız." Başımı omzuna koydum.

"Annen delirecek." Dediğimde güldü.

"Torunlarına ve gelinine bayılıyor delirmez." Dedi.

Savaş arabayı durdurduğunda etrafımıza baktım. Çiçekçiye gelmiştik.

Kaşlarımı çatarak olayı anlamaya çalıştım ama Savaş arabadan inmişti bile. Çiçekçi adama arabayı gösterip konuşuyordu.

Cüzdanını çıkarttığında camı biraz araladım.

Çiçek alıyordu.

"Hepsinden buket yapıyorum Savaş bey." Adam konuşunca Savaş başını sallayıp onayladı.

Arka koltuk lalelerle dolmuştu. En sevdiğim çiçeklerle doldurmuştu arabayı.

Ben şaşkınlıkla arkadaki çiçeklere bakıyordum.

Bir buketi hemen kucağıma aldım. Mis gibi kokuyordu.

Savaş adamla son kez konuşup arabaya döndü.

"Sen delinin tekisin." Dediğimde yanağından öpmüştüm.

"Sana deliyim kızım ben." Kızım demesine güldüm.

"Bu kızda sana deli." Dudağımdan çok kısa öpüp arabayı çalıştırdı.

"6 haftalıkmış Savaş ya." Biraz sessizlikten sonra dayanamayıp konuşmuştum.

"Nasıl fark etmedik amına koyayım."

"Grip olunca midem o yüzden bulanıyor sandım." Dedim.

Ellerimi tutup öptü.

"Canın bir şey istiyor mu.?" Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Tatlı alayım mı bebeğime." İstemiyorum mu demiştim.

Gözlerimi kocaman açıp başımı salladım.

Gülüp diğer yola döndük.

Sevdiğim yerdeki tatlılar eve ters yöndeydi. Hızla gidip tatlılarımızı aldık ve eve geldik.

Arabanın kapısını açtığımda evin kapısı da hızla açıldı. Firdevs hanım ve Zeynep koşarak bize doğru geliyorlardı.

Elimdeki çiçek ve balonlarla Firdevs hanım çığlık atarak Zeynep'e sarıldı.

Anlamıştı.

Testlerin doğru çıktığını anlamıştı.

Zeynep'ten ayrılıp ağlaya ağlaya bana doğru geldi ve hızla sarıldı.

"Siz beni öldüreceksiniz." Diyordu ağlamalarının arasından.

Zeynep'te Savaş'a sarılıyordu.

"Kaç haftalıkmış." Dedi Firdevs hanım.

"6." Dediğimde benden ayrılıp gözyaşlarını sildi.

"Bir buçuk ay olan 6 mı." Başımı salladığımda omzuma vurdu.

"Sen kafayı yemişsin." Güldüm bu dediğine. Gerçekten kafayı yemiştim.

"Çok sevindim abi." Zeynep titrek sesiyle hala Savaş'a sarılmış konuşuyordu.

"İnci uyudu mu.?" Dememle Firdevs hanım gözlerini kaçırdı.

"Narin içeride senin olmadığını görünce biraz İnci'yle vakit geçirmek istedi." Bir şey demedim.

Sürekli böyle geliyordu.

Ben İnci'yi emzirme bahanesiyle yanında pek durmuyordum.

"Tamam bir şey olmaz." Dediğimde rahatladı.

"Tatlı aldık sizin sevdikleriniz de var." Dedim konuyu dağıtmak için.

Zeynep yanıma gelip sarıldığında ben de ona hemen sarıldım.

"Şokum." Güldüm dediğine.

"Ben de hala inanamıyorum." Dedim.

Onunla da ayrıldığımız da Savaş beni belimden tutarak içeriye doğru yönlendirdi.

"Narin hanım buradaymış." Dedim ama sanırım o zaten başından beri biliyordu.

İçeriye girdiğimizde ben onları salonda bulacağımı sanarken Narin hanım bizi kapının önünde bekliyordu. Bahçeye çıkmamıştı ama kucağında İnci ile beraber bizi bekliyordu.

"Ada...çok sevindim tebrik ederim."

İnci'ye uzanırken konuştum.

"Teşekkür ederim."

Ben İnci'yi kucağıma alıp öperken Savaş ile ikisi konuşuyordu.

"Ben İnci'yi emzirmeye gid.."

"Daha yeni süt içirdik biz ona dolapta vardı biraz oturalım mı.?" Bahanemi anlamıştı.

"İnci'yi uyutmam lazım." Dediğimde yüzü düştü ama belli etmemeye çalışıyordu.

İnci kollarımda kıpırdanıyordu.

Sırtını okşaya okşaya Savaş ve Narin hanımın arasından hızlıca geçip yukarıya çıktım.

"Dayanamıyorum artık." Kısıkta olsa Narin hanımın ağlayan sesini duymuştum.

Savaş bir şeyler diyordu.

Gözlerim dolu dolu kendimi odaya attım. İnci'yi yatağın üstüne bırakıp hemen elimi yüzümü yıkadım.

Yatağa yürüyüp kenarlara yastık koyduktan sonra giyinme odasına geçtim. Hızla üzerime rahat bir şeyler giyinip İnci'yi kucağıma aldım.

"İnci...çok özledim ben seni annecim...kardeşin olacakmış İnci." Yatağa uzanıp onu da yanıma yatırdım.

Bir elim karnında parmaklarımla daire çiziyordum.

"Hamileyim İnci." Bakışlarım tavana çıktı.

"Çok erken ama benim aptallığım...çok aptalım İnci." Anlıyormuş gibi sesler çıkartıp bacaklarını sallıyordu.

Bir bacağını tuttum.

"Narin hanımı ağlattım." İnci'nin dudakları titreyince bacağını bıraktım. Sırtımı başlığa yaslayıp kucağıma aldım.

Yüzünün her yerini öptüm.

"Yerim seni yerim yerim yerim çocuk." Her öptüğümde gülüyordu.

"Üstünü değiştirelim hadi." Ayağa kalkıp yine giyinme odasına geçtim. Bu sefer kucağımda İnci'de vardı.

Onun kıyafetlerini seçip yatağa yatırdım. Hızlı bir şekilde üzerini değiştirip tekrar kucağıma aldım. İnci sessiz bir bebek değildi ama bugün niyeyse bana zorluk çıkartmadan duruyordu.

Yatağa oturup onu kucağımda salladım. Gözleri kapanıyordu zaten.

Beş dakika sonra tamamen uyumuştu.

Yavaşça yatağa yatırıp arkasına yastıkları dizdim. Ben de hemen yanına yatıp dikkatlice sarıldım. Şimdi başı benim kolumdaydı. Öptüm yavaşça.

Benimde gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladığında uyku pozisyonuna geçmiştim. Göğüsümde İnci ile beraber uyumuştum.

Yanağımda ve alnımda hissettiğim dudaklarla tek gözümü açtım.

"Uyu her şeyim." Sesiyle tekrar gözlerimi kapattım. Savaş öne doğru eğilip İnci'yi de öptü. Sonra da daha belli bile olmayan karnımı öptü.

Kolumdaki ağırlık gidince yan tarafa döndüm. İnci'yi beşiğe koyacaktı sanırım.

Uyuşmuş kolumla beraber arkamı döndüm ve uyumaya devam ettim.

İnci'nin ağlama sesini ve Savaş'ın küfürlerini duyduğumda tek gözümü açıp arkamı döndüm.

Savaş tekrardan İnci'yi beşikten alıyordu.

"Uyu bir tanem hallediyorum." Dedi ama İnci daha çok ağlamaya başladı.

Savaş konuşa konuşa odada tur atıyordu.

Esneyip kalktım.

Yanlarına gidip Savaş'a arkadan sarılmaya çalıştım.

"Ben hallederim acıkmıştır ver hadi." O da yorgundu bir kaç gündür...geceleri İnci bizi pek uyutmuyordu. Ben hastalığımdan dolayı uyumuştum ama Savaş uyumamıştı.

Daha fazla ağlamaması için bana uzattı. İnci kollarıma gelince biraz sakinleşip gözlerini açtı. Gülümseyerek konuştum.

"Burdayım annecim, yerim o gözlerini İnci acıktın mı sen." Yatağın başlığına sırtımı koyarak emzirmeye başladım.

Savaş başımın üstünden öptükten sonra çenemden tutup ona bakmamı sağladı.

"İyi misin."

Başımı salladım. İnci emerken bir yandan da Savaş'a bakıyordu. Savaş göz ucuyla İnci'ye bakıp tekrar bana baktı ama İnci'nin ona baktığını fark edince hemen ona geri döndü ve gülümseyerek yanağından öptü.

"Kurban olurum sana lan nasıl bakıyor Ada." Güldüm.

İnci ellerini boynuma vurunca ben güldüm ama Savaş hemen ellerini tutmuştu.

"Acıtmıyor merak etme." Dedim.

"Vurma annene İnci." Ciddi ciddi söylemesine yine güldüm.

"Heyecandan vuruyor Savaş." Savaş bu sefer benim yanağımdan öptü. Boynuma doğru iniyordu.

"Bebeğimsin sen benim." Bir elimi saçlarına attım.

"Büyük bebeğinim." Dediğimde boynumdan sertçe öptü.

"Ölürüm senin için." Gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıp verdim.

"Ben de senin için." Dedim.

Biz Savaş'la böyle İnci'yi unutup aşka gelirken İnci çoktan uyumuştu.

Üzerimi düzeltip Savaş'a uzattım. Dikkatlice alıp yatakla birleşik olan beşiğe koydu.

Ben uzandıktan sonra da yanıma uzanıp hemen kollarının arasına aldı.

Eli karnımı bulunca gülümsedim. Tekrar aynı hisleri yaşıyorduk ama yanımızda kızımız da vardı.

"Narin hanım belki yanına gidersin diye aşağıda bekliyor." Bir şey demedim.

Çenemden yüzüme doğru yavaş yavaş parmaklarını yukarıya çıkarttı.

"İstemiyor musun onları Ada." Yine sesimi çıkartmadım. Sadece bu konuyu düşünmek istemiyordum.

Fazla iyiydi Narin hanım. Böyle olamazdı. Annem bu kadar iyi davrandığında her zaman arkasından bir şey oluyordu. Eski annem.

Annem bildiğim kadın.

Narin hanım bana dünyasındaki tek varlık benmişim gibi davranıyordu. Yalan olma ihtimali fazla yüksekti.

Öyle görmüştüm hep.

Sahte sevgiyle beslenmiştim Savaş'tan öncesine kadar.

Fark etmeden ona daha sıkı sarıldığımda konuyu daha fazla uzatmadı.

"Yemek yiyelim mi başbaşa."

"Başbaşa olmayacağız Savaş." Karnımı gösterdiğimde önce karnıma sonra bana baktı. Daha sonra da beni yatakta altına alarak her yerimi öpmeye başladı.

Sesli bir şekilde gülünce ağzımı kapattım.

Savaş hemen yandan İnci'ye baktı. Hala Uyuyordu.

Tekrar boynuma gömülüp öpmeye başlayınca bacaklarımı ona sardım. Ben de onu tutup yanağından öpünce beni daha sıkı tutup öptü.

"Doyamıyorum sana amına koyayım." Her kelimesinde alnımı öpüyordu.

"Çok seviyorum seni." Dedim durgunlaşırken.

Benim hayatta Savaş'tan başka kimsem yoktu.

Firdevs hanımları saymıyorum tabii ki onlar da benim canımdı ama Savaş benim ailem her şeyimdi. İnci zaten canımızdı. Karnımdaki minikte öyle.

"Ben de seni çok seviyorum meleğim..çok aşığım lan sana büyüledin beni kendine." Boynuna doladığım kollarımla onu kendime yaklaştırıp dudağından öptüm.

O hırçınlıkla karşılık verdiğinde öpücük masumluktan çıkmıştı.

"Su tasarrufu mu yapsak." Nefes nefeseydim.

Bir şey demeden beni kucağına aldığında odanın kapısı tıklatıldı. Hızla Savaş'ın kucağından inerek üzerimi düzelttim.

"Efendim." Dedim kapının arkasındaki kişiye. Hala nefes nefeseydim.

"Ada gelebilir miyim yani müsait misin." Narin hanımın sesiyle istemsizce kapıya doğru yürüp hızla açtım.

Bekletmek istememiştim onu.

"Müsaitim İnci'yi uyutuyorduk." Dedim ama gülmek istedim söylediğime.

Savaş'a bakıp tekrar bana döndü.

"Biraz konuşalım mı.? Ya da hiç konuşmayız çok az beraber otursak olur mu.?" İstediklerine ağlamak istedim.

Başımı salladığımda Savaş saçlarımdan öperek odadan çıktı.

Ben de kapıyı biraz açıp elimle içeriyi gösterdim.

İnci'nin olduğu yere doğru gidip kenara oturdu.

Elini tutmuştu.

Ben de yatağın diğer tarafına geçtim.

"Çok tatlı." Dedi titrek bir sesle. Bana döndüğünde yüzümde tebessümle ikisine baktığımı idrak edebildim.

"Ada, sen yani...benimle..yani Tufan ve benimle görüşmek istemiyor musun.?"

Yutkundum.

"Bilmiyorum." Dediğimde gözlerini sıkıca kapattı.

"İstemiyorsun." Dedi hala gözleri kapalı bir şekilde.

"İstemiyorum değil bilmiyorum.." Fazla iyisiniz bilmiyorum Narin hanım. Bilmiyorum.

Tekrar İnci'ye döndü bakışları.

"Çok özür dilerim annem..ben böyle olsun ister miydim...başkasının yanında büyümeni ister miydim hiç Ada.. Özür dilerim o gece uyuduğum için, benden ayrıldığın için çok özür dilerim kızım." Ağlamamak için kendini tutuyordu.

Sesi çok kötüydü.

"Bunları şu an konuşmak zorunda mıyız." Dedim kısık sesimle.

"Yüzüme bakmıyorsun." Dişlerini sıkarak söyledi bunu.

"Benim canımdan olan yüzüme bakmıyor, benimle zorla konuşuyor, yanımda durmaya tahammül edemiyor." Hıçkırdığında hemen eliyle ağzını kapatıp İnci'nin yanından kalktı.

Makyaj masamın oraya doğru gittiğinde üstündeki çerçeveyi eline aldı. Firdevs hanımla olan fotoğrafımızdı.

Önce fotoğrafa baktı sonra arkasını dönüp bana baktı.

İç çekerek çerçeveyi yerine bıraktıktan sonra hızla kapıyı açıp çıktı.

Dudaklarım titremeye başlayınca aynı anda ağlamam bir oldu.

Neredeyse her gün geliyordu ama ben konuşmak için hazır değildim. Firdevs hanımla konuşurlarken beni düşünerek yeni doğum yaptı zorlamayalım Firdevs dediğini duyuyordum.

Doğumdan üç ay sonra sonra bile yeni doğum yaptı o yüzdendir diyordu Firdevs hanıma.

Kendi içinde onunla konuşmadığım için bahane arıyordu. Beni kötülemeden bahane buluyordu benim adıma.

Bugün kötü hissediyordur.

Gece uyuyamamıştır.

İnci onu yoruyordur.

Savaş'la tartışmıştır.

Kötü günündedir diyordu hep.

Kendi kendineyken bile beni kötülemiyordu. Konuşmak istemiyor demiyordu. Hep benim adıma iyimser bahaneler üretiyordu.

Ayıp etmiştim sanırım.

Biraz toparlandıktan sonra hemen aşağıya indim.

Ben merdivenden indiğimde Firdevs hanım da içeriye girip dış kapıyı kapattı.

"Yavaş in Ada..noldu." Dedi yanıma gelirken.

"Gitti mi.?" Dedim dış kapıyı açarken.

Arabası yoktu.

"Gitti, kötüydü biraz."

Gözlerim dolu dolu olduğundan ikimizin konuştuğunu anlamıştı sanırım.

"Narin gelmediği günlerde mutlaka arayıp sizi soruyor Ada...karışmak istemiyorum ama, bir kere dinlesen sadece bir saat tanımıyormuş gibi onunla konuşsan." Elimle yüzümü kapatıp geri açtım.

"Savaş'ı gördünüz mü.?" Dedim çatallı sesimle.

"Bahçede."

"Ben bir yanına gideyim." Dedim ve arkamı dönüp salona doğru yürüdüm.

Bahçeye açılan kapıyı açıp etrafa bakındım.

Neşet ve Salih'le beraber sigara içiyordu.

"Savaş." Dediğimde hemen arkasını dönüp sigarasını attı.

"Noldu.!" Dedi telaşla.

"Bir şey yok biraz konuşalım mı.?" Yanıma gelmiş ve beni sarmalamıştı bile.

"Geç bir tanem." Elleri belimde salona geçtik.

Burnumu çektiğimde ağladığımı anlayıp kaşlarını çattı.

"Bugün...İnci'yle beraber Narin hanımlar da kalmak istiyorum." Konuşurken ellerimle oynuyordum.

Benim için zor bir karardı ama sanırım bunu yapabilirdim.

"Tamam..tamam her şeyim nasıl istersen öyle yap...Emin misin peki meleğim." Çenemden tutup ona bakmamı sağladığında dudaklarımı büzerek ağlamam bir oldu.

Kollarımı ona uzatıp sarıldığımda sesli bir şekilde ağlıyordum.

"Çok üzmüşüm onu Savaş." Ağlamalarımın arasında zar zor konuşuyordum.

Sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Seni çok seviyor gönlünü alırsın gidip kalırsan ağlama bebeğim." Avucumla gözyaşlarımı sildim.

"İnci'nin eşyalarını hazırlayalım mı beraber çıkalım hemen." Alnımdan öpüp kalkmam için elimden tuttu.

"Gel benim duygusal bebeğim...ağlama." Ona yandan sarıldım. Yavaş yavaş merdivenlerden çıkıyorduk.

İnci'nin gerekli eşyalarını koyduktan sonra bizim odaya geçtik.

Bana da bir kaç parça bir şey koyduk.

Belki iki gün kalırdım.

"Yarın akşam sende gelsen bir gün de seninle kalsak." Bugün gel demiştim ama onlarla tek vakit geçirmemi söylediği için ısrar etmemiştim.

"Olur gelirim yarın bir tanem...bir şey olursa hemen arıyorsun." Başımı sallayıp pijamamı ona uzattım. Çantaya yerleştiriyordu.

"Bir de şunu koyalım." Elimle rafı gösterince uzanıp aldı.

Güzelce çantaya koyduğunda ben de üzerimi değiştiriyordum.

Tayt ve sweat giymiştim.

Saat biraz geç olduğu için çekiniyordum ama gitmekte istiyorum.

Savaş İnci'yi pusete koyup aşağıya indiğinde ben de son kontrolleri yapıp odadan çıktım.

"Bugün orada kalacaklar anne." Diyordu Savaş.

Yavaş yavaş merdivenlerden iniyordum.

"Narin çok sevinecek oğlum ben bile heyecanlandım." Demişti Firdevs hanım heyecanla.

"Narini arayayım mı.?" Hemen yanlarına gittim.

"Sürpriz olsun aramayın Firdevs hanım." Dedim.

Kollarını uzatıp bana sarıldı.

"Çok sevindim." Gitmemi kast ediyordu.

Ben de ona sıkıca sarılıyordum.

"Hadi Ada geç kalmayalım." Savaş'ın sesiyle Firdevs hanımı öpüp kapıyı açtım.

"Benim İnci'm uyuyor mu.?" Başımı salladığımda biraz eğilip pusetin içinden yanağını okşadı.

"Dikkat et kendine Ada beni ara yarın merak ederim." Başımı salladım.

"Gelirim iki saate anne." Savaş konuşunca Firdevs hanım başını salladı ve biz evden çıktık. Savaş hem İnci'yi hem de çantayı almış gidiyordu.

Neşet hemen arabanın kapısını açtığında çantayı aldı Savaş'ta İnci'yi güzelce yerleştirdi ve benim kapımı açtı.

Ben arkaya oturunca alnımdan sertçe öpüp yanağımı okşadı ve hızlıca direksiyona geçti.

Evlerini biliyordu sanırım.

Yola çıktığımızdan beri heyecandan duramıyordum. Ne tepki vereceğini merak ediyordum.

Ya da vereceklerini. Tufan beyde vardı.

Lüks ve büyük bir evin önüne geldiğimizde bahçe kapısı aracı görüp açıldı. Yandaki güvenlik açmıştı. Savaş'ı tanıyor muydu.?

Araba durduğunda İnci'ye baktım. Hala uyuyordu İnci tanem.

Savaş önce benim inmemi sağladı. O İnci'yi çıkartırken ben evin kapısına ulaşmıştım bile.

Zile bastığımda kalbim fazla hızlı atıyordu.

Kapı açıldığında karşıma çıkan başka bir kadınla yüzüm düştü.

"İyi akşamlar hoş geldiniz." Dedi soru sorar gibi.

"Merhaba Narin hanım evde mi.?" Dediğimde başını sallayıp beklememi söyledi.

Savaş'ta arkamda duruyordu.

O yan tarafa yani kapının görünmeyen yanına geçtiğinde sadece ben görünüyordum.

"Niye kim olduğunu sormuyorsun Asiye." Narin hanımın ince sesiyle yerimde kıpırdandım ve Savaş'a baktım.

Göz kırptığında gülümsedim. Stresliydim.

Narin hanım köşeyi dönüp beni gördüğünde olduğu yerde kaldı. Daha demin ki kadında arkasındaydı.

Hala orada durmuş bana bakıyordu.

Elini kalbine koyup bir şey söylediğinde sadece hareketlerini izliyordum.

Saat biraz geç olmuştu hava karanlıktı.

"Ada." Dedi ve yürümeye başladı.

Kapının dışına yani benim olduğum yere çıkıp ellerimi tuttu. Savaş ve İnci'yi gördüğünde şaşkınlıkla tekrar bana döndü.

"Sen...siz...hoş geldiniz...hoş geldin kızım gel..gelin içeriye hadi yemek yiyecektik." Sesi çok heyecanlı çıkmıştı.

"Ada ve İnci'yi getirdim gideceğim Narin hanım." Dediğinde Narin hanım gözlerini kocaman açıp bana baktı.

"Hoş geldiniz annecim..hoş geldin Ada." Kollarını bana sardığında burnunu çekti.

Ayrıldığında gözyaşlarını silip pusete uzandı. Savaş ona vermişti İnci'yi.

Uzanıp İnci'yi öptüğünde uyandırmamak için vedasını kısa tuttu.

Narin hanımın elleri titriyordu.

Savaş bu sefer de bana sarıldığında boynumdan öptü.

Ben de ona sıkıca sarıldım.

Ayrıldığımızda yanaklarımdan ve saçlarımdan öpüp Narin hanıma baktı.

"İyi akşamlar Narin hanım." Dedi.

"İyi akşamlar çocuğum." Dedi Narin hanım.

Bana döndü Savaş.

"Bebeklerimize ve kendine dikkat et bir tanem yatmadan önce ara tamam mı.?" Başımı salladım.

Alnımdan son kez öpünce ayrıldık.

"Seni çok seviyorum ve teşekkür ederim." Dudağının kenarı kıvrılınca oradan öptüm.

"Hadi." Dedi sessizce. İki saat ayrılamamıştık.

"Gelir alır bir iki saate Ada hadi vaktimiz gidiyor." Narin hanım burada kalacağımı bilmiyordu.

"Hadi güzelim dikkat et ikisi de sana emanet." Gülümsedim.

"Bana emanetler dikkat edeceğim söz veriyorum." Zor da olsa Savaş gitti.

Arabası bahçeden çıkana kadar ona bakacaktım ama kornaya basıp içeri girmemi söyleyince mecburen girmiştim.

Narin hanım bir süre beni izledikten sonra yürümeye başladı.

"Tufan'ı çağır Asiye." Daha demin ki kız hemen merdivenlere doğru gitmişti.

Narin hanım elinde pusetle dikkatli bir şekilde yürüyordu. Bir basamak merdiven inip sağa döndüğümüz de gösterişli güzel bir yemek odası bizi karşıladı.

Sofra çok güzel kurulmuştu.

"İnci'yi yatıralım mı yastık getireyim mi nasıl yapalım." Koltuğa baktım.

"Şuraya yatırırım, onu birleştirsek bir şey olur mu.?" Ortadaki büyük pufu gösterdiğimde o da hemen oraya baktı.

Puseti koltuğa koyup hemen pufu itmeye başladı. Ben yanına gidecekken Tufan beyin sesiyle yerimde durdum.

"Narin ne yapıyorsun güzelim bırak ben yaparım niye söylemiyorsun bana." Hala bizi görmemişti.

Odaya komple girdiğinde gözleri önce bana sonra İnci'ye döndü. Tekrar bana baktığında şaşkınlıkla Narin hanıma döndü.

"Ada." Dedi beni Narin hanıma gösterip.

Narin hanım eliyle ağzını kapatmış başını sallıyordu.

"Kızımız gelmiş Tufan." Narin hanım beni ağlamaya zorluyordu.

Tufan bey, Pusete bakıp ne yaptığımızı anlamış gibi hızla pufu itip koltukla birleştirdi.

İnci'nin beşiğinden büyük bir yer olmuştu.

"İnci'yi yatıracaktık Tufan." Tufan bey hala şok olmuş bir şekilde bir bana bir de İnci'ye bakıyordu.

"Hamileymişsin." Dediğinde başımı salladım.

"Sevindim." Dedi sadece.

Konuşmak istiyor da konuşamıyormuş gibiydi Tufan bey.

Hep bir sınır vardı ve orada duruyordu.

Elimdeki çantayı koltuğun yanına koyup İnci'yi pusetten çıkarttım. Narin hanım çantadan bir tane örtü çıkartıp yatıracağım yerin altına serdi.

İnci biraz kıpırdandığı için sallayarak Narin hanımın yaptığı yere bıraktım.

Yanlarına da koltuğun yastıklarını koymuştu Tufan bey.

Sofra hemen beş metre ötede olduğu için rahattım.

"Yemek yersin değil mi...Sarma var seviyor musun bilmiyorum ama haberim olsaydı sevd.."

"Severim." Dediğimde gülümseyerek Tufan beye baktı.

"O zaman siz oturun ben bir servis daha getireyim." Yardımcısı varken benim için servis açıyordu.

O çıktığında Tufan beyle başbaşa kalmıştık.

Biraz daha bana baktıktan sonra boğazını temizleyerek eliyle masayı gösterdi.

İnci'ye baktıktan sonra arkamı dönüp masaya yürümeye başladım.

Baş köşede ve onun solunda servis açık olduğu için ben de sağ tarafa geçtim.

Evleri çok güzeldi.

Sandalyemi çekeceğim zaman Tufan bey benden önce davranarak çekmişti.

"Otur bakalım küçük." Söylediğine gülümsedim.

Küçük.

Savaş'ta bazen İnci'ye böyle diyordu.

Masaya oturduğumuzda Narin hanımda hemen gelmişti.

"Şunu da koyalım." Bıçağı da yana bırakıp bana baktı.

"Tamam mısın." Dedi hala heyecanlı sesiyle.

Gülümseyip başımı salladım.

"Otur hadi Narin, Ada yabancı değil bir şey eksikse söylesin onun evi burası."

Onun evi.

Tufan bey öyle bir şey söylemişti ki oturup ağlamak istedim.

Savaş'tan sonra başka bir evim vardı.

Somut olarak değil. Soyut olarak düşünüyordum.

"Öyle tabii ki sadece biraz heyecanlandım sanırım hadi yemeğimizi yiyelim hızlıca biraz konuşuruz Savaş kaçta gelecek bir kaç saat durursun değil mi.?" Kendi yerine oturup hiç susmadan konuşmuştu.

"Savaş gelmeyecek." Dedim ama sanırım yanlış anlamışlardı.

"Ben bırakırım sorun yok." Dedi hemen Tufan bey.

"Yok...yani size sormadım ama biz bugün İnci'yle burada kalmak için geldik." Narin hanıma baktığımda gözlerini kocaman açmış bana baktığını gördüm.

Kadın donmuştu.

"Olur mu.?" Diye sordum ikisinden de ses çıkmayınca.

Hala bir şey dememişlerdi.

Narin hanım eliyle ağzını kapatıp Tufan beye baktı.

"Tufan...Tufan burada kalacak..ev..evinde kalacak Tufan." İki eliyle yüzünü kapattığında Tufan beyin başı bana döndü.

Narin hanım sarsıla sarsıla ağlıyordu.

"Bizimle kalmak mı istiyorsun.?" Başımı salladım Tufan beye.

Bebeğimi de alıp gelmiştim onlara.

Gözlerimi kaçırıp sofraya bakıyordum.

"Bir daha sakın bu konuda soru sorma burası senin evin Ada...Ne zaman istersen gelip kalırsın istemesen de gelip kalırsın sen ne dersen o olur bu evde." Söyledikleriyle dişlerimi sıktım.

Ağlama.

Sakın ağlama.

"Teşekkürler." Dediğimde Narin hanım yerinden kalkıp Tufan beyin arkasından dolandı ve hızla gelip bana sarıldı.

"Ada." Dedi hala ağlarken.

"Beni dünyanın en mutlu insanı yaptın Ada." Öyle içli söylemişti ki doğru bir karar verdiğimi tam şu an anlamıştım.

Bir gün kalacağımı söylememle bile böyle olmuşlardı.

Sanırım bir kaç adım atma sırası bendeydi.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?
Bu arada ikinci bebeğe neden bu kadar tepki gösterdiniz anlamadım.

Oy sınırı 500
Yorum sınırı 300

Sizi seviyorum.