SONSUZ SON kitap kapağı

15. bölüm / 28

SONSUZ SON

Fark Ediş?

Vaveyla Yazarı: Medine Aysel Atak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Fark Ediş?

Jülide hastanede hiç uyuyamamıştı, uyumak istemişti ama tam uyuyacakken Melike uyanmış ve ondan su istemişti. Sonra bir daha asla gözüne uyku girmemişti ve saat çok geç olmuştu. Kaç kere Kemal’i aramayı düşünse de onu rahatsız edeceğini düşünüp aramamıştı. Uyanık kaldığı süreç boyunca aklına Cenk gelip durmuştu, onun her hâlini düşünmekten kafayı sıyıracak gibi oluyordu. Ne ara ona bu kadar bağlanmıştı ki? Ne ara onu bu kadar sevmişti?
Uzun bir zamandır kimseden hoşlanmamıştı, en son lisenin başlarında bir çocuktan hoşlanmıştı ve çok uzun sürmemişti, en fazla 2 ay sürmüştü. Cenk’ten hoşlanalı 2 ay olacaktı, az kalmıştı. Hisleri gün geçtikçe sanki tazeleniyor gibiydi, her baktığında biraz daha yakışıklı geliyordu. Hem Cenk’in de ona ilgisi var gibiydi ve bu onu daha da heyecanlandırıyordu.
Melike, hep ona Cemil’i ne kadar çok sevdiğini anlatırdı. Ona hep hayret ederdi çünkü kendisi hiçbir zaman böylesine duygular hissetmemişti ama şimdi Melike’nin anlattıklarına uyuyordu her şey. O gittikçe kendini Cenk’e kaptırıyordu.
Aklına onun yeşil gözleri geliyordu, nasıl anlatılacağını bilmiyordu ama biri ona anlat dese. ‘’Kaybolmaya doyamadığım en derin orman…’’ derdi. Sözlerle pek arası yoktu ama olay Cenk’in soğuk yeşilleri olunca dünya tersine dönüyor ve en iyi kelimelerle en iyi cümleleri kurmaya çalışıyordu. Kuramasa bile kendince anlamlı sözleri ona iyi geliyordu. Mesela onun gözlerine soğuk yeşil demesinin bir sebebi vardı, dışarıdan buz gibi gözüken gözleri içine girince ısıtan bir hâl alıyordu. O yüzden soğuk yeşil ismini vermişti.

Tam gözlerinin kapanacağı sıra Melike yine mırıldanmıştı. “J-Jülide... Cem-cemil gelsin.” Jülide, telaşla yerinden fırladı ve arkadaşının yanına gitti. Cemil’i duyunca gerilen vücudu yavaştan kendini serbest bırakmıştı. “O... İstanbul’da. Nasıl gelsin buraya?” Melike’nin gözlerinden bir damla yaş süzüldü, böyle görmek istemiyordu arkadaşını.

“Ağlama Melike’m, ağlama... Değer mi hiç? Hm?”

Bunu söyleyince daha çok şiddetlenmişti ağlayışı. Dediğine pişman olmuştu. “Ama ağlarsan kendine zarar verirsin... Henüz tam iyileşmedin.” Melike’nin ağlaması minik hıçkırıklara dönüşmüştü. Ne zaman ağlasa ardından hıçkırık tutardı ve Jülide bu konuyla ilgili dalga geçerdi ama şu an ne dalga geçecek hâli vardı ne de başka bir şeye.

“Ben onu çok severken neden beni arkadaş gibi görüyor? Hatta kardeş gibi görüyor. Acıyor kalbim... Yanıyor, içimde bir ateş var ve ben bu ateşte her gün yanarak can veriyorum.”

Jülide şu an Melike’yi ne teselli edebilir ne de avutabilirdi çünkü bu duyguları tatmıştı, geçmezdi kolay kolay. Tek bir ilacı vardı. İlaç, sorun ile aynıydı, bu kadar hasta eden kişi seni bir çırpıda iyileştirebilirdi. Ne oluyorsa hep aynı kişiden oluyordu.
“Bilmiyorum Melike, Cemil iyi bir çocuk ve senin dediğin gibi seni kardeşi gibi görüyor. Yani uzun bir zamandır bu böyle, acaba artık onu unutsan mı?” Melike’nin bakışları donuklaşmış, gözünden akan yaşlar kesilmişti. “Ne diyorsun öyle Jülide?” sesi o kadar soğuk ve katı çıkmıştı ki Jülide’nin içi ürpermişti. “Sence böyle bir şey mümkün mü?” Jülide, başını eğmiş Melike’nin bu tavrına üzülüyordu. “Sandığın kadar zor bir şey değil ki. Hem zaten bak İstanbul’a gitti, gelmeyi düşünmüyor. Unutman kolay-’’ Melike hastane yatağında kıpraşmış ve Jülide’nin elini tutup sözünü kesmişti. “Uyumak istiyorum, bunu sonra konuşuruz.”
Melike uykuya dalmıştı fakat Jülide dalamamıştı, aklında o kadar şey vardı ki. Vizelere de az kalmıştı. Telefonundan takvime baktı ve bu hafta başladığını gördü, gözleri şokla aralandı. “Öbür hafta sanıyordum...” Şimdi ne yapacaktı? Çalışmıştı çoğu derse ama hazır hissetmiyordu. Şu an bunu düşünecek bir ortam değildi ama elinde değildi.
Canı o kadar çok sıkılmıştı ki artık tak etti ve hastane odasından çıktı, biraz hastane koridorlarında dolaştı. Acile gelenler, yoğun bakımda tanıdığını bekleyenler, yatılı hasta olanlar, ölenler, ağlayanlar hepsi buradaydı. Jülide hastanelerden nefret ederdi. ‘’Bir doktora görün.’’ lafını duyunca bile tüyleri diken diken olurdu. Nefret ediyordu, hep de edecekti.
Koridorun sonuna ulaştığını fark ettiğinde arkasını döndü, arkadaşını da alıp, çıkıp gidesi vardı. Melike’nin sağlığı için o lanet serumu çıkarıp fırlatmıyordu. Yoksa şimdi serumu çıkarmış, Melike’yi arabasına bindirip buradan gitmişti bile. Hastaneye olan nefretini aklında döndürüp dururken Melike’nin kapısının önüne geldi ve odaya girdi. Hâlâ uyuyor olmasına bir oh çekip koltuğa uzandı ve gözlerini kapattı.
Bu yorucu, sıkıcı, bunaltıcı ve travmatik günü de sonlandırmıştı.

Gözlerini açtığında hastane odasında olduğunu gördü, başta neler olduğunu anlayamasa da aklına dünkü olaylar doluştu ve Melike’nin durumunu hatırladı. Derin bir nefes aldı ve ayağa kalktı. Ayağa kalkınca Melike’nin uyanmış hatta serumunun çıkarıldığını gördü. Bir de başındaki sargı değiştirilmişti, bu duruma gülümseyip Melike’nin yanına gitti ve yatağın kenarına oturdu. “İyi misin canım?” Melike başını sallamış ve gülümsemişti. “Gidelim artık Jülide, çok sıkıldım.”
Jülide odadan çıkmış, taburcu olma işlemleri için danışmaya gitmişti ve işlerini halledip Melike’nin kaldığı odaya gitmişti. Arkadaşını güzelce hazırlayıp arabasına götürmüştü. Melike’yi ön koltuğa oturtup kendi şoför koltuğuna geçmiş ve kendi evine sürmeye başlamıştı. “Yalnız bu yol senin evine gidiyor.” Yan bir şekilde Melike’ye bakmış ve derin bir nefes almıştı. “Ne bekliyordun? Seni evde yalnız bırakmamı mı? Olmaz öyle şey. Bende kalacaksın, henüz iyileşmedin.” Tam bir şey diyecekken Jülide onu engellemişti. “Sus, itiraz falan istemiyorum. Sinirimi bozma daha fazla.” Jülide’nin uyarısı üzerine Melike’den çıt çıkmamıştı ve yol boyunca ağzını bıçak açmamıştı.
Eve gelince ikisi de direkt üstlerini değiştirdiler, duşa girdiler. Melike daha önce birçok kez kaldığı için hiç yabancılık çekmiyordu. Burada birkaç kıyafeti ve eşyası vardı. Bu tür durumlarda kurtarıcı oluyorlardı. Şimdi de ikisi Jülide’nin yatağına uzanmışlardı ve sarılarak yatmışlardı. “Dün çok kötüydü.” Jülide’den gelen sesle Melike başını kaldırdı ve ona baktı. “Kesinlikle... Uzun zamandır yaşadığım en berbat gündü. Bu arada dün gece ne oldu tam olarak? Bir şeyler hatırlıyorum ama çok saçma geliyor.” Jülide, arkadaşının dedikleriyle kaşlarını çatmış ve sorgular bir şekilde ona bakmıştı. “Nasıl saçma geliyor? Ne saçma geliyor?” Melike dudaklarını büzmüş ve elini kafasını atmıştı. “Sen, Kemal ve Murat. Tek tek odama girdiniz mi?” Jülide, bunu başıyla onaylamıştı. “Murat ne alaka? O bizim sınıfta da hiç samimi değiliz yani, niye gelmiş?”
Jülide önce bir boğazını temizlemiş sonrada yatakta kıpırdanmıştı. “Kemal’in yakın bir arkadaşıymış, kısa bir sürede bayağı yakınlaşmışlar. Ben ambulanstayken Kemal’i aradım, Murat da ondaymış, beraber geldiler.” Jülide, bildiklerini söylerken Melike’nin ifadesi daha da meraklı bir hâl almıştı. “Odaya girerken o an farkında değildim ama çok endişeli gözüküyordu.” “Öyle mi? Gerçi n’oldu var ya, doktor refakatçi istediğinde ben olurum dedi.” Melike bu sefer kaşlarını çatmış ve gözleri irileşmişti. “Nasıl yani?” Jülide, ellerini Melike’nin koluna sardı ve başını onun omzuna koydu. “Bildiğin refakatçi olurum ben, dedi. Sonra işte benim yorgun gözüktüğümü söyledi. Ben de senin onunla yakın olmadığını, bir isteğin olursa söyleyemeyeceğini söyledim. Sonra da Kemal, Murat’ın bunu düşünemediğini, sadece iyiliğimizi istediğini söyledi ve gittiler.”
Melike’nin çatık kaşları yukarıya kalkmış ve gözleri iyice irileşmişti. “Ne diyorsun Jülide? Cidden bunlar yaşandı mı?” Jülide, sakin bir şekilde başıyla onayladı. “Neden bu kadar şaşırdın ki?”
Jülide’nin sorusuyla Melike, arkadaşının salak olduğunu biraz daha anlamıştı. “Kızım nasıl şaşırmayayım? Çocuk resmen yanımda kalmak istemiş. Asla samimi değiliz, 2 kere konuştuk topu topu. Birinde ben not istedim, birinde o not istedi. Acaba... Bana âşık mı?”
Bu sefer kaşlarını çatan Jülide olmuştu. “Ne? Nerden çıktı bu? Ayrıca sen demedin mi samimi değiliz diye. Ne ara âşık olsun?” Melike, yaralı başını tutup başını geriye yaslamıştı. “Ah benim salak arkadaşım! İnsan samimiyet dinliyor mu konu aşk olunca? Ben Cemil’den hoşlanmaya başladığımda onunla hiç konuşmamıştım bile.”
“Of bana salak deme Melike. Hoşlanmak ve âşık olmanın arasında dağlar kadar fark var, sen önce görüp hoşlandın, sonra tanıdıkça âşık oldun. Murat sana nasıl âşık olsun?” Melike, başındaki elini Jülide’nin yanağına koymuş ve okşamıştı. “Peki söyler misin canımın en içi. Sen Cenk’e aşık mısın? Hoşlanıyor musun?” Jülide bu soruyla duraklamıştı. Aşıktı o Cenk’e. “Aşığım tabii ki.” Melike aldığı cevapla gülümsemişti. “Peki, çok mu samimisiniz Cenk ile? Hm? Şurada konuşmaya başlayalı birkaç hafta olmadı mı? Sen birkaç haftadır mı aşıksın? Yoksa başından beri mi?” Jülide’nin aklı tamamen karışmıştı, kendini cidden aptal gibi hissediyordu. “En başından...” Melike, kafasını sallayarak onaylamıştı. “Evet, demek ki neymiş? Âşık olmak için tanımak gerekmiyor. Haklısın hoşlantı ve âşık olmanın arasında fark var ama tanımadan da âşık olunur.” Olunur muydu cidden? Hangisi yanlış biliyordu?
İkisi de uyumaya karar vermişlerdi, Melike ağrıları yüzünden uyuyamamıştı ve Jülide de rahat olmadığı için uyuyamamıştı fakat şimdi mışıl mışıl uykuya dalmışlardı.

O sırada Murat ve Kemal yeni uyanmış, kahvaltılarını ediyorlardı. “Melike’den haber var mı?” Kemal, Murat’ın sorusuna cıklayarak cevap vermiş ve önündeki yemeğine odaklanmıştı. “Jülide aramadı mı?” Kemal yine cıklamıştı. “Sen niye aramıyorsun?” Kemal en sonunda başını yemekten kaldırmış, Murat’a bakmıştı. “Bugün büyük bir ihtimalle hastaneden çıkmışlardır, bırakalım kızlar dinlensin. Aramak isteselerdi ararlardı. Sakın aklına değişik değişik şeyler getirme. Hiç kendimizi boşa yıpratmayalım. Beni aramam içinde sıkıştırma. Çok merak ediyorsan Melike’yi kendin ara.”
Kemal’in ani çıkışmasıyla Murat ne yapacağını şaşırırken mecbur olarak yemeğini yemeye devam etmişti.

Yemekten sonra Murat anlık bir cesaretle telefonu eline almıştı. “Melike’yi arıyorum.” Kemal, Murat’ın dediklerinde ciddi olduğunu düşünmeyerek onu onaylamıştı. Hatta üstüne ararsan bana da haber ver diyerek onu iyice kışkırtmıştı. Bunun üstüne Murat, Melike’yi aramıştı.
Telefon tam kapanacakken karşıdan gelen uykulu sesle Murat’ın aklı gitmişti.

“Alo?”

“Alo? Yani şey Melike. Geçmiş olsun, iyisin, öyle değil mi?” Ne dediğini bilmiyordu, ağzından çıkan kelimelerin bir cümle oluşturup oluşturmadığını bile bilmiyordu.

“İyiyim, sağ ol Murat.” Onun kendi adını söylemesi Murat için bir nimetti. Kalbi deli çarpıyordu.

“İyi iyi, ben, şey, kapatayım. Görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

Telefonu bir anda kapatmış ve etrafa bakmıştı, kalbi çıkacak gibi atıyordu. Sanki ortaokulda sevdiği kızı arayıp konuşan bir ergen gibi hissediyordu. Bu arada o telefonla konuşurken Kemal cidden onun konuştuğuna şaşırıp yanına gelmişti ve şu an ağzı açık bir şekilde Murat’a bakıyordu.

“Bak aradım. Ciddiye almıyordun bile.”

“Valla helal olsun kanka. Hiç beklemiyordum cidden aramanı da, kıza bari açıklamaya yapsaydın. Merak ettim işte, o yüzden aradım falan diye…”

“Onu düşünecek durumda mıyım ben Kemal? Nefes almayı unuttum, en son başka münasip yerlerimde hissettim nefesimi.”

Kemal onun bu hâline gülmüş ve etrafı toplamaya devam etmişti, bayadır toplamamıştı ve eli değmişken birkaç işe girişmişti. O işlerini hallederken bir anda telefonundan Jülide’nin zil sesi geldi ve tüm işini bırakarak telefona koştu.

“Alo? Jülide?”

“Hah, Kemal... Ben seni mi aramışım? Annemi arayacaktım, elim çarpmış.”

“Anladım. Melike nasıl oldu, iyi mi?”

“İyi iyi. Geldik hastaneden, birazcık kestirmişiz ikimiz de. Melike az önce Murat’ın telefonuyla uyandı, ben de Melike’nin sesiyle uyandım. Sonra annem merak etmesin diye onu arayayım dedim ama seni aramışım.”

Jülide’nin bu uzun uzun anlatışlarına sessizce bir iç çekti, ne kadar özlemişti bu hâllerini. Konuşunca susmak bilmeyen Jülide’sini. Şimdi ise tamamen uzak düşmüşlerdi.

“Demek yanlışlıkla aramasan hiç aramayacaksın ha?”

Kemal normalde bu tür alınganlıklarda bulunmazdı ama söz konusu Jülide olunca Kemal, Kemal olmaktan çıkıyordu. Bambaşka biri oluyordu, kendini bile tanıyamıyordu bazen.

“Hayır Kemal, biliyorsun böyle olmadığını. Annemden sonra büyük bir ihtimalle arardım.”

Kemal bir gülümseme bıraktı, sanki Jülide görüyormuş gibi. “Biliyorum tabii ki, şaka yapıyordum.”

“Bu arada Murat, Melike’yi aramış bile.”

“Evet, yanımda aradı. Merak etmiş.”

“Yani... Merak etmesi doğal ama bana biraz garip geldi. Sence bir gariplik var mı Kemal?”

Kemal, o an içinden bin bir türlü şey geçirirken dudaklarını dişledi. Şimdi Murat’ın sırrını Jülide’ye söylerse Murat’a haksızlık yapmış olurdu. Biraz düşününce Jülide’nin bunu fark etmesi de garipti çünkü bu tür detayları fark eden biri değildi.

“Kemal? Orada mısın?”

“Ha? Buradayım. Bir an sesin gelmedi de, ne demiştin?” İyi toparladığını düşünüyordu.

“Bir şey demedim ya annemi arayım dedim. Daha sonradan ararım seni, hadi bay bay.”

“Bay bay.”

Jülide’nin dediğini değiştirmesi garibine gitmişti, ortada ne dönüyordu hiçbir fikri yoktu ama Murat’a söylese iyi olurdu. Mutfaktan çıkıp oturma odasına koşarak gitmişti. Onun bu aceleci tavrına Murat şaşırmış ve sorgular bakışlar atmıştı.

“N’oldu da böyle acelecisin?”

Kemal, söyleyeceklerini toparlamak için bir soluk almıştı. “Jülide az önce beni aradı ve dedi ki Murat, Melike’yi aramış ben de dedim evet. Sonra o da bu biraz garip değil mi dedi.” Kemal’in dedikleriyle Murat’ın bakışları değişmiş bir tık ürpermiş gibi bakıyordu. “Ee, sonra?” “İçimden Jülide’nin bunu garip bulması daha garip diye düşünürken Jülide’ye sesi gelmemiş gibi yaptım, o da bir şey demedi. Annemi aramam gerek, diye kapattı. Üstelemedi.”

Murat’ın kaşları çatılmıştı. “Ne demek bu yani?”

“Bilmiyorum dostum ama sana şunu söyleyeyim, Jülide bu durumu fark edecek birisi değil.” Bu sefer sarı saçlı genç yutkunmuş ve endişeli bakışlarını Kemal’e yönlendirmişti.

“O hâlde Melike mi fark etti?”

“Bilmiyorum... Olabilir.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

224okunma 83beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18