22. bölüm / 28
SONSUZ SONArkadan Çevrilen İşler
Bölümler 28Şu an: Arkadan Çevrilen İşler
- 1 DUYURU21 kelime
- 2 Kalbime Anlattığımsın198 kelime
- 3 Ne Zaman?211 kelime
- 4 Bir Başkası422 kelime
- 5 Tam Unuttum Derken...645 kelime
- 6 Yazıyorum, Artık Geçmiyor715 kelime
- 7 Yoruluyorum...2.169 kelime
- 8 Sana, Bana Rağmen...1.141 kelime
- 9 Derin Acılı İki Arkadaşız1.265 kelime
- 10 Çiçek211 kelime
- 11 Üşüyorum, Geçmiyor.1.273 kelime
- 12 Kötü Bir Cumartesi1.071 kelime
- 13 Sayısızca Dökülen Yaşlar1.187 kelime
- 14 M.2.223 kelime
- 15 Fark Ediş?1.946 kelime
- 16 Rüyaların Esiri1.996 kelime
- 17 Tarih Tekerrür Etmeyi Sever1.823 kelime
- 18 Tarifi Olmayan Acı2.055 kelime
- 19 Her Yerde Karşıma Çıkıyor.2.051 kelime
- 20 Bursa1.744 kelime
- 21 Mutlu Aile Tablosu1.761 kelime
- 22 Arkadan Çevrilen İşler1.284 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 Yarın Dönüyoruz, Hazır Değilim.1.865 kelime
- 24 Gitarını Kırmış...2.685 kelime
- 25 O da Senden Hoşlanıyormuş...1.880 kelime
- 26 Kullanılmış1.424 kelime
- 27 Umudum Var1.224 kelime
- 28 Sonsuz Son'um (Final)2.202 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kemal yazdığı defterini bir kenara bırakmıştı, Jülide’yi unutmaya çalışmasına rağmen yazmak... Ne kadar mantıklıydı? Bunu bilmiyordu ve bilmek de istemiyordu zaten. Şıp diye de unutamazdı ya. Yılların hatırı vardı, yılların izi vardı ve yılların aşkı vardı kalbinde... O günler ona nasıl Jülide’sini getirdiyse şimdi tek tek alıyorlardı ondan. Hepsini Cenk’e doğru taşıyorlardı ve Kemal’in bitkin düşmesine neden oluyordu bu. Ne vardı Jülide ondan hoşlansaydı?
Annesigilin yanına gitmek için ayağa kalktı ve koridora doğru yöneldi, içeriye girdiğinde tüm herkesin odağı Kemal olmuştu. “Sen kitap okumayacak mısın oğlum?” Kemal bu soruyla cidden bayağıdır kitap okumadığını yine hatırlamıştı. “Ben bayağıdır kitap okumuyorum baba... Yani neden, bilmiyorum. Bu durumdan rahatsızım ama düzeltemiyorum da. En yakın zamanda tekrar okumaya başlayacağım.” Taner Bey en sıcak gülümsemesini sunup, kitabında kaldığı yere ayraç koyup Kemal’e dönmüştü. “Oluyor öyle arada oğlum, rahat ol, geri okumaya başlarsın.”
Kemalgil Bursa’da her şeyden kaçıp kafa dinlemeye gitmişken Cenk, Ankara’da rahat durmuyordu. Kemal’in işlerine engel olacağını düşünüyordu ki engel olma ihtimali oldukça fazlaydı ve Cenk bu ihtimali göz önünde bulundurup riske atmamaya çalışacaktı. O yüzden bugün olabildiğince Jülide ile vakit geçirmişti. Onunla sevgili olmak gibi bir düşüncesi yoktu ama gerekirse onu da yapardı. Doğru bir zamanda Jülide’ye yakınlaşıp flört etmeye başlayacaktı. Zaten Jülide’de bunu isterdi çünkü Cenk’ten hoşlanıyordu.
Şimdi Jülide ile kitap kafeye gidiyorlardı. Hem tatlı yiyip hem de kitaplar hakkında konuşacaklardı. Hiçbir şekilde ilgisini çekmese de planları için gerekliydi. Jülide’nin gözünde tamamen onun istediği gibi bir adam olmalıydı. Kusursuz işlemeliydi planı... Böylelikle ileride de asla maddi bir zorluk yaşamayacaktı. Anne ve babasının onu mirastan reddetmesi, ona oldukça dokunuyordu ama onun için fark etmezdi. Bir yolunu çoktan bulmuştu.
“Daldın gittin Cenk, iyi misin?” Cenk ensesini kaşıyıp Jülide’ye bakmıştı. “Şu aralar ailemle biraz sıkıntı yaşıyorum da Jüjü, kendimde değilim.” Jülide’nin dudakları tek bir çizgi hâlini almış, gözlerini yere indirmişti. “Özel değilse anlatabilirsin?” Bu kızın bu kadar meraklı olmasından nefret ediyordu, susmak bilmiyordu. “Biraz özel konular, zaten öyle yani, kendi aramızda halledilebilecek türden. Çok da üstünde düşünmeye gerek yok.”
Jülide kocaman gülümseyip önüne bakmıştı, Cenk’in yavaş yavaş ona alıştığını düşünüyordu. Araları bayağı bayağı iyi olmaya gidiyordu hatta Melike’nin dediğine göre Cenk de Jülide’den hoşlanıyordu. Bu durum Jülide’yi deli gibi heyecanlandırıyor, yerinde duramamasına sebep oluyordu. Zaten şu an kitap kafeye gitmeleri de ayrı bir güzeldi. Cenk’in kitap okumasını da çok seviyordu. Aklına Kemal geliyordu. O da kitap okumayı seviyordu fakat Jülide onu en iyi arkadaşı olarak görüyordu. Kemal’in pek çok özelliği bir erkekte aradığı özelliklerdi ama Cenk’in özellikleri de öyleydi ve Cenk’ten hoşlanmıştı, bunu seçemezdi, öyle değil mi?
Sonunda kitap kafeye gelmişlerdi, burası Cenk’in evine yürüme mesafesi olduğundan dolayı yürüyerek gelmişlerdi. Jülide’nin sevdiği bir yürüyüş olmuştu çünkü Cenk’i daha yakın tanımasına neden olmuştu. Mesela birbirlerinin en sevdiği renklerden, yemeklerden, hobilerden falan bahsetmişlerdi. Güzel bir sohbet olmuştu Jülide için. Tabii Cenk için aynısı söylenemezdi ama idare etmeyi başarabilmişti. Jülide etrafı incelerken Cenk lavaboya gitmesi gerektiğini söyleyip yanından uzaklaşmıştı. Cenk her bulduğu fırsatta Jülide’den uzaklaşmaya çalışıyordu, ona asla tahammülü yoktu ama bir şekilde de halletmesi gerekiyordu işini. O yüzden böyle lavabo bahaneleri ile yanından uzaklaşıp biraz kafasını dağıtıyordu.
Aslında güzel kızdı Jülide ama oldukça sıkıcıydı ve Cenk sıkıcı kızlardan asla hoşlanmazdı, ona hareketli bir kız lazımdı. Tıpkı Dilan gibi… Aslında Dilan ile ayrılmayı o seçmemişti ama Dilan kendisi ayrılmıştı ve şimdi de Jülide ile takıldığı için garip davranıyordu. Cenk’in istediği de buydu. Bu tarzına psikopatlık mı denirdi yoksa başka bir şey mi bilmiyordu ama kendini asla değiştirmek gibi bir niyeti falan yoktu. Böyle hayat onun için çok güzeldi. Lavabodan çıkıp Jülide’nin yanına gitmişti.
Çok uzun bir süre konuşup anlaşmışlardı. Jülide’nin rahatladığını hissedebiliyordu Cenk. Rahatlaması iyiydi çünkü bu onu kendine yakın görmesine bir işaretti. Jülide onu yakın görürse daha çok bağlanır ve daha çok bağlanırsa tam istediği gibi olurdu. Bu düşünce Cenk’i çok heyecanlandırıyor, bedenini sarıp zevkten dört köşe olmasına neden oluyordu. Jülide için “Yazık ne kadar da masum.’’ diye geçiriyordu içinden. İstemsizce yüzünü bir sırıtma almıştı. “Bir şey mi oldu? Neden öyle gülümsedin?” Cenk girdiği transtan çıkıp başını sallamıştı. “Ha? Nasıl gülümsedim ki?” Jülide’nin de dudaklarını bir tebessüm esir almıştı. “Mutlu gibi, her şey yolundaymış gibi.” Cenk’in gülümsemesi büyüdü ve elini Jülide’nin eline atıp konuşmuştu. “Mutluyum ve her şey iyi olacak, ondan öyle güldüm.” Elini tutmasıyla Jülide’nin kızarması bir olmuştu, Cenk ona böyle yaptıkça Jülide ona kapılıp gidiyordu ve Cenk’in oldukça işine geliyordu.
Jülide, gözlerini Cenk’ten alıp dışarıya doğru bakmıştı ve havanın oldukça karardığını görmüştü. “Saat kaç? Hava bayağı kararmış. En son aydınlıktı.” Cenk saate bakıp kaşlarını çatmıştı, cidden ne kadar hızlı geçmişti öyle? “Saat 21.30 olmuş, nasıl da geçti öyle.” Jülide sandalyesinden kalkıp çantasını almıştı. “E artık bence gidelim, hem benim Melike ile işim var. Ona geç kalmayayım.” Kafeden çıkmışlar, Cenk’in evine doğru yürüyorlardı. Jülide arabasını oraya park ettiği için yine birlikte yürüyerek gidiyorlardı.
Cenk’in evinin oraya geldiklerinde Jülide arabasına binip kendi evine sürmeye başlamıştı, Cenk ise evine geçmişti. Jülide evine varır varmaz Melike’yi aramış ve evine gelmesini söylemişti. Şimdi Melike’nin gelmesini bekliyordu ve evin içinde 4. turunu atmıştı. O kadar heyecanlıydı ki yerinde duramıyordu. Cenk ile harika bir gün geçirmişlerdi ayrıca ikisi de saatin farkına bile varmamışlardı. “O da benden hoşlanıyor olabilir mi?” Kendi sorduğu soruya iyice heyecanlanıp yerinde sıçramıştı. “Elimi de tuttu! Hadi Melike nerede kaldın?” Her geçen saniye daha da mutlu olurken zilin sesiyle uçarak kapının oraya gitmişti.
Arkadaşının kapısını açmış ve zıplaya zıplaya onu kolundan tutup içeriye çekmişti. “Melike! Melike! Çok güzel şeyler oldu.” Sondaki u harfini de uzatmıştı, Melike onun bu hâllerine gülerek koltuğa geçmişti. “Anlat bakalım, neler oldu?” Jülide koltuğa oturacakken bir şey hatırlar gibi yerinden fırlamıştı. “Dur çikolata getireyim de yiyelim, öyle daha güzel olur.” Koşarak mutfağa gidip bir avuç dolusu çikolata ile geri gelmişti. Hemen Melike’nin çaprazındaki koltuğa yerleşerek anlatmaya koyulmuştu.
“Biz önce Cenk’in evine gittik, bir kahve falan içtik. Sonra bana yakınlarda bir kitap kafenin olduğunu söyledi. Durur muyum, hemen kabul ettim.”
“Vay sen şu Cenk Efendi’ye bak hele.” Jülide kıkırdayıp kaldığı yerden devam etti.
“İşte yolda giderken birçok şey konuştuk: ne severiz ne sevmeyiz, hobiler fobiler derken bayağı bir yakınlaştık. Sonra kafeye gidince sohbet daha derinden açıldı. Kitaplardan konuştuk, kitaplara baktık falan derken Cenk böyle gülmeye başladı. Ben de sebebini sordum. SONRA ELİMİ TUTTU VE MUTLU OLDUĞUNU SÖYLEDİ.”
Jülide’nin söylediklerine özellikle sonuncusuna şaşırıp kalmıştı Melike. “E o zaman o da senden hoşlanıyor?” Jülide’nin dudaklarındaki gülümseme büyümüş, yanaklarının rengi pembe tonlarına bürünmüştü. “Bilmiyorum ama öyle gibi gözüküyor ve ben çok mutluyum.” Melike, arkadaşının elini tutmuş ve sıcacık gülümsemişti. Arkadaşı en iyisini hak ediyordu. “Hazırlan, bende de bir şeyler oldu. “Ne oldu? Cemil ile ilgili mi?” Melike başını sallamış ve Jülide daha çok merak etmeden anlatmıştı. “Cemil beni aradı ve buraya geleceğini söyledi, babasının buyruğu altında çalışmaktan bıkmış.”
Jülide kaşlarını kaldırmış, konuşmaya iyice odaklanmıştı. “Temelli Ankara’ya dönecekmiş ve geldiğinde bazı şeyler yolunda giderse bir sürprizi olacakmış. Herkese sürpriz olacakmış yapacağı şey ama bana daha çok olacakmış, öyle dedi.” “Ne yapacak acaba?” Melike bilmediğine dair dudağını büküp bacaklarını kendine çekmişti.
İki arkadaş hem Cenk’ten hem de Cemil’den oldukça fazla bahsetmişlerdi, oldukça uzun düşünmüşler. Onların da hoşlanabilecekleri düşüncesiyle gülüp mutlu olmuşlardı. Saat geç olunca da yatıp uyumuşlardı.
Onlar yatıp uyurken Cenk planlarına devam ediyordu, kusursuz olabilmesi için elinden geleni yapıyordu hatta kendince bir olay döngüsü kurmuştu bile. Tahminlerince Kemal, Bursa’da 1 hafta veya 1,5 hafta kalacaktı. Bu süreçte Jülide ile daha da çok zaman geçirecek ve olabildiğince samimi olacaktı. Bu samimilikten hoşlanmayan Dilan, mutlaka belirli sebepler bulup Jülide’ye saldıracaktı. Bundan emin konuşuyordu çünkü Dilan’ı tanıyordu, kesinlikle bunu yapacak bir kızdı. Kemal ve Dilan’ın konuştuğunu da biliyordu ama Kemal’in Dilan’a fazla pas vermediğini de biliyordu. Cenk’in her yerde kuşları vardı.
Jülide’nin güvenini iyice kazandıktan sonra, ondan, başta minik paralar olacak şekilde borç alacak zamanla bu miktarlar büyüyecek ve Jülide’yi zor durumlara sokacaktı, bu konuda bir kez olsun içi yanmıyor veya acımıyordu. Hoşuna gidiyordu, Jülide’nin onun ayaklarına kapanacak olması onu şimdiden tatmin ediyordu. Kimse onu durduramazdı. Kimse.
Bölüm etkileşimi
