Bölümler 12Şu an: 6. Bölüm Sırça Kırıkları
- 1 1. Bölüm Sahte Işıklar Altında337 kelime
- 2 2. Bölüm Benim Gölgemde240 kelime
- 3 3. Bölüm Yeni Hayat984 kelime
- 4 4. Bölüm İtalya'dan Gelen719 kelime
- 5 5. Bölüm Tetiğe Bas1.068 kelime
- 6 6. Bölüm Sırça Kırıkları1.045 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7. Bölüm Hedef: Alina968 kelime
- 8 8. Bölüm Kıyamet Geri Dönüyor1.115 kelime
- 9 9. Bölüm Gerçeklere Yabancı916 kelime
- 10 10. Bölüm Kriz1.905 kelime
- 11 11. Bölüm Lanet Mevzu1.159 kelime
- 12 12. Bölüm Kolye1.671 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İlk sabah uyandığımda ilk hissettiğim şey pişmanlıktı. Cidden. Normalde aklımın sadece makyajımı yapıp sete erkenden gitmek ve replik ezberlemekti. Ama geri dönüşüm olmadığını biliyordum. "Hayatım rayından çıktı." diye mırıldandım. Sinem saçını toplarken bana baktı. "Daha başlamadın bile." "Bu cümle şu an en son duymak istediğim cümleydi." Demir kapının önünde bekliyordu. "Ben hâlâ bu simülasyon olayının bize travma yaşatacağını düşünüyorum." diye mızmızlandı. Son bir kaç dakikadır aynı şeyleri söyleyip duruyordu. "Demir," nefes verip ona baktım. "Sus!" Demir susmuştu. Bu arada evet, bugün abim bize gerçekçi bir simülasyon operasyonu yapacağımızı söylemişti. Aşağı indiğimizde eğitim alanı çoktan hazırlanmıştı. Liva "Bugün kim bayılacak dersiniz? Bence Alina." dedi alay edercesine. Gözlerimi direkt olarak Liva'ya diktim. "Eğer böyle konuşmaya devam edersen kimin bayıldığını görürsün." Allah aşkına, bu kız bana taktı mı?! İlk gördüğünden beri haz etmemiştim zaten. "Toplanın." Soner'in sesiyle bütün yüzler ona döndü. Ekranda büyük bir bina planı açıldı. "Bu bir kurtarma simülasyonu," dedi. "İçeride biri varmış gibi davranacaksınız." Soner grupları ayırmaya başladı. "Deniz ve Mira merkez destek." Mira hemen bilgisayar kısmına geçti. Deniz sandalyesini ayağıyla ona doğru itti. Mira Deniz'in bilgisayarına baktıktan sonra "Şifren kötüymüş." dedi ve sandalyeye oturdu. Deniz bir kaç saniye durduktan sonra "Şu an albim kırıldı." dedi. Soner tekrar bize döndü. "Yaman, Balım." İkisi aynı anda "Tamam." dedi. "Kerem, Liva." Liva başını salladı. Sonra "Alina, Demir." dedi. En son "Korel, Cenk." dedi. Simülasyon başladığında kulaklıkta ki sesler birbirine karışıyordu. "Mira bağlantı tamam mı?" diye sordu Soner. "Tamam." Sonra "Deniz kamera aç." dedi. "Açıldı." Yaman'ın sesi geldi. "Ben niye önden gidiyorum abi?" dedi. Balım ofladı. Binaya girmiştik. Silah elimde ağırlaşmıştı. Demir yanımdaydı. Diğerleri de çok uzağımızda değildi. Tam merdivenlere yönelirken bir ses duydum. Cam kırılma sesi. Bir anlığına dünya durdu. Kırık cam, kurşun, karanlık ve ben... Nefesim kesildi. "Alina iyi misin?" Bu ses yanımdaki Demir'den geliyordu ama sanki uzakta gibiydi. Bir adım geri attım. Bu sefer Korel arkamdan seslendi. "Alina?" Kulaklıktan Mira'nın sesi geldi. "Alina? Sesin gelmiyor." Cam sesi hâlâ kulaklarımdaydı. Gerçek olmadığını biliyordum. Ama bu ses beni başka bir yere götürüyordu. Bir anda nefesim daraldı. Göğsüm sıkışıyordu. Parmaklarım silahın arasında gevşerken Korel'in sesini duydum. "Alina sorun ne?" diye sormuştu. Bu sefer sesi daha yakından geliyordu ama ben tamamen başka bir yerdeydim. Karanlık bir oda. Kırık cam parçaları. Çatışma sesi. Silah ve... Karnıma isabet eden bir kurşun... "Alina!" Sesi duyduğum an irkildim. Kendime geldiğimde dizimin üstüne çöktüğümü yeni fark ediyordum. Korel omuzlarımdan tutarak beni kendime getirmek için hafifçe sarsıyordu. Nefes nefeseydim. Başım dönüyordu. "Alina bana bak." Bakmadım. Bakışlarım hâlâ sesi duyduğum yerde kalmıştı. Ellerim titriyordu. Nefesim... Kontrol edemiyorum. "Buradan çıkmam lazım..." dedim zar zor. Korel hiç vakit kaybetmeden "Kule, ekip dışarı çıkıyor." dedi kulaklığa. "Ne?" dedi Soner. "Alina iyi değil. Galiba nefes almakta zorlanıyor. Dışarı çıkması lazım." dedi. Soner "Çıkın." dedi. Korel'in yardımıyla ayağa kalktım. Binadan çıktığımız an duvara yaslandım. Nefes almaya çalışıyordum. Hiç durmadan bunu yapıyordum. "Yavaş." dedi Korel. Tam beni sakinleştirmek için dokunacaktı ki "Dokunma bana!" diye bağırdım. Korel hemen elini çekti ama yanımdan ayrılmadı. Bir dakika sonra diğerleride dışarı çıkmıştı. Demir beni görünce direkt yanıma geldi. "O günü mü hatırladın?" diye sordu. "Boş ver." dedim geçiştirir gibi. Zaten her şey karmakarışıktı. Ben de onlara, en azından arkadaşlarıma yük olmak istemiyordum. Demir "Alina!" dedi uyarır bir tonda. "İyiyim ben." Yalan. Berbat durumdaydım. Mira da arkadan gelmişti. Mira biraz bana baktıktan sonra ne olduğunu anlamıştı. O benim kız kardeşim gibiydi. Anlamaması mümkün değildi. Çünkü biz birbirimizi tanıyorduk. Sonra abimi gördüm. Soner'i. Yüzü taş gibi olmuştu. Ortam sessizleşti. Soner "Devam edin." dedi ekibe. Kimse itiraz etmedi. Zaten kimsenin de itiraz edecek hâli yoktu. Herkes gitmişti. Korel hariç. Bir iki metre ötemizde duruyordu. Soner bana yaklaştı. "Ne hatırladın?" Kafamı kaldırdım. "Bir şey hatırladığım falan yok." dedim geçiştirerek. Yine. Kaşlarını çattı. "Alin-" "Hatırlamıyorum dedim!" Sesim sert çıkmıştı. Ona karşı ilk defa böyle bir tepki verdiğim için donup kalmıştı. Sonra uzun süre bana baktı. O bakışı iyi biliyordum. Bir şey söylemek isteyip de söyleyemiyordu. Bu onda en nefret ettiğim özelliğiydi. "Dinlenmen lazım," diyebilmişti. "Seni eve bırakayım." Hareket etmediğini görünce kaşlarını kaldırdı. "Niye öyle dikiliyorsun?" dedi. "Geleceğimi söylemedim, abi. Yeter artık. Daha demin de o bakışı yaptın. Bir şey söylemek istiyorsun ama söylemiyorsun!" İsyan edercesine bağırıyordum. Soner iç çekti. Bakışlarını yere indirdi. "Şu an doğru zaman değil, doğru zamanı bekliyorum Alina." Fazla uzatmadım. Çünkü biliyordum ki o doğru zaman hiç bir zaman gelmeyecekti. Abimi arkamda bırakıp gittim. Arkamdan seslenen oldu mu bilmiyorum ama umursamadım da. Koridorlardan geçerken nefesim biraz olsun düzelmişti. Ama cam kırıklarının sesi bir türlü kulağımdan gitmiyordu. Terasta olduğumu şimdi fark ediyordum. Hava soğuktu. İyi gelmişti. Demirlere yaslanıp gözlerimi kapattım. "Kaçmak istiyorsan daha uzağa kaçabilirsin." Gözlerimi açmadan ofladım. Korel'di. "Kaçmak isteseydim çoktan kaçmış olurdum, Nemrut Surat." diye tersledim. Gözlerimi açtığımda yanıma geldiğini gördüm. Benim gibi demirlere yaslanıyordu. Bir süre öylece gökyüzüne baktık. Hava kararıyordu. "Sırça sesi neyi tetikledi?" diye sordu. "Sırça?" "Sırça cam demek." diye açıkladı. Demirlere yaslanmayı bırakıp tamamen ona döndüm. "Psikolog musun Nemrut Surat?"
"Hayır, Sırça Prenses."
"Travmam olan şeyle bana lakap mı takıyorsun?"
"Travmanı tetikledi yani Sırça Prenses?"
"Of, her şeyi bu kadar hızlı anlamak zorunda mısın Nemrut Surat?!"
"Sen ağzından kaçırdın, Sırça Prenses."
"Hadi sırçayı anladımda prenses ne alaka?" Bir an duraksadı. Sonra dudakları kenara kıvrıldı. "Abin seni sırf bu hayattan uzaklaştırmak için prensesler gibi yetiştirmedi mi?" diye sordu. Bu soru, cevabından emin olduğu bir soruydu. Bu yüzden cevap vermemi beklemeden önüne döndü. Biraz sessizlik oldu. Bende tekrar demirlere yaslanırken bir anda "İlk deneme operasyonunu batırdım resmen." döküldü dudaklarımdan. Bunu neden onun yanında dediğimi bende bilmiyordum. Korel bana bakmadan konuşuyordu. "Batırmadın, kriz geçirdin Sırça Prenses." dedi. Bana Sırça Prenses demesi nedense garibime gidiyordu. Kaşlarımı çattım. "Nemrut Surat!" dedim. Başka lakap mı bulamamıştı? Çocuk muyum ben prenses diyordu bana? "Sırça Prenses!" dedi. Bunu söylerken bana dönmüştü. O sırada kapı sesi duyuldu. Bizi görünce şaşırdı. "Siz ne alaka lan?" Vallaha bende bilmiyorum Demir. Alay edercesine "Birileri psikolog olmaya karar vermişte," konuşurken Demir'e döndüm. "Ondan yani. Benim ne işim olur bu Nemrut'la." Demir şakacı bir tavırla anlıyorum dercesine başını salladı. Gülmeden edemedim. Korel ise güler gibi olmuştu ama sonra hemen gitmişti. Korel "Ben sizi yalnız bırakayım." dedi ve içeri girdi. Demir yanıma geldi. "Bu arada..." dedi.
"Ne?"
"Işıl bugün bana yumruk attı."
"Ne yaptın?"
"Hiç bir şey!"
Dediklerine inanmadığımı belli etmek için Demir'e tip tip baktım. "Tamam biraz konuştum."
"Demir."
"Ne? Çok sessizdi."
Gülümsedim. Demir "Başardım mı?" dedi gülerek. Beni gülümsemeye çalışmıştı. Amacına ulaşmıştı da. "Evet," dedim. "Başardın."
Bölüm etkileşimi
