Sırçadan Taç kitap kapağı

12. bölüm / 12

12. Bölüm Kolye

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 12. Bölüm Kolye

Hayatım son bir kaç gün içinde rayından çıkmıştı. Ve ben bunun hızına yetişemiyordum. Belki de çoktan rayından çıkmıştı fakat ben trenin içinde, camdan uzak bir yerde olduğum için önümdekileri görememiştim. "Alina Sorvel!" Adımın seslenmesiyle irkildim. Bana seslenen kişiye baktığımda bu kişinin yönetmen Nihat Bey olduğunu gördüm. "Efendim?"
"Son birkaç gündür çok ruhsuz oynuyorsun. Sanki buraya dinlenmek için geliyormuşsun gibi. Tanem neşeli ve enerjik bir karakter. Beni anlıyor musun?"
Benim yaşadıklarımı sen yaşasaydın yinede bunları söyler miydin yönetmen?! Elimle alnımı ovuştururken "Şu sıralar basım çok sık ağrıyor." dedim. Elbette ki yalandı. Başımın ağrıdığı falan yoktu. Sadece son yaşadıklarım beni çok etkilemişti. Ortada benden saklanan büyük bir gerçek varken benden hiçbir şey olmamış gibi davranmamı bekleyemezlerdi. Nihat Bey diğerlerine döndü. "Bugünlük bu kadar arkadaşlar. Yarın daha iyi bir performans bekliyorum!" Özellikle son cümleyi söylerken bana bakmıştı. Çok vakit kaybetmeden hemen beni kapının önünde bekleyen abimin arabasına bindim.
Yolculuk boyunca ikimizde konuşmadık. Arabada bir süre sessizlik hüküm sürdükten sonra abim bir yerden konuyu başlatmaya karar vermişti. "Nasıl gidiyor dizi çekimleri?"
"İyi."
"Sette bir sıkıntı yok, değil mi?"
"Yok."
Abim bir anda arabayı kenara çekip bana döndü. "Ne oldu?" Abim sıkıntıyla iç çekti. "Alina, her şeyi anlarım ama çocuk gibi trip atman normal mi sence?" Kafamı cama yasladım. Ona bakmaya bile tenezzül etmedim. "Trip atmıyorum."
"Ne yapıyorsun peki?"
"Bir şey yaptığım yok. Ama sana karşı eskisi kadar yakın hissedemiyorum."
Sustu. Biraz bekledi. Sonra arabayı çalıştırdı ve sürmeye devam etti. Tesise geldiğimizde hiç vakit kaybetmeden arabadan indim. O da indi. Birlikte tesise girdik. Asansöre bindiğimizde ikimizde birbirimiz dışında her yere bakıyorduk. Eğitim salonuna geçtiğimizde bütün ekip oradaydı. Korel'e baktım. Herkesten biraz daha uzaktı. Kendisini herkesten ve her şeyden soyutluyordu. Sadece ekip başkanlarıyla muhattap oluyordu. He, bir de gözlemlediğim kadarıyla Cenk ile arkadaş gibilerdi. Fakat karakterleri uyuşmuyordu ve az konuşuyorlardı. Yinede Cenk onu biraz olsun konuşturmaya çalışıyordu. Mira'nın yanına geçtiğimde. Demir abime döndü. "Heh şimdi sorabilirim. Soner abi, biz gerçekten ajan mı olduk? Nasıl olduk? Bu işleri ne ara hallettiniz? Bir de diğerleri kıdemli ajan olmalarına rağmen neden bizimle eğitim odasında çalışıyorlar?" Kenan eliyle burun kemerini ovuşturarak "Yaman birdi, Demir'le beraber iki oldu." dediğinde ikiside yan gözle Kenan'a öldürecekmiş gibi bir bakış attılar. Diğerleri bu duruma güldüğünde, gülmeyen iki kişi vardı. Biri Işıl'dı. Diğeri de Korel. Bu ikili nadiren gülerdi. Bu yüzden bu durumu normal karşıladım. Abim Sinem'in yanında durdu. "İlk olarak şunu söylemek istiyorum, siz tam olarak bir ajan olmadınız. Bunun için zorlu egitimlerden geçmeniz gerekiyor. Mesela şu an silah kullanma yetkiniz yok. Fakat benim sayemde size birkaç yetki verdiler. Yakında gerçekten bir ajan olabilirsiniz."
Demir göz devirdi. "Bu kadar kolay olmasından anlamalıydım!" Abim devam etti. "Bir de diğer ajanlar pratik olarak sizinle birlikte çalışıyorlar. Yani onlar zaten bu yaptıklarınızı yapabiliyor. Bir kere ajan oldun diye hiç çalışmamak gibi bir şey söz konusu bile olamaz."
Bu sefer Mira atıldı. "Peki bugün ne yapıyoruz?" Abim ellerini göğsünde birleştirdi. "Bugün bir görev yapacaksınız. Hepiniz gruplar halinde çalışacaksınız." Liva kaşlarını çattı ve parmakla üçümüzü gösterdi. "Bunlarla gerçek bir göreve çıkacağımızı söyleme bana Soner!" Üçümüz de ters ters ona baktık. "Acaba seni dövsem ceza alır mıyım?"
"Dövsene."
"Zevkle."
Tam ona doğru bir adım atmıştım ki Korel araya girdi ve beni tuttu. "Şu saçma haraketlerinizden vazgeçin artık." Bakışlarım ilk onun yüzünde oyalandı. Fazla ciddiydi ve duygudan çok uzaktı. Sonra kolumu tutan eline baktım. "Bırak." Korel başını sallayıp geri çekildi. Her hareketinde çok mesafeliydi. Daha düne kadar bana yabancılaşmak istemediğini söyleyen o değilmiş gibi bir de. Sinem ellerini beline yerleştirdi. "Gerçek bir göreve çıkmayacaksınız. Simülasyon olacak. İçeride maketten bir insan olacak ve siz onu kurtarmaya çalışacaksınız."
Herkes başını salladığında Sinem başıyla kapıyı işaret etti. "Hadi sizi oraya götürelim."
❖ · ── ✦ ── · ❖
Küçük bir binanın önünde durduğumuzda abim grupları açıklamaya başladı. "Liva ve Deniz. Kerem ve Kenan. Yaman ve Demir. Mira ve Balım. Alina, Cenk ve Korel."
Harika! Korel Varkas ile aynı gruptaydım. Çok şanslıyım gerçekten. Sinem, ben daha ne olduğunu bile anlamadan başlama komutunu verince herkes haraketlenmişti. Sonradan kendime gelip binaya girdim. Cenk ve Korel önden gidiyordu, ben arkadan gidiyordum. Bir anda tavandan bir tahta düştüğünde hızla kenara çekildik. "Şey pardon, yanlışlıkla oldu." Yaman'ın sesiydi. Tavanda oluşan boşluğa baktığımızda Yaman ve Demir'i gördük. Cenk yukarıya parmağını sallayarak "Hanginiz düşürdü oğlum bunu?! Nasıl becerdiniz amına koyayım?!" diye bağırdı. Demir sırıttı. "Vallaha Yaman yaptı! Benim olaylarla hiçbir alakam yok. Ayağını bastı buraya, tak diye düştü yani." Yaman omzunu silkti. "Ev eski zaten. Evin bir tahtası eksikse ben ne yapayım?" Herkes Yaman'ın yaptığı espriye gülmek yerine dik dik bakınca "Şakadan hiç anlamıyorsunuz." deyip gitti. Demir'de arkasından koşarken "Lan Yaman beklesene beni, GERİ ZEKÂLI!" diye bağırdığını duydum. Bu sefer önden giden ben oldum. "Hadi gidelim. Çok yavaşsınız." Korel ne yapacağım ben bu ekiple der gibi bir bakış attıktan sonra yürümeye başlamıştı. Cenk'te onun hizasında yürüyordu. Biz böyle yürürken bir anda onlara döndüm. Bu sefer arkama doğru yürüyordum. "Biz niye elimizi kolumuzu sallaya sallaya girebiliyoruz buraya? Ajan değil miyiz oğlum biz? Biraz gizlilik yani." Cenk güldü. "Sadece burada mahsur kalmış bir maketi kurtaracağız. Niye gizlenelim?" Omuz silktim. "Dizilerde hep böyle oluyor."
"Mesleğine çok kaptırma o zaman kendini."
"Mesleğime de bulaşmasanız olmaz zaten. Liva'da ilk geldiğimd-"
Bir anda ayağım boşluğa geldi. Arkam dönük olduğu için bastığım yeri göremiyordum, lanet olsun! "Alina!" Ben tam düşecekken Korel beni kolumdan tuttu. Aşağı baktığımda buranın bilerek konulmuş bir tuzak olduğunu anladım. Ben abimlerin hazırladığı tuzağa düşmüştüm. Fakat hiç mi can güvenliği olmaz burada kardeşim ya! Ölüyordum resmen! Az sonra Cenk'te diğer kolumdan tuttu ve beni çekmeye başladılar. Ayaklarım nihayet yere değdiğinde rahat bir nefes aldım. O sırada Korel'in cebinden bir şey düştü. Kolye gibiydi. Tam eğilip alacakken Korel hızla onu alıp cebine sıkıştırdı. "Hadi gidelim. Ama bu sefer bastığınız yere dikkat edin."
❖ · ── ✦ ── · ❖
Binadan çıktığımızda Demir ile Yaman'ın yanındaki mankeni gördüm. İlk onlar bulmuştu ve biz baya oyalandığımız için geç kalmıştık. Sinem hepimizi karşısına aldı. "Evet ekip, yorucu bir öğlendi. Sizin için hazırladığımız tuzaklardan yaralanmadan çıktığınıza çok sevindim." Sinem son cümlesini söylerken sırıttı. Biz ise buna delirmiş gibi bakıyorduk. Kendi ekibini yaralamaktan zevk alıyor, manyak. Abim saatine baktı. "Hadi, tesise gidip öğle yemeği yiyelim." Yaman yanındaki mankeni aniden itip hızla en önden yürümeye başladığında Balım arkasından bağırdı. "Lan hem kurtardın, kurtardığın gibi de öldürdün resmen. Deli!" Yaman arkasını dönüp Balım'a göz kırptı. "Evet, sana deliyim sevgilim." Sonra bir anda yeni farketmiş gibi eliyle ağzını kapatıp "Balım'a ekibin içinde sevgilim demek ne kadar güzel bir hismiş lan!" dediğinde herkes güldü. Ekiple beraber yolda giderken Yaman Duman grubunun Bal şarkısını mırıldandıyordu. "Söyle ner'desin bal... Artık ben'lesin bal..." Balım imayı anlamış gibi kızardı ve Yaman'ın elini tuttu. O sırada Demir'e baktım. Işıl'dan dayak yiyordu. Yine ne zırvalamıştı acaba? Sonra Korel'e baktım. Elleri cebinde, başı önüne düşmüş bir şekilde yürüyordu. Bir şey düşünüyordu ama ne? Tam o anda aniden bana baktı. Sanki benim onu izlediğimi anlamış gibiydi. Bir süre baktı bana. Bir şeyleri anlamak ister gibiydi. Tabii ki benimde ondan öğreneceğim bir sır vardı. Bunu biliyordum fakat buna abim engel olmuştu. Ancak ben kafama koymuştum bir kere, öğrenecektim.
Tesise geldiğimizde hepimiz yemekhanenin yolunu tuttuk. Yemekte ne olduğuna baktım. Çorbaydı. Yayla çorbası. Annemin en sevdiğiydi. O gidince bende o çorbayı bir daha içmemiştim. İçememişim. Onsuz boğazımdan geçmemişti. Herkesten uzak bir masaya oturdum. Çorbayı almamıştım. Yanıma Korel oturmuştu. "Çorba içmeyecek misin?" Elinde iki kase yayla çorbası vardı. Birini benim önüme, diğerini kendi önüne koymuştu. Bir anda benimle konuşması beklemediğim bir şeydi. "Neden bana da çorba aldın ki?" Omuz silkti. "Aç kalmanı istemedim." Hâlâ mesafeli gibiydi. "Neden mesafelisin o zaman?" Çorbasından bir kaşık aldı. "Bunu sana söylemeli miyim?" Gözlerimi devirdim. "Bende oturmuş soylemeni bekliyorum. Bende kabahat." Önüme döndüm. Çorbaya dokunmadım. Sadece uzun uzun baktım. "Abinin bana dedikleri..." Korel'in konuşmasıyla ona döndüm. "Onunla ilgili. Sana söylediklerimi hatırlıyor musun?" Başımı salladım. "O düşüncelerim hâlâ geçerli. Sana yabancı kalmak istemiyorum fakat abinin yanında sana mesafeli davranmak zorundaydım. Bir de..." Gözlerini kıstı. "Bu durum niye seni düşündürdü ki?" Gerçekten neden onu düşünüyordum ki? Neden düşüncelerimin tamamını Korel ile doldurmuştum? Bunu ne ara yapmaya başlamıştım? "Bilmiyorum. Genel olarak hep beni düşünmeye zorlayan birisin." Anlayışla başını salladığında kendi önüne döndü. Bende önümdeki çorbaya baktım. Ona asla dokunmayacaktım. Yesem bile boğazımdan geçeceğini düşünmüyordum. Annem yayla çorbasını çok güzel yapardı. Onun elinden çıkan her şey çok güzeldi. Ben daha yedi yaşındayken dünyaya gözlerini yummuştu. Fakat ben ne zaman öldüğünü hatırlamıyordum. İnsan hiç hasret kaldığı insanın, annesinin öldüğü anı hatırlamaz mıydı? Ben niye hatırlamıyordum o zaman? Çok mu kötü bir evladım ben? Annemin öldüğü anı bile hatırlamıyordum. "Alina..." Korel'e baktım. "Neden ağlıyorsun? Kötü bir şey mi yaptım?" Korel bunu demeseydi ağladığımı bile farketmeyecektim. Göz yaşlarımı hızla sildim. "Hayır sadece..." Bir an bakışlarım çorbaya kaydı. "Yok bir şey." Hızla ayağa kalktım ve tuvalete doğru koşmaya başladım. Tuvalete girip dış kapıyı kilitledikten sonra kapıya yaslandım. Göz yaşlarım hızla akmaya başlamıştı. Elimle siliyordum fakat durmuyorlardı. Sonra kendimi tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. O her aklıma geldiği an kötü oluyordum.
"Alina, benim." Abimin sesiydi. Kesin beni çıkarken görmüştü. "Gelme. Yalnız kalmaya ihtiyacım var." Onunda kapıya yaşlandığını hissettim. "O aklına geldi değil mi?" Burnumu çektim. "Nasıl gelmesin abi? Baktığım her yerde onu görüyorum. İçim yanıyor." Ellerimi yumruk yapıp yere çöktüm. "Ama en kötüsüde ne biliyor musun abi? Öldüğü anı hatırlamıyorum. Öldüğü tarihi çok iyi biliyorum ama o anı hatırlamıyorum abi! Son kez bana olan bakışlarını hatırlamıyorum! Çok zorladım kendimi ama olmuyor!" Yumruğumu yere geçirdim. "Delirmek üzereyim! Bu yüzden bekleme. Diğerlerinin yanına git. Hastaymış falan de."
"Tamam. İyi olursan gelirsin."
Ortalık tamamen sessizleştiğinde gittiğini anlamıştım. Kafamı kapıya yasladım. Göz kapaklarım ağır ağır kapanıyordu...
❖ · ── ✦ ── · ❖
Gözlerimi açtığımda yerden kalktım. Burada mı uyumuştum? Hemen kapının kilidini açtım. Kapıyı açmakla beraber karşımda Korel'i görmem bir oldu. "Ağlayınca mavi gözlerin okyanus gibi oluyor. Aynı okyanus kadar derin..." Bunu neden söylediğini anlamamıştım. "Biraz garip hissettirdi." Baştan aşağı onu süzdükten sonra "Sen niye buradasın? Beni mi bekledin?" diye sordum. Korel başını salladı. Peki neden? Elini cebine atıp bana bugün yere düşen o kolyeyi verdi. "Sırça..." Öksürdü. "Yani, kolyenin ucunda camdan bir taç var. Bunu sana hediye etmeyi düşündüm." Kolyeyi elime aldım. Gerçekten camdan bir taç şekli yapılmıştı. Bu bana bir şeyi anımsatıyordu fakat anlam çıkaramamıştım. Korel arkasını dönüp uzaklaşmaya başladığında arkasından uzun uzun baktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 0beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…